Fatih’in, saklanan halka İstanbul’da serbestçe dolaşmalarını emretmesi Osmanlıların hangi siyaseti ile açıklanabilir?

Fatih’in, saklanan halka İstanbul’da serbestçe dolaşmalarını emretmesi Osmanlıların hangi siyaseti ile açıklanabilir?

 

Osmanlı Devleti İslam dininin ‘’ Allah indinde hak din İslam’dır’’ düsturuna öyle iman ve itaat etmiştir ki devletin politika ve sosyal siyasetinde İslam dininin hükümlerini devletin anayasası hassasiyetiyle uygulamışlardır. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’ u fethiyle Rum halkta korku ve panik yaşanmıştır. Halkın Ayasofya başta olmak üzere şehirdeki kiliselere sığınması üzerine Fatih Sultan Mehmet Han kendisine itaat etmeleri karşılığında dini özgürlüklerini ve günlük yaşamlarını güvence altına almıştır. Bu haset ve kin duygularından uzak yaklaşımın altında Osmanlı Devletinin anayasası olarak kabul ettiği İslam hukukunun hoşgörüye dayalı emirleri yatmaktadır.

 

Osmanlı devleti fetihlerini gerekçelendirirken Allah’ın insanlar üzerine kıldığı hak din olarak İslam’ın insan fıtratına en uygun din olduğuna sarsılmaz bir inançla dini dünyaya yaymayı amaçlayan bir düşünceye sahiptiler. İslam’ın merhamet ve tolerans telkin eden emirleri Osmanlı Devletinin İslam’la bütünleşmiş olan idari yapısında devletin varlık ve saadet nedeni olarak görülürdü. İslam dininin dini benimseyen, benimsemeyen bütün insanlar üzerindeki bu yaklaşımı Osmanlı Devleti için hem Allah’ın emri hem de cihan hâkimiyetinin anahtarıydı. Dinin varlığı ve büyüklüğünü kendi varlığıyla eş tutarak insanın refahını devletin refahı olarak kabul eden bir anlayışa sahip olan Osmanlı Devleti gayrimüslim halkın büyük takdirini kazanmış, İslam saadetinin üzerlerinde tecelli etmesini gaye edinmiştir. Buna genel olarak İslam’ın hoşgörü siyasetinin Osmanlı Devlet ve hayat nizamını düzenlemesi denilebilir.

Osmanlı Devleti’nde sağlık ve eğitim gibi hizmetler hangi yollarla karşılanmıştır?

Osmanlı Devlet’inde sağlık ve eğitim gibi hizmetler hangi yollarla karşılanmıştır?

 

Osmanlı devletinde tıp hizmetleri 1826 yılından öncesi dönemde Selçuklu Devleti Darüşşifaları, Vakfiyeleri ile birlikte fetihlerle birlikte hükmedilen şehirlerde kurulan yeni vakfiye ve şifahanelerde yerine getirilmekteydi. Geleneksel İslam tıbbını Selçuklu mirasına sahip çıkarak sürdürmeye devam eden Osmanlı devletinde hekimlerin ve sağlık hizmetleri giderlerinin karşılanması şifahanelerle birlikte kurulan ve şifahaneye vakfedilmiş olan vakfiyelerin gelirlerinden karşılanmaya çalışılırdı. Yatan hasta tedavisinin yanında ayakta hasta tedavisi yapılır, ilaç alamayacak durumda olanların ilaç masrafları vakfiye gelirleri kullanılarak temin edilirdi.

 

Tıp eğitimi dönemin en yüksek eğitim kurumları olan medrese ve külliyelerde ilmiye sınıfının içinden yetenekli öğrencilere verilirdi. Ülkede ki hekim ve cerrahlar kendi muayenehanelerini açmakta ve tıp öğrenimini de bu dükkân denilen müesseselerde vermekte serbestlerdi. Bu dükkânların her biri saray hekimi de denilen hekimbaşıdan yetkinlik belgesi almak zorundaydı. Vakfiyesi bulunan Bimarhane ve şifahanelerin giderleri hayır için vakfedilen paralarla birlikte vakfın kendi tasarrufu ile bağışlanan paraların işletilmesi yoluyla karşılanırdı.

 

Osmanlı Devletinde her caminin yanında kurulmuş olan sıbyan mektepleri ilkokul seviyesinde eğitim verirdi. Bu mekteplerin giderleri cami ile birlikte inşa edilen ve caminin hizmetine tahsis edilen vakıf müesseselerince karşılanırdı. Sıbyan mektepleri küçük yaşta ki çocukların medrese eğitiminden önce kabiliyet ve yeteneklerini belirlemekle birlikte medrese eğitiminin alt yapısını oluşturacak bilgileri edinmelerini sağlayarak ilk mektep görevi görmüşlerdir. Medreseler sıbyan mekteplerinden gelen öğrencilere yatılı eğitim hizmeti sağlamasının yanında sağlık ve iaşe masraflarını da karşılamaktaydı. Hepsi külliye de denilen içinde cami, sıbyan mektebi, medreseleri barındıran mahiyette vakıf müesseseleri yaygındı. Vakıf kurumlarının kuruluş idamesi için vakfiyeler sağlamak kurumu vakfeden kişiye aittir. Eğitim için vakfedilen kurumların idame masrafları yine vakfedenin kuruma bağladığı ticarethane, arsa, tarım arazisi şeklindeki gelir ihtiva eden unsurlarca karşılanır yine bütün bu gelir kaynakları kuruma vakfedilirdi.

Günümüzde mesleki eğitim hangi kurumlarca verilmektedir?

Günümüzde mesleki eğitim hangi kurumlarca verilmektedir?

 

Mesleki eğitim, bilimsel ve ekonomik büyüklük ihtiva eden üst düzey düşünsel kabiliyet gerektiren iş ve hizmet dallarında alt hizmetlerin yerine getirilebilmesi adına büyük önemi bulunan eğitim kademesidir. Ülkemizde mesleki eğitim Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak ticari ve hukuksal faaliyet yürüten bütün meslek dallarında verilebildiği gibi bir zanaat ifa eden esnaf kuruluşlarında da yerine getirilmektedir.  Bunlar Mesleki ortaöğretim programları ve okulları, Teknik ortaöğretim programları ve okulları, çıraklık ve ustalık eğitimi olarak Milli Eğitim bakanlığı ile özel sektör ve kamu kurumlarının ortaklaşa yürüttüğü eğitim kuruluşlarıdır. Mesleki ve teknik ortaöğretim okulları kendi içerisinde kız ve erkek teknik orta öğretim kurumları veya mesleki orta öğretim kurumları olarak farklı genel müdürlüklerin yönetimi altında hem yaygın hem de örgün eğitim faaliyetlerini yürütmektedir.

 

Orta öğretim kurumlarında başarı durumuna göre yüksek öğretime yönlendirilmeyen öğrencilerin mesleki eğitime katkı sağlaması adına iş hayatına yönlendirilmesiyle çıraklık ve ustalık eğitimi gibi mesleki eğitim dalları da ihtiyaca göre hizmet vermektedir. Milli Eğitim Bakanlığı kontrolündeki çıraklık eğitim merkezi kurumlarında ifa edilen ustalık ve çıraklık eğitimi işveren ile sermayedar ortaklığının sonucu olarak kurulmuş müesseselerdir.

 

Kamu kuruluşlarının mesleki hizmetlerinin yerine getirilmesi adına yine Milli Eğitim Bakanlığı ile yapmış olduğu ortaklığın sonucu olarak özel sektör sermayeli kurs ve dershaneler Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına uygun olarak yapılan sınavlarla diploma ve sertifika verebilmektedir. Örneğin; sürücü belgesi, iş makinesi operatör sertifikası, on parmak klavye, bilgisayar işletmenliği sertifikası gibi yetkinlik belgeleri Milli Eğitim Bakanlığı destekli özel sektör sermayesi tarafından kurulmuş eğitim kurumlarınca sağlanabilmektedir.

Aşağıdaki metinde boş bırakılan yerleri yanda verilen uygun sözcüklerle doldurunuz.

9. sınıf kimya sayfa 138. Aşağıdaki metinde boş bırakılan yerleri yanda verilen uygun sözcüklerle doldurunuz. Metinle ilgili verilen soruları yanıtlayınız.

 

Havanın %78’i N2’dir ve N2 molekülü havada bulunan kimyasal türlerden biridir. Havada molekül dışında He gibi (a) atom, ve CI- gibi (b) iyonlar da bulunur. Azot, kimyasal formülleri sırasıyla (c) NH3, (d) HNO3 (e) N2O5 olan amonyak, nitrik asit, ve diazot pentaoksit gibi bileşikler oluşturur. Bu bileşikler (f) kovalent bağla bağlı olup (g) güçlü etkileşimler sonucunda bir arada bulunur. Azot isimleri sırasıyla (h) kalsiyum nitrat (ı) amonyum klorür olan CaNO3 , NH4Cl gibi (i) iyonik bağlı bileşikler de oluşturur. Bu bileşikler de yine (j) güçlü etkileşimler sayesinde bir arada bulunur. Azot metal olmadığı için güçlü bir etkileşim olan (k) iyonik bağı yapamaz.Proton sayısı 7 olan azot atomları (l) apolar (m) kovalent bağlarla bağlıdır ve N2 molekülü de (n) apolardır. N2 moleküllerini sıvı hâle getirmek için düşük sıcaklıkta yüksek basınç uygulamak gerekir. Böylece apolar N2 molekülleri arasında (o) zayıf etkileşimlerinin en zayıfı olan (ö) london kuvvetleri oluşur ve bu sayede N2 gaz hâlden sıvı hâle geçer. N2 gibi apolar moleküller arasında yalnızca (p) london kuvvetleri oluşur. Halbuki N2 apolar değil de H2O gibi (r) polar bir bileşik olsaydı molekülleri arasında hem (s) london etkileşimi hem de (ş) dipol-dipol etkileşimi olurdu. Ayrıca oksijene bağlı hidrojen atomu içerdiği için de zayıf etkileşimlerin en güçlüsü olan (t) hidrojen bağı içerirdi.

Tarihte Devletler Arasında Ekonomik İlişkiler Nasıl Yürütülmekteydi?

Tarihte devletler arası ekonomik ilişkiler nasıl yürütülmekteydi? Düşüncelerinizi arkadaşlarınız ile paylaşın.

 

Tarihte devletlerarası ekonomik ilişkiler Anadolu’da başlamıştır diyebiliriz. Tarihte yapılan ilk yazılı ticari anlaşma ise 4 bin yıl öncesine ait. Asur krallığı, Hahhum Krallığı ve Kaniş krallığı arasında ticari ilişkilerin güven içinde yürütülmesi için çivi yazılı tabletler hazırlanmış. Bu dönemde ekonomik faaliyetler mal değiş tokuşu şeklinde yürütülüyordu. Lidyalıların medeniyet sahnesine çıkmaları ile işler değişti. Lidyalılar MÖ. 5. Yüzyılda ilk defa parayı kullanmaya başladılar

 

Tarih boyunca devletler öncelikle sınır komşuları ile ekonomik ilişkilerde bulunmuşlardır. Bu ekonomik faaliyetler yasalar ve antlaşmalarla belirlenmiştir. Daha sonra ticaret yolları açıldıkça ve taşımacılıkta ilerlemeler kaydedildikçe ekonomik faaliyetler gelişmiş ve dünya üzerindeki yayılımları artmıştır. Tarihte en eski ticari yolların İpek Yolu ve Baharat Yolu olduğunu söyleyebiliriz. Bu yolların çevresinde kurulan yerleşim merkezleri medeniyetlerin de gelişim merkezleri haline gelmiştir.

 

Devletlerarası ekonomik faaliyetlerde limanlar ve deniz taşımacılığı da büyük rol oynar. Bu sebepledir ki liman şehirlerine hâkim olmak, büyük denizlere açılmak tarih boyunca çok önemli olmuştur. Ekonomik faaliyetleri gelişen ülkeler güçlü bir yere sahip olup gelişmişler, zengin olmuşlardır.

 

Tarih boyunca bazı devletlere ekonomik konularda imtiyazlar sağlanmıştır. İlk akla gelen, kapitülasyonlardır. Osmanlı Devletince, ilk olarak Fransızlara tanınan ekonomik ayrıcalıklardır. Başlangıçta ülke çıkarları için faydalı olan kapitülasyonlar daha sonraları Osmanlının başına bela olmuştur. Lozan Antlaşması ile tamamen kaldırılmıştır. Günümüzde devletlerarası ekonomik faaliyetler Uluslararası Ticaret Hukukuna uygun olarak yürütülmektedir.

Girişimci kavramını daha önce duydunuz mu? Bu kavramın anlamı nedir?

Girişimci kavramını daha önce duydunuz mu? Sizce bu kavramın anlamı nedir? Düşüncelerinizi arkadaşlarınız ile paylaşınız.

 

Kelime anlamıyla bir işi yamak için, o işi ela alan kimselere girişimci denir. Ticari anlamda girişimci ise; her hangi bir iş kolunda, yatırım yaparak iş kuran, kurduğu işte atılım yapan kimsedir. Girişimci denildiğinde ilk akla gelen sanayi ve ticari yatırım yapan kimseler olsa da aslında hayatın her alanında girişimci kimseleri görmek mümkündür. Cesurca işler yapan, fırsatları iyi değerlendiren ve risk almaktan çekinmeyen her insan aslında girişimcidir. Bu insanlar için genelde girişimci ruha sahip deyimi kullanılır. Gelişen ve değişen durumlar karşısında yeni fikirler üretmek ve bu fikirleri hayata geçirmek, bu konuda yatırım yapmak ve yatırımlardan elde ettiği kazançları yeni atılımlarda kullanan kimseler girişimcidir. Bu karakterde kişiler sayesinde ekonomimiz de gelişir.

 

Toplumsal olarak yeni fikirlere açığız. Değişen durumlar karşısında pratik çözümler ve yeni fikirler geliştirebiliyoruz. Ancak iş uygulamaya geldiğinde, insanlar bu fikirleri hayata geçirmede çekingen davranıyorlar. Risk almaktan, yatırım yapmaktan korkuyorlar. Belki de bizim eksiğimiz buradan kaynaklanıyordur. İş kurarken, atılım yaparken yeterince cesur davranamıyoruz. Aslın girişimcileri ve girişimciliği, yeni iş fikirlerini destekleyen birçok kurum ve proje var. Bu alanda düzenlenen proje yarışmaları var. Devlet iş kurmak isteyen, işini geliştirmek isteyen kişilere destek sağlıyor. Girişimcilik kursları açıyor, parasal destek, danışmanlık hizmeti veriyor. Avrupa Birliği, Dünya Bankası gibi uluslararası kurumlar da girişimcilere destek sağlıyor. Bankalarda uygun kredi imkânları sunuyor.

Yapacağınız araştırmada kullanacağınız bilgi kaynakları nelerdir?

Yapacağınız araştırmada kullanacağınız bilgi kaynakları nelerdir?

 

Araştırma yaparken ulaştığımız kaynağın geçerli, doğru bilgi içermesi önemlidir. Genellikle araştırmalarda kitaplardan ve ansiklopedi, süreli yayın gibi basılı kaynaklardan faydalanır. Son yıllarda ise en çok kullanılan bilgi kaynakları dijital bilgi kaynaklarıdır. Kullandığımız bilgi kaynaklarını öncelikle ikiye ayırabiliriz:

 

  • Birincil Kaynaklar: İstatistikler, raporlar, saha araştırmaları, tarihi eserler, olayı yaşamış kişiler vb. olabilir.
  • İkincil Kaynaklar: Birincil kaynaklardan elde edilen bilgilerin derlenmesi sonucunda elde edilen kaynaklardır.

 

Bilgi kaynaklarımızı kaydedildiği ortama göre de sınıflandırabiliriz:

  • Basılı Bilgi kaynakları: Ansiklopedi, atlas, gazete, dergi, kitap, sözlük, broşür, katalog, fotoğraf, evrak ve belgeler, bibliyografya, günlük, el yazmaları ve notlar olabilir.
  • Görsel Bilgi Kaynakları: Televizyon, sinema, video, CD, DVD, mikrofilm gibi görsel kaydedicilere kaydedilmiş veya görsel yayınlar olabilir.
  • İşitsel Bilgi Kaynakları: Radyo, kaset, CD, sesli kitap, ses bandı gibi ses kaydediciler.
  • Dijital Bilgi Kaynakları: İnternet kullanımı ile erişebileceğimiz bilgi kaynakları. E- kitap, e- dergi, e-gazete, e-dersler, e-veritabanları gibi web siteleri aracılığı ile ulaşılabilen kaynaklar.
  • Çoklu Ortam Bilgi Kaynakları: Metin, ses, video, grafik, animasyon veya dijital kaynakların bir arada kullanıldığı kaynaklar. Power Point sunumları gibi.
  • İnsan: Kişiler ile yapılan röportaj, telefon görüşmesi, mektup, e-posta veya yüz yüze elde edilen bilgiler.

 

Araştırmalarımızda bilgi edineceğimiz kaynakları;

  • Süreli Kaynaklar: Belirli bir zaman aralığında yayınlanan; gazete, dergi, bülten gibi kaynaklardır.
  • Süresiz Kaynaklar: Kitaplar, raporlar, saha araştırmaları, tezler gibi tek seferlik hazırlanan kaynaklar olarak da sınıflandırabiliriz.

Şenlikler insanların bir arada yaşamasına katkı sağlar mı?

Şenlikler insanların bir arada yaşamasına katkı sağlar mı? Nasıl?

 

Cevap: Belirli günlerde gerçekleştirilen coşkulu ve eğlendirici gösterilerin ortak adı bayramdır. Şenlikler insanların beraber yaşamalarına katkı sunar. İnsanlar şenlikler sayesinde benzer düşünceler çevresinde toplanır, bir araya gelirler. Hep birlikte eğlenerek sevinç, neşe ve mutluluk yaşarlar. Bu sayede de insanların huzurlu, barış içerisinde ve mutlu olmaları mümkün hale gelir. Şenlikler farklı şekillerde insanların aynı duyguyu yaşamasına imkan tanır. Farklı birçok eğlence organizasyonları ile bir arada olmanın coşkusu azımsanmayacak derecededir. Yaşama soluk getiren ve anlam katan özel günler dostlarla ve akrabalarla daha da anlam kazanır. Bir kültürü tüm detaylarıyla bir arada yaşamak dayanışmayı, birlik duygusunu, güveni inşa eder. Var olan duygu bütünlüğünü de arttırır.

 

Şenlikler insanların bir arada bulunma sebepleri arasında yer alır. Ortak bir günü, mutluluğu, değeri paylaşmak için bir araya toplanan insanlar mutlaka güzel duygular yaşarlar. Çeşitli şenlikler duygu ve düşünce paylaşımlarını ortaya koymak, bağ kurmak, ilişki geliştirmek ve uzun süreli dostluklar kurma anlamında da oldukça önemlidir. Yıllarca süren uzun beraberlikler, dostluklar bu şenlikler sayesinde mümkün olur. Belli bir eğlence anlayışı, birliktelikler, şenlik içerisinde hali hazırda var olan kültürel detaylar mutluluk vericidir. Totalde bir arada olmanın vermiş olduğu haz oldukça güçlüdür. Daha sonraki şenliklerde de bu istek artar ve sorunsuz şekilde devam eder. İnsanların özel günlerde bir arada olma isteği, eğlenceli ortamlarda mutluluk içerisinde bulunma arzuları son derece önemlidir.

Nişan ve düğün törenlerinin insanların bir arada yaşaması açısından önemi nedir?

Nişan ve düğün törenlerinin insanların bir arada yaşaması açısından önemi nedir? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Cevap: Toplumun bir bütün olarak beraberce yaşamasının gereklerinden birisi de kültürel değerlere sahip olarak faaliyetlerin hep birlikte yapılmasını sağlamaktadır. Birlik, beraberlik, barış ve huzur içerisinde olunması kültürel değer ve unsurların oldukça önemli olduğunu işaret eder. Nişan ve düğün gibi mutluluk verici güzel olaylar toplumun genelinde beraberliğin, mutluluğun paylaşılması anlamını taşır. Hep birlikte gücen içerisinde, bir başkasının mutluluğu için bir araya gelen topluluklarda dayanışma ortamı hakimdir. Toplumda akrabalık ilişkilerinin gelişmesi, bütün olarak bir arada olma duygusu nişan ve düğün gibi organizasyonlarda mümkün olur.

 

Bilindiği gibi sevinçler ve mutluluklar paylaştıkça çoğalır. Nişan, düğün törenlerinde insanların bir arada olması sevinçlerin artmasına imkan tanır. Yanı sıra insanlar arasında huzur, sevgi ve barış rüzgarları eser, birlik duyguları pekişir. Nişan ya da düğün törenlerinde insanların yaşadıkları mutlulukları ve sevinçleri bütün sevdikleri ile paylaşmaları son derece önemlidir. İnsanların özel günlerinde sevdikleri ile bir araya gelmesi, bağlarını güçlendirmesi son derece önemlidir. Toplum nezdinde bir arada yaşamak ve bir takım kültürlere sahip olmak kültürel faaliyetlerin gerçekleştirilmesi ile paraleldir. Toplumun her daim bir arada olması kültürel değer ve unsurlar açısından oldukça önemlidir.

 

Nişan, düğün gibi organizasyonlarda mutlu edici olayların toplumda birliğe ve beraberliğe katkı sunduğu bilinmektedir. Güven ve dayanışma ortamı içerisinde her daim ilişkilerin güçlenmesi, gelişmesi ve akrabalık bağlarının daha iyi noktalara taşınması için bu gibi günler büyük önem taşır.

İnsanlar hava durumunu niçin takip eder?

İnsanlar hava durumunu niçin takip eder? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Cevap: Birçok insan her gün hava durumunu takip eder. Nedenine bakıldığında gün içinde ve gelecek günlerde yapacakları işleri planlı şekilde gerçekleştirmek isterler. Bunun yanı sıra insanlar tarımsal faaliyetlerinde de aksaklıkların önüne geçmek, sağlık sorunları yaşamamak için günlük işleri için hava durumunu takip etmek ister. Hava durumu tüm insanlar için oldukça önemlidir. Bunu öğrendiğimizde sosyal hayatımızda bir takım değişiklikler yaparız. Örneğin:

 

  • Günlük olarak giyilecek olan kıyafetler belirlenir.
  • Yağışlı havalarda yağmurluk ve şemsiye alınabilir.
  • Çeşitli geziler yapılacaksa daha tedbirli olunur.
  • Kar yağışı ya da buzlanma ihtimallerine karşı tedbir alınır. Örneğin; araca zincir takılır.

 

Buna benzer durumların öğrenilmesi noktasında hava durumunun takip edilmesi önemlidir. Sonuçta insanlar hava durumlarını önceden bilmek ve buna yönelik olarak tedbir almak isterler. Örneğin; yağmurlu bir gün olduğunun bilgisinin alınması sonrasında yağmura karşı gereken hazırlıklar yapılır ve ertesi gün şemsiyenin alınması, yağmura karşı tedbirli olunması gerekebilir.

 

Hava sıcaklıkları öğrenildiğinde buna yönelik planlar yapılabilir. Örneğin; piknik planının yapılabilmesi için mutlaka havanın ölçülmesi gerekir. Eğer hava sıcaklığı uygunsa bu plan gerçekleştirilebilir. Aksi halde hava sisli, yağmurlu ya da karlı olacaksa anlaşılabileceği gibi bu organizasyon gerçekleşmeyecektir. Yaz aylarında hava sıcak olduğunda özellikle öğle saatlerinde dışarı çıkılmaması gerekir. Bunun için tüm bilgilerin meteorolojinin hava durumu servisinden alınması mümkündür. Genel olarak bakıldığında; insanların hava durumunu öğrenmeleri gün için planlarını oluşturmalarında oldukça etkilidir.