Sosyal yardımlaşma ile ilgili bir sivil toplum kuruluşuna üye olduğunuzu düşünün. Bu kuruluş için yapılacak olan bir yardım etkinliğini nasıl planlarsınız?

Sosyal yardımlaşma ile ilgili bir sivil toplum kuruluşuna üye olduğunuzu düşünün. Bu kuruluş için yapılacak olan bir yardım etkinliğini nasıl planlarsınız? Planınızı aşağıya yazınız.

Üye olmayla hemen plan yapılmaya izin verilse tabi ki yapalım ama ülkemizde maalesef işleyiş bu şekilde değil ki. Önce baya para vermelisin. Sonra için yine para vermelisin. Sonra yine… Bu böyle devam ediyor. Üyelerden bir plan bekleyen sosyal yardımlaşma ile alakalı bir sivil toplum kuruluşu ile karşılaşmadım şimdiye kadar. Siz en iyisi şöyle sorun bir sosyal yardımlaşma derneğinde yöneticisiniz. Bu kuruluşta ki yapılacak yardımları nasıl planlarsınız ?

 

Bakın net söylüyorum bizim zenginimiz daha çok ihtiyaç sahibi. Hiç bitmiyor istek ve arzuları. Yahu herif zevki için yaptığı harcamaları gerekli görüyor da bir ihtiyaç sahibi için istenilen bir yardımı gereksiz görüyor. İhtiyaç  sahibi olarak mı görüyor kendini yoksa ? Ya da kendinden başkasını düşünmeyen bencil mi ? Kendine bencil demez ama ihtiyaç sahibine ben çalıştım kazandım oda çalışıp kazansın der. Yazık ki ne yazık…

Her neyse konu dağılmadan planımı birinci derece ikinci derece üçüncü derece olarak ihtiyaç sahiplerinin aciliyetine göre sıraya koyarım. En acili hangisi ise ilk ona ulaştırırım yardımı. Ha bu arada yardımlar için zengin kişilere karşı isterken biraz acımasız olacağımdan çok ta tutarlar mı bilemem.

Toplumsal duyarlılıkla ilgili örnekler veriniz

Yaşadığımız dünya da tek başımıza değiliz. Evet özgürüz bunu istiyoruz. Engellemelere de karşı çıkarız en doğal hakkımız. Ancak başka birinin özgürlüğünü kısıtlayamayız. Başka birinin bizi kısıtlaması hoşumuza gitmeyeceği gibi bizim başkasını kısıtlamamız da onun hoşuna gitmeyecektir. Yaşamış olduğumuz sosyal çevre de insanlarla ilişkilerimizde başı boş olmadığımızı bilmeli istediğimiz yerde istediğimiz gibi davranmanın doğru olmadığını bilmeliyiz. Çevremizde ki insanlar arasında görsel veya yazılı bir kurallar bütünü olmasa da; örf, adet, gelenek, görenek gibi kavramlar boşa değildir. Toplum da ki işleyiş bu sözlü kurallar çerçevesinde gerçekleşirken bizlere de düşen sorumluluklar elbette bulunmaktadır. Sorumsuz lafını kendimize hakaret olarak kabul ediyorken aynı zamanda sorumluluklarımızı yerine getiriyor olmalı bilinçli davranmalıyız. Öyle ya nedir bu sorumluluklar ?

 

Kişi önce kendini bilmeli. Bundan maksat haddini bilmektir. Had nasıl bilinir diye sormayın yaşımızı biliyoruz kimliğimizi kimin soyundan geldiğimizi biliyoruz. Kendimizi tanıyoruz. O halde büyük ve küçüklerimizi de bilebiliriz. Büyük küçük demişken sorumluluk çerçevesinde ki en büyük ödevlerden biri saygılı olmaktır. Saygılı olmayı da anlatmayım artık onu bilirsiniz. Ama sadece büyüğe değil küçüğe de saygı duyulmalıdır. Herkes sizinle aynı fikirde olamaz. Herkes farklı kişiliğe sahiptir ve farklı görüşleri olabilir. Buna saygı duymak zorundayızdır.

Özet olarak toplum içinde sorumluluk bilincimizle hareket etmeli herkese saygı göstermeliyiz.

Yalnız taş duvar olmaz. atasözünü açıklayınız

“Yalnız taş duvar olmaz.” atasözünü açıklayınız

Şöyle ki yaşantımızın çoğu yerinde zorluklarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Kimi zaman kendimiz halletmeye çalışıyor kimi zaman yardıma ihtiyaç duyuyoruz. Aslında halledebildiğimiz işler bile birinin yardımı ile daha rahat oluyor. Bu küçük bir örnekti. Aslında konu büyük.

Evet bizler kabul etsek de etmesek de tek başına bir hiçiz. Beraber var olduğumuz sürece büyüyecek birlikte olduğumuz sürece büyük kalacağız.

Ülkemizde aslında hiçbir ayrım gözetmeksizin yaşayan kardeş halkları sadece ayırmak adına iç savaş çıkarmaya çalışıyorlar. Türk, Kürt, Laz, Çerkez.. Bizler hep birlikte olduğumuz için aslında yıkılmıyoruz. Yalnız kalmamızı istiyor olabilirler. Bizi böyle yeneceklerini düşünüyorlardır. Ancak bizim içimizde bir kavga olmadığını bilmiyorlar. Eli silahlı birkaç kendini bilmezi bir grup halkı temsil ettiğini sanıyorlar. Hayır durum öyle değil. Biz birbirimizi yıllar boyunca tanımış birlikte büyümüş ve yetişmiş kardeşler olarak görüyoruz.

Yıllar önce de Çanakkale de, Kurtuluş savaşında denemediler mi ? Bize tarihimizi de kimliğimizi de unutturamazlar. Biz yalnız değiliz. Yalnız olan onlar. Hem çıkan üç beş oyunlar kardeşler arasında huzursuzluğa neden olmuş olabilir ama iki kardeş tartıştı kavga etti diye aile dağılmaz. Aile içi meseleler aile içinde kalır dışarıda da tartışılmaz konuşulmaz. Kol kırılır yen içinde kalır. Kısacası biz birlikte olduğumuz için güçlü Türkiye. Öyle olmaya da devam edecek.

 

“Gaye, bugünkü ve yarınki Türk’ün medeniyetini kucaklayacak en güzel ve ahenkli Türkçedir.” sözüyle Atatürk neyi vurgulamak istemiştir?

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk her zaman olduğu gibi her sözünün doğruluğuyla tam yerinde bir tespit gerçekleştirmiş. Adeta bugünümüze ışık tutuyor. Yüce Türk ulusunu böylesine mukaddes bir emanetle şereflendirmesi medeniyetimiz için çok büyük bir hediyedir. Ona ne kadar teşekkür etsek az olacaktır. Türkçe bizimdir.

Sözünde bahsi geçen konu ise hem o zaman ki hem de şimdilerde ki ulusumuzun a dan z ye her kesimin bizi biz olarak bir arada tutmasını sağlayan Türkçeyi konuşması ve koruması gerekliliğidir. Biz büyük bir medeniyetin evlatlarıyız. Tarihimizle ve gelecek vadeden projelerimizle bunu kanıtlıyor düşmanımızın bile saygısını hak ediyoruz. Bu kıskanılan birlikteliği sağlam ayaklar üzerine oturtan temelleri yine Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları atmıştır. Bizlere kuru kuruya şükranlarımızı sunmak yerine bir vazife daha düşmektedir. Buda sözden anlamamız gerektiği gibi ahenkli Türkçe’yi korumakla mümkündür.

 

Bizlerin oluşan bu güzel dilimizi kullanmamız yetmez. Kelimelerin yerine yabancı cümleleri sokmamaya gayret göstermeliyiz. Evet yabancı dilde öğrenmeli konuşmalıyız ancak Türkçe mize zarar gelmesine engel olmalıyız. Bu Ulu Önderin bahsettiği gibi medeniyetimizin sürekliliği için gereklidir. Yoksa Türkçemiz zarar görürse toplumu bir arada tutan temel taşlar bir bir düşer. Geriye de bir şey kalmaz.

Gurbette olanların yaşadıkları sorunlar ile ilgili haber

Kendinizi bir haber sunucusu olarak hayal ediniz. Aşağıya “gurbette olanların yaşadıkları sorunlar” ile ilgili 5N1K yöntemine uygun bir haber metni hazırlayıp arkadaşlarınıza sununuz.

 

Onlar farlı iklimin bizden olanları. Onlar uzaklarda olup gönülde olanlar. Onlar bizden olup bize hasret duyanlar. Gelin bu haberimizde uzakları yakın edelim. Ya biz gidelim onların zihnine ya onları getirelim kendi zihnimize. Dertleriyle dertlenelim azaltalım yüklerini. 5N yi ifade eden soruları koyu renkle yazdık.

 

Bizde  Q TV olarak gurbette bulunan bizlerin dertlerini dinledik. Sorunlarına çözüm aradık işte o röportajlar.

 

*Kimsiniz, biraz kendinizden bahseder misiniz?

– Sivas’lı Mahmut derler bana. Sivas’ın köylerinden göçtüm geldim.

 

*Neden yurt dışı ?

-Geçim derdi evladım. İmkanlarımız çok kötüydü burada çocuğumuza daha iyi bir gelecek sunmak için geldik.

 

*Nasıl gelmiştiniz ?

-Bize o zamanlar dediler ki falanca ülkede işçi alımı çokmuş. Şu kadar da maaş veriyorlar. Bizde kalktık geldik.

 

*O zaman dediniz siz ne zaman geldiniz ?

-Kızım biz sene 89 idi geldik.

 

*Anladım efendim. Peki nereden geldiniz ?  Nereliydiniz de şartlarınız burada geldiğiniz yerden daha iyi ?

-Yok kızım ne kadar da iyi olsa keşke kendi memleketimizde olsak diyoruz. Aslen Kars bizim memleket kızım.

 

*Ne oldu da sizi böyle buralara kadar itti efendim ?

-Valla güzel kızım bizim oralarda terör belası çoktu. Dedik çoluğumuzu çocuğumuzu da alıp götürmesinler.

 

*Efendim son olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz yani size burada nasıl bakıyorlar memleketinizde nasıl bakıyorlar yani siz kimsiniz ?

-Ahh kızım ahh biz ülkemizde gurbetçi burada Türk’üz. Zor ama kendi insanımız bile kabul etmiyor Türk’ lüğümüzü

Yaşadığınız yerden herhangi bir nedenle farklı bir şehir ya da ülkede yaşamak zorunda kalsanız neler hissedersiniz? Anlatınız.

Hep aynı yerde yaşar insan. Alışmıştır havasına suyuna. Orda doğmuş büyümüşse farklı bir mahalleye taşınmak bile zor gelir, aklında binlerce anıyla gider.

Alışma duygusu insana kimi zaman iyi gelir kimi zaman ise kötü. Alışkanlıklarından vazgeçemez kendini kötü hisseder hata yapar. Alışkanlıklarında ısrar eder haklı çıkar.

Zor olanı değil kolay olanı tercih ederiz çoğu zaman. Ama ya sorduğunuz gibi tek bir tercih hakkı sunulup zorunda bırakılırsak ? işte o zaman durum vahim. Sadece yaşadığımız yerden ayrı farklı bir yerde şehir veya ülke de yaşamak değil bütün durumlar zordur o zaman. Çünkü kimse zorunda bırakıldığı bir şeyden mutlu olmaz. Herkes kendi tercihini yaşamak ister iyi veya kötü..

 

Ayrı bir yerde yaşamaya zorlanmak da kötüdür. İyi şeyler hissettirmez. Hayatının dönüm noktası olur belki de. Düşünsenize özleyeceği tüm anılar hatıralar geride kalmış bir yana birde yakınlarından uzaklaşması var bu işin. Ailesi arkadaşları işi hiç biri olmayacak demek. Nerden bakarsan bak yeni bir başlangıç sıfırdan başlamaktır bu.

Ağır sonuçlar doğurur. Psikolojik olarak da, alışma zorluğu olarak da, özlem duyma olarak da.. ve şuan sayamayacağım kadar çok zorluk. Her insan kaldıramaz bunu. Kimi kendi ister gitmeyi kimi kendi ister gitmemeyi tercih hakkı varsa ben kalmak istiyorum.

Herhangi bir ülkeye gitmek için yapılması gereken resmi işlemleri araştırınız.

Öncelikle gitmeye karar verdiğiniz ülkenin şartlarına bakmanız gerekiyor. İlk almanız gereken belge tabi k pasaport olacaktır. Bunun yanı sıra gitmek istediğiniz ülke vize istiyor mu? Yahut başka şart koşuyor mu bunlara bakmanız gerekecektir.

Her ülkeye gidebilirsiniz ama hiçbir ülkeye de gidemezsiniz. Burada tamamen sizin istediğiniz önemlidir. Gerçekten isteyip istemediğinizi anladığınız andan itibaren işlemlere şöyle başlayabilirsiniz:

 

  • Pasaport için ilgili il emniyet müdürlüğüne gitmek
  • Vize için gitmek istediğiniz ülkenin konsolosluğuna başvuruda bulunmak
  • Oralarda konaklama için gerekli planınızı yapıp otel ayarlamak

 

Pasaportun farklı çeşitleri mevcuttur. Bunları yine maddeler halinde aşağıda sıralıyorum:

  • Yeşil pasaport(hususi)
  • Bordo pasaport(umuma mahsus)
  • Siyah pasaport(diplomatik)
  • Gri pasaport(hizmet)

 

Sizler bunlardan yeşili ile işlem yaptıracağınızdan yeşil pasaport için müracaat edebilirsiniz. Diğer bir konu gitmek istediğiniz ülke vize istiyor mu ? Eğer istiyorsa gerekli şartlarına bakmak gerekli. Bu şu demektir gitmek istediğiniz ülke turistliğinizi evet kabul edebilir ancak bu süre zarfında burada konaklayabileceğiniz kadar mal varlığına sahip misiniz ? Sahip iseniz gerekli belgeleri temin etmeniz gerekmektedir. Gitmek istediğiniz ülke de belgeler üzerinden bir araştırma yaptıktan sonra sizi kabul edebilmekte veya etmemektedir. Yani her halukarda vize isteyen ülkenin onayını beklemek zorundasınızdır. Eğer o işleminizde onaylanırsa uçak bileti almak dışında başka işlemin kalmamış olacaktır.

Faydalı işler yapmak konulu kısa bir konuşma

“Faydalı işler yapmak” konulu kısa bir konuşma yapınız.

Faydalı işler az değil ki kısa konuşalım. Tabi önce biz kendimize bakmalıyız. Bakalım biz ne kadar faydalı olabiliyoruz. Yoksa söylenilene kargaları bile inandıramayız. Biz yapabildiklerimizden örnekler verelim. Yapmak istediklerimiz den de bahsetsek kimseyi incitmeyiz herhalde.

Faydalı bir girişimde bulunmak istiyorsak önce niyetimizi kontrol etmeliyiz. Art niyet taşımamalı kötü düşünce gözetmemeliyiz. Desinler diye yapmak kötü düşüncedir, ilerde işim düşer diyerek karşılık beklemek kötü düşüncedir yahut para veya herhangi bir karşılık beklemek kötü düşüncedir. Faydalı olabilmek için karşı tarafı da incitmemeli mahcup etmemeliyiz. Bakın insanların bazıları ihtiyacı yokken dilenir ister bazıları ihtiyaç sahibidir isteyemez. Biraz ferasetli bakmalı doğruyu görmeye gayret göstermeliyiz. Haklıyı haksızı da görmeliyiz.

 

Bir insanın herhangi biri için söylüyorum ufak bir ihtiyacını gidermek borç para vermek de olabilir, duygusal anlamda dertleşmek de olabilir, çalıştığınız işle alakalı bir yardım istemiştir onu yerine getirmek olabilir. Kısaca her şey olabilir.

Bunları yaparken karşı tarafa kırıcı davranmamak mütevaziliği elden bırakmamak en büyük faydadır bence. Kişilere sağlanan faydalı işler evet onları mutlu edecektir ama kendi içinde size ondan çok bana şöyle kötü davranabilirdi ama böyle iyi davrandı diye teşekkür edecektir. Yaptıklarınızla anılmak istemeyin siz yapın zaten anılırsınız. Hem ne demiş iyilik yap denize at balık bilmezse Halık bilir.

Hayatınızda sizi teselli eden şey nedir?

Hayatınızda sizi teselli eden şey nedir? Açıklayınız

İnsanlar doğar büyür ve ölürler. Ülkemiz genelinde ortalama bir insan yaşı 75-80 yıl desek geçipyor. Önemli bir ilaç olarak adlandırdığımız zaman hızla akıp gidiyor. Bizler farkına varamıyoruz bu kıymetli hazinenin. Belki azalınca anlayacağız ya da bitince..

Hayat ise bu kısa zamana sığdırdığımız bize bizi unutturan meşguliyetlerin tümü oluyor. Bir tarafta ailemiz oluyor diğer tarafta arkadaşlarımız. Diğer bir tarafta iş. Hepsi ayrı hepsi farklı duygular yaşatıyor insana. Bizler bu kargaşada kendimizi unutuyoruz. Neye nasıl davranacağımızı düşünürken kendimize haksızlık ediyor kendimize nasıl davranmamız gerektiğini unutuyoruz.

 

Mutluluklar hep üst üste gelmiyor. Ne sende nede çevrende ki bir başka kişi de. Ama üzüntü öyle mi ? bir üşüştü mü insanın başına hepsi birden geliyor. Mutluluk çabuk geçiyor üzüntü ise sürdükçe sürüyor. Nasıl yaşamaya karar veremeden bitecek sanırım hayat.

Ama olsun umutlar var. Hem de bizi teselli edecek kadar büyük. Tesellinin kralı olacak kadar çok. Yaşamayı sürdürmek için gerekli diyor bazıları; belki de.. İşin aslı daha farklı diye düşünüyorum. Umut hayatın ta kendisi. Zenginin de umudu mutluluk fakirinde. Mutluluğa ulaşmak istediğimiz yol umut. Kimi parada umar mutluluğu kimi huzurda. Buda seni ilgilendirir karar senin. Sen istediğini düşün ama umut etmeyi bırakma yoksa intihardan farkı kalmaz bunun. Sonraki hayatında bir ölü gibi yaşarsın..

Özgürlüğün sınırı var mıdır? Tartışınız.

Özgürlük, felsefe içerisinde o kadar çok tartışılan bir konudur ki, hemen her filozofun bu konu hakkında bir fikre sahip olduğunu görebilirsiniz. Özgürlüğün bir sınırı var mıdır sorusu, özgür iradenin varlığı ya da yokluğu üzerine yöneltilmiş metafizik bir soru değildir. Bu soru, insan özgürlüğünün nereye kadar olması gerektiğini kapsayan ahlak felsefesi sorusudur.

 

İnsan özgürlüğünün bir sınırı olmalıdır.  Her ne kadar sınırlamalar gerektiren bir yerde kelimenin tam anlamıyla özgürlükten bahsedilemese de, sosyal bir varlık olan insanın bu gibi sınırlamalara ihtiyacı olduğu bir gerçektir. Klasik bir argüman ile özgürlük; bir başkasının özgürlük alanına müdahale edildiği anda biter. Ancak günümüz hukuk sistemi, bir başkasının “hakkına” müdahale etme potansiyelinizi dahi engeller. Örnek olarak gece 00:00’dan sonra yüksek sesle evin içerisinde müzik dinliyorsunuz. Bunu bir özgürlük davranışı olarak yorumlamak mümkün olmayacaktır. Komşuların “uyuma” hakkını ellerinden almış olacağınız için, hem hukuk sistemi tarafından cezai yaptırım ile karşı karşıya kalacak, hem de felsefi anlamda da bu davranışınız özgürlük kapsamı içerisinde yer almayacaktır. Bu örnek, bir başkasının özgürlük alanına ettiğiniz müdahaleyi özetler. Bir de, başkasının herhangi bir hakkına müdahale etme potansiyeli taşıyan yasaklı eylemler vardır. Alkol aldıktan sonra araç kullanmak, basit anlamda özgürlük gibi görünür. Ancak alkol alanların bilimsel bir tespit ile kaza yapma oranı %75 gibi bir rakama denk geliyorsa, hukuk sistemi deneyimlerden aldığı bilgiler doğrultusunda bu durumu özgürlük olarak değerlendirmeyecektir.