Kalıp yargıya maruz kalmış, farklı kültür ve milletten insanlar bu durumdan nasıl etkilenir?

Kalıp yargıya maruz kalmış, farklı kültür ve milletten insanlar bu durumdan nasıl etkilenir? Yazınız.

 

Kalıp yargı, bir nesne ya da gruba yönelik düşünce boşluklarını dolduran, böylece onlar hakkında karar almayı kolay kılan, önceden oluşturulmuş izlenim ve atıflarla zihnimizde oluşturduğumuz düşüncelerdir.

 

Kalıp yargıların bir grubu diğer gruplardan olumsuz ya da olumlu bir biçimde farklılaştırma, ayırma gibi işlevleri vardır. Bu işlevler sosyal çevreyi bizler için daha basit şekilde tanınır hale getirebilir ancak bunu yaparken önyargıya da zemin hazırlamış olurlar.

 

Bir örnek ile değinecek olursak; Amerika’da sadece renklerinden dolayı 1877 ve 1950 yılları arasında 4.000’den fazla insan linç edilerek öldürülmüştür. Bunun temel nedeni 1865 yılında köleliğin yasaklanmasından sonra 73 yılda siyah Amerikalıların temel hak ve hürriyetlerini aramasıdır.

 

Bu örnek ile de anlayacağımız gibi bir yanlıştan dönülmüş, ancak yıllardır süregelen önyargılar kalıp yargıyı oluşturmuş ve siyah Amerikalılara karşı oluşan bu kötü kalıp yargı yıllar boyunca insanların haklarını aramak için canlarından olmasına neden olmuştur. Kalıp yargılar toplumu öylesine derinden etkilemiştir ki yüzlerce belki de binlerce yıldır topraklarında yerli olarak yaşayan siyah Amerikalılar, sadece ten renklerinden dolayı Amerika’da 100’den fazla yıl boyunca vatandaşlık hakkına dahi sahip olamamış, vatandaşlık ve seçme-seçilme hakkını ancak 1960’larda alabilmişlerdir.

Farklı kültürlere sahip insanlara yönelik kalıp yargıların toplumsal ilişkileri nasıl etkiler?

Farklı kültürlere sahip insanlara yönelik kalıp yargıların toplumsal ilişkileri nasıl etkileyeceği hakkındaki düşüncelerinizi yazınız.

 

Bizler yeterince dikkat etmesek de kalıp yargı, ön yargı gibi yanlış bağnaz görüşler maruz kalan insanların hayatını derinden etkilemektedir. Kalıp yargı ve önyargı toplumsal ayrımcılığın temellerini oluşturmaktadırlar. Çünkü ayrımcılık kavramı esas olarak insanlar arasındaki eşitlik fikri ve ilkesinden kaynaklanmaktadır.

 

Eğer biz tüm Almanların sarışın olması gerektiği gibi bir kalıp yargıya sahipsek ve bu konuda katı bir şekilde düşünceye sahipsek sarışın olmayan bir Alman belki de bu düşüncelerden dolayı kendini eksik ve zayıf hissedecek, bu konu ile ilgili hiç gereği olmasa da bir neden arayışına girecektir.

 

-‘’Tüm göçmenler uyumsuz ve kötü insanlardır’’

Güncel bir örnek ile konuya değinecek olursak; gerek medyada gerek ise toplumumuzda maalesef ki tüm göçmenlerin kötü ve uyumsuz insanlar olduğu, kötülüklerini gittikleri yerlere taşıdıkları, sanki ülkelerinde tümünün kötü şeylerle meşgul oldukları gibi bir kalıp yargı oluşmaktadır. Bunun sebebi bazı göçmenlerin ülkemizde illegal faaliyetler yürütmesi ya da yasa dışı işlere bulaşması, insanları rahatsız etmesi olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki aynı faaliyetleri, belki de daha kötülerini zaten kendi ülkemizde göçmen olmayan vatandaşlarımız yıllardır sürdürmektedir.

 

Bu örnekten de anlayacağımız gibi toplum, kalıp yargıları gerek medya gerek toplumsal kalıplar nedeniyle benimsemiş ve onu doğru gibi kabul etmiştir. Bu da göçmen statüsündeki insanların tümünü kötü bireyler olarak algılamamıza, bu göçmenlerin de kendilerini ikinci sınıf insan olarak görmelerine neden olmuştur.

 

Bu şekilde kalıp yargılarla hareket edildiğinde çevremizdeki her birey etkilenmekte ve özellikle çocuklar büyüklerini örnek aldıkları için aynı psikolojik ruh haline kolayca girebilmektedir. Bu nedenle çevremizdekiler örnek olmak adına bu kilere olan tutumlarımızı olumlu olarak değiştirdiğimizde toplum olarak da bu kalıp yargılardan bir nebze de olsun kurtulmuş olacağız.

Aşağıda verilen küresel sorunlardan birini seçerek bu küresel sorunun çözümüne yönelik geliştirdiğiniz çözüm önerilerinizi aşağıya yazınız.

Sınıfta arkadaşlarınızla gruplar oluşturunuz. Aşağıda verilen küresel sorunlardan birini seçerek bu küresel sorunun çözümüne yönelik geliştirdiğiniz çözüm önerilerinizi aşağıya yazınız.

 

(Küresel iklim değişimi, doğal afetler, açlık, terör, göç)

Yaşadığımız yüzyılda maalesef birçok küresel sorunlarla karşılaşmaktayız. Bunlardan en önemlisi küresel iklim değişimi, açlık, terör, göç ve doğal afetlerdir. Bu sorunların çözümüne katkı sunmak tüm dünya vatandaşlarının görevidir. Çünkü dünyada hep beraber yaşıyoruz ve dünyanın gelecek nesillere yaşanabilir bir şekilde bırakabilmek için hepimizin üzerine çeşitli görevler düşer.

 

Küresel sorunlarla ilgili hem dünyada he de ülkemizde birçok sivil toplum kuruluşu çalışmaktadır. Çoğu ülke de kendi politikalarını küresel sorunların giderilmesi amacıyla oluşturuyor ve tedbiriler almaya çalışıyor. Alınan bu tedbirlerin ne derece etkili olduğu tartışmalı olsa da yinede dünyamız için atılan adımların hepsi çok önemlidir.

 

Küresel İklim değişikliği: Küresel iklim değişikliği için yapılacak olanları ve alınacak önlemleri şöyle sıralamak gerekirse;

 

  • Atmosfere zarar veren maddelerin kullanımın azaltılması
  • Ağaçlandırma çalışmalarının çoğaltılması
  • Organik tarım ürünleri yetiştirmek
  • Rüzgâr ve güneş enerjisinden azami faydalanmanın sağlanması
  • Hayvan neslinin korunması gibi daha birçok önemle alınması gerekmektedir.

 

Doğal afetlerden korunmak için;

 

  • Tüm binaların depreme dayanıklı olarak inşa edilmesi
  • Zayıf zeminli topraklarda ve su kenarlarında yapılacak yapıların tüm yönetmeliklere uygun inşa edilmesi
  • Barajların çoğaltılması
  • Su kanalların doğru şekilde yapılması
  • Ormanların çoğaltılması gibi çeşitli önlemler alınarak doğal afetlerden korunabiliriz.

 

Açlık: Dünyada özellikle Afrika ülkelerinde milyonlarca insan açlık çekmektedir. Bununla birlikte savaş ve terör dolayısıyla da açlığa maruz kalan insan sayısı hiçte az değildir. Açlıkla mücadele eden ülkemizde ve dünyada birçok yardım kuruluşu olmasına karşın hala bu durum çözülmüş değildir. Bu nedenle açlık yaşanan bölgelere daha fazla maddi kaynak ayrılmalı ve o bölgelerdeki iş imkânlarının arttırılmaya çalışılmalıdır.

 

Savaş ve terör olaylarının kontrol alınmasıyla da bu bölgelerde yaşanan açlıkta ortadan kalkacaktır. Ayrıca gelişmiş ülkelerde yapılan yiyecek israfının önüne geçilerek de dünyada ki aç insanların sayısı azaltılabilir.

 

Terör ve Göç: Terör ve göçte küresel sorunların en önemlileri arasında yer alır. Dünyada her yıl milyonlarca insan terör mağduru olmakta ve dolayısıyla farklı ülkelere göç etmektedir. Dünyada ki savaş ve terör olaylarının bitirilmesi için ülkelerin azami gayret göstermesi gerekir. Böylece hem insan hayatı korunmuş olur hem de insanlar doğup büyüdüğü topraklardan göç etmek zorunda kalmazlar.

 

İnsanların göç etmesinin ikinci sebebi ise yaşadıkları bölgedeki ekonomik faktörlerdir. Yeterli ücreti kazanamayan çok sayıda kişi hem ülkelerinde ki farklı bölgelere hem de yurtdışına göç etmek zorunda kalmaktadır. Bu göçlerin önüne geçmek için o bölgelerdeki istihdamın arttırılması için acil önlem planlarının hayata geçirilmesi şarttır.

Bir konuşma sırasında jest ve mimikler kullanmak çok önemlidir diyen birinin bu düşüncesine katılıyor musunuz?

“Bir konuşma sırasında jest ve mimikler kullanmak çok önemlidir.” diyen birinin bu düşüncesine katılıyor musunuz? Sözlü olarak açıklayınız.

 

Kesinlikle katılıyorum. Her zaman konuşmanın ve diksiyonun önemli olduğu kadar, beden dilini kullanmanın da önemli olduğunu ve kimi zaman karşınızdaki kişinin, beden dilinin iyi kullanılması durumunda etkileyebileceğimizi düşünürüm. Konuşurken aynı zamanda mimik ve el hareketleri ile konuya daha hakim olduğumuzu belli edebiliriz diye düşünüyorum.

Bir metinde, atasözü, deyim ve özdeyişler kullanmanın metni zenginleştireceğini düşünüyor musunuz?

Bir metinde, atasözü, deyim ve özdeyişler kullanmanın metni zenginleştireceğini düşünüyor musunuz? Sözlü olarak açıklayınız.

 

Evet düşünüyorum. Yazacağımız yazıya uygun ata sözü ya da deyim kullanmamız, yazıyı okuyan her yaştan insana hitap edebilir. Orta yaşlı insanlar genellikle deyim ve ata sözü ile anlatılmak isteneni daha iyi anlayabilmektedir. Genellikle herkes günlük hayatta mutlaka konuşurken, anlatırken atasözü ya da deyim kullanıyor zaten. Çok bilinen deyim ve atasözlerinin anlamları günümüzde yeni nesil tarafından da bilinmekte ve kullanılmaktadır.

Ormanları korumak için neler yapılmalıdır?

Ormanları korumak için neler yapılmalıdır?

 

Ormanlar insanlar için dünyadaki en verimli oksijen kaynaklarından biridir. Mümkün olduğunda ormanda yer alan ağaçların korunması, ağaç dikilebilecek boş alanlara fidan dikilmesi ve oksijen kaynağının çoğaltılmasında katkı sağlanması gerekmektedir. Ormanlar piknik seven insanlar için vazgeçilmez yerlerden biridir. Ülkemizde ormana gitmekteki amaç genellikle yürüyüş ya da mangal yapmaktır. Mangal yapmaya giden kişilerin yakmış olduğu ateşlerin kontrollü yakılması, ateş ile ilgili işi bittiğinde ise yakılan ateşin tam olarak söndüğünden emin olmasında fayda görülmektedir. Piknik yapmak için giden kişilerin etrafı kirletmemeye özen göstermesi ve evlerine dönerken çıkan çöplerini toplayıp çöpe atmaları ormanları korumak için yeterlidir.

Son olarak ne zaman ve nereye yolculuk yaptınız?

Son olarak ne zaman ve nereye yolculuk yaptınız?

 

Geçtiğimiz yaz, Doğu Karadeniz turuna çıktım. Kendi aracımla yaptığım bu turu 1 hafta içinde toplamda 3500 km yol yaparak tamamladım. Tüm yorgunluğumu attığım bu tatilde belki de yaşarken cenneti gördüm diyebilirim. Ölmeden önce cenneti görmek deyimi tam olarak bu ve gitmeyen herkese mutlaka Doğu Karadeniz turu yapmalarını öneririm. Hayatım boyunca en keyif aldığım yolculuk ve tatillerden biriydi. Hatta bu geziyi bu tatillerin en başında sayabilirim. Herkesin bir hayali vardır tatil planları ile ilgili bu hayallerine bir de bu turu eklemelerini tavsiye ederim.

 

Araç ile gitmek düşüncesi bize önce yoruluruz düşüncesi ile korkutucu gelmişti fakat tur ile gidenlerin bu yöntemi tavsiye etmemesi ve istediğimiz yerde durup, istediğimiz otelde konaklamanın rahatlığı, dilediğimiz zaman yolculuk edip, dilediğimiz zaman mola vermenin avantajını düşününce oldukça cazip geldi. Bu turu yapmayı düşünenlere de bir tur şirketine bağlı kalmadan, imkan var ise kendi araçları ile gitmelerini tavsiye ederim.

Aşağıdaki israf davranışlarıyla ilgili çözüm önerilerinizi ilgili alana yazınız.

5 farklı israf türü için çözüm önerileri yazalım.

 

  • Ekmek israfı için çözüm önerisi tatlı olabilir. Evet yanlış duymadınız, Bayat ekmekten bir çok tatlı yapılabilmekte. Örneğin ekmek kadayıfı. Yine farklı bir çözüm olarak bayat ekmekler sıcak çorba içinde değerlendirilebilir.

 

  • Kağıt israfı için çözüm önerisi elektronik kitap – defter ikilisine geçilebilir. A4 kağıtlar çift taraflı kullanılmalı. Kullanım alanı olmayan kağıtlar çöpe değiş geri dönüşüm kutularına atılmalı.

 

  • Lokantada yemek israfı için çözüm önerisi barınaklar olabilir. Artan yemekler en yakın hayvan barınağına gönderilebilir.

 

  • Alışverişte para israfı için çözüm önerisi alışverişe çıkmadan önce ihtiyacımız olanları almak için yeterli parayı yanımıza almak olabilir. Çünkü insan gördükçe almak istiyor. Eğer yanımızda para olmaz ise yetecek kadar alırsan israftan kaçmış oluruz.

 

  • Oyunda zaman israfı için çözüm önerisi oyun için belirli bir saat aralığı koyabiliriz. Telefonumuzdan kendimize uyarı alarmı koyabiliriz. Oyuna dalsak bile bize hatırlatabilir.

Eleştirinin bir insana neler kazandıracağı ile ilgili düşüncelerinizi paylaşınız.

Eleştirinin bir insana neler kazandıracağı ile ilgili düşüncelerinizi paylaşınız.

Eleştirinin insana kazandırdıklarının bilmek için eleştirinin yani tenkit ’in anlamını bilmek gerekir. Eleştiri nedir bir konuyu bütün yönleri ile alıp değerlendirmek ve incelemek işidir.  Biz toplum olarak eleştiri ile yergiyi birbirine sıkılıkla karıştırıyoruz.  Eleştiri bireyi ya da eseri yermez eksik ve hatalarını iyi ve fazla yanlarını tespit eder ve bir bütün olarak temele dayandırma yöntemi ile sunar.  Bir yazara kötü yazıyorsun denmez. Yani bu bir eleştiri olarak kabul edilemez. Yazar hümanist olduğunu söylüyor ve bir metninde insan ölümlerinin tarafında duruyor ve ezadan bahsediyorsa onun kendini bulamayan hümanist kavramından bihaber bir yazar olduğu söylenebilir.

 

Eleştiri yapmak yazmaktan daha meşakkatli bir iştir. Bu yüzdendir ki çok fazla eleştirmen yetiştirmez toplumlar.  Doğru ile yanlışı iki kefede tartıp gramı gramına tespit yapmak hakkını teslim etmek lazımdır eleştirinin. Yoksa ne eleştiri eleştiri olur ne de yazı gerçek bir yazı olur.  Denetleme unsuru olarak da değerlendirilebilecek eleştiri insana kendini sorgulamayı öğretir. Doğrusunu ve yanlışını görmeyi, eksiğini fark etme bilincini kazandırır.

 

İnsan eksiğini fark ettiğinde kendine ne katması gerektiğini anlar ve elbette mevcut serbestliğinden denetimli bir ruh haline bürünür.  Her söylediği doğru diye birini daima onaylamak onu yalana bile teşvik edebilir.  Eleştirinin içinde beğenilme kaygısı da yattığından en azından eleştirilen için insan daha iyisinin ortaya çıkarmak için çaba sarf edecektir.

 

Eleştiri kıymet bilme anlamında da kullanılır. Türk edebiyatında eleştiri kavramı Tanzimat dönemi ile ortaya çıkmış ama elbette ondan öncesinde de hiciv türünde kıvılcımlarını göstermeye başlamıştır.

Bir yazı yazarken konu sınırlamasının olmaması sizin için kolaylık sağlar mı?

Bir yazı yazarken konu sınırlamasının olmaması sizin için kolaylık sağlar mı? Düşüncelerinizi nedenleriyle paylaşınız.

Yazı yazmak her ne kadar dışarıdan bakıldığında kolay gibi algılansa da içeride işler değişmektedir. Yani karamanın koyunu sonra çıkar oyunu atasözünün yazı yazmak için kullanabiliriz. Yazı yazmak her şeyden evvel boş ve berrak bir zihin ister konuya odaklanmak için zihnin hiç bir detaya takılı kalmaması gerekir. Bunu sağlamak da o kadar kolay değildir. Virginia Wall’un kendine ait bir oda adlı eserinde kullandığı bir cümleden bahsetmek istiyorum. Bir kadının yazı yazabilmesi için kendine ait bir odası olmalıdır der yazar.  Sadece kadın değil her insanın hayatta kendine ait bir odası olmalıdır.  Kendine ait odadan kastımız burada kişinin imkânlarıdır.  Yazar şunu ekler iyi bir akşam yemeği yemeyen insanlar iyi şeyler yazamazlar.

 

Bir insan iyi yaşam koşullarına sahip değilse eğer yazmak verimli bir eylem halini alamıyor ne yazık ki. Düşünmek en boş görünen ama en zor gerçekleştirilen eylemlerden biri.

 

Konu sınırlaması üzerine düşünce ise şöyle, her konunun kendi içinde sınırlı olduğunu düşünüyorum. Bunu ispat eder bir diğer yazar da küçük Prens’in yazarı Antonia de Saint Exupery’dir. Küçük prens kitabının ilk halinin bin sayfadan fazla olduğu söyler ve kitabı kendi isteği ile sadeleştirmiştir.  Yazara neden sadeleştirmeye gittiğini sorduklarında bir kitaptan ancak çıkarılacak bir şey kalmadığında gerçek bir kitaptır eklenecek bir şey kalmadığında değil der. Buradan çıkarılacak ise kalabalık bir yazının her zaman iyi olmayacağıdır.