Broşürler hangi amaçla hazırlanmaktadır?

Sizce broşürler hangi amaçla hazırlanmaktadır?

 

Broşür renkli ve az sayfalı olarak hazırlanan bir kitapçıktır. Küçük ve az sayfalı oldukları için özet ve önemli ayrıca dikkat çekici bilgiler içerirler. Tanıtım amacı taşır. Çoğunlukla reklam, şirket, kurum tanıtımlarında ya da turistik rehberlikler için ziyaret alanlarında ve danışman kişilerde bulunur. Bilgi vermek ve tanıtım yapmak amacıyla hastane, okul ya da devlet kurumlarında da bulunabilmektedir.

 

Broşür hazırlayan ve dağıtımını yapan firma çalışmasını yaptığı alandaki çalışmaları ya da ürünleri hakkında kesin ve öz bilgiler vererek insanların dikkatini çekmek istemektedir. Bu yolla hem insanlar çalışmalar ya da ürün hakkında bilgi edinir hem de firmalar yeniliklerini ya da hizmetlerini duyurmuş olurlar. Broşür hazırlarken dikkat çekmek ve amaca ulaşmak için yapılması gereken aşamalar vardır. Bunlardan en önemlisi tasarım aşamasıdır. Kötü hazırlanmış ve dikkat çekmeyen bir broşür kötü ve dikkat çekmeyen bir reklam demektir. İnsanlar üzerinde olumlunun aksine kötü, olumsuz bir etki bırakacaktır. Bunun sonucunda bu kötü etkiyi düzeltmek daha da zor olacaktır. Ancak bunun aksine iyi hazırlanmış bir broşür iyi bir reklam demektir. Ve ticari getirisi de iyi olacaktır. Bu nedenle broşür hazırlamanın ilk ve önemli olan tasarım adımı büyük önem taşımaktadır. Broşür hazırlarken önemli olan diğer aşamalar ise; metin ve görsel bütünlük, broşür boyutu, görsel ve kâğıt seçimi gibi aşamalardır. Broşürler uzun zamanlı reklamlar için çok kullanışlı bir seçenektir.

Bilgilenmek için hangi medya araçlarını kullanıyorsunuz?

Siz, bilgilenmek için hangi medya araçlarını kullanıyorsunuz?

 

Bilgiye ulaşmamıza aracı olan kaynaklara bilgi kaynakları denir.  Günlük yaşamımızda bilgiye ulaşmak için çeşitli kaynaklar kullanırız. Medya da bir bilgi kaynağıdır. İletişimi sağlamak için çeşitli araç ve gereçlerin kullanılması ile yapılan bütün çalışmalar medyanın bir ürünü olarak ele alınmaktadır.  Bilgilenmek için kullandığımız bu kaynaklar; bilgisayar, gazete, dergi, televizyon, radyo, tablettir.

 

Medya; televizyon, radyo,  gazete, dergi, internet, bilgisayar, telefon, tablet, kitap, afiş gibi görsel ve yazılı kitle iletişim araçlarının tümünü ifade eden bir kavramdır. Göz önünde olan ve herkesin bildiği şeyler anlamına gelmektedir. Medyanın bir sektör olarak da kendine has bir varlık teşkil ettiğini belirtmek gereklidir. Ulusal ve yerel olarak medya merkezleri bulunmaktadır. Bunlara işitsel ve görsel iletişim araçlarının da eklenmesi sonucunda medyanın artık sadece bir haber alma vasıtasının ötesinde işlev görmesine sebep olmuştur. İnsanlar günlük yaşamlarında sürekli iletişim içerinde oldukları için medyanın günlük yaşamımızdaki yeri, gelişen iletişim teknolojileri ile günden güne daha da artmaktadır. Özellikle teknolojinin ilerlemesi ile yazılı kaynaklara olan ilgi azalmış ve görsel medyaya olan ilgi artmıştır. Hatta her geçen gün daha da artmaktadır. Bu nedenle günümüzde televizyon, bilgisayar, internet, telefon, tablet gibi medya araçları daha çok kullanılmaktadır. Ancak günümüzde en yaygın olarak kullanılan medya aracı televizyon olarak kabul edilmektedir. Teknoloji geliştikçe, geçmişten günümüze görsel medyaya olan ilgiden dolayı radyo biraz çağın gerisinde kalmış bir medyadır.

Dünyamızın ısısının yükselmesine nelerin sebep olduğunu biliyor musunuz?

Dünyamızın ısısının yükselmesine nelerin sebep olduğunu biliyor musunuz? Açıklayınız.

 

Dünyamızın ısısının yükselmesinde temel sebep insan faaliyetleridir. Yaşadığımız yüzyılda insan nüfusu çok fazla artış göstermiştir. Bununla beraber tarımsal faaliyetler ve sanayi faaliyetleri şimdiye kadar hiç olmadığı şekilde arttı. İnsan nüfusunun hızlı artışı sonucunda yeterli miktarda gıda üretimi için toprak daha fazla işlenmeye, topraktan daha fazla ürün elde edebilmek için teknolojik gelişmelerden faydalanılmaya başlandı. Toprağın bilinçsiz kullanımı, tarım ilaçları ve gübreleme, tarımda makineleşme sonucu toprak ve sularımız aşırı derecede kirletildi. Hayvansal gıda ihtiyaçlarını karşılamak için de büyükbaş hayvan yetiştiriciliği arttı. Büyükbaş hayvanlardan salınan metan gazı, sera etkisinde olumsuz sonuç yaratan bir gazdır. Ama bunu tek başına küresel ısınma sebebi olarak gösteremeyiz. Tüm bu faaliyetler sera etkisini arttırarak dünyamızın ısınmasına sebep olmaktadır.

 

Diğer yandan sanayi faaliyetleri sonucu açığa çıkan gazlar, sera gazlarını arttırmış ve dünyamızın daha fazla ısınmasına sebep olmaktadır. Teknolojinin artmasıyla birlikte sanayileşme ve üretimdeki hızlı artış aşırı tüketime sebep olmaktadır. Nüfus artışı ile birlikte enerji kullanımı da artmıştır. Aşırı tüketim, sera gazlarının salınımını arttırmaktadır. Temel olarak dünyamızın ısınması, sera etkisinden kaynaklanmaktadır. Sera etkisi doğal bir olgudur ve dünyamızı, güneşin zararlı ışınlarından, aşırı sıcak ve soğuktan koruyan bir mekanizmadır aslında. Bahsettiğim ve benzeri sebeplerden dolayı karbondioksit, su buharı, metan, azot, kükürt gibi gazların aşırı salınımı sera etkisindeki dengeleri bozarak küresel ısınmaya sebep olmaktadır.

”Küresel ısınma” sözünden ne alıyorsunuz?

”Küresel ısınma” sözünden ne alıyorsunuz?

 

Dünyamız atmosfer dediğimiz gazlardan oluşan bir tabaka ile çevrilidir. Bu gazların bir kısmı dünyanın etrafında bir sera etkisi oluştururlar. Sera etkisi yaratan gazlar nedeniyle, dünyanın, yer kabuğunun ve suların ortalamanın üstünde ısınmasına küresel ısınma denir. Aslında sera etkisi oldukça doğal ve gerekli bir olaydır. Sera etkisi olmasaydı dünya gündüzleri sıcaktan kavrulur ve güneşin zararlı ışınlarından zarar görürdü. Geceleri ise dünyamız aşırı derecede soğurdu. Gece ile gündüz arasında aşırı ısı değişiklikleri dünyayı yaşanmaz bir hale getirirdi. Ancak bu doğal etki insanların ürettikleri sera gazları nedeniyle dünya sıcaklığının artmasına ve küresel ısınmaya sebep olmaktadır.

 

Dünya atmosferinin stratosfer tabakasında, su buharı ve gazların etkisiyle sera etkisi oluşur. Sera etkisini oluşturan gazlar su buharı, karbondioksit, metan, ozon gibi gazlarıdır. Fosil yakıtların aşırı kullanımı, gelişen sanayi sonucu oluşan kirletici gazlar, sera etkisi dengelerini bozmaktadır. Bozulan sera etkisi ile güneşin zararlı ışınları ve sıcaklık daha fazla dünya yüzeyine geçmekte ve dünyadan yükselen sıcaklıkta atmosferde kalmaktadır. Bu da dünyamızın daha fazla ısınmasına, buzulların erimesine, suların yükselmesine, iklimlerin değişmesine sebep olmaktadır. Şimdilik bu etkiler dünya üzerinde çok fazla hissedilmese de önümüzdeki zamanlarda uzmanlar, küresel ısınmanın çok etkili iklim değişiklikleri, kuraklık, fırtınalar, çölleşme, bazı türlerin ortadan kalkması, kıyı bölgelerinin su altında kalması gibi çok ciddi sonuçlara sebep olabileceği konusunda uyarılar yapıyorlar.

Yolculuk önce seni sözsüz bırakır sonra da iyi bir hikâye anlatıcısına dönüştürür.

“Yolculuk önce seni sözsüz bırakır sonra da iyi bir hikâye anlatıcısına dönüştürür.” Özdeyişi ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıklayacağınız bir konuşma yapınız.

 

“ Yolculuk seni önce sözsüz bırakır sonra da iyi bir hikâye anlatıcısına dönüştürür.” sözü bana yolculuk esnasında etrafı izlerken dilimin tutulduğunu hatırlatıyor. Bir yere yolculuk yaparken genelde etrafı izlemeye dalar, söyleyecek bir söz bulamam. Etrafımda gördüklerimi en küçük ayrıntısına kadar aklıma kaydetmeye çalışırım. Sanki konuşursam herhangi bir ayrıntıyı veya görmem gereken bir şeyi kaçıracakmışım gibi gelir. Bu yüzden çevremi çok dikkatlice izlemeye çalışırım. Gördüklerimi unutmamak için dikkatimi vererek bakmak ve başka hiçbir şey ile ilgilenmemek isterim. Sonrada gördüklerimi, öğrendiklerimi en ince ayrıntısına kadar anlatabilmeyi isterim. Ben gezip görürken yaşadığım duyguları, hissettiklerimi başkalarına aynı duygular ile aktarabilmeyi isterim. Sanırım gezi yazarları da aynı şekilde düşünüyorlar.

 

Bir yolculuk esnasında insan hiç tahmin etmeyeceği şeyler ile karşılaşabilir. Daha önce hiç görmediği, duymadığı şeyler görebilir, duyabilir. Yeni bir şeyler görmek, duymak, öğrenmek zaman zaman da insanı sözsüz bırakır. Ne diyeceğini şaşırır. Aklından bu gördüklerini, duyduklarını diğer öğrendiği şeyler ile birleştirmek, özümsemek ister. İnsan gezip, görüp, öğrenince de bunları paylaşmak ister. Gezen, gören, öğrenen kişinin de anlatacak çok şeyi, söyleyecek çok sözü olur. Tabii bunları akıcı bir şekilde, karşındakini sıkmadan, anlamlı cümleler ile ilgi çekici bir şekilde anlatmak önemlidir. Ben şuradayken, ben buradayken diye başlayarak, karşındakini sıkmak da hiç anlamlı değil bence. Bu şekilde anlatarak bir hikâyeci olamayız elbette.

Sizi neler güldürür, gülümsetir?

Sizi neler güldürür, gülümsetir?

 

Günlük hayatımızda, bizleri güldüren ve gülümseten pek çok durumla karşı karşıya geliriz. Bu hayatın bir parçasıdır ve çevremizde ne kadar çok gülümseyen insan varsa o kadar çok mutlu olabiliriz. Beni en fazla güldüren şeylerin başında; anlatılan fıkra, hikâye vb. komik olaylardır. Bunun yanı sıra gülümseyen insanlara bende gülümseyerek yanıt veririm. Arkadaşlarımın yaptığı espriler, hiç beklemediğim bir anda aldığım hediyeler, güzel şakalar benim gülmemi sağlar. Ayrıca bana gülümseyen kişilere de aynı şekilde tebessüm ederek karşılık veririm.

 

Bazen televizyonda izlediğim bir film, bir reklam veya dinlediğim bir şarkı da gülümsememe neden olur. Bunların dışında çok nadir de olsa çok sinirlendiğim anlarda da sinirsel olarak güldüğüm olmuştur. Bunun nedeni o anki şoku daha çabuk atlatmak veya olayın üstünü daha çabuk kapatmak olabilir.

 

Gülmek, insanlar için bir seçim olabilir. Bazı insanlar sürekli karamsar bir ruh haline bürünürler ve neredeyse hiç gülmezler. Bu kişilerin hayatta mutlu olma şansları çok azdır. Sürekli oto kontrol mekanizmalarını kullandıkları için çevreleriyle de sınırlı bir şekilde iletişim kurarlar. Bunun yanı sıra gülmek bir mizaç ve zevk işi de olabilir.  Bu nedenle gülmeyi tercih etmek kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Genel olarak insanları güldüren şeylere baktığımızda, daha çok mutluluk veren, neşelendiren, sevinçli durumlarda, komik ve şaka yollu yapılan konuşmalar olarak sıralayabilirim.

Gülmeyi bilmek sözünden ne anlıyorsunuz?

“Gülmeyi bilmek” sözünden ne anlıyorsunuz?

 

Gülmek, eğlenmek, yeri geldiğinde birazcık kahkaha atmak hepimizi hakkı. Ancak gülmeyi bilmek ve bunun sınırını koymak çok önemlidir. Eğer doğru yerde ve doğru şekilde gülmemizi kontrol edebiliyorsak burada bir sorun yoktur. Ancak olur olmaz her şeye gülmek, çok fazla sesli kahkaha atmak ve her ortamda gülerek konuşmak çevremiz tarafından pek hoş karşılanmaz. Gülmeyi bilmek demek; belirli sınırlar içerisinde, bulunulan ortama göre ve konuşulan konulara istinaden çok fazla abartmadan bazen küçük bir tebessüm bazen de gülümsemenin hiçbir zararı yoktur. Bilakis çevremiz tarafından sevilmemize ve bize olan ilginin artmasına yardımcı olur.

 

Hayattan tat almayı bilen insanlar ve neden güldüğünün farkında olan kişiler gülmeyi biliyor demektir. Günlük hayatımızda gülümsemeyi gerektiren pek çok şeyle karşılaşırız. Böyle durumlarda kibarca gülümsemenin hiçbir mahsuru yoktur. Çevresine gülücükler saçan kişilerin daha fazla sevildiği ve daha enerjik bir yapıya sahip oldukları bir gerçektir. Örneğin, resmi bir direye gittiğiniz düşünün. Oradaki yetkilileri şöyle bir göz gezdirirsiniz ve en güler yüzlü ve insanlara tebessüm ederek konuşan memurun yanına gitmeyi tercih ederseniz. Çünkü o kişi o gülümseyici tavrıyla sizde olumlu hisler yandırır ve onun yanında kendinizi daha rahat hissedersiniz. İşte gülümsemenin en büyük faydası da budur.

Cep telefonları ve insanlar ile ilgili şiir

Defterlerinize, “cep telefonları ve insanlar” temalı bir şiir yazınız.

 

Cep Telefonları Ve İnsanlar

Varlığınla haberleştik, eğlendik

Yokluğunda krizlere girdik

Kâh muhabbetimizi artırdın, kâh üzüntülere boğdun

Varlığın bir lüks abidesi gibi olsa da

Yokluğun dayanılmaz bir ızdırap vesilesi

*************************

Ne senle olabildik, ne de sensiz

Uyandığımızda hep seni aradık

Ayrılamaz bir parçamız oldun

Ah! İnsanlar!

Değer miydi? Ona bu kadar anlam yüklemeye

Var git! Yoluna

Beni, benimle bırak

Dokunmayın telefonuma!

İnsanlar cep telefonunu nasıl ve hangi amaçlar için ve nelere dikkat ederek kullanmalı?

“İnsanlar cep telefonunu nasıl ve hangi amaçlar için ve nelere dikkat ederek kullanmalı?” sorusu ile ilgili düşüncelerinizi sözlü olarak açıklayınız.

 

Çığ gibi büyüyen cep telefonu kullanma alışkanlığı maalesef Türkiye’de rekor düzeylere ulaşmış durumda. Cep telefonunu icat eden ve geliştiren ülkelere baktığımızda o ülkelerde cep telefonlarının çok sınırlı bir şekilde kullanıldığını görürüz. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler de ise, gerek özenti gerekse sosyal bir faktör olarak her geçen gün cep telefonu kullanma yaşı azalıyor ve bir ailede en az üç dört adet cep telefonu bulunabiliyor.

 

İnternet bağlantılı olarak üretilen akıllı cep telefonları oldukça da yüksek fiyatlara satılıyor. Hem pahalı hem de lüks olarak nitelendirebileceğimiz bazı markalar ise rekor ücretlerde alıcı bulabiliyor. Bu da ilginç ir sosyolojik faktör olarak karşımıza çıkmakta. Şimdi geleyim cep telefonun nasıl ve hangi amaçlarda kullanılması ile ilgili düşüncelerimi belirtmeye:

 

  • Cep telefonu kullanırken birçok faktörü göz önüne alarak kullanmalıyız. Özellikle kendimizi cep telefonuna kaptırmamalıyız.
  • Sadece bir iletişim aracı olduğunu ve gerekli olduğu durumlarda kullanılması gerektiğini aklımızdan hiç çıkarmamalıyız.
  • Sosyal medya kullanıyorsak cep telefonumuzdan belli saat aralıklarında takiplerimizi yapabiliriz.
  • Cep telefonumuzu kullanmadığımız zamanlarda elimizde tutmamalı ve farklı bir yere koymalıyız.
  • Hele de yatarken kesinlikle başucumuza bırakmamalıyız. Çünkü yaydığı manyetik dalgalardan sağlığımız olumsuz olarak etkilenebilir

Güler yüzlü insanlar bizi nasıl etkiler, bizde hangi duyguları uyandırır?

Güler yüzlü insanlar bizi nasıl etkiler, bizde hangi duyguları uyandırır?

 

Güler yüzlü insanlar çevreleri tarafından her zaman daha fazla sevilirler ve sempatik bulunurlar. Onlarla iletişim kurmakta daha kolay ve keyiflidir. Güler yüzlü insanlar bizim üzerimizde olumlu etkiler bıraktığı için onlara güven duymamız da kolaylaşır. Bununla birlikte arkadaşlık ve kardeşlik ilişkilerimiz güler yüzlü kişilerle daha iyi pekişir ve kendimizi o kişilerin yanında daha mutlu hissederiz.

 

Sürekli somurtan, asık suratlı ve bir tebessüm daha iyi etmeyen kişilerin yanına yaklaşmak ve sohbet etmekten hem sıkılırız hem de kendimizi o kişilerin yanında mutsuz hissederiz. Hâlbuki güler yüzlü insanlar pozitif bir enerjiye sahip oldukları için kendilerindeki o olumlu enerji bize de geçer ve biz de kendimizi enerjik hissedebiliriz. Eskilerden bir söz vardır “bir kahkaha bir tabak pirzolaya denktir” diye. İşte gülmenin aslında ne kadar kıymetli ve paha biçilmez bir şey olduğunu bu söz bize bir nebzede olsun hatırlatıyor.

 

Çevremizdekilere gülümseyerek selam vermek, karşılıklı konuşmalarda gerekli yerlerde tebessüm etmek vb. durumlarda bizimle daha kolay iletişime geçilmesine olanak sağlar. Ancak her yerde yerli yersiz gülmekte pek hoş değildir. Çok fazla gülen ve kahkaha atan kişiler, bulundukları ortamlarda pek ciddiye alınmazlar ve hafif meşrepli olarak kabul edilirler. Bu nedenle her şeyin bir dozu olduğu gibi gülümsemenin de dozunun iyi ayarlanması gerekir. Aksi halde alaya alınabilir veya konuşmalarımız bizi dinleyenler tarafından pek ciddiye alınmayabilir.