Milli Mücadelenin kadın kahramanları ile ilgili araştırma yapınız. Kısa bir bilgi yazınız.

Milli mücadele, gerek kadını gerekse erkeği ile büyün bir milletin yeniden varoluş mücadelesinin ismidir. Bu mücadele boyunca kadınlarımız yalnızca cephenin gerisinde değil, aynı zamanda cephede muharip olarak da görev alarak Kurtuluş Savaşının başarıya ulaşmasında çok büyük başarılar ortaya koymuşlardır.

 

Türk tarihinde gerçekleşen diğer savaşlar ile kıyaslandığında kadınlarım milli mücadeleye olan katkı ve katılımı çokndaha yoğun bir şekilde gerçekleşmiştir.  Bu durumun en önemli nedeni, Kurtuluş Savaşının özellikleilk dönemlerinde düzenli ordudan ziyade gönüllü olarak katılan halk kuvvetlerinin yürütmüş olduğu bir savaş olma niteliği taşımasıdır.

 

1878 yılında gerçeklesen 93 Harbi sırasında Ruslara karşı mücadele içerisine giren Nene Hutun ile başlayan kadınlarımızın yurdumuzu düşman işgalinden kurtarma azmi, Kurtuluş Savaşı döneminde zirve yapmıştır. Tarihimiz için önemli dönüm noktalarından olan milli mücadele döneminde cephelerde vatanı için seve seve görev almış olan kahraman Türk kadınlarından bazıları…

– Halide Edip Adıvar (Halide Onbaşı)

– Nezahat Baysel (Nezahat Onbaşı)

– Şerife Bacı

– Fatma Seher Erden (Erzurumlu Kara Fatma)

– Halime Çavuş

– Hafız Selman İzbeli

– Gördesli Makbule

– Çete Emir Ayşe

– Tayyar Rahmiye

Bugün, bizlerin bağımsız ülke topraklarımızda rahatça gezebilmemizde payı çok büyük bu annelerimizin ruhları şad olsun.

Kelime dağarcığımızı Zenginleştirmek için neler yapılabilir?

Kelime dağarcığının gelişmesinde rol oynayan en etkili faktör, düzeye uygun kitap okumaktır. Ancak yalnızca kitap okumakla kalınmamalı, aynı zamanda okunan metindeki yeni sözcükler üzerinde tartışma yapılarak kelime dağarcığının gelişmesine katkı sağlanmalıdır. Sözcük dağarcığı, her yaşta geliştirilebilir. Bunun yanı sıra kelime dağarcığının gelişmiş olması, başarıyı da büyük ölçüde arttırır.

 

Kitap okumanın yanı sıra kelime dağarcığının gelişmesine katkı sağlamak için yapılabileceklerden bir tanesi de bol bol bulmaca çözmek ve kelime oyunları oynamaktır. Oynayarak ve eğlenerek öğrenmek öğrenmeyi daha etkili hale getirdiğinden dolayı kelime hazinemizi de daha hızlı bir şekilde güçlendirecektir. Bunların yanı sıra tekerlemeler, bilmeceler, sayışmacalar vs. öğrenilmesi de kelime dağarcığının zenginleşmesinde çok büyük bir paya sahiptir.

 

Tüm bunlardan hareketle kelime dağarcığının zenginleşmesi için yapılması gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz:

1) Bol bol kitap okumak, cümle bağlamından hareketle kelimelerin çağrıştırmış olduğu anlamların daha rahat görülmesini sağlar ve bu sayede anlama yeteneği daha çok gelişir.

2) Türkçeyi olabildiğince yerinde ve etkili kullanan yazarların farklı edebi türlere sahip ürünlerinin popüler örneklerini okumak, sözcük dağarcığını önemli ölçüde geliştirir.

3) Okulda veya evde yapılabilecek okuma, dinleme, konuşma ve yazma etkinlikleri ole aktif bir söz varlığı meydana getirme ve bunu daha çok geliştirme çalışmaları yapmak bu anlamda oldukça etkili olacaktır.

Kelime dağarcığını geliştirmek adına tüm bu önerilerden faydalanmak oldukça yararlı olacaktır.

Benim için özgürlük …

Özgürlüğün sizin için ne anlama geldiğini boş bırakılan yere yazınız. Benim için özgürlük: …………

Özgürlük, kişinin kendini herhangi bir baskı altında hissetmeden, düşüncelerini dilediği gibi ifade edebilmesidir. Ancak özgürlük, hiçbir zaman için sınırsız bir kavram değildir. Zira özgür olduğumuza inanarak sarf etmiş olduğumuz cümleler hiçbir zaman karşımızdaki kişinin düşüncelerine, değerlerine ve değer verdiklerine saygısızlık boyutuna ulaşmamalı, hakaret ve küçük düşürücü bir niteliğe ulaşmamalıdır. Zira bu anlamda çok hassas davranılması gerekmektedir.

 

Her insan, doğumundan itibaren yetiştiği aile, yaşadığı çevre, edindiği dostluklar vs. gibi etkenler dolayısıyla birbirinden farklı düşünce kalıplarına sahiptir. Bu, gayet doğal ve olağan bir durumdur. Buna bağlı olarak da beğeniler, zevkler, davranışlar ve düşünceler insanlarda çok farklı şekillerde gözlenebilmektedir. Dolayısıyla, kimsenin görüşüne, düşüncesine, değerlerine ve yaşayışına zarar vermediği müddetçe herkes özgür düşüncesini rahatlıkla, hiçbir korku ve endişeye kapılmadan dile getirebilmeli, doğrularını ve yanlışlarını dilediği gibi ifade edebilmelidir.

 

Kişilerin birbirlerinin düşüncelerine saygı duyduğu ve herkesin özgür düşüncelerini korkmadan dile getirebildiği bir toplumda kişiler arası ilişkiler daha güçlü olur ve daha barışçıl bir toplum özelliği gözlenir. Bunların yanı sıra özgür düşünen ve özgür ifade eden insanların var olduğu bir toplumun ilerlemesi, bilimsel olarak aydınlanması daha kolay ve hızlı olacaktır. Zira yaratıcılığın en önemli zeminlerinden biri de özgür düşünebilmek ve özgür konuşabilmektir. Bu sayede yeni düşünceler toplumu daha çok geliştirecek ve dünya medeniyetleri zirvesine ulaştırabilecektir.

Sabır Acıdır Meyvesi Tatlıdır Atasözünde Ne Anlatılmak İstenmiştir?

“Sabır Acıdır Meyvesi Tatlıdır” Atasözünde Ne Anlatılmak İstenmiştir? Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

Hayatımız boyunca karşımıza çıkan zorluklara karşı direnç göstererek bu zor zamanların bekleyerek üstesinden gelmek “sabır” olarak ifade edilmektedir. Sabır sahibi olan kişi, güçlükler karşısında herhangi bir şikayette bulunmadan, bu güçlüklere karşı sükûnetle mücadele eder. Her ne kadar zor zamanlar çok zor geçse de mutlu günlere kavuşmak adına bu kara günlerin ardında aydınlık günlerin beklediğini de unutmamak gerekir.

 

Sabırlı olmak, hayata güçlü ellerle tutunmuş insanların ulaşabileceği büyük bir erdemdir. Zira sabırlı kişiler, karşılarına çıkan zorluklarla mücadele ettikten sonra er ya da geç istediklerine ulaşarak bu zor günlerin karşılığını muhakkak alırlar. Bundan dolayı yaşadığımız acılara isyan edip karamsarlığa düşmeden güzel günlerin geleceği ümidini yitirmemek gerekmektedir. Çünkü sabır gösterilen her zorluğun mükâfatı belki de çekilen sıkıntıların da çok üstünde bir mutluluk ve huzur verebilecektir. Bunun yanı sıra elde edilen büyük başarıların altında yatan en önemli unsur da yine sabırdır. Bu büyük başarılara imza atmak için önümüze çıkan zorluklara göğüs gerebilmeli, yolumuza bu azimle devam edebilmeliyiz.

 

Özet olarak ifade etmek istediğimiz şudur ki; hayatta yaşanan olumsuzluk ve aksiliklerin tümü biz insanlar içindir. Hiç umulmadık bir durum ile karşı karşıya kalındığında hemen öfkeye kapılmamalı, sakin bir kafayla derinlemesine düşünülerek durum değerlendirmesi yapılmalı ve bir süre beklenmelidir. Zorluklara karşı sabır göstermek her ne kadar insanlar için güç bir durum olsa da sonuçları her zaman için çok güzel ve mutluluk vericidir.

Zamanı etkili ve verimli kullanmaktan ne anlıyorsunuz? Anlatınız.

Büyüklerimiz bizlere bir şey emanet ettiğinde veya verdiğinde dikkatli kullanmamız konusunda uyarır durular. Aman ha dikkat et diye başlarlar cümleye sonu gelmez. Bir kulağımızdan girip diğer kulağımızdan çıkan bu sözleri anlıyormuş gibi kafa sallayıp geçiştiririz. Sorduğunuz soru da bu yönde olmuş. Şimdi bana o çokta önemsemediğim ama bu yüzden pişmanlık duyduğum sözleri soruyorsunuz.

Küçüktük veya gençtik. Ama aklımız başımızda değildi cümlesini kabul etmiyorum. Hemen her şeyi bilen aklın nasıl olurda verilen nasihatleri dinlerken başında olmuyor. Sen şuna işime gelmemişti desene. Aynen öyle işimize gelmiyor hiçbir iyi söz. Sanki zararımıza konuşuluyor bizde dinlemiyoruz. Halbuki senin için kıymeti harbiye si büyük olan bu sözler acı bile olsa dinlenmeye değer sözlerdi.

 

Bize derlerdi ki zamanınızın kıymetini bilin. Altın gibi bir nasihat. Yani sorduğunuz soruyla aynı içerikte zamanınızı verimli kullanın. Peki nasıl kullanacaktık. Onu da anlattılar ama ben kendi pişmanlığımla harmanlayıp aktarayım. Erken kalkmak ve erken uyumak, boş işlere vakit harcamamak, çalıştığın işte veya okuduğun okulda zamanı daha verimli kullanmak için faydalı işler yapmak ve yaşadığın zamanın şartlarına göre düşünmek. Bunlar elbette çoğaltılabilir ama öncelik verilmesi gerekenler olarak düşüne biliriz. Her insan zamanını kendine göre ayarlamalı. Bir başkası ile kıyas yapmamalı kendi yaşamına kendi yön vermeli. Okullarda yapılan zaman kullanımı için gerekli programlar da önemli tabi ama örnek almak yeterli. Biz yine kendi zamanımızı kendimiz ayarlamalıyız.

Bir saat tasarımı yapsaydınız saatinizin hangi özelliklere sahip olmasını isterdiniz? Nedenleriyle açıklayınız.

Daha yeni akıl etmeye başladığınız andan itibaren bir çok soru sorarsınız. Bu ne şu ne ? Her şeyi aynı anda öğrenmek bilgi sahibi olmak istersiniz. Heyecan verir o küçük bedeninize. Meraklı bakışlarla seyir ederiz tüm gelişmeleri. İnsanlarla konuşur her eksik noktayı tamamlamaya gayret ederiz. Aklımızda soru bırakmamak için değil öğrenmek içindir. Benim de öyle oldu. Küçük bir çocukken en merak ettiğim teknoloji harikası olarak gördüğüm icatlardan biriydi saat. İlki tabi ki de televizyon. Saat yapı itibariyle farklıydı. Nasıl hesaplama yapar nasıl birbirine çarpmadan döner bu çizgiler diye izlediğim olmuştur. Komik gelebilir ama merak işte. Yine en büyük heyecanımı yaşadığım olaylardan biri de küçükken alınan bir saat.

 

Farklı bir zevki vardı. İmkanlar kısıtlı olduğu için türlü baskılarla elde edebilmiş büyük bir inat ve sabır sayesinde sahip olmuştum. Işıklıydı hem de. Baktıkça gülümser mutlu olurdum. Şimdi ise yüzüne bakılmıyor o saatlerin. Ama benim o zamanlarda saat konusunda ki hayalim şimdiki zaman için de geçerli. Böyle saat kaç diye sorduğunda sana saati söyleyecek, uyuman gerektiğinde uyumanı ve uyanman gerektiğinde uyanmanı. Bir arkadaş gibi konuşacak seninle. Bak bu saat oldu hala bir şey demedin diye kızacak yeri geldiğinde. Düşünecek beni. Bende onu düşünür temiz kullanırım. Pilini değiştirir silerim dakika başı. Ha birde espiri yapacak şakalaşcak benimle, moralim bozukken de anlayacak susacak ben bir şey demeden o bir şey söylemeyecek.

İnsanoğlu neden zamanı ölçme ihtiyacı hissetmiş olabilir? Açıklayınız.

İnsanlar bir çok ihtiyacını karşılamak için farlı buluşlara imza atmıştır. Tarih boyunca değişmeyen kurallardan bir tanesi insanların ihtiyacını karşılamakta verdiği çaba. Biri vaz geçerken bir diğeri olumsuzluğu ortadan kaldırmak için uğraşmış sonuç olarak hemen her ihtiyaç karşılanır hale gelmiştir.

Zaman da böyledir. En çok ihtiyaç duyduğumuz kavramlardan bir tanesi. Zamanı ölçerek düzenli bir hayatın temelleri atılmıştır. Zamanı hesaplayarak yapılmış yahut yapılacak işler ayarlanmıştır. Bunu sadece icatlardan saat yapmak olarak algılamamak gerekir. Önceleri güneşe aya gece ve gündüze bakılarak hesap yapılmıştır. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Ama konumuz neden böyle bir gereksinim duydukları.

 

İnsan oğlu gereksinimleri için çalışıyor ve yoruluyor. Peki ya dinlenmeleri gereken süre hesaplanmıyor olsaydı nasıl olurdu ? Bu bana göre bu zamanı ölçme ihtiyacının temelini oluşturuyor. Diğer yan faktörler ise doğum yılı ölüm yılı gibi hesaplamalar sonrasında geliyor. Sadece bunlarla da kalınmıyor. Bir yerden ayrıldığında başka yerde geçirdiği süre, ne zaman dinlendiğini hesaplaması için geçirdiği süre vb. şekliyle uzayabilir. Bütün bu durumlar ihtiyaç hasıl olduğu için gerçekleşmiştir.

Şimdilerde ise her şeyin ilacı olarak algılanan zaman, ilk örneklerine bakarak pekte değerli görülmüyor. Ölçülüyor fakat değer verilmiyor. Unutarak yaşıyoruz geçirdiğimiz vakitleri. Ölçümlere aldırış etmeden yaşıyoruz. Sonrasında ise ne kadar hızlı geçti oluyor. Hızlı değil zaman aynı sürekliliği ile ilerliyor. Biz farkına varır da zamanımızı iyi kullanırsak değerlenir. Zaman algısını zihnimize kazandırmanın yollarını aramalıyız

Gelecek ile ilgili hayallerinizi anlatan bir konuşma yapınız. Konuşmanızda uygun geçiş ve bağlantı ifadelerini kullanınız.

Geçmişte ki yapılan bilim-kurgu filmlerine baktığımızda insanların hayal dünyasının genişliğini görebiliyoruz. Belki bir çok durum hala gerçekleşmedi ama gerçekleşen hayalleri de görebiliyoruz. Uçan bir araba konusunda yapılan bir çalışmayı izlediğimde her hayalin mümkün olabileceğini düşündüm. İzlediğimizde hayranlıktan öte burada da saçmalamışlar, yok artık dediğimiz durumların gerçekliği bizi kendi içimizde mahcup ediyor.

Hayallerin gerçekleşen projelerle olabilme durumu benim de hayallerimin gerçekleşebilmesi konusunda  umutlandırmıyor değil. Evet hayal dünyam büyük ama neden olmasın ? Onlarda işe hayal kurarak başlamadı mı?

 

Benim hayalim ise gelecekte savaşları bitirecek bir oluşumun kurulması. Bir icat olarak düşünmedim ama insan ölümlerinin çokluğundan yakındığımız günümüz şartlarında bunu engelleyebilecek bir üst düzey kurulun kurulması gerekli. Ama güçlüler tarafından değil haklılar ve adaletliler tarafından. Diyeceksiniz ki zaten var. BM, NATO, AB. Gibi kurullardan bahsetmiyorum. Tamamen özgür çalışan mazlum ve mağdurların her zaman yanında olan, bunu gerçekten başarabilen bir kurul. Nasıl gerçekleştirilebilir konusunda henüz bir fikrim yok zaten olsa uygulamaya geçiririm. Ama dedim ya hayalle başlamak bile güzel bir niyet bu konuda. Çocuklar kadınlar diye de ayırma yapmadan tüm insanlığın ölümünün durması için bir çalışma gerekli. Kimi neyi paylaşamıyoruz şu garip dünyada. Ne istiyoruz da bunca insan ölüyor anlamak imkansız. Sorulduğu zaman ise herkes masum. Peki ya suçlular kim ölenler mi ?

Son zamanlarda bilim alanındaki gelişmelerden dikkatinizi çeken birini arkadaşlarınıza anlatınız.

O kadar hızlı ki gelişmeler takip edemiyoruz. Ülkemizde dahi başlamış bir çok proje mevcut. Bilim alanında bu tarz gelişmeler bizleri heyecanlandırdığı kadar ülkemizde gerçekleşmesi için ümitlendiriyor da. Tabi ki yerli gelişmeler görmek istiyoruz. Ama dünyayı geriden takip ettiğimizde bir gerçek. Global anlamda ise yapay zeka çalışmaları benim dikkatimi çeken en önemli gelişmelerden. Daha önceleri sadece yapılan robotlar insan desteği ile bir amaca hizmet ettirilirken durum burada farklılaşıyor. Düşünsenize yapay zeka ile kendi istekleri şekilde hareket edebilecek robotlar geliştiriliyor. Bu kimilerini korkutsa da bir insandan daha zararlı hale gelmeyeceği kesin. Çünkü bir ruh barındırmıyorlar. Duygu ve düşüncesiyle değil mantık çerçevesinde hareket edecekler. Tamamen bilime hizmet edecek bu gelişme beni korkutmuyor aksine heyecanlandırıyor.

 

Bazen de kedi ulaşamadığı ete mundar dermiş ata sözü geliyor. Biz bir şeyi başarmaya çalışmıyor yapılan gelişmeleri kıskanıyoruz gibi geliyor. Yahu sen onun gelişimini takip edeceğine, bizde acaba bir şeyler yapabilir miyiz diye düşüneceğine, neden eksiklerini tartışıyorsun ki ? Bakın onların isteği de bu zaten. Onlar yapsın biz kullanalım eksiklerini söyleyelim ve daha iyi şartlarda geliştirmelerini sağlayalım. Ne zaman bu içine düştüğümüz durumdan kurtuluruz işte o zaman gelişmeye başlarız. Az da olsa kötü de olsa hatta berbat da olsa lütfen birbirimizin emeğine saygı gösterelim. Bırakın onlar eleştirsin biz geliştirelim.

Önemli buluşlar yapmış Türk İslam bilginleri hakkında yaptığınız araştırma sonucu elde ettiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

Türk-İslam bilginlerinin çokluğu bizlere övünecek derecede fazla buluşların olmasını ve tüm dünya insanlığına fayda sağlamasını hatırlatıyor. Laf aralarında çok duyarsınız Avrupa bilginlerinin sözlerini. Karl Marx’ı Aristoteles’ i. Bakın bize bile söylettiler. Unutturulan tarihimizin yanı sıra birde unutturulan bilginlerimiz var bizim.

 

Fatih devrinin ünlü doktor ve cerrahlarından olan deneysel fizyolojinin öncülerinden Sabuncu Oğlu Şerefeddin’i tanıyor muyuz ? ya da Trigonometri sahasında ilk defa eser veren, Merağa rasathanesini kuran, matematikçi ve astronom Nasirüddin Tusi yi ?Tabi ki ilk defa duyuyoruz. Bu isimleri şaşırmakta haklısınız. Çünkü böyle bir araştırma yapmadan bu bilgilere bizim ders kitaplarımızdan ulaşmak oldukça zor hatta imkansız. Peki üzücü olan bu durum neden böyle ? Neden bizden olanın iyiliği bize anlatılmazken; özendirilmemiz sağlanan, bizden olmayanları öğreniyoruz? Bakın onlar da öğrenilmesin demiyorum ama bize onlar öğretilirken asıl öğrenmemiz gerekenler anlatılmıyor. Bırakın öncelik verilmesini istemek, hiç anlatılmıyor olmasını konuşuyoruz burada. Böyle araştırmalar sonucunda kendimizi nasılda küçümsediğimiz geliyor aklıma hep. Onlar kendilerine özendirirken biz neden ezilmişiz ki ? Özellikle o kadar çok bilginimize rağmen. Bizden bir şeyler öğrenenler bizim bilgilerimizle yine bizlere karşı büyüklük taslamışlarda haberimiz yok. Neyse ki gelişen bilim dünyası artık tüm bilgileri ayağımıza kadar getiriyor. Sizler de üşenmeden bu bilgilere göz atın derim. Bari haklı olduğumuz bir konuda ufak bir fikre sahip olalım.