Yazının icadı insanların hayatında ne gibi değişiklikler meydana getirmiş olabilir?

Yazının icadı insanların hayatında ne gibi değişiklikler meydana getirmiş olabilir? Düşüncelerinizi yazınız.

 

İnsanlar yazıdan önce sadece sözle ve şekiller ile her şeyi anlatıyordu. Ama hiçbir şey kayıtlı ve kalıcı hale gelmiyordu. Mesela keşfedilen bir şey bir zaman sonra unutuluyordu. Ama yazı icat edilince insanların hayatına büyük katkısı oldu. İnsanlar daha rahat ifade etmeye ve öğrenmeye başladı. Yazının kullanımı geliştikçe daha önemli icatlara ve fırsatlara ulaşıldı.

 

Bilim, fen ve sanatın gelişmesi için yazı en önemli icat oldu. Bu nedenle Sümerliler yazıyı bulduklarında en büyük devletlerden birisi haline geldi. Sümerler’den bugüne kadar yazı her dilde kullanılmış ve değişmiştir. Yazıyı yaygın şekilde kullanmaya başlayan insanlar sonrasında sonraları milletler tarihlerini öğrenme şansını buldular. İnsanlar yaşadıklarını, hissettiklerini ve öğrendiklerini yazdıkça geleceğe ulaştırabildiler. En önemli konu olarak yazı kitapları getirmiş ve kitaplar da öğrenmeyi arttırmıştır.

 

İnsanlar yazıyı kullandıkça ülkelerinden çıkmaya ve daha fazla insana ulaşmaya başlamıştır. İletişim daha kolay olmuş ve gelişim daha hızlı hale gelmiştir.

 

Bu gelişim siyasi, sosyal, ekonomik ve sağlık alanında yapılacak yeniliklere zemin oluşturduğu gibi o dönemlerde yaşanan olaylar hakkında da daha fazla bilgiye ulaşmamız hep yazının icadıyla birlikte gerçekleşmiştir.

Günümüzde bilgiyi depolama araçlarını düşünerek gelecekte ne tür araçlar kullanabileceğimiz konusunda tahminlerde bulununuz.

Günümüzde bilgiyi depolama araçlarını düşünerek gelecekte ne tür araçlar kullanabileceğimiz konusunda tahminlerde bulununuz.

 

Günümüzde neredeyse herkesin evinde bilgisayarlar bulunuyor. Herkesin cebinde de bir cep telefonu var. Bilgisayarlar ve cep telefonları içinde yer alan diskler ile bilgileri depolayabiliyoruz. Bunun dışında flash disk, CD, DVD veya harici hard disk gibi şeylerde kullanıyoruz. Bunların hepsini yanımızda taşıyarak istediğimiz her yerde de kullanabiliyoruz.

 

CD ve DVD çok fazla kullanılmamaya başlandı. Çünkü artık cebimizde bile taşınan küçücük flash diskler var. Anahtarlık kadar küçük olan bu diskler artık daha da küçülüyor. Gelecekte büyük ihtimalle daha da küçülecekler. Belki de hiç taşımamız gerekmeyecek. Çünkü teknoloji şimdiden internet üzerinde bulut denilen depolama alanları da sağlıyor.

 

Geleceği düşündüğümüzde sadece internet üzerinde bulunan bilgi depolama alanlarını dünyanın neresinde olursak olalım kullanabileceğiz. Bu araçları belki de sadece parmak izi ile birlikte kullanabiliriz. Mesela kablosuz ve temassız diskler ile hiç dokunmadan bilgiyi aktarma şansımız bile olabilir. Bu düşündüklerimiz sadece birkaç sene içinde gerçek olabilir.

Sicilya ve Kapadokya ile ilgili bilgileri okuyunuz.

Sicilya ve Kapadokya ile ilgili bilgileri okuyunuz. Buraların yerleşim yeri olarak seçilmesinin sebeplerini aşağıdaki nokta ile belirtilen boşluklara yazınız.

 

Eskiden göçe olarak yaşayan birçok topluluk daha sonra yerleşik düzene geçerek devletlerini kurmuştur. Kendilerine yeni bir devlet kurmak için çıkan bu topluluklar halkın huzurlu ve rahat yaşayabilmeleri için en uygun yerlerde yaşamayı tercih etmişlerdir. Bu yerleşim yerlerinden biri de Sicilya ‘dır. Diğer bir bölge ise Kapadokya’dır.

 

Sicilya’nın yerleşim yeri olarak seçilmesinin nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

Özellikle Cilalı Taş Dönemi denen Neoltik dönemde insanlar daha çok deniz kıyısına yakın yerlerde yerleşmeyi uygun görmüştür. Bunun nedeni ticaretin deniz yollarıyla yapılmasıdır diyebiliriz.

 

Özellikle Akdeniz kıyısındaki adalar o dönemde en hareketli denizyolu ticaret bölgesiydi. Sicilya’da Akdeniz’deki adalardan biri olduğu için insanlar Sicilya’yı yerleşim yeri olarak seçmiştir.

 

Kapadokya’nın yerleşim yeri olarak seçilmesinin nedenleri ise şunlardır:

Kapadokya Bölgesi Kızılırmak nehrinin kıyısında yer alan ve Türkiye’nin en büyük ikinci su havzasının bulunduğu bölgedir. Ayrıca İpek yolu gibi çok önemli bir ticaret yolunun da tam üzerinde yer alıyordu.

 

Kapadokya’nın yerleşim yeri seçilmesinin en büyük etkenlerinde biri de işte bu su kenarında olması ve ticaret yollarına ulaşımın kolay olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü insanlar hem ekonomik hem ticari hem de beşeri ihtiyaçlarını bu tür yeryüzü şekilleri uygun olan bölgelerde yaşayarak hayatlarını daha rahat ve sorunsuz yaşamaya başlamıştır.

Yaşadığınız çevredeki tarihi eserler size göre hangi amaçlarla yapılmış olabilir?

Yaşadığınız çevredeki tarihi eserler size göre hangi amaçlarla yapılmış olabilir? Söyleyiniz.

 

Çevremizde ki tüm tarihi eserler o dönemin insanlarının belli ihtiyaçlarını karşılamaları için yapılmıştır. O zamanı düşündüğümüz de ulaşım, konaklama, yeme içme ve eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanması için baştaki hükümdarlar ülkenin belli yerlerine çeşitli esreler yaptırmıştır.

 

Biz Edirne’de yaşıyoruz ve burası bir dönemler Osmanlıya başkentlik yapmış bir şehir. Bu nedenle birçok tarihi eser bulunmakta. Özellikle Mimar Sinan’ın ustalık eserim dediği Selimiye Camii tam bir şaheser diyebilirim. Selimiye cami ve diğer tarihi camiler insanların ibadet etmeleri için yapılmış. 21. Yüzyılda olmamıza rağmen hala bu camilerde ibadet edilebilmektedir. Ayrıca yapılan kervansaraylar o dönemde ticaret yapan kişilerin konaklama v e yemek yeme ihtiyaçlarını karşılamaları için inşa edilmiş. Şuan bir kısmı müze olan bu kervansaraylar da çeşitli dükkânlar bulunmakta.

 

Diğer yapılan tarihi eserler ise şadırvanlar. Şadırvanlar camilerin bahçesinde bulunan ve kişilerin hem abdest almalarını hem de su içmeleri için yapılmış. Bunlarla birlikte yol kenarlarında ve şehrin belli bölgelerindeki çeşmeler de hala insanlar tarafından kullanılıyor. Yapıldığı dönemde halkın su ihtiyaçları sadece bu çeşmelerden ve açtıkları kuyulardan karşılanıyordu.

 

Edirne’de yapılan diğer tarihi eserler ise taş köprüler. Bu köprülerin ilk yapıldığında savaşa giden ordunun rahat bir şekilde cepheye ulaşması için yapılmış. Ayrıca bir yerden bir yere gidecek olan halkın da ulaşımı oldukça kolaylaşmıştır. Genellikle eski camilerin bahçelerinde olan tarihi mezarlıklarda o dönemde yaşayan âlimlerin defnedilmeleri için hazırlanmıştır.

 

Ülkemizin her bölgesi tarihi eser bakımından oldukça zengin. Yapılan saraylar, hanlar ve hamamlar oldukça fazla. Saraylar devletin idaresi ve baştaki padişahın evi olarak kullanılmış. Hamamlar insanların yıkanmaları ve kişisel bakımları için yapılmış. Görüldüğü gibi insanların ihtiyacı olan her şey için bir yapı inşa edilmiştir.

Osmanlı Dönemindeki ve günümüzdeki aile ve mahalle yapısındaki benzerlik ve farklılıklar nelerdir?

Osmanlı Dönemi’ndeki ve günümüzdeki aile ve mahalle yapısındaki benzerlik ve farklılıklar nelerdir? Tartışınız.

 

Osmanlı Döneminde mahalle kavramı toplumsal birliğin temsili olarak kabul ediliyordu. Bu nedenle mahalle ve aile birliğine çok önem veriliyordu. Her mahallede dayanışma ve yardımlaşma her zaman ön plandaydı ve insanlar birbirleriyle çok iyi ilişkiler içindeydi. Özellikle düğün, cenaze vb. törenlerde bu yardımlaşma ve dayanışma çok daha fazla ön plana çıkarak adeta bir imece usulüyle hareket edilirdi. Maddi durumu zayıf olan ailelerin bu merasimlerdeki masrafları da tüm mahalle tarafında karşılanarak mükemmel bir komşuluk örneği sergileniyordu.

 

Osmanlı Dönemi’ndeki aile ve mahalle yapısı günümüzle kıyaslandığında bazı benzerlikler ve farklılıklar göze çarpar.

 

Benzerlikler şunlardır:

  • Hala mahalle yapısı ve aile yapısı devam etmektedir.
  • Osmanlı dönemindeki dayanışma ve yardımlaşmalar kırsal kesimlerde ağırlıklı olmak üzere birçok bölgede devam etmektedir.
  • Düğün, cenaze vb. merasimler ufak tefek değişikliklere uğrasa da halen devam etmektedir.

 

Osmanlı Dönemi’ndeki ve günümüzdeki aile ve mahalle yapısı arasındaki farklara gelince;

  • Özellikle büyükşehirlerde dayanışma azalmıştır.
  • Mahalleler nüfus olarak çok arttığı için insanlar birbirlerini pek tanımazlar.
  • Kış hazırlıkları daha önce mahalleliler tarafından imece usulü yapılırken günümüzde herkes kendi başına yapıyor ve bunun için çoğu kişi kendi memleketine giderek bu hazırlıklarını tamamlıyor.
  • Siteler, apartmanlar ve yüksek gökdelenlerde yapılan evler sayesinde komşuluk yok denecek kadar azdır. Aynı binada 60 aile oturuyor ama ne yazık ki kimse kimseyi tanımıyor. Asansörde vb yerlerde karşılaşan komşular birbirlerine selam bile vermiyorlar.
  • Yaşlı kişiler toplumdan soyutlanmış ve yalnızlığa itilmiştir. Hatta birçok yaşlı kişi evlatları tarafından terk edilmekte veya huzurevlerine bırakılmaktadır. Böylece aileler parçalanmaya başlamıştır.
  • Yardıma muhtaç kişiler artık bireysel yardımlar azalmış ve herkes kendi halinde yaşamaya başlamıştır. Muhtaç kişilere yapılan yardımlar çeşitli yardım kuruluşları ve devlet kurumları tarafından yapılmaya başlanmıştır.

Çevrenizdeki belediyeler veya dernekler tarafından hayvanları korumak için yapılan çalışmalar var mı?

Çevrenizdeki belediyeler veya dernekler tarafından hayvanları korumak için yapılan çalışmalar var mı? Örnekler veriniz.

 

Son yıllarda özellikle sokak hayvanlarına olan önem artsa da bazı sorumsuz kişiler maalesef hayvanlara işkenceye varan davranışlarda bulunabilmekte. Hayvanların yaşadıkları bu mağduriyetler sosyal medyada da paylaşılarak sokak hayvanlarına karşı duyarlılık arttırılmaya çalışılıyor. Ayrıca hayvanları koruma derneklerinin çeşitli etkinliklerle ve başlattıkları sosyal sorumluluk projeleriyle de hayvan hakları sık sık gündeme taşınıyor.

 

Belediyelerin ve derneklerin hayvanları korumak amacıyla yapmış olduğu diğer faaliyetler şöyle sıralanabilir:

  • Hayvan barınaklarının sayısı arttırılmaya çalışılıyor.
  • Özellikle kimsesiz hayvanların sahiplenilmesine yönelik çalışmalar yapılıyor
  • Sokak hayvanlarının soğukta yiyecek bulabilmeleri için belli noktalara yemek bırakılma çalışmalarına özen gösteriliyor.
  • Birçok veteriner hekim ücretsiz sağlık hizmeti sunuyor.
  • Barınaklardaki hayvanların ihtiyaçlarının karşılanması için çeşitli faaliyetler düzenleniyor ve birçok hayvan sever bu barınaktaki hayvanlarla vakit geçirmek için sık sık ziyaretlerde bulunuyor.
  • Sokak hayvanları için birçok bölgede kermesler düzenleniyor.
  • Sosyal medya kanallarından hayvan haklarının önemine dair bilgilendirmeler yapılıyor.
  • Okullarda hayvan sevgisine dair bilgilendirmeler yapılıyor.
  • Sıcak havalarda hayvanların susuz kalmaması için çeşitli noktalara su bırakılıyor.

Osmanlı Devleti’nin armasında kullanılan simgelerin anlamları

Aşağıdaki Osmanlı Devleti’nin armasını inceleyiniz. Armada kullanılan simgelerin anlamlarını araştırarak yazınız.

 

Osmanlı Devleti’nin çok şaşalı ve gösterişli bir arması vardır. Bu armada kullanılan tüm sembollerin farklı anlamlar ifade ettiği bilinmektedir.  Osmanlı armasında 30 farklı sembol vardı ve her bir sembol farklı bir şeyi temsil eder. Osmanlı Devleti’nin armasında bulunan simgeleri tek tek incelediğimizde şu bilgilere ulaşırız.

 

Armada bulunan;

 

Güneş: Padişahın ve Osmanlı Devletinin gücünü temsil eder. Ayrıca tüm yönetimin padişahın elinde olduğunu temsil etmektedir.

Yeşil Sancak: Osmanlı padişahının hilafet makamında olduğunu ve bu yeşil sancağında hilafet simgesi olduğudur.

Kırmızı Sancak: Muzaffer Türk ordusunu temsil eder.

Terazi: Adaletin sembolüdür.

Tuğranın altındaki ay: Bu sembolde dünyadaki tüm Müslüman âleminin koruyucusu olduğunu gösterir.

Madalyonların bulunduğu aksamlar: Türk kültürünün ne kadar çeşitli olduğunu gösterir.

Tuğranın altında hilal için azan Arapça: Osmanlı devletinin hükümdarlarının sadece Allah’ın yardımıyla hüküm sürdüğünün simgesidir.

Top gülleleri, kılıçlar ve diğer askeri silahlar ise, toplum olarak asker bir millet olduğumuzu göstermektedir.

Seyahat özgürlüğümüzün kısıtlandığı bu gibi durumlarda yaşayabileceğimiz olumsuzluklar neler olur?

Seyahat özgürlüğümüzün kısıtlandığı bu gibi durumlarda yaşayabileceğimiz olumsuzluklar neler olur? Düşüncelerinizi söyleyiniz.

 

İnsanların seyahat etme özgürlüklerinin elinden alınması en başta psikolojik olarak çok etkilenmelerine neden olur. Daha sonra ekonomik ve sosyal olarak da olumsuz etkileri görülür. Baskı altında tutulan insanlar kendilerin esir gibi hissedecekleri için ruhsal sorunlar yaşamaya başlar ve bu durumu çevrelerine de yansıtırlar. Böylece toplumsal kargaşa yavaş yavaş kendini gösterebilir.

 

İnsanın içinde özgür olma duygusu vardır. Bu da zaman zaman farklı yerlere seyahat etmek istemelerini ortaya çıkarır. Seyahat etmeleri kısıtlandığında istedikleri eğitimi alamayacakları gibi son gelişmelerinde uzağında kalacaklardır.

 

Ayrıca beslenme, giyinme ve barınma gibi ihtiyaçlarını almak için insanların özgürce dışarıya çıkması ve istedikleri yerlerden alışveriş yapma imkânına sahip olması gerekir. Bunun aksi bir durumda kölelik düzeni hakim olur ve bu da insanların daha içe kapanık veya daha agresif davranışlar sergilemelerine yol açabilir.

 

Kısacası insan hak ve özgürlükleri bağlamında değerlendirecek olursam kişilerin seyahat etme özgürlüğünün kısıtlanması demek geriye dönüş ve ilkelliğe tekrar adım atılmış olur. Çağın gerektirdiği hiçbir yenilikten haber alınmayacağı gibi sağlık ve eğitim alanlında yapılan yenilikleri takip etmek imkânsızlaşır. Bu nedenle her ne şekilde olursa olsun. Asla seyahat özgürlüğü engellenemez.

İnsanlar yerleşecekleri bölgeleri seçerken neye göre hareket ederler?

İnsanlar yerleşecekleri bölgeleri seçerken neye göre hareket ederler? Söyleyiniz.

 

İnsanların yerleşecekler yerleri seçerken dikkat ettiği hususlar bence yerleşme nedenlerine göre değişiklik gösterir. Şöyle ki; terör ve savaş olaylarından dolayı farklı bölgelere yerleşmeyi düşünen kişiler çok fazla bir kriter aramazlar. Onların önceliği güvenli ve huzurlu bir ortamdır. Bundan sonra diğer seçenekleri dikkate alırlar.

 

Ancak ekonomik sebeplerle yer değişikliği yapmayı düşünen kişilerin önceliği güvenlik ve huzur olsa da, onlar iş olanaklarının çokluğuna, ekonomik faktörlere, ev kiralarına, eğitim kurumlarının çeşitliliğine, ulaşım imkânlarına bakarak tercih yapmayı uygun görürler.

 

Eskiden insanlar su kanallarına ve tarım arazilerinin verimliliğine de baksa da günümüzde teknolojinin gelişimiyle birlikte ilk kriter daha iyi şartlar yaşamak için ekonomik etkenler önceliklidir diyebilirim.

 

Bazı kişilere şehrin kalabalığından ve gürültüsünden uzaklaşmak ve daha güzel bir emeklilik hayatı sürmek için yerleşecekleri bölgelerin doğal güzelliklerine bakarlar. Öğrenciler sosyal hayatın çeşitliliğine ve alacakları eğitimin kalitesini göz önünde bulundurarak farklı bir bölgeye gitmeye karar verirler.

 

Tüm bu belirttiklerim gibi insanlar hayat döngülerini kendilerinin belirledikleri amaca göre yaşamak isterler ve tüm bunları değerlendirerek bir karar verirler. Bu verdikleri karar neticesinde de yaşamak istedikleri yerleri belirler.

Aile büyüklerinizden bugün yaşadığınız şehre nereden ve hangi sebeple geldiğinizi öğrenin

Aile büyüklerinizden bugün yaşadığınız şehre nereden ve hangi sebeple geldiğinizi öğrenerek verilen boşluğa yazarak arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Biz aslında daha önce Edirne’de oturuyorduk. Orada kendimize ait evimiz ve küçük bir çiçekçi dükkânımız vardı. Ancak babamın işlerinin iyi gitmemesi sonucu çiçekçi dükkânını kapatmak zorunda kaldı. Her ne kadar kendi evimizde oturuyor ve kira vermiyor olsak da yine de büyük bir geçim sıkıntısı içine düştük. Bu nedenle babam İstanbul’a hamın yanına gelerek burada kendine iş buldu. Bizde birkaç ay sonra İstanbul’a taşındık. Okulum değiştiği için ilk başlarda zorlansam da hem arkadaşlarım hem de öğretmenlerim bana çok destek oldu ve buraya daha kolay alıştım diyebilirim.

 

Ailemdeki dedelerim ve büyükbabamın ailesi halen Edirne’de yaşıyor. Ancak onlarda Edirne’ye Yugoslavya ve Yunanistan’dan gelmişler. Tabi çok uzun yıllar önce. Daha Kurtuluş savaşı yılları diyebilirim. Hatta büyük büyük babaannem Atatürk’le aynı sokakta yaşıyorduk diye anlatırdı eskiden. Anne tarafım Selanik göçmeni baba tarafım ise Üsküp göçmeni. Bize daha çok muhacir ve Arnavut diye hitap ederler.

 

Büyük dedelerimin Türkiye’ye gelme sebebine gelince; Osmanlı Devleti’nin yavaş yavaş parçalanmaya başlaması ve o bölgelerde Türklere karşı yapılan zulümlerden kaçmak için Edirne’ye gelmişler. Tüm mal varlıklarını o topraklarda bırakarak yeni bir hayat kurmak için sınır bölgesi olan Edirne’ye yerleşmeye karar vermişler. Dedemin kardeşleri ise Bursa ve Adana’ya gitmişler.