Temiz Kalpli Olmak

“Temiz kalpli olmak” deyiminin ne anlama geldiğini büyüklerinizden öğreniniz.

 

İnsanın nasıl bir kişi olduğunun anlaşılması için, onun çevresindeki diğer insanlara, havyalara ve hatta bitkilere bile nasıl davrandığına bakılır. Eğer gerçekten iyi bir kişi olmak istiyorsanız öncelikle kendinize saygı göstermelisiniz. Daha sonra zaten sırasıyla insanlara, hayvanlara ve diğer canlılara saygı göstermek kolaylaşır.

 

Halk arasında “ne kadar da temiz kalpli bir insan” olarak nitelendirilen kişiler genellikle çok cömert, merhametli ve sevecen kişilerdir. Bu kişilerin yüzleri de daha güzel ve sevimli görünür. Hani denir ya “için güzelliği yüzüne yansımış” diye işte tam da bu kişiler temiz kalpli olma özelliği taşır.

 

Temiz kalpli olmak, çevrenizdeki herkes tarafından sevilmenizi sağlar ve çok fazla arkadaşınız olur. Hem de kendiniz daha iyi hissetmenizi kolaylaşır. Çünkü insan fıtratında olan yardımlaşma ve cömertlik insanı insan yapan duyguların başında gelir. Bu nedenle çevremizdeki tüm canlılara gereği kadar saygı duymalı ve ihtiyacı olan kişilere gerek maddi gerekse manevi yardımlarımızı esirgememeliyiz.

 

Temiz kalpli olmak için şu özelliklere sahip olmak gerekir:

  • Kin ve nefret duygusunu barındırmamak gerekir.
  • Sevecen, iyi kalpli ve güvenilir olmak şarttır.
  • Kimse hakkında kötü düşünmemek ve suizanda bulunmamak önemlidir. Her neyle karşılaşılırsa karşılaşılsın temiz kalpli kişiler her olaya hüsnü zan ile bakarlar.
  • Kimsenin kötülüğü istemezle ve çok fedakârdırlar.
  • Kalbinde kesinlikle kötülük biriktirmezler ve hayata hep olumlu olarak bakaralar.
  • Bu kişiler tüm toplumda sevilir ve çok değerli olarak kabul edilirler.

Piknik yapmak için gittiğiniz bir yerin nasıl olmasını istersiniz?

Piknik yapmak için gittiğiniz bir yerin nasıl olmasını istersiniz? 

 

Daha çok bahar ve yaz aylarında havaların ısınması ve çiçeklerin açmasıyla piknik yapmaya gitmek isteriz. Çevremizde doğal güzellikler eşliğinde ve yemyeşil bir ormanda yemek yemek ve oyunlar oynamak hepimizin çok hoşuna gider. Büyük şehirlerde yaşayan bizler için piknik alanları biraz kısıtlıysa da yine birçok Belediye halkın kullanımına açtığı piknik alanları bulunmakta. Bu piknik alanları genellikle hafta sonları çok kalabalık oluyor. Bazı alanlarda mangal yapılmasına izin veriliyor ancak birçok piknik alanında ateş yakmak veya mangal yapmak maalesef yasak.

 

Piknik yapmak için gitmek istediğim yere gelince; ben yemyeşil söğüt ağaçlarının altında bir yer hayal ediyorum. Söğüt ağacının dallarına kuracağım salıncakla doyasıya sallanmak ve eğlenme istiyorum. Ayrıca ağaçlık bir bölge olduğu için iki ağacın arasına hamak bağlayarak orada kitap okumakta çok eğlenceli olurdu. Tüm bunlarla birlikte küçük bir nehir veya dere kenarının olması da çok hoşuma gider. Böylece su şırıltıları ve doğadaki kuş sesleri beni çok daha iyi dinlendireceğine inanıyorum. Yeşil ve düz bir alanında olması önemli. Bu alanda yakar top, körebe veya diğer oyunları oynamakta ayrı bir zevk olsa gerek.

 

Şehrin gürültüsünden uzak, temiz bir havaya sahip olan bu tür yerler günümüzde her ne kadar azaldıysa da şehir dışlarında veya civar köylerde bu tür mekânları bulabiliriz. Ülkemiz doğal güzellikler açısından eşsiz bir ülke olduğu için yurdumuzun dört bir köşesinde bu tür etkinlikler yapmamızda kolay olabilir diye düşünüyorum.

Pikniğe giden her insan doğada bir çöpünü bırakmış olsa burası nasıl bir yere dönüşür?

Pikniğe giden her insan doğada bir çöpünü bırakmış olsa burası nasıl bir yere dönüşür? 

 

Piknik yapmak her insanın çok hoşuna gider ve özellikle yaz aylarında fırsat buldukça gitmek ister. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanları doğaya ve yeşile olan özlemelerini bir nebzede olsun giderdikleri bu piknik alanlarından daha uzun süre faydalanmak istiyorsak buraların temizliğine çok özen göstermeliyiz. Nasıl bulmak istiyorsak öyle bırakmak buraları kullanan herkes için geçerlidir.

 

Ailece severek gittiğimiz bu piknik alanlarını, temiz tutmak ve zarar vermemekte bizim elimizde. Özellikle kabuklu yiyecekler, meyve ve sebze gibi piknikte tükettiğimiz gıdaların kabuklarını yanımızda götürdüğümüz çöp poşetlerine koymalıyız. Ayrıca ateş yakılması yasak olan yerlerde kesinlikle mangal yapmamalıyız. Eğer bu yasağı çiğneyerek ateş yakanları görürsek onları kibarca uyarmalıyız.

 

Tüm bu tedbirleri almazsak ve üzerimize düşeni yapmazsak çevre kirliliğinin artmasına neden oluruz. Ayrıca severek kullandığımız bu alanların bir çöp yığını olmasını kolaylaştırarak mikrop yuvası haline gelmesini de hızlandırmış oluruz. Çöp dağları oluşarak başta insan sağlığı olmak üzere doğada yaşayan tüm canlıların zarar görmesine ve hatta bazı canlı türlerinin neslinin tükenmesine bile yol açabiliriz.

 

Dünyada milyarlarca insanın yaşadığını düşünürsek ve her bir kişinin elindeki bir çöpü dünyaya bıraktığını varsayarsak dünyanın dengesi bozulacak ve yaşanmayacak bir hale gelecektir. Bu nedenle herkes kişisel olarak kendine düşen görevi yapmalı ve çevre kirliliğinin önüne geçmek için elinden gelen gayretin en iyisini göstermelidir.

Evde, okulda, parkta ve sokakta uymamız gereken temizlik kuralları nelerdir?

Evde, okulda, parkta ve sokakta uymamız gereken temizlik kuralları nelerdir? Büyüklerinizle konuşunuz.

 

Çevre kirliliğinin önüne geçmek ve çevre sorunlarıyla ilgilenmek hepimizin görevi. Bunu en başta sağlığımız korumak için yapmalıyız. Bunun içinde evde, okulda, parkta ve sokakta uymamız gereken kuralları bilmemiz ve bunları uygulamamız gerekir. Uygulanacak bu temizlik kuralları evrenseldir ve tüm dünyada aynı şekilde uygulanır. Bu temizlik kuralları şöyle sıralamam gerekirse:

 

Evde uyulması gereken temizlik kuralları;

  • Evimizin ve odamızın temiz tutulması
  • Elbiselerimizi temiz kullanılması
  • Çöpleri yerlere atmamak ve evi kirletmemek
  • Düzenli olarak banyo yapmak
  • Saçlarımız taramak
  • Günde üç kez dişlerimizi fırçalamak
  • Yemeklerden önce ve sonra ellerimizin yıkanması

 

Okulda uyulması gereken temizlik kuralları;

  • Sınıfımızı temiz kullanmak
  • Çöpleri çöp kutusuna atmak
  • Sıraların üzerlerine yazı yazmamak
  • Ortak kullandığımız tuvalet ve lavaboları temiz bırakmak

 

Parkta uyulması gereken temizlik kuralları;

  • Parkta bulunan salıncak, kaydırak ve diğer oyun aletlerini temiz kullanmak
  • Yerlere çöp atmamak
  • Parkta kabuklu yiyecekler yememek veya yediğimiz kabuklu ve ambalajlı yiyeceklerin çöplerini çöp kutularına atmak
  • Eğer yerlerde çöp varsa onları toplamak

 

Sokakta uyulması gereken temizlik kuralları;

  • Sokakları temiz tutmak için çöpleri yerlere atmamak
  • Ambalajlı yiyeceklerin paketlerini çöp kovalarına atmak
  • Yerlere tükürmemek

 

Bu kurallar sayesinde tüm çevremiz temiz kalacak ve daha sağlıklı bir ortamda yaşamamız kolaylaşacaktır. Çevremizin temiz kalması ve çevre temizliği için herkesin bu kurallara uyması ve kendine düşen tüm tedbirleri alarak uygulaması gerekmektedir. Ancak bu şekilde gelecek kuşaklara daha yaşanabilir bir dünya bırakmış oluruz.

Yanınızdan geçen birinin yere çöp atması veya tükürmesi size ne hissettirir?

Yanınızdan geçen birinin yere çöp atması veya tükürmesi size ne hissettirir?

 

Çevreyi kirletmek her zaman kötü bir davranıştır ve hiçbir şekilde mazur görülmez. Hele birde yererle tükürmek hem çok iğrenç hem de çok saygısızca bir davranıştır. Günümüzde bu tür çirkin olaylarla ne yazık ki karşılaşmaktayız. Ancak bunu yapmaya hiç kimsenin hakkı yoktur ve hiç insani bir davranış değildir.

 

Çevre kirliliğine neden olan ve yerlere tüküren insanlar farkında olsunlar ya da olmasınlar tüm canlıların sağlığını riske atmaktadırlar. Mesela o yere tüküren kişi belki çok bulaşıcı bir hastalık taşıyordur ve tükürdüğü yerden geçen kişilerin veya hayvanların o mikrobu kapma ihtimalleri vardır. Yine aynı şekilde yerer atılan her türlü çöp maddesinde de değişik mikroplar olabilir.

 

Özellikle insan sağlığını tehdit eden bu davranışlar toplum tarafından onaylanmadığı gibi bazı cezai yaptırımlarının da olması gerekmektedir. Örneğin bazı Avrupa ülkelerinde yerler tüküren kişilere büyük para cezaları kesildiği bilinmektedir. Bu uygulamanın en kısa süre içinde ülkemizde de yaygınlaşması çok güzel olurdu.

 

Ben çevremde bu tür çirkin davranışlarda bulunan kişileri görünce kendimi çok kötü hissediyorum açıkçası. Hele de bu hareketleri yetişkin kişilerin yapması beni hem çok üzüyor hem de çok sinirlendiriyor. Çünkü çocuklar çevrelerindeki büyüklerin yaptığı hareketleri örnek almaktadır. Bu tür davranışlar sergileyen kişiler çevrelerine ve kendi çocuklarına da kötü örnek olduklarını unutmamaları gerekir.

Çevremizde, evimizde ve okulumuzda kullanmadığımız eşyaları geri dönüşüme nasıl kazandırırız?

Çevremizde, evimizde ve okulumuzda kullanmadığımız eşyaları geri dönüşüme nasıl kazandırırız? Bu atıklar ile neler yapabiliriz? Nasıl tekrar kullanabiliriz? Düşüncelerinizi yazınız.

 

Günümüzde tüketim hızlı bir şekilde artmakta ve gerek evsel atıklar gerekse sanayi atıklarına yetişilemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Ancak dünyaya faydalı olmak için son yıllarda yürütülen geri dönüşüm projeleri hızlanmış ve neler yapabileceğimi hakkında birçok kaynak bilgiye ulaşabiliyoruz.

 

Öncelikle geri dönüşüme evimizde kullandığımız birçok eşya ile başlayabiliriz. Artık birçok Belediye’n inde sokak ve caddelere koydukları özel geri dönüşüm kutuları sayesinde bu çok kolay. Örneğin ben evde kullanmadığım tüm elbiselerimi bu geri dönüşüm kutularına bıraktır.

 

Ayrıca evimizde bulunan ve ihtiyaç fazlalığı olan kitap, defter ve diğer kâğıt malzemeleri de geri dönüşüm kutularına bırakarak en azından bir ağacın daha kesilmesini önlemiş oldum. Bununla birlikte farklı çeşitlerde tükettiğimi içeceklerin plastik şişelerini de geri dönüşüm merkezlerine ulaştırmak için sınıfımızda bir proje hazırladık. Plastik şişenin yanında cam eşyalarımız içinde ayrı bir toplama merkezi kurduk. Böylece ülkemizin milli gelirine bir nebzede olsa katkı sağlamanın mutluluğunu yaşadım. Geri dönüşümle ilgili birçok kuruluş ve sosyal kulüp çeşitli faaliyetler yürütmekte. Bu kurumlara ulaşarak da daha fazla nasıl katkı sağlayacağımız konusunda fikir alabiliriz.

 

Geri dönüşümün farklı bir yönü olarak da ayrıca yapabileceğimiz farklı uygulamalarda bulunmakta. Örneğin kullanmadığımız ayakkabı kutularından kendimize ufak tefek eşyalarımızı koymak için çok amaçlı eşya kutuları yapabiliriz. Bununla birlikte yoğurt kaplarını süsleyerek annemiz için deterjan kutusu veya iplik kutusu gibi farklı şekillerde değerlendirmekte mümkün.

 

Ayrıca kullanmadığımız giysilerimizi farklı şekillerde değerlendirmemiz de mümkün. Örneğin bir pantolonumuzun yırtılmış olan bölümünü keserek kendimize çok şık bir kot çanta yapabiliriz. Bunun için üzerlerine evde bulunan düğme ve boncuklardan yapıştırarak ücret ödemeden zarif bir çanta elde edebiliriz. Bu örnekler çoğaltılabilir tabi. Yeter ki biz geri dönüşümün önemini anlayalım ve bunun derdinde olarak üzerimize düşen görevi yapalım. Böylece daha temiz bir çevre daha yaşanılır bir dünya elde etmiş oluruz.

Sorumluluk denince aklınıza neler geliyor?

Sorumluluk denince aklınıza neler geliyor?

 

Sorumluluk duygusu her insanda olması gereken bir özelliktir. Sorumluluk duygusuyla hareket etmek ve yapılacak işleri düzenli bir şekilde yapmak bize her zaman artı puan kazandırır. İnsanlar elde ettikleri başarıları ancak sorumluluk duygusu sayesinde başarabilirler. Eğer yaptığımız işte veya aldığımız görevlerde kendi üzerimize düşen sorumlukları yerine getirmezsek hiç bir şekilde takdir edilmeyiz ve başarılı olamayız.

 

Toplumda herkesin kendine düşen bazı sorumlulukları vardır. Kişiler bu sorumlulukları ile birbirlerine faydalı olurlar ve insan hayatı biraz daha kolaylaşır. Mesela; annenin görevi ve sorumluluğu yemek yapmak, temizlik yapmak ve çocuklarını yetiştirmektir. Babının sorumluluğu ise dışarıda çalışıp evin ihtiyaçlarını karşılamak için para kazanmaktır. Gerçi günümüzde birçok anne hem çalışıyor hem de üzerine düşen evdeki tüm sorumluluklarını yerine getirmeye çalışıyor. Ben bir öğrenci olarak kendime düşen sorumlulukların farkındayım ve mümkün olduğunca bu duyguyla hareket etmeye çalışıyorum. Bana düşen sorumlulukları şöyle açıklayacak olursam:

 

Öncelikle kendi bedenime ve sağlığıma karşı sorumluluklarım var ve bunu yerine getirmek içinde düzenli beslenip hijyen kurallarına uyuyorum.

Daha sonra anne ve babama karşı sorumluluklarım olan, anneme ev işlerinde yardım etmek, babamın sözünden çıkmamak gibi.

Okul ve sınıfta sorumluluklarım var tabi. Örneğin tüm öğretmenlerime saygılı olmalıyım. Sınıf arkadaşlarımın haklarını gözetmeli ve onlarla iyi geçinmeliyim. Derslerimi sessizce dinlemeli ve öğretmeninim verdiği ödevleri zamanında yapmalıyım.

Bunlarla bitiyor mu? Tabi ki hayır. Doğaya, çevreye, hayvanlar kısaca tüm dünyaya karşı sorumluyuz. Ayrıca bizi yaratan Allahu Teâlâ’ya karşıda büyük sorumluklularımız bulunmakta.  O da, belli bir yaşa geldiğimizde bizden istenen ibadetleri yapmak ve iyi bir insan olmak gibi.

Bir kimseye tanımadığı bir toplumu anlatırken nelerden bahsedersiniz?

Bir kimseye tanımadığı bir toplumu anlatırken nelerden bahsederdiniz?

 

Bir kimseye tanımadığı bir toplumu anlatmak için o toplumun belli başlı özelliklerini uygun kelimelerle ifade edilerek açıklandığında, karşınızdaki kişi gözünde canlandırma yapabilir ve o toplumu görmese de gerekli tüm detayları öğrenebilir. Bunun için kısa, öz ama betimleyici cümleler kurmak şarttır.

 

Yabacı bir kişiye tanımadığı bir toplumdan bahsederken; önce dünyada hangi coğrafya üzerinde yaşadıklarından söz ederek söze başlar ve genel bazı özelliklerini kısaca anlatırım. Daha sonra biraz daha detaylara girerek ona şu konular hakkında detaylı bilgiler vermeye çalışırım:

 

  • Dünyada hangi devlet ve millet ismiyle anıldıklarını belirtirim.
  • Tarihi oluşumu hakkında kısaca bilgilendirme yaparım.
  • Hangi dine veya hangi inanç sistemine bağlı olduklarını açıklarım.
  • Ülkenin hangi iklimden etkilendiğini belirtirim.
  • Doğal ve tarihi güzelliklerini açıklarım.
  • Ten rengi, saç rengi gibi fiziksel özelliklerinden bahsederim.
  • En fazla bilinen karakteristik özelliklerinin altını çizerim.
  • Yöresel kıyafetlerini anlatırım ve şuan hangi kıyafet tarzında giyindiklerini açıklarım.
  • En meşhur yiyecek, yemek ve tatlılarının adlarını söyler ve kısaca lezzetlerinden bahsederim.
  • Dinledikleri müzikler ve ülkede kullanılan müzik tür ve aletlerinden bahsederim.
  • Son olarak da dünyada tanınmış bilim adamları, edebiyatçıları ve sanatçıları hakkında gerekli bilgilendirmeleri yaparım. Böylece karşımda ki kişi tanımadığı o toplum hakkında yeterince bilgilenmiş olarak fikir üretebilecek konuma gelebilir.

Bankanız Provizyon Vermedi Hatası Ne Demek?

Bankanız Provizyon Vermedi Hatası Ne Demektir?

 

Her insanın başına en az bir kere “bankanız provizyon vermedi” hatası gelmiştir. Pek çok kişi bu hatanın anlamını bilmemektedir. Bu yazımızda sizlere bu problemin detaylarından bahsedeceğiz.

 

Konunun tam anlaşılması için provizyonun ne demek olduğunu bilmemiz gerekir. Provizyon, ödeme onay sistemi olarak açıklanabilir. Bu konuda örnek vermemiz gerekir ürün satın alırken bilgilerinizi girip onayladığınız zaman bankanıza ileti gitmekte ve banka eğer kart üzerinde herhangi bir sıkıntı yoksa otomatik olarak onaylamaktadır. Bu işlem esnasında kredi kartı ya da banka kartınızın limitinizin yeterli olup olmadığı gibi kontroller yapılmaktadır. Saniyeler içerisinde uygulanan bu iletim hizmetine kısaca provizyon adı verilmektedir. Peki, bankanız provizyon vermedi ne demektir?

 

Türkiye’de en fazla tercih edilen bankaları kullanan kişilerin şikayet ettiği bu duruma bir açıklama getirmek istiyorsanız. Büyük ölçekli bankaların müşteri sayısı daha fazla olmasından dolayı şikayet sayısı da artmaktadır. Nedenleri değişse de aşağı yukarı her banka üzerinde benzer provizyon verilemedi hatası karşımıza gelmektedir.

 

Kredi Kartında Provizyon Hatası

 

Kredi kartınız üzerinden alışveriş gerçekleştirirken provizyonun alınmadığı konusunda sizde uyarı alıyorsanız, bu hatanın bazı nedenleri yer almaktadır. En sık yapılan hataların başında ise kart bilgilerinin yanlış girilmesidir. Ayrıca kredi kartınızın internet alışverişlerine kapalı olması da provizyon hatasına neden olmaktadır. Bununla beraber kartınızın limiti yeterli olmaması durumunda da bu uyarıyı alabilirsiniz. Dördüncü madde ise kartınızı yıllardır kullanıyorsanız ve son kullanım tarihinin geçmiş olduğunu fark etmediyseniz bu problemle karşılaşabilirsiniz. Ayrıca bazı internet adresleri müşterilerinin kredi kartlarını engelleyebilmektedir.

 

Bu konuda yurt dışı alışverişi yapanları da ilgilendirmektedir. Kartınız üzerinden aliexpress, amazon gibi global adresler üzerinden ürün alıyorsanız bu hatayı görebilirsiniz. Ödeme esnasında onay işleminin bulunması veya provizyonun geç gelmesi nedeniyle benzer hatalar görülebilmektedir. Bu durum genel olarak yurt dışından alışveriş yapılmasından kaynaklanmaktadır. Bu gibi sorunlar da ise bankanızın müşteri hizmetleri ile görüşerek konuyu kısa sürede çözebiliyorsunuz. Eğer provizyon hatası alıyor ve müşteri temsilcisi size çözüm üretemiyorsa direkt olarak sanal kart oluşturmanızı sizlere tavsiye ediliyoruz. Sanal kartınız üzerinden normal kredi kartı gibi alışveriş yapabilirsiniz. Sanal kart ile kendi tanımladığınız limit doğrultusunda alışveriş yapmak son derece kolaydır.

Dandanakan Savaşı’nın Türk Siyasi Hayatına Etkileri Neler Olabilir?

Dandanakan Savaşı’nın Türk siyasi hayatına etkileri neler olabilir?

 

Dandanakan Savaşı, Gazneliler ile Selçuklular arasında 1040 yılında bu gün Türkmenistan sınırları içinde yer alan Merv çöllerinde yapılan bir meydan savaşıdır. Bu savaşın sonunda Gazneli devleti ilk defa yenilgiye uğramış ve ilk defa toprak kaybetmiştir. Aynı zamanda bu yenilgi hanedanın içinde yaşanan liderlik çekişmelerini de arttırmış, devletin zayıf düşmesine ve Gaznelilerin çöküşüne sebep olmuştur. Bununla beraber Büyük Selçuklu İmparatorluğunun temellerinin atılmasına ve Büyük Selçukluların İslamiyet’in koruyucusu ve lideri olmasına sebep olmuştur. Gazneliler ve Selçuklular açısından oldukça önemli bir savaş olmasıyla birlikte Türk İslam tarihi açısından da büyük önem taşımaktadır. Bölgeden büyük yankılar uyandırmış ve Selçuklulara hem maddi hem de manevi anlamda güç kazandırmıştır.

 

Oğuz boyları Selçuklular himayesinde toplanmış, bölgede düzen sağlandıktan sonra Tuğrul Bey İran topraklarını almış, Abbasi Halifesinin çağrısı ile Bağdat Seferini düzenlemiş ve İslamiyet’in lideri konumuna geçmiştir. Bu gelişmelerden sonra Nizami Medreseleri büyük ölçüde yaygınlaşmış, Türk İslam Medeniyetinde bilim, sanat, kültürel ve sosyal alanda büyük gelişmelere imza atılmıştır. Dandanakan Savaşı İran’ın siyasal, kültürel ve sosyal tarihi açısından da önem taşımaktadır. Bu zafer Türk İslam dünyasının kaderini etkileyecek olan ilk büyük zaferdir. Selçuklular Dandanakan zaferi ile birlikte Horasan’da bir devlet kurdular. Gaznelilerin çöküşüyle birlikte bölgede genişleyip Anadolu’ya geçerek Bizanslılara karşı seferler düzenlemeye başladılar. Bu zafer sonunda Tuğrul Bey kendi adına ilk parayı bastırdı.