Demokrasi yönetiminin monarşi, oligarşi ve teokrasi gibi yönetim biçimlerinden ne gibi farkları olduğunu düşünüyorsunuz?

Demokrasi yönetiminin monarşi, oligarşi ve teokrasi gibi yönetim biçimlerinden ne gibi farkları olduğunu düşünüyorsunuz? Yazınız.

 

Demokrasi‘nin gerçek anlamda uygulanmaya başlaması 1789’da Fransız İhtilalı’ndan sonra başlamıştır. Günümüze kadar uygulama aşamasında çeşitli değişikliklere uğrasa da halkın egemenliğine dayalı ve devlet yöneticilerinin halkın oyuyla seçilmesi nedeniyle dünya devletleri tarafından kabul edilen en ideal yönetim şeklidir. Bugün birçok ülke en demokratik yönetim rejimi olan Cumhuriyet’i tercih etmektedir.

 

Monarşi ise; devleti yöneten kişinin, padişah, kral, hükümdar, prens ve emir gibi unvanlara sahip tek bir kişinin elinde olmasıdır. Monarşi’yi diğer devlet yönetim şekillerinden ayıran en önemli özellik devlet başkanı olan kişinin bu yetkisini hayatı boyunca devam ettirmesidir. Cumhuriyet’te ise halk kendi idarecilerini yapılan seçim yoluyla belirleyebilmektedir.

 

Oligarşi’de ise, devlet yönetimin tek bir zümrenin elinde bulundurulmasıdır. Bu zümre, askeri, siyasi veya ekonomik üstünlüğe sahip olan gruplar tarafından oluşturulur. Bu gruplardan hangisi daha güçlüyse yönetim onun eline geçer ve devlet yönetiminde tek söz sahibi o zümre olur.

 

Teokrasi’ye baktığımızda; bu yönetim şekli tamamen dine dayalı bir yönetim anlayışıdır. Teokrasi’de dini otorite organları diğer siyasi otorite organlarının yerine yönetimde söz hakkına sahiptir. Bu bir şekilde devlet yönetiminde “ruhban sınıfı” olarak tabir edilen bir grup tarafında devletin yönetilmesidir.

 

Cumhuriyet, milletin egemenliğini önceleyerek, devlet yönetiminde tek söz sahibi olarak halkı kabul eder. Tüm devlet yöneticileri ve siyasi otoriteler yapılan seçimlerle halkın oylarıyla belirlenir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında yeni bir partinin kurulmasına neden ihtiyaç duyulmuş olabilir?

Cumhuriyetin ilk yıllarında yeni bir partinin kurulmasına neden ihtiyaç duyulmuş olabilir? Söyleyiniz.

 

Cumhuriyetin ilk yıllarında tek parti olarak CHP kurulmuş ve ülke yönetimden tek söz sahibi olan bu parti temsilcileri olmuştur. Savaştan çıkan bir ülkenin yeniden ayağa kalkması için ilk yıllarda tek partili sistem mecburen uygulanmış olsa da ileri zamanlarda bazı sorunları da beraberinde getirmiştir.

Zaten Cumhuriyet yönetim şeklinin demokratik bir rejim olması için ülkenin çok partili sistemle yönetilmesi gerekiyordu. Tek partili bir yönetim demokratik bir yönetim şekli değildir.

 

Özellikle ikinci dünya savaşı zamanında tüm dünyada yaşanan ekonomik ve siyasi gerilimler Türkiye’yi de etkisi altına almış ve CHP içerinde muhalif seslerin yükselmesine neden olmuştur. CHP hükümeti 1920-1950 yılları arasında görev yapmış ve tüm bu çalkantılı dönemlerde ülkeyi yönetmeye çalışmıştır. Ancak gelişen ve değişen yenidünya sistemine ayak uydurmak ve demokratik bir yönetimden bahsetmek için çok partili sisteme geçmek kaçınılmaz olmuştur. Aslında en doğrusu da budur.

 

Çünkü tek partili bir yönetim sisteminin ileri de ülkenin başına açabileceği birçok sorun bulunmaktadır. Her zaman farklı düşüncelere ve farklı görüşlere ihtiyaç duyulmuştur. Bu farklı fikirlerin dile getirilmesinin en demokratik olanı ise muhalefet partilerinin oluşumuyla gerçekleşmesi olacaktır. Böylece ülke idaresinde bulunan hükümetin yaptığı bazı yanlış uygulamalar ve aldığı kararlar sorgulanacak ve gerekirse yönetim başka kişilerin ellerine bırakılabilecektir.

Tüm bu nedenlerle Mustafa Kemal Atatürk’ün emir vermesi üzerine CHP dışında, Serbest Cumhuriyet Fırkası ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurulması kararı alınmıştır.

Cumhuriyetin bize sağladığı yararlar nelerdir?

Cumhuriyetin bize sağladığı yararlar nelerdir? Söyleyiniz.

 

29 Ekimde Atatürk’ün önderliğinde Türk devletinin resmi olarak yönetim şekli “Cumhuriyet” olmuştur. Cumhuriyet, halkın egemenliğine dayalı en ideal yönetim şekillerinden biridir. Bu nedenle halkın seçme ve seçilme hakkına sahip olması ve ülke idarecilerini kendilerinin seçimle belirlemesi bu yönetim şeklinin en büyük avantajlarından biridir.

 

Cumhuriyet’in sağladığı faydaları hem kültürel, hem siyasi hem de sosyal olarak değerlendirmek gerekir. Cumhuriyet yönetimi, modern dünyanın yönetim biçimlerinden biri olarak da görülür. Bu sistem halkın yararına çalışan, halkın egemenliğine dayalı ve halkı önceleyen bir yapı olması nedeniyle en demokratik rejimlerden biri olarak kabul edilir.

 

Cumhuriyetin sağladığı diğer faydaları şöyle sıralayacak olursak;

  • Hak, adalet, özgürlük ve eşit haklar sunar.
  • Halkın yönetimde etkin rol oynamasına olanak sağlar.
  • Barışın güven ve huzurun teminatıdır.
  • Halkın doğrudan seçimler yoluyla seçilmesinde faydalıdır.
  • Din, vicdan, hoşgörü, adalet ve merhamet duygularının yerleşik hale gelmesinde etkindir.
  • Devlet idareciler halk tarafından seçildiği için, temsilin halka yaklaşması kolaylaşır.
  • Bireysel olarak tüm haklar korunma altına alınır.
  • Kişilerin her konuda fikir beyan etmeleri ve düşünce özgürlüğüne olanak sağlar.

Demokratik devletlerde oy verme işlemi gizli yapılırken oyların sayılma işlemi açık yapılır. Bunun sebebi neler olabilir?

Demokratik devletlerde oy verme işlemi gizli yapılırken oyların sayılma işlemi açık yapılır. Bunun sebebi neler olabilir?

 

Demokrasinin en iyi yönlerinden biri olan yöneticilerin halkın oyla seçilmesi ilkesinden dolayı yapılan tüm seçimlerde oy kullanma işlemleri gizli olarak yapılmaktadır. Böylece kişilerin özgür iradeleriyle seçim yapmalarını ve istedikleri kişi veya partiye oy vermeleri sağlanır.

 

Demokratik devletler her alanda şeffaf olmak ve insanların hak ve özgürlüklerine saygı göstermek zorundadır. Özellikle düşünce özgürlüğü ve inandığını belli kurallar eşliğinde dile getirilmesi herkesin demokratik hakkıdır. Ancak özgür düşünce adı altında kanun dışı söylemler ve görüşlerin dile getirilmesi demokrasilerde de yasaklanmıştır.

 

Bunun dışında insanlar düşünce ve yaşam özgürlüklerini bağlayan her konuda kendi fikirlerini rahatça savunabilirler. Böylece hak, adalet ve özgürlük üçgeninde daha demokratik bir ortam oluşturulur.

 

Bu nedenle demokratik ülkelerde yapılan seçimlerde gizlilik ilkesi çok hassastır ve uygulanması demokrasinin temel ilkeleri arasında sayılır. Aynı şekilde hak ve adaletin sağlanması için verilen oyların herkesin gözü önünde açık bir şekilde sayılması verilen oyların geçerliliği açısından önemlidir. Oyların açık bir şekilde sayılması sayesinde ortaya çıkacak şaibelerde engellenmiş olur. Eğer oylar açık bir şekilde kullanılmış olsa ve gizli sayılsa burada demokrasiden söz etmek mümkün olmaz.

 

Bununla birlikte açık yapılacak oylama neticesinde kişiler kendilerini özgür hissedemeyecek veya bazı güçlerin etkisi altında kalarak istemedikleri yerlere oy kullanmak zorunda kalabilirler. Bu da ne Cumhuriyet’le ne de demokrasiyle kesinlikle bağdaşmayan bir uygulama olacaktır.

 

Demokratik devletlerde yapılan seçimlerde kullanılan oylar, seçime giren tüm parti temsilcilerinin gözetimi altında açılıp sayıldığı için çıkan seçim sonuçları en güvenilir ve en doğru sonuçları yansıtacaktır. Bu nednele Cumhuriyet’le yönetilen tüm demokratik devletlerde yapılan seçimlerde gizli oy kullanma ve açık oy tasnifi yapılmaktadır.

Demokrasinin önemli unsurlarından olan eşitlik ve adalet aynı şey midir?

Eşitlik ve adalet aynı şey midir? Tartışınız.

 

Demokrasinin en önemli unsurlarından olan adalet ve eşitlik çoğu zaman birbirine karıştırılmaktadır. Benzer iki kavram olmasına rağmen kullanım açısından ve insanlara sağladığı faydalar açısından aslında birbirinden ayrılır.

 

Adalet, her hak sahibinin hakkını tam olarak vermek ve yapılan yanlışlarda haksız olanların cezalandırılmasını sağlamaktır.

Eşitlik ise, iki şeyin her açıdan denk olması demektir. Eşitlikte herkesin aynı imkânlara, aynı şartlara benzer yeteneklere sahip olduğu varsayılır. Ancak adalet bireysel bir haktır ve kişiler bireysel olarak değerlendirilir.

 

Eşitlik ve adalet arasındaki farkların daha iyi anlaşılması için bir örnekle açıklayacak olursak;

Örneğin, yetişkin bir kişiyle bir çocuğu ele alamı ve ikisinden de eşit ağırlıkta yük taşımlarını isteyelim. Adam kendisine verilen yükü kolaylıkla kaldırırken çocuk ise fiziksel yapısından ötürü bu ağırlığı kaldırmak zorlanacak ya da hiç kaldırmayacaktır. Bu durumda her iki tarafa da eşit bir şekilde yük verildiği için eşitlik kavramı uygulanmış olur.

 

Ancak adaletli olarak bu durumu değerlendirecek olursak; yapmamız gereken şey, çocuğun gücüne göre adamın gücüne göre yük taşımalarını istemektir. Böylece her iki taraf içinde adaletli davranmış oluruz. Sonuçta her iki tarafta kendilerine düşen yükü taşıyacaklardır. Bu nedenle kadın, erkek, çocuk ve yaşlı kişilere birçok konuda adaletli davranmak zorundayız. Bu örnekte olduğu gibi eşitlik kavramı üzerinden davranırsak bir tarafa haksızlık etmiş oluruz.

 

Konuyu özetleyecek olursam, eşitlik herkesin belli durumlar karşısında aynı imkân ve şartlara sahip olmasıdır. Adalet ise, insanların hak ettiklerine sahip olmasıdır. Dolayısıyla eşitlik ve adalet aynı değildir. İnsanlar adaletin önünde eşittir ve kanunlar adaletin sağlanması için vardır. Burada ki eşitlik muamelede hakkın dağıtılmasında ise adalet söz konusu olur. Böylece herkes için adalet tecelli eder.

Türk devletlerindeki uygulamalar demokrasinin hangi ilkeleri ile benzerlik göstermektedir?

Türk devletlerindeki uygulamalar demokrasinin hangi ilkeleri ile benzerlik göstermektedir? Yazınız.

 

Demokraside asıl olan insana verilen değer, eşitlik ve saygıdır. Demokrasi, devletin tüm vatandaşlarının ihtiyaçların karşılayacak şekilde adaletli politikalar üreterek bu politikaları hayata geçirmesidir.

 

Tarihimiz boyunca birçok farklı yönetim şekilleriyle yönetilen Türk Devletleri, aslında yönetim bakımından farklı olsa da uygulamalar da birçok ortak nokta göze çarpar. Bu ortak noktalara şöyle değinecek olursak;

 

  • Birçok devlet yönetimi sosyal devlet anlayışıyla hareket etmiştir. Yani halkın temel ihtiyaçlarının birçoğu devlet kanallarıyla sağlanmaktadır. Sağlık, eğitim, ulaşım vb. gibi.
  • Türk Devletlerinin diğer bir ortak özelliği ise “meşveret veya istişare” gibi kavramlar olarak kullanılan akıl toplamak, bir bilene danışmak gibi doğruyu bulmak için uygulanan yollardır. Selçukludan Osmanlı İmparatorluğu’na kadar başta olan devlet idarecileri halkın yönetimi ve verilecek hizmetlerin hayata geçirilmesi gibi konularda her zaman yanlarındaki kişilerden fikir almış ve ona göre karar vermişlerdir. Eski yönetim şekillerinde son söz padişaha veya baştaki kana ait olsa da belli bir akıl yürütmenin ardından uygulamaya geçilmiştir.
  • Günümüze geldiğimizde en demokratik yönetim şekli olan Cumhuriyet yönetimi de aslında bir istişare mekanizmasıyla yürütülmektedir. Şöyle ki; halkın oylarıyla seçilen devlet başkanı ve milletvekilleri çeşitli kanun tasarılarını aralarında görüşmekte gerekli olduğu durumlarda yetkili ve ehil kişilerden görüş almakta ve ilgili bakan tarafından devlet başkanına iletilmektedir.
  • Tüm bu açıklamalara istinaden eski Türk Devletleri’ndeki bu uygulamalar günümüz demokrasisinde eşitlik ve adalet mekanizmalarının işleyişine denk düşmektedir.

Sizce Mustafa Kemal Atatürk’ün milletimize en büyük armağanı nedir?

Mustafa Kemal Atatürk’ün milletimize en büyük armağanı nedir?

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere en büyük armağanı 29 Ekim 1923 yılında ilan edilen “Cumhuriyet”tir. Cumhuriyet rejimi kayıtsız ve şartsız ülkenin tüm yönetiminin halkın eline vererek insanların özgür iradeleriyle kendilerini yönetecek kişileri belirlemesidir. Böylece belli dönemlerde yapılan seçimler vasıtasıyla Türkiye Cumhuriyet’inin yönetilmesinde görev alacak meclis üyelerinin ve devlet başkanın belirlenmesi halkın kendi eliyle olmaktadır.

 

Cumhuriyet yönetimi dünya üzerinde en fazla kabul görmüş ve en ideal devlet sistemi olarak kabul edilmiştir. Bu yönetim şeklinde devletin başına getirilen kişilerin görev süreleri bellidir ve tekrarlanan seçimlerle eğer memnun kalınmazsa değiştirilme imkânı vardır. Tüm vatandaşlar adaylar arasında devleti daha iyi yöneteceğine inandığı kişi ve partilere oy vererek yönetimin başına getirmektedir.

 

Son dönemde yapılan kanun değişikliğiyle artık ülkemizde Cumhurbaşkanı’ da halkın oyuyla seçilmekte ve insanlar istediği adaya özgürce oylarını vermektedir. Ayrıca yine yapılan son düzenlemeye göre Türkiye Cumhuriyeti yarı başkanlık sistemine geçmiş ve Cumhurbaşkanı seçilen kişi yürütmenin de başı olarak ülke yönetiminde en büyük söz hakkına sahip olmuştur.

 

Yapılan bu değişiklik bir rejim değişikliği değil yönetim şekli değişikliğidir. Böylece daha demokratik bir ortamda yaşama şansı yakalanmış ve devletin en üst makamında bulunan kişiye halk kendi belirme şansına sahip olmuştur. Bu nedenle dünyada birçok ülke Cumhuriyet yönetimini tercih ederek vatandaşlarına en ideal hizmetleri sumak için çalışmaktadır.

Atatürk, temsil heyeti oluşturulurken üyelerinin seçimle belirlenmesini ve bu üyelerin Milli Mücadele’ye ait kararları almasını sağlamıştır.

Atatürk, temsil heyeti oluşturulurken üyelerinin seçimle belirlenmesini ve bu üyelerin Millî Mücadele’ye ait kararları almasını sağlamıştır. Atatürk’ün bu şekilde hareket etmesinin sebebi ne olabilir? Yazınız.

 

İstanbul’un işgali sırasında Atatürk’ün meclisin farklı bir şehirde kurulması gerektiğini söylemesi, alınan kararın ne kadar doğru bir karar olduğunu ispatlamıştır. İstanbul işgal edildikten sonra “Temsil Heyeti” hemen hareket geçerek, valiliklere, bağımsız sancaklara ve kolordu komutanlığına bir genelge gönderilmiştir. Gönderilen genelgenin içeriğinde; olağanüstü yetkiler taşıyan bir meclisin acilen toplanması gerektiği ve bu nedenle de seçimlerin ilk fırsatta yapılarak yaklaşık 15 gün içinde bitirilmesi gerektiği yazıyordu.

 

Bu genelgenin hazırlanmasını sağlayan ise Temsil Heyeti Başkanı olarak görevlendirilen Mustafa Kemal Atatürk’tü. Atatürk’ü bu kararı almaya iten en büyük neden ise 19 Mart 1920 tarihinde İstanbul’un işgal edilmesiydi.

 

Atatürk’ün talimatıyla gönderilen genelge 12 maddeden oluşan adeta bir acil eylem planını andırıyordu. Gönderilen genelgede değinilen konuları şu şekilde sıralamak mümkün:

 

  • Bağımsı her sancakta 5 üye seçilecektir.
  • Yapılacak olan seçimlerde bu bağımsız sancaklar dikkate alınacaktır.
  • Meclise üye olarak seçilecek kişiler, milletvekillerine ve ilgili yasa hükümlerine bağlı olacaklardır.
  • Yapılacak olan seçimler en geç 15 gün içinde çoğunluk sağlanacak şekilde tamamlanmalıdır.
  • Genelgenin en önemli maddesi; Türkiye Devletinin işlerini idare edecek ve yönetecek olağanüstü yetkilerle donatılmış bir meclisin Ankara’da toplanmasıdır.
  • Ayrıca Osmanlı Devleti Meclisi Mebusan üyeleri de Ankara’ya davet edilecek gelebilecek olanların toplantıya katılmaları zorunlu olacaktır.
  • Tüm gelişmelerin ardından Anadolu’da milli mücadeleyi başlatmış olan Mustafa Kemal, Sivas kongresinden sonra Anadolu ve Rumeli müdafaa-i hukuk cemiyeti heyet-i temsil heyetini Ankara’ya getirmeyi de kararlaştırdı.

3D yazıcınız olsaydı neler tasarlardınız?

Sizin 3D yazıcınız olsaydı neler tasarlarsınız? Arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Sanal ortamda, bilgisayar yardımı ile tasarlanmış 3 boyutlu nesneleri somut nesnelere dönüştürebilen makinelere 3 boyutlu yazıcı adı veriliyor.

Peki, her parça 3 boyutlu yazıcıda üretilebiliyor mu? Cevap; hemen hemen evet ..

 

3 boyutlu yazıcılarda yazıcı tipine göre hemen hemen her madde baskı maddesi olarak kullanılabilse de genel olarak kullanılan madde filament diye nitelendirilen termoplastik materyaldir.

 

3 boyutlu yazıcıda üretilebileceklerin sınırı olmadığı için üretilmesi faydalı olacak ve ergonomik şekilde üretilebilecek birkaç parçaya değinecek olursak;

 

  • Uzay aracında kullanılabilecek materyaller; Bilindiği üzere bir uzay aracı yörüngeden çıktıktan sonra ihtiyacı olabilecek bir malzemeyi tekrar yeryüzünden tedarik etmek oldukça zor, hatta imkânsıza yakın. Bu nedenle uzay aracının içine koyulabilecek herhangi bir 3 boyutlu yazıcı ile uzay aracında acil ihtiyaç duyduğumuz herhangi bir malzemeyi üretebilmek çok efektif olacaktır.
  • Medikal parçalar; Günümüzde belki de en faydalı kullanım alanlarından olan medikal parçalar bu gelişmenin en açık göründüğü yerlerden. 3d baskı ile yapılmış bir kafatası, başarılı bir ameliyat ile hasta kafatası ile değiştirilmiş. Eksik organ veya uzuvu olan insanlar için 3 boyutlu yazıcıda medikal parçalar üretebilmek en istenebilir parçalardan biri olsa gerek.
  • Teknolojinin giderek daha da gelişmesi sayesinde tüm elektronik cihazlarda olduğu gibi 3D yazıcılar da gelişmektedir. Bu teknolojilerden yararlanarak daha farklı tasarımlarda yapmak tabiî ki mümkün.

Çevrenizde veya medyada karşılaştığınız kalıp yargılara örnekler veriniz.

Bu soruyu açıklamak için öncelikle Kalıp Yargı Nedir? Sorusunun cevabını vermekte fayda olduğunu düşünüyorum. Böylece kalıp yargıya vereceğimiz örnekler daha anlaşılır olacaktır.

 

Kalıp Yargı Nedir?

Bir topluluğun tüm üyelerinin ait olduğuna inanılan ve bilimsel temeli olmayan, abartılı bir önyargı türüdür. Kalıp yargının en büyük destekleyicileri ve önyargılarımızın bu denli kalıplara dönüşmesinin nedenleri de çevremizde ve medyada karşılaştıklarımızdır.

 

Çevremizde Ve Medyada Karşılaştığımız Kalıp Yargı Örnekleri Şunlardır;

  • Erkekler ev işlerine karışmaz. Çamaşır, bulaşık, ütü gibi ev işleri kadınlara aittir.
  • Bir aleti tamir etmek, zor işleri yapmak, soğukkanlı olmak erkeklere özgü bir özelliktir.
  • Uzun boylu insanların tümü basketbol oynamış ya da çok süt içmiştir.
  • Özel okula giden çocukların aileleri çok zengin olmalıdır.
  • Siyah tenli insanların hepsi zenci ya da çingenedir.
  • Eşlerinin sözünü dinleyen erkeklerin hepsi sosyal hayatında başarısız ve korkak kişilerdir.
  • Aileler çocuklarına sözünü geçirebilmek için çok sert davranmalıdır
  • Motosikletler çok tehlikelidir, motosiklete binen tüm sürücüler serseridir.
  • Gözlüklü insanların tümü zekidir.
  • Yaramaz çocuklar başarılı olur.
  • Japonların tümü çok çalışkandır.
  • Almanlar sarışın olur.
  • Mültecilerden korunmak gerekir.
  • Yabancı ülke vatandaşları ile mesafeli olmak gerekir.
  • Afrika kökenli olan kişilere dikkat etmeliyiz.
  • Zencilerden uzak durmalıyız gibi.

 

Bu ve bunun gibi genellemelerin tümü aslında birer kalıp yargıdır. Çevremizden veya medyadan öğrendiğimiz ve sorgulamadan doğru olarak nitelendirdiğimiz bu örneklerle hayatımızı boyunca sık sık karşılaşırız.  Bu kalıp yargılardan kurtulmak kendi elimizdedir. Bunun için bir şey hakkında fikir yürütürken veya düşüncemizi yürütürken empati yapmamız daha doğru bir düşünce ifade etmemizi kolalaştıracaktır.