Atatürk ile aynı dönemde yaşamış olsaydınız ülkemiz için neler yapmak isterdiniz?

Atatürk ile aynı dönemde yaşamış olsaydınız ülkemiz için neler yapmak isterdiniz? Anlatınız.

 

Türk milletini her ferdi gibi o dönemde yaşamayı çok istemişimdir. Sadece yaşamak değil ama. Yaşarken bir fayda sağlayabilmek işe yaramak isterdim. Kendi açımdan bir mesleki eğitimim yok belki ama sadece meslek grupları değil insan gücü lazımdı o devirde. Yani biz öyle öğrendik. Nüfus yoğunluğu az imkanlar kısıtlı çalışan veya çalışacak insan gücü yetersiz diye. Tabi sadece çalışmak da değil, evden işe işten eve giden bir bireyden daha fazlasını da isterdim. Bir proje sahibi olmak. O projeyi gerekirse Atatürk’e iletmek. Ama bunu onu görme hayalim dışında ele alıyorum. Tabi ki onu da çok merak ediyorum. Görmek onunla konuşmak ona bakmak da isterim. Fayda sağlama amacı taşıyorsam bu hayalim daha büyük olmalı ama. Çünkü o dönemde yapılacak güzel bir iş belki bir milletin kurtuluşunu hızlandıracak daha kolay hale gelecek belki daha az insanımız şehit olacaktı.

 

Hayal kurarken bile idealleri olmalı insanın bu yüzden. Kuru kuruya kendi iyiliği için hayal etmek o insanın dar bir dünyada yaşamasını gerektirir. Ama büyük hayali olan insan öyle mi ? Büyük idealleri olur o insanın. Gerçekleştiremese bile adından söz ettirir hiç değilse. Her zaman başarabilmek mümkün olamaya bilir. Ancak fayda sağlayacağı düşüncesi ile çaba sarf eden insan hayalini gerçekleştirmekte ki azmi ile belki başaracak olana ilham verir. Belki başarılacak işin temellerini atar. Umutsuz olmadan büyük ideallerimizin peşinden gitmeliyiz. Kendimizi değil milletimizi düşünmeliyiz.

 

Şahsım adına o dönemde yaşamış olsaydım bende bu çerçevede düşünür başarılı olduğum alanda yoğunlaşır en iyisini yapana kadar uğraşırdım. Herkesin elini taşın altına koyduğu o dönemde seyirci kalmak hem milletine hem tarihine ihanet olur yoksa. Bir fabrika kurarak; kurtuluş mücadelesinin sonrası için söylüyorum bu arada, gerekli iş sahası oluşturur hem milletimin refah seviyesini yükseltmek için çabalar hem de yerli üretim konusunda devletime katkıda bulunurdum. Vergi mi daha fazla verir devletçilik ilkesi ile görüşümü belirtirdim. Halkçı olmak içinse milletime tam anlamıyla destek olur her türlü hayır işine koşardım. Okul hastane vb. Yapıların oluşumuna katkı sağlardım.

Atatürk’e Mektup

Kendinizi “sığırtmaç Mustafa’nın öyküsü” metnindeki kahramanın yerine koyarak Atatürke bir mektup yazınız. Mektubunuzda giriş, gelişme ve sonuç bölümlerine yer veriniz. Mektubunuzu verilen sayfa yapısına uygun bir şekilde imla ve noktalama kurallarına göre düzenleyiniz.

 

Milletin tarihten silinmiş izi
Dağılan sürümüze baş olan gazi
Senin gibi dağdan toplamıştı bizi
Bunu hiç unutma sığırtmaç Mustafa

 

Dizelerini yazarken Mehmet Selahattin, ahde vefanın öneminin yanı sıra bizlere gazi Mustafa Kemal’in önderliğini anlatmıştı. Biz de Mustafa’nın dilinden bir mektup yazalım o zaman.

 

Değerli Atatürk;

Soğuk bir havada çobanlıkla hayata tutunmaya çalışıyorken çıktın karşıma. Önceleri tanıyamadım seni. Dünya dan kopuk yaşayan bu fakiri sevgiyle zengin ettin. Sen sadece bu sığırtmaç Mustafa’nın hayatını değiştirmedin. Ben garip sığırtmaç Mustafa bu aziz milletin kısa bir özeti gibiydi aslında. Sen bu milletin elinden tuttun. Eğittin öğrettin sahip çıktın bize. Öyle zor zamanda çıktın ki karşımıza bize Allah’ın bir hediyesi olduğunu hatırlattın. Kim derdi ki dağda çobanlık yapan bu garibi koca Mustafa kemal paşa görecekte elinden tutacak. Ve kim derdi ki bu aziz milletin artık tükendiği son zamanda karşısına Mustafa kemal paşa çıkacak da elinden değil koca yüreklerinden tutup kalkındıracak.

 

Öyle zor bir zamandı ki bize bizden olanlar zarar veriyordu. Bende öyle değil miydim? Benden olan ailem okutmuyordu beni. Onlara da kızamam. İmkanlarımız kısıtlıydı. Ülkeme de kızamıyorum imkanlarımız kısıtlıydı. Açtık. Açıktaydık. Doyurdun yetmedi eğittin yetmedi sonrası içinde düşündün bizleri. Yüreği güzel insan sana olan minnet borcumuzu sadece başarılı olabilmemiz şartıyla kabul ettin. Yine kendin için bir şey istemiyor yine milletini insanını düşünüyordun. İsterken bile güzeldin.

 

Değişen zaman bizlere senin gibisinin gelmeyeceğini çok anlattı. Ne kadar değer bildik veya bundan sonrası için ne kadar değer biliriz muamma. Seni mahcup etmemek için kendi adıma söz veriyorum. Milletimin de çalışmalarını istediğin gibi süratli bir şekilde sürdüreceğine inancım tam. Bu milletin gözünü açtın ya, artık kimse önünde duramaz bizlerin. Her yapılan iyiliğin elbette bir karşılığı vardır. Senin yaptığın iyiliklerin karşılığını alman için istediğin başarıyı yakalamaya koşar adım yürüyeceğiz. Bu garip Mustafa’nın atası Mustafa’ya olan sözüdür.

Toplumların geleceğinde çocukların nasıl bir yere sahip olduğunu nedenleriyle anlatınız.

Büyümek bir yetişkin olmak isteği, tüm çocuklar gibi bizde de oldu. Bir an önce yıllar geçsin de büyüyelim dedik. Yetişkin olmak istedik. Büyüyünce daha özgür yaşayabileceğimizi sanıyorsun ama büyüdükçe tutsaklaşıyorsun. Büyüdükten sonra da diyorsun ki keşke çocuk olarak kalsaydım. Biz insanlar gerçekten ne istediğimizde değilde nasıl olmazlarla ilgileniyoruz. Önce ne istediğimizi bilmemiz gerekmez mi? İstemeyi de bilmeliyiz demek ki. Şimdi bize deseler ki şunları şunları bize ver en değer ki neyin varsa hepsini istiyoruz karşılığında sana  çocukluğunu vereceğiz. Kim vermez ki ?

 

Toplum da böyledir. Büyümüş bir birey gibi devamlı çocukluluğun ister. Devamlı yapılan hatalardan ders çıkarmış olgun bir insan gibi aynı sözü tekrarlar. Keşke çocukluğuma dönsem. Toplumlar gelişimlerini sağlamak için bir çok bedel öder. Hata yapar. Sonunda kendi eriştiği olgunlukla nasıl davranması gerektiğini anlar. Toplumun insandan farkı ise istediği çocukluğu ona verilir.

 

Birde toplumların çocuklara yüklediği görevler vardır. Toplumda ki olgunluk resmedilirken çocukların gelişim göstermesi gereken hallerde dikkat etmesi gereken kurallar söylenir. Velev ki aynı hata ile yüzleşilmesin. Dahası çocuklar karşılaşılacak tehlike ile de bilinçlendirilir ki zamanı geldiğinde bu tehlikelere karşı koyabilsin. Güçlü olmaları bu nedenle toplumun güçlü kalmasına olanak sağlar. Gelecek düşünülerek eğitilen çocukların topluma faydası büyüyünce olur. Eğitim ve öğretim konusuna verilen değer genel anlamda çocuklara verilen değerin kendisidir. Birey küçükken nasıl yetiştiriliyor ise büyüyünce de aynı şekilde devam eder. Atalarımız boşuna dememiş ağaç yaşken eğilir diye.

Çanakkale Savaşında sizin de yapabileceğinizi düşündüğünüz yardım çalışmaları neler olabilirdi?

O dönemde yaşamış olsaydınız Çanakkale Savaşında sizin de yapabileceğinizi düşündüğünüz yardım çalışmaları neler olabilirdi?

 

Bizler içimizden o dönemde yaşamayı çok istemiş elimizden bir şeyler gelirdi de bizde bir şeyler yapardık diye çok düşünmüşüzdür. Öğrendiklerimiz bizi derinden yaralıyor çünkü. Üzülüyoruz. Bizim insanımız vatanını bayrağını milletini ve devletini korumak için bu uğurda canını hiçe sayarken evde oturmayacaktık herhalde. Bizde yaşasaydık o dönemde nasıl bir mesleki beceriye sahipsek ya onu yapacaktık orduda ya da gidip cephede düşmanla savaşacaktık.

 

Tabi günümüz imkanları ile bunu değerlendirmek ne kadar doğru olur bilmiyorum ama benim kendi adıma yapabileceğim en iyi şey savaşmak olacaktı. Yardım etmeyi değil savaşmayı tercih ederdim. Yaşımın bir öneminin olduğunu düşünmüyorum. O dönemde de yaşasak yaşımın bir önemi olmazdı benim için. Neden olsun ki ? Özgürce yaşayamayıp tutsak yaşamaktansa ölmeyi yeğlerdim. Bu topraklar üzerinde özgürce yaptığım doğruları demiyorum özgürce yaptığım yanlışları bile yaparken kendi toprağımda yapıyorum. Yabancıların işgal işgal ettiği tutsak yaşayışta yanlış yapmak bile zor gelir insana. Bizler bu nedenle atalarımıza her daim minnet duymalı dua etmeliyiz. Onların kendilerini düşünmeden ailelerini düşünmeden verdiği bu mücadele sonrasında bu kadar özgür kalabildik. Ben inanıyorum ki sadece ben değil tüm arkadaşlarım sadece yardım anlamında değil tüm koşullarda böyle bir savaşa koşa koşa giderdi.

Çanakkale Savaşı ile ilgili bildiklerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

Bir durumu bilmek geçen olayları öğrenebilmek yaşananları anlamak için olayın geçtiği yeri gezip görmek bizlerin yararına olacağı gibi yanlış bilgi edinmemizin de önüne geçecektir. Çanakkale’ yi bilmek yetmez. Anlamak da gerekir. Uzaktan uzağa edindiğimiz bilgiler hava da kaldığı gibi bir süre sonra unutulmaya yüz tutacağı da bir gerçektir. Bunlar genel anlamda uygulamamız gereken insani görevler. Bunun yanı sıra millet olarak üzerimize düşen asli görevler mevcut. Çanakkale gibi büyük bir milli mücadele savaşının yaşandığı bölgeyi ziyaret etmek üzerimize düşen bu asli görevlerdendir. Ziyaret gerçekleştirilirken manası akıllarda kalıcı olmalı ki bırakılan hatıraya saygısızlık etmeyelim. Büyük bir edeple gidip vardığımız zaman şehitlerimize dualar okumalıyız.

 

Çanakkale savaşı milletimizin Anadolu topraklarına kadar kıstırıldıktan sonra bu coğrafyanın dahi bize yar edilmemesi amacı ile bize karşı yürütülen ve bir çok devletin katıldığı savaştır. Düşmanlarımızın çokluğu ve güçlülüğü atalarımızı yolundan döndürmemiş korkusuzca savaşıp galip gelmişlerdir. Bu galibiyeti kolay sanmak atalarımızın ruhunu inciteceği gibi onlara karşı yapılacak en büyük saygısızlık olacaktır. Çünkü Silahlar az, mühimmat yetersiz, giyilen kıyafetler yamalı, erzak az. Bunlar bizim bildiklerimiz. Kim bilir daha ne zorluk yaşamışlardır. Savaşacak erkek sayısının azlığından çağrılan erkek yaşı 15′ e kadar düşmüş o dönemde. Şimdileri eve ekmek aldırmakta zorlandığımız küçük kardeşlerimizin yaşındalar yani. Çoğu lise mezun veremiyor. Beni yaralayıp üzen bir çok hadise var Çanakkale savaşında. Ancak bunların arasında 57. Alay ‘dan bir kişinin bile sağ kalmayacak şekilde düşmana hücum etmesini aklımdan çıkaramıyorum.

Atalarımız Milli Mücadele Döneminde ne gibi zorluklarla karşılaşmışlardır?

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk aldığı emirle Samsun’a çıkarken bir milletin tüm zorluklara rağmen varoluşunu bütün dünya ya göstermiştir.

 

Dönemin içinde bulundurduğu şartlar ağır yapılması gereken kurtuluş mücadelesi ise neredeyse imkansız görünüyordu. Hem içeride bulunan hain ayrılıkçı gruplar hem de dış düşmanlar işgal harekatlarına başlamış milletimize zor günler yaşatıyorlardı. Atalarımız bize bu güzel mirası bırakırken yeri gelmiş kendi canlarından ve mallarından vazgeçmiş yeri gelmiş sevdiklerinden vazgeçmişlerdir. Hiçbir zafer yoktur ki bedeli ödenmesin. Büyük bedeller ödeyerek kendilerini feda eden yiğit atalarımız bizlere üzerinde özgürce yaşayabileceğimiz bu güzel yurdu miras bırakmışlardır. Onları anlamaya çalışmak bizler için zor olabilir. Günümüzde şartlar değişmiş, savaş stratejileri daha çok ekonomik veya siyasi olacak şekilde hazırlanmıştır. Yahut terör gibi durumları kullanarak istedikleri amaçları gerçekleştirmeye çalışan düşman devletler bu yöntemle ülkemizi yıldırma gayretine girmişlerdir.

 

Güçlü olduğu için kendini haklı sanan büyük devletlere haklı olanın güçlü olduğunu hatırlatmak bu aziz milletin tarih boyunca üstlendiği sorumluluktur. Atalarımız Milli mücadele döneminde sadece kendisini düşünmemiş mazlum halklarında emperyalizme ezdirilmemesi için çaba sarf etmiştir. Bütün bu zor şartlara aldırış etmeden ülkeyi savunmayı kendilerine vazife olarak gören o kahramanlar idolümüz olmuştur. Belki eksik mühimmat belki eksik bir öğün yemek onları yıldırmamış uğruna canını feda ettikleri dava yı bir an olsun bırakmamışlardır. Giyecek bir elbise dahi yamalanarak hazırlanıyorsa bu üzerine konuşulacak çokta söz bırakmayan zorluktur. Şimdilerde anlamamız gereken o dönemin zorluklarını tam manası ile anlayamayacağımız da bir gerçektir. Zaman değişmiş şartlar daha kolay hale gelmiş ve ülkemiz büyük ilerleme kaydetmiştir. Anlatılanları dinlemek yetmeyecek gerçek manada hissetmek için anlatılanları yaşamamız gerekecektir. Yaşamamız gerekir derken tabi ki Allah bu aziz millete o zor dönemleri tekrar yaşatmasın. Hayal dünyamızda düşünerek hissetmekten bahsediyorum. Hiç değilse milli mücadele dönemini kendi iç dünyamızda yaşayarak anlamamız atalarımıza olan minnet duygumuzu hafifletecektir.

Milli birlik ve beraberliğin önemini açıklayınız.

Millî birlik ve beraberliğin önemini açıklayınız.

 

Ülkemiz de yaşayan tüm insanların ortak değerleri, milli şuur çerçevesinde ortak düşünme ve ortak hareket etme gibi geçmişten gelen kazanımları mevcut. Özellikle de milliyetçilik düşüncesi diğer ülkelere kıyasla farklı bir tarzda seyr etmekte. Diğer bir çok ülke de bu düşünce ve yaşayış biçimi daha çok ırkılığa dönüşse de ülkemizde bu durum oldukça farklı. Özellikle Avrupa ülkeleri milliyetçiliği farklı algılamış olacaklar ki bir çok farklı milletten olan insanlar yaşadıkları baskı ve zulmü unutamayacak kadar ağır yaşamıştır. Yeri geldiğinde güzel ülkemize yapılan haksız eleştiriler, kendilerinde bulunmayan değerlerin eksikliğini bu şekilde kapatabileceklerini sanmalarından kaynaklı. Kendilerinde bulunmayan milli birlik ve beraberliğin onlara hissettirdiği eksiklikle devamlı bir ayrılıkçı fikir ortaya atıyorlar. Hiç birinde bulunmayan terör tehdidi bizde 30 yıldan fazla sürede devam etmesine rağmen milli birlik ve beraberliğimizin devamlılığı sağlanmakta, ayrılıkçı değil birleştirici şekilde devam etmektedir.

Terör; farklı etnik yapıya sahip masum insanlar adına istismar edilen iyi niyetler ve duyguların cinayetler işlenerek uygulandığı katliamlardır. Hiçbir masum insan yoktur ki kendi adına işlenilen cinayetleri kabul etsin.

Milli birlik ve beraberlik ise; terör ve diğer tüm ayrılıkçı uygulamalara karşı bir milletin ortaya koyduğu duygusal bütünlüktür. Çok uluslu yapıya sahip olan Türkiye halkı içerisinde bir çok milletten insan barındırmakta, bu birlikteliği ise milli birlik ve beraberlik çerçevesinde gerçekleştirmektedir. Milli birlik ve beraberlikten yoksun olan halklar yok olmayı tarih sahnesinden silinmeyi hak etmişlerdir. Tarih boyunca çok uluslu yapıda ki imparatorlukları ayrışmadan sürdüren Türk milleti milli birlik ve beraberliğine büyük önem vermiştir. Bu sebeple iç çatışmaların yaşanmadan beraber yaşayış anlayışı ile kardeş halkları bir arada tutabilmiştir.

Aydınların ve gençlerin milletlerine karşı sorumluluklarının neler olduğunu tartışınız.

Aşağıdaki metinden hareketle aydınların ve gençlerin milletlerine karşı sorumluluklarının neler olduğunu tartışınız.

 

Aydınlarımız milletimi en mutlu millet yapayım derler. Başka milletler nasıl olmuşsa onu da aynen öyle yapalım derler. Fakat düşünmeliyiz ki, böyle bir görüş hiçbir devirde başarılı olmuş değildir. Bir millet için mutluluk olan bir şey diğer millet için felâket olabilir. Aynı neden ve şartlar birini mutlu ettiği halde diğerini mutsuz edebilir. Onun için bu millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden, keşiflerinden, gelişmelerinden yararlanalım, ancak unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak zorundayız. Gençlerimiz ve aydınlarımız ne için yürüdüklerini ve ne yapacaklarını öncelikle kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı, onları halk tarafından iyice sindirilebilir ve kabul edilebilir bir hale getirmeli, onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır. Ben çok ümitliyim ki, gençlerimiz bunu yapacak derecede yetişkindir.  ( Mustafa Kemal Atatürk, Konya Gençleriyle Konuşma)

 

ÖZETLE;  Atatürk, başka milletleri mutlu eden şeylerin bizi mutlu etmeyebileceğini anlatmakta. Başka milletlerden aldığımız örnekleri kendi milletimize uygun hale getirmemiz gerektiğinden bahsetmekte. Bunu bir sorumluluk olarak görmekte. Peki nedir bu sorumluluklar madde madde yazalım;

 

  • Başka bir milleti mutlu eden şeyi kendi süzgeçlerinden geçirmeden kendi milletimize uygulamamalılar.
  • Aydınlar, mutlu eden şeyleri kendi milletimizin adet, gelenek ve göreneklerine uygun olacak şekilde uyarlamalı.
  • 10 düşün 1 söyle de mantık gibi defalarca düşünülmeli ve önce aydınlarının kendilerinin ikna olması gerekmekte.
  • Aydınlarımız bir yetişkin, yol gösterici gibi davranmalı. Sorumsuzluk, gelişi güzel fikirler sunmamalı.
  • Aydınlarımız, milletimizin gelişimini, eğitimini, mutluluğunu artıcı şeyler üretmek için çok çalışmalı.
  • Aydınlarımız, milletimizi mutluluğa götürmek için tüm dünyadaki örnekleri incelemeli her türlü bilgi, keşif ve ilimden yararlanmalar.

Okuduğunuz metinden neden – sonuç, amaç – sonuç ve koşul cümleleri bularak yazınız.

Okumanın İşlevi metninde geçen 3 çeşit cümle için alttaki cümleler kullanılabilir.

 

Neden- Sonuç cümlesine örnek: İşimizin gerektirdiği nedenlerle okumaya başvururuz.

 

Amaç – Sonuç cümlesine örnek: Güncel olayları öğrenmek için gazeteleri, dergileri okuruz.

 

Koşul cümlesine örnek: Fazla ağır basmadıkları, gücümü aşmadıkları zaman acılarımı törpülerler.

Atatürk ile ilgili yazılı ve görsel medyadan yararlanarak bir haber metni yazınız.

Atatürk İle İlgili Haber Metni

 

Geçen hafta televizyonda yayınlanan bir programda Atatürk hakkında söylenen sözler RTÜK tarafından incelemeye alınmıştı. Kullanılan cümleler Atatürk’e hakaret kapsamında değerlendirildi.

 

RTÜK Üst Kurul toplantısında tv kanalında yayınlanan xxx isimli programda Atatürk’e hakaret edildiğine  ilişkin iddialar görüşüldü.

Üst Kurul toplantısından çıkan kararda, Atatürk’ün özel hayatının  irdelendiği programda, Atatürk’ün hayatına girdiği iddia edilen kadınların  adlarının ve fotoğraflarının gösterildiği, bu isimlerden bazılarının evli  olduğunun vurgulandığı, aynı anda birden fazla kadınla ilişkisinin olduğunun  iddia edildiği ve aziz hatırasına saygısızlık niteliği taşıyan “M. Kemal’in Gönül  Galerisi” gibi alt yazı başlıklarının yer aldığı belirtildi.

Kararda, söz konusu yayınla, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, milli  ve manevi değeri Mustafa Kemal Atatürk’ün saygınlığını azaltmak,  itibarsızlaştırmak ve nefret duyguları oluşturmak amacının güdüldüğü görüşüne yer  verildi.

Kararda, 5186 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında  Kanun’da, Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimselerin bir  yıldan 3 yıla kadar hapis ile cezalandırıldığı, bu suçun umuma açık mahaller veya  basın vasıtasıyla işlenmesi durumunda cezaları yarı oranda artıran düzenlemelerin  bulunduğu da anımsatıldı.