Suyun bitkiler için önemi

Suyun bitkiler için önemiyle ilgili üç örnek veriniz.

 

Bitkilerin büyümesi için gerekli olan en önemli madde sudur. Toprağın içerisinde yer alan birçok mineral su aracılığıyla bitkinin bütün bölgelerine ulaşır. Odunsu yapıya sahip olmayan bitkiler yaklaşık %90 oranında sudan oluşmaktadır. Bitkiler yaşamsal faaliyetleri için gerekli olan besinleri fotosentez yaparak kendi üretmektedir. Bu besin üretimi sırasında da diğer canlılar için gerekli olan oksijeni üreterek doğaya salmaktadır.

 

Fotosentez güneş ışığı, karbondioksit ve su kullanarak besin ile oksijen üretilmesine verilen addır. Su olmada hiçbir bitki kendi besinini üretemez yani fotosentez işlemini gerçekleştiremez. Bu olayın gerçekleşmemesi aynı ekosistemde yaşayan diğer canlıları da olumsuz olarak etkilemektedir. İnsanlar ve diğer canlılar solunum için gerekli olan oksijeni bitkilerden sağlamaktadırlar. Diğer bir deyişle bitkiler doğanın akciğeri diyebiliriz.

 

Bitkiler kökleri aracılığıyla aldıkları suyu diğer bölgelerine taşıyarak en son aşama olarak yapraklarından dışarıya bırakır. Bu gerçekleşen olaya ise terleme adı verilir. Terleme olayı bitkilerin serinleyerek aşırı sıcaklardan zarar görmesini engellemektedir. Bitkiler hücrelerini su ile doldurarak turgor basıncı yaratır ve bu bitkilerin dik durmasını sağlar. Bitkiler bu olay sayesinde içerisinde bulunan hücre sayısını artırarak büyüme hızını artırır.

 

İçerisinde bol miktarda sıvı bulunduran bitkiler kendileri ile beslenen diğer canlıların su ihtiyacını karşılamasını sağlamaktadır. İnek, koyun gibi otçul hayvanlar yaşamaları için gerekli olan su miktarının yaklaşık yarısını bitkiler aracılığıyla sağlamaktadır. Dolaylı yoldan bu hayvanlardan et ve süt yönünden yararlanan bizlere de fayda sağlamaktadır.

 

Bunların dışında bitkiler için bir çok faydası olan su, diğer canlılarda olduğu kadar bitkiler üzerinde de hayati önem sahiptir. Dünyanın oksijen ihtiyacını karşılayan bu canlıların daha uzun yıllar hayatta kalmasını sağlamak için başta içme suları olmak üzere su kaynaklarının kirlenmesine yol açacak her türlü faaliyetlerden (etrafa atık pillerin gelişigüzel atılması, sanayi atıklarının sulara dökülmesi vb.) uzak durmalıyız.

Suyun insan vücudundaki işlevlerine örnekler

Suyun insan vücudundaki işlevlerine örnekler veriniz.

 

Yeryüzünün yaklaşık %75’i sularla kaplıdır. Bu su bütün canlılar için hayati bir öneme sahiptir. Özellikle insan vücudunda gerçekleşen birçok olayda su görev almaktadır. Sindirim, boşaltım ve solunum gibi olaylar suyun sayesinde gerçekleşmektedir. İnsan vücudunda suyun işlevlerine şu örnekleri verebiliriz:

 

  • Özellikle yaz aylarında kilo vermek için birçok insan diyet yapmaktadır. Çoğu diyetisyen hastalarına su tüketimini artırmalarını tavsiye etmektedir. Bunun en önemli sebebi ise su iyi bir iştah bastırıcıdır. Diyet sırasında su içmeyi artırırsanız acıkma süresi daha uzun sürecek ve kilo vermenizi kolaylaştıracaktır.
  • Günlük hayatımızda tükettiğimiz yağlı yiyecekler kolesterol oranımızı yükseltmektedir. Kolesterolümüzü düşürecek en önemli madde sudur. Bu sayede tükettiğimiz yağlı yiyecekler su sayesinde seyreltilerek daha kolay sindirilmesi sağlanacaktır. Bu sayede ileride damar tıkanıklığı gibi olayların yaşanması engellenecektir.
  • Özellikle mide ve bağırsak rahatsızlığı olan insanlar yedikleri besinleri sindirmekte zorluk yaşamaktadır. Su sindirim sistemini doğrudan etkileyerek besinlerin daha kolay sindirilmesini sağlayacak ve olası mide rahatsızlıklarının önüne geçecektir.
  • Sindirim sisteminde yardımcı organ olarak görev yapan karaciğerin işlevlerini doğru ve düzenli bir şekilde yerine getirebilmesi için suya ihtiyaç duymaktadır. Yeteri miktarda su tüketimi karaciğer sağlığını olumlu yönde etkileyecektir.
  • Su insan vücudunda bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara yakalanma riskimizi önemli ölçüde azaltmaktadır. Bağışıklık sistemi etrafımızda yer alan zararlı mikroorganizmalara karşı savaşan bir sistemdir. Günde en az 2-2,5 litre su tüketerek bağışıklık sistemimizi hastalıklara karşı daha kuvvetli hale getirebiliriz.
  • Su cildimizi nemlendirerek kurumasını önler ve daha esnek bir yapıya sahip olmasını sağlar. Nemli ve esnek olan ciltler daha doğal bir görünüme sahip olmanızı sağlar ve erken yaşlanma belirtilerini tamamen ortadan kaldırır.

Suyun Hayvanlar İçin Önemi

Suyun hayvanlar için önemiyle ilgili üç örnek veriniz.

 

Ekosistem üzerinde insanlarla birlikte yaşayan hayvanlar ve bitkiler de birer canlı türüdür. İnsanların yaşamlarını sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu beslenme, su içmek gibi birçok yaşamsal faaliyeti bu canlılar da gerçekleştirmektedir. Bu yaşamsal faaliyetlerin en başında su içmek gelmektedir.

 

Canlılar hayatlarını sürdürebilmek için günlük olarak belirli miktarda suya ihtiyaç duymaktadır. Bu su ihtiyacı direk su içerek karşılanabileceği gibi yenilen besinler üzerinden de karşılanabilir. Örneğin; salatalık bitkisinin %70’i sudur. Bu bitkiyi tüketen insan veya hayvanlar bir miktar da olsa su ihtiyacını karşılamış olur.

 

İnsan vücudunda bulunan birçok sistem hayvan vücudunda da bulunmaktadır. Sindirim, boşaltım ve solunum gibi yaşamsal faaliyetlerin sorunsuz bir şekilde sürdürülebilmesi için su gereklidir. Hayvanların etinden, sütünden faydalanarak bizler beslenme ihtiyacımızı gidermekteyiz. Süt içerisinde yaklaşık olarak %35 oranında su içermektedir. İnekler başta olmak üzere sütünden faydalandığımız hayvanların bol miktarda su tüketmesi gerekmektedir. Bu sayede hem hayvanlar yaşamsal faaliyetlerini sorunsuz şekilde sürdürebilir hem de bu hayvanların etinden ve sütünden faydalanan bizler yaşamsal faaliyetlerimizi sürdürebiliriz.

 

İçmenin yanında temizlenmek için de kullanılan su hayvanlarda da aynı amaçlarla kullanılabilir. Sürekli olarak mikropların çok olduğu bölgelerde bulunan hayvanlar bu mikroplar nedeniyle hasta olabilmektedir. Su bütün canlılar üzerinde yer alan mikroorganizmaları uzaklaştırmak için kullanılan en önemli araçtır. Hayvanlar da doğada temiz halde bulunan su birikintilerini kullanarak vücudunda yer alan bazı mikrop ve virüslerden kurtulabilmektedir.

 

Yukarıdaki faydalarının yanı sıra su parçalanma olayları sırasında bol miktarda kullanılan bileşiktir. Vücut içerisinde büyük parçalar halinde bulunan maddeler suyun yardımıyla hidroliz adı verilen olayla daha küçük parçalara ayrılmaktadır. Bütün faydaları düşünüldüğüne su, sadece insan için değil doğa üzerinde yer alan bütün canlıların yaşaması için kesinlikle gereklidir. Bu yüzden su kaynaklarını daha tasarruflu kullanarak canlıların yaşam alanlarını daha güzel bir hale getirebiliriz.

 

Diğer yazılarımızı okumak için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Kendi yaş grubunuzun günlük aktivitelerini de düşünerek günlük su ihtiyacınızın ne kadar olduğunu araştırınız

Kendi yaş grubunuzun günlük aktivitelerini de düşünerek günlük su ihtiyacınızın ne kadar olduğunu araştırınız. Sizin ve aile bireylerinizin ve kendinizin günlük içme suyu tüketimini karşılaştırınız. Farklı yaş gruplarının içme suyu tüketim miktarını etkileyen faktörleri belirleyerek arkadaşlarınızla paylaşınız.

 


Başta böbrek sağlığı olmak üzere insan vücudundaki her organın daha sağlıklı olması için günlük yeteri kadar su tüketmek çok önemlidir. Metabolizmanın daha hızlı çalışması ve kolay kilo verebilmek için diyetisyenler tarafından daha çok su tüketiminin önemi sürekli olarak vurgulanmaktadır.

 

Yaşamımızı daha sağlıklı bir şekilde sürdürebilmek için günde ortalama olarak 10 bardak su tüketilmesi gerekmektedir. Örnek olarak 250 mL boyutundaki bir bardağı ele alacak olursak, gün boyunca 2,5 litre su içmiş oluruz. Bu su miktarı birçok konuda olduğu gibi kişiye özel olarak belirlenmelidir. Gün içinde almış olduğumuz kalori miktarı, yaşam hareketliliği gibi birçok faktöre bağlı olarak bu miktar değişmektedir. 2000 kalori tüketen bir insanın içmesi gereken su miktarı yaklaşık olarak 2 litre civarıdır.

 

Kalori miktarını günlük olarak hesaplamaya gerek kalmadan 1,5 litre ile 2,5 litre arasında su tüketmek her yaş grubundaki insan için yeterli olacaktır. Ergenlik yaş grubunda bulunan insanlar fazla terleme, hareketli günlük aktiviteler ve stres gibi etkenlerden dolayı daha çok sıvı kaybetmektedir. Bu yüzden bu yaş grubunda olan kişilerin daha çok su tüketmesi gerekmektedir. 2-2,5 litre arasında su tüketimi bu yaş grubu için yeterli olacaktır.

 

Gün içerisinde su tüketmeyi unutan kişiler günde 1 bardak ılık su ile başlarsa, başta kalp krizi olmak üzere birçok hastalıktan korunmuş olurlar. Bu zaman diliminin haricinde yatarken bir bardak su tüketmek böbrek sağlığı için oldukça önemlidir. Su tüketim alışkanlığı olmayan kişiler suyun tadından rahatsız olduğunuzu düşünüyorsanız, suyun içerisine portakal ve elma gibi meyveler katarak da tüketebilirsiniz.

Bir konuda bilgi edinmek için hangi yollar izlenir?

Bir konuda bilgi edinmek için hangi yollar izlenir? Fikirlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

İnsanlar çeşitli konular üzerinde bilgi edinme ihtiyacı duyabilir. Edineceği bu bilgilerin doğruluğunda emin olmak için güvenilir kaynaklara ihtiyacı vardır. Bunun için bilgi edinmeden önce bilgi kaynaklarının bilinmesi ve çok iyi araştırılması gerekir. Gelişi güzel bilgi edinmek ve ağızdan çıkan her söze inanmak çoğu zaman insanı yanlış yönlendirebilir. Bu nedenle güvenilir bilgi edinmek için izlenmesi gereken yolar vardır. Bu yollar şunlardır:

 

  • Güvenilir kaynaklara ulaşma
  • Bulunan kaynakların taranması
  • Edinilen bilgilerin kıyaslanması ve karşılaştırılması
  • Kısa özetler çıkarılması ve bu bilgilerin tekrar okunarak anlamaya çalışılması gibi aşımlardan sonra bilgiye ulaşmak en güvenilir yoldur.

 

Bunlarla birlikte bilgi edinmek için başvurulacak kaynak ve yollar ise şöyledir:

  • Güvenilir kişilerin görüşlerine başvurmak
  • Konusunda uzman olanlara danışmak
  • Eğitim kurumlarından destek almak
  • Deney ve araştırmalara yer vermek
  • Araştırma yaptığımız konuda yazılmış kitap, dergi, belge ve diğer dokümanlara bakmak
  • Bulunan bilgilerin delillendirilmesi çalışmaları yapmak gibi sıralanabilir.

Temiz olmak için gün içerisinde neler yapıyorsunuz?

Temiz olmak için gün içerisinde neler yapıyorsunuz?

 

Temizlik sağlıklı bir yaşam sürmek için çok önemlidir ve bunun içinde düzenli olarak temizlik alışkanlığı kazanmamız gerekir. Bunun için ilk önce beden, saç, diş ve tırnak temizliğimize özen göstermeliyiz. Daha sonrada evimiz, adamız, okulumuz ve sınıfımızı temiz tutmak için gayret göstermeliyiz.

 

Temiz olmak için, hafta en az bir kere banyo yapmamız gerekir. Ben her sabah uyanır uyanmaz hemen elimi yüzümü yıkarım. Bunu her yemekten önce ve sonra da devam ettiririm. Yani yemeğe başlamadan önce ellerimi yıkarım, yemek yedikten sonra da tekrar ellerimi yıkar ve dişlerimi fırçalarım. Günde en az iki defa dişerimi fırçalamaya özen gösteririm.

 

Saç bakımıma da önem veririm. Saçlarım düzenli olarak tararım ve yağlanmaması için hafta en az iki kere yıkarım. Uzadığında hemen kuaföre gider toparlatırım. Saçlarım uzun olduğu için onları dağınık bırakmam ve özelikle okula giderken tokayla bağlarım.

 

Temizlik açısından, her gün temiz kıyafetler giymeye özen gösteririm. Çok çabuk terleyebileceğim için sık çamaşır değiştiririm. Çoraplarımı her gün çıkarırı m ve kirli elbiselerimle sürekli dolaşmam.

 

Okulda yanımda sürekli ıslak mendil veya diğer peçetelerden bulundururum. Tuvaletten çıktıktan sonra ellerimi mutlaka sabunla yıkarım. Böylece çevredeki mikroplardan korunmuş olurum.

Temizliğine dikkat etmeyen bir kimse hangi sorunlarla karşılaşır?

Temizliğine dikkat etmeyen bir kimse hangi sorunlarla karşılaşır? Araştırınız.

 

Sağlığımızı korumak için öncelikli yapmamız gerekenlerin başında temiz olmak gelmektedir. Bu önce kendi sağlığımız daha sonra da çevremizdeki kişilerin sağlığı açısından çok önemlidir. Ayrıca bulunduğumuz ortamlarda da kendimize yer edinebilmek için temizlik en başlıca sorumluluklarımız arasında gelir.

 

Bazı kişiler kendilerine pek önem vermezler ve başta tembellik olmak üzere çeşitli nedenlerden dolayı hem vücut temizliklerine hem de yaşadıkları mekânları gerekli şekilde temizlemezler. Bu kişilerin en başta kendilerine saygısı yoktur, sonrasında ise çevresindekileri saygısı yoktur olarak söyleyebiliriz.

 

Temizliğe dikkat etmeyen kişilerin karşılaşacakları sorunları şöyle sıralamak mümkün:

  • Birçok hastalığa yakalanma riskleri çoktur.
  • Taşıdıkları mikropları masum insanlara da bulaştırırlar.
  • En ufak bir rahatsızlığı bile çok uzun sürede atlatırlar.
  • Çevrelerinde sevilmezler ve hep dışlanırlar.
  • Kendileri hasta oldukları gibi taşıdıkları mikropları başkalarına da bulaştırırlar.
  • Çevresindeki kişilerinde hastalık kapmasına neden olurlar.
  • Sürekli itilip kakılırla ve kendilerine arkadaş bulamazlar.
  • Çevrelerinden sürekli eleştiri alırlar.
  • Toplum tarafından dışlandıkları için yalnızlığa mahkûm olurlar.
  • Bu şekilde yalnız kalan kişiler, sonrasında ruhsal sorunlarla baş etmek zorundadır. Bu nedenle her anlamda temizliğe çok önem vermeliyiz. Ayrıca dinimizde bunu tavsiye etmektedir. Şöyle ki; “Temizlik imandan gelir.” Hadisi şerifi buna en güzel örnektir diyebiliriz.

Doğru bilginin faydaları ve yanlış bilginin zararları

Doğru bilginin faydalarını ve yanlış bilginin zararlarını aşağıdaki örneğe göre yazınız. 

 

Bilgi, bizi yaşadığımız dünyada her zaman daha ileriye ve daha iyiye yönlendirebildiği gibi, yanlış bilgi de çözülmesi zor durumların içine sokabilir ve hayatımızda birçok olumsuzlukla karşılaşabiliriz. Bu nedenle öğrendiğimiz bilgilerin güvenilir kaynaklardan olup olmadığını kontrol etmeliyiz. Ayrıca verilen bilgilerin doğruluğunun bilimsel temellerinin olup olmadığını da araştırmamız gerekir. Dolayısıyla her duyduğumuz hemen inanmamalıyız.

 

Doğru bilginin faydalarını şöyle sıralayabiliriz.

Doğru bilgi;

  • Daha doğru karar almamız kolaylaşır.
  • Karşılaştığımız sorunları çözmemize yardımcı olur.
  • Daha iyi ve daha doğru davranışlar sergilememizi sağlar.
  • İnsanlar arasında güvenin oluşmasını sağlar.
  • Topluları birleştirir, huzuru getirir ve kargaşayı engeller
  • İnsanların doğru yolu bulmalarına yardımcı olur.
  • Adaleti ve insanlar arasında ki huzuru arttırır.
  • İnsanlar arasında doğruluk, dürüstlük ve yardımlaşma artar.

 

Yanlış bilginin zararları ise şunlardır.

Yanlış bilgi;

  • Karşılaşılan sorunların içinde çıkılamaz hale dönüşmesine neden olur.
  • Toplumların parçalanmasına ve huzursuzluğun artmasına neden olur.
  • İnsanlar arasındaki güven ortamını yok eder.
  • İnsanları yanlış yerlere yönlendirerek zarar görmelerini sağlar.
  • Tollumda adaletsizliğe ve kargaşaya neden olur.
  • İnsanların ahlaklarını etkileyerek sorumsuz ve bencil olmalarına neden olur.
  • İnsanların yanlış kararlar almasına neden olur.
  • İnsanlar arasında nefreti körükleyerek huzursuzluğa neden olur.
  • Yanlış bilgi sayesinde her alanda akla hayale gelmeyen birçok sıkıntıyla karışılmasına zemin hazırlanmış olur.

Sizce insanların kişilik gelişimine etki eden faktörler nelerdir?

Sizce insanların kişilik gelişimine etki eden faktörler nelerdir?

 

İnsanların kişilik özelliklerini belirleyen faktörler bence önce ailesi sora yaşadığı çevre ve genetik yapısıdır. Bu konuda araştırma yapan bilim adamları da bu konular üzerinde çeşitli araştırmalar yapmışlar ve bazı konularda birbirlerine muhalefet etseler de genellikle aynı noktada birleşmişlerdir. Birçok kişisel gelişim uzmanı ve psikologun üzerinde durduğu ve insanların kişisel özelliklerini etkileyen faktörleri şöyle sıralayabiliriz:

 

Genetik Faktörler: Genlerimizi bizim soyağacımızda bulunan kişilerden bize geçen özelliklerdir. Bu özellikler fiziksel olduğu kadar kişilik yapımız üzerinde de etkilidir. Yani saç ve göze rengimizi, boyumuz ve kilomuz bağlı olduğumuz kuşağa benzediği gibi karakterimiz de bu soyağacından aldığımız kalıtsal özelliklerdir.

 

Çevresel Faktörler: Yaşadığımız çevre de kişisel özelliklerimizin oturmasına ve gelişmesin de olumlu veya olumsuz olarak katkı sağlar. Çevresel faktörleri aile ve kültürel faktörler olarak da inceleyebiliriz. Örneğin yalan söylemek, hırsızlık yapmak veya çok sinir biri olmak, bu tür alışkanlıkları olan insanlarla sürekli beraber olmamızdan kaynaklanır.

 

Şöyle ki; eğer küçük bir çocuğu sürekli hırsızlık yapması için zorlarsanız ve bunun kötü bir şey olmadığını ona empoze ederseniz o çocuk hırsız olacaktır ve bunun ne kadar yanlış bir şey olduğunu pek fark etmeyecektir. Bu olumsuz örnek gibi olumlu örneklerde vermek mümkündür. Tam tersi olarak sürekli doğru söylemenin ve insanlara yardım etmenin önemini bilen kişiler içinde büyüyen çocuklar cömert, doğru sözlü ve iyi huylu olacaktır. Burada ailenin önemi büyüktür ve atalarımızın değdi gibi “Ağaç yaşken eğilir” atasözü buna en güzel örnektir.

 

Kişilerin içinde yaşadıkları kültür, gelenek ve göreneklerde kişilik yapılarının gelişiminde büyük bir role sahiptir. Hangi kültürde yetişirseniz o kültürün size sunduğu özelliklere adapte olursunuz.

 

Fiziksel Yapımız: Fiziksel yapımızda kişilik özelliklerimin gelişmesine etki eder. Örneğin hastalıklı, yavaş gelişen bir çocuk uyuşuk ve bezgin bir hal içinde olarak büyürse kendine güveni pek olmaz. Bu özellikler uzun süre yaşandığında insanlar üzerinde derin izler bırakır ve kalıcı olur. Diğer bir şekilde sağlıklı ve fiziksel gelişimi normal olan çocuklar da daha başarılı, daha atik ve kendilerine tam güvenen kişilik özelliklerine sahip olurlar.

 

Diğer Faktörler: Yukarıda saydığımız ve kişilik yapımızı etkileyen faktörlerle birlikte, katıldığımız sosyal gruplar, kitle iletişim araçları, okuduğumuz okul ve inandığımız din de kişilik yapımızı üzerinde olumlu veya olumsuz etkiler bırakabilir.

Duyu organlarından bazılarının olmaması durumunda insan ne tür zorluklarla karşılaşır?

Duyu organlarından bazılarının (mesela göz ve kulak) olmaması durumunda insanın ne tür zorluklarla karşılaşabileceği üzerine düşünerek yaptığınız tespitleri defterinize yazınız.

 

Duyu organlarımız bizim dışarıyla etkileşim içinde bulunmamıza faydalı olan kapılarımızdır diyebiliriz. Bu organlardan birine gelebilecek zara hayatımızda çeşitli sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Kendi bazı temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı gibi çevresindeki kişilerle de etkileşim içine giremez ve hayatı yaşamak zorlaşır.

 

Örneğin, gözlerimizde sorun yaşıyorsak dış dünyayla olan bağlantımızı tamamen kesilir ve karanlık bir boşluğun içinde kendimizi bulabiliriz. Çünkü gözlerimizi dünyaya açılan pencerelerimizdir ve biz gözlerimizle çevremizde olan bitenleri algılarız. Gördüğümüz şeylere karşı kendimizi koruyabiliriz veya tedbir alabiliriz. Her türlü fiziksel hareketlerimizin kontrolü gözlerimiz sayesinde yaparız.

 

Aynı şekilde eğer kulaklarımızda bir sorunumuz varsa, hiçbir sesi işetemediğimiz için dışarıda tek başına dolaşmak tehlikeli olabilir. Ayrıca karşımızdaki kişilerin ne demek istediğini anlamadığımız için etkili bir iletişim kurmamızda imkânsızlaşır. Duymayan kişilerin konuşmalarında problemler oluşur. Dil duyduklarını taklit etmeyle geliştiği için hiçbir şey duymayan bir kişinin dilini kullanması da güçleşmektedir.

 

Çoğu kişide oluşan konuşma bozuklukları da beraberinde birçok sorunu getirmektedir. Bu kişiler kendilerin sosyal ortamlardan genellikle soyutlarlar ve yalnız kalmayı tercih ederler. Kendilerini hep eksik ve yetersiz görme eğilimindedirler. Bu durumda psikolojik sorunlarda yaşamaya başlayabilirler. Bu nedenle duyu organlarımız hayati bir öneme sahiptir ve onların kıymetini bilmeliyiz. Bunun da sağlığımızı koruyarak ve gerekli tedbirleri almaya başlayarak yapabiliriz.