15 Temmuz’da milletimiz nasıl bir tehlike atlatmıştır? Milletimiz bu tehlikenin üstesinden nasıl gelmiştir?

15 Temmuz’da milletimiz nasıl bir tehlike atlatmıştır? Milletimiz bu tehlikenin üstesinden nasıl gelmiştir? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

15 Temmuz tarihinde milletimiz bir darbe girişimi ile karşı karşıya kalmış ve 15 Temmuz tarihi hafızalarımıza kazanmıştır.

15 Temmuz tarihinde vatanını sevmeyen insanlar tarafından ülkenin önemli noktalarına darbe girişimi yapılmış ve halkın mücadelesi ile birlikte bu darbe girişimi başarısız olarak sonuçlanmıştır.

15 Temmuz akşam saatlerinde Feto terör örgütünün içerisinde bulunan askerlerin Ankara üzerinde savaş uçakları ile alçak uçuş yaptıkları ve İstanbul’daki köprüleri trafiğe kapattıkları görüldü saat on itibari ile olaylar sosyal medyaya yansıdı.

Ordunun içerisinde bulunan paralel yapıya hizmet eden subaylar ihanet etme cüretinde bulunarak 15 Temmuz gecesinde darbe girişiminde bulundu. Recep Tayyip Erdoğan bu darbe girişimi karşısında Türk halkını meydanlara çağırarak birlik ve beraberlik çağrısı yaptı.

Çünkü tarihimizin tüm sahnelerinde halkın birlik ve beraberliği ile hainler püskürtülmüş ve millet, vatan uğruna mücadele vermiştir.

15 Temmuz gecesi milletimiz, milli iradesine karşı bir ayaklanma ile karşı karşıya kalmış ve onlarca şehit vererek bu hain darbe girişimini püskürtmüştür.

Bu toprakların sahibi olan millet bir kez daha 15 Temmuz akşamı göstermiştir ki milletin iradesinden daha kuvvetli bir şey yoktur. Ülkenin refahını huzurunu ve düzenini bozmaya çalışan alçak ve hainler her zaman karşısında milleti bulacaktır. Cumhuriyetin kurulmasından bu yana ülkemizin geçirdiği bu saldırıları milletimiz gücü kuvveti ve imanı ile bertaraf etmiştir.

Takdir – ifa etmek – muasır – haysiyet – meşum – minnet kelimeleri kullanacağınız bir konuşma yapınız.

Anlamını öğrendiğiniz kelimelerden üç tanesini seçerek bu kelimeleri kullanacağınız bir konuşma yapınız. Konuşmanıza uygun bir hitap ifadesiyle başlayınız. (Kelimeler = takdir – ifa etmek – muasır – haysiyet – meşum – minnet)

İfa etmek: yerine getirmek, ödemek

Takdir: beğenme beğeni değer gösterme, değer biçme, bir şeyin değerini gerekliliğini ve önemini kavrama

Minnet: gerçekleştirilen bir iyiliğe karşılık kendini borçlu kabul etmek Gönül Borcu, tenezzül etmek

Ey Ulu ve şerefli Türk milleti!

Türk milletinin var olduğu günden devam ettiği tüm günler boyunca bu millete ait bir nefer olarak İfa etmek durumunda olduğunuz bazı görevler ve borçlar vardır.

İfa etmek durumunda olduğunuz bu görev ve borçlar vatanımıza ve milletimize karşı yerine getirmek zorunda olduğunuz yükümlülüklerdir.

Topraklarımıza karşı ilk önce çalışkan olma borcunu ödemek zorundasınız.

Ahlaklı temiz ve terbiyeli insanlar olma borcunu ödemek zorundasınız.

Tarihinize ve milletimize şerefli bir insan olma borcunu ödemek zorundasınız.

Milletin huzuru ve vatanın müdafaası için yeri geldiğinde canınızı dahi ortaya koymak zorundasınız.

Vatan müdafaası kişilere bir kişilerin isteklerine bırakılabilecek kadar basit bir mesele değildir. Aynı vatanı paylaşan her bireyin vatan müdafaasında aktif rol oynaması gerekir.

Atalarımızın geçmişimizin ve tarihimizin takdirini kazanmak için milletimize karşı bütün borçlarımızı eksiksiz yerine getirmeniz gerekmektedir. Eğer bizler Türk Milleti olarak atalarımızın takdirine ve teşekkürüne layık olursak vatanımızın bölünmezliği ve bütünlüğü her daim devam edecektir.

Topraklarımızı bizlerin özgürlüğü, istiklal ve istikbali için savunan, bu topraklar uğrunda can veren atalarımıza minnet borcu olarak çalışmak ayakta durmak ve vatanı müdafaa etmek zorundayız.

Atatürk, vatan, birlik ve beraberlik ile ilgili en az iki dörtlükten oluşan bir şiir

“Atatürk, vatan, birlik ve beraberlik” konularından biriyle ilgili en az iki dörtlükten oluşan bir şiir yazınız.

Vatan…

Aç kaldık doyurdun

Tek kaldık korudun

Sardın sarmaladın durdun

Yalnız toprak denmez sana Ey vefakâr Vatan

 

Bazen bilemedik kıymetini

Bazen dinlemedik geçmişini

Bazen göremedik heybetini

Yalnız toprak denmez sana ey cefakâr Vatan

 

Âşık Veysel dedi biz dinledik

Koyun verdin kuzu verdin süt verdin

Bir günden bir güne bizden yüksünmedin

Yalnız toprak denmez sana Ey vefakâr Vatan

 

4 tarafın düşman 4 tarafın hain

İçindeki milletin bilmezse kıymetin kadrin

Sende kederlenip üzülür müsün?

Ey bin yıllık Çınar, Ey Güzel Vatan

 

Bir gün anlarlardı kıymetini

Bilirdin ses etmezdin milletine

Sensiz Kalan cemiyetini

Bırakmazsın düşman Ellere

Yalnız toprak denmez sana Ey cefakâr vatan

 

Bilesin göğsümde yatan

Yalnız senin hasretinin temelidir

Beni gurbet ellere atan

Kaderimde kederimdir

Elbet kavuşuruz bir gün

Ah Vatan, güzel Vatan, Can Vatan

Birlik ve beraberlik konulu bilgilendirici bir metin yazınız.

“Birlik ve beraberlik” konulu bilgilendirici bir metin yazınız.

Neden bir ve beraber olmalıyız?

Sürüden ayrılan koyunu kurt kapar atasözünü daha önce duydunuz mu?

Atasözünün incelediğimizde bize anlatmak istediği şey kendi milletinden kendi toprağından ve ait olduğu yerden ayrılan tek başına kalan her canlıyı bir tehlike beklemektedir.

Eğer koyunlar sürü halinde dolaşmasalar kurtlar bir tane canlı koyun bırakır mıydı?

Tek başına olan insan, hayvan bütün varlıklar güçsüzdür ancak yanında kendinden canlılarla dolaşan canlılar doğanın içerisinde ve hayatta güçlü kabul edilirler.

Bir ve beraber olmak güçlü olmanın karşılığı olduğundan insanlar birlik ve beraberlik içerisinde olmayı öğrenmeli ve bu şekilde yaşamalıdırlar.

Yalnız insan mutsuz olur. Kalabalık ailelerde yaşayan insanlar çok daha mutluyken çocuksuz aileler mutsuz aileler olmaktadırlar. Her sene tatilde köyünüze gitmek istersiniz. Çünkü akrabalarınızı bir ve beraber olduğunuz insanları görmek onlarla aynı ortamda bulunma isteği içerisinde hissedersiniz.

İnsanın yapısında da yaratılışında bir olma düşüncesi her zaman vardır.

Bir olmak için evlenir bir olmak için toplanır bir olmak için büyürüz.

Bu birlik ve beraberlik insanın hayatında her noktada olmak durumundadır.

Konu ister vatan olsun, ister aile olsun, ister gelecek olsun, birlik ve beraberlik olmadan yol kat etmek mümkün değildir.

İnsan ailesinin karşı karşıya kaldığı zor durumlarda, vatanın karşı karşıya kaldığı zor durumlarda kendinden olanla, milletle bir olmadığında yıkılmaya ve ezilmeye mecburdur.

Milli birlik ve beraberlik bir millete neler kazandırır?

Milli birlik ve beraberlik bir millete neler kazandırır? Düşüncelerinizi anlatınız.

Milli birlik ve beraberlik milletin kendisine güçlü olmayı kazandırır. Güçlü olan ve bir olan bir millet düşmanlarına karşı her daim ayakta olur ve yenilemez bir görüntü ortaya çıkartır.

Milli birlik ve beraberlik içerisinde olan bir millet bir araya getirilmiş odun parçaları gibi değerlendirilebilir.

Elinize aldığınız tek bir odun parçasına güç uyguladığınızda onu kolaylıkla kırabilir ancak odun parçası iki tane olduğunda kırmakta biraz zorlanırsınız. Bu odun parçaları 2 değil 200 tane olduğunda onları kırmanız mümkün olmayacaktır.

İşte milletin milli birlik ve beraberlik içinde olması vatanın bölünmezliği ve milletin huzur içinde yaşaması için en önemli noktalardan biridir.

Eğer millet birlik ve beraberlik içinde olmazsa düşmanlar o toprağı işgal etmek için her türlü yolu deneyecektir ve birlik olmayan millet, işgale karşı ayakta kalamayacak ve bağımsızlığını kaybedecektir.

Bağımsızlığına, tarihine, milletine saygısı olan her birey birlik ve beraberliğin önemini kavramak ve birlik ve beraberlik içerisinde yaşamanın gerekliliklerini yerine getirmek zorundadır.

Vatanımız içerisinde birçok ırkı barındıran bir milletler topluluğu ile beraber yaşamını sürdürmektedir.

Ancak milletin karşı karşıya kaldığı zorlu durumlarda her ırk ve her dinden insanların bir araya gelmesiyle vatanın devamlılığı sağlanmıştır.

Bu Türk devletlerinin tamamında tarihin her zamanında aynı şekilde olmuştur ve milletimizin bağımsızlığını özgürlüğünü kimsenin emri ve ambargosu altına vermemiştir.

Yurt dışında yaşayan ve Türkçe bilen birine Türkiye’de 15 Temmuz’da yaşananları anlatan bir e-posta yazınız.

Sevgili Caroline,

Merhaba uzun zamandır fırsat bulup yazamadım sana. Merak ettim topraklardan Türkiye’den bol bol selam, bol bol üzüntü, bol bol mücadele getirdim. Geçtiğimiz aylarda bir akşam vakti benim kederli ülkem ne yazık ki bir darbe girişimi ile karşı karşıya kaldı.

Sen de benim gibi vatanını çok seven bir insan olduğundan en az benim kadar kederleneceğini biliyorum. 15 Temmuz akşamı milletçe bir sınava tabi tutulduk. İnancımız gereği sınavları kabul eder ve sınavları başarıyla vermeye çalışırız. Millet olarak 15 Temmuz’da yaşadığımız darbe girişiminde de aynı kararlılığı göstermek için çok mücadele ettik. Çok kaybımız çok şehidimiz oldu. Bazı hainler bazı çocukları babasız bıraktı. Ama yine de biz o hainlerin amaçlarına ulaşmasına fırsat vermedik. Bazen insan kendi yaşadığı toprağa bile hainlik edebiliyor. İşte biz 15 Temmuz gecesi burada bunlara şahit olduk. Belki haberlerde karşılaşmışsındır kulağına geldi mi bilmiyorum ama benim için çok zor bir geceydi. Uğruna dedemi atamı kaybettiğim şehitler verdiğim toprağım onca yıldan sonra bir kez daha hain bir planla karşı karşıya kaldı. Ancak milletin tarihten bu yana getirmiş olduğu ulu özelliklerle biz bu akşamı milletin zaferi ile geçirdik.

Vatanım toprağım ve yaşamış olduğum yer beni hayata bağlayan ve bana yaşama sebebi veren yegâne şeylerden biri.

Seninle yaptığımız tüm o konuşmalara ithafen söylüyorum.

Evim yurdum ve ben güvendeyiz.

Telaşlanma ve üzülme benim milletim çok güçlüdür.

Sevgilerle arkadaşın Bahar…

Yıldırım Bayezid Dönemine Kadar Osmanlı Devletinin Beyliklere Karşı Farklı Politikalar İzlemesinin Sebepleri Neler Olabilir?

Osmanlı devletinin farklı beyliklere farklı davranmasındaki sebep siyaset usulü ile hâkimiyet sağladığı bölgelerde bu egemenliği devam ettirmek, gazaya devam edebilmek için Anadolu’yu sakin tutmaktır. Ancak I. Murat’ın 1389’da vefatı sonrası tahta çıkan Yıldırım Bayezid döneminde Anadolu’da bulunan Türk beyleri yeniden ayaklanmıştır. Ayrıca Bizans da Selanik başta olmak üzere bazı yerleri geri almıştır.

 

Yıldırım Bayezid kontrolü ele geçirdikten sonra Aydın, Saruhan, Menteşe, Hamid ve Germiyan beyliklerinin kalan kısımlarını bir yıl gibi kısa bir sürede işgal etmiştir. Ayrıca Karaman oğlu beyliğinin üzerine yürüyerek barışa zorlamıştır. Ancak Karaman oğlu dışında en kuvvetli rakip olarak karşısına Sivas Sultanı Kadı Burhaneddin çıkmıştır. Yıldırım Bayezid Osmanlının Anadolu’daki hâkimiyetini tekrar kurduktan sonra yönünü batıya çevirmiştir. Bu faaliyetleri Yıldırım Bayezid’e “Gaziler Sultanı” unvanı verilmesini sağlamıştır. 1398 tarihine geldiğinde ise Yıldırım Bayezid Anadolu ve Rumeli’deki küçük beylikleri ortadan kaldırarak kısa zaman içerisinde merkeziyetçi bir devlet kurmuştur.

 

Küçük devletleri ve beylikleri devletin himayesi altına alarak kendi bünyesine katabilmiştir. Ancak büyük beylik ve devletler ile ise anlaşma ve barış yolunu tercih etmiştir. Yıldırım Bayezid Türk beylikleri üzerindeki bu siyasetini tamamladıktan sonra hızlı ve şiddetli bir şekilde Balkanlar’da Macaristan’ın üzerine yürümüştür. Ayrıca Çanakkale’de bir deniz üssü kurarak boğazların kontrolünü de ele geçirmiştir. Bu hareketleri ile sadece Hıristiyan âlemini tehdit etmekle kalmamış Moğol Hükümdarı ve aksak olarak anılan Timur’a ve Mısır’da kurulmuş olan bir Türk devleti olan Memlüklülere de karşı çıkmıştır. Nihayet Timur ile Ankara civarında Çubuk ovasında karşı karşıya gelerek yenilmiş ve 28 Temmuz 1402’de esir düşmüştür.

Türkler İçin Ordu-Millet Tabirinin Kullanılmasının Sebepleri Nelerdir?

Türkler İçin “Ordu-Millet” Tabirinin Kullanılmasının Sebepleri Nelerdir?

Türklerin ruhlarındaki savaşçılık hiçbir zaman değişmemiştir. Bu vasıfları onlara ordu millet kavramını tarih boyunca kazandırmıştır. Türklerin hakanının bulunduğu yere ordu adı verilmişti. Türk hakanlarının da günümüzdeki başkomutan ile eş değer düşünüldüğünde Türk devletlerinin de her zaman askeri karakterde olduğu sonucuna varılabilir. Ordu kelimesi zaman içerisinde anlamını değiştirmiş ve askeri bir karakterde ilerlemiştir. Teşkilatların büyümesi ve sistemsel bir hal alması ordu kelimesinin anlamının değişmesinde etkisi vardır.

Eski Türkler’de Ordu Teşkilatlanması

Türklerin devamlı silâh başında bulunan çekirdek ordusu, Hun çağından itibaren Türk ülkesinin sınırlarını koruyordu. Bunu başka bir şekilde ifade etmemiz gerekirse Türk ordusunun sadece savaşta toplanan geçici ordu olmadığından bahsedilebilir. Türk ordusu devamlı ve kökü birlikleri ile askeri güç olmuştur. Hun çağına kadar dayanan geçmişini ele alırsak ilk olarak Mete’nin M.Ö. 209 yılında 10.000 kişi ile kurmuş olduğu düzenli ordu ile Hun tahtına çıkmasından bahsedebiliriz. Onlu sisteme göre teşkilatlandırılan ordu Türklerin tarih boyunca örnek aldığı teşkilat yapısına sahipti. Bu vasıtayla Türkler zaman içerisinde oldukça farklı coğrafyalara yönelmişlerdir.

Ordu-Millet Anadolu’da

Büyük çoğunluğu Oğuz/Türkmen kütlesinden olan Türk grupları, 1071 Malazgirt Savaşı’nı kazandıktan sonra yönlerini Anadolu coğrafyasına çevirdiler. Kısa bir sürede Anadolu’da teşkilatlandılar ve devlet kurdular. Selçuklu Devleti yıkılınca çok sayıda Türk Beyliği ortaya çıktı. İşte bunlardan biri de Osmanlı Beyliği idi. Zaman içerisinde tarihte büyük roller oynayacak ve kalıcı izler bırakacak olan Oğuzların Kayı Boyuna mensup Osmanlı Beyliği’nin yıldızı parlamış ve 600 yıl gibi uzun bir süre orduları ile dünyaya hükmetmiştir.

Osmanlıların Rumeli’de Fethettikleri Bölgelere Türk Ailelerini Yerleştirmelerinin Amaçları Nelerdir?

Türkler 14. Yüzyılda Avrupa topraklarına ayak bastıktan sonra çok kısa bir zaman içerisinde Avrupa kıtasının büyük bir kısmını fethederek çeşitli millet ve kültürlerden bölgeleri hâkimiyetleri altına almışlardır. Osmanlıların Rumeli topraklarına ayak bastıkları tarih olan 1352 senesinden itibaren ise iskân siyaseti başlamış ve böylelikle de Avrupa topraklarında varlıklarını göstermişlerdir.

Osmanlı Devleti’nin Rumeli’de Teşkilatlanması

Osmanlı Devleti Rumeli topraklarını fethetmeye başladıktan hemen sonra hem devlet teşkilatını o bölgelerde kurmaya başlamış hem de devletin gücünü ve varlığını ortaya koyan Türklerin, yeni fethedilen topraklara hızla yerleşmeleri ve yeni yerleşim yerleri açarak o bölgelerin Türkleşmesine imkân hazırlamıştır. Devlet bu iskân siyasetini uygularken bir taraftan sürgün yöntemini kullanırken bir yandan da gönüllü olarak gelen kişilerin emniyetlerini sağlamak ve onlara toprak temin etmek amacıyla tımar sistemini de Rumeli bölgesinde uygulamaya başlamıştır.

Rumeli’ye Türk Göçleri

Sürgün yöntemi ile yapılan yerleştirmelerde cezai bir maksat söz konusudur. Aşiretlerin ya da insanların bulundukları topraklarda huzursuzluk ve isyan çıkarmaları, bu isyanlara katılmaları engellenmeye çalışılmıştır. Ayrıca hâkimiyet altına alınan topraklarda ıssız ve kıraç yerlerden göçürülenlerin daha verimli topraklarla ve işlerle uğraşmaları böylelikle de istihdam ve tarımsal faaliyetlerinde artması amaçlanmıştır. Ayrıca Osmanlı Devleti fethedilen topraklara Türk ailelerini yerleştirdiği gibi bu bölgelerden olan insanları da Rumeli’de güveliği sağlamak amacıyla bir yerin savaş ile alınmasından sonra o bölgenin hâkim ailesi ve yönetim kadrosu herhangi bir isyan hadisesinin önlenmesi amacıyla Anadolu’ya göç ettirilmişlerdir.

Osmanlı Ordusunda Maaşlı Askerlerin Yanında Toprağa Bağlı Tımarlı Sipahilerinde Kullanılmasının Sebepleri Nelerdir?

İkta ve tımar sistemi eski çağlardan bu yana uygulanmaktadır. İslam devletlerinden Büyük Selçuklulara geçtiği düşünülen yönteme göre İslam devletlerinde askerlere değil de yüksek rütbeli komutanlara ve devlet adamlarına toprak veriliyordu. Selçuklular döneminde Sultan Alp Arslan ve Tuğrul Bey komutanlara ve beylere hizmetleri karşılığında ikta veriyordu. Hassa birliklerin geçimler ise yönetimleri altında yer alan ülkelerden toplanan vergiler ile sağlanıyordu.

 

Zaman geçtikçe askerlerin vergi toplama konusunda usulsüzlükler yapmaları, aşırı vergi toplamaları ve devlet hazinesine aktarmaları gereken miktarları aktarmamaları ekonominin gittikçe kötüleşmesine neden olmuştur. Devlet bunun önüne geçebilmek için askerlerin vergi bölgelerini ellerinden almak istese de bunda başarıyı sağlayamamıştır. Nizâmü’l-mülk’ün tımar sisteminde köklü değişiklikler yapmaları Büyük Selçuklu Devleti’nde yaşanan bu olumsuzluklar nedeniyledir. Selçuklu ordusu askeri tımar sistemi sayesinde ordunun masrafsız bir şekilde beslenmesini ve donatılmasını sağlamıştır.

 

Tımar Sisteminin Faydaları

 

Selçukluya ait toprakların büyük kısmının tarıma açılmasına olanak sağlayan tımar sistemi imar faaliyetlerinin gelişmesine de olanak sağlamıştır. Tımar sistemi uygulaması Büyük Selçuklu Devleti’nde gelirlerin artmasına, asayişin sağlanmasına ve Selçuklu ülkesine gelen göçlerin istihdam edilebilmesine olanak sağladığı görülmektedir. Askeri tımar sistemini uygulayanlar arasında Anadolu Selçuklu Devleti de yer almaktaydı.

 

Tımar sisteminden;

  • Moğol istilası nedeniyle kaçarak Anadolu’ya göç eden Harezm emirleri
  • Memleketleri çeşitli nedenlerle ellerinden alınan prensler
  • Devletin yüksek rütbeli memurları
  • Hanedan üyeleri ikta ediliyordu.

Tımar sisteminin uygulanması Osmanlı İmparatorluğu ve Selçuklulardan ayrılan devlet beyliklerinde de bu nedenlerden dolayı devam etmiştir.