Can Güvenliğinin Olmadığı Toplumda Yaşamak Ne Tür Sonuçlar Doğurur?

Can Güvenliğinin Olmadığı Toplumda Yaşamak Sizce Ne Tür Sonuçlar Doğurur?

İnsanların hayatlarını onurlu, güvenli ve huzurlu geçirmesi için vazgeçilmez bazı temel hakları vardır. Bunlar; din akıl, namus, can ve mal güvenliğidir. Korunması gereken bu haklar dinin vazgeçilmez temel değerleri olarak adlandırılmaktadır.

Can güvenliği; insanın güvenle yaşama hakkıdır. Bu hak bütün insanlara verilmiştir. Bu hakka sahip olmayan bir kişinin diğer haklarını koruyup sahip çıkması pek mümkün değildir. İnsanlar Allah tarafından yaratılan en değerli varlıklardır. Bu nedenle insanların Allah’a karşı bazı sorumlulukları vardır. İnsanların bu sorumlulukları tam olarak yerine getirebilmesi için can güvenliğinin olması gerekmektedir. Can güvenliği olmayan bir kimsenin sorumluluk alması mümkün değildir. Aynı insanların zamanda aile kurabilmesi, soyunu devam ettirebilmesi için can güvenliği mutlaka olmalıdır.

 

İslam dininde insan hayatına büyük önem verilmektedir. Kur’an-ı  Kerimde “Kim bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarma (gibi bir sebep) olmaksızın öldürürse, o bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa bütün insanları yaşatmış gibi olur…” buyrulmuştur. Yine başka bir ayette ” Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın” (İsra. 17/ 33) buyrulmuştur.

 

İslami kaynaklarda görüldüğü üzere insan can güvenliğine büyük önem verilmektedir. Biz aciz insanlar  bu kadar büyük rehberlerin gösterdiği yoldan ayrılmaktayız. Ve ne yazık ki kibir, kıskançlık ve mal sevgisi yüzünden gerçek ve ebedi hayatı yok etmekteyiz.

Bir Günahı İşlememekle O Günaha Yaklaşmamak Arasında Ne Gibi Farklar Vardır?

Bir Günahı İşlememekle O Günaha Yaklaşmamak Arasında Sizce Ne Gibi Farklar Vardır?

Allah’ın hoşnut olmayacağı ve ceza gerektiren davranışlara günah denilmektedir. Allah’ın rızasını kazanmak için günah işlememek oldukça mühimdir. Bir hadiste ‘ Ufacık günahtan kaçınmak bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir.’ Denilmektedir. Günah işlememek ise o günahı bilip ondan uzak durmak demektir. Allah u Teâlâ kullarının günahlarını ve hangi konularda günah işleyeceklerini zaten bilmektedir. Ancak Allah kullarının yaptıkları bu hatalarından dolayı kendilerinden af dilemesini ve tekrar aynı günahtan uzak durmalarını istemektedir.

 

Günaha yaklaşmamak ise bildiğiniz bir günahın işlenme ihtimali olan ortamdan bile uzak durmak manasına gelmektedir. Mesela İslam dininde büyük günahlar bulunmaktadır. Af dilenmediği sürece en büyük ceza verilecek günahların başında zina gelmektedir. Peygamber efendimiz bu büyük günah hakkında bilgilendirirken zina günahını işlemekten kaçınılmasını değil kesinlikle zinaya yaklaşılmaması gerektiğini dile getirmektedir. Yani zinanın işlenme olasılığı bile olan ortamlardan bile uzak durulması gerektiğini vurgulamaktadır.

 

Her kul ister istemez hataya düşerek günaha yönelebilir. Ancak Allah tövbe kapısını her daim açık tutmaktadır. Af dileyen kullarını Allah affedeceğini zaten bildirmiştir. İyi bir kul olmak için ibadetlerinizi düzenli bir halde yerine getirerek günah işlemekten ve günaha yaklaşmaktan uzak durarak Allah’ın rızasını kazanan kullardan olabilirsiniz. Bir günahı işlememek için kul olarak gereken özeni göstererek nefsiniz üzerinde hâkimiyet kurmanız gerekmektedir. Günaha yaklaşmamak için ise Allah yolundan ve helal daireden uzaklaşmayarak kendinizi koruya bilirsiniz.

Akıl ve İradesini Kullanamamak İnsana Neler Kaybettirir?

Akıl ve İradesini Kullanamamak İnsana Neler Kaybettirir?

Akıl ve irade Allah’ın yaratmış olduğu tüm varlıklar arasında sadece insana verilmiş olan bir özelliktir. İnsanlar aklı ile iyiyi kötüyü ayırt ederler ama iradeleri ile ise tercihte bulunurlar. İnsanlar yaşadıkları bir olay karşısında akıl yürüterek doğru ve yanlışa kolalıkla ulaşırlar. Ancak bu doğru veya yanlış arasında tercihlerini kendi iradeleri ile gerçekleştirmektedirler.

 

Dinimizde akıl ve irade sahibi olmayanlar sorumlu kabul edilmemiştir. Yani bir günah işleseler bile bundan sorumlu değillerdir çünkü aklen iyi ve kötü arasında ayrım yapabilecek halde değillerdir. İnsanların akıl ve iradesini kullanamaması yanlış davranışlar sergileyerek günaha ve harama yönelmesine neden olabilir. Akıl ve iradenin kullanılamadığı her alanda insan her hatayı kolaylıkla yapabilir. Bazı insanlar dünyevi bir takım şeyleri kullanarak da akıllarını kullanmayı engeller duruma gelebilmektedir. Her kötülüğün anası olan alkol ve uyuşturucu insanların akıl muhakemesi yapması engellemektedir. Bu nedenle bu kötülüklerden uzak kalarak akıl ve iradenizi etkin olarak kullanmanız mümkündür.

 

Eğer insanlar akıllarını ve iradelerini doğru olarak kullanırlar ise hem bu dünyada hem de ahrette mutluluğu yakalayabilirler. Allah kullarının neler yapacağını elbette ki bilmektedir. Ancak yol ayrımına geldiğinizde tercihinizi akıl yürüterek ve kendi iradeniz ile en doğru tercihi belirlemeniz için kullarına cüzi bir irade bahşetmiştir. Bu iki unsuru kullanmayarak hem çevrenize hem kendinize zarar verebilirsiniz. Unutmayınız ki topluluk halinde yaşayan insanlardan birinin yanlışa yönelmesi direk olarak diğer toplum üyelerini de etkilemektedir.

Isparta gülü ile ilgili üretim çalışmaları yapan bir kişi istediği özelliklere sahip yeni bir bitki ederken eşeysiz üremenin hangi çeşidinden yararlanılmalıdır?

Isparta gülü ile ilgili üretim çalışmaları yapan bir kişi istediği özelliklere sahip yeni bir bitki elde etmiştir. Bu bitkinin ticari üretiminin sağlanabilmesi için eşeysiz üremenin hangi çeşidinden yararlanılmalıdır?

Bir canlının başka bir canlıya ihtiyaç duymadan, üreme hücresi oluşturmadan, döllenme olmadan, kendi ile aynı kalıtsal özelliklerde bir birey meydana getirmesine eşeysiz üreme denir. Eşeysiz üremede yeni canlılar mitoz bölünme sonucu oluşur. Bundan dolayı oluşan her canlı ata canlı ve diğer oluşan canlılar ile aynı kalıtsal özellikleri taşımaktadır. Bu durum zayıf özellikler bakımından dezavantaj oluştursa da güçlü özellikler bakımından da canlıya avantaj sağlar. Eşeysiz üreme hızlı gerçekleşir. Eşeysiz üreme çeşitleri arasında ikiye bölünme, tomurcuklanma, sporla üreme ve vejetatif üreme yer alır. Bunların arasında vejetatif üreme yüksek yapılı çiçekli bitkilerde görülür. Yani bu bitkiler hem tohumla eşeyli olarak hem de eşeysiz olarak üreyebilir.

 

Eşeysiz üremede kalıtsal özelliklerim doğrudan, değişime uğramadan aktarıldığından bahsetmiştik. Bu özellik insanlar tarafından özellikle bitki ıslah çalışmalarında kullanılmaktadır. İstenilen özelliklerdeki bitkinin eşeysiz üremeyle çoğaltılmasıyla aynı özellikte bitkiler oluşur. Var sayalım ki Isparta gülü ile ilgili üretim çalışmaları yapan bir kişi istediği özelliğe sahip bir gül elde ettiğinde bu bitkinin eşeysiz üremesini sağlayarak aynı özellikte güller elde edebilir. Gül normalde eşeyli üreyebilen yüksek yapılı bir bitkidir. Fakat eşeyli üreme sonucunda istenilen özellikler ortaya çıkmaya bilir. Bu yüzden ticari üretim yapılacak güllerde vejetatif üreme yöntemi kullanılır. Bu sayede birbiri ile aynı özelliklere sahip güller elde edilebilir.

Eşeysiz üremeyle ilgili 5 kavram

Aşağıdaki boşluklara eşeysiz üremeyle ilgili 5 kavram yazınız.

Tek bir canlının herhangi bir eşe ihtiyaç duymadan, kendiyle aynı kalıtsal özelliklerde yeni bir canlı oluşturmasına eşeysiz üreme denir. Oluşan yeni bireyin ata canlı ile aynı kalıtsal özellikte olması eşeysiz üremenin özellikleri arsında sayılabilir. Bunun dışında eşeysiz üremede bütün bireyler mitoz bölünme sonucu oluşur, kalıtsal çeşitlilik gözlenmez, eşeysiz üreme çok hızlı gerçekleşir ve özellikler nesilden nesle değişmeden aktarılır. Ata canlı erkek veya dişi olarak değerlendirilemez.

 

İkiye bölünme, sporla üreme, tomurcuklanma, vejetatif üreme ve mitoz eşeysiz üremeyle ilgili kavramlar arasında sayılabilir. Bunların bazıları aynı zamanda eşeysiz üremenin çeşitleridir. Eşeysiz üreme çeşitleri 4 tanedir. Bunlardan ilki ikiye bölünme daha çok tek hücreli canlılarda görülür. Mitoz bölünme ile iki canlı oluşmasını ifade eder. Sporla üreme bir diğer eşeysiz üreme çeşidi olup mantarlarda ve çiçeksiz bitkilerde üreme amacıyla tercih edilir. Tomurcuklanarak üremede ana canlının vücudunda oluşan tomurcuktan yeni bir canlı gelişir. Bira mayalarında, hidralarda, mercanlarda bu üreme yöntemi kullanılmaktadır. Son eşeysiz üreme çeşidi olan vejetatif üreme ise yüksek yapılı çiçekli bitkilerde görülür. Vejetatif üremenin de kendi içinde dört farklı türü vardır. Çelikle, yumru ile, sürücü gövde ile ve soğan ile vejatatif üreme mümkündür. Ata canlı ile aynı özellikle bireyler oluştuğundan özellikle yüksek özelliklerin aktarılması için bu yöntemler kullanılır.

Hücre döngüsünde kontrol edilen üç temel faktör nelerdir?

Hücre döngüsünde kontrol edilen üç temel faktörü yazınız.

Hücre bölünmesi canlının büyüyüp gelişmesi, çeşitli sebeplerden dolayı canlılığını yitiren hücrelerin yerine getirilmesi ve üreme faaliyetleri için gereklidir. Bu sayede canlı gelişimini tamamlar, kendini yeniler ve sahip olduğu genetik bilgileri gelecek nesillere aktarır. Tek hücreli canlılar ikiye bölünerek yeni bireyler meydana getirirken çok hücreli canlılar ise yeni bireyi meydana getirecek olan üreme hücrelerini üretir.

 

Hücrenin büyüyüp bölünmeye başlamasından bir sonraki bölünmeye kadar geçen sürece hücre döngüsü denir. Hücrenin bölünebilmesi için gerekli büyüklükte olması gerekir. Bölünme sonucu oluşan hücre bir sonraki bölünmeye kadar olgun hale gelir. Bu evreye interfaz evresi denir. Yeterli olgunluğa ulaşan hücre çekirdek ve sitoplazma bölünmesi geçirecektir. Bu evreye ise mitotik evre denir. Hücre bölünmesi kontrollü bir şekilde gerçekleşir. Çeşitli etkilerle oluşan uyarılar hücre döngüsünü başlatır. Bölünme sırasında bölünmenin sorunsuz devam edip etmediği kontrol noktalarında tespit edilir. Eğer ters giden bir durum varsa bölünme gerçekleşmez. Eğer bu sistem devre dışı kalır ve kontrolsüz bölünme gerçekleşirse kanser oluşur. Hücre döngüsünde bulunan kontrol noktalarının interfaz G1 evresinde bulunur. Bu noktada hücrenin büyüklüğü ile birlikte yeterli genetik materyale ve besine sahip olup olmadığı kontrol edilir. İkinci kontrol noktası interfaz G2 evresinde bulunur. Burada DNA hasarları ve hücre büyüklüğü kontrol edilir. Son kontrol noktası ise mitotik evrede bulunur. Bu kontrol noktasında bölünmeden hemen önce bölünmeyi sağlayacak iğ iplikçiklerinin kromozomlara doğru bağlanıp bağlanmadığı kontrol edilir.

Beynin kokuyu algılama dışındaki diğer fonksiyonları nelerdir?

Beynin kokuyu algılama dışındaki diğer fonksiyonları nelerdir?

Koku alma duyusu her ne kadar gözardı edilse de oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Bazı araştırmacılara göre insan duygu, düşünce ve davranışları üzerinde en etkili olan duyu kokudur. Bu düşüncenin altında kokunun birçok beyin merkeziyle birlikte ilişkili olması yatıyor. Vücudumuzda birçok yapının işleyişi gün yüzüne çıkarılmış olsa da beyinle ilgili sorular hala çok fazla. Beyinde duyularla, hafızayla, kişilikle ve davranışlarla ilgili birçok farklı birbiri ile bağlantılı alan olduğu bilinmektedir. Bu sayede dış dünyadan gelen duyular algılanmakla kalmayıp birey için anlamı da belirlenir. Bu doğrultuda da bir uyaran için vereceği tepki ortaya çıkar.

 

Koku duyusu da diğer duyular gibi organlardan alınıp beyine ulaşır. Beyinde koku merkezleri bulunur. Öncelikle birincil koku merkezine oradan ikincil koku merkezine ulaşır. 34. Bölge olarak adlandırılan bölgede farklı kokuların ayırt edilmesi sağlanır. Bir başka bölgede koku duyusuna karşı gelişecek olan mutluluk, kaygı, heyecan gibi duygular belirlenir. 28. Bölge koku hafızası oluşturur. Bu sayede bilgiler depolanır ve bir sonraki seferde bu bilgiler ile karşılaştırılır. Beyindeki merkezler sayesinde alınan koku tanımlanır, duygular ve kişilikle harmanlanır, daha önceki koku bilgileri ile karşılaştırılır. Bu merkezlerdeki sorunlara bağlı olarak kokuyu alma veya değerlendirme süreçlerinde bozukluklar ortaya çıkar.

Dış uyaranları alıp değerlendiren sistem hangisidir?

Dış uyaranları alıp değerlendiren sistem hangisidir?

Vücudumuzu yöneten beyin bölgeleri nasıl çalışır günümüzde tam olarak aydınlatılabilmiş değil. Çevresel ve merkezi olarak iki kısımdan oluşan beyin dış dünyadan gelen uyarıları alıp değerlendirir, anlam kazandırır ve bu doğrultuda oluşacak davranışı belirler. Vücudumuzun farklı bölgelerinde bulunan duyu almaçları kimyasal veya fiziksel uyaranları algılayarak elektrik sinyallerine çevirir. Bu sinyaller çevresel sinir sistemini oluşturan sinir ağları ile merkeze taşınır. Her bir uyarının taşınması, şiddeti şekli farklıdır. Bu doğrultuda beyinde farklı bölgelere ulaşır.

 

Merkezi sinir sistemi beyin, beyin sapı, beyincik ve omurilikten oluşur. Bu organların her birinde merkezler ve bağlantılar bulunur. Beyinde birçok farklı alan bulunur. Bu alanlar birbirleri ile bağlantılıdır. Uyaran beyinde algılanır ve anlamlandırılmaya çalışılır. Geçmiş hayatta yaşanılmış ve beyinde kodlanmış bilgiler yeni gelen uyarının anlam kazanması için önemlidir. Geçmiş deneyimler, kişilik, duygu durumu gibi bölgelerin etkisi ile dış dünyadan gelen uyarı anlam kazanırken uyarıya karşılık olarak verilecek cevap da planlanır. Bu işleyiş o kadar karmaşıktır ki aynı uyarıya farklı insanlar farklı cevaplar verebilir hatta aynı kişi aynı uyarıya farklı zamanlarda farklı cevaplar verebilmektedir. Bu durumda gösteriyor ki bir uyaranın değerlendirilmesinde farklı birçok özellik bazen daha çok bazen daha az devreye giriyor. Kısaca özetlemek gerekirse dış uyaranlar çevresel sinir sistemi tarafından algılanıp merkezi sinir sistemi tarafından değerlendirilir.

Tanıdık kokuları diğer kokulardan nasıl ayırırsınız?

Çevrenizdeki tanıdık kokuları diğer kokulardan nasıl ayırırsınız?

Beş duyumuzdan biri olan koku duyusu aslında oldukça karışık bir mekanizmaya sahiptir. Burundan alınan kokular ve bu kokuların beyinde işlenişi tam anlamıyla anlaşılabilmiş değildir. Burnumuzun iç bölgesinde koku alma almaçları bulunur. Hava da bulunan koku molekülleri almaçların olduğu bölgede çözünür. Bu reseptörler sayesinde kokunun içinde bulunan kimyasal maddeler algılanarak elektrik sinyalleri haline getirilir. Bu elektrik sinyalleri sinirler vasıtasıyla beyine gelir. Beyinde koku ile ilgili bölgeler vardır. Bu bölgelerdeki kodlar sayesinde koku beynimiz tarafından anlamlandırılır.

 

Beynimiz bizim için önemli olduğunu düşündüğü kokuları kaydeder. Yani koku algılanıp tanımlanmakla birlikte aynı zamanda koku hafızası oluşur. Beynimizin işleyişi hala tam olarak aydınlatılamamıştır. Beyinde duyuların algılanması için bölgeler bulunurken hafıza bölgeleri, kişilik bölgeleri, duygu bölgeleri gibi birçok farklı işlevde alanlar bulunur. Bu alanların hepsi birbiri ile bağlantılıdır. Burnumuzdan gelen koku sinyalleri beynimize ulaştığında farklı bölgelerde değerlendirilir. Bu sayede koku daha önceki bilgilerle karşılaştırılır. Özellikle beynimizce kayıt altına alınan tanıdık kokular tanınmış olur ve bu doğrultuda tepkiler ve duygular oluşur. Görme, işitme dokunma gibi duyular kayıt altına alınırken koku alma duyusunun farklı bir önemi vardır. Bazı araştırmacılar insanları en çok etkileyen, duygu ve düşünce dünyasına en çok yön veren duyunun koku duyusu olduğunu öne sürmektedir.

Guatr rahatsızlığının insanların yaşam kalitesi üzerine etkileri neler olabilir?

Tiroit bezi hormonlarının düzensiz salgılanması sonucu guatr rahatsızlığı ortaya çıkar. Guatr rahatsızlığının insanların yaşam kalitesi üzerine etkileri neler olabilir? Sınıf ortamında tartışınız.

Tiroit bezi boyunda sağlı sollu bulunan ve vücudumuz için bazı hormonları salgılayan bir çeşit iç salgı bezidir. Tiroit bezinin sağlıklı çalışması vücudumuz için büyük önem arz eder. Bu bez salgıladığı hormonlar ile diğer organların çalışmasını etkileyerek metabolizmayı düzenler. Vücudumuzda bütün aktiviteler belli bir düzen ile gerçekleşir. Tiroit hormonları bu düzenin oluşmasında etkilidir. Tiroit bezleri vücut metabolizmasını düzenlemede çok büyük göreve sahip olan T3 ve T4 hormonlarını salgılar.

 

Tiroit beziyle ilgili problemler arasında en sık görülenlerden biri Guatr hastalığıdır. Guatr hastalığının birçok sebebi olmakla birlikte hastalığın ortaya çıkmasına tiroit bezinin çok fazla çalışmasına bağlı olarak boyutlarının artması neden olur. Altında yatan sebeplere göre farklı türleri olan Guatrın bilinen en yaygın sebebi iyot eksikliğidir. İyot hormon üretilmesi için gerekli bir mineraldir. Vücuda yeterli iyot alınmadığında yeterli miktarda hormon üretilemez ve tiroit bezi daha çok çalışır. Guatrın hastalar üzerindeki etkileri organın büyümesine ve hormondaki düzensizliğe bağlı olarak ortaya çıkar. Boğaz kısmında genişleyen tiroit bezi nefes darlığına, yutkunma güçlüğüne ve ses kısıklığına sebep olur. Eğer fazla miktarda çalışan tiroit bezi fazla miktarda hormon üretiyorsa metabolizma hızlanır. Buna bağlı olarak da çarpıntı, titreme, bulantı, kusma gibi şikayetler ortaya çıkar. Eğer tiroit fazla çalışmasına rağmen gerekli hormon üretilemiyorsa o zaman da metabolizma yavaşlayacak ve kilo alma, kabızlık, halsizlik, saç dökülmesi, ciltte kuruluk gibi şikayetler ortaya çıkacaktır.