Doğal kaynakların ekonomiye olan etkilerine dair çevrenizden örnekler veriniz.

Doğal kaynaklar tükenmeyen ve tükenen doğal kaynaklar olmak üzere 2 gruba ayrılmaktadır. Tükenmeyen doğal kaynaklar ise kendi içinde yine iki gruba ayrılarak sürekli tükenmeyen ve belirli koşullarda kendini yenileyen doğal kaynaklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğal kaynakların kullanım alanları oldukça farklı olması sebebi ile geniş bir yelpazeye sahip olup ekonominin gelişmesi ve güçlenmesinde de büyük bir yere sahiptir. Yaşamın sürdürülebilir bir hal alması açısından kullanılacak araç ve gereçlerin hemen hepsi için doğal kaynak kullanımı gerçekleştirilmektedir. Bununla birlikte doğal kaynaklardan yararlanmak ülkeler anlamında da ekonomilere yardımcı kaynaklara arasında yer almaktadır.

 

Doğal kaynaklar kullanım alanlarının yaygınlığı sebebi ile doğal kaynak bakımından zengin olan ülkelerce doğal kaynaklarını kullanmak açısından sermayelerinden de yararlanarak doğal kaynaklarını değerlenmektedirler. Örneğin güneş panelleri ile güneş enerjisinden ve tarımdan yararlanmak ile birlikte seraların kurulumu için de yararlanılmakta olup, rüzgâr enerjisinin kullanılması için geliştirilen rüzgar tribünleri de elektrik enerjisi üretimi için kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra yer altı kaynakları ve madenleri açısından zengin olan ülkelerde çıkarılmakta olan doğalgaz, kömür ve değerli madenler işlenerek ısınma ve daha pek çok amaçla kullanılmakta olup bu madenlerin bulunmadığı ülkelere de ticareti yapılarak para kazanma açısından ekonomiye katkı sağlamaktadır. Ancak sermaye bakımından zayıf ülkelerde bulunan doğal kaynaklar çıkarılamadığı için bu ülkelere zenginlik sağlayamamaktadır.

Atıkların Geri Dönüşümü Çevre Sorunlarının Azalmasında Nasıl Bir Etkiye Sahiptir?

Çevre kirliliği günümüzün en büyük sorunları arasında yer almaktadır. Şehirleşmeye ve sanayileşmeye bağlı olarak ortaya çıkan bu tip sorunlara tek çare olarak geri dönüşüm çalışmaları etkili olmaktadır. Tüketilen ya da kullanılan malzemelerin işlevlerini tamamlamaları üzerine doğaya bırakılması işlemi doğanın kirlenmesine neden olan temel faktörler arasında yer almaktadır. Bu sorunu gündemden kaldırmak adına da geri dönüşüm çalışmalarının etkili olması ve sorun yaşanan malzemelerin tekrar üretime katılmaları ile bir denge kurulması konusunda da ideal olarak görülmektedir. Buna bağlı olarak da son derecede elverişli bir çalışma olarak da sanayi işletmelerinin teşvik edilmesi durumu da ortaya çıkmaktadır.

 

Atıkların geri dönüşüme dahil edilmesi sanayi işletmelerinin mali açıdan da daha rahat bir pozisyona erişmelerini sağlamaktadır. Hem çevre kirliliğini engelleyecek hem de üretilenlerin daha düşük maliyetlerle piyasaya sürülmesi söz konusu olabilecektir. Bu sayede de son derecede önemli bir pay sahibi olan geri dönüşümün her konuda yarar sağlayabileceği de görülebilecektir. Geri dönüşüme bağlı olarak kirliliğe mahal veren ve binlerce yıldır doğada kaybolmayan materyalleri yeniden işleme imkanı ortaya çıkabilmektedir. Böylelikle doğanın eski güzelliğini koruyarak var olan ekolojikdengenin daha fazla bozulmaması adına ortaya çıkan bir girişim olduğundan dolayı herkesin teşvik edilmesi gereken bir eylem olarak da dikkatlerden an be an kaçmamaktadır.

Şehirler Veya Kırsal Alanlar Hangi İşlevsel Özellikler Bakımından Birbirinden Ayrılmaktadır?

Öncelikle ekonomik açıdan çok net işlevsel ayrım görülmektedir. Temel ekonomisinde balıkçılık, ormancılık, tarım ve hayvancılık olan yerleşmelere kırsal yerleşme denmektedir. Aynı zamanda bu bölgelerde belirdi düzeyde turizm ve madencilik faaliyetleri de sürdürülmektedir. Nüfus bakımından da farklılığı gayet açık olan her iki alanda bu ölçüt ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Şehirler veya kırsal alanlar arasındaki farklılıklar bu yüzden karşımıza çıkmaktadır. Kırsal alanlar da kendi içinde nüfus büyüklüğü, kurulduğu yer, dokusu, yerleşme planı ve ekonomik işlevi olarak sınıflandırılır.

Nüfus Büyüklüğü Farklı Kırsal Yerleşme: Köy ile şehir arasında kalmış, geçiş özelliğine sahip yerleşim yeridir.  Nüfusu 2 bin ila 10 bin arasında olması kabul görür.

 

Şehirler veya kırsal alanlar arasındaki farklılıklar bizlere Coğrafya bilim dalında yeni bir bakış açısı ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla şehir hayatı ile kır yaşamı arasında ufak nüans farklılıkları göze çarpabilir. Bunlardan söz etmek gerekirse; genel olarak kırsal alanların hatta daha küçük yerleşim bölgelerinin sayısının çok olması bir takım problemlere sebep olabilir. Örnek vermek gerekirse ulaşım, güvenlik, sağlık ve eğitim konularında aksamalar meydana gelebilir, bu da o bölgelerde yaşayan insanların zor zamanlar geçirmesine neden olabilir.

Şehirler veya kırsal alanlar arasındaki farklılıklar her geçen gün azalsa da başka boyutları da vardır.  Kırsal yerleşimlerin sınıflandırılması ile ilgili olarak kullanılan ölçütlerden diğeri de ekonomik faaliyet türüdür. Benzer özellikleri pek görülmeyen şehir ve kırsal alanlar kendi ölçütlerinde her türlü birbirinden işlevsel, görsel, ekonomik olarak birbirinden ayrılır.

Şehir Ve Kırsal Yerleşmeleri Birbirinden Ayıran Özellikler Nelerdir?

Şehirler veya kırsal alanlar arasındaki farklılıklar şöyle sıralanabilir. Öncelikle şehirlerin nüfus oranı fazladır, yayıldığı alan son derece geniştir, geçim ve ticaretinde tarım dışı sektörler ağırlık gösterir, meskenlerin yanında sanat ve spor merkezleri, fabrika, çarşı ve Pazar yeri gibi alanları bulunur. Çevrelerindeki bölgeler sosyal, kültürel ve ekonomik yönden etkilenir. Ayrıca farklı ırk, din, dil ve soylardan da farklılık gösteren insanlar bir arada yaşarlar.

Şehirler veya kırsal alanlar arasındaki farklılıklar böyle sıralanırken, benzer özellikleri arasında da beslenme, korunma, barınma ve diğer temel ihtiyaçlar ile bir araya gelen insanların mesken oluşturarak birlikte yaşamaları, başlangıçta ufak daha sonra büyüyen merkezler haline gelmesi gösterilebilir.

 

Şehirler veya kırsal alanlar arasındaki farklılıklar aynı zamanda dokularına göre yerleşim şekli de oluştururlar. Burada temel esas toprak verimi, su kaynakları, yer şekilleri, iklim olsa da insanların ekonomik ve kültürel yapıları da etken olmaktadır. Maddeler halinde de netleştirmek gerekirse; Dağınık Yerleşme, Toplu Yerleşme, Çizgisel Yerleşme, Dairesel Yerleşme ve Kıyı Boyu Yerleşme de gereksinimleri ortaya koyan unsurlar arasındadır.

Dağınık Yerleşme: Yağışın bol olduğu yerlerde evlerin birbirinden uzak olduğu yerleşme biçimidir. Karadeniz Bölgesi yerleşimi örnek gösterilebilir.

Toplu Yerleşme: Evlerin birbirlerine yakın olduğu biçimdir. İç Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleri su kaynağı az olduğu için toplu yerleşmeye uygundur.

Çizgisel Yerleşme: Akarsu boylarında kurulan yerleşim yerleridir.

Dairesel Yerleşme: Düz arazi ya da ovada kurulan yerleşme şeklidir.

Kıyı Boyu Yerleşme: Deniz ve göl kıyılarında yapılan yerleşim yerleridir.

Sahip olduğu kaynaklarla belirli miktarda nüfusun ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir ülkede son dönemlerde ciddi oranda bir nüfus artışı gerçekleşmektedir. Böyle bir durumda alınması gereken önlemler sizce neler olabilir?

Sahip olduğu kaynaklarla belirli miktarda nüfusun ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir ülkede son dönemlerde ciddi oranda bir nüfus artışı gerçekleşmektedir. Böyle bir durumda alınması gereken önlemler sizce neler olabilir?

 

Nüfus ülkeler için çok önemli politikalar arasında yer almaktadır. Kimi ülkeler nüfusu düşürmek isterken; kimileri nüfusu arttırmak ister. Genel olarak geri kalmış ya da az gelişmiş pek çok ülkenin uyguladığı nüfus artış hızını düşürme politikası ülkelerin daha yüksek hayat standartlarına ulaşmaları için belirledikleri bir stratejidir. Elindeki sınırlı kaynakları kullanıp, belli bir takım yatırımlar gerçekleştirmek zorundadırlar. Fakat, doğurganlık oranı ya da nüfus artış hızı yüksek olan diğer bir ifade ile nüfusu hızlı şekilde artan ülkeler yatırımlarının büyükçe bir kısmını nüfuslarına yapmaktadırlar. Nüfusa dayalı şekilde yatırımları azaltarak ülke kalkınmasının artacağı da bariz bilinen politikalar dahilindedir. Nüfusa dayalı olarak yatırımları azaltmanın en önemli tek yolu da daha az insan ile olmaktadır. Ülkeler de bu durumu sağlamak için nüfus artış hızını azaltmak yönünde politikalar gerçekleştirir.

 

Nüfus artış hızını düşürme politikası uygulamasını hayata geçirmek insanların daha yüksek yaşam standardına ulaşmalarını sağlar ancak ne yazık ki insanların pek çoğu arzuladıkları bu yaşamı yakalayamaz. Dünya’da nüfus artış hızını düşürmeye çalışan ülkelerin en başında Pakistan, Çin, Hindistan, Nijerya, Bangladeş ve Endonezya gibi ülkeler gelmektedir. Bu ülkelerin nüfus artış hızını düşürme politikası içinde tek çocuk uygulaması, fazla çocuk yapmayı engelleyen bir takım yasal düzenlemeler, çocuk sayısı artışına paralel olarak vergi artışı, medya, afiş ve reklamlar ile olumsuz durumları anlatmak.

Nüfus Politikaları Bakımından Ülkeler Arasında Farklılıklar Görülmesinin Nedenleri Nelerdir?

Doğal olarak ülkeler de pek çok yönden farklılık gösterebileceği gibi nüfus politikaları açısından da farklılık gösterecektir. Çünkü ülkelerin ekonomik gelişmesi, nüfus artış hızı ve halkın kültür düzeyi net bir şekilde birbirinden farklıdır.

Nüfus politikaları ülkeler arasındaki farklılıkların nedeni birçok sebebe dayandırılabilir. Birinci gurupta ölüm ve doğum oranları son derece düşük, gelişmiş ülkeler yer alır. ABD, Kanada ve Avrupa Ülkeleri birinci gurupta yer alan ülkelerdir. Gelişmiş ülkelerde halk doğum kontrolü ile ilgili her türlü bilgiye sahiptir ve bunu uygular. Dolayısıyla doğum oranı da düşüktür. Doğum kontrol uygulamayan aileler ise ulusal ekonomiye ve genel yaşam standardına da zarar vermemektedir.

 

Nüfus politikaları bakımından ülkeler arasındaki farklılıkların nedeni sorunu çerçevesi içinde ikinci grupta da doğum oranı yüksek, ölümlerin ise düşük olduğu ülkeler yer alır. Bu ülkelere de Türkiye, Güneydoğu Asya ülkeleri, Güney ve Orta Amerika ülkeleri ile Kore dahil olmaktadır.  Üçüncü grupta da doğum ve ölüm oranları en yüksek geri kalmış ülkeler yer alır. Afrika’daki ülkeler de bu grupta yerini almaktadır. Nüfus politikaları bakımından ülkeler arasındaki farklılıkların nedeni dediğimizde aklımıza Hindistan gelmektedir. Hindistan bunu bir hükümet sorunu olarak değerlendirirken, Pakistan da ulusal bir dava olarak ele almaktadır. Çin Hükümeti pek çok yönden gelişmekte olan ülkeler ile gelişmiş ülkeler değerlendirmesi içinde yer alıyor. Nüfus politikasını pilot bölgede başlatan Çin Hükümeti uygulama başarılı olduğunda bütün ülkeyi kapsayacak şekilde projeyi genişletmiştir.

Nüfus Bir Ülke İçin Zenginlik Kaynağı Mıdır?

Nüfus Bir Ülke İçin Zenginlik Kaynağı Mıdır? Düşüncelerinizi Açıklayınız.

 

Nüfus; bir yerde, bir ülkede, bir toprakta yaşayan canlı insan sayısının toplamına verilen isimdir. Ekonomik olarak büyüme sürecinde olan bir ülkede nüfus artışı tartışılmalıdır. Büyüme ile nüfus artışı pek çok yönden araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Çalışmaların temelinde genel olarak bu iki değişken ve neden sonuç ilişkileri yer almaktadır. Nüfusun ülke ekonomisine etkisi ilişkisinde bazı araştırmacılar nüfus artışı ile ekonomik büyümeyi eşdeğer görürken, bazı araştırmacılar da büyümeyi yavaşlatan bir etken olarak görmektedir. Ekonomik büyüme ve nüfus artışı ekonomik büyüme ile doğrudan değil ancak dolaylı bir şekilde etkilidir. Buna göre de nüfus artışı piyasaların büyümesine ve ölçek ekonomisine yol açıp, ekonomik büyümeyi olumlu şekilde etkileyebileceği gibi bağımlılık oranını da arttırarak, doğal kaynakları azaltıp, ekonomik büyümeyi olumsuz olarak da etkileyebilir. Nüfusun ülke ekonomisine etkisi üzerinde yapılmakta olan pek çok çalışmada kalkınmakta olan ülkeler göz önünde bulundurulmuştur. Çünkü bahsi geçen ülkeler sanayileşme açısından henüz daha başlangıç seviyesindedir. Büyüme ile beraber bu ülkelerin doğum rakamlarında önemli değişiklikler  görüşmemiş, aksine ölüm oranlarında meydana gelen düşme ile birlikte nüfus hızı da artmıştır.

Nüfusun ülke ekonomisine etkisi çerçevesinde literatürde tam bir görüş birliği sağlanamamaktadır. Bu çalışmalardan bir kısmı nüfus artışı ile ekonomik büyüme engellenir derken, diğer kısmı da ekonomik büyümenin olumlu sonuç verdiğini belirtmektedir. Üstelik bazı çalışmalar da her iki değişkenin birbiri ile ilişkisinin olmadığını belirtmektedir.

Geçmişten Günümüze Tarihi Öneme Sahip Olan Şehirlere Örnekler Veriniz. Bu Durumun Oluşmasında Etkili Olan Faktörler Nelerdir?

Geçmişten Günümüze Tarihî Öneme Sahip Olan Şehirlere Örnekler Veriniz. Bu Durumun Oluşmasında Etkili Olan Faktörler Nelerdir?

 

Dünya’nın dört bir yanından ülkemize gelerek gezilmeye ve görülmeye değer görülen pek çok şehir, kültürel ve tarihsel olarak davetlilerini beklemekte. Ege’den Doğu Karadeniz’e kadar her bölgesinde ayrı mekan ve cennet güzellikler sunan ülkemizden Tanrıların Mekanı Nemrut, güneşin doğuşu ve batışını izlemeye gelenler için apayrı güzellikler sunuyor.  Geçmişten günümüze tarihi öneme sahip şehirler arasında Olimpos yer alıyor. Antalya Olimpos’ta hem gizemli hem de doğal olan Likya yolu Bizans ve Roma uygarlıklarından da izler taşıyor. İzmir’in Rum köyü olan Şirince de yine hem mekanları hem de doğası ile misafirlerine eşsiz bir manzara sunuyor. Geçmişten günümüze tarihi öneme sahip şehirler sayılırken Konya unutulmaması gereken şehirlerdedir. Gerek kültür mirası gerekse de tarihi ile açık hava müzesi olan, Hz. Mevlana’nın peşinden gidip, öğretilerini merak edenler de Konya’yı asla es geçmemeli. Dağların arasına gizlenen düş bahçesi Uzungöl, Karadeniz bölgesinin görülmeye değer mekanları arasında. Balon turu ile Peribacaları üzerinde muhteşem bir gezi de ancak Kapadokya’da yaşanır.

Mezopotamya ile Akdeniz’I bir araya getiren önemli bir durak şehri olan Harran, 5 bin yıllık geçmişi ile ilk çağlardan günümüze muhteşem güzellikler sunuyor. Geçmişten günümüze tarihi öneme sahip şehirler ülkemizin turistik yönden tanınmasını sağlayarak ülkeye ekonomik anlamda girdi de getirmektedir. Gerek iklimsel gerekse de tarihsel olarak yerleşim merkezleri olan bu şehirler, geçmişten günümüze korunarak, yerli ve yabancı turistlere görülmeye değer mekanlar sunuyor.

Çevrenizde Hangi Bitki Ve Hayvan Türleri Yaşamaktadır?

Çevrenizde Hangi Bitki Ve Hayvan Türleri Yaşamaktadır? Bu Canlılar, Birbirleri Ve Cansız Çevreyle Nasıl Bir Etkileşim İçindedir?

Ülkemizde çok çeşitli bitki türleri ve hayvan türleri yer almaktadır.  Örneğin; Akdeniz bölgemizde bulunan ormanlar, Dalaman çayı vadisinin doğu kesiminden başlayarak İskenderun körfezinin doğu kesimine kadar ilerleyen Toros ve Amanus dağlarının üzerinde bulunur. Burada bulunan ormanlar genel olarak 700-800 metre yükseltiye kadar çıkan maki formasyonunun üstünden başlayarak 2100 metreye kadar olan yükseltide devam etmektedir.

Alt seviyelerinde ise kızılçam ve meşe çeşitleri bulunur. Ancak üst kesimlere doğru 1200- 2100 metre arası sedir, göknar ve ardıç gibi bitki türleri bulunmaktadır. Sedirler genellikle Lübnan, göknarlar ise Toros türlerine hakimdir. Akdeniz bölgesi içinde bulunan orman kesimleri ülkemizin genel orman kesiminin yaklaşık %20’sini kapsamaktadır. Kıyı boyunca uzanan ormanların %80’i koru iken %20’si baltalık ormandır.

Akdeniz ekosistem sistemi içinde bulunan kıyılarımızda 400’e yakında balık türü yaşamaktadır. Bunlar Karadeniz’de genel olarak hamsi, mersin, zargana, kalkan ve orkinos olurken, Marmara’da bulunanlar ise çinekop, uskumru, lüfer, palamut, sarı kanat ve levrek türleridir. Akdeniz türleri içinse kılıç, karagöz, kırlangıç, çupra, barbunya, mezgit, mercan, kalyos, tekir ve istavrit bilinir.

Aynı zamanda bölge yüksek kesimlere sahip olduğundan dağ keçisi, bozayı ve kızıl geyikler bu bölgeye özgü hayvan türleri arasındadır. Bu türlerin bölgede yaygın olmasının ana nedeni iklim ve coğrafi şartlarıdır. Bölge dağlık ve kurak bir iklime sahip olduğu için hayvan türlerinin bu bölgede görülmesini sağlamıştır. Diğer bölgelerde çok az rastlanmaktadır.

Biyoçeşitliliğin Korunması Adına Bireylere Düşen Sorumluluklar Nelerdir?

Biyoçeşitliliğin Korunması Adına Bireylere Düşen Sorumluluklar Nelerdir?

 

Yaşam alanlarının kısıtlanmaması ve insan doğasına uygun yaşamın devam etmesi için biyoçeşitlilik korunmalıdır. Biyoçeşitliliği koruma yolları arasında nesli tükenmekte olan canlıların öncelikle koruma altına alınması adına tabiat parkları, doğal yaşam alanları oluşturulmalı, organik tarımın daha ön plana çıkması ve tercih edilmesi için insanların da bu konularda sık sık bilinçlendirilmesi adına seminer ve toplantılar düzenlenmelidir.

Doğal yaşam alanlarının insan eli ile tahrip edilmesi, her türlü avcılığın kontrolsüz ve aşırı şekilde yapılması engellenmelidir. Kanalizasyon atıkları da kontrol edilmeli ve yer altı sularına sızması engel olunmalıdır. Yenilebilir enerji kaynakları ön plana çıkartılarak, insanların nüfus artış hızı da bir şekilde kontrol altına alınmalıdır. Biyoçeşitliliği koruma yolları arasında çöplerin kendi içlerinde kategorilere ayrıştırılması ve geri dönüşüm şeklinde yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Tüm bunlarla beraber doğal çevrenin korunması için de yapılabilecek ve insanlara düşen görevler vardır. Biyoçeşitliliği koruma yolları arasında çevreye karşı duyarlı olmak, çevreye gelecek her türlü zarar karşısında hızlı ve seri olarak tepki vermek, kendimizi bu tür hatalardan uzak tutarken, diğer insanların da çevreyi kirletmelerine engel olacak sivil toplum örgütleri ve gruplar oluşturarak yasal baskı unsurları meydana getirmek olacaktır.

Doğal kaynakların korunması ve bilinçli şekilde tüketilmesi de alınacak önemli önlemler arasındadır. Çöplerin ayrıştırılarak çöp kutularına atılması ve geri dönüşüme olanak sağlanması önemli etkinliklerden biri olacaktır. Havayı, suyu ve toprağı iyi koruyarak geleceğimizi oluşturabiliriz.