Bilimsel gelişmeler insanların hayatını kolaylaştırır mı?

Bilimsel gelişmeler insanların hayatını kolaylaştırır mı? Örnek vererek açıklayınız

 

İnsanlık tarihinin bilinen en eski zamanlarından bu yana insanlığın yaptığı çalışmalar incelendiğinde insan hayatını kolaylaştırmak, insanın değişen çevresel etmenlere göre güvenliğini sağlamak, insanlığın devam eden yaşantısının konforlu ve uzun sürmesini sağlamak amacıyla yapıldığı görülebilir.

 

Örneğin ilkel insanların yaşadığı dönemler incelendiğinde yerleşik hayata geçen insanların hayatını idame ettirebilmesi için ihtiyaç duyacağı aletler geliştirdiği görülmektedir. En ilkel aletlerden günümüz teknolojiyle elde edilen akıllı cihazlara kadar gelinen süreç yapılan bilimsel çalışmalardan elde edilen sonuçlar sayesindedir. Bilim insanlarının temel bilimlerin araştırılmasıyla başlayarak ortaya koydukları sonuçların ışığında birçok alanda gelişmeler yaşanmış insanların hayatı bu gelişmeler sonucunda etkilenmiştir.

 

Örneğin insanlık tarihi açısından tekerliğin icadı bir dönüm noktası olmuş sonrasında hayvanların gücünden yararlanılarak ulaşım ve taşıma araçları yapılarak insanlar kendi bedenini yormadan alternatif yollar bulmuştur. Tarih boyunca yapılan bilimsel çalışmalar ile hayvanlar ile çekile araçlardan motorlu taşıtlara, hava araçlarına ve deniz araçlarına ulaşılmış ve insanların hem ulaşım hem de yük taşıma kapasitesi artmış ve hızlanmıştır. İlk zamanlarda doğduğu bölgenin birkaç kilometre civarında yaşamını geçiren insanlık şimdi kendi dünyasının dışını keşfederek seyahat etme sürecindedir.

 

Yapılan bilimsel çalışmaların insanların yaşamına katkısı ulaşımın dışında birçok alanda örnek verilebilir. Örneğin tıp alanında yapılan bilimsel çalışmalar insanların daha uzun süre ve daha kaliteli bir hayat sürmesine neden olurken, gelişen teknik ile yapılan konforlu yapılar kendini güvende hissedebileceği evlerde yaşamasına imkan vermiştir.

Size göre eğitim ve öğretim arasındaki fark nedir?

Size göre eğitim ve öğretim arasındaki fark nedir? Açıklayınız.

 

Eğitim öğretim kavramları genellikle beraber kullanıldığından çoğu zaman birbirine karıştırılmakta, çoğu zamanda aynı şey sanılmaktadır. Eğitim ve öğretimin farkını iyi anlayabilmek için önce tanımlarını anlamak gereklidir. Eğitim bireyin doğumundan itibaren başlayan ailesi ve çevresinin etkisiyle yaşamı boyu devam eden bir süreçtir. Bu süreç boyunca bireyin gelişimi belirli bir kültür çerçevesinde şekillenir.

 

Öğretim ise eğitimin belirli zaman aralıklarında önceden belirlenmiş bir program, müfredat kapsamında alanında uzman kişiler tarafından yapılan kısmıdır. Öğretim okul öncesi dönemden başlayarak üniversite ye kadar uzanan bir süreçtir. Bu iki tanım sonucunda öğretim belirli kurumlarda bir program dahilinde gerçekleşirken, eğitim doğumdan itibaren hayatın her alanında insanların birbirini etkileyerek devam ettirdiği süreçtir. Kapsam olarak eğitim öğretime göre daha geniş kapsamlıdır. Öğretimde geçirilen her süreç aynı zamanda bir eğitim sürecidir ancak eğitim de geçirilen her süreç bir öğretim süreci olmayabilir. Öğretim eğitimin planlı programlı olan bir kısmıdır.

 

Eğitimin amacı bireyi o çevrede kabul edilmiş doğrular ile toplum içerisinde uyumlu bir şekilde yaşayacak şekilde hayata hazırlamaktır. Birey bu süreç boyunca içinde yaşadığı toplumun kurallarını değer yargılarını ve kurallara göre kendi hayatını nasıl şekillendireceğini öğrenir.

İyi eğitim almış bireylerden oluşmuş toplumların daha refah ve huzur içerisinde yaşayarak, toplumdaki değişikliklere kolay uyum sağlamakta ve sorunlarla daha kolay başa çıkabilmektedir. Bu sonuçlardan ötürü eğitim her toplumda iyi planlanması gereken çok önemli bir süreçtir.

Yaşadığınız bölgedeki mimari eserleri yeteri kadar koruduğunuza inanıyor musunuz?

Yaşadığınız bölgedeki mimari eserleri yeteri kadar koruduğunuza inanıyor musunuz?

 

Arapça kökenli olan mimar kelimesi, bir alanı oturmaya müsait duruma getirme anlamını taşımaktadır. Ancak bu eylem gerçekleştirilirken estetik kaygılar ön planda tutulmaktadır. Mimari, maddi ihtiyacın yanı sıra yapılara güzellik ve derinlik kazandırması dolayısıyla sanat olarak da nitelendirilmektedir. Tarihi eser kapsamında da mimari yapılar oldukça önemlidir. Geçmişe can veren kalıntıların başında gelen bu yapılar, geçmişi anlayabilmek için mühimdir. Bu eserler sayesinde yıllar öncesindeki milletin nasıl konutlarda yaşamış oldukları, mimarideki gelişmişlik düzeyleri ve sanat anlayışları hakkında birtakım fikirler edinilebilmektedir. Bunun yanında bu mimari yapılar, kültür turizmi bakımından da önemli bir yer tutmaktadır. Seneler önce yapılmış olan Taç Mahal’in bugün dahi Hindistan’a turist getirmesi bu sebepledir.

 

Mimari insanların zaten ilgisini çeken bir alandır. Bunun yanına geçmiş de eklendiğinde daha da çekici gelmektedir. Bu eserlerin hem bu yönlerden hem de gelecek nesillerin bilgi sahibi olması için aslını kaybetmeden korunması gerekmektedir. Bu koruma, devlet eliyle olabileceği gibi toplumsal bilinçle de olabilmektedir. İnsanlarımız konunun ehemmiyetine henüz vakıf olmadığından, yaşadığımız bölgedeki mimari eserleri gerektiği gibi koruyamıyoruz. Hırsızlık ya da define arama gibi eylemler sonucu pek çok mimari yapı tahrip ediliyor ve buna ne yazık ki karşı duramıyoruz. Devlet koruması çoğu kez yetersiz kaldığı için, insanların mimari eserlerin bir dönemi yansıttığını bilerek davranmaları gerekmektedir. Yalnızca tarihi mimari eserler için değil günümüzdeki mimari için de bu geçerlidir. Bugün, yarın için geçmiş olacağından insanlar bilinçlenerek bu yapıları korumalıdır.

Sanatın kültürler arası etkileşimdeki önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Sanatın kültürler arası etkileşimdeki önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 

Kültürün pek çok tanımı vardır. En genel manada kültür, bir millete ait olan, maddi ve manevi olan değerlerin tamamıdır. Din, gelenek ve sanat kavramları da bu değerlerin içinde yer alır. Sanat eserinin oluşumunda da kültürün etkisi yadsınamaz. Zira isteyerek ya da istemeyerek sanatçı içinde bulunduğu kültür dairesinin etkisinde kalacak, o şekilde eserlerini üretecektir. Sanat evrensel olsa da sanatçı, içinden çıktığı toplumun aynası olma özelliği kazandığından bu ikisini birbirinden ayrı düşünmek olanaksızdır. Öte yandan sanatçı eserlerinde toplumdan etkilendiği gibi, eserleriyle toplumu etkileyip ona yön verebilmektedir. Sanatçı kültürden beslendiği için, onu çevreden soyutlayıp eserler üretmesini beklemek imkansızdır.

 

Sanatın pek çok işlevi bulunmaktadır. Çoğu kez iki kültürün tanışmasını ve birbirlerini geliştirmesini sağlayan etken sanat olmuştur. İnsanlar güzele ve güzelliğe ellerinde olmadan bir çekim duymaktadır. Sanat eserleri de insana bu doyumu yaşatır. Bunun yanında insan beğendiği eserin kimin elinde, hangi ortam ve şartlarda çıkmış olduğunu da merak edebilmektedir. Böylece sanatçı nezdinde yabancı bir kültürü, merak ederek öğrenmeye başlamaktadır.

 

Karşılıklı etkileşimin yaşandığı kültür ve sanat kavramları, birbirlerinden ayrılamayacak kadar iç içe girmiş durumdadır. Günümüz dünyasında eserlere ulaşım oldukça kolay olduğundan kültürel etkileşimlerin de fazla olduğu söylenebilmektedir. Söz gelimi, kilometrelerce ötede bir ressamın yaptığı resmi, bulunulan yerden dijital olarak görmek ya da yazarların yeni kitaplarına kolayca erişmek mümkündür. Bu sayede kültürler birbirlerini tüm yönleriyle tanımak imkanına erişerek farkında bile olmadan bir etkileşim yaşarlar.

Sizce anne ve babalar çocuklarıyla iletişim kurarken nelere dikkat etmelidir?

Sizce anne ve babalar çocuklarıyla iletişim kurarken nelere dikkat etmelidir?

 

İletişim anne karnında başlar. Duyduklarımızla başlayan bu etkileşim vücut dili, yazılı ve yazısız tüm materyallerle ölüme kadar devam eder. Ebeveynler dünyaya getirdikleri çocuklarını şekillendirirken çeşitli iletişim yöntemleri kullanırlar. Çocuğa kimi aileler katı, baskıcı bir ortam sunarken kimileri de yeterli ilgiyi göstermemektedir. Bu iki örnek de doğru davranışı yansıtmamaktadır. Anne ve babalar çocukla iletişime geçerken çocuğu suçlayan sen dili yerine sağlıklı bir iletişim kurulmasına ortam hazırlayan ben dilini tercih etmelidirler. Herhangi bir hata karşısında anne ve babalar çocuğun davranışına neden olan etmenleri göz ardı ederek suçlayıcı bir tavır sergilerlerse bu durum adalet duygusunu sarsarken çocuğu özgüveni yitik bir birey haline getirir.

 

Yetişkinlerin karşılıklı iletişimde düştükleri en büyük hatalardan biri de karşılarındaki alıcının gelişimsel özelliklerini dikkate almamalarıdır. Ortaya koydukları onaylanmayan her davranış için bir ceza düşünürken olumlu, kabul gören davranışları ödüllendirme konusunda katı bir tavır içerisine girebiliyorlar. Çocuğa ceza verirken onu cezaya alıştırmak yanlış davranışı ortadan kaldırmak yerine davranışın tekrar etme sıklığını arttırır.  Anne, baba ve çocuk arasındaki iletişim sözcüklerle sınırlı değildir. Söylenen tatlı bir sözün yanında omuza dokunan bir el, göz bebeklerinin içine bakan bir çift göz ebeveynlerin çocuklarına verdikleri güven hissini ömür boyu arkalarında hissetmelerini sağlar. Aileler tüm pedogojik bilgilere sahip olsalar da kendilerinin de çocuk olduklarını unutmamaları gerekir.

 Sizce medya da bir bilgi kaynağı mıdır?

 Sizce medya da bir bilgi kaynağı mıdır? Açıklayınız.

 

Medya da bir bilgi kaynağıdır. Geçmişten günümüze kadar insanlık tarihi boyunca teknoloji hep durmaksızın ilerlemiştir. Hızla değişen teknoloji, ihtiyaç ve istekler doğrultusunda bilgi kaynaklarının gelişmesini sağlamıştır.  Bu bilgi kaynakları artık günümüzde ilerleyen teknolojiyle beraber iyice popüler olan medyadır. İnsanlar internet sayesinde kendilerine yeni bilgi kaynakları elde etmişler ve kullanmaya, araştırmaya başlamışlardır. Geçmişten beri var olan geleneksel bilgi kaynakları aksine medya genişleyen, uçsuz bucaksız bir etki alanı meydana getirmiştir.  Artık kurum ve kuruluşlar da ulaşmak istedikleri amaçlara medya aracılığıyla ulaşmakta ve mesajlarını bu yolla iletmektedirler. Her geçen gün medyayı kullanan kullanıcı sayısı fazlalaşmakta ve bu nedenle bilgi kaynağı olma düzeyi de hızla artmaktadır. Medyanın bilgi kaynağı olarak kullanılmasının avantajları olduğu gibi dezavantajları da bulunmaktadır.

 

Örneğin; günümüzde artık neredeyse hemen hemen herkesin medya erişimi bulunmaktadır. Bu nedenle medya bilgi kaynağı olarak kullanırken çok dikkat edilmelidir. Bilgi elde ettiğimiz kaynağın güvenirliği çok önemlidir. Herkes artık medyaya bilgi yükleyebilmektedir. Ama hepsini doğru, kesin bilgi kabul etmemeliyiz. İnsanlar kendileri için çok önemli olan konularda bile araştırmalarını medya üzerinden yapabilmektedirler. Eğer insanlar dikkatli olmazlarsa ve güvenilir kaynak konusunda yeterli farkındalığa sahip olmazlar ise çok kolay bir şekilde yanlış bilgi edinebilirler. İnternetteki sitelerin hepsinin güvenilir olmadığı bilinmelidir. Güvenilir olduğu sürece medya bilgi kaynağı olarak kullanmak için birebirdir. Hem hızlı hem de çok geniş kapsamlı bir bilgi kaynağıdır.

Bilgi kaynakları denilince aklınıza neler geliyor?

Bilgi kaynakları denilince aklınıza neler geliyor?

 

Bilgi kaynağı, doğru ve kesin bilgiler içeren kaynak anlamına gelmektedir. Çeşitli bilgiler araştırdığımız ve bu araştırma sonucu elde ettiğimiz kaynaklardır. Evimizde, iş yerimizde, okulda, günlük yaşantımızda nerede ihtiyacımız olursa bilgilere hızlı bir yoldan bilgi kaynakları sayesinde elde edebiliriz. Günümüzde birçok bilgi kaynağı bulunmaktadır. Geçmişte sadece gazete, kitap, dergi vb. bilgi kaynakları varken günümüzde teknolojinin de ilerlemesiyle ve gelişmesiyle birlikte çok daha fazla çeşitlenmiştir. Gazete, kitap, dergi hâlâ bilgi kaynağı olarak kullanılırken teknolojinin gelişip yaygınlaşmasıyla beraber telefon, bilgisayar, internet, e-posta da bilgi kaynağı olarak kullanılmaktadır. Teknolojinin hayatımıza girmesi ile beraber riskler de ortaya çıkmıştır. Her bilgi maalesef ki güvenli olamayabiliyor. Bundan dolayı çok dikkat edilmelidir. Bilgi kaynaklarının güvenilir olması çok önemlidir.

 

Erişim açısından iki tür kaynak vardır. Birincisi birincil kaynak, ikincisi ise ikincil kaynaktır. Daha böyle devam edebilir ancak önemli olanlar bunlardır. Birincil kaynaklar bilgiyi direk elde ettiğimiz kaynaklara denir. Doğrudan bilgi elde edilir.  İkincil kaynaklar ise istenilen bilgi hakkında bilgi verirler, dolaylı yoldan bilgi elde edilir ve birincil kaynakları analiz ederek bilgiye ulaşırlar.  Örnek verecek olursak Birici Dünya Savaş’ı hakkında bilgi toplamak istiyoruz. Birinci Dünya Savaşı’na katılan birisiyle konuşup savaş hakkında bilgi edinirsek bu birincil kaynaktır. Ancak kitap ya da dergilerden Birinci Dünya Savaş’ı hakkında bilgi edinirsek bunlar ikincil kaynaklardır.

Ormanların faydaları nelerdir?

Ormanların faydaları nelerdir?

 

Ormanların faydaları hem doğa için hem canlılar için saymakla bitmez. Orman; ağaçların oluşturduğu geniş bir alandır. Orman içerisinde ağaçları, çalıları, bitkileri ve çeşitli hayvanları barındırır. Ormanlar doğaya ve tüm canlılara pek çok fayda sağlayan bir ekosistemdir. Ormanın bünyesinde bulunan bütün canlılar ormanın vazgeçilmez birer parçasıdır.

 

Ormanın faydalarının en başında ormanların oksijen kaynağı olması bulunmaktadır. Çünkü canlılar hayatta kalabilmek için oksijene ihtiyaç duymaktadırlar. İnsanları hem daha dinç hem daha sağlıklı yaparak etkisini hemen belli etmektedir. Ormanın faydalarından bir diğeri de  erozyonu önlemesidir. Sel, su taşkınları nedeniyle oluşan toprak kaymalarına erozyon denir. Ağaçların sağlam kökleri doğal afetlere karşı toprağın kaymasını engellemektedir. Bu nedenle bol ağaçlık alanlar verimli topraklarımızı kaybetmememiz için çok önemlidir. Ormanlar canlılar için hem hammadde hem de geçim kaynağıdır. Ağaçlar sayesinde hem yakacak hem de geçim kaynağı da olabilen ürünler elde etmekteyiz. Ormanlar canlılar için de yaşam alanı sağlar. Ormanda hemen hemen her türlü canlı bulunabilmektedir. Bitkiden tutun da hayvana kadar, mantardan tutun da daha gözle göremediğimiz canlılara kadar çok çeşitli canlıya ev sahipliği yapmaktadır.

 

Görüldüğü gibi ormanın faydaları saymakla bitmez. Ormanın faydaları oldukça fazladır. Bu nedenle ormanı korumak ya da ormanı çoğaltmak ve ağaç dikmek sadece görevli, çalışan insanların görevi olarak bakılmamalıdır. Her birey kendi üstüne düşen görevi yapmalıdır.

Yaşam, ağaçsız da devam eder.

“Yaşam, ağaçsız da devam eder.” diyen birisine karşı cevabınız ne olurdu?

 

Kesinlikle doğru olmadığını söylerim. Ağaçlar olmasaydı, bütün canlı döngü alt üst olurdu. Ormanlar doğanın dengesini korur. En basitinden yaşam için oksijene ihtiyaç vardır. Ağaçlar Dünyamızın akciğerleridir. Oksijen ihtiyacımızın çok büyük bir kısmını karşılarlar. Ormansız kalan Dünya oksijensiz Dünya demektir. Ormanlarımız her türlü hava kirleten araçlar, sanayiler, fabrikalara inat bizim yaşam kaynağımızdır. Ormanların olmaması durumunda canlı yaşamı düşünülemez, hasta ve sağlıksız bir nesil ortaya çıkar. İnsanlar oksijensiz nasıl yaşayamıyorsa ormansız da yaşayamazlar. Ormansız bir hayat düşünülemez bile.  Şöyle bir hayal edecek bile olsak ormanların canlılara faydalarını say say bitiremeyiz. Ormanlar canlı dengesinin korunması için gereklidir. Canlılara ev sahipliği yapar. Ormanlar sayesinde yağış ortamı hazırlanmış olunur. Canlı neslinin tükenmemesi için ormanlar korunmalıdır.

 

Çoraklık, kuraklık olmaması için doğal afetlerin yaşanmaması için ormanların tahrip olmaması gerekir. Yeşilin her tonunu bulunduran ormanlar mutluluktur, huzurdur. Ağaçların, yeşillerin olmadığı bir Dünya düşünülemez. Bunların olmadığı sadece iki yer vardır; çöller ve kutuplar. Ağaçların, ormanların görünen faydası kadar fark etmediğimiz birçok görünmeyen faydası da vardır. Ağacın bildiğimiz faydalarını bile şöyle bir düşünsek yokluklarında neler olabileceğini, nelerden mahrum kalabileceğimizi fark etmiş oluruz. Eğer ormanlar, ağaçlar olmasaydı aklımızdan, zihnimizden bile kötü düşünceleri atamazdık. Çünkü yeşil huzurdur, yeşil pozitifliktir, iyimserliktir. Ormansız bir hayat aksine hep beraber daha yeşil bir gelecek için hayat için çalışıp uğraşmalıyız.

Başöğretmen nasıl yazılır?

En çok yazımı karıştırılan kelimelerden başöğretmen nasıl yazılır konusuna değineceğiz. Başöğretmen mi baş öğretmen mi doğru yazılışı nasıl? Özellikler Mustafa Kemal Atatürk için kullanılan bir sıfattır bu kelime. Sizler için araştırdık.

 

Türk Dil Kurumu yani TDK’ya göre kelimenin doğru yazımı bitişik şekilde yazılışı. Yani;

 

Başöğretmen  şeklinde yazım doğrudur.

 

Yanlış yazımlara bir kaç örnek verelim: Baş öğretmen, baş-öğretmen, ba şöğretmen vs şeklinde seçenekler çoğaltılabilir.