Çevrenizde güler yüzlü, sıcakkanlı insanlar var mı? Bu insanların hayatınızda olması size neler kazandırıyor?

Çevrenizde güler yüzlü, sıcakkanlı insanlar var mı? Bu insanların hayatınızda olması size neler kazandırıyor?

Gülen yüzlü ve sıcakkanlı insanlar var çevremde. Bu insanlar bana enerji veriyor. Gülen insanlar ve sıcakkanlı olan insanlar her daim bana kendimi iyi hissettirir ve onların iyi enerjisi sayesinde ben de daha enerjik olurum.   Gülümseyen insanlar gerilmemi engeller ve kendimi o ortamda daha rahat ve özgür hissederim. İnsan özgür hissettiğinde daha yaratıcı ve daha başarılı olur olumlu olarak bu etkilerinden yararlanabiliyorum güler yüz ve samimiyetin.

Soru sormaktan çekinmem ve samimi insanlardan ihtiyacım olduğunda yardım isteyebilirim.

Hayatımda bu insanların olması ile zor zamanları daha kolay atlatabiliyorum. Gülmek insanın stresini azaltıyor ve daha rahat bir hayat yaşamak için oldukça önemli bana göre.

Güler yüzlü ve samimi insanların aynı zamanda özgüven problemi olmaması da beni cesaretlendiriyor bu insanların hayatımdaki varlığının bana güç verdiğini düşünüyorum.

 

 

“Bu gemi umut yüklü, inanç yüklü, hız yüklü; / İçinde bu vatanın derdiyle yanan bağır, / Kurulacak yarını düşünen baş geliyor.” dizelerinde ne anlatılmaktadır?

– “Bu gemi umut yüklü, inanç yüklü, hız yüklü; / İçinde bu vatanın derdiyle yanan bağır, / Kurulacak yarını düşünen baş geliyor.” dizelerinde ne anlatılmaktadır?

Celal sahir Erozan’a ait  ‘o geliyor’  şiirinin Atatürk’ün samsuna ayak bastığı o şanlı tarih 19 Mayıs 1919 için yazılmış olması dizelerdeki manayı kavramak açısından oldukça önemli.

Her şeyin bir günde hatta saatler içinde değiştiği bir ortam ve zorlu bir mücadele zamanı mevcut.  Halk zor durumda ve vatan işgal altında. 19 Mayıs 1919 ise Kurtuluş Savaşı’nın fiilen başladığı tarih olarak tarihe kazınmıştır.

Dizeleri tek tek inceleyelim;

Bu gemi umut yüklü, inanç yüklü, hız yüklü: burada Türk milletinin umudunun gemide olduğuna vurgu yapılmıştır.

İnanç yüklü kelime öbeği ile de Türk milletinin inancına dem vurulmuş ve milletin Mustafa kemal Atatürk’e olan inancından bahsedilmiştir.

Hız yüklü kelime öbeğinde ise, geminin demir atmasıyla gelecek değişimin hızlı olacağına vurgu yapılmıştır.

İçinde bu vatanın derdiyle yanan bağır: bu dize de direk Atatürk kastediliyor, milletini düşünen ve milletinin refahı için mücadele eden, milletini dert bilen Atatürk yanan bağır benzetmesiyle dizeye aktarılmıştır.

Atatürk’ün Samsun’a çıkması ile kurtuluş savaşının fiilen başlangıcı gerçekleşmiş olduğu için Atatürk her daim yarını veren adam olarak görülmüştür.

Yarını düşünen baş: dizesinde Atatürk’ün halkın geleceğini düşündüğü konusu vurgulanmıştır.

Şiirin tamamı incelendiğinde çıkan genel anlamdan anlaşıldığı üzere, milletimizin en zorlu mücadelesi olan kurtuluş savaşının umut ve inanç dolu ilk dönemi anlatılmaktadır.

Aşağıdaki hikaye unsurlarını kullanarak hikaye edici bir metin yazınız.

Olay: Öğrencilerin kütüphanede öğretmenleriyle kitaplar üzerine sohbet etmeleri

Kahramanlar: Eren Öğretmen, Hüseyin, Çetin, Demet ve Gülşah

Yer: Okul kütüphanesi

Zaman: Cuma günü okul çıkışı

 

Kitaplar En Yararlı Dostumuzdur

Okulun koridorları hafta sonu tatiline girecek olan öğrencilerin sesleriyle yankılanıyordu. Yapılan törenin ardından öğrenciler tek tek okulu terk ederken okulun kütüphanesinin önünde heyecanlı bir bekleyiş söz konusuydu. Eren Öğretmen sınıfındaki birkaç öğrenci ile Cuma günü ders çıkışında buluşmak üzere sözleşmişlerdi. Öğrencilerden Hüseyin kütüphanenin kapısını elindeki anahtarla açıp büyük bir gururla içeri girdi. Ardından Çetin, Demet ve Gülşah kütüphaneye girip masanın etrafındaki sandalyelere sıralandılar. Eren Öğretmen buluşma saatini kaçırmadan tam saatinde kütüphaneye geldi. Çocuklara selam verdikten sonra onların heyecanlarını fark ederek bir an önce konuya giriş yaptı. Okulda düzenlenecek olan kitap okuma kampanyası için onları seçtiğini açıklayarak toplantıda bu konuda bazı kararlar alacaklarını söyledi.

 

Eren Öğretmenin elinde yapılacak olan kampanyanın broşürleri bulunuyordu. Bu broşürleri masada bulunan öğrencilerine dağıttıktan sonra öğrencilerinin kampanya hakkında fikirlerini söylemelerini istedi. Parmak kaldırarak söz alan Gülşah kitap okuma kampanyasında en çok kitap okuyana hediye olarak kitap seti verilmesini teklif etti.  Çetin ise kampanya sırasında okulun panolarının kitap ile ilgili yazı ve resimlerle donatılmasının daha çok kitap okunmasında etkili olacağını ifade etti. Eren Öğretmen öğrencilerine bu etkinliği yapmak istemesinin sebeplerini anlattı. Kitap okuyan kişinin kendini çok daha iyi geliştireceğini, çevresindeki kişilere göre çok daha fazla bilgiye sahip olacağını söyledi. Kitabın bir insan için en iyi dost olduğunu da ifade eden Eren Öğretmen toplantıya davet ederek bu projede görev alacak olan öğrencilerine birer dost hediye ederek onları evlerine gönderdi.

 

Okul kütüphanesindeki bir kitabı konuşturarak aşağıya onun duygularını anlatan, hikaye edici bir metin yazınız.

Okul kütüphanesindeki bir kitabı konuşturarak aşağıya onun duygularını anlatan, hikâye edici bir metin yazınız. Metninizi yazarken yazım ve noktalama kurallarına uymayı unutmayınız. Metninize uygun bir başlık yazınız.

 

Kütüphanede Unutulmuş Bir Kitap

Ben, bir okul kütüphanesinin ikinci katında, harf sıralamasında K kitaplığının orta rafının sol köşesinde bulunan ince bir macera ve gezi romanıyım. Gün içerisinde ödev yapma telaşı ile koşuşturan, ders çalışan ve rafları izlemek için birçok öğrenci bulunduğum katı ziyarete geliyor. Bazıları beni görmezden geliyor, bazılarıyla ise belli bir müddet bakışıyoruz. Beni raftan çıkarıp, hiç sayfalarımı açmadan yerime bırakıyorlar.

 

Görünüş olarak çevremde bulunan kitaplar arasında en dikkat çekici olanı olmasam da,  yazarımın gezdiği yerleri bir karaktere sığdırdığı ve onun dilinden yaşadığı maceraları anlattığı ilgi çekici bir konum var. Diğer kitaplar resimleri, büyük gösterişli yazıları ve renkli ciltleri ile beni gölgede bıraksalar da, beni elinize aldığınızda ve okumaya başladığınızda bırakamayacağınızı biliyorum. Bende bunları tecrübelerime dayanarak söylüyorum. Bir öğrenci gelir, beni raftan çekip çıkarır ve sayfalarımı karıştırmaya başlar. Sayfalarımı çevirmek ve okumak için can atan öğrenciyi gözünden tanırım. Beni keşfetmeye başladığında aramızdaki bağ oluşur ve bir sandalye sesi duyarım. İşte beni kütüphane masasına götürüp hevesle okumaya başladığı o an başlar. Yarıda bırakıp beni rafıma koyduğunda beni bir bekleyiş sarar. Ertesi gün yine geldiğini ve beni raftan çıkardığını anladığım an bekleyiş yerini heyecana bırakır. Ama beni en çok heyecanlandıran, evine gidip yatağına oturarak benim anlattıklarımı bitirmeden uyumamasıdır.

Günler ilerledikçe, yeni yazarlar, yeni havalı kitaplar çıkmaya başladıkça unutulmaya başladığımı hissettim. Bana bu heyecanı yaşatan çok öğrenci kalmadı. Beni gördüklerindeki heves dolu bakışları çok arıyorum. Şimdi ise, rafta öylece durmuş, tozlanıyorum. Oysa anlatacaklarımı herkese duyurmayı o kadar çok isterdim ki. Dilek hakkım olsaydı, yazarımın sihirli güçlerinin olmasını ve kitabımın üstüne bir ağız koymasını, bildiklerimi haykırarak tüm dünyaya duyurmayı ve o meraklı gözleri tekrar görebilmeyi dilerdim.

Ana dili sevgisini anlatan şiir

Yukarıdaki şiir ana dili sevgisini anlatmaktadır. Bu şiirden hareketle ana dili sevgisini anlatan bir şiir yazınız. Şiirinize başlık koymayı unutmayınız.

 

Türkçe’nin Sesi

Duyduğum her hecede bir ahenk

Kelimelerin her biri ayrı birer renk

Türkçe duyduğum en güzel ses

En güzel dil Türkçe dünyada tek

 

Ülkenin her yerinde konuşulan

Milletin yüreğinde yer bulan

Bülbülün sesi kadar güzel

Türkçe en güzel dil olan.

 

Yollara düşene birer adım

Zor durumda olana yardım

Akan yağmurun sesinde

Serinleten birer yudum

 

Türkçe dünyada en güzel ses

Duyguları anlatan tek nefes

Milletin yüreğindeki hece

Ettirir herkese pes

 

Sessizliğin bozulduğu yerde

Sözlerin çıktığı nefeste

Türkçe adını alır dünyada

Bülbüle yuva olan kafes

 

Türkçe Konuşmak Gerek

Sahip çıkarsan diline,

Anlatırsın sıkıntılarını hakkıyla

İlmek ilmek işlersen hayatına

Kelimeler yollarına desen olur renk renk

Türkçe bir kuşun en güzel ötüşü

Bülbülün içinde bulunduğu altın kafes,

Keloğlan için Kaf Dağı’na ulaşmak

Türkçe yüreği yanan için su

Gönlü kırıklar için en güzel şiir

Anlatır analar en güzel duyguları

Ninnilerle, türkülerle.

Türkçe konuşmak gerek

İyi bilerek geçmişi

Görerek geleceği

Türkçe konuşmak gerek

Yollara çıkanlara en güzel kılavuz

İşe başlayanlara en güzel başlangıç

İşini tamamlayanlara en güzel kapak

Türkçe konuşmak

Türkçe yazmak gerek.

 

Türkçe Bizimdir

Dil ana kucağında öğrenilir

Tek tek örülür, yavaş yavaş büyür.

Vatana, millete borcudur

Türkçe konuşmak

Askere gidecek her gencin

Türkçe konuşmak

Boynumuzun borcudur

Şehitlere vefa

Gazilere borçtur.

Türkçe konuşmak gerek.

 

 

 

Dilimizdeki Yabancı Kelimelerin Sayısının Artması

Dilimize giren yabancı kelimelerin son dönemde ciddi bir şekilde arttığı herkes tarafından dile getirilmekte olup bunun belli başlı nedenleri vardır. Özellikle internet teknolojisinin gelişmesiyle birlikte iletişim son derece gelişti ve buna bağlı olarak da yabancı dillerle olan etkileşim arttı. Bu konuda yeterince bilinçli olunmaması ise bu kelimelerin sayısının hızla artmasına neden olmaktadır.

 

Yabancı kelimelerin dilimizde tam bir karşılığı olsa dahi bazı kişiler özellikle yabancı olan kelimeleri kullanmayı tercih etmektedir. Bunun nedeni söz konusu kişilere sorulduğunda ise yabancı kelimelerin daha havalı olduğu, alışkanlık ve benzer türden cevaplar verdiği görülmektedir. Dolayısıyla da bu konuda yeterince bilinç sahibi olmadığımız söylenebilir.

Yabancı kelimelerin dilimizde sayılarının hızla artmasının bir başka nedeni de bazılarının tam karşılığının olmamasıdır. Maalesef Türk Dil Kurumu bu noktada istenilen etkiyi bir türlü oluşturamadı ve adeta yabancı kelimelere yenildi. Yabancı kelimelere Türkçe karşılık üretilmesindeki en başarılı çalışma Computer kelimesinin dilimizdeki karşılığı olarak Bilgisayar ifadesinin bulunmasıdır. Bunun gibi benzer örneklerin sayısı çok azdır ve buna bağlı olarak da insanlar yabancı kelimeleri daha fazla kullanmaktadır.

Teknolojik gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan kelimelerin tam olarak Türkçeye çevrilmesi de son derece sıkıntılıdır. Telefon kelimesinin halen Türkçesi bulunamamış ve dilimize iyice yerleşmiştir. Bu tür kelimelerin sayısının artmasının yanı sıra bunları kanıksamamız da son derece önemli bir sorundur.

Okuyucu İçin En Doğru Kitapların Seçilebilmesi Amacıyla Neler Yapılabilir?

Seçeceğimiz kitapların ilgimizi çekmesi, sürükleyici olması ve elimizden bırakmamak isteyeceğimiz türden olabilmesi için konularının doğru seçilmesi gerekmektedir. İlgimizi çeken konular aslında küçük yaşlarda izlediğimiz çizgi filmler, oynadığımız oyunlar, ileride seçtiğimiz dersler, üniversite de okuduğumuz bölümlere göre şekillenebilir. Hatta karakterimiz bile okuyacağımız konuyu belirleme de en önemli etkenlerdendir.

 

En doğru kitabı seçebilmek kendimizi keşfedebilmek ile alakalıdır. Farklı bir açıdan konuyu değerlendirmek gerekirse, kitap okumak, sevdiğimiz bir filmi izlemek gibidir. Örneğin; film seçimimizi bilim kurgu üzerine veya doğaüstü güçleri konu alan filmler üzerine yapıyorsak, kitap seçimini de bu tarz konular üzerinde yoğunlaşabilirsiniz. Konuları genişletmek gerekirse, aşk filmleri veya tarihi anlatan filmler hoşunuza gidiyorsa birde bunların kitaplarını okumayı denemelisiniz.

Son zamanlarda, özellikle kitaptan uyarlama filmler oldukça fazladır.  Hatta ‘film, kitabı kadar güzel değildi’ veya ‘kitabı okurken daha farklı hayal etmiştim’, ‘benim için film hayal kırıklığı oldu’ cümleleri uyarlamalarda sık duyduğumuz yorumlardandır. Bu tarz beğenilen, filmi çekilen kitaplara yönelmenizde doğru konuyu ve doğru kitabı seçebilmenizi sağlayacaktır.

 

Doğru kitabı seçebilmek amacı ile yapacağınız, deneyeceğiniz yollarda size fayda sağlayacak kitapları seçebilmeniz de önemli bir konudur. Hayal dünyanıza katkı sağlayacak, bilgi birikiminizi arttıracak ve okuduğunuzda haz aldığınızı hissedeceğiniz kitapların seçimi, zaman kaybettiğiniz düşüncesinin de önüne geçecektir. Ancak unutulmamalıdır ki, hiçbir kitap zaman kaybı değildir.

Kitap Okuma Alışkanlığı Kazanmanın En Etkili Yolları

Konu kitap okumak olunca, kimimiz elimizden düşüremez, elimizde bulunan kitap bitmeden uyku uyuyamaz ve bir yenisini okumak için can atarız. Kimimiz de türlü bahaneler ardına sığınır, okul veya iş yoğunluğunu bahane eder, dururuz. Oysa kitap okumanın hafıza ve zekayı güçlendirme, konsantrasyonu arttırma, empati arttırma, hayal dünyamızı genişletme, rahat uyuma ve psikolojik olarak rahatlatma gibi birçok faydası vardır. Kitap okumanın faydalarını birkaç cümleye sığdırmak mümkün değildir. Peki, kitap okuma alışkanlığını nasıl kazanabiliriz?

 

Kitap okuma alışkanlığı kazanmak için öncelikle, ilginizi çeken konuları belirlemelisiniz. Başlangıçta kitap olarak başlamak yerine dergi veya gazetelerdeki ilginizi çeken bölümleri keşfedin. İlginizi çeken konu aşk, bilimsel, siyaset, ilginç yaşam öyküleri veya moda olabilir. Küçük yazılar halinde yapacağınız başlangıçları yavaş yavaş büyütmelisiniz. Yani başlangıçta kalın bir roman sizi kitap okumaktan soğutabilir.

Konunuzu belirledikten sonra, kendinize zaman ayırmayı öğrenmelisiniz. Bu zaman yatmadan önceki 15 dakika, akşamüzeri verdiğiniz bir kahve molanız olabilir. Bu süreleri periyodik olarak arttırmalısınız.

Okurken aklınızı bir türlü kitaba veremiyorsanız, kendinizi zorlamamalısınız. Başlanılan kitap bitecek diye, bir şart yoktur. Bu durum, okuduğunuz kitapta ruh dünyanıza ait bir kesit bulamadığınıza işarettir. Moral bozmadan kitabınızı değiştirebilirsiniz.

Okuduğunuz kitapları çevreniz ile paylaşın. Sosyal medya veya arkadaş ortamızda anlatacağınız kitaplar ilgi çekmeye başladığında motiveniz artacak ve belki de çevrenizi de heveslendirmiş olacaksanız.

Kitaptaki karakterler ile empati yapmaya ve ben olsam hikayenin sonunda ne yapardım, yazar olsam nasıl devam ettirirdim gibi fikirlerinizi kendinizle mutlaka tartışın. Bu durum kitabın sürükleyişini de arttıracaktır.

Okuyacağınız kitapları önceden mutlaka araştırın. Tavsiye edilen, beğenilen kitapların yorumlarına bakın. İlginizi çeken kitapları not edeceğiniz küçük bir defter alabilirsiniz.

İyi Bir Kitap Hangi Özelliklere Sahip Olmalıdır?

Kitaplar aslında birer öğretmendir. İçeriğindeki her konu, olay, karakter bizlere birer örnek, ders çıkarmamız gereken bir yol göstericidir. Ancak herkesin ilgi duyduğu konu farklıdır. Konular farklı olsa dahi, iyi bir kitabın özellikleri genel olarak aynıdır.

 

Kitapla karşılaşma anı, yani ilk izlenim ya da ön yargılarımızdan kurtulabilmek adına önemlidir. Kitabın cildi, kapağı, kapağındaki görselin ilgi çekiciliği, yazılarının okuyucuyu boğmayacak boyutta ve yazı tipinde olması ilk izlenimi etkilemektedir.

 

Kitabı açıp okumaya başladığımızda ise, konunun daha önce okuduğumuz kitaplara benzememesi, farklı ve sürükleyici olması gerekmektedir. Günümüz Türkçesine uygun, sade ve akıcı bir dile sahip olmalıdır. Tek düze kelimeler değil, unuttuğumuz, kullanmadığımız kelimeleri dahi hatırlatacak bir yazı dili olmalıdır. Yazı dilinin coşkusu ve anlatım tarzı ile bizi etkilemelidir. Yazı akışında atlamalar olmamalıdır. Okuyucunun kafasını karıştıracak zaman geçişleri beyni gereksiz yere yorabilir.

Karakter seçimi ise, kitabın etkileyici anlatımını destekler nitelikte olmalıdır. Karakterler konuşurken, yazar karakterlerin duygu ve düşüncelerini aktarırken, bizlerde karakterlerle birlikte o anı yaşamalıyız. Karakter ile birlikte gülmeli, sinirlenmeli, heyecanlanmalı veya ağlamalıyız. Kitap öğreticiliği ile bize empati kurma becerisini kazandırmalıdır.

Kitaptaki betimlemeler de kitaptan etkilenebilmenin ve kitabın sürükleyiciliğinin artmasındaki en önemli etkenlerdir. Bir yeri tarif ederken etkili betimlemeler yapabilmelidir. Betimlemeler hayal dünyamızın gelişmesine yardımcı olur. Bu nedenle karakter ile birlikte girdiğimiz ortamın özellikleri sanki kendi gözümüz ile görüyor hissine kapılmalıyız.

 

 

İşyeri ve İşletmelerin Tabelalarında Yabancı Kelimelerin Kullanılması

Milletlerin devamlılığını sağlayan bazı unsurlar vardır ve bunların en önemlilerinden bir tanesi de dildir. Dilin değişmemesi için yabancı kelimelerin olabildiğince az kullanılması ve gerektiğinde de yerlerine yeni kelimeler eklenmelidir. Böylece dil korunmuş olacaktır. Fakat günümüzdeki durumun tam olarak böyle olmadığı rahatlıkla söylenebilir.

 

Caddelerde ya da sokaklarda dolaşırken etrafımıza baktığımızda çok sayıda tabela görürüz. Bunlar iş yerlerine ait tabelalardır ve büyük bir çoğunluğunun yabancı kelimelerden oluştuğu söylenebilir. Bunun nedeni o iş yerlerine sorulduğunda farklı cevaplar verdikleri görülecektir. Kimisi yabancı kelimelerin daha fazla müşteri çektiğini belirtirken kimisi de yabancı kelimelerin işyerlerini çok daha net bir şekilde ifade ettiğini söylemektedir. Buna karşın az da olsa bazı işyerleri bunun yanlış olduğunu ve özellikle Türkçe kelimeler kullandıklarını belirtmektedir.

 

Yabancı kelimelerin ilk olarak kullanıldığı dönem ile şimdiki dönem karşılaştırıldığında ciddi bir kanıksama durumu olduğu görülecektir. Star, gold, Car, fix ve bunlara benzer kelimeleri işletme tabelalarında görmek artık pek çok insanı şaşırtmıyor bile. Buna bağlı olarak da dilde ciddi bir dezenformasyon yaşanıyor. Özellikle yeni nesil için bu durum son derece olumsuz bir durumdur. Yabancı kelimelerin işletme adlarında ve tabelalarında kesinlikle yer almaması gerekiyor. Gerekirse bunun için yasal bir düzenleme dahi yapılması yakın zamanda acilen düşünülmelidir. Böylece dilimiz daha etkili bir şekilde korunacaktır.