Gülmek, Allah’ın insanlara verdiği hediyelerin en kıymetlisi, en latifidir.

 “Gülmek, Allah’ın insanlara verdiği hediyelerin en kıymetlisi, en latifidir. Her aptal, her zalim insanları ağlatabilir fakat onları güldürmek kolay değildir.” özdeyişi ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıklayınız.

 

Gülmek Yüce Rabbimizin insanoğluna bahşettiği en değerli hediyelerden biridir. Çünkü tebessüm etmek ve insanlara gülümsemek aradaki etkili iletişimi kuvvetlendirir. Gülmeyi seven ve güleç yüzlü insanlar sevgi dolu ve enerjik yapılı kişilerdir. Bu kişiler hayata farklı pencerelerden bakmayı bilen ve ufacık bir şey dahi olsa onunla sevinen yüce gönüllü kişilerdir. Hatta sevgili Peygamberimizin de gülümsemeyle ilgili şöyle bir hadisi şerifi vardır: “Gülümsemek sadakadır.” Diye yani dinimizde de gülümsemenin yeri çok ayrı ve özel kabul edilmiş ve gülümseyerek sevap kazanabileceğimizin önemine değinilmiştir.

 

Tüm bu açıklamalar ışığında gülmek çok güzel bir şeydir ama güldürmekte önemlidir. Bir kişinin yüzünde ne kadar tebessüm bırakıyorsanız o derece de sevilirsiniz.

Birde zalim, aptal ve şuursuzca hareket eden kişiler vardır. Bu kişiler karşısındaki insanları rencide ederler ve kalp kırarlar. Onlar için bu olağan bir olaydır ve yaptıklarından pişmanlık duymadıkları gibi vicdan azabı da çekmezler. Bu türlü duygusal yıkımlara maruz kalan insanlar doğal olarak kırılırlar ve sonucunda ağlayarak kendilerini kötü hissederler. Oysa güldürmek merhamet ister, sevgi ister, saygı ister en önemlisi de vicdan ister. İnsanların güldürmek veya bir nebzede olsun gülümsemelerini sağlamak kıvrak zekâya sahip iyi yürekli kişilerin başarabileceği bir şeydir. Çünkü insanları güldürmek için emek gerekir, nezaket gerekir, olgunluk gerekir ve en önemlisi de merhamet gerekir.

 

Bu nedenle her zaman çevremizdeki insanları mutlu etmeye çalışmalıyız. Hiç kimsenin ahını almamalıyız ve kimsenin canını yakmamalıyız. Kötülük yapmak çok kolaydır ve sergilenen her erdemsiz hareketle karşımızdaki kişilerin kırılmasını kolayca sağlayabiliriz. Ama bu insanı bir davranış olmaz ve bize hiç yakışmaz. Bunun için çevremizdeki insanları mutlu ederek onların gülümsemelerini sağlayabiliriz.

Broşürler de insanları bilgilendirmek için kullanılan araçlardır.

“Broşürler de insanları bilgilendirmek için kullanılan araçlardır.” diyen biri, sizce bu düşüncesinde haklı mıdır? Açıklayınız.

 

Evet, “Broşürler de insanları bilgilendirmek için kullanılan araçlardır.” diyen biri haklıdır. Broşürün hazırlanmasındaki genel amaç bilgilendirme yapmaktır zaten. İnsanları bilgilendirmek için birçok araç kullanılır. Bunların başında da yazılı materyaller gelmektedir. Yazılı veya basılı araçların başında da kitap, dergi, gazete ve broşürleri sayabiliriz. Broşürler özel ve kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen hizmetler hakkında bilgi vermek amacı ile yapılır. Aynı zamanda şehirler, turistik yerler, tarihi eserler, müzeler hakkında kısa bilgiler ve fotoğraflar kullanılarak o yerlerin tanıtımı, yerleşim planı, yol haritası gibi içerikler ile bilgi vermek için hazırlanır. Tiyatro, opera, sinema, konser, sergi gibi sanatsal etkinlerin tanıtımı, sanat eserleri ve gösteri hakkında bilgi içerirler. Hastanelerde, sağlık kurumunda verilen hizmetler ve binada hangi bölümün nerede olduğunu gösteren bilgilendirici araçlardır.

 

Broşürler bankalarda verilen hizmet ve uygulamalar ile ilgili bilgi vermek amacıyla da hazırlanır. Firmaların ürettikleri mal ve ürünleri tanıtmak ve üretimleri hakkında bilgi vermek amacı ile kullandıkları araçlardır. Üretimin dışında hizmet sektörlerinde de verilen hizmeti tanıtmak ve hizmet hakkında kısa bilgiler içeren araçlardır. Sivil toplum kuruluşları ve dernekler de, faaliyet verdikleri alanları, hazırladıkları ve gerçekleştirdikleri projeleri tanıtmak veya bu konuda verdikleri hizmetleri tanıtmak ya da bilgi vermek için bu araçları kullanırlar. Gönüllü kuruluşlar da yaptıkları çalışmaları tanıtmak, yeni gönüllüleri bünyelerinde toplayabilmek için broşürleri sıkça kullanırlar.

Broşürler sayfa sayısı az, küçük kitaplardır.

“Broşürler sayfa sayısı az, küçük kitaplardır.” diyen biri, sizce bu düşüncesinde haklı mıdır? Açıklayınız.

 

Broşürler sayfa sayısı az olan küçük kitaplardır diyen biri, evet haklıdır. Broşür tek veya birkaç sayfadan oluşan bilgi vermek, bilgilendirmek, tanıtım amaçlı veya reklam amacıyla hazırlanan küçük kitapçıklardır. Turizm danışma bürolarında, o yerin tanıtımı amaçlı olarak birçok dilde hazırlanmış kısa metinler ve fotoğraflar içeren broşürler kullanılır. Aynı zamanda kamu ve özel kurum ve kuruluşların tanıtımı içinde kullanılırlar. Hastanelerde, bankalarda, verilen hizmetler hakkında bilgiler içerirler. Yapılacak bir organizasyon veya sosyal projeler için de organizasyonun içeriğini veya projenin adımlarını anlatmak için kullanılabilir. Sanatsal faaliyetler ya da müzelerde de sergilenen eserlerin veya gösteri sanatlarının hakkında bilgi içerikleri yer alan broşürler bulunur. Bunların yanı sıra broşürler günlük hayatta ticari kuruluşların reklam ve tanıtımları için de sıkça kullanılmaktadır.

 

Broşürler genel olarak ikiye veya üçe katlanmış tek sayfa halinde, akordeon şeklinde ya da çok az sayıda sayfaları olan küçük el kitapları şeklindedir. Genellikle renkli ve dikkat çekici fotoğraflarla birlikte kısa metinler, flaş başlıklar ve sloganlar kullanılarak hazırlanır. Bu metinlerin hazırlanmasındaki amaç tanıtım yapmak olduğu kadar kısaca bilgilendirmektir. Bununla birlikte broşürler firmalar için oldukça etkili bir reklam aracıdır. Reklam aracı olarak kullanımlarında da amaç yine aynıdır, sunulan malın ve hizmetin tanıtımı yapmak, tanıtımı yapılan mal veya hizmet hakkında bilgi vermek. Günümüzde reklam artık her alanda en önemli unsurlardan biri haline geldi, bu sebeple de broşürlere neredeyse her yerde rastlamaktayız.

Görünüşü düzeltmenin en iyi yolu, gülmektir.

 “Görünüşü düzeltmenin en iyi yolu, gülmektir.” özdeyişle ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıkladığınız bir konuşma yapınız.

 

Toplum içinde sürekli asık suratlı ve karamsar kişilik özelliğinde sergilenen tavırla herkes iti gelir. Bu tür kişiler toplum tarafından sevilmez ve genellikle dışlanırlar. Bu kişilerin pek dostları olmadığı gibi akrabaları da kendilerinden uzaklaşmıştır. Eğer bir topluluk içine girdiğimiz de yüzümüz hep asık dolaşırsak insanlar bizimle iletişime geçmez ve bir kenarda yalnız kalabiliriz. Bunun nedeni yüz ifademizdeki soğukluğu hissettikleri için bizi sevmezler ve değer vermezler.

 

Görünüşümüz yüzümüzdeki ifadeye göre değişiklik gösterebilir. Örneğin pozitif enerji yayan bir ruh haliyle bir topluma girdiğimiz de aynı şekilde ağırlanma şansına sahip oluruz. Ama eğer yüz ifademiz somurtkan ve soğuk ise o zaman da görüntümüz ne kadar etkileyici olursa olsun çevremizdekileri olumsuz olarak etkiler ve bizimle iletişim kurmalarının önüne bir set çekmiş oluruz.

 

Görünüşümüzün etkili olması için aslında biraz bir tebessüm yeterli olacaktır. Bu şekilde hem kendimizi daha iyi ifade eder hem de daha fazla kendimiz gibi hareket etme fırsatını buluruz. Bunun için elimizden geldiğince güler yüzlü kişiler olmaya özen göstermeliyiz. Üzerimizde ki giysilerimiz en pahalı marklardan bile olsa tebessüm etmediğimiz zaman bizi kimse ciddiye almayacak ve toplumun dışına itilmemize neden olacaktır. Sert olmak, sivri dilli olmak ve asık suratlı olmak bizi asla yüceltmeyeceği gibi insanlar arasında en diplere çekilmemizi sağlar. Bunun için gönlümüzce gülelim, eğlenelim ve çevremizdeki kişileri de mutlu ederek gülmelerine vesile olalım.

Gülerseniz dünya güler, ağlarsanız yalnız ağlarsınız.

“Gülerseniz dünya güler, ağlarsanız yalnız ağlarsınız.” özdeyişle ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıkladığınız bir konuşma yapınız.

 

Dünyada, inanlar birlik ve beraberlik içinde yaşayarak hayatlarını daha da kolaylaştırmaktadır. İnsanlar bu birlik ve beraberlik duygusuyla birlikte arkadaşlıklar ve dostluklar kurarlar. Kurdukları bu dostlular onlara çok şey kazandırır. Örneğin yaşanılan mutluluklar ancak paylaşılınca çoğalır ve yaşanılan acılar da yine paylaşılınca azalmaktadır. Bu duyguları paylaşmak için yanımızda bizi seven ve değer veren insanların olması çok önemlidir.

 

Bu insanları bulmak aslında bizim elimizdedir ve kurduğumuz ikili ilişkiler sayesinde bizi seven dostlarımızı arttırabiliriz. Böylece yaşadığımız her sevinci ve her mutluluğu onlarla paylaşma fırsatı buluruz. Yaşadığımız acıları, kaderleri ve üzüntülerimizi de bizi sevenlerle paylaştığımızda acımız geçmese de bir nebze azaldığını hissedebiliriz.

 

“Gülerseniz dünya güler, ağlarsanız yalnız ağlarsınız” özdeyişine gelecek olursam; bence bu özdeyişte aslında anlatılmak istenen, insanlara sevgi ve şefkatle yaklaşıldığında onların güldürmenin kolay olacağını ve bu şekilde biz mutluysak çevremizdeki kişilerinde mutlu olarak gülümseyeceğidir.  Ancak yaşadığımız acıları her ne kadar çevremizdeki kişiler anlamış olduklarını belirtseler de bizim o anda neler hissettiğimizi ve ne tür bir acı çektiğimizi tam olarak anlayamadıklarından dolayı, kederli olduğumuz zamanlarda yalnızca kendi acılarımız için yalnız ağlayacağımızdır.

 

Bu kişilerin bizi gerçekten anlamaları için empati değil sempati duymaları gerekir. Sempati duymak, aynı acıyı aynı şekilde hissetmektir. Fakat günümüzde bu duyguları bizimle paylaşacak insanları bulmak oldukça güçtür.

Aile içi iletişimin önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Aile içi iletişimin önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 

Aile birliğinin devam etmesi ve sağlıklı bir şeklide işlemsi için birçok önemli kavram bulunur. Bu kavramlardan biri de ile içi iletişimdir. Aile içi iletişim son derece önemli bir kavramdır ve azaldığında veya ortadan kalktığında o ailede huzur ve mutluluktan söz edilemez. Çünkü aile içi iletişimde, ailenin mutluluğu, sevinci, huzuru, birbirlerine olan anlayışı, hoşgörüsü, sevgi ve saygı duyguları gibi asla yok sayılamayacak değerlerdir.

 

Bir ailede iletişim ne kadar kuvvetliyse o ailede huzur, mutluluk ve beraberlikte o derece kuvvetlidir. Böylece birbirlerine sıkı sıkıya bağlanmış olan aile bireyleri her ne yaşarlarsa yaşasınlar birbirlerine her konuda destek olurlar ve asla yıkılmazlar. Ancak aile içi iletişimin zayıf olan ailelerde bunun tam tersi bir durum söz konusu olur. Bu ailede iç huzursuzluklar baş gösteriri ve aile bireyleri birbirlerinde koparak yalnızlaşırlar. O kadar çok birbirlerinden uzaklaşırlar ki onların bir aile olduğunda artık söz etmemiz mümkün değildir.

 

Bu nedenle her koşulda ve şartta aile içi iletişimin öneminin farkında olarak hareketlerimize dikkat etmeli ve ona göre davranmalıyız. Böylece aile içi iletişimi kuvvetli olan aileler birlik ve beraberlik duygusuyla hareket ederler ve güzel bir yuvada yaşam fırsatı bulurlar. Bunun için her türlü gayreti göstermeli ve aile bireyleriyle iletişimimizi iyi ayarlamalıyız. Unutmayalım ki bir toplumun refahı ve mutluluğu o toplum en küçük yapı taşı olan aileden geçmektedir. Mutlu aileler mutlu ve huzurlu toplumları oluşturur.

Çocukların ebeveynleriyle iletişiminin önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Çocukların ebeveynleriyle iletişiminin önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 

Aile içi iletişimde çocuk ebeveyn ilişkisinin önemi çok büyüktür. Çocuklar gelişme çağında ilk örnek aldıkları kişiler aile bireyleridir. Bu nedenle anne ve babaların çocuklarına gösterdikleri tavırları ve tutumları çocukları tarafından içselleştirilir ve büyüdüklerinde benzer davranışlar sergilerler.  Aile içinde çocuk ve ebeveyn ilişkisi açık ve net olmalıdır. Çocuğa karşı takınılacak agresif tavırlar ve sert davranışlar çocuğun psikolojik gelişimin olumsuz yönde etkileyerek özgüven yetersizliği yaşamalarına yol açar. Eğer tutarlı ve anlayışlı bir şekilde çocuklar yetiştirilmezse başta kendisine faydası olmadığı gibi aile ve toplumda pek bir faydası dokunmaz.

 

Bu nedenle tüm uzmanlar çocuk ve ebeveyn ilişkisinin çok sağlıklı olması gerektiğini önemle vurgulamakta ve ebeveynleri bu konuda uyarmaktadır. Ailenin çocuklarıyla kurduğu ilişkilere dikkat etmediği durumlarda çocuklar tutarsız davranışlar sergilemeye başlar ve yanlış kişilere yönelerek zararlı arkadaşlıklar kurabilir. Bu da hiç istenmeyen sonuçların doğmasına neden olur.

 

Burada anne- babaların ve çocukların yapmaları gereken belli başlı davranışlar vardır. Bunlar;

  • İlk önce anne ve baba çocuklarını koşulsuz sevmeli ve bunu onlara hissettirmelidir.
  • Tabi bu durumda çocuklarda aile içinde kendisine düşen sorumlukluları eksiksiz yerine getirmelidir. Asla anne ve babalarının üzüleceği davranışları sergilememelidir.
  • Çocuklar ailesine saygı çerçevesinde davranmalıdır.
  • Aile içinde demokratik bir ortam oluşturulmalı ve belli kurallar konularak aile düzeni sağlanmalıdır.
  • Aile içinde sevgi ve saygı ön planda olmalıdır.
  • Çocuklar anne ve babalarına duygu ve düşüncelerini çekinmeden söyleyebilmeli ve bu tür bir ortam oluşturulmalıdır.
  • Çocuklar rahatsızlık duyduğu şeyleri ailesinden kesinlikle saklamamalıdır.
  • Böylece anne-baba ve çocuk arasında bir güven tahsis edilmelidir.
  • Ancak bu şekilde huzurlu bir aile düzeni kurulmuş olur ve bu da mutlu bir toplumun oluşması demektir.

Oysaki, başka bir deyişle, özellikle, ilk olarak, son olarak ile ilgili cümle

“Oysaki, başka bir deyişle, özellikle, ilk olarak, son olarak” ifadelerinden her birini birer cümlede kullanınız. Cümlelerinizi defterinize yazınız.

 

1-Oysaki: Ben her sabah muz yerim oysaki akşamları da muz yiyebilirim.

2-Başka bir deyişle: Tarladaki otların başka bir deyişle çimenlerin üzerine oturmak çok zevkli.

3-Özellikle: Dondurmayı özellikle kış aylarında tüketmemeliyiz.

4-İlk olarak: Sözüme ilk olarak kendimi tanıtmakla başlamak istiyorum.

5-Son olarak: Son olarak şunu söyleyebilirim, her zaman düzenli çalışmak başarıyı getirir.

Oysaki, başka bir deyişle, özellikle, ilk olarak, son olarak

“Oysaki, başka bir deyişle, özellikle, ilk olarak, son olarak” ifadeleri sizce bir konuşma sırasında hangi amaçla kullanılır?

 

“Oysaki, başka bir deyişle, özellikle, ilk olarak, son olarak” gibi kelimeler konuşmada veya yazılı bir metinde düşüncemizi açıklamak ve o düşünceyi açarak vurgulamak için başka bir cümleyle bağlantı kurmak için kullanılır.

Örneğin; “oysaki” kelimesini bir düşünceyi açıklamak için kullanırız.

“başka bir deyişle” sözcüğünü ise, anlatılmak istenen şeyin farklı bir tarzda açıklamak ve eş anlamlı olarak kullanmaktayız.

“Özellikle” kelimesini de anlatılmak istenen düşüncenin önemini belirtmek için,

“İlk olarak” dediğimiz zaman söze en önemli detaydan başladığımız durumlarda,

“son olarak” sözcüğünü de anlatılan konu ve düşüncenin sonuç bölümünde yazıyı ve konuşmayı bitirmek istediğimiz zaman kullanırız.

 

Bu sözcüklere bir örnek verecek olursak;

Başımdan geçenleri yazıya dökmeyi çok seviyorum oysaki yazdıklarımı daha da kalıcı olabilmesi için bir kitap haline getirebilirim. Başka bir deyişle günlük olarak tutmak istediğim ve iç âlemimi yansıttığım satırlarımı kısa hikâyeler şeklinde yayınlamam da mümkün. Özellikle internet sitelerinde paylaşılmasını çok istiyorum, çünkü daha fazla kişiye ulaşabileceğimiz düşünüyorum. İlk olarak küçük sitelerde paylaşıp daha sonra okuyucu kitlesi yüksek olan sitelerde yayınlanması çok hoş olur. Son olarak da en popüler gazetelerde belki benim hikâyelerim de yayımlanır. Kim bilir!

İyon – dipol etkileşimine bir örnek

İyon – dipol etkileşimine bir örnek veriniz.

 

Zayıf etkileşim türlerinden olan Van Der Waals bağlarının alt başlıklarından birisi de iyon-dipol etkileşimleridir. Bu tür etkileşimler NaCl ve KCl gibi iyonik özelliklere sahip katıların su gibi polar özelliklere sahip çözücüler içerisinde çözünmesiyle oluşur. İyon moleküllerin kısmi yüklü kısımları ile polar molekülün kısmi yük kısmı arasında elektrostatik bir çekim kuvveti oluşur ve bu çekim katının çözünmesini sağlar. İyonun anyon yüklü kısmı pozitif yüklü kısma, katyon yüklü kısmı ise negatif yüklü kısım ile etkileşim sağlar.

 

Yemek tuzu olarak bilinen NaCl bileşiğinin su içerisinde çözünmesi olayı buna verilecek en güzel örnektir. Suyun içerisinde bulunan karşıt yüklü kısımlar iyonların yüklü kısımları ile etkileşime geçerek onları bulunduğu konumdan koparır. Bu sayede NaCl iyonları su içerisinde dağılmaya başlar. İyonlar ile su molekülleri arasındaki uzaklık arttıkça çekim kuvveti de o oranda azalacaktır.

 

Bu etkileşimlerde maddeleri bir arada tutan en önemli kuvvet negatif ve pozitif uçların birbirine uyguladığı çekim kuvvetidir. Sıcaklık, basınç ve çözünen maddenin cinsi bu tür etkileşimlerin kuvvetini değiştirecektir.

 

Sıcaklık: Tüm bağları doğrudan etkilediği gibi iyon-dipol etkileşimler de sıcaklığa bağlı olarak kuvveti değişmektedir. Her ne kadar tuzun su içerisinde çözünmesini hızlandırsa da bağ kuvvetini azaltmaktadır. Hızlı çözünmesinin en önemli sebebi de budur. Sıcaklık Na+ ve Cl iyonları arasında bulunan çekim kuvvetini azaltacak ve çabuk erimesini sağlayacaktır.

 

Basınç: Su içerisinde çözünmekte olan kristal yapıya sahip maddelere dışarıdan bir kuvvetle basınç uyguladığımızda yine aralarında bulunan bağların kopmasına neden olacaktır. Çözünme hızını artıran sebeplerden biri olarak bilinir.

 

Maddenin cinsi: Sıvı içerisinde çözünen iyonların elektron alma eğilimi fazla olduğundan çekim kuvvetini doğru orantılı olarak etkileyecektir.

Örnek olarak:

  • AlN-HBr
  • LiBr- C2H5OH
  • BeO-H2SO4 gibi karışımlar verilebilir.