Zekât İbadetinin Bireysel ve Toplumsal Faydaları Nelerdir?

Zekât İbadetinin Bireysel ve Toplumsal Faydalarını Yazınız.

İslam hoşgörü, barış ve huzur dinidir. Allah insanların sosyal, siyasi, ticari ve iktisadi ilişkilerini düzenleme amaçlı bir takım kurallar belirlemiştir.  Zekât ise iktisadi bakımdan sosyal bir düzenleme kuralıdır. Farz olan ve maddi varlıklarla ile yapılan ibadettir.  Belirli ölçütleri vardır ve belirli düzen içerisinde gerçekleştirilmektedir.

 

Zekât vererek sadece İbadet gerçekleştirmenin dışında bireysel ve toplumsal olarak birçok fayda sağlamaktayız. Zekâtın kelime anlamından (temizlenmek) da anlaşılacağı gibi maddi kirlerden temizlenmek demektir.

 

Zekâtın Bireysel faydalarını şöyle sıralayabiliriz;

  • Kişinin iç rahatlığı ve huzur bulmasını sağlar.
  • Malın çoğalmasını ve bereketlenmesini sağlar.
  • Şefkat ve merhamet gibi duygularını geliştirir.
  • Cömertlik duygusunu geliştirerek kişiyi cimrilik ve hasetlikten uzaklaştırır.
  • Nefsi cimrilikten temizler ve uzaklaştırır.
  • Kıskançlık duygularından arındırır.
  • Kişiyi çalışmaya daha faydalı olmaya teşvik eder.
  • Fakir kişinin temel ihtiyaçlarını karşılamasını sağlar.
  • Fakir kişinin zengin kimselere bakış açısı değişir.
  • Dünya malına duyulan aşırı bağlılık ve istekleri kırar.
  • Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olur.

 

Zekât ibadetini gerçekleştirirken bireye birçok faydası vardır. Bunun yanı sıra toplum üzerinde de çok önemli faydaları bulunmaktadır. Bunlar;

 

  • Toplumsal dayanışma ve yardımlaşma bilincini artırır.
  • Zenginin ve fakirin kaynaşması sağlanır.
  • Sosyal hayatların iyileşmesi sağlanır.
  • Zengin ve fakir arasındaki fark ortadan kalkar
  • Sosyal adalet sağlanır.
  • Maddi sıkıntılar nedeni ile harama bulaşma ve suç oranları kalmayacağından toplumun güven ve huzur ortamı sağlanır.
  • Mümin kardeşliğini pekiştirmeyi sağlar.

Zekât Hangi Mallarda Hangi Oranlarda Verilir?

Zekât Hangi Mallarda Hangi Oranlarda Verilir? Yazınız.

 

Zekâtın hangi oranda hangi maldan verileceği hususu çok önemlidir. Öncelikle zekât kişiye farz olmalıdır. Daha sonra zekat verilecek mallar belirlenmelidir. Zekât verilecek malların yerine, bunların kıymetlerine denk gelecek gümüş ya da altın olarak da verilebilir.

 

Bakır paranın zekatıyne aynı cins bakır para ile verilmez. Gümüş olarak verilmesi uygundur. İmam-ı Ebu Yusuf , toprak sahiplerinden zekat ve uşur olarak, altın ve gümüş yerine başka geçer akçe almak haram olmaktadır. Bunlar herkesin kabul ettiği damgalı para iseler de altın yada gümüş değil bakır paralardır.  Buyurmaktadırlar.

 

Zekat verilecek malların zekatlarının hesaplanmasında dikkat edilmesi gereken şartlar vardır. Mesela ; Fakir için ev çok değerlidir. Fakat zengin kimse zekatının yerine fakiri evinde oturtamaz. Zekat verilecek mallar üzerindeki nisab miktarları da değişkenlik göstermektedir. Bunlar;

 

  • Altın, gümüş, para ve menkul değerler, Ticari değerde mallar için verilecek zekat oranları: 1\40 yani %2.5 verilir.
  • Sığır, manda gibi büyük baş hayvanlarda zekat oranları: 1\30
  • Deve: Her 5 deve için bir keçi veyahut bir koyun verilir.
  • Toprak mahsulleri: 1\10 oranında verilir.
  • Kırk koyunun zekatı bir koyun olarak hesaplanır ve verilir.
  • Yüz yirmi bir koyun; iki koyun olarak hesaplanır ve
  • İki Yüz Üç Koyun; üç koyun olarak hesaplanır ve verilir.
  • Üç yüz bir koyun; dört koyun olarak hesaplanır ve verilir.

Toplumdaki Gelir Adaletsizliğine Çareler

Toplumdaki Gelir Adaletsizliğine Çareler Düşünerek Fikirlerinizi Sınıf Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

 

Gelir, insanların geçimini sağlamak için çalıştıkları işin ve emeğin karşılığında ihtiyaçlarını karşılamak için kullandığı ücretidir. Maalesef ki ülkemizde en çok çalışanlar genel olarak çok daha az ücret almaktadırlar. İşverenler firmalarının sağlamış olduğu kârlardan işçilerine pay vermek istemezler. Hâlbuki işçilerinin alın teri karşılığında para kazandıklarını göz ardı etmeseler az da olsa kardan pay verseler kısmen aldıkları ücret yükseldiği için küçükte olsa bir adalet söz konusu olabilir.

 

Az gelirli vatandaşı en çok etkileyen konulardan biri de vergilerdir. Asgari ücretten bile gelir vergisi vs gibi pek çok vergin kesintisi yapılarak küçük olan maaşlar daha da küçültülmektedir. Zenginlerin vergilerini düzenli ödemeleri sağlanarak ve az ücretle çalışanlardan bu vergiler alınmayarak az da olsa bir fayda sağlanabilir. Geliri düşük olan vatandaşlara sağlanacak vergi muafiyeti sayesinde dar gelirli olan vatandaşın alım gücüne olumlu katkılar sağlanabilir.

 

Her geçen gün yükselen hayat pahalılığı karşısında az gelirlinin maaşları hızla erirken zenginlerin gelir kaybı neredeyse söz konusu değildir. Devletin doğru fiyat politikaları uygulayarak düşük gelirli olan vatandaşlarını koruma altına alması gerekmektedir.

 

Ayrıca dar gelirli vatandaşlara eğitim, sağlık, gıda ve barınma gibi konularda devlet desteği sağlanmalıdır. Asgari ücret, zenginler için çerez parası bile sayılmaz iken bu küçük ücretle insanlar çocuk okutmaya ve tüm yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadırlar. Bu nedenle kesinlikle gelir adaletini sağlamaya yönelik çalışmalarda ilk sıraya bu destekler konularak dar gelirli vatandaşların rahat bir nefes alması sağlanmalıdır.

Yardımlaşmanın Azalması Toplumda Ne Gibi Sonuçlar Doğurur?

Sizce Yardımlaşmanın Azalması Toplumda Ne Gibi Sonuçlar Doğurur?

İnsanın var olduğu toplumlarda yardımlaşma son derece önemlidir. Yardımlaşmak elinizde olanı ihtiyacı olanla paylaşmak demektir. Yardımlaşma sayesinde toplumlarda bir denge oluşturulmaya çalışılmaktadır. Toplumlarda yardımlaşma güveni artırmaktadır. İnsanları birlik ve beraberliğe sevk etmektedir. Ancak toplumda yardımlaşmanın azalması demek pek çok güzelliğin ortadan kaybolması demektir.

 

Yardımlaşma sayesinde insanlar etrafındaki ihtiyaç sahiplerini bilir ona göre doğru insanlara yardımlar ulaştırabilirler. Ancak günümüzde site yaşantısı ve insanların birbirlerine karşı güvenlerinin azalması nedeni ile ihtiyaç sahibi insanlar kaderlerine terk edilmektedir.

Yardımın ulaşmadığı pek çok aile açlık ve yoksullukla mücadele etmektedir. Hatta bazı ailelerde yoksulluk hısızlık yapmaya ve kötü madde satışına kadar uzanmaktadır. Toplumda var olan ihtiyaç sahiplerini görmezden geldiğinizde onları otomatik olarak çaresizlik ile baş başa bırakmış oluyorsunuz.

 

Düşünün ki kanser tedavisi gören ve ilaçlarını alamayan bir hasta var. Yaşadığı toplumda var olan zenginler ona kolaylıkla bu ilaçları alıp ona yaşaması için yardımcı olabilirler. Ancak kimse onu bilmediği ve görmediği için ölümle yüz yüze kalabilmektedir.

 

Maddi durumu çok iyi olmayan aileler çocuklarını maalesef erken yaşta çalışma hayatına dâhil etmektedir. Hâlbuki bu çocuklara burs sağlanarak vatanına hayırlı birer evlat olarak yetişmesi sağlanabilir.

 

Tüm bu değindiğimiz küçük noktalar toplumun kanayan yaraları olarak sürüp gidiyor. Yardımlaşmanın azalması demek yaşanan bazı hayatların kaybolmaya mahkûm edilmesi demektir. Bu nedenle toplumlarda yardımlaşma her zaman önem verilen konuların başında yer almalıdır.

Sizce para dışında ne gibi şeyler paylaşılabilir?

Paylaşmak, maddi ya da manevi fark etmeksizin sahip olunan imkanları diğer insanlarla bölüşmek demektir. Topluma dikkatle bakıldığında her şeyin bir paylaşım üzerine kurulduğunu söylemek mümkündür. İnsanlar tüm ihtiyaçlarını tek başına karşılayacak durumda değildir. Bir noktada başka bir insana ihtiyaç duyacaktır. İster maddi ister duygusal yönden olsun. Para dışında da paylaşılacak pek çok şeyimiz vardır.

 

  • Birikimler: Bilgi ve görgü birikimleri insanlarla paylaşabileceğimiz çok değerli unsurlardır. Kültür aktarımı da bu paylaşımın kapsamında sayılabilir. Tecrübeler en iyi öğretmendir ve bu öğretmenden alınan derslerin başkalarının yolunu aydınlatması da mümkün olabilir.
  • Mutluluklar: Mutlulukların paylaştıkça çoğaldığı söylenmektedir. Mutlu etmek ve mutlu olmak kavramları da bir nevi paylaşımdır. Mutluluklarda diğer insanların rolünden bahsedebiliyorsak eğer, paylaşımdan da bahsedebiliriz.
  • Kederler: Üzüntü paylaştıkça azalır cümlesinin doğruluğu tartışma konusu olsa bile, kişinin kederini paylaştığında rahatlayacağı bir gerçektir. Zira insana verilen pek çok yük, tek başına taşımak için ağırdır.
  • Sevgiler: Sevdiğimiz pek çok insanı ya da nesneyi, öyle ya da böyle başkalarıyla paylaşırız. Bu bizden bir eksilme yaratmadığı gibi mutlulukta olduğu gibi sevginin de çoğalmasını sağlar.
  • Sırlar: Sır, yapısı itibariyle paylaşılmaması, bilinmemesi gereken bir şey olsa bile  en çok paylaşılan şeylerden bir tanesidir. İnsan toplumun bir ürünüdür ve her şeyde olduğu gibi sırlarını da paylaşma güdüsü duyabilmektedir.

 

Tarihsel süreçte bakıldığında, para paylaşımının çok daha geç olduğunu söyleyebiliriz. İnsanlar önce mallarını paylaşmış, bilgilerini paylaşmış, silahlarını paylaşmış ve bu paylaşımların bir bütünü olarak da topluma şimdiki halini vermişlerdir.

Sizce Kabe Ne Zaman İnşa Edilmiştir

Kabe’nin inşası bana göre insanlık tarihi kadar eskidir. İlk insan Hz. Adem’le birlikte inşa edildiği mantıklı gelmektedir. Ancak güvenilir kaynakların ne söylediği bu konuda daha etkilidir.

 

İslami kaynaklara göre Kabe’nin ilk inşası Hz. Adem’le birlikte yapılmış fakat zamanla yıpranmış ve yok olmuştur. Sadece temelleri kalan Kabe Hz. Şit Peygamber tarafından yeniden inşa edilmiştir. Sonrasında Nuh Tufanı sırasında kumlara gömüldüğü bilinmektedir. Kur’an’da geçen ayete göre bundan sonraki inşa Hz. İbrahim (a.s) ve oğlu İsmail (a.s) tarafından yapıldığı bildirilmektedir. O zaman inşa edilen Kabe üzerinde zamanla restorasyon ve onarım çalışmaları devam etmiştir.

 

Sürekli tamir ve bakım yapılan Kabe üzerinde, Peygamber Efendimiz 35 yaşında iken yine onarım çalışması yapmıştır. Müslümanlar için kutsal kabul edilen Kabe Allah’ın Evi olarak bilinmektedir. Burada dünya malından ve çıkardan uzak Allah rızası için yapılan ibadetin kabul olunacağına inanılmaktadır. Müslümanların hac ve umre ziyaretini gerçekleştirdiği Kabe Mekke topraklarında bulunmaktadır. Peygamber Efendimizin ve sahabelerin ayak bastığı, ibadet ettiği bu topraklar Müslümanlar için manevi atmosferi yüksek bir yerdir. Kabe’ye hac ve umre ziyaretini yapmak için yıl içinde dünyanın her yerinden binlerce kişi bu topraklara akın etmektedir. İbadet ve huzurla geçen günlerin ardından Müslüman kimseler ebedi huzuru elde etmektedir. Bu huzura şahit olan Müslüman kimseler bu ziyareti tekrar etmek istemektedir.

Sizce Hangi Mallardan Zekat Verilir?

Zekât zenginlerin mallarının veya paralarının kırkta birini ihtiyaç sahiplerine vermeleridir. Ancak kuran-ı Kerimde açık açık bu mallar ve paralar konusunda bir açılım yapılmamıştır. İslam dininde zenginlerin elinde bulunan para, altın, gümüş, ev, arazi gibi tüm varlıkların zekâtı verilmektedir. Ancak zekata konu olan gayri menkuller yerine onun değeri hesaplanarak para, altın vs verilmesi dinimizce uygun görülmektedir.Hatta maaşlı çalışanların bile borçlarını ve genel ihtiyaçlarını düştükten sonra kalan maaşlarından kırkta birini zekât olarak verebilecekleri bilinmektedirler.

 

Zekât zengin ve fakir arasında bir denge bir bağ kurmaktadır. Kırk koyunu olan birinin birini ihtiyaç sahiplerine vermesi hem onun Allah’ın rızasını kazanmasını sağlar hem de ihtiyaç sahibine dilerse büyütüp sütünü alabileceği dilerse de et olarak yiyebileceği bir seçenek sunulmaktadır.

 

İslam dini çok ince ayarlar üzerine kurulmuş bir dindir. Bir rivayete göre geçmişte develeri olan kişiler erkek develerinin zekâtını verecekleri zaman bunu dişi deve olar ihtiyaç sahiplerine verirlermiş. Eğer dişi devesi de yok ise devenin ederi kadar altın veya gümüş verilir yerine başka bir mal verilmez imiş. Dişi deve ile ihtiyacı olan kişinin geçimine katkı sağlamak istenmektedir.

 

Sadece ramazan ayında insanların aklına gelen zekât ibadeti aslında yılın her döneminde yapılmalı ve zenginin ile fakirin arasındaki uçurum az da olsa kapatılmaya çalışılmalıdır. Mallarının kırkta birini kardeşine hediye eden bir kulun malı eksilmez aksine Allah katında kazanacağı sevaplar çoğalır. Ancak paylaştığınız zekât ihtiyacı olan kardeşinizin bir derdine deva olabilir.

Sizce Çevrenizdeki İnsanların Ramazan Ayına Büyük Önem Vermesinin Sebebi Nedir?

Müslümanlar için Ramazan ayı oldukça önem arz etmektedir. Kuran- Kerimi Ramazan ayında indirilmeye başlanmıştır. İnançlı olan her insan bu ay içerisinde ibadetlerini çok daha hassas bir şekilde yerine getirmektedir. Müslümanlar için bu kutsal ay Kuran ayı olarak da bilinmektedir.

 

Dünya üzerinde yaşayan tüm Müslümanlar bilir ki Kuran-ı Kerim Kadir Gecesinde yeryüzüne indirilmeye başlanmıştır. Ramazan ayının son on günü içerisinde aranması uygun görülen bu gecede Müslümanlar çok daha fazla dua ve ibadet ederler. Bin aydan hayırlı olan bu gecede insanlar ibadethanelere akın etmektedirler.

 

Ramazanı önemli kılan etmenlerden bir diğeri ise İslam’ın beş şartından biri olan ‘Oruç’ ibadetinin bu ayda yapılıyor olmasıdır. Müslümanlar Ramazan ayını 30 gün boyunca oruç tutarak geçirmektedirler. Çünkü İslam’da oruç bedenin zekâtı olarak görülmektedir. Bu nedenle bu özel ayda tüm Müslüman âlemi oruçtur.

 

Ayrıca Müslümanlar ramazan ayında sabır ve nefse hükmetmeyi de öğrendikleri için de bu aya değer vermektedirler. Tokların açların halinden anlamasına bu ay vesile kılınmıştır. Zengin fakir tüm kullar akşam ezanına kadar aç ve susuz kalarak oruç ibadetini yerine getirmektedirler.

 

Bir rivayete göre ise ramazan ayında tüm şeytanlar cehennemde zincire vurulmaktadır. Böylelikle ibadetlerini yerine getirmek için çabalayan kulların kötülüklerden korunması hedeflenmektedirler.

 

Ramazan bir Müslüman için diğer aylardan farklı yaşanan tek aydır. Dua kapılarının sonuna kadar açıldığı ve İslam’ın şartlarından oruç ibadetinin sağlıklı insanlar tarafından yerine getirildiği zengin fakir ayrımı olmaksızın yapılan tek ibadet olması sebebi ile insanların hassasiyet gösterip önem verdiği aydır.

Sizce Bir İbadeti Zamanında Yapmamak Ne Gibi Sonuçlar Doğurur?

İbadet etmek her kullun Allah’a karşı görevlerinin başında gelmektedir. Allah’ın rızasını kazanmak isteyen tüm kullar ibadetlerini düzenli olarak yerine getirmeye çalışmaktadır. Çünkü ibadetlerde düzen ve süreklilik oldukça önemlidir. Allah ibadetlerin sürekli olarak yapılmasını emretmektedir.

 

Sürekli yapılması istenilen ibadetlerin başında ise namaz gelmektedir. Namaz günde beş vakitte yerine getirilmektedir.  Her ezan okunduğunda Müslümanlar bu ibadetlerini yerine getirmektedir. Ancak ibadetleri zamanında yerine getirmenin nasıl mükâfatı var ise ibadetleri zamanında yapmamanın da bir takım sonuçları olmaktadır.

 

Bir ibadetin vaktinde yapılması eda etmek, vaktinden sonra yapılmasına ise kaza denir. İbadetini kazaya bıraktıktan sonra bile yerine getirmeyen kullar günah işlemektedir. Bilerek ibadetin yapılmaması ise haram kılınmıştır. Dinimizde ibadetleri için uyuma, unutma gibi durumlar mazeret olarak kabul görmektedir. Bu durumlardan birini yaşayan kişi daha sonra ibadetini kaza ederek yerine getirebilir.

 

İbadetlerini her zaman ve vaktinde eda eden kullar Allah’ın rızasını kolaylıkla kazanırlar. Sevapları ibadetleri ile çoğalmaya devam eder. İslam dini tembelliği sevmemektedir. Bu nedenle zamanında ibadetlerini yapmak Müslümanlar için çok önemlidir. Oruç, namaz gibi belli zamanlarda yapılan ibadetlerde kesinlikle takdir edilen zamanda bu ibadetler yerine getirilmektedir. Müslümanlar ibadetlerini zamanında yapmadıklarında günaha girdiklerini çok iyi bilmektedirler. Bu nedenle ibadetleri Müslümanlarda çok küçük yaşlardan itibaren öğretilerek bir yaşam tarzı haline getirilmeye çalışılmaktadır. İbadette devamlılık esas olduğu için yaşam tarzı haline getirilen ibadetlerde aksama söz konusu olmamaktadır.

Sabır ve İradenin İnsan Hayatındaki Önemi Nedir?

Sabır genel olarak telaşa kapılmadan kararlı bir şekilde acılara veya yaşanan olaylara tahammül etme yeteneğidir. İrade ise bazı olaylar karşısında insanın kendi karar verme yeteneği olarak tanımlanmaktadır.

 

Bu iki kavram birbirini tamamlayan unsurlardandır. Sabır ve irade insan hayatını kolaylaştırmak için kişilerin yaşantılarında kesinlikle var olmalıdır. Sabırlı ve irade sahibi olan insanların yaşantıları daha az sorunlu olabilmektedir. Yaşanan her olay karşısında sabır göstermek insanları çok daha fazla olgunlaştırmaktadır.

 

Toplumda yaşamak zorunda olan insan kararlarını kendi iradesi ile alarak kötülüklerden kendini ve çevresini koruyabilir. Aklını iyi kullanan insanlar genel olarak yaşanan kötü olaylar karşısında sabrını göstererek kazan taraf olurlar. Ancak iradesini kullanmayan kişiler ise hata yapabilmektedirler. Bu nedenle irade ve sabır insanı insan yapan en önemli erdemlerdendir.

 

Elbette insanlar hayatlarında toplumda yaşadıkları olaylardan çok daha acı olaylarda yaşayabilmektedirler. Mesela yakınlarını kaybeden kişiler derin üzüntü yaşamaktadırlar. Ancak yaşanan kaybın ardından Allah’a isyan etmeden sabır göstermeye çalışmaktadırlar. Yaşadıkları bu üzüntüye sabır gösterenler için Allah katında mutlaka bir mükâfat söz konusudur.

 

Peygamber efendimiz oğlunu kaybetmiştir. Ancak yaşadığı bu acı verici durum karşısında Allah’a sığınmış ve sabır göstermiştir. Dünya üzerinde yaşanabilecek en büyük acılardan biri olan evlat acısına sabır göstermek çok büyük bir erdem göstergesidir. Bu nedenle yakınlarını kaybeden kişilere Allah sabır versin temennisinde bulunulur.