Osmanlı Devleti, gaza ve cihat, fetih siyaseti, istimâlet politikası, millet sistemi, adil yönetim ile kısa bir metin

Aşağıdaki kavramları en az bir kez kullanarak kısa bir metin yazınız.  (Osmanlı Devleti, gaza ve cihat, fetih siyaseti, istimâlet politikası, millet sistemi, adil yönetim)

 

Osmanlı Devleti tarihte ki yerini altın harflerle yazdırmış, büyük bir medeniyet olmayı başarmış, düşmanının dahi saygısını hak etmiştir. Uyguladığı bir çok politika ile gelişimini gerçekleştirmiştir. İstimalet politikası da bunlardan biridir. Hoşgörü nun merkezi olmasıyla gönülleri fethetmenin verdiği faydaları günümüzde de devam etmektedir. Mazlum ve masum insanların zulme uğradığı günümüz de kan ağlayan İslam coğrafyasının umudu ülkemiz olmuştur. Gaza ve cihat ederek İslam’ın yayılmasını sağlayan Osmanlı Devleti fetih siyaseti ile de haklıyı haksızdan ayırmış masum olana dokunmamıştır. Bu fetih siyaseti sayesinde kimi toprakları savaşmadan sulh yolu ile kendi bünyesine katmıştır.

 

Yeni fethedilen topraklarda uyguladığı politikalarla günümüze ışık tutmuş yönetim biçimi konusunda nasıl davranılması gerektiğini bizlere göstermiştir. Atadığı kadılar ile yeni fethedilen topraklarda ve var olan topraklarında adil yönetim sistemini oluşturmuş herkese adaletli yaklaşım sergilemiştir. Çok uluslu yapısı ile ayrılmaz bir bütün oluşturmaya gayret göstermiş millet sistemini devreye sokmuştur. Her millet kendi çıkarından çok Osmanlı Devletinin çıkarlarını gözeterek isyan etmeden yapısını korumuştur. Tüm bu özellikleri gerçekleştirirken insanı yaşat ki devlet yaşasın düsturunu benimsemiş, insanların mağdur olmaması adına çalışmalar yürütmüştür.

 

Günümüzde hala adından söz ettiren Osmanlı devleti adaletin, eşitliğin, hoş görünün bir arada olduğu toplumsal barışın, huzur ve refahın sağlandığı İmparatorluk olarak hafızalara kazınmıştır. Osmanlı devletinin bazı çevrelerce kötülenmesinin, küresel düzenin bir parçası olmadığı gibi insanların emeği üzerinden güç devşirenlere de karşı bir mücadele sergilemesinden kaynaklı olduğu milletimizce bilinmektedir.

Yeni fethedilen toprakların sorumluluğunun kadıya verilmesinin sebebi ne olabilir?

Osmanlı Devleti bir yerin fethinden hemen sonra şehre “kadı” atardı. Yeni fethedilen toprakların sorumluluğunun kadıya verilmesinin sebebi ne olabilir? Tartışınız.

 

Toplumları bir arada tutmak, kişiler arasında ki anlaşmazlıkları gidermek, davalı ve davacı arasında ki gerçekleşen eylemi sonuçlandırmak için adaleti tesis etmek gerekirdi. Yeni fethedilmiş topraklarda siyasi bir birlik olmadığı gibi adaletin sağlanması da gereklidir. Yönetimi, sistemi ve yönetenleri değişen halk bir boşluğa düştükleri varsayılarak hareket edecek olurlarsa o bölgeye kargaşa hakim olacaktır. Çıkacak her olay devletin siyasi birliğine zarar vereceği gibi çıkacak isyanlarında tetikleyicisi olacaktır. Bu nedenle Osmanlı Devleti bir yerin fethinden hemen sonra şehre kadı atardı.

 

Bu bölgeye atanan kadının bir çok görev ve yetki sahibi olduğu bilinmektedir. Önceki İslam devletlerinde görev alan kadılardan daha çok ve farklı kollarda görev verilen kadılar Osmanlı Hukuk sisteminde önemli bir yere sahiptir. Belediye başkanlığı, nikah işleri, kendi çalışma alanında bulunan kişilerin raporunu merkeze gönderme, sözleşmeleri onaylama gibi görevleri üstlenirken merkez tarafından gönderilen talepleri uygulama ve halk tarafından istenenleri ise divana sunma gibi aslı sorumlukları mevcuttu. Sadrazam olmak için herhangi bir eğitim sürecinden geçmek gerekmese bile kadılık için eğitim almanın zorunluluğu vardı. Eğitimini tamamlayan kadılar ilk olarak şimdilerde asistanlık dediğimiz şekliyle danişmendilik yapmak için seviye olarak diğerlerinden daha az önem arz eden medreselerde görev alırlardı.

 

Kadılar atandığı topraklarda siyasi birliği sağlayarak Osmanlı Devletinin temsilcisi olarak görevlerini sürdürmekte, halkın isteklerini merkeze yönlendirmekte, merkezden gelen uygulama işlerini ise tatbik ederek merkezi otoritenin varlığını hissettirmekte son derece başarılı olmuşlardır ki Osmanlının büyüme sebeplerindendir.

Yavuz Sultan Selim’in kendisini Hâdimü’l Harameyn olarak nitelendirilmesini Osmanlı devlet adamlarının yönetim anlayışı açısından değerlendiriniz.

Yavuz Sultan Selim’in kendisini Hâdimü’l Harameyn olarak nitelendirilmesini Osmanlı devlet adamlarının yönetim anlayışı açısından değerlendiriniz.

 

İslam’ın sancaktarlığı olma niyeti ile yönetim anlayışını İslam dinini benimseme olarak gerçekleştiren Osmanlı devleti, tüm dünyanın Müslüman olmasını hedeflemiştir. Bu hedefi doğrultusunda gerek savaşlar yapmış gerek barış anlaşmaları imzalamış. Farklı bir çok politika oluşturmuş her, yönüyle dünyanın nabzını tutmuş, insanların bu sayede tercih hakkını kendisinden yana kullanmasını sağlamıştır.

 

Osmanlı devletinde yöneticilerin bir çok sorumluluk sahibi olduğu gibi asli görevlerinin İslam’ı yüceltmek olması, onların İslam’ın yeryüzünde ki halifeliğini üstlenmesini sağlamıştır. Osmanlı padişahları kendilerini Allah’ın hizmetkarı olduğu düşüncesi ile davranması ve yeryüzündeki kutsal sayılan Mekke ve Medine gibi şehirlerin mevcut değerleri nedeniyle bu şehirlerin ancak hizmetkarı olabileceklerine inanmaları, Hadimü’l Harameyn olarak nitelendirilmelerini sağlamıştır. Yönetim anlayışını İslami bilgilere göre uyguladıkları, dünyaya İslam’ı egemen kılmak istemelerine göre şekillendirmişler bu yönetimi  gerçekleştirirken ise İslam’ın ancak hizmetkarı olabileceklerini söylemişlerdir. Kendi değerlerini ve dinlerini kendi nefislerinden yüksek görmeleri ile de kutsal şehirlere vali, yönetici veya Padişah sıfatı ile değil hizmetkar olabilme sıfatı ile yaklaşmışlardır.

 

Son Memlük halifesi 3. Mütevekkil Ayasofya ‘da halifeliği Yavuz Sultan Selim ‘ e devr etmiş kutsal toprakları Osmanlı egemenliğine vermiştir. Yavuz Sultan Selim Han oranın yöneticilerinin kullandığı Hakimü’l-Haremeyn (Kutsal beldelerin hakimi) sıfatını beğenmeyerek kendine Hâdimü’l Harameyn sıfatının verilmesini istemiştir. Bu Osmanlı’nın Sultanlık niyeti ile değil hizmet niyeti ile hükmettiğinin resmidir.

Osmanlı Devleti’nin istimalet politikasının ilk aşamasında nasıl bir yol izledi?

Osmanlı Devleti’nin istimâlet politikasının ilk aşamasında nasıl bir yol izlediğini aşağıya yazınız.

 

İslam dininin temel düşünce sistemini benimsemiş olan Osmanlı İmparatorluğu herkesi kucaklayacak bir politikayla topraklardan önce gönülleri fethetmeye yönelmiş, gönülleri fethettikçe toprakların fethinin gerçekleştirmesini sağlamıştır. Günümüzde kılıç zoru ile yayıldığı kimi kaynaklarda söylenen İslam’ın aksine gönül alma prensibi ile yayıldığı bir gerçektir. Osmanlı İmparatorluğu da bu gaye doğrultusunda kendine hedef olarak kızıl elmayı koymuş bu uğurda savaşmış veya barışmıştır.

 

İstimalet kelime anlamı itibariyle gönül alma demektir. Gördüğünüz üzere savaşma politikası değil gönül alma politikası ile hareket eden Osmanlı İmparatorluğu tarihte eşine rastlanmayacak kadar büyük bir devletti. Bu politikayı geliştirmeleri ile ilk aşamada fethedilen yerlerde ki halkalara; eşit davranma(kendileri gibi  aynı haklara sahip olduklarını bildirme), hoşgörülü olma(hangi dini benimsediklerinin kararını kendilerine bırakılması), onları himayesinde barındırma(yiyecek içecek temininin sağlanması), dışarıdan gelecek saldırılara karşı can ve mal güvenliklerinin sağlama ve ibadetlerini gerçekleştirme de özgür bırakılma gibi imtiyazlar tanınmıştır. Bu girişimler o yörenin halkının gönlünü kazanmaya (istimalet politikası) neden olmuştur.

 

Osmanlı imparatorluğu sonuçlar dan çok nedenlere yön vermeyi düşünmüştür. Çıkan sonucun etkili olabilmesi, kendi çıkarına fayda sağlaması için nedenleri kendi oluşturmuştur. İstimalet politikası da bu nedenler arasında yer alır.

Osmanlı Devleti, bünyesindeki farklı din, millet, mezhep ve kültüre sahip insan topluluklarını uzun yıllar bir arada yönetmeyi nasıl başarmış olabilir?

Osmanlı Devleti, bünyesindeki farklı din, millet, mezhep ve kültüre sahip insan topluluklarını uzun yıllar bir arada yönetmeyi nasıl başarmış olabilir? Tartışınız

 

Osmanlı İmparatorluğu cihana hükmetmeye talip olmuş kısmen de başarılı olmuştur. Okyanusun ötesine geçememesi haricinde topraklarına toprak katmış 3 farklı kıtada hüküm sürmüştür. Bu kadar başarı sağlıyorken ve büyüyorken kendi bünyesine kattığı farklı dinden, mezhepten, milletten insanların farklı kültüründen etkilenmiş ancak ayrıştırmadan bütünleyici şekliyle uzun yıllar bir arada kalmayı başarabilmiştir. Şimdilerde bizde daha bir fazla merak konusu haline gelen bu durumu nasıl başardığı şaşılmayacak şey değil.

 

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın sözünü düstur edinen Osmanlı Padişahlarının özellikleri sayılmayacak kadar çok belki. Bunlardan bazıları ise herkese eşit mesafede yaklaşması kimseyi ayrıştırmaması sen ben diye ayrım yapmaması. Uzun yıllar bir arada kalmayı başaran milletlerinde bir birine saygı göstermesi gerekliliği bilindiğinden arada çıkarılacak çatışmalarda engellenmiş, ayrışmayı tetikleyecek bir tavır sergileyecek herkes cezalandırılmak şartıyla engellenmiştir.

 

Sadece kendinden olana değil diğer dinlerin insanlarına, ibadetlerine saygı gösteren Osmanlı İmparatorluğu bu sayede İslam dinine karşı oluşacak sevginin kaynağı olmuştur. Bizans’ın fethinden önce Avrupa da arayışlara çıkan Bizans’ın bu tavrına halk karşı çıkmış “Bizans’ta kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederiz” demiştir. Halkın bu tavrı göstermesinde haçlı seferleri ile İstanbul’u ele geçiren haçlıların burada gerçekleştirdikleri katliamları unutmamaları ve Osmanlı’nın fetih ettiği toprakları ihya etmesinin, hoşgörülü bir davranış sergilemesinin ve adil bir yönetim ile yönetmesinin etkisi olmuştur.

Osman Bey’in İpek Yolu üzerinde yer alan Bursa’yı fethetmek istemesinin sebepleri neler olabilir?

Osman Beyin İpek Yolu üzerinde yer alan Bursayı fethetmek istemesinin sebepleri neler olabilir? Yazınız.

 

Tarihsel süreçte büyük bir imparatorluğun kurucusu olarak adından sıkça söz ettiren Osman Bey yaptığı fetihlerle dönemin önemli merkezleri ele geçirmiş kuruluşun mimarı olmuştur. Geliştirdiği stratejik çalışmaları ile birer birer önem arz eden bölgeleri ele geçirme isteği hasıl olmuş bir çoğunu da hayatta iken gerçekleştirmiştir. Bu önemli merkezlerden bir diğeri ise Bursa. Sonra ki süreçlerde Osmanlı Devleti’nin 1366 yılına kadar başkentliğini üstlenecek bu şehir Osman Bey’in fethini planladığı, ipek yolunun üzerinde kurulu olduğu büyük bir şehir.

 

Maddeler halinde el alacak olursak ;

  • Üzerinde kurulu olduğu ipek yolu sayesinde ticari bir merkeze sahip olmak ve ekonomik gelişmişlik düzeyini arttırmak
  • Ticari olan ipek yolu sayesinde ekonominin yanı sıra siyasi bir güç haline gelerek bölgede sözünün geçerliliğini artırmak
  • Marmara denizine kıyısı olan Bursa’nın fethi ile Bizans’ın o bölgede ki gücünü kırmak istemesi

 

Osman Bey bu amaçlarını gerçekleştirmeyi başarmış ve Bursa 1303 yılında günler süren kuşatma sonucu teslim alınmıştır. Halk artan Bizans baskısından bunalmış olacak ki fetih sonrası bir çoğu Müslümanlığı seçip kendi yerleşim yerlerinde kalmayı, Osmanlı Beyliği himayesinde yaşamayı tercih etmişlerdir. Nedenleri sıralarken satır arasında da bilgi vermek gerekirse; Osman bey bölgeyi Türkleştirmeyi çok istemesi nedeni ve bu nedenden dolayı  sulh yoluyla Bursa’yı teslim alması halk tarafından kendisine karşı sempati uyandırmıştır.

Osman Bey’in Karacahisar’ı fethetmesi beyliğe ne gibi faydalar sağlamıştır?

Osman Bey’in Karacahisar’ı fethetmesi beyliğe ne gibi faydalar sağlamıştır? Yazınız.

 

Karacahisar kalesi tarihsel süreç içerisinde önemli bir konuma sahiptir. Stratejik bölgeye hakimiyetin temsili olması ile fethedildiğinde bir çok fayda sağlamıştır. Osman Gazi her geçen gün arttırdığı gücü ile bölge tekfurları tarafından tehdit olarak algılanmış, Karacahisar Tekfuru ile bölge tekfurları arasında Osman Gazi’ye karşı ittifaklar kurulmuştur.

 

Kale fethedildiğinde;

  • İznik ile İstanbul ( Constantine ) arasında ticari yolların hakimiyeti Osmanlı Beyliğine geçmiş,
  • Osmanlı beyliğinin merkezi bir kaleye sahip olması ile belirli bir merkezden yönetilmesini sağlamış, bu sayede merkezi otoriteyi güçlendirmiş,
  • Kurulan karşı düşman ittifakına büyük darbe vurulmuş, ittifaklarının bozulmasını sağlamış,
  • Bölge tam bir savaş geline getirilerek Bizans valileri olarak da bilinen Tekfurlara karşı güç gösterisi olmuş,
  • Bölge için büyük değer olan merkezi ve stratejik öneme sahip Karacahisar kalesi ele geçirilmiştir.

 

Kalenin Osmanlı beyliğine geçmesinden sonra Osman bey Eskişehir’e yerleşmiştir. Osman Gazi’nin Karacahisar kalesinde kendi adına hutbe okutması ve sikke bastırması Osmanlının kuruluşu açısından bir temel teşkil etmekte ve bundan sonrası için oluşturulacak devlet geleneklerinin de devamını sağlamaktadır. Fetihle birlikte bölgede ki Türkmen beyliklerine namı yayılan Osman Gazi, yeni bir kurtarıcı olarak görülmüş Osman Bey’in etrafında toplanmaya başlamışlardır. Bundan sonrası için yapılanacak daha güçlü bir teşkilatlanma ile daha büyük fetihlerin kapısı aralanacak ve daha büyük savaşlar yaşanacaktır.

Siz ya da çevrenizden birisi bilgi güvenliği konusunda herhangi bir problem yaşadı mı?

Siz ya da çevrenizden birisi bilgi güvenliği konusunda herhangi bir problem yaşadı mı? Bu konuda herhangi bir habere rastladınız mı? Kısaca yazınız.

 

Hem benim hem de haberlerde okuduğum bazı olaylar oldu. Kendiminkinden başlayarak anlatayım. Bir gün okuldan gelmiştim. Bilgisayarımı açtığımda ne facebook hesabıma ne de gmail hesabıma giremiyordum. Mail hesabıma telefon numaramı eklediğim için şifremi unuttum kısmından yeni şifre isteyerek cep telefonuma gelen mesaj sayesinde gmail hesabıma girebildim. Bir  de ne göreyim facebook hesabıma ve gmail hesabıma birileri girmiş. Facebook şifrelerimi vs değiştirmiş hesabımdan benim adıma paylaşımlar yapmış. Mühendis bir abime oalyı anlattım ve bilgisayarımı inceledi. İncelemeler sonunda bilgisayarımdan keylogger çıktı. İndirdiğim programlardan biri virüs içeriyormuş ve ben bunun farkına varamadım. Böylece tüm klayyeden girdiğim şifreler bu virus ile hacker lara gidiyormuş.

 

Diğer bir olay ise haberlerde okumuştum. i cloud ‘u hacklenen ünlülerin özel hayatına ait bilgiler çalınmış ve internet ortamında paylaşılmıştı.

Uysal, sema, beste, ninni, kanmak ile ilgili cümleler

5 farklı kelime ile 2 şer cümle yazalım. Beğendiğinizi kullanabilirsiniz ..

 

Uysal: Normalde pek de uysal biri değil ama bugünlerde çok uyumlu.

Uysal: Yeni aldığımız bu köpek çok uysal çıktı, aman nazar değmesin.

 

Sema: Ankara semalarında süzülen bir uçak görüldü.

Sema: Adana semalarında yoğun sis hakimdi.

 

Beste: Sanatçı Tarkan süper bir beste ile geri döndü.

Beste: Türk müziğinden en çok beste yazan sanatçılardan biri de Yıldız Tilbe’dir.

 

Ninni: Saatlerdir ninni söylemesine rağmen bebeği uyutamadı.

Ninni: Babaannem ninni söylerken yine kendisi uyumuş.

 

Kanmak: Arkadaşının yaptığı şakaya hemen kanmıştı.

Kanmak: Ne yaptıysa borç para konusunda kandıramadı.