Kul Hakkı Yemenin Ne Demek Olduğunu Yakın Çevrenizden 5 Kişiye Sorunuz.

Kul Hakkı Yemenin Ne Demek Olduğunu Yakın Çevrenizden 5 Kişiye Sorunuz. Aldığınız Cevapları Not Ediniz.

 

Kul hakkı yemek ile ilgili aldığım 5 cevap şu şekilde;

 

  1. Kişi: Allah kul hakkını bağışlamayı hakkı yenen kişilerin kendi iradesine bırakmıştır. Kul hakkını yiyen kişi helallik almadığı sürece bu günahtan kurtulamayacaktır. Ahrette hesaplaşırken hakkı yenen kişi hakkını yiyen kişinin sevaplarını isteyecekmiş ancak sevabı yok ise hakkını yediği kişinin günahları sırtına bindirilecekmiş. Bu nedenle ölmeden önce hakkına girdiğimiz kullar ile hesaplaşmak gerekmektedir.
  2. Kişi: Allah’ın karşısına kul hakkı ile gitmemek gerekmektedir. eğer hakkını yediğimiz kişi bize hakkını helal etmez ise cennete giremeyecekmişiz. Bu sebepten dolayı kul hakkı yememeye çok dikkat ediyorum. Ancak yinede bilmeden kul hakkına giriyor olabiliriz. Çünkü dinimizde bakışın bile bir hakkı bulunmaktadır.
  3. Kişi: Dinimizde kul hakkı oldukça önemlidir. Her kim diyorsa ben hiç kul hakkı yemedim der ise yalan söylüyor olabilir. İnsanların ardından onları eleştirmek bile kul hakkına girmektedir. Bu kadar ince nüanslara sahip olan kul hakkı konusunda ahrette çok çetin sınavlar bizi bekliyor olacaktır.
  4. Kişi: Kul hakkı yemek büyük günahtır. Eğer hakkına girdiğimiz kul bizden sonra ölür ise Allah bize cenneti bahşetmiş bile olsa hakkını yediğimiz kişi ile helalleşmeden cennet kapısından giremeyecekmişiz.
  5. Kişi: yüce Allah her günah için bağışlayıcı olacağını kullarına bildirmiştir. Ancak kulların birbirleri arasında olan hakları konusunu kullarının kendine bırakmıştır. Yani kul hakkı konusunda helalleşme iki kulun arasında olacakmış. Ahrette hesaplar çok çetin olacağından dolayı her kul birbiri üzerindeki hakkını tek tek isteyecekmiş.

Üretim Tüketim İlişkilerinde Ahlaki İlkeler Gözetilmezse Ne Tür Olumsuz Sonuçlar Doğar?

Üretim – Tüketim İlişkilerinde Ahlaki İlkeler Gözetilmezse Sizce Ne Tür Olumsuz Sonuçlar Doğar?

İslam dini üretim konusunda, satışlar yapılırken tartıda ve ölçüde hile yapılmamasını emretmektedir. Kuran- ı Kerim’de ticarette hile ve aldatmamacadan uzak durulması gerektiğini sert bir şekilde dile getirmektedir.  Ahlaki değerlerimize göre başkalarını aldatmak ve kandırmak çok kötü bir davranıştır. Bu nedenle ticarette ahlaki değerleri ön planda tutmak çok önemlidir.

 

Tüketim konusu ise; günümüzde insanlar bencillikleri nedeni ile pek çok tüketim maddesini israf etmektedir. Ancak İslam dini israf etmeyi kesinlikle yasaklamaktadır. Ayrıca bazı insanlar ucuz malları ihtiyaçları olmadan fazlaca satın alarak stoklamaktadır. Fiyatlar yükseldiğinde ise tekrar bu ürünleri piyasaya çıkarmaktadırlar. Buda insanları kandırmak demektir ve ahlaki değerlerden uzaklaşmanızı sağlamaktadır.

 

Üretim ve tüketim doğrudan ilişkisi olan kavramlardandır. Ahlaki değerlere göre üretim – tüketim yapmak samimiyeti, dürüstlüğü, adil olmayı, doğruluğu ve insaflı olmayı gerektirmektedir. Yalan, hile, dolandırıcılık, çalmak gibi ahlaki değerlerin çiğnenmesi toplumu da etkilemektedir. Bu değerlerin çiğnenmesi gasp, sömürü ve dolandırıcılıkları meydana getirdiğinden dolayı toplumun huzurunu kaçırmaktadır.

 

Müslümanlara her konuda örnek olmak emredildiği için alım, satım konularında da örnek olmak gerekmektedir. Malını tüm yönleri ile doğruca anlatarak alıcısına ulaştıran üretici piyasaya güven verir ve işlerinde büyüme olur ancak işine hile hurda karıştıran üretici ise müşteri kaybeder ve tüketici tarafından tercih edilmez. Tüketim ise yine İslam’da en hassas noktalardan olduğu için boşu boşuna alım yapmaktan kaçınmalı ve hem paranızı hem de aldığınız ürünleri israftan kaçınmalısınız.

İslam Ekonomisi Deyince Ne Anlıyorsunuz?

İslam Ekonomisi Diyince Ne Anlıyorsunuz? Düşüncelerinizi Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

İslam ekonomisi helal, haram kavramlarına dayanmaktadır. Kuran- ı Kerim’de ekonomik değerler konusunda kullara bilgiler verilmektedir. ‘Ölçü ve tartıda doğru olun’ El-Enam suresi 152. Ayette ölçüm ve tartıda Müslümanlardan doğru olmaları istenilmektedir. Kuran’da yine Araf, İsra, Şuara surelerinde de yüce Allah kullarına ölçü ve tartıda dürüst olup çalıp çırpmamayı emretmektedir.

 

İslam’da mal takası için Araf suresinde ‘ Mallarınızın değerini azaltmayın’ uyarısı yapılmaktadır. Özellikle günümüzde takas yöntemi pek uygulanmasa da insanlar satılan malları hem almak istemekteler hem de bir takım fiyat düşürücü söylemlerde bulunarak bu ürünleri satın almaya çabalamaktadır. Oysa bilseler ki Allah onlara satılan malı kötülemeden değerini azaltmadan almayı emretmektedir. Alışveriş konusu İslam’da en hassas konulardan bir olarak değerlendirilmektedir.

 

Kuran-ı Kerim’de yine kulların sıkça uyarıldığı konulardan biri de faiz, tefecilik ve hak edilmeden kazanılan paralar gelmektedir. Kuran’da pek çok ayet ile kullar faiz konusunda sert bir şekilde uyarılmaktadır. Hak edilmeden dilenerek kazanç sağlayanlar ise kıyamet günü utanç içinde olacaktır.

 

İslam ekonomisinde bir diğer uyarılan nokta ise israftır. Allah tüm yarattığı nimetleri kulları için yaratmıştır. Ancak her şey kulların diye de israf etmemek gerekmektedir. Araf suresinde ‘ Ey Âdemoğulları! İbadet vakti güzel elbiselerinizi giyin, yiyin, için fakat israf etmeyin Çünkü Allah israf edenleri sevmez’ denilmektedir. Ayetten de anlaşıldığı gibi yüce Allah nimetlerin israf edilmemesi konusunda kullarını uyarmaktadır.

İslam Ahlakı Deyince Ne Anlıyorsunuz?

İslam Ahlakı Diyince Ne Anlıyorsunuz? Fikirlerinizi Defterinize Yazınız.

Allah kullarını yaratırken akıl vermiştir. Bu akıl ile kullarının iyi, kötü, doğru ve yanlışı ayırt etmek istemektedir. Doğru ve Allah’ın rızasını kazanacak davranışta bulunan kullara cennet vaat edilmektedir. Ayrıca Dünya üzerinde yaratılmış olan tüm dinler ahlak üzerine kurulmuştur. Allah insanlara dinleri öğretmeleri için pek çok peygamberler göndermiştir. Bu peygamberler iyi güzel ve doğru olanı yayınlaştırarak kötü olan davranışlardan uzak kalınmasını öğretmeye çalışmışlardır. Dinin temelinde var olan ahlak kesinlikte din ile bir bütündür. İslam dini güzel ahlak temeli üzerine kurulu bir dindir.

 

İslam ahlakı deyince akla ilk olarak dinin emrettiği gibi yaşamak gelmektedir. Ayrıca peygamberimizin yaşayış tarzını kendine örnek edinerek yaşamak olarak değerlendirilebilir. Müslümanlar toplumda ahlakları ile örnek teşkil edecek olan kişilerdir.

 

İslam ahlakı denildiğinde doğruluk ve dürüstlük, gıybet etmeyen din kardeşini kollayan, yardımlaşan, zinadan uzak duran ve emredilen gibi yaşayan ve ibadetlerinin tamamını yerine getirmek haram ve helal de oldukça hassas olmak gelmektedir. Bir Müslüman’ı ahlaklı yaşamaya yönelten duygu içindeki iman duygudur. Güzel ahlak da bu nedenle bir beklenti yâda çıkar karşılığı kulların yapabileceği bir davranış değildir. İrade ve sabır gerektiren konular ile ahlakınız sınanabilir. Ancak İslam ahlakı kesinlikle nefse hükmederek Allah rızasını kazanmaya dayanmaktadır. İslam ahlakını tüm hayatına uygulayan bir Müslüman bazı basit dünyevi zevklerden uzak kalmış olsa da cennetin kapılarını aralayacağını kesinlikle aklından çıkarmamalıdır.

İnsanlar Birbirine Borç alıp Verirken Nelere Dikkat Etmelidir?

İnsanlar Birbirine Borç alıp Verirken Nelere Dikkat Etmelidir? Fikirlerinizi Defterinize Yazınız.

Günümüzde insanların maaşları yaşamlarını sürdürecek kadar verilmektedir. İnsanlar başka bir sorun ile karşılaştıklarında maalesef paraları olmadığı için yakın çevrelerinden borç istemektedirler. Eğer biri sizden borç istiyor ise kişinin daha önceki dönemlerde sizden veya başkasından aldığı borçları ödeyip ödemediği konusunda ufak bir değerlendirme yapınız. Eğer parayı alıp geri ödemiyor ise ona vereceğiniz paranın size geri dönmeyeceğini bilmeli ve kararınızı bu detaya göre vermelisiniz.

 

Borç verdiğiniz kişiyi her gördüğünüz yerde markaja alarak yahut manalı bir ses tonu ile konuşarak psikolojik olarak ezmemelisiniz. Gerçekten ihtiyacı olmasa hiç kimse bir başkasına muhtaç olmak istemez. Bu sebeple her zaman nasılsa ilişkiniz lütfen aynı doğrultuda devam ediniz. Zaten borcu olan kişi sizi gördüğünde yeteri kadar mahçuplanır ve borcu aklına gelir.

 

Borç aldığınız veya verdiğiniz kişi hakkında sağda solda incitici şekilde konuşmamalısınız. Bu insanların ahlakına yakışan bir davranış değildir. İleride bu konuşmalar bir şekilde kişiye ulaşır ve hoş olmayan durumlar söz konusu olabilir.

 

Borcu olan siz iseniz, borç aldığınız kişiye hangi tarihe kadar ödeme yapabileceğinizi kesinlikle söylemelisiniz. Eğer ki söz verdiğiniz zamanda ödemenizi yapamayacak iseniz dürüst bir şekilde sebebi ile birlikte bunu borç aldığınız kişiye söylemelisiniz. Yahut paranın bir kısmını denklemiş iseniz iyi niyet göstergesi olarak toparladığınız miktarı borç aldığınız kişiye vermelisiniz. Unutmayın ki borç veren sadece parasını kaybeder. Ancak borcunu ödemeyen ve yalan söyleyen kişi onurunu ve haysiyetini kaybeder.

Helal, Haram, İnfak, Karz-ı Hasen, İsar Kavramlarının Anlamları

Helal, Haram, İnfak, Karz-ı Hasen, Îsâr Kavramlarını Araştırarak Anlamlarını Defterinize Yazınız.

Helal, yüce Allah’ın müsaade ettiği, günah olmayan, zararsız söz ve davranışlardır. Mesela, çalışarak alın teri ile kazanılan para helaldir. Bir bahçeden sahibinin izni ile bir meyve almak helaldir.

 

Haram, Allah tarafından kesin olarak yasaklanmış olan çirkin ve kötü söz ve davranışlardır. Mesela, içki içmek haram kılınmıştır. Çünkü hem içen kişiye hem de yaşadığı topluma zarar vermektedir. Bu nedenle haram kılınmış her şeyden kaçınmamız gerekmektedir.

 

İnfak, Allah’ın rızasını kazanmak maksadı ile alın teri ile elde edilen kazancınızı ihtiyaç sahipler ile paylaşmak demektir. Allah infakı sadece zengin kullarına emretmemektedir. Zengin fakir tüm kullarına emretmektedir. Önemli olan helal kazancın bir lirasının bile olsa gerçek ihtiyaç sahipleri ile paylaşılarak onlara maddi manevi yardımcı olmaya çalışmaktır.

 

Karz-ı Hasen ise Allah rızası için borç vermek demektir. Zorda olan bir tanıdığınıza faiz olmaksızın müşküliyetini gidermek ve yüce Allah’ın takdirini kazanmak için mal veya paranın borç verilmesidir. İslam dini zaten yardımlaşmayı emretmektedir. Borç vererek de kullar arasında yardımlaşma yapılmış olmaktadır. Borcu alan diğer mümin kardeşini zora düşürmeden kendisi de zorlanmadan aldığı borcu zamanında ödemelidir.

 

Îsâr, bir kişinin bir mala yahut paraya kendide ihtiyaç duyar iken başka bir ihtiyaç sahibine bu ihtiyacı karşılamak amacı ile kendi muhtaç olduğu para yâda malı vermesidir.  Müslümanlar cömert insanlardır. Kardeşinin ihtiyacını karşılaması kendi ihtiyaçlarından çok önde gelmektedir. Bu sebeple malını veya parasını hiç çekinmeden paylaşmaktadır.

Helal Lokma İfadesinden Ne Anlıyorsunuz?

Helal Lokma İfadesinden Neler Anlıyorsunuz?

Alın teri ile Allah’ın helal kıldığı yollardan kazanılan paraya helal lokma denilmektedir. Helal kazanç elde etmek için insanlar bir ay çalışarak bir ücret hak etmektedirler. Aldıkları bu ücret ile de Allah’ın nimetlerinden satın alarak tüketmeleridir. Dinimizde helal lokma oldukça önem arz etmektedir. Kazancında helal olmayanın yaptığı ibadetlerinde kabul olmayacağı rivayet edilmektedir. İslam dini helal ve haram konularında oldukça hassas bir dindir. Bu nedenle kullar helal haram konusunda uyarılmıştır.

 

Elbette ki insanların yaşamaları için yemeye, içmeye ve barınmaya ihtiyaçları vardır. Ancak dinimiz bu ihtiyaçların kesinlikle helal kazanç ile yapılmasını istemektedir. Helal kazanç ile aldığınız her şey helal lokma olarak boğazınızdan geçmektedir. Ancak küçük bir şüphede olsa kazanca haram bulaşmış olması kazancınızı şüpheye düşürmektedir. Haram kazanç ise dinen hoş görülmemektedir. Haram lokma yiyen iflah olmaz derler. Haram olan para her neden ise insanlara çok daha cazip gelebilmektedir. Mesela kumar oynayarak, tefecilik yaparak kazanılan haram paranın yine her lokması haram kılınmaktadır. Ancak harama tövbe eden kullar helal lokmanın tadına varınca ellerini asla harama yöneltmezler. Helal para ile aldığınız bir lokma ekmek bile dünya üzerinde tadacağınız en lezzetli nimetlerdendir.

 

Helal lokma yiyerek ve ibadetlerinizi düzenli olarak yerine getirdiğiniz zaman Allah’ın rızasını kolaylıkla kazanarak cennet kapılarını aralayabilirsiniz. Allah’ın helal kıldığı yollardan para kazanarak ailenizin boğazından helal lokma geçirerek helalin en güzel hali ile onları topluma iyi insanlar olarak kazandırabilirsiniz.

Fitne, Fesat ve Terörün Toplumun Birliği Açısından Zararları Nelerdir?

Fitne, Fesat ve Terörün Toplumun Birliği Açısından Zararları Nelerdir?

Fitne kelime olarak kargaşa, karışıklık, huzursuzluk ve geçimsizlik anlamına gelmektedir. Dinimizde ise fitne, bela, toplumda kargaşa, imtihan ve bozgunculuk anlamları ile kutsal kitabımızda yer almaktadır. Fitne her toplumu içeriden çökemeye mahkûm eden söz ve davranışlardır. Dinimiz fitneyi kesinlikle yasaklamaktadır. Ayrıca İslam’da fitneye giden yollarda haram kılınmıştır.

 

Fesat; arabozucunun yaptığı iş ve arabozuculuk anlamı taşımaktadır. Kuran-ı Kerimde ise fesatlık, yeryüzünde fitne meydana getirerek, insanları doğru yoldan saptıran, dine ve dünya inançlarını zedelemek anlamı ile karşımıza çıkmaktadır. Dünya üzerinde fesat insanların birbirinin hakkını gözetmemesi ve amaçları uğruna diğer insanların haklarını gasp etmeleri üzerine kendini göstermektedir. Kendini her şeyin üzerinde gören insanlar genel olarak fesada sebep olabilirler. Unutulmamalıdır ki yer, gök, siz. Çevreniz ve her şey sadece Allah’ındır. Bu sebeple dünyalık işlere kendinizi kaptırarak fesat çıkarmanız sadece tolumda huzursuzluk çıkarmanıza değil aynı zamanda nefsinize yenilerek günah işlemenize de neden olmaktadır.

 

Terör ise toplumu korkutmak ve sindirmek amacı ile yapılan her türlü eylem olarak tanımlanmaktadır. Bir toplumda terör var ise kesinlikle birlik, beraberlik ve huzurdan söz edilemez. Dinimizde haksız yere insanlara zulüm edilmesine ve öldürülmesine kesinlikle karşı çıkmaktadır. Bu nedenle terörde toplum birliğini derinden sarsmaktadır.

 

Fitne, fesat ve terör her biri toplumda insanların birlik ve beraberliğini ortadan kaldıran ve kutuplaşmalara neden olan kötülüklerden bazılarıdır. Bir toplumun yok olmasını sağlamak isteyen kötülükler bu üç unsuru kullanmaktadırlar. Müslümanlar akıllı ve zeki insanlardır. Müslümanlar toplum birliğini yaşadıkları olaylar karşısında güçlendirerek bu bölücü unsurlara karşı tek yürek olmayı başaran ender toplumlardandır.

Alkol Bağımlılığının Bireysel ve Toplumsal Zararları Nelerdir?

Alkol Bağımlılığının Bireysel ve Toplumsal Zararları Nelerdir? Yazınız.

İslam dininde alkol haram kılınmıştır. Alkol tüketen bireyler maalesef hem kendilerine hem de çevresindeki insanlara kötülük etmektedir. Alkolün bireysel zararları;

 

  • Alkol tüketen insanların uyku düzenleri genel olarak bozulmaktadır.
  • Alkol tüketen biri konuşmakta ve kendini ifade etmekte zorlanmaktadır.
  • Zaman içerisinde alkol tüketenlerin refleksleri azalmaktadır.
  • Devamlı alkol tüketimleri organlara özellikle karaciğer ve kalbinize kalıcı hasarlar vermektedir.
  • Alkol kullananlar içkinin etkisi ile yaptıkları ve söyledikleri birçok şeyi hatırlamamaktadır.

Alkol tüketen insanın sağlığı hızla bozulmaktadır. Bu nedenle de dinimizce alkol haram kılınmıştır. Alkol kişinin sağlığı kadar toplum düzenini de olumsuz etkilemektedir. Alkolün topluma zararları ise aklı başında olmayan birinin çevresine yaşattığı aşırlıklar ve rahatsız edici davranışlar ile boy göstermektedir. Ayrıca tecavüz, cinnet, cinayet, hırsızlık, kavga, aile içi şiddet, trafik kazaları gibi toplum tarafından kabul görmeyen pek çok davranış sergilenebilmektedir.

 

Alkol sadece bireyi değil doğrudan toplumu da etkilemektedir. Yukarıda sıraladığımız davranışlardan birini gerçekleştiren alkollü vatandaş doğrudan sizin canınıza ve malınıza kast etmektedir. Dinimizde alkol tüm kötülüklerin anası olarak kabul edilmektedir. İçkinin haram kılınması boşuna değildir. Çünkü içkiyi tüketen kişi tek başına etkilenmemektedir. Yaşadığı ve bir şekilde temas sağladığı tüm çevre maalesef ki bu korkunç silsileden etkilenmektedir. Dinin haram kıldığı bu davranışa devletimizde çok hoş yaklaşmadığı için pek çok tedavi merkezleri kurmuştur. Bağımlılık yaşayan vatandaşlara ücretsiz olarak hizmet veren bu kurumlardan her dileyen kişi faydalanabilmektedir. Yeter ki alkol belasından kurtulmak isteyin.

Bir fosil örneğinde çok az miktarda tespit edilen DNA örneğinin günümüzde bilinen canlıların DNA’sı ile karşılaştırılması mümkün müdür?

Bir fosil örneğinde çok az miktarda tespit edilen DNA örneğinin günümüzde bilinen canlıların DNA’sı ile karşılaştırılması mümkün müdür? Bu karşılaştırma ile ne gibi sonuçlara ulaşılabilir?

DNA kalıtsal bir materyaldir ve nesiller boyunca süregelmektedir. En az hasara uğrayan materyallerden biridir. Birçok fosil kaynaklarında bu gibi işlemler yapıldığında materyallerin bozulmadan günümüze kadar geldiği gözlenmiştir. Genetik materyallerin tespiti ve geçmişte yaşayan bu tür hakkında bilgi sahibi olmakta oldukça önemlidir. Çevremizde birçok geçmiş kalıntılar bulunmaktadır. Canlı kalıntıları ise fosil olarak adlandırılır. Fosiller genetik materyalleri olan DNA ları etkin şekilde koruyarak günümüze kadar gelmişlerdir. Bunların incelenmesi de gelecek kuşakların ve günümüzün kıyasının yapılmasını sağlamaktadır.

 

DNA incelenerek birçok yaşamsal veri elde edilmektedir. Bunlardan en önemlisi, burada yayılış gösteren bitki örtüsü ve canlı popülasyonudur. Fosilin etrafında yer alan kalıntılar da toprak ile ilgili bilgiler vermektedir. Bu bilgilerin ışığında geçmişte fosilin bulunduğu çevreyle alakalı detaylı bilgi edilebilmektedir. Hangi canlıların olduğu döneme ait olduğu ve bozunmadan günümüze kadar gelmiş olmasının sebepleri araştırılırken, birçok çevresel etmenin de devreye girdiği görülmektedir. Genetik materyal neslin devamlılığında oldukça önemli bir rol almaktadır. Bundan dolayı incelenmesinin yapılması ve geçmiş ile gelecek arasında bir köprü kurulmasını sağlamaktadır.  Hatta canlıların bu süreçte ne gibi durumlarla karşılaştığı ve morfolojik olarak nasıl değiştikleri de açıkça ortaya konmaktadır.