Yaşadığınız Yerde Görülen Çevre Sorunları Nelerdir?

Toplu yaşam alanlarında çevre problemlerinin ortaya çıkması durumu alışılagelmiş bir gelişme olarak ifade edilmektedir. İnsanların şehirleşmesinden bu yana ortaya çıkan betonlaşmaya bağlı sorunlar tamamen doğal dengenin değişmesini ve çevre sorunlarının meydana gelmesini sağlamak için bile yeterli bir durumdur. İnsanların kullandığı ürünlerin arta kalan kısımları şehirleşmenin en büyük sorunları olarak görülmektedir. Bu ambalajlar genelde plastik kaynaklı imal edildiğinden dolayı da doğada uzun süreli kaldığı söz konusu olabilmektedir. En büyük çevre sorunu olan kirlilik dışarıdan müdahale edilmediği sürece doğanın tek başına altından kalkamayacağı bir durum olarak da ifade edilmektedir.

 

Sanayileşme de en az şehirleşme kadar kirliliği ortaya çıkaran faaliyetler olarak değerlendirilmektedir. Sanayileşme sonrasında ortaya çıkan kötü hava şartları büyük oranda karbon içerdiğinden dolayı kirliliğe neden olmaktadır. Bu kirlilik o bölgede yaşayan tüm canlıları da olumsuz etkileyerek ekolojik dengeyi oldukça fazla bozmasıyla da bilinmektedir.

 

Sanayileşmenin çevreye olan etkileri sadece havayla sınırlı kalmayarak aynı zamanda da suları da büyük çapta olumsuz etkilemektedir. Sanayi tesislerinde meydana gelen üretin koşulları sonrasında atıklar su kanalları ile dışarı atılabilmektedir. Atık dolu bu su kanalları nehirlere oradan da denizlere ulaşarak canlı hayatını büyük ölçüde tehdit eden hususlar olarak bilinmektedir. Bu da gerek kara gerek su biyomunu olumsuz bir biçimde etkileyen olgular olarak da öne çıkmaktadır.

Yakın Çevrenizde Hangi Sanayi Faaliyetine Ait Bir Tesis Kurulmasını İsterdiniz?

Sanayi bölgeleri coğrafi konumlara göre şekillenmektedir. Bu yüzden şekillenen sanayi faaliyetleri farklı farklı koşullardan kaynaklı olarak bulundukları konumlarda üretime başlamışlardır. Bu koşullar gerek demografik gerek hammadde kaynaklı gerekse de ulaşım sebeplerinden dolayı da tercih edilmektedir. Konumundan dolayı Marmara Bölgesi içerisinde yoğunluk olan sanayi bölgeleri genelde Çatalca-Kocaeli alanında yoğun olarak görülebilmektedir. Bu bölge içerisinde var olan sanayi girişimleri de nüfus ve ulaşım kolaylığından dolayı da hayata geçirilmektedir. Zonguldak bölgesinde ise var olan taş kömürü yataklarından kaynaklı olarak demir çelik fabrikası bu bölge dahilinde kurulumunu gerçekleştirmiş ve uzun yıllardır hizmetlerini de devam ettirmiştir.

 

Türkiye’nin her alanında var olan sanayi bölgeleri ülkenin üretim halinde olarak ekonomik konuda yükselmesi konusunda da ideal olarak değerlendirilmektedir. Aynı zamanda da var olan sanayi bölgeleri bu konumda yaşayan insanların da ekonomik refah düzeylerini de arttıran etkenler olarak görülebilecektir. Bölgenin insanlarının işsizlik oranlarını da azaltacak türde de faaliyetlerini gösterecektir.

 

Sanayi bölgeleri ulaşım konusunda da gerek deniz gerekse de karayolu konusunda kusursuz konumda yer alan bölgeler içerisinde de kurulumunu tamamlamaktadır. Böylelikle üretilmiş olan unsurların kolay bir biçimde satın alınan bölgeye aktarılması durumu da söz konusu olmaktadır. Aynı zamanda da işçilerin de her bölgeden gelebilmeleri adına da yeterli bir evreye ulaşmış olacaktır.

Türkiye, elektrik enerjisi üretiminde dışa bağımlılığını azaltmak için hangi kaynaklara yönelmelidir?

Türkiye’de her yıl enerji tüketimi yaklaşık %5 artmaktadır. Türkiye, elektrik enerjisi üretiminde dışa bağımlılığını azaltmak için hangi kaynaklara yönelmelidir?

 

Ülkemizde elektrik enerjisi için kullanılmakta olan kaynaklar %31’lik kısmı kömür kaynaklarından %34’lük kısmı ise doğalgaz kaynaklarından elde edilmektedir. Bahsi geçen doğal kaynaklar fosil yakıtlar olup Türkiye bu fosil yakıtlar bakımından düşük rezervlere sahip bir ülkedir. Bu sebeple doğalgaz ve kömür gibi doğal kaynakları, bu kaynaklar bakımından zengin ülkelerden ithal etmektedirler. Bunun yanı sıra Türkiye’nin yıllık enerji tüketimi her sene %5 oranında artış göstermekte olup her sene elektrik enerjisi için gerekli olan fosil yakıt miktarı artış göstermektedir.

 

Türkiye’nin gelişimi ve ilerlemesi bakımından elektrik enerjisi üretiminde dışa bağımlılığı azaltma yoluna gidilmesi ülke açısından oldukça önemlidir. Bu sebeple enerji üretiminde dışa bağımlılığı azalmak için gerekli olan bazı durumlar mevcuttur. Bunlardan ilki elektrik üretimi bakımından yetişmiş iş gücüne sahip olmaları gerekmektedir. Öte yandan yeni teknolojiler üretilerek topraklarımızda yer alan doğal kaynaklardan yeni bir enerji akımı üretimi sağlanması gerekmektedir. bu sebeple dışa bağımlılığı engellemek açısından ülkemizin zengin olduğu güneş, rüzgar ve deniz gibi doğal kaynaklardan elektrik enerjisi üretecek sistemler oluşturulmasını sağlayarak doğalgaz ve kömür gibi fosil yakıtlar ile üretilen elektrik enerjisi ihtiyacını azaltabilir ya da yok edebilirler. Öte yandan ülke içerisinde kişilerin de bilinçli hareket ederek elektrik tasarrufu sağlamaları da oldukça önemlidir.

Tarım alanlarından daha fazla verim alabilmek için neler yapılabilir?

Tarım alanlarında verimliliğin arttırılabilmesi adına pek çok yol bulunmaktadır. Tarım alanlarında verim alabilmenin en önemli etmenlerinden bir tanesi toprak şartları ve toprak hazırlığıdır. Toprak şartları tarım ürünlerine uygun olduğu takdirde verimde bir artış olacağı gibi toprağın tarım ürünü için gerekli olan hazırlığın ( toprağın havalandırılması, önceki ekim zamanından kalıntıların toplanası, gereksiz otların alınması, toprağın dinlendirilmesi gibi) yapılmış olması oldukça önemlidir. Bununla birlikte ekilecek olan tarım ürünleri için tarım bölgesinin iklim koşulları ile tarım ürünlerinin birbirlerine uygun olmaları da oldukça önemlidir. Kimi tarım ürünü sıcak ve nemli bir iklim koşulu ararken kimi kuru bir hava koşulu arayabilmektedir.

 

Tarım ürünleri için ana önem maddeleri olan toprak şartları, toprak hazırlıkları ve iklim koşulları dışında tarım ürünlerinden istenilen verimin alınması ve tarım alanlarında verimin arttırılabilmesi adına ekim, dikim işlemleri yapılmadan önce mutlaka toprak analizleri yapılarak toprakta eksik olan mineral ve vitaminler gübreler ile giderilerek tarım alanlarının verimi arttırılmalıdır. Tohum kullanırken mutlaka sertifikalı tohumlar tercih edilerek eğer fide ya da fidan dikimi yapılacak ise mutlaka kaynağı bilinen yerlerden alınıp dikimi yapılmalıdır. Bununla birlikte ekimi veya dikimi yapılmış tarım ürünlerinin sulanma süreleri bilinerek bilinçli olarak sağlanmalıdır. Gerekli zamanlar gözetilerek bakımlarının yapılarak uygun koşullar ve zamanda hasat yapılması da oldukça önemlidir.

Mesken yapımı ile mesken tiplerini etkileyen faktörler hakkında bilgi toplayınız.

Mesken yapımı, insanların barınma arzusu için var olan yerlerdir. Mesken yapımı için kullanılan malzemeler bölgeden bölgeye göre değişiklik göstermek ile birlikte mesken yapımını etkileyen pek çok farklı etken bulunmaktadır. Mesken yapımında kullanılacak malzemeler ve mesken tiplerinin tercihi için gerekli olan en önemli etkenler yer şekilleri, bitki örtüsü ve iklim elemanlarıdır. Bir yerde mesken yapılmak istendiği takdirde öncelikli olarak mesken yapılacak yerin toprak yapısı, meskenin yapılacağı alanın yer şekilleri, yükseltisi, jeolojik yapısı, iklimi belirlenerek buna uygun bir yapım aşaması sağlanmaktadır. Daha sonrasında ise bölgenin ekonomik faaliyet türü ve meskeni inşa edecek kişilerin gelenek ve görenekleri mesken yapımını ve mesken tiplerini etkileyen faktörler arasında yer almaktadır.

 

Türkiye de mesken yapımı bölgeden bölgeye göre değişiklik göstermektedir.  Fazla yağış alması, bitki örtüsünün orman olması ve kerpiç, tuğla ve taşın az bulunması sebebi ile meskenlerin çoğu ahşaptan yapılmakta olup yapımında çivi kullanılmamaktadır. Marmara bölgesinde ise ahşap, kiremit çatıları olan taştan ve tuğladan yapılan meskenler yaygındır.  Ege bölgesinde çoğunluklu olarak taş ve tuğla karışımından yapılan meskenler gözlenmektedir. Akdeniz bölgesinde ise en bilinen yapı malzemesi taş olup iklimi sebebi ise meskenlerin çoğunlukla üstleri dam şeklinde bulunmaktadır. İç Anadolu bölgesi ise kerpiçten yapılan evlerden oluşmaktadır. Doğu Anadolu ve Güneydoğu bölgelerinde ise taş ve kerpiçten oluşan toprak damlı evler bulunmaktadır.

Madenlerin Günlük Hayattaki Kullanımını Örnekler Vererek Açıklayın

Madenler insanların hayatlarını şekillendiren aletlerin ortaya çıkmasında etkin bir rol oynamaktadır. İlk çağlardan bu yana maden kullanımı ile beraber insanlar günümüzdeki uygarlığı yaratmışlardır. Demir ve gibi madenler en eski kullanıma sahip olan materyaller olarak dikkat çekmiştir. Hemen hemen her alet içerisinde bulunan bu 2 madde; işlendikten sonra işlevine göre kimliğe bürünebilecek bir yapıdadır. O zamanlarda sadece avlanmak ve toplamak amacıyla kullanılan bu tip materyaller; artık her cihazın içerisinde de var olması ile bilinmektedir. Gündelik hayatımızın önemli bir kısmında da yer sahibi olması ile de adından söz ettiren materyallerdir.

 

Demir ya da bakır gibi metallerin aksine altın ve gümüş madenleri de insanların hayatlarında önemli bir ölçüde yer almaktadır. Bu metaller işlevlerinin yanı sıra aynı zamanda da insanların mali girişimlerine de yer verecek düzeyde etkin kalan seçenekleri ile son derecede uygun şartları sağlaması bakımından ideal olarak değerlendirilmektedir. Bu sayede de genel olarak rağbet çekecek pozisyonda var olan söz konusu metal seçenekleri insanların alım gücü için kullanılmaktadır. Aynı zamanda da değerleri sürekli olarak artıp azalan kurlara da sahip oldukları için bir borsada da şekillenmektedirler. Buna bağlı olarak insanların alım gücünü belirleyen madenler olmasından ötürü de genel olarak talep edilen elementler olarak da tanımlanmayı sürdürmeleri ile bilinmektedirler.

Günlük Hayatta İhtiyaç Duyulan Elektrik Enerjisi Nasıl Üretilmektedir?

Günlük hayatta elektrik enerjisi gerek evlerde gerekse de sanayi bölgelerinde kullanılan temel unsurlar arasında yer almaktadır. Elektrik enerjisini üretmenin birçok yolu mevcut olarak öne çıkan bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Termik santrallerde kömürlerin yakılarak değerlendirilmesi sonrasında elektrik enerjisini üretmek mümkündür. Ancak fazlasıyla kirlilik meydana geldiğinden dolayı pek fazla tercih edilmeyen uygulamalardır.

 

Hidroelektrik santrallerde debisi yüksek olan nehirlere kurulan dinamoların aktif olmasından dolayı elektrik üretilmektedir. Genelde barajlarda gerçekleştirilen bu tip enerji üretiminin doğaya herhangi bir zararı da bulunmamaktadır.

Rüzgar enerjisi ile kurulan devasa mekanizmalar aracılığı ile de elektrik üretmek son derecede kolay bir eylemdir. Dönüş sağlayan çarklar ile elektriği depolayarak rüzgarın bol olduğu noktalardan elektrik akımını elde etmek mümkün olmaktadır.

 

Güneş de elektrik üretmek için kullanılan doğal kaynaklar arasında yer almaktadır. Güneş panelleri ile gelen ışınlardan yararlanmak ve bu ışınlardan enerji elde etmek mümkündür. Herhangi bir doğal soruna da yer vermeyecek olan söz konusu üretim projesi her ülkenin son zamanlarda yöneldiği olgular olarak görülmektedir.

Elektrik üretmenin birçok sayıda alternatifi bulunmakta ve bu alternatiflere de her geçen gün yenileri eklenmeye devam etmektedir. İnsanlığın enerji ihtiyacını karşılamak adına ortaya çıkan söz konusu işlemler de ekonomik katkı sağlayacak kadar ucuz bir biçimde gerçekleşmesi ile de ön planda yer almaya devam edecektir.

Güneş, hidroelektrik, rüzgar ve jeotermal kaynakların elektrik üretimine yönelik oransal artışı ülke ekonomisini nasıl etkiler?

Ülkelerin doğal kaynak bakımından zengin olmaları onlara pek çok yönden olumlu sonuçlar doğurmasının yanı sıra doğal kaynak bakımından zengin olup aynı zamanda sermayesi bulunan ülkeler bu doğal kaynakları etkin bir şekilde çıkararak gerek kendi ülkelerinde kullanmakta olup gerek ise başka ülkelere satarak kendilerine bir gelir kaynağı oluşturmaktadırlar. Günümüzde pek çok ülke doğal kaynak bakımından zengin olan ve bu doğal kaynakları çıkarabilecek sermayeye sahip olmayan ülkelere hizmet götürerek hem bu doğal kaynakları kullanmakta olup hem de teknolojileri ile başka ülkelerin de bu kaynaklardan yararlanmalarını sağlamaktır.

 

Elektrik tüketimi günümüzde oldukça fazla olup hemen her ülkenin ihtiyaçları arasında yerini almaktadır. Dünya üzerinde bulunan pek çok ülke elektrik üretimlerini doğalgaz, kömür gibi fosil yakıtlar ile karşılamakta olup hem olumsuz gaz salınımları hem de fosil yakıtların doğada kendiliğinden yenilenemeyen doğal kaynaklar olmaları sebebi ile kıt kaynaklar olarak bilinmektedir. Bu sebeple doğal kaynak kullanarak elektrik üretimi yapılmak istendiğinde pozitif akımlar kullanılması ve güneş, hidroelektrik, rüzgar ve jeotermal kaynaklar vasıtası ile elektrik üretimi yapılması için belirli projeler düzenlenmektedir. Bu gibi kendi kendiliğinden doğada bulunan doğal kaynaklar sayesinde elde edilen elektrik ekonomi anlamında hem tasarruf sağlamış olacak hem de ülkenin kalkınmasına yardımcı olacaktır.

Fındık, Antep Fıstığı ve İnciri Yetişme Koşulları Bakımından Karşılaştırınız

Fındık üreticiliğine girişmek isteyen kişilerin toprak yapısı ve iklime dayalı bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. İklim açısından genelde nemli ve yağışlı bir bölge içerisinde yetiştirildiği andan itibaren de maksimum verimliliği ortaya koyabilmektedir. Fındık yetiştirmek adına girişimde bulunacak olan kişilerin bunun için Doğu Karadeniz Bölgesi’ne yönelmeleri de gereken bir hareket olarak görülmek zorundadır. Rize ve Giresun illeri en kaliteli fındıkların yetiştiği alanlar olarak da bilinmektedir.

 

Antep Fıstığı ise Güneydoğu Bölgesi içerisinde üretiminin gerçekleştirildiği mahsuller olarak bilinmektedir. Güneydoğu Bölgesi içerisinde görülen karasal iklim içerisinde yetişen Antep fıstığı; daha çok kurak ve verimli olmayan topraklarda da üretilebilecek bir bitki ürünü olarak görülebilmektedir. Antep fıstığı yaz aylarında hasat edilen bir ürün olduğundan dolayı fazla suya gereksinim duymamaktadır. Bu sebepten dolayı da kurak araziler içerisinde de üretiminin sağlanabileceği türde olan unsurlar olarak görülmektedir.

 

İncir ise daha çok sulak bölgelerde yetişen ve bakımının oldukça zor olduğu bir bitki olarak bilinmektedir. Ege Bölgesi’nde yer alan Aydın ve Muğla illeri içerisinde yetiştirilen incir; hem sıcağı hem de suyu seven bölgeler içerisinde yetiştirilmek durumundadır. Buna bağlı olarak da bu tip şartların sağlandığı her bölgede yetiştirilmektedir. Ancak incir sürekli olarak bakım gereken ağaç biçimlerinden olduğundan dolayı da son derecede zahmetli olduğu da bilinmektedir.

Doğal kaynakların Türkiye’de rezervlerinin az olması ekonomiyi nasıl etkilemektedir?

Elektrik üretimimizin önemli bir kısmı fosil kaynaklardan (%34’ü doğal gaz ve %31’i kömür) elde edilmektedir. Bu doğal kaynakların Türkiye’de rezervlerinin az olması ekonomiyi nasıl etkilemektedir?

 

Fosil yakıtlar, tükenebilen doğal kaynaklar sınıfında yer alıp üretiminde insanın yer almadığı ancak varlıkları bakımından insanların oldukça fazla ihtiyaç duydukları kaynaklardan bir tanesidir. Özellikle sanayi devrimi sonrasında insanların fabrikalardaki makinelerin çalışması, ısınma ve daha pek çok alanda kullandıkları fosil yakıtlar elektrik üretimi ve aydınlanma açısından da oldukça büyük bir önem arz etmektedir. Ülkemizde de gerek ısınma gerek ise üretim açısından oldukça fazla kullanılmakta olan fosil yakıtlar kendi topraklarımızda maalesef az rezerve sahip olan kaynaklardır.

 

Ülkemizde doğalgaz ve kömür gibi doğal kaynakların az bulunmasından kaynaklı olarak bu gibi doğal kaynaklar rezerv bakımından zengin olan ülkelerden satın alınarak kullanılmaktadır. Bu sebeple ekonomik anlamda ülke üzerinde bir külfet oluşturmak ile birlikte ülkemizin belirli anlaşmalar ile başka ülkelerden almış olduğu bu doğal kaynakları kullanırken sermaye bakımından büyük bir kısmını bu alanda kullanmakta olup bazı durumlarda ülkenin gelişmişlik seviyesini ilerletme bakımından yavaşlama sağlamaktadır. Öte yandan doğal kaynak bakımından fakir olup sermaye bakımından zengin olan ülkelerde ise sanayi kolları gelişmiş olup sermaye bakımından zengin olmaları ihtiyaç duydukları doğal kaynakları başka ülkelerden temin etmelerine olanak tanımaktadır.  Ülkemiz ise bu doğal kaynakları belirli anlaşmalar sağlayarak elde etmektedir.