Ramazan ayı ile orucun, Müslümanlar’ın hayatındaki yeri ve önemi nedir? Yazınız.

Ramazan orucu Müslümanlara farz kılınmıştır. Kur’an-ı Kerim’de “Kim ramazan ayına çıkarsa oruç tutsun.” diye buyrulur. Ramazan ayı, ayların en hayırlısı, “ On bir ayın sultanı. “ olarak adlandırılır. Oruç bedenin ve nefsin terbiyesi için şart koşulmuş bir ibadettir. Aynı zamanda ramazan ayı ile birlikte paylaşma, yardımlaşma duygularının öne çıkar, Müslümanların ibadete ve Allaha yöneldikleri bir zaman dilimidir. Oruç ibadeti hemen hemen tüm mesnevi dinlerde, bazı farklılıklarla olsa da vardır.

 

Ramazan ayı, ibadet, sabır ve yardımlaşma ayıdır. Aynı zamanda Müslümanların kutsal kitabı Kur’an bu ayda gönderilmiştir. Gecelerin en hayırlısı Kadir gecesi ramazan ayı içinde yer alır, bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu söylenmiştir. Ramazan ayında Kur’an okumak ayrıca önem taşır. Kur’an okumak ibadettir ve bu ay içerisinde mukabeleler yapılır. Teravi namazı kılınır. Böylece beraberce ibadetler yapılır. İftarlar verilir. Sadaka, fitre, zekât gibi maddi ibadetler yapılır. Birlik, beraberlik, yardımlaşma, paylaşma duyguları pekiştirilir. Toplumsal dengeler sağlanır.

 

Ramazan ayında tövbe edilir, dargınlar barışır. Oruç tutulurken kötü işlere meyletmiş veya kötü düşünceler sapmış insanlar bu davranış ve düşüncelerinden uzaklaşır. İbadetler sayesinde Allaha yakınlaşır.

 

Ramazan ayında oruç tutulurken sadece bedenen yasaklar getirilmemiştir. Oruç tutan insan sabır ve erdem sahibi olur. Kötü niyet, düşünce ve davranışlardan uzak durur. Haramdan sakınır. Nefsini terbiye eder. Böylece bireysel ve toplumsal olarak da kargaşadan uzak durulur.

Öğle namazının farzının kılınışını açıklayınız.

Öğle namazının farzını kılmak için öncelikle niyet edilmesi gerekmektedir. Niyet ederken de şu cümle söylenmelidir: “Niyet ettim Allah rızası için bugünkü öğle namazının farzını kılmaya.” Sonrasında tekbir getirilerek namaza başlanır. Bu esnada erkekler ellerini göbeğin biraz altında bağlarken kadınlar göğüs bölgesinde bağlamaktadır.

 

  • Tekbirin ardından ilk olarak Subhaneke okunur. Hemen ardından Euzu Besmele çekilerek Fatiha suresi okunur.Sonra da zamm-ı sure olarak bilinen, Kuran’dan en az üç ayet okunmaktadır. Daha sonra tekbir getirilerek rükuya gidilir. Rükuda eğilmiş vaziyetteyken üç kez, “Subhane Rabbial Azim” kelimeleri söylenir. Rükudan doğrulurken “Semi Allahu li-men hamideh” tamamen doğrulduğu zaman da “Rabbenâ leke’l hamd” denilir ve tekbir getirilerek secdeye varılır.
  • Secdede iken üç kez “Sübhâne rabbiyel a’lâ” denir ve tekbir getirip doğrularak dizler üzerinde oturulur. Bir süre sonra tekrar tekbir getirilerek yeniden secdeye varılır. Yine Tekbir getirildikten sonra ikinci rekat için kıyama durulur. İkinci rekat da birinci rekat gibi kılınır ancak bu kez Subhaneke okunmaz. Ayrıca secde tamamlandığında, üçüncü rekat için kalkmadan önce oturur durumdayken, Ettehiyyâtü duası okunur.
  • Öğle namazı farzının üçüncü rekatında ise, besmele çekilerek Fatiha suresi okunur ve zamm-ı sure atlanarak tekbir getirilirek rükuya gidilir. Aynı aşamalar tekrarlanır ve secdenin ardından tekbir getirilerek dördüncü ve son rekat için kıyam durulur. Son rekatta da besmele çekildikten sonra sadece Fatiha suresi okunarak rükuya gidilir. Rükuda söylenmesi gereken sözler tekrarlanır. Secde tamamlandıktan sonra oturulur ve Ettehiyyâtü , Allâhumme salli , Allâhumme Bârik ile Rabbenâ duaları sırasıyla okunur. Dualar bittiğinde önce sağa sonra sola “Es selâmu aleyküm ve rahmet’ullah” denilerek selam verilir.

Oruçluyken dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? Yazınız.

Oruç ibadetinde dikkat edilmesi gereken hususların başında oruca başlama ve bitirme vakitleri ile kötü davranış ve düşünceden uzak durmak gelir.

 

Sahur ve iftar vakti: Oruç tutacak kişinin sahur vaktinde kalkmaya, yemek yemeye dikkat etmesi gerekir. En azından bir bardak su içmeye çalışması uygun olacaktır. Aynı zamanda sahuru geciktirmek, iftarı geciktirmemek gerekir. Sahur vaktini son anına kadar değerlendirmeye özen gösterilmelidir. Sahurda oruç için niyet etmek gerekir.İftar vaktinde, geciktirmeden hemen oruç açılmalıdır. Orucu açarken dua etmeye dikkat edilmelidir.

 

Kötü niyet ve davranışlardan uzak durma: Oruç tutmak sadece yeme-içme, cinsel münasebet, keyif verici maddeleri kullanmaktan uzak durmak değildir. Oruç tutanın kötü niyet, kötü düşünce ve davranışlardan da uzak durması gereklidir.

 

  • Her türlü haramdan uzak durmak gerekir.
  • Harama bakmamak, haram söz söylememek, haram söz dinlememek gibi gözümüzü, kulağımızı, dilimizi ve tüm uzuv ve organlarımızı haramdan korumalıyız.
  • Kötü söz söylememeye dikkat edilmelidir.
  • Gıybet etmekten, yalan söylemek, dedikodu etmekten uzak durulmalıdır.
  • Oruçlu olan kişi kavga, küfürden uzak durmalıdır. Kendisi bu şekilde bir durum ile karşı karşıya kalırsa oruçlu olduğunu söyleyerek karşılık vermemelidir.
  • Gıybet edilen, dedikodu yapılan, yalan konuşulan ortamlarda bulunmamaya, bu tip konuşmaları dinlememeye özen göstermelidir.
  • Oruçlu olan kişi elinden geldiğince vaktini ibadet ile geçirmeye, Kur’an okumaya özen göstermelidir.
  • Oruç tutan sabırlı olmalıdır.
  • Oruç hem bedenin hem de ruhun terbiyesidir.

Oruç Tutmanın İnsana Ve Topluma Sağladığı Faydalar

Oruç tutmanın insana ve topluma sağladığı faydaları büyüklerinizle konuşarak fikirlerini defterinize yazınız.

Oruç tutmanın farklı pek çok yararı olmakla birlikte, bunlar hem bireysel hem de toplumsal alanda güzelleşmeyi ve hoşgörüyü sağlamaktadır. Ramazan ayında insanlar Allah’ı daha çok hatırladıklarından bilinçli bir şekilde, dini vazifelerinin farkına daha kolay varmaktadırlar. Bu da ahlaklarına yansımaktadır. Ayrıca sabırlı olmayı da öğreten oruç ibadeti, güçlükler karşısında insani bir duruş sergilemenin önemini de vurgulamaktadır.

 

Empati konusunda oruç önemli bir yere sahiptir. Sabah ezanından akşam ezanına dek yeme içmeden uzak kalmak, aç insanların neler çektiğini net bir şekilde anlattığından muhtaçlara yapılan yardımın bu ayda diğer aylara oranla fazla olması tesadüf değildir. Ayrıca her gün rahat bir şekilde ulaşıldığı için kıymeti bilinmeyen nimetlerin de değeri anlaşılmış olmaktadır. Toplumsal dayanışma ve yardımlaşmanın en çok olduğu aydır Ramazan. Çünkü sadece açlık ve susuzluk anlamına gelmeyen oruç, kötü davranışların hepsine sınır koyduğundan insanlar daha anlayışlı, daha dikkatlidir.

 

Orucun ruhsal faydalarının yanında fiziki faydaları da bulunmaktadır. Yıl boyu çalışmaktan dolayı yorulmuş olan mide ile boşaltım sistemi, bu ayda dinlenme fırsatı yakalar. Bu da vücudun daha sağlıklı ve sağlam olmasına yardımcı olmaktadır. Öte yandan orucun toplumsal iletişime de büyük yararları vardır. Ramazan ayına özel hazırlanan etkinliklerde, toplu iftarlarda, mukabelelerde yahut teravih namazı esnasında, daha önce birbirleriyle konuşmamış insanlar arasında bir diyalog kurulur. Bu aslında kalpten kalbe ulaşan güçlü bir bağ anlamına gelmektedir ve insanları birbirine yaklaştırır. Genel çerçevede bakıldığında, rahatlıkla orucun bireysel ve toplumsal mutluluğu arttırdığı söylenebilir.

Orucu bozan durumları yazınız.

Orucun bozulmasına sebep olan durumların bir kısmı sadece kaza gerektirir, bir kısmı ise hem kaza hem de kefaret gerektirir. Oruç temel olarak yemek, içmek, cinsel ilişkiden uzak durmak, sigara, nargile gibi keyif verici ve uyuşturucu maddelerden uzak durmak üzerine kurulmuştur. Bu yasaklanan durumların yapılması orucu bozar.  İlaç kullanılması da orucu bozan durumlar arasındadır. Kasten yapılan durumlarda hem kaza hem de kefaret gerekir. Kasıt olmayan durumlar ise kaza gerektirir.

 

  • Geçerli bir mazerete dayalı olarak bozulan orucun sadece kaza edilmesi yeterlidir. Yaşlılık, hastalık veya yolculuk gibi durumlar orucu bozan geçerli mazeretler arasında sayılabilir.
  • Ağız ve burundan alınan ve mideye ulaşan her şey orucu bozar.
  • Kasten yenilip içilmesi, cinsel ilişkide bulunmak, sigara gibi tütün ürünlerinin ve keyif verici maddeleri kullanmak hem kaza hem de kefaret gerektirir.
  • Bir kimse unutarak yiyip içerse orucu bozulmaz. Kasıt olmadan boğazından su, yağmur, kar geçerse orucu bozulur ama kefaret gerektirmez. Sadece kaza gerektirir.
  • Beslenme amacı taşımayan şeylerin yenilmesi (kâğıt, toprak, çiğ pirinç gibi) orucu bozar ancak kefaret gerektirmez. Sadece kaza gerektirir.
  • Kusmak orucu bozmaz ancak kasten yapıldığında ve ağız dolusu kusulduğunda oruç bozulur.
  • İmsak vaktinin geçtiğinin farkında olmadan yemek, iftar vaktinden önce kasıt olmadan yemek orucu bozar ancak kefaret gerektirmez.
  • Zorla orucun bozdurulması, bayılmak gibi durumlarda oruç bozulur ama kaza gerektirir.

Sizce Oruç Tutarken Nasıl Davranmalıyız?

Namaz Kılarken, Namaz Bitene Kadar İbadet Halindeyiz ve Namaz Dışında Bir şeyle İlgilenmeyiz. Sizce Oruç Tutarken Nasıl Davranmalıyız?

 

Namaz kılarken gösterdiğimiz bu hassasiyeti elbette ki oruç tutarken de göstermeliyiz. Çünkü Ramazan ayı biz Müslümanlar için oldukça önemli olan aylardan biridir. İslam’ın beş şartından biri olan oruç ibadetini bu ayda yerine getiririz. Yılda sadece bir ay oruç tutarken bazı hususlara çok daha fazla dikkat etmeliyiz.

 

İlk olarak oruçlu iken kötülüklerden ve kötü söz söylemekten uzak durmalıyız. Oruç ibadetini yerine getirmeye çalışan kişi etrafındaki tüm kötülüklere karşı kendini kapatmalıdır. Oruçlu iken kesinlikle yalan söylememeli ve dedikodu yapılmamalı, kavgalardan uzak durulmalıdır. Dünyada işleri yerine bol bol ibadet etmeli ve Kuran- Kerim okunmalıdır. Peygamber efendimiz ramazan ayı boyunca Kuran-ı Kerim okuyarak ve dünyalık olaylardan kendini muhafaza ederek bu ayı geçirmekte imiş. Bize oruçlu olduğumuz bu otuz günlük kısa sürede kutsal kitabımızı bir kez hatmederek geçirebiliriz.

 

İnsanlar bu kutsal ayda oruç tutarken gözünü, kulağını ve dilini tüm haramlardan uzak tutmalıdır. Aksi halde oruç ibadetinizde bir bütünlük söz konusu olmayabilir. Oruç sadece akşama kadar aç beklemek değildir. Oruç tüm organların ve uzuvların terbiye edilmesidir. Bedeni zekâtıdır. Bu nedenle tüm ibadetlerde olduğu gibi şüpheye sevk olmaması için bazı noktalara dikkat edilmesi ibadetin kabulü için önem arz etmektedir. Huşu içinde yapılan ibadetler çok daha makbuldür. Oruç ibadeti içinde nefis terbiyesi yapılarak Allah rızası kazanılması hedeflenmelidir.

İtikaf, infak ve sadaka kelimelerinin anlamlarını sözlükten bularak defterinize yazınız.

İtikaf, kelime anlamı olarak belli bir yerde beklemek, kişinin kendisini bir alana hapsetmesi demektir. Ancak bu kelimenin bir de terim anlamı vardır. Bu anlam ise, bir insanın günlük hayatın kaygılarından kendini kurtararak bir yere ibadet etmek için kapanmasıdır. Geniş manada, bir süre için mescitte kalınıp  iç huzurun yakalanması ve ibadetlerin hemen hemen aralıksız yapılması durumunu anlatmak için kullanılmaktadır. İtikaf, sünnet olarak geçmektedir ve Hz. İbrahim’den bu yana yapılagelmiştir. Peygamber efendimiz (S.A.V) de ömründe çok defa itikaf ibadeti yapmıştır.

 

İnfak ise sözlüklerde; sona ermek, tamamlanmak, tükenmek anlamlarına gelmektedir. Bu kelimenin de bir terim anlamı bulunur. Dini bir terim olarak infak, Allah’ın memnun olduğu kullar arasına girmek için kişinin kendi tasarrufunda olan mallardan harcama yapmasıdır. Kişi, ihtiyaç sahiplerine bu uğurda çeşitli yardımlarda bulunmaktadır. Gönül bağının baş aktör olduğu kapsamlı infak kavramı, dinimizde farz sayılan zekat kavramını da içine almaktadır. Bunun yanı sıra gönüllülük esasına dayalı tüm hayır işlerini infak kavramında toplamak mümkündür.

 

Sadaka, sözüne sadık olmak, doğruyu söylemek anlamlarına gelmektedir. Dini bir terim olarak ise Allah’a duyulan saygı ve sevginin bir göstergesi olarak yapılan iyilik ve yardımları belirtmek için kullanılmaktadır. Sadakada asıl olan, bu iyiliğin herhangi bir karşılık beklenmeden yapılıyor olmasıdır. Sadaka çeşit çeşittir ve sadece mal ile olması da gerekmez. Bir insan neye muhtaç ise o şeyin karşılıksız verilmesi, bu kavram kapsamındadır.

İnsan Doyduklarıyla Değil Doyurduklarıyla Mutlu Olur Sözünün Anlamı Nedir?

Bir insanın mutlu olabilmesi için ihtiyaç sahiplerini doyurmak, yardımlaşmak ve paylaşmak oldukça önemlidir. Her toplumu bir arada tutan yardımlaşma bireyin manevi olarak kendini çok daha güçlü hissetmesini sağlamaktadır. Bu sebeple insanlar yaşadıkları toplumda var olan ihtiyaç sahipleri ile yardımlaşarak hem onların ihtiyaçlarını karşılamalarına yardım etmektedirler hem de kalplerinde huzuru bulmaktadırlar.

 

Kendinize gözünüzün alabildiğince büyük ve üzeri tüm sevdiğiniz yiyecekler ile dolu olan bir masa kurduğunuzu hayal ediniz. Kaç tanesini tabağınıza alıp yiyebilirsiniz ki? İki, üç, dört… Değil mi en fazla dört çeşidi olsun peki kalanları ne olacak? İsraf ve kalanına artık sizin ihtiyacınız yok. İşte baştan bu öngörüde bulunarak sizin için fazla olan malların, yiyeceklerin, giyeceklerin ve paraların fazlasını din kardeşleriniz ile paylaşabilirsiniz. İnsanlara yardım etmek Allah’ın sevgisini kazanmanıza yardım edecektir. Bu dünyada ne kadar tüketirseniz tüketin öldüğünüzde sizinle sadece ibadetleriniz ve sevaplarınız gelecektir.

 

Paylaşarak ve yardımlaşarak toplumun birlik ve beraberliğinin güçlenmesine katkı sağlayabilirsiniz. Kendine sıkıntısında yardım eli uzanan ihtiyaç sahipleri kendilerini çok daha güvende hissederler. Böylece toplumda da huzur meydana gelir.

 

İnsanlara mal mülk belirli bir yere kadar mutluluk vermektedir. Siz de mutluluğunuza vesile olan mallarınızı paylaşarak pek çok kişinin de mutlu olmasını sağlayabilirsiniz. İnsanların sorunlarını çözmek için onlara maddi manevi yardımda bulunmak hem size hem de yardım ettiğiniz insana huzur ve mutluluk verecektir.

İnfak ve Sadakanın Yardımlaşma ve Dayanışmaya Katkısını Açıklayınız.

İnfak ve sadaka toplumsal dayanışmaya öncelikle zenginin fakiri anlaması, ona yardım etmesi, verme duygusunu geliştirmesi, Fakir kişinin de daha çok çalışıp infak ve sadaka verme isteğinin gelişmesi olarak değerlendirebiliriz. Öncelikle infak ve sadakanın ne anlama geldiğini açıklayarak başlayalım.

 

İnfak; Kişinin Allah’ın rızasını kazanmak maksadı ile manevi yada maddi yardım olarak kendi emeği ile kazanmış olduğu maldan Fakire, düşküne, ihtiyaç sahibine vermesidir. Bu ibadetin en büyük özelliği kişinin maddi hasletlerden kurtulmasına ve yoksulun halini anlamasına sebebiyet vermektedir. Sadaka; Kişinin Allah’ın rızasını kazanması için karşılıksız olarak yapılan her türlü iyilik ve Allah yolunda yapılan her türlü harcamadır.

 

Sadaka da infak da anlam olarak aynı amaçlara hizmet etmektedir. Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan bu ibadetler Kişinin Allah’ın rızasını kazanmasını sağlarken topluma da birçok fayda sağlamaktadır. Fakirin gözünde zengin bencil, kendini düşünen, cimri gibi görülürken; zenginin fakire el uzatması ile birlikte aradaki sosyal ayrım ortadan kalkacak ve bireyler arası kaynaşma meydana gelecektir.

 

Zengin kimse fakire infak ve sadaka verirken fakirin halini anlayacak, yaptığı iyiliğin vermiş olduğu lezzeti tekrar etmek için daha çok çalışıp hep verme isteği içerisinde bulunacaktır. Bu da özellikle toplumdaki ayrım ve farklılıkların ortadan kalkmasına neden olarak yardımlaşma ve dayanışmanın toplum üzerindeki etkisini bariz olarak ortaya koyacaktır.

 

Fakir insanlar giderek azalacaktır. Çaresizlikten suça yönelmek zorunda olan insan bundan vazgeçecek ve toplumda daha güvenilir bir yaşam oluşacaktır. Bireyler birbirleri ile infak ve sadaka ibadeti ile hem yardımlaşarak hem de Allah’ın rızasını kazanmaya çalışarak barış içerisinde yaşayacaklardır.

Hac ya da Umreye Giden Birine, Kabe’yi ve Peygamber Efendimizin Yaşadığı Yerleri Gördüğünde Neler Hissettiğini Sorun

Hac ya da Umreye Giden Birine, Kabe’yi ve Peygamber Efendimizin Yaşadığı Yerleri Gördüğünde Neler Hissettiğini Sorarak Cevaplarını Defterinize Yazınız.

Gidip görenin bir daha gitmek istediği hatta orada kalmak istediği bir yer olan Mekke ve Medine özellikle atmosferi ile büyüleyen bir yerdir. Müslümanların hac ve umre ibadetini gerçekleştirmek için gittiği Mekke ve Medine her insanda farklı duygular uyandırmaktadır. Peygamber Efendimizin yaşadığı yerleri görmek, ayak bastığı yerlerde dolaşmak Müslüman kimseler için paha biçilmez olaylar arasındadır. Kutsal toprakları gören kimselerin duyguları sorulduğu zaman genellikle manevi atmosferin büyüsünde kaldıklarını söylemektedirler.

 

Anlatmanın imkansız olduğunu söyleyen kimseler, bu duygunun yaşanılarak şahit olunacağına vurgu yapmaktadır. Kutsal topraklara giden kişilerin bahsettiği diğer konulardan biri de heyecan ve sabırsızlıktır. Mekke ve Medine’yi bir an önce görmek, Peygamber Efendimizin ve Sahabelerin ibadet ettiği yerde ibadet etmek ve bu duygu yoğunluğunu yaşamak insanların heyecanla beklediği anlar arasındadır.

 

Allah’ın evinde yapılan ibadetin huzuru, insanlar arasındaki iletişimin boyutu ve mutluluk giden kimselerin bahsettiği konular arasındadır. Dünyalık işleri bir tarafa bırakıp Allah rızası için yapılan ibadet, Peygamber Efendimizin gittiği yoldan gitmek her Müslüman için özeldir. Bu ibadeti kutsal topraklarda yapmak sonsuz huzuru beraberinde getirmektedir. Bu nedenle giden kimseler tekrar gidebilmek için gerekli yerlere müracaat etmektedir. Maddi imkanı olmayan kimseler en azından Umre ziyaretini gerçekleştirmek için çaba sarf etmektedir. Hac ve umre ziyareti için dünyada her yıl binlerce insan başvuru yapmaktadır.