Heyelan ve Erozyonun Tarım Üzerindeki Etkisi

Heyelan ve erozyonun tarım üzerindeki etkisi nedir?

 

Toprağın belli kriterler neticesinde yer değiştirmesi sonrasında o bölgenin tarım işlemleri esnasında daha verimsiz bir konuma ulaşmasına etki eden faktör olarak görülebilmektedir. Heyelan ve erozyon adı verilen toprağa dayalı afetlerin bölgedeki hayatı da olumsuz bir biçimde etkilediği de görülebilmektedir. Bölgede var olan yaşantının derinden etkilenmesi noktasında da önemli bir noktada kabul görmekte olan bu iki afet durumu; genel olarak yeterince ağaçlık alanın bulunmamasından dolayı ortaya çıkmaktadır.

 

Heyelan toprağın aniden yer değiştirmesi olarak bilinmektedir. Toprağın birdenbire yer değiştirmesinin temel sebebi ise artık toprağın suya doymuş olması ve kaygan bir özelliğe  erişmesi sonrasında ortaya çıkmaktadır. Var olan ağaçların suyu depolamada yetersiz kalması da nedenlerden bir tanesi olmaktadır. Genelde Karadeniz Bölgesi içerisinde görülen heyelan tarım bölgelerinin verimliliğini kaybederek toprağın aniden kıraç haline gelmesine de neden olabilmektedir.

 

Erozyon ise zaman içerisinde etkisini gösteren bir etki yaratmaktadır. Erozyon eğimli arazilerde toprakların su ya da rüzgar gibi dış kuvvetler ile yavaş yavaş aşınması olarak görülmektedir. Toprağın aşınmasını engellemek adına ağaç dikilerek bölgede bulunan toprağın kalıcı hale getirilmesi düşünülmektedir. Bunun yanı sıra da toprakların eğim derecesini rüzgar yönünde değiştirerek tıraşlama faaliyetini gerçekleştirmek de etkin kalacaktır. Topraklardan belli bir zaman sonrasında verim alamama riskiyle karşı karşıya kalacak olan kişilerin bu şekilde bir işlem yaparak önlem almaları da gerekmekte olan bir durum olarak ifade edilmektedir.

Depremin Etkisini Artıran ve İnsanlardan Kaynaklanan Sebepler

Depremin etkisini artıran ve insanlardan kaynaklanan sebepler nelerdir?

 

Deprem kesinlikle müdahale edilip önlenemeyen bir doğal afet statüsünde yer aldığından dolayı; insanların yapmaları gereken tek nokta ise depreme karşı hazırlıklı olmaktadır. İnsanların hazırlık yapmamaları halinde depremin sebep olacağı zararların daha büyük boyutta gerçekleşeceği ve etkisinin artacağı da söz konusu olmaktadır. Deprem esnasında yeryüzünde ataklar ve kırılmalar ortaya çıkabilecek olup; genel olarak insanların yaşam alanlarını tehdit edecektir. Elverişli ve en uygun biçimde yapılmayan binaların risk içerisinde olduğu da görülebilecektir. Sarsıntılardan kaynaklı olarak da bu tip binaların yıkılması tamamen insanların yanlış yollar izlemesinden dolayı da gerçekleşebilecektir.

 

İnsanların yaşam alanlarının fay hatları ya da deprem bölgeleri üzerinde olmaları durumunda sarsıntı esnasında olumsuz durumların baş göstermesine sebep olabilmektedir. Dere yataklarındaki toprağın dirençsiz olması da bu tip bir durumu destekleyen bir gelişme olarak ifade edilmektedir. Aynı zamanda da son derecede zayıf bir toprak yapısının bulunduğu herhangi bir noktaya da yerleşim alanı kurmanın etkileri önemli bir boyutta da var olabilecektir. Depremlerden kaynaklı yıkımların bu şekilde bir durumun söz konusu olması halinde had safhada olduğu gereği görülebilecek ve genel olarak da insanların hayatlarını olumsuz bir biçimde de etkileyecektir. Kişilerin can ve mal kayıplarına uğramalarını da tetikleyecek olan bu tip gelişmeler; depremin etkilerini ister istemez arttıracak ögeler olarak da ifade edilecektir.

İnsanların doğal ortamı değiştirip ondan yararlandığı durumlara çevrenizden örnekler

İnsanların doğal ortamı değiştirip ondan yararlandığı durumlara çevrenizden örnekler veriniz.

 

İnsanların kentleşmeye bağlı olarak doğal ortamları değiştirdikleri görülebilmektedir. Doğal ortamda var olan bitki örtüsünü tahrip ederek, yerine beton blokları koyması durumu söz konusu olabilmektedir. Genel olarak işlevsel yapıların bu noktalara dikilmesi durumu da görülebilmektedir. İnşa edilen mekanların farklı farklı insani faaliyetleri destekleyerek son derecede de işlevsel olduğu da görülebilmektedir. Ancak tek olumsuz yönü doğal ortamları azalarak aynı tip unsurların bir arada bulunmasının gitgide artış gösteren bir faaliyet olarak da adlandırılabilecektir. İnsanların daha çok istekleri doğrultusunda şekillenecek olan bu tip bina ya da tesisler tamamen işlevsel olmasından kaynaklı olarak da etkisini gösterebilecektir.

 

Doğal ortamın değişmesi aşamasında alışveriş merkezleri, mesire yerleri, sanayi tesisleri ve konutlar yapılabilmektedir. İnsanların tüm ihtiyaçlarını karşılamak adına etkin olan bu tip noktalara yollar ve köprüler de eklenerek en iyi şartlarda yaşamalarına olanak veren bir yaşamı ortaya koyabilmek için gerekmektedir. İnsanlar en üst standartlarda yaşamak için bu tip uğraşlar içerisinde yer alsalar bile öte yandan yıkıcı bir tavrı ortaya koyarak doğal ortamlarını mahvedebilme aşamasında da oldukça başarılı olarak görülebilmektedir.

 

Sanayi ve tarım bölgeleri de beşeri faaliyetleri de her ne kadar insanların etkili bir üretimi ortaya koymalarını sağlasa da doğal ortamı büyük çapta etkileyerek insanların müdahale ettiğini de gösterebilecek hususlar olarak adından söz ettirmektedir.

Ülkemizde nüfusun dağılışını etkileyen beşeri faktörler hangileridir?

Ülkemizde nüfusun dağılışını etkileyen beşerî faktörler nelerdir?

 

Nüfusun dağılışında doğal olduğu kadar beşeri faktörler de önemli bir noktada yer alabilmektedir. Nüfusun gelişmesinde insanların ihtiyaçları ve faaliyetleri doğrultusunda şekillenmekte ve zaman geçtikçe de değişkenlik gösteren kriterler olarak da adlandırılmaktadır. Örnek vermek gerekirse Türkiye’nin ilk kurulduğu zamanların sanayinin fazla gelişmediği dönemler olarak görülebildiğinden dolayı kırsal kesimlerde var olan bir yerleşme görülebilmektedir. Bu dönemlerde idari ya da maden faaliyetlerinden dolayı az da olsa bir yerleşme durumu söz konusudur. Sanayi faaliyetlerinin gelişmesinden dolayı kırsal kesimden kentlere doğru göçler başlayarak beşeri faktörlere dayalı nüfus dağılımında da değişkenlik görülebilmiştir.

 

Tarım en önemli beşeri faktör olarak görülebilmekte olup; insanların temel ihtiyaçlarını karşılayacağından dolayı yerleşmede büyük pay sahibi olarak değerlendirilmektedir. Ülke içerisinde var olan Iğdır, Amasya, Rize, Denizli ve Aydın gibi şehirlerin bu şekilde dağılabildiği de görülebilmektedir.

 

Sanayi ve ticaret bağlı olarak olan nüfus; tarıma göre daha fazla olarak değerlendirilebilmektedir. Sanayinin gelişmesinden dolayı üretimin artması ve ticaretin gelişmesi de söz konusu olabilecektir. Bu nedenden dolayı da bu tip beşeri faaliyetlerde aktif olacak olan kişi sayısının fazla olmasından dolayı önemli bir beşeri faktör olarak görülmektedir. İzmir, Kocaeli, İzmit, Adana, Karabük ve İskenderun gibi şehirlerdeki nüfus dağılımı bu nedenden dolayı gerçekleşebilmektedir.

 

Ülkemizin farklı noktalarında farklı yer altı kaynaklarına rastlanıldığından dolayı, çıkarılmak üzere insan gücüne gereksinim duyulmaktadır. İş olanaklarından dolayı bu tip yeraltı kaynaklarının zengin olduğu noktalarda yerleşim de olabilmektedir. Zonguldak(taş kömürü), Soma (Linyit kömürü), Batman(petrol) Sivas Divriği(Demir) ve Artvin Murgul(bakır) bu tip yerleşim alanlarına örnek olarak görülebilmektedir.

 

Sezonluk olarak nüfus artışının görüldüğü noktalar da ülkemiz içerisinde bulunabilmektedir. Bunun sebebi, ise gerek deniz gerekse de tarih turizminden dolayı olarak söylenebilmektedir. Çanakkale, Bodrum, Marmaris, Foça ve Antalya gibi şehirlerde bu tip anlık bir nüfus artışının olabilmesi de söz konusudur.  Aynı zamanda da ülkede termal turizmi de son zamanlarda rağbet görebilmektedir. Denizli, Kütahya ve Haymana gibi noktalarda da bu tip tesisleri görebilmek mümkündür.

 

Eğitimden kaynaklı olarak şehir değiştirmek ve yılın büyük bir kısmını bu şehirde geçirecek olan gençlerde beşeri faktörler arasına yeni eklenen eğitim olgusunu yerleştirebilmektedir. Özellikle Eskişehir ve İstanbul gibi şehirlerin eğitimden dolayı nüfusun fazlasıyla artış gösterdiği de görülebilmektedir.

 

İdari ve askeri sebepten dolayı da bazı şehirlerde yerleşimin had safhada olduğu görülebilmektedir. Ankara’nın nüfusunun başkent olmasından dolayı bu denli yüksek olduğu da söylenebilmektedir. Aynı zamanda da Malatya, Eskişehir, Kars ve İzmir Foça gibi bölgeler de askeri nüfusun yüksek olduğu alanlar olarak ifade edilebilmektedir.

Yaşadığınız çevredeki iklim ile tarım faaliyetleri arasında nasıl bir bağlantı bulunmaktadır?

Yaşadığınız çevrede iklim ile tarım faaliyetleri arasında nasıl bir bağlantı vardır?

 

İklim ile bölgede hasat edilecek ürünlerin şekillenmesi durumu arasında doğrusal bir bağ bulunmaktadır. İklimsel şartlara dayalı olarak farklı farklı bitki tipleri yetişebildiğinden dolayı değişik mahsullerin alınabilmesi söz konusu olmaktadır. Sıcaklık değerleri ve yağış biçimine göre bitkilerin verimlerinin en uygun şartlar altında sağlanabilmesi adına insanların tarım faaliyetlerinde bu türde bir girişim içerisinde yer alabilmeleri durumu da görülebilmektedir.

 

Karadeniz Bölgesi gibi oldukça nemli bir bölge içerisinde halkın temel besin maddesi mısır olarak görülebilmektedir. Nemli ve fazlasıyla yağış alan bir bölge olmasından dolayı bu bölgede buğday yetişemediğinden kaynaklı olarak mısıra olan bir yönelimin gerçekleştiği de görülebilmektedir. Aynı zamanda da çay ve fındık gibi mahsullerin Türkiye coğrafyasında sadece bu bölgede yetişebilmesinin temel sebepleri arasında var olabilmektedir.

 

Marmara ve Ege Bölgeleri’ne bakıldığında ise yazları kuraklığa dayanabilen ve az suyla gelişebilen bitki tiplerinin tarım faaliyetleri içerisinde olduğu görülebilmektedir. Aynı zamanda da kış aylarında 0 dereceye kadar inen sıcaklıklara da direnç gösterebilecek mahsullerin üretilmesi girişiminde de bulunulmaktadır.

 

İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu ise kış aylarında genellikle kar yağışının görüldüğü bölgeler olduğundan dolayı tarımda dayanıklşı bitkilerin üretiminin gerçekleştiği alanlardır. Yaz aylarında da aşırı kuraklık ve susuzluğun olmasından dolayı bitki tercihlerinin de bu şekilde gerçekleştirilmesine özen gösterilmektedir.

 

Akdeniz Bölgesi; tropikal iklime biraz daha yakın olmasından dolayı muz ve kivi gibi meyvelerin üretiminin gerçekleştirilebileceğinin yanı sıra sıcak alanlarda ve aşırı su isteyen bitki tiplerinin yetiştiği alanlardır. Ülkemizin tropik meyve ihtiyacı da genel olarak bu bölge içerisinden karşılanabilmektedir.

Fiziki haritaya bakarak ülkemizde bulunan dağlar ve ovalara örnek veriniz.

Fiziki haritaya bakarak ülkemizde bulunan dağlar ve ovalara örnekler veriniz.

Fiziki haritalar herhangi bir konumdaki yeryüzü şekillerini ve su kaynaklarını gösterebilmektedir. Ülkemizde en yaygın olarak bilinen yeryüzü şekilleri de genel olarak yükselti ve uzunluk kriterine bağlı olarak tanımlandığından dolayı ülkenin enleri arasında yer alabilmektedir. Bulunduğu noktaları doğrudan ya da dolayı bir biçimde etkileyerek önemli bir noktada da kendini gösterebilmektedir. Bunun için o bölgede yaşayan kişiler için de önemli bir noktada da kabul görebilecek türde olması ile önemli bir boyutta yer alabilmektedir.

 

Su kaynakları bakımından ülkemizde önemli olan yerler en büyük göl olan Van Gölü ve ikincisi olarak ise Tuz Gölü olarak öne çıkmaktadır. Aynı zamanda da Isparta yöresinde bulunan Göller Bölgesi de bu tip yeryüzü şekilleri bakımından yaygın olmasından ötürü de bilinen bir nokta olarak değerlendirilmektedir.

 

Ülkemizin en uzun nehri olan Kızılırmak ile beraber Yeşilırmak İç Anadolu Bölgesi’nin tarımla ilişkilendirilmesi noktasında oldukça önemli bir noktada yer almaktadır. Aynı işleve sahip olan diğer nehirler ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde var olan Dicle ve Fırat nehirleri olarak dikkatleri çekmektedir. Seyhan ve Ceyhan Nehirleri Çukurova’yı beslerken; Büyük ve Küçük Menderes nehirleri ise Ege Bölgesi’ni canlandırmaktadır.

 

Dağlara bakıldığında ise ülkenin güney bölgesinde Toros Dağları’nı görebilmek mümkündür. Aynı zamanda ülkenin en doğu yakasında en yüksek dağ konumunda olan Ağrı Dağı’nı görebilmek mümkündür. Genelde ülkemizin dağları kış kayak turizmi ile de dikkat çekmekte olup; Uludağ, Palandöken ve Kartalkaya bu faaliyet için son derecede işlevsel bir boyutta var olmaktadır. Adıyaman sınırları içerisinde kendini gösteren Nemrut Dağı ise; tarihi yapısından ve eşsiz manzarasından dolayı sürekli olarak gezilen alanlardan bir tanesidir.

Fiziki haritalarda sarı ve kahverengi renk hangi anlama gelmektedir?

Fiziki haritalarda sarı ve kahverengi renk hangi anlama gelmektedir?

Yer şekillerini gösteren ve yeryüzü şekilleri hakkında bilgi edinmemizi sağlayan haritalara fiziki haritalar adı verilmektedir. Dağlar, ırmaklar, ovalar, göller, akarsular eğim, yükselti gibi yeryüzü oluşumlarının tümünü, yükseltilerine göre renklendirerek (denizler mavi tonları iken karalar kahverengiden sarıya doğru ve yeşil gibi) gösterilen haritalardır. Fiziki haritalar yeryüzünde bulunan kabartı ya da düzlükleri göstermektedirler. Fiziki haritalar Orta ya da büyük ölçeklilere sahiplerdir. Fiziki haritalar hazırlanırken eş derinlik eğrileri ve eş yükselti eğrileri geniş aralıklar ile geçirilmektedir. Bir yerin yükseltisi ancak fiziki haritalar yardımı ile bulunabilmektedir. Bu sayede o yerin iklimi, bitki örtüsü ve daha pek çok bilginin elde edilmesinde de yardımcı olmaktadır.

 

Fiziki haritalar büyük ve orta ölçekli yapılara sahip olmak ile birlikte oluşumlarında hizmet ettikleri amacı uygulayabilmek için renklendirme yöntemi kullanılan haritalardır. Fiziki haritalar üzerinde sadece belirli renkler değil aynı zamanda bu renklerin tonları da mevcuttur. Renk tonlamaları açık ve koyu olan bu renkler karada bir yerin yükseltisini ya da eğimini bildirmek ile birlikte denizlerde ise renk tonlaması derinliğin ifade edilmesine yardımcı olmaktadır. fiziki haritalar üzerinde sarı renk yaylaların ve ovaların bulunduğu bölgeleri göstermekte olup kahverengi olan alanlar dağların olduğu yerleri gösterir. Öte yandan dağların yüksekliği arttıkça kahverengi koyu kahverengiye doğru geçişler yapar.

Yönleri Bilmemiz Neden Önemlidir?

Yönleri bilmemiz niçin önemlidir? Aşağıdaki boşluğa yazınız.

Yön herhangi bir şeyin yüzlerinin baktığı tarafa verilen isimdir. Ana ve ara yönler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Yön denilince akla gelen ilk dört ana yön kuzey, güney, doğu ve batı olmak üzere dört tanedir. Bu yönlere ana yön adı verilmektedir. Öte yandan kuzey doğu, güney batı şeklinde ara yönlerde bulunmaktadır. Yönlerin oluşumları insanların nerede bulunduklarını bilmeleri için oldukça önemlidir. İlk insanlıktan bu yana bilinmekte olan yön bulma kavramları ile günümüzde teknolojinin ilerlemesi ile bu durum değişikliğe uğramış ancak devam etmiştir. Yön bulmak için ilk insanlar güneşin konumuna göre bilgi almış daha sonrasında kutup yıldızı ve ağaç köklerinde yer alan oluşumların bakı yönüne göre bilgiler elde etmişlerdir.

 

Yönlerimizi bilmek ana hatları ile bakıldığında bulunduğumuz yer hakkında oldukça fazla bilgi vermektedir. Kısaca örneklendirilecek olur ise her yönün kendine özgü özellikleri mevcut olmak ile birlikte ülkemizde kuzey bölgelerinin daha dik olduğu bilinmekte olup, güneş doğudan doğup batıdan batar şeklinde genel geçer bilgileri de yönleri bilmek sayesinde edinebiliriz. Aynı zamanda bir yerden başka bir yere giderken yön bilgisinin verdiği bilgilere göre hareket edebilmekteyiz.  Daha önceleri pusulalar aracılığı ile bulunmakta olan yönler şimdi kullandığımız telefonlarda uygulama olarak bile bulunmaktadır. Öte yandan yönlerin bilinmesi sayesinde haritalar ortaya çıkmakta olup hemen her açıdan bir yere gitmek için izlenecek yolun belirlenmesinde etkilidirler. Bu sebeple yön bilmek nerede olduğumuzu ve ne tarafa doğru ilerlememiz gerektiğini bilmemizi sağlar.

Doğal Afetlerden Korunmak İçin Neler Yapmalıyız?

Doğal afetlerden korunmak için neler yapmalısınız?

 

Doğal afetler, dünyanın oluşumu ve bu süreçte meydana gelen yeryüzü şekilleri, katmanlar gibi sebepler ile yani doğal yollar ile meydana gelmektedirler. Doğal afetlerin oluşumu durumunda can ve mal kaybına sebebiyet veren durum söz konusudur. Doğal afetler oldukça kısa zaman dilimleri içerisinde gerçekleşmekte olan ve meydana gelmeleri sırasında herhangi bir şekilde insanlar tarafından durdurulması mümkün olmayan durumlardır. Afetler türlerine göre değişiklik göstermekte olup afet türlerine göre bilimin nezdinde yapılan çalışmalarca hangi afet türünün hangi bölgelerde daha sık gözlemlenebileceği hakkında bilgilendirme yapmak ile birlikte tahmini olarak hangi zaman zarfında ve kendisine ait ölçülebilir şiddeti ile hangi şiddette meydana gelebilecekleri hakkında bilgi sunabilmektedir.

 

Doğal afetler doğrudan ortaya çıkabildikleri gibi aynı zamanda sonuçları uzun yıllar sonrasında açığa çıkarak ve dolaylı şekillerde gözlemlenebilmektedir. Doğal afetler oluşum türlerine göre ayrılmaktadırlar. Deprem, heyelan, volkanik patlamalar gibi doğal afetler jeolojik doğal afetler grubunda yer almakta iken, sel, çığ, kuraklık, fırtına, orman yangını, hortum gibi afetler ise meteorolojik doğal afetlerdir. Bunun yanı sıra insan sebebi ile oluşan doğal afetler yangınlar, hava kirliliği, su kirliliği, çevre kirliliği ve ulaşım kazalarıdır. Engellenebilmeleri açısından öncelikle insanların ve toplumun bilinçlenmesi ve bu konuda bilgelerinde gerçekleşebilecek durumlar için daha duyarlı olmaları gerekmektedir. Öte yandan ağaçlandırmalar yapılmalı, bulunulan bölgelerin doğal dengesini sağlamakta olan bitki örtüsü korunmalıdır. Aynı zamanda toprak kaybının oluşmaması için taraça adı verilmekte olan merdiven sistemleri oluşturulmalıdır.

Harita Ne İşe Yarar?

Harita ne iş yapar?

Haritalar temel işlev olarak bulunulan bölgenin topografyası ya da bununla ilişkili olan diğer konularda, jeoloji, iklim, jeomorfoloji, trafik, yer altı kaynakları, farklı bakış açıları ile ekonomisi gibi durumlar hakkında bilgi vermektedir. Genellikle hayatı kolaylaştırmak adına yardımcı olmakta olan haritalar, kullanım amaçları olarak farklı farklı oluşumlar göstermekte olup renklendirme ve ölçeklendirmeler ile ifade edilmektedirler. Bir yere ulaşım saplamak ya da bir yer hakkında bilgi almak istenilen durumlarda kılavuz görevi görmekte olan haritalar insanlara yön gösterici ve hayatı kolaylaştırıcı oluşumlardır. Kısaca tanımlanmak istenirse haritalar yeryüzünün belirli bir bölümünün ya da bir kısmının belirli ölçeklendirilmeler dahilinde matematiksel işlemler ile küçültülmüş düzlemler üzerine geçirilerek işaretlen dirilen çizimlerdir.

 

Haritalar günlük hayatta oldukça fazla işlevi bulunan çizimler olmak ile birlikte birçok farklı türde haritalar bulunmaktadır hemen her alanda kullanılmakta olan haritalar kullanım alanlarına göre değişiklik göstermekte olup bunlardan bazıları, askeri haritalar, siyasi haritalar, topografya haritaları, fiziki haritalar gibi haritalardır. Günlük yaşantımızda da yer yön bulmak adına kullanılmakta olan haritalar kullanıcılarına belirli bir bölgenin siyasi bilgileri, yer altı zenginlikleri, yeryüzü şekilleri, iklimi, bitki örtüsü, jeomorfolojisi, yer altı ve yer üstü kaynakları gibi pek çok farklı konuda bilgi verebilmektedir. Bir bölgenin haritasına bakılarak oldukça farklı ve çeşitli bilginin bir anda elde edilebilmesi insanlık için oldukça büyük bir gelişmedir. Öte yandan günümüzde kullandığımız pek çok araçta da bir yerden bir yere ulaşım sağlamak adına harita gösterici cihazlar ve uygulamalar mevcuttur.