Uygurların taş yerine kağıt kullanmasının Türk kültür tarihi açısından önemi nedir? Yazınız.

Uygurların taşı bırakıp kağıt kullanmaya başlaması ile Türk tarihinde yeni bir dönem açılmıştır. Türk sanatı, eserleri ve yaşayış tarzı bir anda değişmiş haliyle de kültürel olarak çok fazla değişim görülmüştür. Uygurların kağıt kullanması ile birlikte birçok kütüphane açılmış, sayısız yazılı eser verilmiş ve okuma yazma oranları hat safhaya ulaşmayı başarmıştır. Durum böyle olunca da Türkler dönemin en medeni ve kültürel olarak gelişmiş devleti haline gelmişlerdir.

 

Yabancı dilden çeviri yöntemi ile Türk toplumuna yeni eserler kazandırılmıştır. Türk kültür tarihi Uygurlar ile birlikte yazılı eserler ile tanışmıştır. Edebi çalışmalar ilk kez bu dönemde görülmüştür. Daha çağdaş bir devlet haline gelmeyi başarmışlar haliyle de kültür etkileşiminde diğer toplumlar üzerinde etkili olmuşlardır. Türk kültür tarihi araştırmalarına kaynak olan Uygurların kağıt kullanımı günümüze de birçok katkı sağlamıştır. Hala Uygur döneminde yazılan sade Türkçe ile eserler inceleniyor ve kültürel etkileşim sürüyor.

Kağıt, mürekkep ve matbaa kullanan Uygurlar hangi alanlarda gelişme sağlamıştır? Yazınız.

Alfabe çalışmalarını uzun bir süre sürdürdükten sonra başarıyla tamamlamışlardır. Uygur adını verdikleri kendilerine özel bir alfabe geliştirmişlerdir. Kağıt, matbaa ve mürekkep kullanmayı öğrenen Uygurlar okumaya, yazmaya ve kitaplar üretmeye önem vermişlerdir. Kağıt ve mürekkep kullanımının gelişmesinin ardından dönemin aydınları eserler oluşturmaya başlamıştır. Oluşturulan eserler matbaalar ile basılıp çoğaltılınca halk tarafından okumaya değer görülmüştür.

 

Uygur toplumu okumayı sevmiş ve okur yazar olma yolunda ilerlemiştir. Farklı dillerden eserler çevrilmiş ve kültürel – edebi etkileşimler ortaya çıkmıştır. Kütüphaneler oluşturulmuştur. Dönemin en fazla kütüphanesinin Uygur Devlet sınırları içinde yer aldığı bilinmektedir. Kağıt ve mürekkep sayesinde ticari anlaşmaları yapmaları da kolaylaşmıştır. Devletler arası hukuk ve sözleşmeler ilk olarak bu ticaret anlaşmaları ile kendini göstermektedir. Ayrıca kağıt ve mürekkep kullanan Uygurlar hukuk kuralları geliştirmiştir. Törenin dışına çıkarak yazılı hukuk kurallarına önem vermişlerdir. Bir eylemin suç olup olmadığı ve cezasının ne olduğu yazılarak netleştirilmiştir.

Uygurların oluşturduğu kültürün öne çıkan özellikleri nelerdir? Yazınız.

Uygurlar yerleşik hayata geçen ilk Türk toplumudur. Yerleşik hayata geçmeleri ile birlikte kültürleri tamamen değişmiştir. Konargöçer yaşayan Türk toplumlarına göre belirgin olarak ayırt edilebilecek bir kültürel yapıya sahip olmuşlardır. Kitabeler, yazılı eserler ve çok sayıda kütüphane oluşturmuşlardır. Yazılı tarih ve sanat alanında bir kültürlerinin oluştuğundan bahsedilebilir. Uygur Alfabesi adı altında bir alfabe geliştirmişler ve bu alfabeyi kullanmışlardır. İran ve Hint kaynaklarından çeviriler yapılarak oluşturulan birçok yazılı kaynağa sahiptirler.

 

Edebi olarak Türk kültürüne büyük farklılıklar getirmeyi başarmışlardır. Hukuk devleti çalışmalarının yapılması ve devletin hukuka dayalı yönetilmesi üzerine kafa yordular. Çağdal hukuk sistemlerine benzer bir sistem ile farklı bir yönetim oluşturmaya çalıştılar. Uygurlar kültürel olarak en büyük gelişmeyi Bögü Kağan döneminde Maniheizm ile tanışarak yaşamışlardır.Maniheizm dinini benimsemiler, savaşçılık özelliklerini kaybetmişlerdir. Çünkü bu din gereği et yemek yasaklanmış ve av hayvanları da artık avlanamaz olmuştu. Fiziki olarak da değişimleri söz konusu olmuştur. Uygur Devleti ve Medeniyeti maniheizm inançları çerçevesinde şekillenmeye başlamıştır. Kültürel olarak en belirgin özellikler din etkisi ile oluşmuştur.

Kök Türk Yazıtlarının Türk tarihi açısından önemi nedir? Yazınız.

Kök Türk Yazıtları Türk tarihinin ilk kez Türk adının geçtiği belgeleri olarak bilinmektedir. Bu yönüyle eşsiz ve büyük bir önem taşır. Türkler hakkında çeşitli yaşam ve coğrafi bilgiler verir. Aynı zamanda tarih boyunca kültürel değerlerimizin nasıl şekillendiğinden de bahsedilir. Türk – Çin savaşları anlatılmaktadır. Çinlilerin çeşitli tuzakları ve Türklerin mertlik hikayeleri ve kazandıkları savaşlara detaylıca yer verilmiştir. Kök Türk Yazıtlarının Türk tarihi açısından önemli olduğunun bir diğer kanıtı ise milletine bağlı liderler ile başarılı olunduğunun açıklanmasıdır.

 

Türk tarihine bakarak yorum ve öngörüde bulunmak isteyenler için oldukça önemli bilgiler içermektedir. Bu yazıtlar sayesinde Kül Tigin, Tonyukuk ve Bilge Kağan gibi devlet adamlarının daha yakından tanınması mümkün olmuştur. Türk tarihinde kullanılan Türk harflerine ve alfabesine de bu yazıt sayesinde ulaşmamız mümkün olmuştur. Çinlilerin hileleri ve garip entrikaları karşısında millete öğütler verilmiş ve Türklerin kandırılmaması gerektiğini aksi halde yenilmeyeceğine vurgu yapılmıştır. Tarihin ilk Türkçe metinleridir. Türk adının geçtiği ilk Türkçe metinlerdir. Çince kaynaklardan sonra Türk tarihi ile ilgili bilgi veren sınırlı sayıdaki buluntular arasında yer almaktadır.

Bilge Kağan’ın Türk halkına verdiği öğütler nelerdir? Yazınız.

Bilge Kağan Türk halkına örnek olabilecek büyük sözler etmiştir. Tarihe ışık tutan ve tarihten ders almak isteyen herkesin Bilge Kağan’ın sözlerine kulak vermesi gerekir. Bilge Kağan da konuşmasının  başında “Ey Oğuz Beğleri! Sözlerimi iyice işitin, sağlamca dinleyin” sözüne yer vermiştir.

Çinliler tatlı dil, ipek, kumaş ile milletleri kandırarak yanlarına çekerler. Yakınına çekip kandırdıktan sonra da fitne yayarlar. Uzaktaki kavimler Çinlilerin ne fesatçı olduklarını ancak o zaman anlarlar.

Ey Oğuz beyleri! tatlı sözlere ve yumuşak hediyelere kandınız. Nice Türk oralara gidip öldüler! Ötüken’de oturup oralara kervan ve kafile gönderirseniz sıkıntı olmaz. Ötüken’i ebedi il tutacaksın. Böylece tok kalırsınız!

Ben başa geçince Türk milletini; il, devlet sahibi ettim. Bunları derleyip toplayıp yazdım. Halkı ve milleti düzene soktum. Dağınıklıktan kurtarıp emrime aldım. Siz de bir olursanız benim gibi taht sahibi olursunuz.

Üstte mavi gök delinmedikçe yerde yağız toprak çökmedikçe Türk’ün ilini ve töresini kim değiştirebilir ki!

İyi yasalar, güzel töreler ile yüce devlet ve millet daha da yücelir. Düzeni en iyi sağlayan en fazla mutluluk veren kişi olur.

Küçük kardeşler büyükleri gibi olmaz da töre bilmezse töre bilmeyen vezirler seçerler. Sonra da beylere millet itaat etmez. Düzen bozulur!

Kök Türk Yazıtlarında Türk tarihine ışık tutacak hangi kültürel bilgiler yer almaktadır? Yazınız.

Kök Türk Yazıtları sultan ve sadrazamı tarafından yazıldığı için devlet ve millet hakkında önemli bilgi kaynağı olarak kabul edilir. Döneme ışık tutan ve yüzyıllar boyu tarihçiler tarafından yararlanılan bu kitabeler Türk tarihinin karanlıkta kalmasını engellemiştir. Türk tarihi ile ilgili önemli bilgiler verirken aynı zamanda Türk toplumuna ait kültürel değerler hakkında da fikir sahibi olmamızı sağlamıştır. Türklerin göç ettikleri ve yaşadıkları bölgeler ile ilgili devlet ağzıyla bilgiler verilirken bu bölgelerde Türklerin kültürel faaliyetlerinin nasıl şekillendiğinden de bahsedilmiştir. Özlü sözler, ata sözleri niteliğinde öğütler, nasihatler bu kitabelerde sık sık karşımıza çıkmaktadır. Türk – Çin savaşlarına bolca yer verilmiştir.

 

Türk tarihinin belirli bir döneminde Çin ile yapılan yoğun savaşlar ve sürekli üstünlük mücadelesi yaşandığı görülmektedir. Bu bilgiye en güvenilir şekilde Kök Türk Yazıtları aracılığı ile ulaşabiliyoruz. Türk adının tarihte ilk kez bu kitabelerde geçtiğini görürüz. Türk tarihinde bu önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Bundan önceki yazıtlar ve kaynaklar Türk adından bahsetmez. Oğuzlar, Orta Asya’da At Üstünde Ok Atabilen Kavim, Tanrının Kırbacı gibi çeşitli şekillerde karşımıza çıkan Türk toplumu ilk kez Türk adı ile anılmıştır.

Orta Asya’da yaşayan Türk topluluklarının sanatı ve ahiret inancı hakkında neler söylenebilir? Tartışınız.

Orta Asya’da yaşayan Türkler sanat konusunda günümüzdeki gibi ya da dönemin Avrupa’sı gibi gelişmemişlerdir. Aslında gelişmemelerinin sebebi sanata herhangi bir isim verememeleri ve bu sanatı diğer toplumlar ile paylaşamamalarıdır. Yoksa Türklerin Orta Asya hayatı boyunca yaptığı sanat çalışmaları sonralardan öğrenilmiş ve başarılı bulunmuştur. Sanat faaliyetlerinin aynı zamanda işaretler içermesi, bilgi vermesi, parola gibi kullanılması da Türklerin zeki bir toplum olduğunun göstergesidir. El işlemesi, dokuma, duvara ve kurgana metal işlemeler ile sanat faaliyetleri başlatılmıştır. Bu sanat faaliyetlerine süsleme sanatları da eklenebilir. Süsleme sanatlarının da eski Türk toplumlarında kullanıldığına dair izlerle karşılaşılmıştır.

 

Ahiret inancı konusu ise günümüzde inanılana büyük benzerlikler göstermektedir. Ahirette hayatın devam edeceği inancı yaygındır. Bunun en büyük göstergesi ve kanıtı da ölülerini eşyaları ile birlikte gömmeleridir. Ahiret hayatında eşyaları ile birlikte yaşaması için ölüleri Gök Tanrının huzuruna yolcu ederlerdi. Ahiret hayatına inanılması ve ölümden sonra Tanrının cennetinde yaşamına devam edecek fikri neredeyse tüm Orta Asya Türk toplumları için geçerlidir. Uçmag olarak adlandırılan yer bugünkü Cennet kavramının eş anlamlısıydı. Uçmag’a uğurladık şeklinde tabir edilmesi ölümden sonra yeni yaşama inanıldığının ikinci göstergesidir.

Türklerin komşu ve çağdaşı olduğu milletlerden çok daha önce pantolon, yelek, çizme giymelerinin sebepleri neler olabilir? Tartışınız.

Türklerin Orta Asya’da ve sonrasında da Anadolu’da birçok coğrafi bölgeye göç ettiği görülmektedir. Çeşitli sebepler ile konargöçer yaşamak zorunda kalan Türkler birçok medeniyet ile etkileşim halinde olmuşlardır. Farklı toplumlardan alınan bilgiler ve kültürler ile kendi toplumundaki bilgi ve malzemeleri birleştirip ürünler ortaya çıkarmaları yorumu yapılabilir. Farklı bir medeniyetten kumaşı satın alarak işleme faaliyetleri ile birleştirdiğinde yelek, pantolon gibi giysiler üretmelerinin zor olmadığı aşikardır.

 

Ekonomik faaliyetlerinin daha geliştiği ve kültürel etkileşimin de yaşandığı Türk toplumunda diğer medeniyetlere göre daha erken gelişmeler olması doğaldır. Ayrıca konargöçer hayatın getirdiği zorluklar karşısında mücadele etmek, zorlu hava şartlarına karşı çizme ve yelek üretme ihtiyacı da doğmuş olabilir. Çağdaş olduğu milletler ile kıyaslandığında çok daha zorlu şartlarda ve çok farklı bölgelerde yaşadığını görürüz. Bu sebeple de icat konusunda başarılı olmaları beklenir. Ayrıca yine komşularına ve çağdaşlarına bakıldığında Türklerin daha çalışkan ve zeki bir topluma sahip oldukları görülebilir. Haliyle daha çalışkan olan milletin diğerlerinden önce medeniyete ulaşması da doğal bir sonuçtur.

Kurganda çıkan buluntular eski Türklerin sanatı hakkında hangi ipuçlarını veriyor? Tartışınız.

Kurganda çıkan buluntular ile Türklerin sanat zevkleri ve yapılış şekilleri yorumlanmaya devam ediliyor. Fakat burada ilk dikkat etmemiz gereken kurganların hangi malzeme kullanılarak yapıldığıdır. Kurganların başlığında kullanılan malzemeler metal oldukları için ve kurganda kalıntı olduğu için ilk olarak Türklerin sanatı hakkında metal işlemeciliği vardır diyebiliriz. Metali işleyebilen bir sanat anlayışının ipucu kurganların ta kendisidir.

 

Kurgan buluntuları arasında; halı, kilim, dokuma, motifli dokumalar, kap – kacak gibi malzemeler bulunur. Haliyle Türklerin sanatı hakkında ipucu veren bu malzemeler incelendiğinde sırasıyla; süsleme, resim sanatları, şekillendirme, el sanatları, dokuma sanatları, topraktan malzeme elde etme, toprağı pişirme gibi çeşitli ipuçları ile karşılaşabiliriz. Bu sanatların tamamının eski Türklerin sanatları hakkında bir ipucu ve yorum olduğu unutulmamalıdır. Farklı sanatlar kullanıyor olmaları da muhtemeldir. Fakat kurgan içinde bulunan kalıntılar bu sanatların öğrenilip uygulanmaya başladığının kesin göstergesidir. Özellikle dokuma, işleme üzerine Türklerin başarılı çalışmalar ile sanat faaliyetlerini yürüttükleri söylenebilir.

Türklerin görsellerdeki eşyaları yapabilmeleri için hangi ekonomik faaliyetlerde gelişmiş olmaları gerekir? Yazınız.

Çadır yapımı için nizami olarak kesilmiş ve birbirine tutturulmuş tahta parçaları gereklidir. Buradan hareketle Türklerin tahta işlemede veya bunları satın almakta ticaretlerinin olduğu söylenebilir. Yapım sırasında en basit olarak çekiç, çivi ve çeşitli alet edavat gerekir. Bunları işleyebiliyor olduklarının da göstergesidir. Ekonomik faaliyetleri arasında demir ticaretinin de olması beklenir. Kıl çadırlar, bez çadırlar gibi çeşitli malzemeler ile çadır kullanılmıştır.

 

Türkler bu çadırları kullandığına göre hayvan derisini işlemeye yönelik ekonomik faaliyetlerde de bulunmuşlardır. Çadır içinde kullanılan koltuk, yatak, halı ve benzeri malzemeler de düşünülürse dokuma faaliyetlerinin de önemli bir ekonomi kolu olduğu görülecektir. Çadır için gerekli olan bezler için de hem dokuma hem de takas ticaretinden faydalanıldığı yorumu yapılabilir. Türkler ticarette takas ederek de ekonomik faaliyetlerini yürütmüşlerdir. Çadırlar ile farklı yerlere göç ediyor olmalarından yola çıkılacak olursa da yiyecek içecek için farklı iklimler ile karşılaştıklarını söyleriz. Ekonomik faaliyetleri arasında yiyecek almak da eklenebilir.