Mustafa Kemal’in bağımsızlığa önem vermesinin nedenleri neler olabilir?

Mustafa Kemalin bağımsızlığa önem vermesinin nedenleri neler olabilir?

 

Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta “Türk’ün onuru, kendine güveni ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!.. “ diyerek ya bağımsızlık ya da ölüm ifadelerini kullanmıştır. Bağımsız bir ülkenin önemini her fırsatta dile getirmiş olan Mustafa Kemal Atatürk bu uğurda çok çaba göstermiştir. Büyük Türk milletinin bir meclisi olması gerektiğini ve ulusun tam bağımsız olup,  Anadolu topraklarında büyük bir ülke kurulması için silah arkadaşları ve askerlerimizle canlarına pahasına savaşmışlardır. İleri görüşlü, sağlam düşünceye sahip olan liderimiz Atatürk, yurdun dört bir yanında bu uğurda insanları teşvik etmiştir. Onun amacı Türkiye Büyük Millet Meclisi kurarak insanların hür, bağımsız yaşamasını sağlamaktı.

 

Meclisin açılması ile beraber artık ulusal egemenlik ilan edildi ve insanların kendi meclisinde söz sahibi olduğu, yani milli egemenliği kurmuştur. Çünkü biz güçlü, vatansever, namuslu, şerefli, büyük Türk milletiyiz. Bizim kendi kararımızı kendimiz vermeye, demokratik bir ülke olarak gelişip, yarınlara tam bağımsız bir ülke hediye etmeliyiz. İşte bu noktada önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’te aynı düşünce içinde olmuş ve bağımsızlığa önem vererek bu güzel ülkemizi bizlere emanet etmiştir.

15 Temmuz darbe girişimine karşı mücadele ederken şehit düşen vatandaşlarımıza hitaben bir mektup yazsaydınız onlara neler söylemek isterdiniz?

15 Temmuz darbe girişimine karşı mücadele ederken şehit düşen vatandaşlarımıza hitaben bir mektup yazsaydınız onlara neler söylemek isterdiniz?

 

15 Temmuz darbe girişiminde milletçe büyük bir başarı gösterdik. Her vatandaş birlik ve beraberlik içinde ülkemizi yıkmak isteyenlere karşı binlerce, yüzlerce insanla karşı konuldu. Bu süreçte kendini kahramanca bu vatan uğruna canını feda edenler oldu. Onlar 15 Temmuz darbe girişiminin şanlı şehitleri oldular. Onlara çok şey borçluyuz.

 

Ülkemizin insanları, kendi vatanı uğruna tıpkı geçmiş tarihimizde nasıl cephede savaşmış, soğuk demeden, kış demeden, açlık demeden vatanı için çaba göstermişken, işte 15 Temmuz darbe girişiminde de aynı ruhu yeniden yaşadık. Düşmanlar, gözünü kırpmadan masum insanların üzerine ateş açarken, kendini siper eden şehitlerimiz oldu. Bugün biz halen Şanlı Türk bayramınızın altında gururla yaşıyorsak onların sayesindedir. Eğer onlar olmasaydı, ülkemiz yine bir darbe girişimi ile sıkıntılı günler yaşamaya başlayacak ve düşman ülkelerinin kolay elde edebileceği bir ülke haline gelecektik. Bundan dolayı bu vatan uğrunda 15 Temmuz’da ülkemiz için savaşan, Ömer Halis Demir’i, Erol Olçak’ı, Ahmet ve Mehmet Oruç’u, Sevgi Yeşilyurt’u ve daha nice, tam 249 şehidimizi unutmayacağız. Sizler 15 Temmuz’da canınızı feda ettiniz. Bizlerde bu vatanımızı ilelebet bu bayrağın altında koruyacağımıza and içeriz. Bu vatan bölünmez, ezanlar dinmez.

En fazla gezip görmek istediğiniz ülke neresidir? Bu ülkenin hangi özelliklerini merak ediyorsunuz?

En fazla gezip görmek istediğiniz ülke neresidir? Bu ülkenin hangi özelliklerini merak ediyorsunuz?

 

Dünyanın dört bir yanında gezilecek o kadar güzel yer var ki seçim yapmakta zorlanıyorum. Tatil ya da farklı amaçlarla olsun birçok ülkeyi gezip, görmek aslında insana çok farklı bakış açısı kazandırır. Özellikle kendi ülkemizde de gezilecek o kadar güzel yerler var ki, her bir bölgenin kendine has kokusu, duygusu, anısı var. Ülkemizde birçok yeri gezmek istesem de başka ülkeleri de görmek tabi ki istiyorum. Bazen televizyon da farklı ülkelerle ilgili belgeseller izliyorum. Bu konuda en çok merak ettiğim ülke ise Japonya.

Japonya nüfus olarak çok kalabalık bir ülke. Onların farklı yemek kültürleri olduğunu duymuştum. Özellikle teknolojik anlamda da oldukça gelişmiş olmalarından ve benimde teknoloji ile aramın çok iyi olmasından dolayı neler üretiklerini merak ediyorum. Hatta internetten Japonya da gezilecek yerler diye araştırma yaptığımda, Tokyo’yu çok beğendim. Çok farklı sokakları, ışıklandırma ile süslenmiş caddeleri var. Oraya gittiğimde farklı teknolojik ürünleri görüp, almak isterim. Ayrıca çocuklar için yapılmış eğlence merkezlerini görmek ve hepsine binmek isterim. Kısacası; Japonya da tamamen farklı bir ülke ve yapacağım çok fazla şey olacağına inanıyorum. Fakat tek korkum yemekleri olur. Kendi yemek kültürümüzden farklı olsa da herhalde hamburger ya da pizza yiyeceğim bir restorant mutlaka bulurum diye düşünüyorum.

Türkiye’de öğrenim gören Türkmenistanlı öğrencilerin iki ülke arasındaki ilişkilere katkıları neler olabilir?

Türkiyede öğrenim gören Türkmenistanlı öğrencilerin iki ülke arasındaki ilişkilere katkıları neler olabilir?

 

Türkiye ve Türkmenistan arasındaki işbirliği çok çeşitli alanları kapsamaktadır. Dış politika, ticaret, ekonomi, kültür ve eğitim en önde gelen alanlardır. Özellikle her yıl birçok öğrenci ülkemizde öğrenim görmek için başvuru yapıyor. Bundan dolayı iki kardeş ülke arasında önemli kültür ilişkileri oluşmaktadır. Her ne kadar Türkmenistan ile bazı geleneklerimiz benzerlik gösterse de farklı yönlerimiz elbette vardır. Bu farklı kültürler, duygular, düşünceler, giyim, üretim, yiyecek gibi daha birçok alanda birbirimize katkı sağlamaktadır.

 

Türkiye’de öğrenim gören Türkmenistanlı öğrencilerin iki ülke arasındaki ilişkilere katkısı çok fazladır. Özellikle kendi turizmimize katkı sağlayacaktır. Ülkemizde gördükleri yerleri, kendi ülkelerinde anlatarak turizme katkı sağlayacaktır. Böylece Türkmenistanlı kardeşlerimizde ülkemizde bu yerleri gezip, görmek isteyecektir. Ayrıca ekonomi alanında da alışveriş yaparak ekonomimize destek verecektir.

 

Kendi kültürümüzde öğrendiklerini ülkelerine taşıyacaklardır. Böylece her ülke arasında dostluk artacak ve kültürel etkileşimler çoğalacak.  Siyasi alanda da çatışma olmayacak, böylece birbirimize çok sıkı bağlı olan ve birbirini destekleyen iki ülke olacağız. Ayrıca ülkemize karşı ön yargılı olan insanlar da ülkemize gelen ve tanıyan öğrenciler sayesinde bu önyargılarından vazgeçip, daha iyi tanımak için ülkemize misafir olacaktır.

Bugüne kadar okulunuzda hangi eğitsel ve sosyal etkinliklere katıldınız?

Bugüne kadar okulunuzda hangi eğitsel ve sosyal etkinliklere katıldınız?

 

Okulda; öğrencilerin sosyal  yaşamda becerilerini geliştirmek, onların sorumluluğu artırmak amaçlı bazı eğitsel ve sosyal etkinlik kulüpleri vardır. Bu belirlenmiş kulüpler dışında öğrenciler kendi eğitsel kulüplerini de kurabilmektedir. Öğrenciler, bu eğitsel ve sosyal etkinlikler sayesinde becerilerini, yeteneklerini, sorumluklarını, iletişimini ve daha birçok kazanımları elde etmektedir. Okulumuzda Vahab, eğitsel ve sosyal etkinliğe katılıyor ve bu süreci sizlerle paylaşıyor:

 

Ben Vahab; okulumuzda eğitsel ve sosyal etkinlik kulübü olarak faaliyet gösteren tiyatro kulübüne üye oldum. Küçük yaştan itibaren etrafımda bulunan kişilerin taklitlerini yapar, onlar gibi davranmaya çalışırdım. Annem ilk tiyatro oyununa götürünce, çok heyecanlanmış ve merakla oyunu izlemiştim. O günden itibaren kısa kısa tiyatrolarımı aileme sunuyordum. Okulda ise böyle bir kulüp olduğunu duyunca hemen üye oldum. Bu kulüp sayesinde; yeteneklerimizi keşfetmek, planlı çalışmak, grup arkadaşlarımızla uyum içinde çalışmak, sosyal becerilerimizi artırmak, saygı ve sevgiyi öğrenmek için harika bir ortam olduğunu öğrendim. Ayrıca sorumluluk duygum arttı, zamanı daha verimli kullanmayı öğrendim ve sosyal ilişkilerim gelişti. Hatta çoğu kişi okulda artık beni tanıyor. Bu kulüp sayesinde okulumu daha çok seviyor ve derslerimi de daha iyi anlıyorum. Ayrıca ileri de çok iyi bir tiyatro oyuncusu da olmak istiyorum.

Bir ülke ile ilgili turizm amaçlı tanıtım broşürü hazırlayacak olsaydınız, broşürünüzde o ülkenin hangi alanlardaki özelliklerine yer verirdiniz?

Bir ülke ile ilgili turizm amaçlı tanıtım broşürü hazırlayacak olsaydınız, broşürünüzde o ülkenin hangi alanlardaki özelliklerine yer verirdiniz?

 

Seyahat şirketleri turizmi canlandırmak adına o ülkeye ait bazı broşürler hazırlar. Bu broşürler sayesinde insanlar o ülkeye ait bilgiler öğrenip, seyahat etmek ister. Bu broşürlerde de bazı özelliklere göre hazırlanır. Siz de bir ülkeyi tanıtmak amaçlı bir broşür hazırlayacaksınız bazı noktalara dikkat etmeniz gerekir.

Öncelikle bu broşürde o ülkenin en önemli ve dikkat çeken gezilecek tarihi yerlerin anlatılması ve görsellerle desteklenmesi gerekir. O bölgeyi anlatırken etkili tarzda cümleler ile dikkat çekmelisiniz. Bunun içinde o ülkeyi veya şehri çok iyi tanıyan bir kişiden öğrenmeli ya da iyi bir araştırma yaparak doğru bilgiler verilmelidir. Hazırlanan broşür çok küçük olmamalıdır. Gerekli ebatta ayarlanmalı ve yazılar okunaklı olmasının yanında yazı ve resim bütünlüğüne dikkat edilmelidir. Ön kapağa koyacağınız görsel ve yazı, anlatmak istediğiniz ülkenin hakkında dikkat çekici bilgiler vermelidir.

Gezilecek olan yerler, resimlerle desteklenmeli ve seçilen her görsel kaliteli ve bununla beraber orayı en iyi şekilde anlatmalıdır. Eğer ki bu konuda daha iyi bilgi almak isteyenler için adres ve telefon numarası yazılmalı. Ayrıca bunu bir firma düzenliyorsa firma adı ya da şahıs ismi de eklenmelidir. Böylece kağıt kalitesine de dikkat ederek turizm amaçlı tanıtım broşürünüzü hazırlamış olacaksınız.

Türkiye’yi ziyaret eden bir turist olsaydınız ülkenize götüreceğiniz hediyelik eşyalar neler olurdu?

Türkiyeyi ziyaret eden bir turist olsaydınız ülkenize götüreceğiniz hediyelik eşyalar neler olurdu?

 

Hediyelik eşya olarak ülkemizde seçenekler oldukça fazladır. Türkiye’yi ziyaret eden bir turist olsaydım, hangi bölgeyi ziyaret ediyorsam o bölgenin neyi meşhur ise onları tercih etmek en doğrusu olurdu. Eğer Konya’yı ziyaret ediyorsam, Konya’nın hediyelik eşyası olan, Mevlana türbesi maketi, semazen bibloları, Şeb-i Aruz kolyelerinden alırdım. Konya’yı anlatan magnetler ve ayrıca Mevlana şekeri de Konya’da yerli ve yabancı turistlerin aldığı hediyelerden biridir.

 

Ege bölgesini ziyaret eden bir turist olsaydım, özellikle el dokuması halılarının meşhur olduğunu duymuştum. Genç kızların, elleriyle dokuduğu halılar, kilimler paha biçilemez değerdedir. Bunun yanında bıçak, tekstil ürünleri, tabağa işlenmiş el yazması ürünler, çiniler, bakırdan yapılmış süs eşyaları, geleneksel yazmalar, çeşitli gümüş kolyeler düşünürdüm. Ayrıca hangi bölgeyi geziyorsam, o bölgenin en meşhur  yerinin fotoğrafının olduğu magnetler alırdım.

 

En çok ziyaret edilen ilimiz olan İstanbul’a gitseydim, sanırım ne alacağımı karar vermekte zorlanabilirdim. Çünkü İstanbul’da her tarihi yerin kendine has hediyelik eşyası oluyor. Ama en çok tercih edeceğim, yine mekanların resmi olan süs eşyaları olurdu. Çünkü Türkiye’yi en iyi anlatabilmenin yolu resimlerdir. Tabi yiyecekleri de unutmazdım. Çorum leblebisi, Isparta’nın gül lokumu, Gaziantep’ten baklava, Ordu’dan fındık, Rize’den çay, Kayseri’den mantı, Aydın’dan zeytinyağı, Malatya’dan kuru kayısı ve daha sayamadığım birçok güzel yiyecekleri sevdiklerime hediye olarak alıp, onları memnun etmek istedim.

Ülkemizde insanların birbirine saygı göstermek için yaptıkları hareketler ve söyledikleri sözlere hangi örnekleri verebilirsiniz?

Ülkemizde insanların birbirine saygı göstermek için yaptıkları hareketler ve söyledikleri sözlere hangi örnekleri verebilirsiniz?

 

Ülkemizde insanlar birbirlerine saygı göstermek için yaptıkları güzel hareketlerden biri yaşlılara her daim yer verilmesidir. Ülkemiz insanların çoğu yaşlılar konusunda çok hassastır. Özellikle toplu taşıma araçlarında ayakta kalan yaşlılarımıza saygı göstermek amacıyla yaşı küçük olan gençler tarafından yer verilir. Hatta hastane, banka, postahane gibi sıra beklenen mekanlarda da yaşlılara insanlar yer verip, öncelik tanırlar.

Ülkemizde insanlar birbirine saygı göstermek için yaptıkları diğer başka bir hareket ise sarılmaktır. Tanıdığımız ya da tanıştığımız bir kişi ile daha samimi davranmak adına sarılmayı tercih ederiz. Ayrıca özellikle “Günaydın, merhaba, hayırlı sabahlar, iyi akşamlar, iyi geceler gibi saygı belirten selamlaşmalarımız vardır.

Saygı sadece insanlara değil yaşayan tüm canlılara gösterilmelidir. Sokakta gördüğümüz bir kediye ya da köpeğe karşı saygılı olmalıyız. Onlara zarar vermek yerine yardımcı olmak gerekir. Ayrıca ailemize karşı da saygılı davranmalıyız. Annemiz yemek yaptığı için eline sağlık, teşekkür ederim gibi ya da hayırlı sabahlar, iyi geceler gibi saygı sözcüklerini kullanarak onları mutlu edebiliriz.

Hatalarımızdan ders almayı öğrenmeliyiz cümlesinden ne anlıyorsunuz?

“Hatalarımızdan ders almayı öğrenmeliyiz.” cümlesinden ne anlıyorsunuz?

Tarih dersi bizlere anlatılırken, tarihin amaçlarından birinin de geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarmak için anlatıldığını öğrenmiştik. Bu konuya tarihle dersinin metodu ile bakmam gerekiyor. Çünkü yapılan bir hata geçmiş zamanda oluşmuş, geriye dönmenin mümkün olmadığının farkına varmışım demektir. Farkına varıldığı sürece bana göre her hatanın telafisi mümkündür. İş o ki farkına varalım. Farkına varıp ta ben hatalıyım demeyenler için söylenecek çok da bir şey yok demektir.

 

‘hatalarımızdan ders almayı öğrenmeliyiz’ cümlesi de haklı söylenmiş, tekrar aynı hataya düşmememiz için gerekli bir uyarıdır. Sadece uyarı olarak bakmakta yetmeyecektir. Bizlerin her dönemde kendimizi tanıyamadığımız zamanları olmuştur. Bu dönemler içerisinde bilerek veya bilmeyerek bir çok hataya düşmüş olabiliriz. Bizler için önemli olansa hataya düşmemekten ziyade aynı hataya tekrar düşmemektir. Bunun içinse yaptığımız hatayı düzeltip; tekrar yolumuza bakarken, yaptığımız hatayı unutmamalı, aynı hataya düşüren hallerin içerisine girmemeliyiz. Yanı aldığımız bu dersle birlikte bunu unutmayıp ona göre davranmalıyız ki hatalarımızdan ders çıkarmış olalım. Doğru işleri yapmaktan çekinmiyorsa, hataya düşmemek için de çekinmemeliyiz. Bizi zorla hata yapmaya sürükleyecek her türlü durumun önüne geçmeli, bunu bir kere daha yapmıştım hata etmişim tekrar aynısını yapmamalıyım demeliyiz. Arkadaş çevremizde geliştiyse bu hatalar tekrar aynı kişilerle arkadaş kalmamalıyız. Biliyoruz ki aynı hatanın gerçekleşmesi kişiyi daha da aşağı çekecektir. Bizler aldığımız derslerle olgunlaşırız. Hata etmemeliyiz tabi ama ediyorsak da buna neden olan hiçbir durumu hafızamızdan çıkarmamalı, bir sonra ki davranışlarımızı emin adımlarla atmalıyız.

Bilim insanı nasıl olunur?

Bilim insanı nasıl olunur?

Çocukluktan başlayan gelişim süreci, bizleri tüm hayatımız boyunca etkisi altına aldığı gibi yaşadığımız süre içerisinde de sağlıklı olup olmayacağımızı belli ediyor. Gelişimimizi fiziksel ve ruhsal olarak iyi sürdürdü isek şanslıyız demektir. Birde zihinsel gelişimi sağlamamız çok önemlidir ki bunu en iyi tamamlamış kişiler büyüdüklerinde önemli birer şahsiyet olarak karşımıza çıkar. Toplumda zeki olarak adlandırdığımız bu kişiler; devamlı bir gelişim süreci içerisinde kendilerini yenilerler. Zeki olmanın yanı sıra çalışkan olmak da önemlidir çünkü. Hep kendini tekrar eden düşünceler yerinde sayar ve hiçbir ilerleme kaydedemez.

 

Zeki olarak kimi nitelendirdiğimiz de önemlidir. Günümüz şartlarında elektronik herhangi bir cihaz konusunda ufak bir bilgi sahibi olup onu uygulayan her çocuğa zeki deniliyor olabilir. Bizler de bu hataya düşüyor muyuz diye düşünmeliyiz. Her çocuk tabi ki belli bir gelişim kaydetmek zorunda. Eğer her yeni hareketini zekilik olarak algılarsak yediği yemeğine göre yapacağı mesleği de belirlememiz gerekir.

 

Bilim insanları; sağlık bir gelişim sürecinin ardından, belirttikleri düşünüş şekillerine göre bir felsefe oluştururlar. Onlar kendi açılarından engel teşkil edebilecek her olumsuz durumu dikkatle inceleyerek ortadan kaldırırlar. Çalışmalarının bu safhasında ortadan kaldırılan engeller sayesinde daha rahat ve seri hareket edebileceklerdir. Bilgi sahibi olmak ise bilim insanlarının işe başlamadan önce yaptıkları bir zorunluluktur. Bilgi sahibi olmadan bilim insanı olamazsınız. Her bilgi sahibi de bilim insanı olamaz. Çünkü geliştirmesi gerek düşünceleri olmalı. Fikri olmalı ve bu fikrini haklı çıkarmak için tezler hazırlamalı.