Devletler Neden İttifak Kurma İhtiyacı Duyarlar?

İttifak, devletlerarasında özellikleönemli süreçlerde yapılan bir birleşme politikasıdır. İttifak anlam olarak”Halklar, gruplar ya da egemen devletlerarasında ortak faydayı sağlayacakkarşılıklı çıkarlara dayalı kurulmuş ilişkilerdir. ” açıklanabilmektedir.Devletlerin ittifak kurma ihtiyaçları ise:

 

  • Başka ülkelerin saldırısına karşı veyafarklı tehditlere karşı kendi ülkesini korumak amacı ile
  • Başka ülkeler üzerinde hakimiyetkurmak ve söz varlığını güçlendirmek amacı ile
  • Ortak düşmanlara karşı sağlananbirliktelik ile güçleri birleştirmek için,
  • Düşman ülkelere caydırıcı görünmekiçin
  • Belirlenen siyasi amacıgerçekleştirmek için
  • Ülke adına ekonomik, siyasi, sosyal vedini birtakım kazançlar sağlamak için
  • Barış ortamının varlığınısürdürebilmek için ittifak kurma ihtiyaçları ortaya çıkmaktadır.

 

Tarihi olaylardan ittifak kurmayaörnek vermek gerekirse, Hristiyan ülkeleri Türklere karşı ülkelerini korumak,dini kazanç sağlamak ve servet kazanmak için Haçlı seferleri adı altındaittifak kurmuşlardır.

 

Birinci dünya savaşında yine ülkeler kendi çıkarları doğrultusunda kendine yakın gördüğü ülkeler ile ittifak kurmuşlardır. Savaşlarda kurulan ittifaklarda amaç ittifak devletlerine gerekli askeri ve maddi yardımı yapmaktır. Zor durumda olan devlete yapılan yardım ile savaşların kazanılması hedeflenmiştir. Her zaman olmasa da tarihin sayfalarına baktığımızda ittifak ülke çıkarı açısından fayda sağlamıştır. İttifak kurma sürecinde en önemli konu ülkeler arasındaki güvendir. Güvenin olmadığı bir ortamda kurulan ittifak kötü sonuçlar doğurabilmektedir.

Zekâtın Toplumsal Faydaları Nelerdir?

Zekat, toplumsal alanda düzeni sağlamanın iktisadi bir yolu olarak da gösterilebilir. İslamın beş şartından biri olan zekat, parayla yapılan farz bir ibadettir. Durumu olanların vermekle yükümlü olduğu bu ibadet belli şartlara bağlıdır. Sahip olunan malın 1/40 kadarını ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak gerekir. Zekatın pek çok toplumsal yararı da bulunmaktadır.

 

Zekâtın toplumsal faydaları:

 

  • Zekat sayesinde toplumda yardımlaşma sağlanır ve eşitsizlikler olabildiğince azaltılır. Ayrıca zekat veren kişinin cömertliği tadarak kazandığını vermeye devam ederek nefsini köreltir.
  • Yoksul insanların temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağladığından, insanlar bu ihtiyaçları için haram yollara başvurmamış olur.
  • Zekatı alan ile veren kişi arasında kardeşlik gibi güzel duyguları pekiştirir. Müslümanlar arasında birlik ve kaynaşma sağlar.
  • Bireyler arasındaki sosyal farklılığın tehlikesini azaltır. Toplumun ihtiyaçlarını karşılamada büyük rol oynar.
  • Tembelliğin en önemli sebebi olan fakirlik, zekat sayesinde fakir kimselere yapacak iş imkanları da sağlandığından toplumsal ataleti ortadan kalkar.
  • Zekat, kalbin temizlenmesi için de önemli bir unsurdur. Toplum içerisinde yardımlaşma, merhamet, empati gibi duyguları pekiştirir.
  • Yardımlaşmanın gerekli olduğu anlaşıldığından birlik oluşturur ve bugün zekat alan bir kimse yarın durumu iyileşince fakir kimselere yardım etme ihtiyacını duyar.
  • Zekat, malın stoklanmasının da önüne geçerek müslümanları yatırım yapmaya yöneltir.
  • Bu ibadet zenginlerin sosyal hayatta itibarlarını arttırdığından diğer zenginleri de zekat vermeye teşvik etmektedir.
  • Sosyal bir sigorta olarak tanımlayabileceğimiz zekat, kişinin dünya malına olan hırsının körelmesine ve malının mülkünün Allah yolunda harcanması gerektiği fikrini aşılar.

Zekâtın Bireysel Faydaları Nelerdir?

Zekatın bireysel faydalarını şöyle sıralayabiliriz:

 

  • Zekât veren kişi Allah’ın rızasını kazanma yolunda bir adım atmış olur.
  • Zekât veren kişi manevi olarak huzura kavuşur.
  • Zekât veren kişi cimrilikten uzaklaşır. Allah cimrilikten hiç hoşlanmaz ve eli açık kullarını pek sever.
  • Zekât Zengin ve fakir olan din kardeşleri arasında gönül bağları kurar.
  • Zekât veren günahlarının affı için bir kapı aralamış olur.
  • Zekât vererek sevap kazanılır.
  • Zekât insanları cömertleştirir.
  • Zekât sayesinde mallarınızda bereket hâsıl olur.
  • İnsanlar mallarını paylaşarak verdikleri malların sadece dünyada işe yarar olduklarını hatırlarlar. Ahret için ise bu mallar sayesinde kazandıkları sevapların onların kurtarıcısı olduğunu anlar ve bilirler.
  • Zekât zenginlere merhamet ve şefkat gibi duyguları hatırlatmaya yardımcı olur.
  • Zekâtı alan ise ekonomik olarak biraz toparlanması sağlanır.
  • Zekât alan kişi ihtiyaçlarını daha kolay karşılayarak ailesinin geçimine katkı sağlar.
  • Zekât sayesinde toplumda var olan kıskançlık gibi kötü duyguları ortada kaldırır.
  • Zekât ile birlikte toplumda ekonomik dengeler sağlanmaya çalışılmaktadır.
  • Zekât sayesinde yardımlaşma ve paylaşma toplumda ön plana çıkar.
  • Zekât ibadetini yerine getiren zenginler Allah katında sevap kazanırken aynı zamanda da bir kardeşinin ihtiyaçlarını karşılayarak onun mutlu olmasına vesile olmuş olur.
  • Zekâtı alan kişiler de zenginlerin onları düşündüklerini bilerek mutlu olurlar.
  • Zekâtı alan kişi kendine yardımcı olan ve malını paylaşan din kardeşine karşı sevgi ve saygı duymaktadır.

Zekât Nedir? Açıklayınız.

Zekâtın sözlük anlamı; artma, çoğalma, bereket, övme ve arıtma anlamlarına gelmektedir. Fıkıh terimi olarak ise anlamı; Sahip olunan belli mal türlerinin bir bölümünün Allah Teâlâ’nın belirlediği ölçütteki kısmının ihtiyaç sahibi Müslümanlara verilmesidir.

 

Zekât, dinen zenginlik ölçüsü kabul edilecek miktarda(Nisap) mala sahip olan Müslüman kimselerin Allah rızası için belirli kişilere vermesi gereken belli miktarı ifade eder. Zekâtın farz olması için bazı şartlar gereklidir. Bunlar;

 

  • Zekât verecek olan kişinin Müslüman, ergenlik çağına gelmiş, aklı yerinde ve hür olması gerekmektedir
  • Temel ihtiyaçlarını ve borçlarını karşıladıktan sonra kalan malının nisâb miktarında olması gerekmektedir. Temel ihtiyaç maddeleri İnsanın hayatını ve özgürlüğünü korumak için ihtiyaç duyduğu her şeydir. Oturduğu evden, Kullandığı eşya, giyim ihtiyaçları, Ailesinin bir yıllık nafakası, Mesleğine ait ya da uğraştığı meşgalesine ait her türlü alet, makine. vs.asli ihtiyaçlarıdır.
  • Zekat verilecek malın tamamının zekat verecek kişinin mülkiyetinde olması gerekmektedir.
  • Zekat verilecek malın edinilme tarihinden itibaren üzerinden tam olarak bir kameri yıl geçmelidir.

 

Zekat verme şartlarına sahip olan kişi zekatını vereceği  kişilerde de bazı özelliklere dikkat etmesi gerekmektedir.

 

  • Fakirlere
  • Miskinlere
  • Borçlulara
  • Yolculara
  • Mükâteblere: Azad edilmek için efendisi ile bir bedel karşılığında anlaşma yapmış köle ya da cariyelere denilmektedir.
  • Mücahidlere :Tam anlamı Allah yolunda savaşa katılmak isteyen fakat maddi imkansızlık ve eşya, silah yoksunluğu nedeni ile savaşa katılamayanlar anlamına gelmektedir.
  • Amil: Devlet tarafından zekat ve vergi toplamakla görevli kimsedir.

Zekât İbadetinin Bireysel ve Toplumsal Faydaları Nelerdir?

Zekât İbadetinin Bireysel ve Toplumsal Faydalarını Yazınız.

İslam hoşgörü, barış ve huzur dinidir. Allah insanların sosyal, siyasi, ticari ve iktisadi ilişkilerini düzenleme amaçlı bir takım kurallar belirlemiştir.  Zekât ise iktisadi bakımdan sosyal bir düzenleme kuralıdır. Farz olan ve maddi varlıklarla ile yapılan ibadettir.  Belirli ölçütleri vardır ve belirli düzen içerisinde gerçekleştirilmektedir.

 

Zekât vererek sadece İbadet gerçekleştirmenin dışında bireysel ve toplumsal olarak birçok fayda sağlamaktayız. Zekâtın kelime anlamından (temizlenmek) da anlaşılacağı gibi maddi kirlerden temizlenmek demektir.

 

Zekâtın Bireysel faydalarını şöyle sıralayabiliriz;

  • Kişinin iç rahatlığı ve huzur bulmasını sağlar.
  • Malın çoğalmasını ve bereketlenmesini sağlar.
  • Şefkat ve merhamet gibi duygularını geliştirir.
  • Cömertlik duygusunu geliştirerek kişiyi cimrilik ve hasetlikten uzaklaştırır.
  • Nefsi cimrilikten temizler ve uzaklaştırır.
  • Kıskançlık duygularından arındırır.
  • Kişiyi çalışmaya daha faydalı olmaya teşvik eder.
  • Fakir kişinin temel ihtiyaçlarını karşılamasını sağlar.
  • Fakir kişinin zengin kimselere bakış açısı değişir.
  • Dünya malına duyulan aşırı bağlılık ve istekleri kırar.
  • Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olur.

 

Zekât ibadetini gerçekleştirirken bireye birçok faydası vardır. Bunun yanı sıra toplum üzerinde de çok önemli faydaları bulunmaktadır. Bunlar;

 

  • Toplumsal dayanışma ve yardımlaşma bilincini artırır.
  • Zenginin ve fakirin kaynaşması sağlanır.
  • Sosyal hayatların iyileşmesi sağlanır.
  • Zengin ve fakir arasındaki fark ortadan kalkar
  • Sosyal adalet sağlanır.
  • Maddi sıkıntılar nedeni ile harama bulaşma ve suç oranları kalmayacağından toplumun güven ve huzur ortamı sağlanır.
  • Mümin kardeşliğini pekiştirmeyi sağlar.

Zekât Hangi Mallarda Hangi Oranlarda Verilir?

Zekât Hangi Mallarda Hangi Oranlarda Verilir? Yazınız.

 

Zekâtın hangi oranda hangi maldan verileceği hususu çok önemlidir. Öncelikle zekât kişiye farz olmalıdır. Daha sonra zekat verilecek mallar belirlenmelidir. Zekât verilecek malların yerine, bunların kıymetlerine denk gelecek gümüş ya da altın olarak da verilebilir.

 

Bakır paranın zekatıyne aynı cins bakır para ile verilmez. Gümüş olarak verilmesi uygundur. İmam-ı Ebu Yusuf , toprak sahiplerinden zekat ve uşur olarak, altın ve gümüş yerine başka geçer akçe almak haram olmaktadır. Bunlar herkesin kabul ettiği damgalı para iseler de altın yada gümüş değil bakır paralardır.  Buyurmaktadırlar.

 

Zekat verilecek malların zekatlarının hesaplanmasında dikkat edilmesi gereken şartlar vardır. Mesela ; Fakir için ev çok değerlidir. Fakat zengin kimse zekatının yerine fakiri evinde oturtamaz. Zekat verilecek mallar üzerindeki nisab miktarları da değişkenlik göstermektedir. Bunlar;

 

  • Altın, gümüş, para ve menkul değerler, Ticari değerde mallar için verilecek zekat oranları: 1\40 yani %2.5 verilir.
  • Sığır, manda gibi büyük baş hayvanlarda zekat oranları: 1\30
  • Deve: Her 5 deve için bir keçi veyahut bir koyun verilir.
  • Toprak mahsulleri: 1\10 oranında verilir.
  • Kırk koyunun zekatı bir koyun olarak hesaplanır ve verilir.
  • Yüz yirmi bir koyun; iki koyun olarak hesaplanır ve
  • İki Yüz Üç Koyun; üç koyun olarak hesaplanır ve verilir.
  • Üç yüz bir koyun; dört koyun olarak hesaplanır ve verilir.

Toplumdaki Gelir Adaletsizliğine Çareler

Toplumdaki Gelir Adaletsizliğine Çareler Düşünerek Fikirlerinizi Sınıf Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

 

Gelir, insanların geçimini sağlamak için çalıştıkları işin ve emeğin karşılığında ihtiyaçlarını karşılamak için kullandığı ücretidir. Maalesef ki ülkemizde en çok çalışanlar genel olarak çok daha az ücret almaktadırlar. İşverenler firmalarının sağlamış olduğu kârlardan işçilerine pay vermek istemezler. Hâlbuki işçilerinin alın teri karşılığında para kazandıklarını göz ardı etmeseler az da olsa kardan pay verseler kısmen aldıkları ücret yükseldiği için küçükte olsa bir adalet söz konusu olabilir.

 

Az gelirli vatandaşı en çok etkileyen konulardan biri de vergilerdir. Asgari ücretten bile gelir vergisi vs gibi pek çok vergin kesintisi yapılarak küçük olan maaşlar daha da küçültülmektedir. Zenginlerin vergilerini düzenli ödemeleri sağlanarak ve az ücretle çalışanlardan bu vergiler alınmayarak az da olsa bir fayda sağlanabilir. Geliri düşük olan vatandaşlara sağlanacak vergi muafiyeti sayesinde dar gelirli olan vatandaşın alım gücüne olumlu katkılar sağlanabilir.

 

Her geçen gün yükselen hayat pahalılığı karşısında az gelirlinin maaşları hızla erirken zenginlerin gelir kaybı neredeyse söz konusu değildir. Devletin doğru fiyat politikaları uygulayarak düşük gelirli olan vatandaşlarını koruma altına alması gerekmektedir.

 

Ayrıca dar gelirli vatandaşlara eğitim, sağlık, gıda ve barınma gibi konularda devlet desteği sağlanmalıdır. Asgari ücret, zenginler için çerez parası bile sayılmaz iken bu küçük ücretle insanlar çocuk okutmaya ve tüm yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadırlar. Bu nedenle kesinlikle gelir adaletini sağlamaya yönelik çalışmalarda ilk sıraya bu destekler konularak dar gelirli vatandaşların rahat bir nefes alması sağlanmalıdır.

Yardımlaşmanın Azalması Toplumda Ne Gibi Sonuçlar Doğurur?

Sizce Yardımlaşmanın Azalması Toplumda Ne Gibi Sonuçlar Doğurur?

İnsanın var olduğu toplumlarda yardımlaşma son derece önemlidir. Yardımlaşmak elinizde olanı ihtiyacı olanla paylaşmak demektir. Yardımlaşma sayesinde toplumlarda bir denge oluşturulmaya çalışılmaktadır. Toplumlarda yardımlaşma güveni artırmaktadır. İnsanları birlik ve beraberliğe sevk etmektedir. Ancak toplumda yardımlaşmanın azalması demek pek çok güzelliğin ortadan kaybolması demektir.

 

Yardımlaşma sayesinde insanlar etrafındaki ihtiyaç sahiplerini bilir ona göre doğru insanlara yardımlar ulaştırabilirler. Ancak günümüzde site yaşantısı ve insanların birbirlerine karşı güvenlerinin azalması nedeni ile ihtiyaç sahibi insanlar kaderlerine terk edilmektedir.

Yardımın ulaşmadığı pek çok aile açlık ve yoksullukla mücadele etmektedir. Hatta bazı ailelerde yoksulluk hısızlık yapmaya ve kötü madde satışına kadar uzanmaktadır. Toplumda var olan ihtiyaç sahiplerini görmezden geldiğinizde onları otomatik olarak çaresizlik ile baş başa bırakmış oluyorsunuz.

 

Düşünün ki kanser tedavisi gören ve ilaçlarını alamayan bir hasta var. Yaşadığı toplumda var olan zenginler ona kolaylıkla bu ilaçları alıp ona yaşaması için yardımcı olabilirler. Ancak kimse onu bilmediği ve görmediği için ölümle yüz yüze kalabilmektedir.

 

Maddi durumu çok iyi olmayan aileler çocuklarını maalesef erken yaşta çalışma hayatına dâhil etmektedir. Hâlbuki bu çocuklara burs sağlanarak vatanına hayırlı birer evlat olarak yetişmesi sağlanabilir.

 

Tüm bu değindiğimiz küçük noktalar toplumun kanayan yaraları olarak sürüp gidiyor. Yardımlaşmanın azalması demek yaşanan bazı hayatların kaybolmaya mahkûm edilmesi demektir. Bu nedenle toplumlarda yardımlaşma her zaman önem verilen konuların başında yer almalıdır.

Sizce para dışında ne gibi şeyler paylaşılabilir?

Paylaşmak, maddi ya da manevi fark etmeksizin sahip olunan imkanları diğer insanlarla bölüşmek demektir. Topluma dikkatle bakıldığında her şeyin bir paylaşım üzerine kurulduğunu söylemek mümkündür. İnsanlar tüm ihtiyaçlarını tek başına karşılayacak durumda değildir. Bir noktada başka bir insana ihtiyaç duyacaktır. İster maddi ister duygusal yönden olsun. Para dışında da paylaşılacak pek çok şeyimiz vardır.

 

  • Birikimler: Bilgi ve görgü birikimleri insanlarla paylaşabileceğimiz çok değerli unsurlardır. Kültür aktarımı da bu paylaşımın kapsamında sayılabilir. Tecrübeler en iyi öğretmendir ve bu öğretmenden alınan derslerin başkalarının yolunu aydınlatması da mümkün olabilir.
  • Mutluluklar: Mutlulukların paylaştıkça çoğaldığı söylenmektedir. Mutlu etmek ve mutlu olmak kavramları da bir nevi paylaşımdır. Mutluluklarda diğer insanların rolünden bahsedebiliyorsak eğer, paylaşımdan da bahsedebiliriz.
  • Kederler: Üzüntü paylaştıkça azalır cümlesinin doğruluğu tartışma konusu olsa bile, kişinin kederini paylaştığında rahatlayacağı bir gerçektir. Zira insana verilen pek çok yük, tek başına taşımak için ağırdır.
  • Sevgiler: Sevdiğimiz pek çok insanı ya da nesneyi, öyle ya da böyle başkalarıyla paylaşırız. Bu bizden bir eksilme yaratmadığı gibi mutlulukta olduğu gibi sevginin de çoğalmasını sağlar.
  • Sırlar: Sır, yapısı itibariyle paylaşılmaması, bilinmemesi gereken bir şey olsa bile  en çok paylaşılan şeylerden bir tanesidir. İnsan toplumun bir ürünüdür ve her şeyde olduğu gibi sırlarını da paylaşma güdüsü duyabilmektedir.

 

Tarihsel süreçte bakıldığında, para paylaşımının çok daha geç olduğunu söyleyebiliriz. İnsanlar önce mallarını paylaşmış, bilgilerini paylaşmış, silahlarını paylaşmış ve bu paylaşımların bir bütünü olarak da topluma şimdiki halini vermişlerdir.

Sizce Kabe Ne Zaman İnşa Edilmiştir

Kabe’nin inşası bana göre insanlık tarihi kadar eskidir. İlk insan Hz. Adem’le birlikte inşa edildiği mantıklı gelmektedir. Ancak güvenilir kaynakların ne söylediği bu konuda daha etkilidir.

 

İslami kaynaklara göre Kabe’nin ilk inşası Hz. Adem’le birlikte yapılmış fakat zamanla yıpranmış ve yok olmuştur. Sadece temelleri kalan Kabe Hz. Şit Peygamber tarafından yeniden inşa edilmiştir. Sonrasında Nuh Tufanı sırasında kumlara gömüldüğü bilinmektedir. Kur’an’da geçen ayete göre bundan sonraki inşa Hz. İbrahim (a.s) ve oğlu İsmail (a.s) tarafından yapıldığı bildirilmektedir. O zaman inşa edilen Kabe üzerinde zamanla restorasyon ve onarım çalışmaları devam etmiştir.

 

Sürekli tamir ve bakım yapılan Kabe üzerinde, Peygamber Efendimiz 35 yaşında iken yine onarım çalışması yapmıştır. Müslümanlar için kutsal kabul edilen Kabe Allah’ın Evi olarak bilinmektedir. Burada dünya malından ve çıkardan uzak Allah rızası için yapılan ibadetin kabul olunacağına inanılmaktadır. Müslümanların hac ve umre ziyaretini gerçekleştirdiği Kabe Mekke topraklarında bulunmaktadır. Peygamber Efendimizin ve sahabelerin ayak bastığı, ibadet ettiği bu topraklar Müslümanlar için manevi atmosferi yüksek bir yerdir. Kabe’ye hac ve umre ziyaretini yapmak için yıl içinde dünyanın her yerinden binlerce kişi bu topraklara akın etmektedir. İbadet ve huzurla geçen günlerin ardından Müslüman kimseler ebedi huzuru elde etmektedir. Bu huzura şahit olan Müslüman kimseler bu ziyareti tekrar etmek istemektedir.