Mülakat yazma aşamaları doğrultusunda bir mülakat yazınız.

Mülakatın aşamaları şu şekilde sıralanabilir:

 

  • Mülakat yapılan kişinin adı yazılmalıdır.
  • Buluşma yeri ve zamanı yazılmalıdır.
  • Mülakat yapılacak kişinin mesleği yazılmadır.
  • Konuşmanın hangi amaçla yapıldığı yazılmalıdır.
  • Sorular ve cevaplar bölümü önceden hazırlanmalıdır. ( cevaplar kişini cevapları olacaktır)
  • Mülakat sorularına cevap veren bireyin düşünce ve görüşleri son bölüme yazılmalıdır.

 

Mülakat yapılan kişi: Banu Horoz

Buluşma yeri ve zamanı: Atatürk Lisesi- 14:30

Mülakat yapılan kişinin mesleği: Edebiyat öğretmeni

Konuşmanın amacı: Bir edebiyat öğretmeninin toplumdaki yeri

 

Soru 1: Edebiyat nedir?

Edebiyat hayatın kendisidir. Edebiyat bir bilimdir her şeyden önce.  Basite alınmaması gereken bilimlerden biridir üstelik.

 

Soru 2: Her edebiyatçı yazmalıdır düşüncesine katılıyor musunuz?

Hayır tabii.  Toplumda böyle bir algı var. Öğrencilik yıllarından bu yana her edebiyat öğretmeninin mutlaka yazması gerektiğini düşünen insanlarla karşılaştım.  Ama edebiyat ile uğraşmak yazar olmakla eş değer tutulamaz.

Yazar olmak özel bir yetenek gerektirir.

 

Soru 3: Öğretmen olmanı iyi ve kötü yanları nelerdir?

Öğretmen olabilmek için verilen mücadele dışında( kadro almak ve atanmaktan bahsediyorum) kötü bir yanı yok.  Öğretmenin ve zihinleri aydınlatmanın nasıl kötü yanı olabilir?

 

Soru 4: Her kelimenin anlamını biliyor musunuz?

Bu da toplumun edebiyat öğretmenlerine yüklediği bir sorumluluk.  Her kelimeyi elbette bilmiyorum. Bilmem mümkün mü? Ama araştırıp öğrendiğim, özellikle kullanmayı sevdiğim kelimeler var bunların başında keza ve zira geliyor.

 

Soru 5: Genel olarak edebiyat üzerine düşünceleriniz nelerdir?

Edebiyat toplumda aylak işi, şiir şarkı, söz olarak değerlendirilmekte. Bunu gördükçe üzülüyorum oysa insan dilini sanatını kökenini bilmeden nasıl kendini anlar ya da ilerleyebilir öyle değil mi? Edebiyatı öğrenmek insanın kendini öğrenmeye çıktığı yolda attığı temel adımlardan biridir. Edebiyat gereksizdir yargısının ve algısının yıkılmasını çok isterim.

Teknoloji alanındaki bazı yenilikler birtakım olumsuz sonuçlar doğurabilir mi?

Teknoloji alanındaki bazı yenilikler birtakım olumsuz sonuçlar doğurabilir mi? Tartışınız.

 

Teknolojinin en olumsuz sonucu teknoloji bağımlılığıdır. Teknoloji bağımlığı nedir hangi durumlara ortaya çıkar ve aslında bizde birer teknoloji bağımlısı mıyız? Teknolojinin doğru kullanımın bilmeyen herkes teknoloji bağımlısı olmaya ilk sıradan adaydır. Doğru kullanmayı bilmediğimiz ilk alan internet kullanımı dersek yanlış bir yönlendirme yapmamış oluruz. Teknoloji bağımlılığı bazen sosyal medya üzerinden görülür bireyler üzerinde bazen de oyun bağımlılığı olarak görülür.

 

Burada teknolojinin doğru kullanılmasının öğretilmesi amaca uygun olarak teknoloji kullanımı bilincinin kazandırılması sağlanarak bu durumların bir nebzede olsa önüne geçmek mümkündür.

 

Hayatlarımız modernleştikçe birbirimize ayıracak, sohbet edecek zaman bulamaz olduk.  Hatta öyle ki çocuklarımıza ayıracak zamanımız bile olmadığını düşünür hale geldik. Anne babalar doğru bir iş yapar gibi oyalansın diye çocuklarının eline tutuşturuverdiler telefonları ve tabletler.  Evet, çocuklar o ekranlara bakarken oyalandılar ama sonunda birer internet bağımlısı olup çıktılar.  Teknolojinin bu denli hızlı gelişmesi amacının dışına çıkmasını da kolaylaştırmış diyebiliriz. Teknolojinin insanın hayatını kolaylaştırılması planlanırken insanı tembelleştirildiği hatta düşünmekten ve sorgulamaktan aciz bıraktığını görmekteyiz. İnsanlar artık 2*2 ‘nin sonucunu bile düşünmekten bezgin bir halde cep telefonlarının hesap makinelerinden çözüm arar oldu. Teknolojinin artılarına bakarken eksilerini de objektif bir şekilde değerlendirmek hayatlarımızın kalitesi açısından oldukça önemlidir.

Toplumun bazı gerçekler ve sorunlar hakkında aydınlatılmasında yayın organlarının rolünü tartışınız.

Toplumun bazı gerçekler ve sorunlar hakkında aydınlatılmasında yayın organlarının rolünü tartışınız.

Bilim ve teknolojinin her yeri ele geçirdiği hatta biraz daha gerçekçi bir tabir ile istila ettiği bir çağda yaşıyoruz.  Eskiden komşudan öğrenilen günlerde toplanılan yemek tarifleri bile şimdi arama motoruna sorulur oldu. Öğrencilerin ödevlerini aradığı yer yine internet rahatlanılan ve kafa dağıtılan yer yine internet.  Hayatımızın her alanında bu kadar var olan bilişim ve medya ile birlikte bilgilerin kaynağının da internet ve medya olması elbette kaçınılmaz bir sonuç olmaktadır. Medya ve internet peşinden kitleleri sürükleyebilmektedir.

 

Bu yüzden sık sık duyduğumuz bir kavram vardır.  Tarafsız medya.

Medyanın topluma bilgileri aktarırken gerçekçi ve tarafsız olması halkın belli başlı noktalarda doğru olanı görmesi ve doğru adımlar atması açısından önemlidir.

 

Ülkede kıtlık ve açlık olduğunu düşünelim.

Tüm yayım ve basın organlarının da bunu aksine haberler yayınladığını göz önünde bulunduralım.

Bu kez halk şunu söylemeye başlamayacak mıdır: Bize yalan söylüyorlar.

 

Aynı şeyi daha basite indirgeyerek inceleyelim. Hava durumunu izliyorsunuz ve spiker o gün havanın çok güneşli olacağını bahardan kalma bir gün yaşayacağınızı söyledi siz de incecik bir gömlekle dışarı çıktınız ardından 20 dakika geçmeden sağanak yağış boşaldı.

Toplumu yanlış yönlendiren bu program inandırıcılığını kaybedecektir.

Bilgiyi edindiğimiz iki ana kaynak olan internet ve medya halkın aydınlanması için tarafsız ve doğruyu söyleyen olmalıdır.

Ünlü kişilerin düşüncelerinin ve yaşamının geniş kitlelerce ilgi çekici bulunmasının nedenlerini tartışınız.

Bilim, sanat, siyaset, spor vb. alanlarda ünlü kişilerin düşüncelerinin ve yaşamının geniş kitlelerce ilgi çekici bulunmasının nedenlerini tartışınız.

Bilim sanat siyaset ve spor dallarında ün yapmış isimlerin ciddiye alınış sebepleri birbirinden tamamen farklı olduğundan ayrı ayrı ele almak istiyorum.

Bilim ile uğraşan insanları ele alalım. Dünyanın gidişatını ve insanın yaşamını etkileyecek ya da değiştirecek bir icat ile gelen bir insanın bunu nasıl yaptığın yaşayış biçimini merak etmek isteyenlerin öncelikli amacı onu anlamak ve bunun zekâ ile mi yoksa çalışma ile mi gerçekleştiğini sentezlemek olduğunu düşünüyorum.

 

Sanat ile uğraşan insanların yaşayışlarının ve söylemlerinin böylesi etkili olmasını altında ise yine onları anlamak ve eseri değerlendirirken de doğru sonuca ulaşabilmek neden sonuç ilişkisi arasında anlamlı bir ilişki kurabilmek olduğunu düşünüyorum.

 

Siyaset ile uğraşanların söylemlerinin ve yaşamlarının ciddiye alınması ve ilgi toplamasının arkasında ise yönetim şeklinin cumhuriyet olmasının payı olduğunu düşünüyorum bizi yönetenleri ve siyasetle uğraşanları bizleri temsil etsinler diye yetkilendirenler bizzat bizleriz.  Bu durumda onların yaşamları ve söylemleri bizim kendi yaşamımızı refahımızı ve milletin de gidişatını etkilediğinden önemsenmekte ve değerlendirilmektedir.

 

Spor ile uğraşanların merak edilmesinin arkasında ise disipline olana ilginin var olduğunu düşünüyorum herhangi bir spor dalıyla ilgilenen ve burada ün yapan insanların disiplinleri hayatları bu yolda ilerlemek isteyen insanları aydınlatma potansiyeline sahip olduğundan merak uyandırmaktadır.

 

Sanat ya da siyaset hangi alanda olursa olsun bir alanda kendini gelirine ve o alanda adını duyuran insanların hayatını çoğu zaman örnek almak amacıyla bakılmaktadır. Bu paraları nasıl kazanıyorlar bu insanlar diye bakanların olduğu gerçeğini de unutmamak lazım ama unutmamak gerekir ki başarı arkasından diğer her şeyi para gibi örneğin getirebilme meziyetine sahip bir olgudur.

İnsanlarla yüz yüze görüşmek neden önemlidir? 

İnsanlarla yüz yüze görüşmek kandırılmamak için önemlidir. Mülakat doğrudan bilgiye ulaşmak için düzenlene görüşmelerin tamamıdır.

 

Bir mülakatı değerlendirerek soruyu yanıtlayacak olursak, bir ilaç şirketinin elaman alımlarına gittiğinizi düşünün. İlaç şirketi özellikle sigara kullanmayan ve dış görünüşüne özen gösteren eli yüzü düzgün insanlarla çalışmak istediğini belirtmiş ve sizde bu özelliklerin vah r olduğu düşüncesi ile başvuru yapmışsınız.  Sigara kullanıyorsunuz ama az kullanıyorsunuz diyelim.  Eğer yüzsüze görüşme yapılmasa bunu anlamak için yeterli olacaktır. Yüz yüze görüşme esnasında kişilerin yalan söylemesi yâda kaçamak cevap vermesi pek mümkün olmamaktadır.

 

Yüz yüze görüşmelerin en etkili verisi ile insanların beden dili ile söylediklerinin okunması ve çıkarımlar üzerinden kişi ile gerçekten çalışılabilir olup olmadığının anlaşılmasıdır.

 

Beden dile bize neleri söyler?

Beden dili bir insanın özgüven problemi olup olmadığını anlamanın en kolay yoludur. Bir insan elini kolunu koyacak yer bulamıyorsa ve konuşmalar sırasında net ve keskin cevaplar veremiyorsa özgüven problemi vardır sonucuna varabiliriz.

 

Yüz yüze görüşmek kişinin ses tonunu mimiklerini tanımak ve test etmek için de önemlidir.  Örneğin özel bir okulda öğretmen alımı yapılacağı zaman öğretmen adayları mülakata çağırılır ve ses tonlarına dikkat edilir. Çünkü yapacağı işin sesi duruşu ve otoritesi ile alakası vardır.

Beden işçisi alımı yapılacak bir firmayı düşünelim her gün iki ton çuvalın taşınması işi yaptırılacağında çelimsiz ve zayıf insanları çalıştırmanın verimli olacağını düşünür müsünüz?

 

Bunu için daha kalıplı ve babayiğit insanların tercih edilmesi işin aksamaması açısından önemlidir.

Beden dilini doğru kullanmak da elbette mülakatlarda önemlidir. İnsanların cevap verirken gözlerini kaçırması onları yalan söylediği algısını yaratabilir bu yüzden iletişim kurmadan önce beden dilimizle neler söylediğimizi bilmemiz gerekir.

Bir sanatçı veya sanat eseri ile ilgili değerlendirme yapabilmek için hangi bilgilere sahip olmak gerekir?

Bir sanatçı veya sanat eseri ile ilgili değerlendirme yapabilmek için hangi bilgilere sahip olmak gerekir? Bu konudaki düşüncelerinizi paylaşınız.

Eseri yazardan yazarı eserden ayrı değerlendirmek bizi doğru sonuca ulaştırmaya yetmeyecektir.  Eksik bilgi ile eser ve sanatçı değerlendirmesi yapmak ise mümkün değildir.

 

Eseri değerlendirmek için yola çıkıyorsak onu meydana getiren sanatçının hayatının bilmememiz gerekmektedir. Sanat eserinin bir tiyatro eseri bir resim ya da heykel olması bir şiir olması bir ayırdıma tabii tutulmadan eserin anlaşılması için yazarın hayatını ve hayatının dinamiklerini bilmemiz gerekmekte.

 

Sanatçının hayatı ile birlikte değerlendirilmesi gereken bir diğer unsur ise sanatçının yaşadığı dönemdir.  Dönem şartlarından ayrı olarak sanat eserlerini değerlendirmekte yine eksik bir sonuca çıkartır bizi.  Sanatçının hayatı, dönem şartlarını ve zamanı değerlendirdikten sonra eserin meydana geldiği mekânın da incelenmesi gerekmektedir.  Eser meydana gelirken etrafta var olan her şey tetikleyici unsur olmuş olabilir. Örneğin Van Gogh’un meşhur odasının tablosunda gördüğümüz mekân algısının yanında Van Gogh’un hayatı olmaktadır.

 

Eserin doğru değerlendirmesi için toparlayacak olursak;

Sanatçının hayatı,

Sanatçının yaşadığı dönem ( her poetikanın bir politik arkı vardır)

Sanatçının eseri var ettiği mekân

Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde var olan eseri kolaylıkla çözümleyebilir aforizmalarını anlamlandırabiliriz.

Bir annenin çocuğu için neler yapabileceği ile ilgili düşüncelerinizi paylaşınız.

Bir annenin çocuğu için neler yapabileceği ile ilgili düşüncelerinizi paylaşınız.

Gözlerimizi dünyaya açtığımızda hatta daha dünyaya açmadan tanıdığımız tek canlı annemizdir. Annelik içgüdüsel bir durum olarak değerlendirilir ki öyledir.  Her dişinin içinde annelik içgüdüsü bulunur. Doğurma yeteneğine sahip olan her kadın için bu genellemeyi yapabiliriz anne olsa da olmacada. Anneler çocuğu için neler yapabilir düşüncesi bizi çok geniş bir yelpazeye götürür.

 

Anne çocuğun için ne yapmaz ki?

Anne çocuğu için sigara içmez örneğin karnına düştüğünü öğrendiği andan itibaren ona zarar vermemek için 9 ay boyunca kendine dikkat eder ve evladının sağlığı için düzgün beslenmeye dikkat eder  ( imkânlar dâhilinde)

 

Dokuz ayın sonunda çocuğunu kucağına aldığında doğumun acısını kendi acısını sızısını unutarak evladını doyurur. Anneler hep şunu söyler aman yavruma bir şey olmasın.  Çocuğum üşümesin çocuğum üzülmesin. Çocuğumun kalbi kırılmasın.

Olurda sinirlenir bağırır da terlik falan fırlatırsa size emin olun o gece ağlayarak uyur.

 

Evladı gülsün diye ceEe oynayan hadi bebeğim yapabilirsin diye motive ederek ilk adımını atmasını sağlayan ilkokul gününde öperek ben yanındayım diyen her gün işinden kendinden feragat ederek ödev yaptırmaya çalışan bir canlıdan bahsediyoruz.  Siz büyüdüğünüzde ise bütün zor zamanlarınızda yanınızda olmaya çalışan örneğin babanızın arabasını almak istediğinizde aracı olan, çocuğa kızma diye kendini feda eden bir kadın sizin için neler yapmaz.

Bir anne evladı için dünyada kurar bana göre dünya da yıkar.

Doğal çevremizi nasıl değiştiriyoruz?

16Örnekler veriniz.

Her geçen gün doğal çevremiz insan eliyle değişime uğramaktadır. Özellikle büyük şehirlerde yüksek binaların yapılması nedeniyle caddelerde pekte yeşile rastlamak mümkün olmuyor. Bu değişiklikler yapılırken ne yazık ki ağaçların kesilmesi de zaman zaman söz konusu olabiliyor. Her ne kadar kanunlarda belirtilmiş olsa da bu kurallara uyanlar maalesef çok az.

 

Dünyada ki insan sayısı arttıkça doğal çevreye verilen zararda artmaktadır. Bazen ihtiyaçlarını karşılamak içi doğal denge bozulsa da çoğu zaman bilinçsizce kullanılan doğal kaynakların kullanılması da söz konusu olabiliyor.

 

  • Doğal çevremiz genellikle şu sebeplerden dolayı her geçen gün değişmekledir:
  • İnsanlar kendilerine yaşam alanları açmak için çevreyi değiştirmekte
  • Gelişen sanayi ile birlikte açılan fabrikaların atıkları ve dumanları çevreye büyü zarar vermekte.
  • İnsanların çevre temizliğine önem vermediklerinde hem denizler hem de nehirler kirletilmekte ve dolayısıyla bu sularda yaşayan hayvanların da yok olmasını sağlayarak doğal dengenin bozulmasına neden olmakta
  • İnsanların zevk için veya kürkleri için birçok hayvanı avlamaları sonucu da birçok hayvan türünün neslinin yok olmasına neden olmakta
  • Kozmetik alanında kullanılan birçok ürün atmosfere karışmakta ve ozon tabaksına zarar vermektedir. Bu durumda güneş ışınlarının dünyaya ya daha fazla etki etmesine neden olarak mevsim değişikliklerine neden olmaktadır.
  • İnsanların yaptıkları israfta doğal hayatın değişmesini sağlar. Örneğin kâğıt ihtiyacımızı ormanlardan karşılarız. Ancak gereksiz kâğıt israfı nedeni daha fazla ağaç kesilmekte ve ağaçlar azalmaktadır.
  • Turizm faaliyetleri içinde yeni otel inşaatları yüzünden birçok ağaçlık alan katledilmekte ve para uruna doğal denge bozulmaktadır.

 

Doğal yaşamı korumak için çıkarılan birçok kanun vardır. Ancak insanoğlu bu kanunları zaman zaman bozmakta ve kendi menfaatleri uğruna hem bitkileri hem de hayvanları katlederek doğaya zarar vermektedir.

Tiyatronun sembolü olarak gülen ve ağlayan maskelerin bir arada kullanılmasının nedeni ne olabilir?

Tiyatronun sembolü olarak gülen ve ağlayan maskelerin bir arada kullanılmasının nedeni ne olabilir? Bu konudaki görüşlerinizi belirtiniz.

 

Tiyatro bir gösteri sanatıdır.  Konuda bilgisiz isek ve yorumlama yoluyla soruya bir çözüm arıyorsak bu konuda vereceğimiz cevap insanın görselden ne görmek istediğiyle alakalı semboller olduğu olabilirdi.  Tarihsel olarak kökenini incelediğimizde bu sembol maskların iki ayrı filozofu temsil ettiğini görürüz. Bu sembollerden gülen yüz ifadesine sahip olan Herakliotos’u simgelerken ağlayan yüz ifadesi ise Demokritos’u simgelemektedir.

 

Herakliotos insanlığın halini komik ve anlamsız bulduğundan onu gülümseme ile temsil etmeyi Demokritos ise insanlığa acıdığında ve üzüldüğünden onu da ağlama ile temsil etmeyi doğru bulmuşlardır.  Bir diğer rivayet ise tiyatronun asıl amacı olan eleştiri etkisinin masklarda etkili olduğu düşüncesidir. Tiyatro dönemin çarpık işlerini bir nevi protesto edebilmek amacıyla doğan bir sanat dalıdır ve oyuncuların kullandığı sözlerden dolayı kötü şeyler yaşamaması için mask ile sahneye çıkmaları uygun görülmüştür.

 

Bir düşünce de şu şekilde değerlendirilebilir.  Tiyatronun ana kaynağı komedi ve trajedidir.  Bu yüzden ağlayan ve gülen maskların kullanılması kaynağı temsil etmektedir.

 

İnsanlar duyguları sahneye taşıdıkça bu masklar da geliştirilmiş birçok yüz ifadesine ilişkin masklar sahnede kullanılmıştır ama tiyatronun sembolü olarak iki filozof ifadesi günümüze kadar ulaşmıştır.

Emek vererek, çaba göstererek elde edilen sonuçlar her zaman daha değerli olmuştur.

Emek vererek, çaba göstererek elde edilen sonuçlar her zaman daha değerli olmuştur. Bununla ilgili düşüncelerinizi sözlü olarak paylaşınız.

 

Burada olmamı babama anneme yâda herhangi birine değil çabalarıma ve ailemin çabalarımı desteklemesine borçluyum.  Bir olayın gerçekleşebilmesi ve iş bildiren durumun yani eylemin ortaya çıkması için 1. tekil şahsın yani benin çabası esastır. Birinci tekil şahsın ise yani bireyin kendi çabasını görmesi ve kendi çabası sayesinde bir şeyler elde edebileceğini öğrenmesi gerekmektedir.

 

İnsanları değerlendirelim. Dil din ırk yaş ve cinsiyet fark etmeksizin herkesi göz önüne alın.  3 yaşında bir çocuk sizin verdiğiniz oyuncağı yere fırlatırken masanın altına düşürdüğü oyuncağını kendi almayı başardığında daha çok sevinecektir. O yapmıştır ve bu onun için daha kıymetlidir.  Masanın altına eğilirken yaşadığı zorluğu bildiğinden oyuncağının kıymeti artmıştır.  Ama siz her düşürdüğünde o oyuncağı çocuğa tekrar verirseniz çocuk için oyuncağı düşürmenin ya da kaybetmenin bir anlamı olmayacaktır. 20 yaşlarında bir genç kızın üniversite sonuçlarını beklediğini düşünelim. İki yıl boyunca üniversite sınavına hazırlanıp hayal ettiği üniversiteye yerleşmeyi bekliyor. Verdiği iki senelik çaba emek ve mücadelenin sonunda istediği bölüme istediği puanla yerleşmiş olması, onun kendini iyi hissetmesi sağlayacak ve elde ettiği başarının kıymetini arttıracaktır. 50 yaşında birini değerlendirelim. Emekliliğine birkaç yıl kalmış ve emekli olmayı bekleyen bu insanın sizin emekliliğine kendi çabaları ve 25 küsur sene çalışmasının sonucunda ulaşması onu hayatının anlamına yaklaştıracak ve kendi çabalarının meyveleri ile tanıştıracaktır.

 

Balık verdiğiniz herkes bir süre sonra buna alışır ve balık tutmanın ne demek olmadığını bilmediğinden buna kıymet vermeyi unutur. İnsan her şeyden önce unutan bir canlıdır. Balık vermekten vazgeçip insanlara balık tutmayı öğretmek ve kendi tuttuğu balığın lezzetini almasını sağlamak gerekir.