Borsa Üzerine Bir Maymun Hikayesi

Borsada manipülasyonu anlatan, küçük yatırımcının nasıl kandırıldığını anlatan yüksek rakamlara satma hayali, kolay yoldan nasıl ara kazanırım hayali kuranlar için ibret alınması gereken bir hikayedir. Borsa ve maymun hikayesi başlıyor…

 

“Bir zamanlar köyün birine bir adam gelmiş ve tanesi 10 dolardan maymun alacağını söylemiş. Köyde çok maymun olduğu için köylüler sevinçle ormana koşup maymunları yakalamaya başlamışlar.

 

Adam, binlerce maymunu 10 dolardan satın alınca ortalıkta maymunlar azalmış, yakalanması zorlaşmış. Köylüler tam maymun yakalamaktan vazgeçecekken, adam, tanesine 20 dolar vereceğini söylemiş. Tekrar heveslenen köylüler heyecanla maymunları yakalamaya başlamışlar.

 

Bir süre sonra da fiyatı 25 dolara çıkarmış; ancak bırak yakalamayı, ormanda maymuna rastlamak bile çok zorlaşmış. Bunun üzerine adam fiyatı 50 dolara çıkardığını; ancak kendisinin işi olduğu için şehre gitmesi gerektiğini yardımcısının onun yerine alım yapacağını söylemiş. O yokken yardımcısı, köylülere demiş ki; şu büyük kafesteki maymunlar var ya, ben onların tamamını size tanesi 35 dolardan satayım, siz de esas adam gelince ona 50 dolardan satarsınız.

 

Köylüler bütün birikimlerini bir araya toplayarak bütün maymunları satın almışlar. Sonra ne mi olmuş? 35 dolara alıp 50 dolara satma hayali kuran köylülerden ne adamı ne de yardımcısını bir daha gören olmamış.”

Din anlayışındaki farklılıklar neden zenginlik olarak görülmelidir?

Din anlayışındaki farklılıklar neden zenginlik olarak görülmelidir? Açıklayınız.

 

Din anlayışındaki farklılıklar zenginlik olarak görülmelidir çünkü bu farklılıklar gelişimi sağlayan yegane şeydir.Şöyle düşünelim insanlık sürekli ilerlemekte hem bilimsel olarak hem teknolojik anlamda bir değişim içinde. Müslümanlar  da tarih boyunca bu değişimi dikkate almaktadır. Böyle bir şey söz konusu olmasa dinin devamlılığı söz konusu olamaz çünkü bu Allah’ın Sünnetullah’ıdır. Tüm bu gelişmeler toplumların ihtiyaçlarına göre tekrardan Kur’an ve Sünnet merkezli bir değerlendirilmeye tabi tutulur. Dini metinler çağın ihtiyaçları gözetilerek  tekrardan yorumlanır.

 

Sonuca baktığımızda yeni fikirler, yorumlar, bakış açıları meydana gelmiştir. Bu durum Müslümanların ilimde ve medeniyette ilerlemelerini sağlamıştır. Din anlayışındaki farklılıkların bulunması dinin çok yönlü olmasını daha da büyümesine yarar. Dini zenginleştiren şey Kur’an ve Sünnetin zuhur ettiği manaların ne kadar çok olabileceği görülmüş olur ve de insanlar görüşlerini ortaya koyarken karşı görüştekilerinin fikirlerini çürütmek için beyanlarda, eser yazımında, ilim meclislerinde konuşmalarda bulunur. Bu çalışmalar sonucunda da İslam’ın mezhepleri ve akımları ortaya çıkmıştır. Dinimizde düşünce hürriyetine önem verildiğinden birçok soruna çözüm üretilebilinmiştir. Eğer bu düşünce farklılıkları olmasaydı mezhepler olmayacaktı. Bu fıtrata uygun olandır. Düşünsenize fıkhi konularda kutuplarda, çöllerde ya da yağmur ormanlarında yaşayanlar için aynı hükümleri dayatamazsınız. Tek bir anlayış dinin yaşanmasını imkansız kılar. Bu düşünce farklılıklarının hem zenginlik hem de faydalı olduğunun bir kanıtıdır.

Yaz Tatilinde Ne Yapılır? İşte Öneriler …

Uzunca bir yılın ardından beklenilen mola gelip çattığında planlanan şeyleri yapmak yerine yataktan çıkmamak güzel bir fikirdir. İlk zamanlarda dinlenmekle geçirilen günler sonrasını can sıkıntısına bırakabilir. İşte o zaman ne yapacağım, nasıl geçecek bu yaz tatlı diye söylenmeler de tatil ile birlikte başlamış demektir. Ve hoş geldin yaz tatili

 

Özellikle de okulların kapanması sonucu boşta kalan öğrencileri can sıkıntısı kolları arasına almaya başladı bile. Peki ama nasıl geçecek bu doksan gün? Nasıl geçecek bu koca yaz tatili?

 

Çeşitli ufak tefek faaliyetler bolca vakti beraberinde götürecek. Tabii can sıkıntısını da. Bir liste yapacak olursak ortaya şöyle bir görüntü çıkardı:

 

1. Elbette ki listenin başında deniz kum güneş üçlüsü yer alır. Hoş, öğrenciler için düşünülecek olursak şu doksan günün en az bir ila iki haftası bu şekilde geçerse kaldı yetmiş beş gün. E peki bu süre nasıl geçecek? Tabii ki listenin kalan maddeleri ve sizin yaratıcılığınız sayesinde..

 

2. Kendi sıkıcı hayatımızda takılı kalmaktansa farklı dünyalarda gezinmek de liste içerisinde güzel bir yere sahip olabilir. Türlü türlü konularda, farklı farklı türlerde yüzlerce kitap arasında herkes için bir kitap vardır. O kitabı bulunca bırakmamak gerekir, okumak, o kitabın içine girmek gerekir. Yani kitap okumak da olabildiğince güzel bir aktivite olabilir doğru kitapla.

 

3. Kitap okumak bana göre değil diyenleri çevremde görmüyor değilim. Büyük bir eksikliği yok mu diye soracak olursak bence var. Hemde çokça bir eksikliği var. Ama yine de böyleleri için film/dizi izlemek de yapılacak güzel aktivitelerden biri olabilir. Üstelik şimdilerde çoğu kitabın kamera karşısına geçmişliği vardır. Çoğu kitabı ister dizi olsun ister film olsun internet aracılığıyla ‘izle’ olarak görmekteyiz. Kitabı kadar etkili olur mu orası tartışılır tabii..

 

4. Photoshop programını öğrenmeye çalışmak da şimdilerde oldukça işe yarıyor gibi. Photoshop sayesinde uzaya çıkan bile var. Denemesi bedava..

 

5. Çeşitli hobi kurslarına giderek de hem yeteneğimizi konuşturabilir hem de oldukça eğlenceli vakitller geçirebiliriz. Tiyatro, müzik, dans ve benzeri kurslar sayesinde hem sanata bakış açımız olduğundan daha ileri seviyeye yükselir hem güzel vakitler, güzel insanlar kazanabiliriz.

 

6. Şu birkaç yıldır popülerliğini koruyan yetişkinler için boyama kitapları da can sıkıcı vakitlere renk katabilir. Hem düşünmek konusunda da sıkıntılar varsa yok edicidir benden söylemesi. Terapi gibi düşünülebilir. Sadece çizgiyi aşmamayı düşünmek, sadece resme odaklanmak, sadece renk vermek..

 

7. Sabrı ölçmek için de puzzle yapmak akla gelen en güzel örneklerden. Küçük parçaların birleşmesiyle oluşan büyük resimler özen ister, emek ve sabır ister. Parçalar birleştikçe bir anlamı olur yapılan işin, bitsin istersin fakat bitmesi için çaba harcamak gerekir. Ve parça birleştirmeye dalmışken düşünceler de geriye atılır. Böylece ikinci terapi gibi hobi de yerini belli etmiş olur.

 

8. Yeni gruplar, yeni şarkılar, yeni klipler keşfetmek de hem müzik dağarcığımızı genişletirken hem de can sıkıntıızı geçiştirir. Aman dikkat depresyona da sokabilir..

 

9. Sevdiğimiz şarkıcı ya da gruplar yaz konserleri için şehrimize geliyorsa koşup gitmeli, sesimiz kısılana kadar şarkılara eşlik etmeli, fotoğraflar çekerek o anı en güzel hali ile ölümsüzleştirmek de güzel bir vakit olarak anılara kaydedilebilir.

 

10. Yaşadığımız şehrin bilmediğimiz yerlerine bir keşfe çıkmak belki de o şehri bize daha çok sevdirebilir. Belki bu keşif ile birlikte yeni insanlar, yeni olaylar da beraberinde gelir.

 

11. Şehrindeki lezzetleri tatmak için cafeleri arkadaşlarınla birlikte dolaşmak da güzel bir fikir. Hem arkadaşlarla bol vakit geçirilmiş olur hem karnımız doymuş olur.

 

12. Lezzet tatmak için gezilen yerler bittiğinde piknik alanları bir sonraki gidilecek yer olsa gerek. Hem de bu sefer yemekler bizden. Kim bilir belki de tüm o cafelerden daha lezzetli olur yemekler..

 

13. Belki bilmediğimiz bir yeteneğimiz vardır. Belki daha keşfetmediğimiz yeni bir kapıdır da keşfedileceği günü bekliyordur. Yazmak, çizmek, kesip biçmek veya her ne ise işte… Keşfetmek için bir yolculuğa çıkmalı. Üstelik bir uçak otobüs ya da trenle olacak iş değil. Bu yolculuk için bir kağıt kalem bile yeterli olabilir. Kullanmasını bilene ve isteyene..

 

14. Belki de yeni bir dil öğrenmek ya da öğrenilmekte olan dili daha da geliştirmek için en uygun vakittir. Yani en uzunundan boş bir vakit. Daha iyi ne olabilirdi ki?

Neden Para Biriktiremiyorum?

Günümüzde birçok kişi para biriktirememekten dolayı yakınmaktadır. Üstelik çok para kazanan bireyler de zaman zaman bu durumdan şikâyetçi olarak dile getirmektedir. Bu sorunun temelinde ise tüm dünyadaki insanların tüketime yönlendirilmesi ve teşvik edilmesi yatmaktadır.

Aylık net geliriniz ne kadar olursa olsun disiplinli bir şekilde para biriktirmeniz mümkündür. Az maaş alan kişiler maaşları doğrultusunda az birikim yaparken, çok maaş alan kişiler de maaşları nedeniyle daha çok birikim yapabilirler. Ancak para biriktirmenin önüne geçen birçok neden bulunmakta, sürekli ortaya çıkan masraflar birikim yapmanızın önüne geçebilmektedir.

Teknoloji, sosyal statü, yediğiniz yemekler ve daha birçok kriter para biriktirmenizin önünde engel olabilir. Gelir düzeyiniz bunda etkili olsa da, esas olarak birikim yapabilmenizi engelleyen harcamalarınız ve giderlerinizdir. Harcamalarınızı kısmadığınız veya bazı lüks tüketim kalemlerini tamamen ortadan kaldırmadığınız müddetçe birikim yapmakta zorlanırsınız. Bu nedenle para biriktirmeniz, giderlerinizi azaltmanız ve tamamen yok etmenizle doğrudan alakalıdır.

 

Neden Para Biriktiremiyoruz?

Para biriktirememe nedenleri arasında en fazla lüks ve gereksiz harcama dikkat çekmektedir. Bilindiği üzere akıllı telefonlar sürekli gelişmekte ve yeni modeller çıkmaktadır. Sürekli yeni modelleri edinme çabası, kıyafete ve sosyal yaşantıya harcanan para birikim yapabilme ihtimalinizi oldukça düşürmektedir.

Gelir ve giderin önemsenmemesi de para biriktirememe nedenleri arasında başı çekmektedir. Geliriniz doğrultusunda harcama yapmazsanız kendinizi finansal açıdan zor duruma sokabilirsiniz. Kredi ve kredi kartı gibi ürünler kullanmanız sizi geçici olarak rahatlatsa da faiz ödemenize ve uzun vadede zarara girmenize neden olur. Bu nedenle lüks tüketimden ve gereksiz harcamalardan uzak durmalısınız. Geliriniz doğrultusunda para harcamalısınız. Böylece ekstra kaynak (kredi, kredi kartı, borç vs) bulmak zorunda da kalmazsınız.

Neden para biriktiremiyoruz sorusunun cevapları arasında gelir üzerinden birikim yapamama en üst sıralarda yer almaktadır. Herkes maaş aldığında ilk etapta harcamalarını gerçekleştirmekte, daha sonra ise ay sonunda kalan para olursa bu parayla birikim yapmayı düşünmektedir. Hâlbuki en etkili para biriktirme tekniklerinden birisi maaş alındığında belli bir miktarının birikim için ayrılmasıdır. Birikim için ayrılan miktardan sonra geriye kalan para ile harcamaların gerçekleştirilmesi ve ihtiyaçların karşılanması, para biriktirme adına daha etkili bir yoldur.

Gereksiz harcamalar neden para biriktiremiyoruz şeklinde sorulan sorulara zemin hazırlamaktadır. Telefon faturanız, taksi, kıyafet harcamaları ve yemek gibi birçok şey gereksiz ekstra harcama yapmanıza neden olabilir. Gereksiz harcamaları listeleyip bunlardan tamamen vazgeçmeniz veya minimum seviyeye indirmeniz size birikim yapma yolunda katkı sağlayacaktır.

 

Para Biriktirmenize Yardımcı Olacak Araçlar

Tasarruf etmeye çalışmamak da bir nevi gereksiz harcama yapmak gibidir. Bu nedenle sürekli nasıl tasarruf edebileceğinizi düşünmeniz para biriktirme yolunda etkili bir adım atmanız demektir.

Altın, döviz, yatırım fonu, hisse senedi, kumbara ve daha birçok yatırım aracıyla para biriktirebilmeniz mümkündür. Kendinize uygun bir yatırım aracı belirleyerek her ay net gelirinizden para ayırabilirsiniz. Ay sonunda harcamalarınızdan kalan parayı yatırmak yerine maaşınız yatar yatmaz birikim yapacağınız tutarı ayırmalısınız.

Para biriktirememe nedenleri arasında sürekli birilerine borç vermek ve borç almak da yer almaktadır. Sürekli birilerine borç verdiğinizde vermiş olduğunuz parayı geri almanız uzun sürebilir. Ayrıca gelir – gider düzeni de bozulmuş olur. Borç almanız (banka) geri ödeme yaparken faiz ödemenize neden olur. Almış olduğunuz borçtan daha fazla para ödemeniz para biriktirmenizin önünde engel olacaktır. Bu nedenle mümkün olduğunca birikim yapmak adına borç verme ve borç alma eylemlerinden kaçınmalısınız.

Maaşınız dışında ek gelir elde ederek direkt olarak bu parayı biriktirmeniz de size katkı sağlayacaktır. Giderlerinizi azalttığınızda yapacağınız birikim size yeterli gelmiyorsa gelirinizi arttırma yollarını denemelisiniz.

Yetenekleriniz doğrultusunda ek işler yapmanız maaşınız dışında gelir elde etmenize neden olacaktır. Ek işlerden kazandığınız parayı direkt olarak yatırım yapmak ve biriktirmek için ayırabilirsiniz. Bu daha hızlı bir şekilde para biriktirmenize zemin hazırlayacaktır.

Veri Kurtarma Programı

M.Ö. 1300 lü yıllara uzanan hiyerogliften günümüze evrimleşerek ulaşan yazının bugün dijital çağın en önde giden iletişim aracı olduğunu görselerdi Mısırlılar eminiz ki kendileri ile gurur duyarlardı. Ancak şimdilerde sadece  okunaksız ve düzensiz yazıların benzetildiği çivi yazısı,  papirüsün icadıyla tarihe gömülmüş olsa da, kendinden sonra gelen icatlarla gelişen ve değişen kültürler, hep bilgi ve haberleşme üzerine epeyce kafa yormuş insan temeline dayandı. Ses ve görüntü de işin içine girince insanoğlunun derin yalnızlığı 21.yüzyılın muhteşem icadı internet  ile  kitleler arası belki de kıtalar arası sonsuzlukta yitip gitti.

 

Eskiçağın haberci kuşları, artık bir yerden bir yere uçmak yerine sadece gökyüzünde süzülür oldu. Postacılar kapımızı  daha az çalarken,  koskoca bir dünyayı küçültüp evimizin içine sokan bilgisayarlarda  elektronik postalar yazdık. Anları unutulmaz anılara dönüştürdüğümüz fotoğraflar, sanki sihirli bir değnek değmişçesine küçülüp mikro sd kartlarla cep telefonlarımıza girdi.

 

Aktarılan, paylaşılan, bu kadar çok anıyı, bilgiyi, veriyi,  hafızamız yerine depolarında dosya olarak sakladığımız son derece ileri teknolojik yazılımlarla üretilmiş bilgisayarlardaki en tehlikeli tuşun “delete” olduğunu, ne yazık ki hep bu önemli dosyaları sildikçe hatırladık. Neyse ki başımız sıkıştığında her şeyi sorabileceğimiz arama motorlarında veri kurtarma, silinen dosyaları geri getirme yazarak arattırdığımız yazılımları karşımızda görünce; oyuncağını bulan küçük çocuklar gibi sevindik. Sevindik sevinmesine de,  acaba yazılımlardan hangisi derdimize tam çare? Denemeden edemedik.

 

“Format attığım bilgisayarımdaki dosyalarımı nasıl kurtarırım?”

Arşivlediğimiz ya da üzerinde halen çalıştığımız ve yanlışlıkla sildiğimiz ya da bilgisayara format atarken dde yedekleme yapmadığımız  dosya klasörleri, resimler,bilgisayar programları, oyunları bile saklandıkları yerden bulup çıkaracak  …….. Data Recovery Wizard ile tanışmanızı istiyoruz. ……..Data Recovery Wizard  deneme sürümü,kolay kurulumu, kullanıcı dostu arayüzü ile benzer veri kurtarma araçları arasında en çok tercih edilen bir yazılım. Sadece bilgisayarınızdaki sürücülerde değil, usb gibi harici depolama araçlarındaki kaybedilen verileri de geri getirebiliyor. Format atmış bile olsanız kabusunuz ….Data Recovery Wizard’ la son buluyor.  Bu programı ister cep telefonunuza, isterseniz Windows ya da Mac tabanlı bilgisayarınıza kurabilirsiniz.

 

“Data Recovery Wizard’ı nasıl kuracağım?”

Öncelikle …… Data Recovery programını https://www. data-recovery-software.htm adresine tıklayarak Free download kısmına tıklayarak bilgisayarınıza indirin.

Karşınıza çıkan kurulum sihirbazına tıklayın. Yönergeleri takip edin. Kurulum sonrası masaüstüne otomatik oluşturulan kısayola  tıklayarak artık programı kullanabilirsiniz.

 

Data Recovery Wizard’ı  nasıl Kullanacağım? “

Çok basit. … Data Recovery,  uzantısı ne olursa olsun bilgisayarınızda ya da harici depolama aygıtlarınızdaki bütün dosyaları derinlemesine tarar. Bu işlem için  kullanıcı ara yüzünde uzantısını bilmeseniz bile kategorilere ayrılmış resim, video, text dosyalarını ya da program dosyalarını arattırabilirsiniz. Hangi sürücüde arayacağınız da işaretlerseniz zamandan da tasarruf sağlamış olursunuz. Bu işlemlerden sonra kaybettiğinizi sandığınız dosyalar listelenir ve siz istediğiniz dosyaları seçerek recovery işlemini başlatmış olursunuz. İşte bu kadar.

Japonca Öğrenmek Zor Mu Kolay Mı?

Bir Türk için öğrenmesi en kolay dillerden biri Japonca’dır. Çünkü aynı dil ailesini aitiz, kurallar yönüyle pek çok ortak özellik bulunmaktadır.

 

Japonca Alfabesi

Aslında Japonca’yı öğrenmeyi zorlaştıran tek unsur budur. Japonca 4 çeşit alfabe bulunmaktadır. Birincisi Hiragana’dır. Bu alfabe Japonların kendi dilindeki kelimeleri yazmaya yaramaktadır. Diğer alfabe ise katakanadır. Bu alfabe Hiragana ile aynı anlama gelip farklı simgelerle yazılmış halidir. Katakana ile ise Japoncaya dışarıdan girmiş kelimeler yazılmaktadır. Bu iki alfabeyi öğrenmek oldukça kolaydır. Bir de bu iki alfabenin latinize edilme yöntemi bulunmaktadır. Buna isa Romanji denmektedir. Bu alfabe biraz işin kolayına kaçmak anlamına gelir. Japoncayı zor kılan ise Kanji denen alfabedir. Günlük kullanımda 2000 adet kanji vardır. Kanjiler aslında bir simge niteliği taşır ve her simge bir anlama gelir. Mesela gaksei çocuk demektir. Ancak gaksei hem hiragana ile yazılabilmektedir hem de çocuk anlamına gelen bir kanji bulunmaktadır. Japonca öğrenmek isteyenlerin ikisini de bilmesi gerekir. Ayrıca Japoncada toplam kanji sayısının 20.000 civarında olduğu fakat günlük kullanımda pek rastlanmadığı da bilinmektedir.

 

Japonca Kuralları

Japonca tıpkı Türkçe gibi soldan sağa yazıldığı gibi okunan bir dildir. Örneğin ko-hi kahve demektir ve japonca ko ve hi heceleri ile yazılarak okunur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta bunların bir harf değil hece olmasıdır. Japonca da harf değil hece vardır ve heceler yan yana gelerek kelime oluşturur. Diğer yandan kelimeler tıpkı Türkçe’deki gibi ek alarak ilerler. Bu ekler kelimenin sonuna eklenir. Örneğin iyelik eki olarak no hecesi kullanılır. Kahvenin demek isteyen birisi ko-hino demelidir. Bu şekilde ilerleyen dil, cümle yapısı bakımından Türkçe’ye oldukça benzemektedir. Bir yönüyle yüklemin sonda olması öznenin başta olması bir avantaj olarak görülebilir. Diğer yandan cümlenin öğeleri arasında oynama yapılabilir. Örneğin Türkçe’de nasıl ben geldim demek, yerine geldim ben de denilebiliyorsa Japoncada da durum aynıdır. Bu bakımdan neredeyse Türkçe’nin yalnızca kelimelerini değiştirerek yeni bir dil üretilmiş gibi düşünülebilir. Bu yönüyle bir Türk için Japonca öğrenmek diğer dillere nazaran oldukça kolay olacaktır.

Dolar Düşer Mi?

Geçen yıla göre neredeyse %60 değer kazanarak 7.25 leri gören dolar düşecek mi? Herkesin ağzında bu soru var. Kimse de kesin bir cevap yok maalesef… Gelin öncelikle dolar neden yükseliyor sorusunun cevabına bakalım, sonunda düşer mi çıkar mı siz karar verin …

 

Piyasada genel bir kural vardır. Bir mala çok talep varsa değeri yükselir. Az talep varsa değeri düşer… Bu kuraldan yola çıkarak sebepleri yazalım.

 

1- Ülkemizin kısa vade borcu yani önümüzdeki 1 yıl içinde ödemesi gerek ortalama 150 milyar dolar borç var. Yani demek oluyor ki şirketler 1 yıl içinde yurt içinden yada yurt dışından 150 milyar dolar bulmak zorunda. Yani mala talep fazla olacak…

 

2- FED yani Amerikan Merkez Bankası faiz artırıyor. Bu ne demek? Amerika, dolarını ülkesine çağırıyor. Yani piyasadan yine dolar çıkıyor. Yani mala olan talep fazla..

 

3- Son yıllarda ülkemizdeki bir çok kamu – özel şirketler yabancılara satıldı. Yani ülkemize dolar girdi. Bu yükselmeme sebebiydi çünkü sürekli dolar geliyordu. Peki şimdi? Satılacak şirket yok. Ama satılan şirketler sürekli kar ediyor ve ettikleri TL karları dolar olarak kendi ülkelerine gönderiyor. En basitinden bankaları düşünelim. Bir çok büyük banka yabancıların elinde ve her yıl öküz gibi kar ediyorlar. Her yıl kar rekorları kırıyorlar. Kırdıkları bu rekorları dolar alarak kendi ülkelerine götürüyorlar…  Yani dolara talep yine artıyor.

 

4- İthalat sürekli artıyor. Tabi ürünleri alırken yine “dolar” ödüyoruz. Bazı ürünleri üretmek, dışarıdan ithal etmeye göre çok daha maliyetli. O yüzden dışardan satın al, gel burda sat daha karlı. Misal, BİM’de satılan ceviz, badem gibi ürünler ABD den ithal. Fıstıklar Arjantinden.. Etler Brezilya, Sırbistan gibi ülkelerden.. Hal böyle olunca bunlara da dolar ödüyoruz. Yani dolara talep yine artıyor….

 

Şimdi en başa dönüp kendimize şu soruyu soralım.. Bu yukarıdaki 4 maddede herhangi bir iyileşme olmazsa dolar düşer mi? Bu yazdıklarımız asla yatırım tavsiyesi değildir !!!

Pankek mi? Waffle mı?

Yarına misafirim gelecek. Waffle mi daha güzel Pankek mi? Misafirim için hazırlamayı düşünüyordum evde ve sonunda waffle ye karar verdim. Neden karar verdiğime gelirsek;

 

  • Daha çok çeşit meyve koyabiliyoruz.
  • Daha çekici duruyor
  • Yapımı daha zor. Pankek yapmak kolay misafir için daha zor şeyler yapmak lazım bence
  • Üzerine bol çikolata 🙂

TYT AYT Ne Demek?

Üniversite okumak isteyenlerin girmesi gereken sınavlar var. Bunlar genel olarak Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) adı altında TYT (Temel Yeterlilik Sınavı)  ve AYT (Alan Yeterlilik Sınavı)  isimleri ile adlandırılıyor. Şimdi bunları biraz daha açalım;

 

TYT (Temel Yeterlilik Sınavı) 

Eski sistemde YGS ye denk gelen kısım diyebiliriz. TYT herkesin girmesi zorunlu alan 4 farklı dersten temel bilgiler sorularının olduğu bir sınav. 4 temel ders ise şu şekilde: Matematik, Türkçe, Fen bilimleri, Sosyal bilimler. Bu derslerin ağırlıkları ise Türkçe testinin ağırlığı yüzde 33, Sosyal Bilimler testinin ağırlığı yüzde 17, Temel Matematik testinin ağırlığı yüzde 33, Fen Bilimleri testinin ağırlığı ise yüzde 17 oldu. TYT puanı 2 yıl geçerli. 2 kez giren bir aday için hangisi yüksek ise onu kullanabilir.

 

AYT (Alan Yeterlilik Sınavı) 

Eski sistemde LYS ye denk gelen sınav diyebiliriz. Her adayın girmesi zorunlu olmayan, okumak istedikleri bölüm için hangi alanlar gerekli ise o derslerden sorulara cevap verdikleri YKS’nin ikinci ayağı diyebiliriz. Tüm alanlardan sorulara cevap vermek isteyen bir aday 160 soru cevaplar. Soru sayısı girmiş olduğunuz alan ile doğru orantılı olarak değişir. Hangi alanı okumak istiyorsanız o alana göre sınava hazırlanmalısınız.