Ağaç, geçmişi geleceğe bağlar.

“Ağaç, geçmişi geleceğe bağlar. Size sabrı öğretir. Beraber yaşamanın, faydalı olmanın zevkini  verir.” özdeyişlerle ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıklayınız.

 

Fransız yazar Marcel Prevost tarafından söylenmiş bir özdeyiştir. Ağaç, geçmişi geleceğe bağlar, size sabrı öğretir. Beraber yaşamanın; faydalı olmanın zevkini verir sözü ne kadar da çok anlam içermektedir içinde.  Ağaçlar zamanla büyüyen bitkiler olarak doğada en uzun zaman geçiren canlılardır. Ağaçlar canlılar için o kadar önemlidir ki eğer herkes bunu kavrayabilseydi bir tane bile ağaç kesilmesine gönlümüz el vermezdi.

 

Ağaç, geçmişi geleceğe bağlar. Çünkü çok ama çok uzun yıllar yaşayabilmektedirler. Bizim geçmişimizi de görür geleceğimizi de. Geçmişimiz ile geleceğimiz arasında bir nevi köprü görevi görür. Ağaçlar bize sabrı öğretir. Çünkü büyümesi için çok zaman geçer. Zamanla gelişir. Küçücük bir fidanın büyük bir ağaç olduğunu belki çocuklarımız hatta belki torunlarımız anca görür.  Ağaçlar bize beraber yaşamanın ve faydalı olmanın zevkini verir. Çünkü bizim için öyle yararlıdır ki ağaçlar. Havayı temizler, suyu temizler, yeri gelir gönlümüzü bile temizler. İnsan sadece bir ormanda bulunmasıyla bile ferahlayabilir. İnsanlar için terapi yerleridirler. Eğlenmek ve dinlenmek için bile ormanları kullanabiliriz. Piknik ve koşu parkurları sayesinde hayatın stresli zamanlarından kaçarak insanların motive olmasında da büyük katkı sağlar.  Ağaçlar, ormanlar insanlar için daha birçok fayda sağlar. Fotosentez yapar, havayı temizler, erozyonu engeller, verimli topraklarımızı korur, başka canlılara yaşam alanı olur. Ve daha birçoğu.  Ağaçlar olmasaydı insanlar da olamazdı.

Ormansız bir yurt, vatan değildir.

“Ormansız bir yurt, vatan değildir.” özdeyişiyle ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıklayınız.

 

Toplumların refah bir yaşam sürebilmeleri için ormanlara ihtiyaçları vardır. Ormanlar hem milli kaynaklarımız hem de değerlerimizdir. Bir yeri yaşanır hale getiren onun üzerindeki doğal unsurlardır. Bu unsurların başında da ormanlar gelir. Ormanlar bir toprak parçasını değerli kılar. O yerin yaşanır bir hale gelmesini sağlar. Bir yeri vatan yapan o yeri sahiplenen kişilerdir. Bir ulus bir vatan yaratmak istiyorsa öncelikle doğayı, ormanı, ağacı korumalıdır. Sadece korumakta yeterli değildir tabi, geliştirmek, yenisi yetiştirmekte gerekir. Bir ülkenin doğal kaynakları ne kadar çoksa o ülkede o kadar zengindir. Doğal kaynaklar sayesinde gelişir, ilerler, refaha ulaşır. Doğal kaynakların başında da ormanlar gelir.

 

Ormanlar çevremizi güzelleştirir, zenginleştirir. Ormanlar sayesinde iklim şartları olumlu etkilenir. Yağış alan toprakların verimi artar. Verimli topraklar sayesinde kendi kendini besleyebilen toplumlar oluşur. Günümüz şartlarında toplumların ayakta kalabilmesi için en önemli unsur, o toplumun, öncelikle kendi kendine yetebilmesidir. Ormanlar bir ülkenin hayat damarlarından biridir. Ürettikleri oksijen sayesinde yaşıyoruz. Gün geçtikçe artan nüfus dünya üzerinde birçok olumsuz etkiye sebep oluyor. Teknolojinin ve sanayinin hızlı yükselişi ile üretim ve tüketim arttıkça dünya felakete doğru yaklaşıyor. Enerji tüketimi artıyor, fosil yakıtlar hızla tüketiliyor. Sera gazları birikerek küresel ısınmaya sebep oluyor. Tüm bu olup bitene dur demenin yollarından biri de ormanları korumak ve yurdumuz daha fazla ağaç ile daha yaşanır hale getirmektir.

Bir ulusun uygarlık düzeyi, üzerinde yaşadığı toprakları ağaçlandırmasıyla ölçülür.

“Bir ulusun uygarlık düzeyi, üzerinde yaşadığı toprakları ağaçlandırmasıyla ölçülür.” Özdeyişi ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıklayınız.

 

Bir milletin üzerinde yaşadığı toprakların nasıl olduğu, o milletin uygarlık düzeyi ile yakından ilgilidir. Yaşadığı toprak parçasına değer veren, onu koruyan, geliştiren milletler medeniyetlerini de geliştirir. Ancak bu uluslar uygar toplum olmayı başarırlar. Tarihi eserlerini, doğal varlıklarını koruyan, yaşadığı yeri daha iyi hale getirmek için ağaçlandıran toplumlar medeniyetleri de kurar, geliştirir ve yaşatırlar. Ağaçlar, ormanlar vatanın akciğerleri gibidir. Oksijen ve su kaynaklarımızı oluştururlar. Ağaçlar, yapraklarında bulunan klorofil ile karbondioksiti, güneş ışığı ile oksijen dönüştürürler. Soluduğumuz hava onlar sayesinde üretilir. Güneş ışığı ile birlikte bitki örtüsü dünyamızın yaşam kaynağıdır. Aynı zamanda bitki örtüsü ve ormanlar yağışların oluşumuna yardımcı olur, erozyonu önler. Birçok canlıyı içerisinde barındırırlar. Aynı zamanda ağaçlar sayesinde birçok farklı türde yiyecek, ilaç, kozmetik, mobilya, kâğıt sektöründe kullanılan hammaddeler elde edilmektedir.

 

Franklin Roosvelt’ e ait bu özdeyişte ağaçlandırmanın uygarlık düzeyi ile yakından bağlantısı olduğu vurgulanmaktadır. Yeşil alanları korumak ve geliştirmek psikolojik ve sosyolojik bağlamda da uluslara birçok katkıda bulunur. Bir millet ki ağacı koruyordur, hayvanı da korur. Hayvanları koruyan insanı da korur. Kısacık bir zamanınızı bile ağaçlık bir alanda geçirmek sizi ferahlatır, dinlendirir, sakinleştirir huzur verir. Toplumsal olarak ağaçlandırma faaliyetlerine önem vermek bizleri bir amaca yönlendirirken aynı zaman da birlik ve beraberliğimizi de pekiştirir. Tarih boyunca bir su kaynağının yakınlarında, ağaçlandırılan bir bölgeden, medeniyetler yeşermiştir.

Küresel ısınmanın sonuçlarının neler olduğunu biliyor musunuz?

Küresel ısınmanın sonuçlarının neler olduğunu biliyor musunuz? Açıklayınız.

 

Küresel ısınma, dünyamızı çevreleyen atmosfer tabakasının stratosfer katmanında oluşan sera gazları dediğimiz karbondioksit, su baharı, metan, ozon gibi gazlardan oluşan sera etkisindeki dengelerin bozulması sonucu dünyanın ısısının artmasıdır. Dünyanın sıcaklıkları ilk olarak bin sekiz yüzlü yılların sonunda kaydedilmiştir. O zamandan bu zamana sıcaklıklarda 0,5 ile 0,7 derece santigrat civarında bir artış gözlenmiştir. Son yıllarda bu artışlar yükselmektedir. Ölçümlere göre önümüzdeki yüz yıldaki artış felaketlerle sonuçlanabilecek nitelikte olacaktır. Bu yüz yılın içinde 1,5 ile 5,5 derece sıcaklık artışı beklenmektedir. Bu artış buzulların tamamen erimesine yeterli olacak düzeydedir. Sıfır derecedeki buzun erimesi için 0,1 derece sıcaklık yeterlidir. Bu da bize gösteriyor ki çok yakın gelecekte buzullar eriyecek, kıyı kentleri su altında kalacak.

 

Verimli tarım alanları sular altında kalacak, ılıman iklim kuşağında çölleşme meydana gelebilecek. Ayrıca aşırı iklim değişiklikleri fırtınaları, selleri, su baskınları gibi doğal afetleri beraberinde getirecektir. Bununla birlikte sera etkisi bir kısır döngüye girecek. Kuraklık ve susuzluk baş gösterecek. İnsanların ve diğer canlıların yaşayabileceği alanlar daralacak. Kuraklık, iklimsel değişiklikler tarımsal üretimi olumsuz etkileyecek ve dünyayı doyuracak kadar gıda üretilemeyecek. Kıtlık ve açlık baş gösterecek. Bunun sonucu ya savaşlar yaşanacak ya da insanlık yeni teknolojiler geliştirecek ve bu yeni geliştirilen teknolojiler başka dengeleri alt üst edecek. Ya da insanlar üstlerine düşen sorumlulukları yerine getirip küresel ısınmanın önüne geçecekler.

Broşürler hangi amaçla hazırlanmaktadır?

Sizce broşürler hangi amaçla hazırlanmaktadır?

 

Broşür renkli ve az sayfalı olarak hazırlanan bir kitapçıktır. Küçük ve az sayfalı oldukları için özet ve önemli ayrıca dikkat çekici bilgiler içerirler. Tanıtım amacı taşır. Çoğunlukla reklam, şirket, kurum tanıtımlarında ya da turistik rehberlikler için ziyaret alanlarında ve danışman kişilerde bulunur. Bilgi vermek ve tanıtım yapmak amacıyla hastane, okul ya da devlet kurumlarında da bulunabilmektedir.

 

Broşür hazırlayan ve dağıtımını yapan firma çalışmasını yaptığı alandaki çalışmaları ya da ürünleri hakkında kesin ve öz bilgiler vererek insanların dikkatini çekmek istemektedir. Bu yolla hem insanlar çalışmalar ya da ürün hakkında bilgi edinir hem de firmalar yeniliklerini ya da hizmetlerini duyurmuş olurlar. Broşür hazırlarken dikkat çekmek ve amaca ulaşmak için yapılması gereken aşamalar vardır. Bunlardan en önemlisi tasarım aşamasıdır. Kötü hazırlanmış ve dikkat çekmeyen bir broşür kötü ve dikkat çekmeyen bir reklam demektir. İnsanlar üzerinde olumlunun aksine kötü, olumsuz bir etki bırakacaktır. Bunun sonucunda bu kötü etkiyi düzeltmek daha da zor olacaktır. Ancak bunun aksine iyi hazırlanmış bir broşür iyi bir reklam demektir. Ve ticari getirisi de iyi olacaktır. Bu nedenle broşür hazırlamanın ilk ve önemli olan tasarım adımı büyük önem taşımaktadır. Broşür hazırlarken önemli olan diğer aşamalar ise; metin ve görsel bütünlük, broşür boyutu, görsel ve kâğıt seçimi gibi aşamalardır. Broşürler uzun zamanlı reklamlar için çok kullanışlı bir seçenektir.

Bilgilenmek için hangi medya araçlarını kullanıyorsunuz?

Siz, bilgilenmek için hangi medya araçlarını kullanıyorsunuz?

 

Bilgiye ulaşmamıza aracı olan kaynaklara bilgi kaynakları denir.  Günlük yaşamımızda bilgiye ulaşmak için çeşitli kaynaklar kullanırız. Medya da bir bilgi kaynağıdır. İletişimi sağlamak için çeşitli araç ve gereçlerin kullanılması ile yapılan bütün çalışmalar medyanın bir ürünü olarak ele alınmaktadır.  Bilgilenmek için kullandığımız bu kaynaklar; bilgisayar, gazete, dergi, televizyon, radyo, tablettir.

 

Medya; televizyon, radyo,  gazete, dergi, internet, bilgisayar, telefon, tablet, kitap, afiş gibi görsel ve yazılı kitle iletişim araçlarının tümünü ifade eden bir kavramdır. Göz önünde olan ve herkesin bildiği şeyler anlamına gelmektedir. Medyanın bir sektör olarak da kendine has bir varlık teşkil ettiğini belirtmek gereklidir. Ulusal ve yerel olarak medya merkezleri bulunmaktadır. Bunlara işitsel ve görsel iletişim araçlarının da eklenmesi sonucunda medyanın artık sadece bir haber alma vasıtasının ötesinde işlev görmesine sebep olmuştur. İnsanlar günlük yaşamlarında sürekli iletişim içerinde oldukları için medyanın günlük yaşamımızdaki yeri, gelişen iletişim teknolojileri ile günden güne daha da artmaktadır. Özellikle teknolojinin ilerlemesi ile yazılı kaynaklara olan ilgi azalmış ve görsel medyaya olan ilgi artmıştır. Hatta her geçen gün daha da artmaktadır. Bu nedenle günümüzde televizyon, bilgisayar, internet, telefon, tablet gibi medya araçları daha çok kullanılmaktadır. Ancak günümüzde en yaygın olarak kullanılan medya aracı televizyon olarak kabul edilmektedir. Teknoloji geliştikçe, geçmişten günümüze görsel medyaya olan ilgiden dolayı radyo biraz çağın gerisinde kalmış bir medyadır.

Dünyamızın ısısının yükselmesine nelerin sebep olduğunu biliyor musunuz?

Dünyamızın ısısının yükselmesine nelerin sebep olduğunu biliyor musunuz? Açıklayınız.

 

Dünyamızın ısısının yükselmesinde temel sebep insan faaliyetleridir. Yaşadığımız yüzyılda insan nüfusu çok fazla artış göstermiştir. Bununla beraber tarımsal faaliyetler ve sanayi faaliyetleri şimdiye kadar hiç olmadığı şekilde arttı. İnsan nüfusunun hızlı artışı sonucunda yeterli miktarda gıda üretimi için toprak daha fazla işlenmeye, topraktan daha fazla ürün elde edebilmek için teknolojik gelişmelerden faydalanılmaya başlandı. Toprağın bilinçsiz kullanımı, tarım ilaçları ve gübreleme, tarımda makineleşme sonucu toprak ve sularımız aşırı derecede kirletildi. Hayvansal gıda ihtiyaçlarını karşılamak için de büyükbaş hayvan yetiştiriciliği arttı. Büyükbaş hayvanlardan salınan metan gazı, sera etkisinde olumsuz sonuç yaratan bir gazdır. Ama bunu tek başına küresel ısınma sebebi olarak gösteremeyiz. Tüm bu faaliyetler sera etkisini arttırarak dünyamızın ısınmasına sebep olmaktadır.

 

Diğer yandan sanayi faaliyetleri sonucu açığa çıkan gazlar, sera gazlarını arttırmış ve dünyamızın daha fazla ısınmasına sebep olmaktadır. Teknolojinin artmasıyla birlikte sanayileşme ve üretimdeki hızlı artış aşırı tüketime sebep olmaktadır. Nüfus artışı ile birlikte enerji kullanımı da artmıştır. Aşırı tüketim, sera gazlarının salınımını arttırmaktadır. Temel olarak dünyamızın ısınması, sera etkisinden kaynaklanmaktadır. Sera etkisi doğal bir olgudur ve dünyamızı, güneşin zararlı ışınlarından, aşırı sıcak ve soğuktan koruyan bir mekanizmadır aslında. Bahsettiğim ve benzeri sebeplerden dolayı karbondioksit, su buharı, metan, azot, kükürt gibi gazların aşırı salınımı sera etkisindeki dengeleri bozarak küresel ısınmaya sebep olmaktadır.

”Küresel ısınma” sözünden ne alıyorsunuz?

”Küresel ısınma” sözünden ne alıyorsunuz?

 

Dünyamız atmosfer dediğimiz gazlardan oluşan bir tabaka ile çevrilidir. Bu gazların bir kısmı dünyanın etrafında bir sera etkisi oluştururlar. Sera etkisi yaratan gazlar nedeniyle, dünyanın, yer kabuğunun ve suların ortalamanın üstünde ısınmasına küresel ısınma denir. Aslında sera etkisi oldukça doğal ve gerekli bir olaydır. Sera etkisi olmasaydı dünya gündüzleri sıcaktan kavrulur ve güneşin zararlı ışınlarından zarar görürdü. Geceleri ise dünyamız aşırı derecede soğurdu. Gece ile gündüz arasında aşırı ısı değişiklikleri dünyayı yaşanmaz bir hale getirirdi. Ancak bu doğal etki insanların ürettikleri sera gazları nedeniyle dünya sıcaklığının artmasına ve küresel ısınmaya sebep olmaktadır.

 

Dünya atmosferinin stratosfer tabakasında, su buharı ve gazların etkisiyle sera etkisi oluşur. Sera etkisini oluşturan gazlar su buharı, karbondioksit, metan, ozon gibi gazlarıdır. Fosil yakıtların aşırı kullanımı, gelişen sanayi sonucu oluşan kirletici gazlar, sera etkisi dengelerini bozmaktadır. Bozulan sera etkisi ile güneşin zararlı ışınları ve sıcaklık daha fazla dünya yüzeyine geçmekte ve dünyadan yükselen sıcaklıkta atmosferde kalmaktadır. Bu da dünyamızın daha fazla ısınmasına, buzulların erimesine, suların yükselmesine, iklimlerin değişmesine sebep olmaktadır. Şimdilik bu etkiler dünya üzerinde çok fazla hissedilmese de önümüzdeki zamanlarda uzmanlar, küresel ısınmanın çok etkili iklim değişiklikleri, kuraklık, fırtınalar, çölleşme, bazı türlerin ortadan kalkması, kıyı bölgelerinin su altında kalması gibi çok ciddi sonuçlara sebep olabileceği konusunda uyarılar yapıyorlar.

Yolculuk önce seni sözsüz bırakır sonra da iyi bir hikâye anlatıcısına dönüştürür.

“Yolculuk önce seni sözsüz bırakır sonra da iyi bir hikâye anlatıcısına dönüştürür.” Özdeyişi ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi açıklayacağınız bir konuşma yapınız.

 

“ Yolculuk seni önce sözsüz bırakır sonra da iyi bir hikâye anlatıcısına dönüştürür.” sözü bana yolculuk esnasında etrafı izlerken dilimin tutulduğunu hatırlatıyor. Bir yere yolculuk yaparken genelde etrafı izlemeye dalar, söyleyecek bir söz bulamam. Etrafımda gördüklerimi en küçük ayrıntısına kadar aklıma kaydetmeye çalışırım. Sanki konuşursam herhangi bir ayrıntıyı veya görmem gereken bir şeyi kaçıracakmışım gibi gelir. Bu yüzden çevremi çok dikkatlice izlemeye çalışırım. Gördüklerimi unutmamak için dikkatimi vererek bakmak ve başka hiçbir şey ile ilgilenmemek isterim. Sonrada gördüklerimi, öğrendiklerimi en ince ayrıntısına kadar anlatabilmeyi isterim. Ben gezip görürken yaşadığım duyguları, hissettiklerimi başkalarına aynı duygular ile aktarabilmeyi isterim. Sanırım gezi yazarları da aynı şekilde düşünüyorlar.

 

Bir yolculuk esnasında insan hiç tahmin etmeyeceği şeyler ile karşılaşabilir. Daha önce hiç görmediği, duymadığı şeyler görebilir, duyabilir. Yeni bir şeyler görmek, duymak, öğrenmek zaman zaman da insanı sözsüz bırakır. Ne diyeceğini şaşırır. Aklından bu gördüklerini, duyduklarını diğer öğrendiği şeyler ile birleştirmek, özümsemek ister. İnsan gezip, görüp, öğrenince de bunları paylaşmak ister. Gezen, gören, öğrenen kişinin de anlatacak çok şeyi, söyleyecek çok sözü olur. Tabii bunları akıcı bir şekilde, karşındakini sıkmadan, anlamlı cümleler ile ilgi çekici bir şekilde anlatmak önemlidir. Ben şuradayken, ben buradayken diye başlayarak, karşındakini sıkmak da hiç anlamlı değil bence. Bu şekilde anlatarak bir hikâyeci olamayız elbette.

Sizi neler güldürür, gülümsetir?

Sizi neler güldürür, gülümsetir?

 

Günlük hayatımızda, bizleri güldüren ve gülümseten pek çok durumla karşı karşıya geliriz. Bu hayatın bir parçasıdır ve çevremizde ne kadar çok gülümseyen insan varsa o kadar çok mutlu olabiliriz. Beni en fazla güldüren şeylerin başında; anlatılan fıkra, hikâye vb. komik olaylardır. Bunun yanı sıra gülümseyen insanlara bende gülümseyerek yanıt veririm. Arkadaşlarımın yaptığı espriler, hiç beklemediğim bir anda aldığım hediyeler, güzel şakalar benim gülmemi sağlar. Ayrıca bana gülümseyen kişilere de aynı şekilde tebessüm ederek karşılık veririm.

 

Bazen televizyonda izlediğim bir film, bir reklam veya dinlediğim bir şarkı da gülümsememe neden olur. Bunların dışında çok nadir de olsa çok sinirlendiğim anlarda da sinirsel olarak güldüğüm olmuştur. Bunun nedeni o anki şoku daha çabuk atlatmak veya olayın üstünü daha çabuk kapatmak olabilir.

 

Gülmek, insanlar için bir seçim olabilir. Bazı insanlar sürekli karamsar bir ruh haline bürünürler ve neredeyse hiç gülmezler. Bu kişilerin hayatta mutlu olma şansları çok azdır. Sürekli oto kontrol mekanizmalarını kullandıkları için çevreleriyle de sınırlı bir şekilde iletişim kurarlar. Bunun yanı sıra gülmek bir mizaç ve zevk işi de olabilir.  Bu nedenle gülmeyi tercih etmek kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Genel olarak insanları güldüren şeylere baktığımızda, daha çok mutluluk veren, neşelendiren, sevinçli durumlarda, komik ve şaka yollu yapılan konuşmalar olarak sıralayabilirim.