Haccın İslam’ın Beş Şartından Sayılmasının Sebebi Sizce Ne Olabilir?

Haccın İslam’ın Beş Şartından Sayılmasının Sebebi Sizce Ne Olabilir?

Mekke topraklarında bulunan Kabe Allah’ın ev olarak bilinmektedir. İnsanlığın yeryüzünde yaşayamaya başlamasından itibaren Kabe insanların ibadet etmesi için kutsal kabul edilen bir yerdir. Kabe inşaatı ilk olarak Adem as tarafından yapılmıştır. Sonrasında birçok kez inşa ve tamir edilen Kabe günümüzde de ziyareti en makbul yerdir.

 

Kabe’nin İslam’ın beş şartından biri sayılmasının sebebi Allah’ın yeryüzündeki ibadet merkezi olmasıdır. Bu nedenle yıl içinde binlerce insan Kabe ziyareti ve hac görevini yerine getirmek için Mekke topraklarına gitmektedir. Mekke toprakları Peygamber Efendimiz ve sahabelerin yaşadığı bir yer olması nedeniyle Müslüman kişiler için ayrıca önemlidir. Peygamber Efendimiz Müslüman insanlara örnek olarak Kabe’ye giderek hac vazifesini yerine getirmiştir. Müslümanların hiç olmazsa ömürde bir kere hacca gitmesi farz kılınmıştır. Haccın farz olarak kabul edilmesi için bazı şartları yerine getirmesi gerekmektedir. Bunlar; Müslüman olmak, akıllı olmak, ergenlik çağına ermek, hür olmak, hac görevini yerine getirmeye gücü yetmektir. Aslında bu şartlar bütün ibadetler için geçerlidir. Çünkü Müslüman olmayan bir kişinin ibadetinin kabul olmayacağı güvenilir kaynaklarda geçmektedir.

 

Müslümanlar için farz olan İslam’ın beş şartı vardır. Bunlar; Kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve hacca gitmektir. Müslüman bir kişinin ebedi hayatta huzura ermesi için İslam’ın bu şartını yerine getirmesi gerekmektedir.

Hac ile umre arasında yapılışı bakımından farklılıklar nelerdir?

Hac ile umre arasında yapılışı bakımından farklılıklar nelerdir? Açıklayınız.

 

Hac ve Umre ibadetlerinin her ikisi de kutsal mekanlarda yapıldığı için karıştırılmaktadır. Fakat benzeseler dahi birbirlerinde farklı ibadetlerdir. Hac ve umreyi ayıran en önemli nokta, ibadetlerin yapılış zamanlardır. Hac, Kur’an-ı Kerim’de Bilinen günler olarak geçmektedir. İslam’ın 5 farzından biri olan Hac, Arefe günü ve Kurban Bayramı günlerinde yapılmaktadır. Hicri takvime göre Zilkade, Zilhicce’nin ilk 10 günü ve Şevval aylarında Hac ibadeti tamamlanır. Umre ise Hac’ın yapılması gereken zamanın dışında kalan yılın diğer günlerinde yapılabilir. Hac, maddi durumu yeterli, sağlığı yerinde olan Müslümanlara farzdır, bu durumda olan yapmak zorundadır. Fakat umre ise sünnet bir ibadettir. Yapılışı bakımından Hac ve Umre arasındaki farklılıklar;

 

  • Hac’da şeytan taşlanır ve kurban kesilir fakat umrede şeytan taşlanmaz, kurban kesilmez. Umre yapan kişiler(mutemir) bilgi sahibi olmak için şeytan taşlama yerlerini dilerlerse sadece ziyaret edebilirler.
  • Hacı adayları Arafat’ta ve Müzdelife’de vakfeye durur fakat umre yapan kişinin vakfe yapmasına gerek yoktur.
  • Hac ibadetinde yapılan Veda ve Kudum Tavafı, umrede yapılmaz.
  • Hacı adayları, Cem-i Tadkim ve Cem- Tehir yaparlar fakat umre yapanlarda için böyle bir durum söz konusu değildir.

 

Yani; Birbirine çok benzeyen, günahlardan arınmak için vesile olan Hac ve Umre ibadeti uygulanışları ve yapım zamanları gibi ufak tefek farklılıklar göstermektedir. Durumu müsait olan Müslümanların her iki ibadeti yapmaları büyük hayır ve berekete vesiledir.

Hac ile ilgili belli başlı mekanlar nelerdir?

Hac ile ilgili belli başlı mekanlar nelerdir? Yazınız.

 

Hac ibadeti esnasında bazı mekânların ziyareti şarttır.

  • Kâbe: Hz. İbrahim’in Allah’ın emriyle inşa ettiği, dünya üzerindeki ilk ibadethanedir. Dört köşeli bir yapı olup, köşeleri temel yönleri işaret eder. Kâbe’nin dışında Hacer- ul Esved taşı bulunur. Bu taş, tavafın başlangıcını işaret eder.
  • Mescid-i Haram: ( Güvenlikli ibadet anlamına gelir) Mescid-i Şerif’te denilen bu alan, Kâbe’yi çevreler ve ibadetlerin, tavafın yapıldığı yerdir.
  • Mekke: Kâbe’nin yapımından sonra etrafı bir yerleşim merkezi haline gelmiştir. Şehirlerin anası olarak kabul edilen kutsal bir şehirdir.
  • Safa ve Merve: İki tepenin adıdır. Bu iki tepe arasında “say” ibadeti yapılır.
  • Arafat Dağı: Mekke şehrinin doğusunda yer alan bu dağ, haccın farzlarından olan “Arafat Vakfesinin” yapıldığı, Kurban Bayramından bir gün önce toplanılan yerdir. Arafat Dağı Hz. Peygamberimizin ümmetinin bağışlanması için Allaha dua ettiği ve ümmetinin bağışlanacağı müjdesini aldığı yerdir. Aynı zamanda “Veda Hutbesi“ de burada yapılmıştır.
  • Müzdelife: Arafat ile Mina arsında kalan, Arafat dağı dönüşünde vakfe yapılan bölgedir.
  • Mina: Müzdelife ile Mekke arasında olan, kurban kesme ve şeytan taşlama yapılan bölgedir.
  • Medine: Müslümanların Hicret ederek yerleştikleri şehirdir. Burada ilk İslam devleti kurulmuştur. Burada bulunan Mescid-i Nebi de kutsal mekânlardan biridir. Bu mekânın inşasında Hz. Peygamberimiz bizzat çalışmıştır. Ailesi ile birlikte bu mescidin bir bölümünde yaşamıştır. Aynı zamanda Peygamber Efendimizi kabri, Uhud Şehitliği ve “Cennet-ül Baki“ denilen yerde birçok sahabenin mezarları yer almaktadır.

Hac ibadetinin dinimizdeki yeri ve önemini ayet ve hadisler ışığında açıklayınız.

Hac ibadetinin dinimizdeki yeri ve önemini ayet ve hadisler ışığında açıklayınız.

Hac ibadeti İslamiyet’in beş şartından bir olarak gücü yeten her Müslüman kadın ve erkeğe farz kılınmıştır. Hac ibadeti hem maddi hem de manevi bir ibadettir. Hac; belirli bir zaman diliminde Kâbe’yi tavaf etmek, kurallara uygun olarak belirli ziyaretler yapmak, gerekli ibadetleri yerine getirmektir. Hacca gidenlere “Hacı” diye hitap edilir. Hac ibadeti Hicret’in dokuzuncu yılında farz kılınmıştır. Al-i İmran Suresinde, gücü yetenlerin Kâbe’yi tavaf etmeleri, Allah’ın insanlar üzerine hakkıdır, diye buyrulur.

 

Hacca gitmek bir Müslümana hayatında bir kez farzdır. Hadislerde de sıkça hac ibadetinden bahis edilir. Hadisi şerif şöyle buyurur: Ey insanlar, Allah-u Teâlâ size haccı farz kıldı, sizde bu ibadeti yerine getirin. Sahabeler’ den biri her yıl mı hacca gidelim diye sorar Hz. Peygamberimiz, hayatınızda bir kez farzdır, diğerleri nafiledir diye cevap verir ve kendisi de ömründe bir kez hac ibadetini yerine getirmiştir.

 

Hac ibadeti İslam’ın evrensel bir din olduğunu ifade eder. Tüm dünya üzerine yayılmış olan Müslümanlar hac mevsiminde Kâbe’yi ve etrafındaki kutsal mekânları ziyaret ederler. Dil, ırk, milliyet, cinsiyet ayrımı olmadan yapılan bu ibadet, birlik ve beraberliği pekiştirir, eşitlik esasını geliştirir. Müslümanlar arasında kültür alışverişi sağlar. Hac ibadete esnasında giyilen ”ihram“, kefen benzeri bir giysidir ve Allah-u Teâlâ karşısında herkesin eşit olduğunu ifade eder. Milyonlarca kişi bir arada ibadet eder, dua eder. Hacda edilen duaların geri çevrilmediği hadislerce duyurulmuştur.

Hac ibadetinin birey ve toplum hayatı üzerindeki etkilerini açıklayınız.

Hac ibadetinin birey ve toplum hayatı üzerindeki etkilerini açıklayınız.

 

Hac, yılın belli zamanında dinimizce kutsal kabul edilen Mekke çevresinde Kabe ve diğer kutsal mekanların ziyaret edilmesi ve dini gerekliliklerin yerine getirilmesiyle yerine getirilen farz bir ibadettir. Her ibadette olduğu gibi Hac ibadetinin de birey ve toplum hayatı üzerinde olumlu etkileri bulunmaktadır. Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için Hac ibadetini yapan kişi öncelikle bunun huzur ve mutluluğunu yaşar. Manevi olarak kirlerinden arınır, samimi dualarla Allah’a yaklaşır, Allah’ın kendisine verdiği nimetlerin farkına vararak şükreder. İhram giyen hacı adayları aslında herkesin Allah katında eşit olduğunu, makam ve mevkinin öneminin olmadığını kavrar. İhram sırasında konan yasaklarla sabretmeyi öğrenip iradesini kuvvetlendirir. İhram yasaklarıyla en zor durumlarda bile şiddete başvurmaması gerektiğini öğretir.

 

Farklı dilden, ırktan, kültürden milyonlarca insanın bir arada aynı anda aynı şeylere yapmaya çalışmasıdır. Dünyan Müslümanlarının bir araya geldiği bu ibadet milletler arasındaki kardeşliği pekiştirir. Milletler arası kongre hükmü taşıyan hac ile birliktelik duygusunun güzelliği kavranır. Birlikteliğin en güzel temsili Tavaf’tır. Çok kalabalık olmasına rağmen Rabbimin koyduğu kurallara riayet edildiğinde birlikte hareket etmenin ne kadar güzel manzaralar doğuracağını göstermektedir.  Tavaf ile Allah’a bağlılığını gösteren insan Arafat’ta vakfeye dururken de yaptığı her şeyin hesabını vermek için Allah’ın huzurunda bekleyeceğini idrak ederek hayatını daha dikkatli yaşar. Hac ibadetinde yapılan her fiilin bir hikmeti ve sebebi vardır. Müminler için yenilenme fırsatıdır. Şeytanı taşlayan insanlar kötü duygu ve düşüncelerini de taşlarlar. Kurban keserken mala bağlılıklarını da yok ederler. Hac, birey ve toplum olarak yepyeni başlangıçların nasıl harika bir duygu olduğunun en güzel temsilidir.

Hac İbadetinin İnsanın Duygu Ve Davranışlarına Etkileri Sizce Neler Olabilir?

Hac İbadetinin İnsanın Duygu Ve Davranışlarına Etkileri Sizce Neler Olabilir?

Hac ibadeti insanların duygu ve davranışlarının üzerinde farklı etkiler bırakmaktadır. Bunlardan bir tanesi insanların eşitliğini vurgulamasıdır. Hacca giden her insan zengin veya fakir maddi durumu ve makamı önemli olmaksızın ihram denilen kıyafeti giymektedir. Bu kıyafeti giyen herkes hac ibadeti boyuncu eşittir. Kimsenin kimseden üstünlüğü yoktur. Aynı zamanda bu kıyafeti giyen insanlara canlılara zarar vermeme ve haramdan uzak durmak gibi bazı yasaklar koyulmaktadır. Yasaklara uyarak yaşayan insan bir süre sonra bu davranışları alışkanlık haline getirmektedir. Bu doğrultuda insanlarda şefkat duyguları da gelişmektedir.

 

Hac ibadeti insanlara zorluklara sabır etme alışkanlığı kazandırmaktadır. İradeyi güçlendirmektedir. En zor durumlarda bile sabır göstererek kızmamayı öğretmektedir. Hac ibadeti dolayısıyla dünyanın her yerinden binlerce farklı insan bir arada toplanmaktadır. Farklı insanlarla bir arada yaşayan insan herkesin kendine göre adetlerinin olduğunu görmektedir. Bu da insanların adetlerine saygı duymayı öğretmektedir. Aynı zamanda farklı milletlerden bir araya gelen insanlar aynı hareketlerle ibadet etmektedir. Bu da aradaki kardeşliği güçlendirmektedir. Aynı amaç için bir araya gelen insanlarda birbirlerine yardım etme duygusu gelişmektedir. Hac ibadetini yapan kimse kendini Allah’a daha yakın hissetmektedir. Manevi duygu yönünden doruğa ulaşan insan yaptığı ibadetten daha çok keyif almaktadır. Çoğu insan hac ibadetinden sonra ibadet düzenine daha çok dikkat etmektedir.

İnsan, sevdiği için ne gibi fedakarlıklar yapabilir?

Fedakarlık kelime anlamı olarak, bir amaç için, gerçekleşmesi arzulanan bir şey uğruna, kendi çıkarlarını bir kenara bırakmaktır. Pek çok insan sevdikleri uğruna kendinden bazı ödünler verir, bir şeylerden, hem de çok istese bile, vazgeçebilir. Sevginin doğal akışı içerisinde bunlar olağan şeylerdir. Fedakarlığın boyutları da önemli değildir aslında. En sevdiğiniz yemeğin son lokmasını onun için ayırmak da fedakarlıktır, o istemiyor diye başka şehirden aldığınız iyi bir iş teklifini geri çevirmek de.

 

Sevginin doğasında fedakarlık vardır zaten. Eş anlamı özveri olan bu kelime, sevgi uğruna güçlükleri ve sıkıntıları göğüslemektir. Sırf kırılacak diye dilin ucuna gelen kelimeleri yutmak bile bir fedakarlıktır esasında. Pek çok insan, fedakarlık dendiğinde büyük şeyler beklediği için korkarak yaklaşırlar bu kavrama. Fedakarlık yapmak demek, sevilen için kendini yitirmek demek değildir. Gerektiğinde onun için ona karşı olmaktır mesela fedakar olmak. Onun iyiliği için onu kaybetmeyi bile göze almak. Kısaca, onu düşünerek attığınız her adım, kendinizin zararına olsa bile, fedakarlıktır. Burada sevilen kişiyi üstün tutmak söz konusudur.

 

Hayatımıza giren pek çok insanı sevebiliriz fakat her sevilen için aynı derecede özveri göstermeyiz. Bir anne, çocuğuna duyduğu sevgi için canını bile feda edebilirken bir sevgili en küçük ricada sırtını dönebilmektedir. Sevginin sürebilmesi için tahammül ve fedakarlık gerekir. Bunlar sağlandığı takdirde de sevgi artarak devam edecektir. Küçük büyük herkes, kendi sevgisi ölçüsünde sevdiği için birtakım fedakarlıklar yapacaktır. Bundan daha doğal bir şey yoktur.

Zekâtın Toplumsal Faydaları Nelerdir?

Zekat, toplumsal alanda düzeni sağlamanın iktisadi bir yolu olarak da gösterilebilir. İslamın beş şartından biri olan zekat, parayla yapılan farz bir ibadettir. Durumu olanların vermekle yükümlü olduğu bu ibadet belli şartlara bağlıdır. Sahip olunan malın 1/40 kadarını ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak gerekir. Zekatın pek çok toplumsal yararı da bulunmaktadır.

 

Zekâtın toplumsal faydaları:

 

  • Zekat sayesinde toplumda yardımlaşma sağlanır ve eşitsizlikler olabildiğince azaltılır. Ayrıca zekat veren kişinin cömertliği tadarak kazandığını vermeye devam ederek nefsini köreltir.
  • Yoksul insanların temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağladığından, insanlar bu ihtiyaçları için haram yollara başvurmamış olur.
  • Zekatı alan ile veren kişi arasında kardeşlik gibi güzel duyguları pekiştirir. Müslümanlar arasında birlik ve kaynaşma sağlar.
  • Bireyler arasındaki sosyal farklılığın tehlikesini azaltır. Toplumun ihtiyaçlarını karşılamada büyük rol oynar.
  • Tembelliğin en önemli sebebi olan fakirlik, zekat sayesinde fakir kimselere yapacak iş imkanları da sağlandığından toplumsal ataleti ortadan kalkar.
  • Zekat, kalbin temizlenmesi için de önemli bir unsurdur. Toplum içerisinde yardımlaşma, merhamet, empati gibi duyguları pekiştirir.
  • Yardımlaşmanın gerekli olduğu anlaşıldığından birlik oluşturur ve bugün zekat alan bir kimse yarın durumu iyileşince fakir kimselere yardım etme ihtiyacını duyar.
  • Zekat, malın stoklanmasının da önüne geçerek müslümanları yatırım yapmaya yöneltir.
  • Bu ibadet zenginlerin sosyal hayatta itibarlarını arttırdığından diğer zenginleri de zekat vermeye teşvik etmektedir.
  • Sosyal bir sigorta olarak tanımlayabileceğimiz zekat, kişinin dünya malına olan hırsının körelmesine ve malının mülkünün Allah yolunda harcanması gerektiği fikrini aşılar.

Zekâtın Bireysel Faydaları Nelerdir?

Zekatın bireysel faydalarını şöyle sıralayabiliriz:

 

  • Zekât veren kişi Allah’ın rızasını kazanma yolunda bir adım atmış olur.
  • Zekât veren kişi manevi olarak huzura kavuşur.
  • Zekât veren kişi cimrilikten uzaklaşır. Allah cimrilikten hiç hoşlanmaz ve eli açık kullarını pek sever.
  • Zekât Zengin ve fakir olan din kardeşleri arasında gönül bağları kurar.
  • Zekât veren günahlarının affı için bir kapı aralamış olur.
  • Zekât vererek sevap kazanılır.
  • Zekât insanları cömertleştirir.
  • Zekât sayesinde mallarınızda bereket hâsıl olur.
  • İnsanlar mallarını paylaşarak verdikleri malların sadece dünyada işe yarar olduklarını hatırlarlar. Ahret için ise bu mallar sayesinde kazandıkları sevapların onların kurtarıcısı olduğunu anlar ve bilirler.
  • Zekât zenginlere merhamet ve şefkat gibi duyguları hatırlatmaya yardımcı olur.
  • Zekâtı alan ise ekonomik olarak biraz toparlanması sağlanır.
  • Zekât alan kişi ihtiyaçlarını daha kolay karşılayarak ailesinin geçimine katkı sağlar.
  • Zekât sayesinde toplumda var olan kıskançlık gibi kötü duyguları ortada kaldırır.
  • Zekât ile birlikte toplumda ekonomik dengeler sağlanmaya çalışılmaktadır.
  • Zekât sayesinde yardımlaşma ve paylaşma toplumda ön plana çıkar.
  • Zekât ibadetini yerine getiren zenginler Allah katında sevap kazanırken aynı zamanda da bir kardeşinin ihtiyaçlarını karşılayarak onun mutlu olmasına vesile olmuş olur.
  • Zekâtı alan kişiler de zenginlerin onları düşündüklerini bilerek mutlu olurlar.
  • Zekâtı alan kişi kendine yardımcı olan ve malını paylaşan din kardeşine karşı sevgi ve saygı duymaktadır.

Zekât Nedir? Açıklayınız.

Zekâtın sözlük anlamı; artma, çoğalma, bereket, övme ve arıtma anlamlarına gelmektedir. Fıkıh terimi olarak ise anlamı; Sahip olunan belli mal türlerinin bir bölümünün Allah Teâlâ’nın belirlediği ölçütteki kısmının ihtiyaç sahibi Müslümanlara verilmesidir.

 

Zekât, dinen zenginlik ölçüsü kabul edilecek miktarda(Nisap) mala sahip olan Müslüman kimselerin Allah rızası için belirli kişilere vermesi gereken belli miktarı ifade eder. Zekâtın farz olması için bazı şartlar gereklidir. Bunlar;

 

  • Zekât verecek olan kişinin Müslüman, ergenlik çağına gelmiş, aklı yerinde ve hür olması gerekmektedir
  • Temel ihtiyaçlarını ve borçlarını karşıladıktan sonra kalan malının nisâb miktarında olması gerekmektedir. Temel ihtiyaç maddeleri İnsanın hayatını ve özgürlüğünü korumak için ihtiyaç duyduğu her şeydir. Oturduğu evden, Kullandığı eşya, giyim ihtiyaçları, Ailesinin bir yıllık nafakası, Mesleğine ait ya da uğraştığı meşgalesine ait her türlü alet, makine. vs.asli ihtiyaçlarıdır.
  • Zekat verilecek malın tamamının zekat verecek kişinin mülkiyetinde olması gerekmektedir.
  • Zekat verilecek malın edinilme tarihinden itibaren üzerinden tam olarak bir kameri yıl geçmelidir.

 

Zekat verme şartlarına sahip olan kişi zekatını vereceği  kişilerde de bazı özelliklere dikkat etmesi gerekmektedir.

 

  • Fakirlere
  • Miskinlere
  • Borçlulara
  • Yolculara
  • Mükâteblere: Azad edilmek için efendisi ile bir bedel karşılığında anlaşma yapmış köle ya da cariyelere denilmektedir.
  • Mücahidlere :Tam anlamı Allah yolunda savaşa katılmak isteyen fakat maddi imkansızlık ve eşya, silah yoksunluğu nedeni ile savaşa katılamayanlar anlamına gelmektedir.
  • Amil: Devlet tarafından zekat ve vergi toplamakla görevli kimsedir.