Aşağıdaki karikatürlerin sizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri boşluklara yazınız.

Birinci karikatürde soğuk bir kış günü güneş batmak üzereyken cam kenarına oturup sırtında yeleği olan küçük bir kızın kitap okuması karikatürize edilmiş. Aslında yanında bir de çay yada kahve olsaymış daha keyifli bir kitap okuma ortamı olabilirmiş. Kitap okumak her herde her şartta önemlidir. Ortam ve şartlar ne olursa olsun okumaktan vazgeçmemeliyiz. Soğuk kış günü mayışıp yorgan altında yatmak varken cam kenarına geçip kitap okumak beni biraz utandırdı açıkçası. Ben bu hava şartlarında kitap okumak yerine tembel tembel yatmayı tercih ederdim sanırım. Bu karikatür bizlere kitap okumanın yeri ve zamanı olmadığını, önemini ve tembellik etmeyip kitap okumak için tüm şartları zorlamamız gerektiği duygu ve düşüncesini aşılamalı.

 

İkinci karikatürde ise kitaplar insanları uçurur mecazı anlamı veren bir çizim. Burada uçurmaktan kasıt bence kitaplarda yer alan bilgiler. Günümüzde en büyük güç ne silah, ne teknolojidir. En büyük güç bilgidir. Bilgi ise kitaplardadır. Okuduğumuz her kitap bilgi birikimimizi artıracak buda bizim uçuracaktır. Kitapları dağıtan kişi ise sanırım öğretmen oluyor. Öğretmenlerimiz vasıtasıyla aldığımız kitaplardaki bilgiler birim gelişmemize yardımcı olacak. Bu karikatür sonrası içimde daha çok kitap okuma isteği uyandı.

E-kitap ile basılı kitabı karşılaştırarak düşüncelerinizi anlatan bir paragraf yazınız.

Aşağıda e-kitap ile ilgili bilgi verilmiştir. Bu bilgilerden hareketle e-kitap ile basılı kitabı karşılaştırarak düşüncelerinizi anlatan bir paragraf yazınız.

 

E-kitaplar; yazılar veya resimler ya da her ikisini birden içeren dijital ortamda yayımlanan, bilgisayarlar ve diğer elektronik cihazlarda görüntülenebilen ve  okunabilen kitaplardır. Sözlüklerde, basılmış kitapların elektronik versiyonları diye geçse de artık sadece elektronik ortamda yayımlanıp hiç basılmayan kitapların sayısı gitgide artmaktadır. E-kitapların en büyük avantajı yüzlerce kitabı yanınızda taşıyabilmenizdir.

 

Basılı kitaplar okuması daha keyif veren kitaplardır. Sayfalar arasına bir ayraç koyarsınız kaldığınız yerden devam edersiniz. Önemli gördüğünüz yerlerin altını kalemle çizerek not alabilirsiniz. Sevdiğiniz bir kitabı hediye paketi yaparak sevdiğiniz bir kişiye hediye edebilirsiniz. Okuyabilmek için elektriğe ihtiyaç duymazsınız. Bulunduğu herhanbi bir yerden alıp hemen okumaya başlayabilirsiniz.

 

İki kitabı karşılaştıralım: Basılı kitaplar okuması daha kolay ve daha sağlıklıdır. E-kitap da gözleriniz daha fazla yorulur. Bir televizyon ekranına, bir pc ekranına uzun süre baktığınızda nasıl ki gözleriniz yorulur, zamanla ağrır ve sürekli olması durumunda göz sağlığınızı bozarsa e-kitap da aynısını olabilir. E-kitaplarda kağıt olmadığı için daha çevreci diyebiliriz. Çünkü kitap basmak için onlarca ağaç kesilmek zorunda kalmaz. E-kitaplar bozulabilir, kırılabilir harddisk kısmı bozulduğunda içindeki tüm verileri kaybedebilirsiniz. Basılı kitapda ise böyle bir risk yoktur.

Kurtuluş Savaşı Kahramanlarından Bildiklerinizi Söyleyiniz.

Kurtuluş Savaşı kahramanlarından bildiklerinizi söyleyiniz. Milli mücadele savaşlarımızda kahramanlık göstermiş bilinen onlarca kahramanımızın yanında bilinmeyen anılarda – hatıralarda adı geçmeyen binlerce kahramanımız vardır. Her bürünün ayrı ayrı dillere destan filmlere konu edilebilecek hikayesi – kahramanlığı mevcuttur. Bunlardan bazılarını şöyle yazabiliriz,

 

  • Mustafa Kemal Atatürk
  • Mehmet Akif Ersoy
  • Kazım Karabekir Paşa
  • Halide Onbaşı(Halide Edip Adıvar)
  • Seyid Onbaşı (Çanakkale)
  • Nezahat Onbaşı( Nezahat Baysel)
  • Şahin Bey (Gaziantep)
  • Nene Hatun
  • İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencileri
  • Yörük Ali Efe
  • Çerkez Ethem
  • Sütçü İmam
  • Hasan Tahsin
  • Erzurumlu Kara Fatma – Fatma Seher Erden
  • Halime Çavuş
  • Demirci Mehmet Efe
  • Şerife Bacı
  • Hafız Selman İzbeli
  • Gördesli Makbule
  • Çete Emir Ayşe
  • Tayyar Rahmiye

Yaşadığınız yerin yöneticisi olsaydınız çocuklar için hangi oyun alanlarını hazırlardınız?

Yaşadığınız yerin yöneticisi olsaydınız çocuklar için hangi oyun alanlarını hazırlardınız? Arkadaşlarınıza anlatınız.

 

Çocuklar hem toplumun hem de ülkemizin geleceğidir. Bu yüzden yatırımdan aslan payını çocuklar almalıdır. Çocuklarımızın hem eğitimi hem de sosyal faaliyetler açısından her türlü imkanı sağlamaktan kaçınmamalıyız. Hayal güçlerini geliştirmeli, yeteneklerini erken keşfetmeli, her çocuğu kendi yetenekleri doğrultusunda geliştirmeliyiz. Çünkü çocuklar dünyamızın geleceğidir.

 

Ben yaşadığım yerin yöneticisi olsaydım çocukların gelişimini en önemli görevlerimden biri olarak  kabul ederdim. Onların yaşlarına göre gelişimi için hiç bir masraftan ve çalışmadan kaçınmazdım. Çocuklarını doya doya yaşayabileceği yaşıtları ile birlikte oynamasına imkan verebilecek oyun parkları inşa ederdim. Bu parkları inşa ederken biraz alışılmışın dışına çıkardım. Klasik kaydırak, tahterevalli, salıncak, atlı karınca, kum – toprak alanları haricinde hayal dünyalarını ve el becerilerini geliştirebilecekler ortamlar hazırlardım.. Mesela;

 

  • Zeka geliştirici yap-boz alanları oluştururdum. Seviye seviye günlük hayatta görebilecekleri resimleri, karakterleri yapboz haline getirirdim ve çocukların bunları toplayabileceğini yapbozları tamamlayabileceği ortamlar yapardım.
  • El becerisi isteyen eşyalar yapabilecekleri ve onlara yardımcı olabilecek eğitmenlerin olduğu ortamlar hazırlardım. Örneğin çocuğa hazır uçurtma verip ol bunu uçur oyna demek yerine gel beraber sana uçurma yapalım kendi uçurtmanı kendin yap yeteneği kazanabileceği ortam hazırlardım.
  • İnternetin ve bilgisayarın faydalı işler için kullanıldığını anlatabileceğim eğlenceli oyun yerleri hazırlardım. Özellikle de internetin nasıl kullanılması gerektiğini nasıl kullanırsak bize çok faydalı olacağını analatan eğitici oyunlar öğretirdim. Çünkü günümüzde en büyük güç bilgidir. Bilgi ise şuan internettedir. Doğru kullanımında en büyük silah internetteki bilgi olacaktır.

Şahin Bey Metni – Soruları metne göre cevaplayınız.

Metin ile ilgili 5 soru var. Sorulara verilebilecek cevaplar şu şekilde;

 

İngilizler işgal ettikleri hangi şehirleri Fransızlara devretmiştir?  : Maraş, Urfa, Antep ve Kilis şehirlerini Fransızlara devretmiştir.

 

Antep halkının sabrını hangi olay taşırmıştır? :  Mübarek Cuma günü, Akyol Polis Karakolu’ndaki bayrağımızın zorla indirilmesi, Antep halkının sabrını taşıran olay olmuştur.

 

Şahin Bey kimdir?  :  1.Dünya Savaşı’nda subay olarak görev yapmış bir askeri kahramanımızdır.

 

Şahin Bey hangi olaydan sonra halk arasında efsane haline gelmiştir? : Kilis’ten Antep’e erzak getiren Fransız birliğine karşı 20 askeri ile birlikte savaşıp düşman askerlerinin Antep’e gitmekten vazgeçmesine sebep olması ile halk arasında efsane haline gelmiştir.

 

Şahin Bey, cephanesi bitince ne yapmıştır? : Düşman askerinin karşısına dikilip “Geçemezsiniz!” diye bağırmıştır.

Çevrenizdeki insanlarla ortak kullandığınız alanlar nerelerdir?

Bu soruya örnekler verirken çevremi 3 e böldüm ben. İş ortamım, yaşadığım apartman ortamı ve ikisi arasında geçen sokak. Her biri için bir kaç örnek ile anlatmaya çalışacağım kısaca. Sizlerde kendinize uyarlayabilirsiniz.

 

İlk önce apartman ortamında başlayalım. Apartmanımızda otopark mevcut. araçlarımız park ettiğimiz yer komşularım ile ortak kullanım alanım. Apartman merdivenler ve asansör yine komşularımla birlikte kullandığım ortak alan. Ayrıca site için  ufak bir park ve peyzaj alanımız var. Hem benim hem de çocukların yaşadığım yerde ortak kullandığımız alanlar.

 

İkinci olarak iş ortamından bahsedeyim. İş yerinde yine otoparkımız mevcut. Öğlen yemeklerini yediğimiz bir yemekhanemiz var. İşe gidip gelirken kullandığımız bir servislerimiz var. Bunlarla birlikte işyerinde çalışma ofisimiz, toplantı odamız, çay ocağımız ve tuvaletler iş arkadaşlarımız ile birlikte ortak alanlarımız. Ayrıca birde mescid var.

 

Oturduğum semtte tanıdığım ve tanımadığım insanlar ile ortak kullanmak zorunda olduğum yerlerde var. Bunları şöyle örnekleyebilirim. Market, pazar, bakkal, postane, banka, alışveriş merkezi, berber, eczane, fırın, toplu taşıma araçları, kaldırımlar, pizzacı, cafeler vs vs diye uzatabilirim. Kısaca günlük ihtiyaçlarımı karşıladığım, alışverişimi yaptığım yerler.

İstiklal Marşımız nerelerde okunur?

Dünya üzerinde yar alan tüm devletler; kendilerine özgü bir tarihleri, kültürleri, belli sınırlara sahip toprağı, yönetim şekli ve milli marşı gibi kendilerine özgü birtakım değerlere sahiptirler. Söz konusu bu değerler, o devleti oluşturan halkın benimsemiş olduğu, kabul ettiği ve gerektiği zaman da uğruna canını dahi göz kırpmadan feda edebileceği bir niteliğe sahiptir. Tıpkı bunun gibi milletimizin içinde bulunduğu Kurtuluş Savaşı yıllarının o sıkıntılı ve bir o kadar da heyecan dolu günlerin iman dolu havasını ve manasını terennüm etmiş olan ve gönüllere kuvvet veren büyük şair Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan ve kahraman Türk ordusuna hediye edilmiş olan İstiklal Marşı, 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce kabul edilmiştir.

 

İstiklal Marşımızın Okunduğu Yerler ve Zamanlar

– 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve diğer resmi bayram törenlerinin başlangıcında

– 30 Ağustos Zafer Bayramı geçit remi öncesi

– Devlet başkanları için düzenlenmiş olan karşılama ve uygulama törenlerinde

– Okullarda düzenlenen bayrak törenleri sırasında

– Bayrak törenlerinde

– Yüksek rütbeli komutanlar için düzenlenmiş olan karşılama ve uğurlama törenlerinde

– Milletlerarası spor müsabakalarında

– Devlet başkanının yer aldığı özel törenlerde

– Yabancı elçilerin kabulünde

– Askeri birlikler için düzenlenmiş olan yemin törenlerinde

– Bireylere madalya takma törenleri düzenlendiğinde

– Devlet büyüklerinin Anıtkebir’e yapmış oodukları ziyaret sırasında ya da diğer durumlarında gerçekleşen Anıtkabir ziyaretinde.

İstiklal Marşımızı okurken nelere dikkat edersiniz?

Türk ordusunun en önemli dönüm noktalarından bir tanesi olan Kurtuluş Savaşı mücadelesini ve Türk halkının bağımsızlığına ne denli düşkün olduğunu her cümlesi ile en iyi şekilde ifade eden İstiklal Marşı’nın, kesinlikle kurallarına uygun bir şekilde seslendirilmesi gerekmektedir. Sahip olduğu her cümlede çok derin manâların yer alması, saygıyla okunması gerektiğini en açık şekilde gösteren delildir.

 

Türk tarihinin en önemli şairlerinden ooan büyük usta Mehmet Akif Ersoy’un 12 Mart 1921 tarihinde TBBM’nin onayından geçmiş olan bu eşsiz marş, yine Ersoy tarafından Türk ordusuna armağan edilmiş ve bu tarih itibariyle milli marşımız olarak kabul edilmiştir.

 

Tam 97 yıldır milli marşımız olarak seslendirmiş olduğumuz İstiklal Marşı, ilk kelimesinden itibaren seslendirmeyi ve hissetmeyi sonuna dek hak etmektedir. Ülkemizde, bu marşı seslendirecek olan herkes, bu kurallara kesinlikle uymalıdır:

– İstiklal Marşı’nı okumaya başlamadan önce ilk olarak kılık kıyafetlere dikkatlice çeki düzen verilmeli, düzenli bir görünüme sahip olunmalıdır.

– Şapka kesinlikle kullanılmamalı, varsa hemen çıkarılmalıdır.

– İstiklal Marşı okunmadan önce sessiz ve ciddi bir tavır takınarak başlaması beklenmelidir.

– Komutun verilmesi ile birlikte derhal “Hazır ol” vaziyeti alınmalıdır.

– İstiklal Marşı söylendiği esnada gözler bayrak üzerinde olmalı, gür bir ses tonu ile söylenmelidir.

– Eğer kapalı bir mekanda söyleniyorsa ayağa kalkılmalı ve marşı yöneten kişi takip edilmelidir.

– Marş bittikten sonra “Rahat” komutu duyulmadan hareket edilmemelidir.

– İstiklal Marşı söylenirken ya da dinlenirken başka bir işle ilgilenilmemelidir.

Küçük Prense Mektup

Küçük Prens’e bir mektup yazınız. Yetişkinlerin çocukları anlaması ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Mektubu defterinize yazınız.

Sevgili Küçük Prens,

Bugün senin hikayeni okudum ve gerçekten de çok beğendim. Hikayeni okuduktan sonra, büyüyüp bir yetişkin olduğumda nasıl biri olacağıma karar verdim ve bununla ilgili olarak sana bir mektup yazmaya karar verdim. Hikayenle ilgili olarak kendim adına çıkardığım en önemli ders; herhangi bir olay ya da işi ile ilgili olarak yalnızca maddi özelliklerine bakarak değer vermemem gerektiği oldu.

 

Günümüzde, yetişkinlerin büyük bir kısmı olayları ve kişileri zengin olup olmadığına, parasına, miktarına göre değerlendiriyorlar. Ancak bana göre de bu hiç doğru değil. Çünkü kişi ya da olaylar bu özelliklerle daha değerli olamazlar. Bunun haricinde yetişkinler çocukları da tam olarak anlayamıyor. Çocuklar ise birine dever verirken onların fiziki ve maddi özelliklerine göre değil “O” oldukları için bunu yapıyor, tercihlerine de duygularını da önemsiyor. Bir eve, orada yaşadıkları ve hayallerini süslediğinden dolayı bağlanıyor. Tüm bu farklardan dolayı yetişkinler ve çocuklar birbirlerini anlama konusunda güçlük çekiyor.

 

Yetişkinlerin çocukları anlamaya çalışması daha kolay olacaktır çünkü onlar da bir zamanlar bizler gibi birer çocuktu. Bu nedenle biraz çaba gösterirlerse kendilerini bizim yerimize daha rahat koyabilirler. Böylece bizlere, çocuk kalplerinin kapılarını açabilirler.

Hikayede bizlere vermiş olduğun öğütler için çok teşekkür ederim Küçük Prens. Senin bu öğütlerin sayesinde hayatın daha güzel olacağını düşünüyorum. Yeni hikayelerde görüşmek umuduyla. Hoşçakal.

Yüz ifademizin duygularımıza göre şekillenmesi konuşmamızı nasıl etkiler? Açıklayınız.

Bireyler, gündelik yaşantılarında birileri ile iletişim haline girdiklerinde, konuşma dilinin yanı sıra beraberinde beden dilini de kullandıklarında duygularını daha iyi ve bir o kadar da etkili bir boyuta taşıma imkânına sahip olurlar. Beden dilinde en etkili olan unsur, yüz ifadeleridir. Zira yüz ifadeleri, kişinin duygularını çoğu zaman çok iyi ve çok net bir şekilde yansıtabilmektedir. Örnek verecek olursak; herhangi bir nedenden dolayı öfkelenen bir kişinin yüzü kızarmaya başlarken, bunun tam aksine mutlu olan kişiler ise gülümseyerek bu durumlarını dışarı yansıtırlar. Bunun dışında üzgün olan bireyler somurtarak tepkide bulunurken, morali bozulduğunda ise hiç tepki vermezler hatta çok büyük bir üzüntü duyduklarında da ağlayarak durumlarını yansıtırlar.

 

Tüm bu anlatmış olduklarımızdan hareketle yüz ifadeleri bize, karşımızdaki kişinin lonuşmasında duygu durumunu ifade eden en önemli ipucu niteliğindedir.

 

Yüz ifadelerimiz duygularımıza göre şekil alır ve karşımızdaki kişiyi de şu şekilde etkiler:

– Vermek istediğimiz mesajı karşı tarafa daha etkili bir biçimde ifade etme şansı buluruz.

– Konuşma esnasında dinleyenin konuşmaya olan ilgisinin kısa sürede kaybolmasını onler.

– İfadelerin pekişmesini sağlar.

– Konuşmanın daha içten ve bir o kadar da samimi bir boyut kazanmasını sağlar.

– Konuşmanın görselle desteklenmesini sağladığından daha akıcı bir nitelik kazandırır.

İşte jest ve mimikler olarak da ifade etmiş olduğumuz yüz ifadeleri, iletişimimizde oldukça önemli olup karşımızdaki kişiyi de önemli ölçüde etkilemektedir.