Bir milletin, tarihindeki olayları unutmaması, o milletin geleceğine nasıl bir katkı sağlar? Arkadaşlarınızla tartışınız.

“Tarihini bilmeyen bir milletin coğrafyasını başkaları çizer.” sözü bizlere, tarihimizi okumamız ve anlamamızın ne kadar önemli olduğunu en iyi şekilde anlatıyor. Bu nedenle geleceğe ışık tutması ve birtakım dersler çıkarmamız adına geçmişimizi bilmek, öğrenmek ve anlamak son derece kritik bir yere ve öneme sahip.

 

Bugünün çocukları olarak tarihimizi iyi araştırıp öğrenerek bilinçlenirsek ve tarihten hız alırsak istikbale hazırlanmamız çok daha hızlı olur, bu nedenle de geleceğe daha emin adımlarla yürüme imkânı buluruz. Geçmişi asırlara dayanan Türk milleti olarak 2200 yıllık büyük ve zengin bir tarihe sahip bulunuyoruz. Dolayısıyla çok uzun bir geçmişe dayanan kültürümüz, bizden sonra kurulan pek çok medeniyete yön vermiştir. Biz de yeni nesil Türk gençleri olarak birçok medeniyet için yol gösterici olarak tarihi kültürümüzü iyi bilmeli ve yansıtmalıyız.

 

Tarihindeki önemli olayları öğrenen ve bunları unutmayan bir Türk nesli; geçmişte yaşanmış olan hatalardan ders alır ve aynı hatalara tekrar düşmez. Milli bir bilince sahip olur ve milletin birlik ve beraberlik duygusu kazanmasını sağlar. Dostunu ve düşmaninı ayırt eder ve daha yakından tanıma fırsatı bulur. Geçmişi iyi bildiğinden dolayı geleceğe yönelik olarak daha doğru kararlar alır. Milletler ve devletler arası olan ilişkilerde katkıda bulunur.

Tüm bunları kısaca özetleyecek olursak, tarihi olaylar bir tecrübedir ve kazanılan bu tecrübeler de milletin olgunlaşmasında çok önemli katkı sağlar.

Bayrağımız size neler çağrıştırıyor?

Bayrağımız size neler çağrıştırıyor? Noktalı yerlere yazınız.

Al rengini uğruna canını feda ederek yurdumuzu kurtaran atalarımızın kanından alan şanlı Türk bayrağımız, vatanımız için bağımsızlığın en önemli sembolü niteliğini taşımaktadır. Uğruna destanlar yazılan bayrağımız, yurdumuzun kendi egemenliğini elinde bulundurmasının çok önemli bir göstermesi olup, sonsuza dek milletimizi ve vatanımızı semboize etmeye devam edecektir.

 

 

Tüm milletlerinin kendilerine özgü bir bayrağı bulunmaktadır ve bu bayrakların her birinin kendine özgü ve manidar olan ortaya çıkış hikayeleri verdır. Türk bayrağının hikayesi ise, Türk milletinin vatanı uğruna vermiş olduğu mücadeleye dayanmaktadır. I. Kosova Savaşı’nın gerçekleştiği gece, şehitlerimizin kanlarının akmış olduğu toprağa ay ve yıldızın yansımaları düşmüştür ve o günden itibaren bu görüntü bizim Türk bayrağımızı yansıtmıştır. Bayrağımızın, rengini yurdumuz için kıyasıya mücadele eden şehitlerimizden alması nedeniyle, bu ataların hürmetine bayrağımıza bir ekmek gibi hürmet göstermeli, her daim saygı duymalıyız. Bugün ve yarın her Türk genci çok iyi bilmelidir ki bayrağımız, yüz binlerce şehidin kanlarını simgelemektedir.

 

 

Bayrağımızın kıymetini “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.” dizesi ile anlatan Arif Nihat Asya’dır. Zira bayrağımız, bu toprakların üzerinde özgürce yaşayabilmemizin en önemli teminatıdır.

Tüm bunlardan hareketle şanlı Türk bayrağımızın bizlere çağrıştırmış olduğu anlamları şu şekilde sıralayabiliriz.

– Bağımsızlık

– Vatan

– Kan

– Şehit

– Egemenlik

– Millet

– Ay

– Yıldız

Bağımsızlık Konulu Bir Konuşma

Çağrışımlarınızdan hareketle “bağımsızlık” konulu bir konuşma yapınız. Konuşmanızda kelimeleri anlamlarına uygun kullanınız.

Bir devlet nezdinde değerlendirildiğinde bağımsızlık; hiçbir devletin boyundurluğuna bağlı kalmadan özgür bir iradeye sahip olmak anlamına gelmektedir. Zira bağımsızlık, geçmişten bu yana biz Türkler için herşeyden daha üstün bir öneme sahiptir.

Bir ülkenin bağımsızlığını işaret eden en önemli sembol vatan ve bayraktır. Bu bayrağı ve vatanı diri tutan ise ölüm pahasına yapılan fedakârlıklar, uğruna dökülen kanlar ve göz kırpmadan can veren şehitlerdir. Vatanımızın ilelebet bağımsız bir şekilde varlığını devam ettirmesi, onu oluşturan milletinin birlik, beraberlik ve dayanışmasına bağlıdır.

 

“Ya istiklal, ya ölüm” diyen bir liderin peşinden giden ve bu vatanı bizlere emanet eden atalarımız sayesinde bugün topraklarımız üzerinde güvenli adımlarla yürüyebiliyor, rahat nefes alabiliyoruz. Tarihin her döneminde yurdumuza gözünü dikmiş hainler olduğu gibi şüphesiz ki bugün ve yarın da bağımsızlığımıza gem vurmak isteyenler mutlaka olacaktır. Birer Türk vatandaşı olarak bizlerin de bu hain güçler karşısında bir araya gelerek güçlü bir duvar oluşturmak, bağımsızlığımızı kaybetmemek için canla başla mücadele etmesi gerekmektedir. Zira bu davranış, ezelden beri bağımsızlığına çok düşkün olan Türk milletinin gerçek kimliğini en iyi şekilde yansıtmaktadır.

Atalarımızın bu toprakların bağımsızlığı uğruna Kurtuluş Savaşı’nda savaşıp canlarını feda ederek bizlere emanet ettiği gençler olarak bizlere düşen en önemli görev, bayrağımızı ve vatanımızı ilelebet korumak ve gelecek nesillerdeki çocuklarımızı da bu konuda sonuna kadar bilinçlendirmektir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı ile ilgili neler biliyorsunuz?

1881 senesinde Selanik’te dünyaya gelen Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, babası ise Ali Rıza Efendi’dir. Tahsil hayatına ilk olarak Mahalle Mektebi’nde başlamış, ve daha sonra Şemsi Efendi Okuluna devam ederek ilkokulu bu şekilde tamamlamıştır. Ortaokul eğitimine ise Selanik Mülkiye Rüştiyesi ile başlamış olup daha sonra buradan ayrılıp Selanik Askeri Rüştiyesi’nde, lise eğitimini Selanik Askerî Idadisi’nde, üniversite eğitimini ise Harp Okulu ve Harp Akademisi’nde tamamlamıştır.

I. Dünya Savaşı yenilgiyle sonuçlanıp Mondros Ateşkesi imzalandıktan sonra ülke toprakları düşmanlar tarafından paylaşılmıştı. Bu durum karşısında da Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919 günü ilk olarak Samsun’a giderek, milli mücadeleyi burada başlatmıştır.

Milli mücadele konusunda önemli başarılar ortaya koyan Mustafa Kemal, TBMM’nin açılmış olduğu 23 Nisan 1920 günü, Meclis ve Hükümet Başkanı olarak seçilmiştir. Sakarya Meydan Muharebesi’nin galibiyetle sonuçlanmasının ardından Gazilik unvanı ve Mareşallik rütbesi almıştır. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilan edilmesi ile de cumhurbaşkanı seçilerek ilk cumhurbaşkanımız olmuştur.

Soyadı Kanunu’nun çıkarılmasının hemen ardından 1934’te kendisine “Atatürk” soyadı layık görüldü. Atatürk, getirmiş olduğu yenilikleri, savaşlarda göstermiş olduğu üstün başarıları ile Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 193 tarihinde Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yummuş, onun bu ölümü, tüm ülkeyi çok büyük bir yasa boğmuştur.

Atatürk’ün 10 yaşında bir çocuğun mektubuna karşılık vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her konuda göştermiş olduğu ince düşüncesi ve hoşgörülülüğü herkes tarafından bilinen güzel vatanımızın kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara karşı özel sevgi ve onlara vermiş olduğu değer de adeta dillere destandır. Nitekim Atatürk, yaşı, yurdu, ırkı vs. fark etmeksizin herkesin varlığına ve düşüncesine her anlamda saygı göstermiş, olabildiğince hoşgörülü davranmış ve asla küçümseyip hor görmemiştir. Atatürk’ü geçmişten günümüze diğer liderlerden ayıran en önemli özelliği de budur.

İşte Atatürk’ün ülkenin düşmanla pençeleştiği zorlu savaş günlerinde de olsa kendisine mektup göndermiş olan 10 yaşındaki kız çocuğunun mektubuna, mektubu eline alır almaz yanıt vermesi de işte onun tüm bu özelliklerinden kaynaklanan bir davranıştır.

Atatürk’ün Çocuk Sevgisi

Atatürk, yaşamı boyunca çocuklara karşı özel bir sevgi duymuş ve onlara çok değer vermiştir. Hatta öyle ki içindeki bu büyük çocuk sevgisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış günü olan 23 Nisan gibi özel bir tarihi çocuklara armağan etmesine neden olmuş ve böylece bugünü çocukların bayramı olarak ilan etmiştir. Bu sevgiyi en büyük şekilde içinde saklayan Atatürk, sevdiği herkese “çocuk” diye hitap ederdi. Ona göre çocuk, sevgi anlamına geliyordu. Çocukların riyakârlık bilmeden tüm isteklerini içlerinden geldiği gibi söylemeleri, onun en çok hoşlandığı şeylerden biriydi. Her ne kadar çocuğu olmasa da içinde bitmek tükenmek bilmeyen bir çocuk sevgisi vardı.

Atatürk ve Millî Mücadele hakkındaki filmleri ve kitapları araştırınız.

Vatanına bağlı her Türk vatandaşı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu olan Ulu Önder Atatürk’ü çok iyi anlamayı ve onu en iyi şekilde benimseyip hatırlamayı kendine görev bilmelidir.  Atatürk liderliğinde, Türk tarihinin en zorlu ve en kanlı dönemlerinden bir tanesi olan Milli Mücadele dönemi ile ilgili detaylı bir bilgiye sahip olan her Türk vatandaşı, geçmişinden büyük bir destek alacak ve bu sayede de geleceğe büyük bir güvenle bakacaktır.

Geçmişten günümüze kadar Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve Milli Mücadele dönemini ele alan pek çok kitap kaleme alınmış  aynı zamanda da birçok film çekilmiştir. Söz konusu bu film ve kitaplar, bizler için çok önemli birer yol gösterici kaynak niteliğine sahiptir.

Atatürk ve Milli Mücadele Hakkındaki Filmler 

1) Mustafa

2) Dersimiz: Atatürk

3) Osmanlı Cumhuriyeti

4) Son Mektup

5) Sarı Zeybek

6) Cumhuriyet

7) Veda

8) Atatürk’ün Fedaisi Topal Osman

9) Son Osmanlı Yandım Ali

10) Çanakkale 1915

11) Çanakkale: Yolun Sonu

12) Gelibolu

13) 120

14) Bu Vatanın Çocukları

15) Eve Dönüş: Sarıkamış

16) Ateşten Gömlek

Atatürk ve Milli Mücadele Hakkındaki Kitaplar

1) Nutuk (Mustafa Kemal Atatürk)

2) Atatürk (Yakup Kadri Osmanoğlu)

3) Atatürk: Modern Türkiye’nin Kurucusu (Andrew Mango)

4) Tek Adam: Şevket Süreyya Aydemir

5) Çankaya: Falih Rıfkı Atay

6) Sarı Zeybek (Can Dündar)

7) Devrim Tarihi ve Toplum Bilinci Açısından Atatürk (Emre Kongar)

8) Ama Hangi Atatürk (Taha Akyol)

9) Hangi Atatürk (Attila İlhan)

10) Ben Mustafa Kemal (Aydoğan Yavaşlı)

11) Atatürk’ü Doğru Anlamak (Sezgin Kızılçeli)

Atatürk, Niçin Amerikan Çocuklarına Türklerle ilgili her duyduklarına inanmamalarını, bilimsel temeli olmayan incelemelere itibar etmemelerini öğütlemiş olabilir?

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu olan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, ilime ve bilime her anlamda büyük değer veren, hiçbir bilimsel temele dayanmayan hurafelerin de her daim karşısında bulunan önemli ve bir o kadar da büyük bir liderdir. Her ne kadar batının sahip olduğu yenilikleri kendi ülkesine de uyarlayarak toplumumuzu çağdaş bir konuma yükseltmek yaşamı boyunca en temel gayelerinden olmuş olsa da, ülkesini hiçbir zaman ezdirmemiş ve buna teşebbüs dahi edenlerin de her zaman için karşısında olmuştur.

 

Çok üst düzeyde bir milliyetçi bir kimliğe sahip olan Atatürk, Türk milletinin sahip olduğu kahraman ve bir o kadar da vicdan sahibi olan kimliğini tüm dünyaya tanıtmaya çalışmış, bu konuda bizlere dil uzatmak isteyen Türk düşmanlarına ise hiçbir zaman müsaade etmemiş ve milletini hiçbir şekilde ezdirmemiştir.

 

Batı kültürünün biz Türkleri itham etmiş oldukları en önde gelen suçlamalardan bir tanesi de barbar ve acımasız olmalarıdır. Ancak tarihinin her döneminde tüm boyundurluklara büyük bir hoşgörü göstermiş olan ve bu tutumları sayesinde asırlarca birçok medeniyeti bünyesinde tutan Tür toplumu için bu, çok çirkin ve asılsız iftiradır. Atatürk de hiçbir bilimsel kanıtı olmayan ve tamamen asılsız olan bu isnatları hiçbir zaman için kabul etmemiş ve her zaman karşısında durmuştur. İşte tüm bu nedenlerden dolayı Atatürk, Amerikan çocuklarına Türklerle ilgili her duyduklarına inanmamalarını, bilimsel temeli olmayan incelemelere itibar etmemelerini öğütlemiştir.

Sabır Acıdır Meyvesi Tatlıdır Atasözünde Ne Anlatılmak İstenmiştir?

“Sabır Acıdır Meyvesi Tatlıdır” Atasözünde Ne Anlatılmak İstenmiştir? Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

Hayatımız boyunca karşımıza çıkan zorluklara karşı direnç göstererek bu zor zamanların bekleyerek üstesinden gelmek “sabır” olarak ifade edilmektedir. Sabır sahibi olan kişi, güçlükler karşısında herhangi bir şikayette bulunmadan, bu güçlüklere karşı sükûnetle mücadele eder. Her ne kadar zor zamanlar çok zor geçse de mutlu günlere kavuşmak adına bu kara günlerin ardında aydınlık günlerin beklediğini de unutmamak gerekir.

 

Sabırlı olmak, hayata güçlü ellerle tutunmuş insanların ulaşabileceği büyük bir erdemdir. Zira sabırlı kişiler, karşılarına çıkan zorluklarla mücadele ettikten sonra er ya da geç istediklerine ulaşarak bu zor günlerin karşılığını muhakkak alırlar. Bundan dolayı yaşadığımız acılara isyan edip karamsarlığa düşmeden güzel günlerin geleceği ümidini yitirmemek gerekmektedir. Çünkü sabır gösterilen her zorluğun mükâfatı belki de çekilen sıkıntıların da çok üstünde bir mutluluk ve huzur verebilecektir. Bunun yanı sıra elde edilen büyük başarıların altında yatan en önemli unsur da yine sabırdır. Bu büyük başarılara imza atmak için önümüze çıkan zorluklara göğüs gerebilmeli, yolumuza bu azimle devam edebilmeliyiz.

 

Özet olarak ifade etmek istediğimiz şudur ki; hayatta yaşanan olumsuzluk ve aksiliklerin tümü biz insanlar içindir. Hiç umulmadık bir durum ile karşı karşıya kalındığında hemen öfkeye kapılmamalı, sakin bir kafayla derinlemesine düşünülerek durum değerlendirmesi yapılmalı ve bir süre beklenmelidir. Zorluklara karşı sabır göstermek her ne kadar insanlar için güç bir durum olsa da sonuçları her zaman için çok güzel ve mutluluk vericidir.

Hücrenin keşfinde ve hücre araştırmalarının ilerlemesinde mikroskobun önemini açıklayınız.

Hücre, canlıların en küçük yapı taşıdır. Bu yüzden de oldukça önemlidir. Sırası ile hücreler dokuları, dokular organları, organlar sistemleri ve sistemler organizmayı oluşturur. Bu süreçte olmazsa olmaz durumdadır. Ancak organları gözle görebilsek de ondan öncesine hâkim olmak hayli zordur. Çünkü gözle göremediğimiz ya da görsek bile detaylı bir şekilde incelemediğimiz yapılar gözlenmektedir.

 

 

Bu yapıların aydınlatılması ve hücrenin keşfi de bu yüzden önem taşır. Hücreler bu şekilde keşfedilerek, içlerinde yer alan mekanizmalar yavaş yavaş çözüme kavuşmuştur. Hala bile görülmeyen ayrıntıların mevcut olması, hücrelerin aslında mikroskopa ihtiyacını arttırmaktadır. Başlangıçta sadece hücre görüntüleyen bu mikroskop, ilerleyen süreçlerde hücre içi boşluklar ve organel boyutuna inmiştir. Organeller içerisinde yer alan ince detaylı granüllerin bile günümüzde gözlemlenebildiği bilinmektedir.

Mitoz bölünme ile mayoz bölünme arasındaki farklardan iki tanesini yazınız

Bölünmeler iki şekilde gerçekleşmektedir. Mayoz bölünme ve mitoz bölünmedir. Birbirlerinden birçok farklılıkları bulunmaktadır. Benzerlikleri de göz ardı edilemez. Ancak bu iki bölünmeyi birbirinden ayıran temel 2 farklılığa bakacak olursak eğer;

 

– Mayoz bölünme eşey hücrelerinde, mitoz bölünme vücut hücrelerinde gerçekleşir.

– Mayoz bölünme canlıların üreme dönemlerinde gerçekleşirken, mitoz bölünme canlıların doğumdan ölüme kadar olan süreçlerinde gerçekleşmektedir.