Okulunuzda yapılan yardımlaşma ve dayanışma faaliyetlerine örnekler…

Okulumuzda yapılan çeşitli etkinliklerin yanı sıra, kendi içimizde yardımlaşma ve dayanışma faaliyetleri de bulunmaktadır. Daha ben ilkokuldayken, öğretmenimiz yardımlaşmamızı ve birbirimize ihtiyaç duyduğumuz konularda birbirimize her daim destek olmamızı söylerdi. Sınıf arkadaşlarım ve ben, bugün buralarda isek bunun en önemli sebebi ilkokul öğretmenimizdir.

Gerek grup çalışmalarında, gerekse de diğer toplu etkinliklerimizde her daim dayanışma ve yardımlaşma içerisindeydik. Grup çalışmalarında her işi birlikte yapar, birbirimize işler paslardık. Matematik sorusunu ben çözüyorsam, yazmasını sen yap. Resimleri ben çıkarttım, yazıları sen yaz. Kaynakları ben buldum, toparlamasını sen yap tarzı birçok konuda birbirimize dayanışma ve işbirliği sağlayıp ödevlerimizi kısa zamanda ve kaliteli bir şekilde hocalarımıza iletiyorduk.

 

Toplu etkinliklerimizde de her daim sınıfta bir yardımlaşma ortamı bulunmaktaydı. Örneğin bir pikniğe gittiğimizde, birimiz bir şeyleri unuttuysak diğerimiz ona yardım ederdi. Bir kişi içeceği alıyorsa, diğer kişiler farklı farklı yemekler getiriyorlardı. Biri çatalını unuttuysa, yedek çatalı olan ona getiriyordu.

Okullarda bunların dışında toplu olarak yapılan dayanışma faaliyetleri de bulunmaktadır. Mesela okul başkanı seçilirken, aday başkanın kurulu ona yardım eder ve dayanışma sağlanmış olur. Sınıf ortamlarında bir öğrencinin kalemi olmadığında diğer öğrenciler ona yedek kalemlerini uzatmaktadır ve bu kalem dağıtma olayı, ilkokul, ortaokul, lise ve hatta üniversitede bile devam etmektedir. Kalem dağıtmak ciddi bir yardımlaşmadır.

Öğrencilere her zaman dayanışma ve yardımlaşmayı öğreten okul, onlara öğrettiği bu davranışlar ile güzel ahlak aşılamaktadır.

Okulunuzda yapılan yardım faaliyetlerine katıldığınız zaman neler hissediyorsunuz?

İnsan içgüdüsel olarak birine yardım ettiğinde, birinin yüzünü gülümsettiğinde mutlu hisseden bir canlıdır. Hayatımızın her köşesinde insanlara bir şekilde yardım ederiz. Mendil satan bir çocuktan mendil almak, bir amcanın karşıdan karşıya geçmesini kolaylaştırmak, tekerlekli sandalyedeki teyzenin bir ranpadan çıkışını sağlamak, susamış bir köpeğe su vermek, bir kediyi doyurmak günlük hayatta yaptığımız yardımlardan yalnızca bir kaçıdır.

Her okul kendi çapından kendinden kötü durumdaki okullara ya da öğrencilere bazen burs sağlamakta, bazen de öğrenciler aracılığıyla yardım toplayarak onların eksiklerini almasına yardımcı olmaktadır.

Bir okula yardım yapıldığında, o okula yapılan ziyaretlerden çocuklardan teşekkür almak, onların yüzlerinde oluşmuş gülümsemeyi görmek insana iyi bir insan olduğu duygusunu verir. Yalnızca bununla kalmaz huzurlu hissettirir. İyi bir insan olmak insanın doğasında vardır.

 

Örneğin okulumuzun yaptığı bir ziyarette biz öğrenciler yetimhaneye gitmiştik. Bir yetimhane şartlarında büyümüş çocuğun gerçekten ne zorluklar çektiğini görmeden bilmek mümkün değil. Hatta bazen sadece yaşamak gerekir, görmek de fayda etmemektedir. Yetimhanedeki çocuklara eskimiş oyuncaklarımızı, kullanmadığımız kıyafetlerimizi ve ayağımıza küçük gelen ayakkabılarımızı verdiğimizde yüzlerinde gördüğümüz çeşitli duygular bizleri bir yandan mutlu ederken, bir yandan da yaşadığımız hayatlardan utandırmıştı.

Her gün israf ettiğimiz onca şeye muhtaç çocukların olduğunu görmek gerçekten yüreğimizi yaralamıştı. İnsan iyilik yaptığı için ne kadar mutlu ve huzurlu hissetse de, aklı bazen yapamadıklarında kalabiliyor. Keşke daha çok yardım yapabilsek diye düşünmekten kendimi alamadığımız o dakikalarda bazı arkadaşlarımızın gözyaşlarına boğulduğunu da görmüştük. Okulun böyle etkinliklerde yer alması da bizleri ayrıca gururlandırmıştı.

Okulumuzda Yürütülen Etkinlikler Nelerdir?

Okullarda çeşitli etkinlikler yürütülmektedir. Sosyal faaliyetler, spor etkinlikleri, yardım etkinlikleri gibi çeşitli etkinlikler bulunmaktadır.

Benim okulumda yürütülen etkinliklerden bazılarını sayıp açıklamak gerekirse, birçok spor etkinliği olduğunu başta belirtmek gerekir. Çok büyük bir spor salonuna sahip okulumda, her sene turnuvalar düzenlenir, çeşitli takımlara öğrenciler alınır. Futbol, voleybol, basketbol gibi klasik sporların yanı sıra hentbol, karate, tenis gibi her okulun sahip olmadığı spor dalları da bulunmaktadır.

Bunun dışında bir vakıf üniversitesinde okuduğum varsayılırsa, genelde çevremde maddi durumu iyi öğrenciler bulunmaktadır. Bu öğrenciler ellerinde olanı paylaşmaktan geri durmadığı için yapılan yardımlar ile, okullara okuma kitapları gönderilmekte, bazı okullar bizim yardımlarımızla restore edilmekte, bazı çocukların hayalleri gerçekleştirilmektedir.

 

Sosyal faaliyetleri sayacak olursak, okunulan bölüme göre bir sürü sosyal faaliyet olduğunu söylemekte fayda vardır. Örneğin ben bir psikoloji öğrencisi olarak, katıldığım topluluklarda öğrencilerin meslek hayatlarında işlerine yarayacak sertifikalar almalarını sağlayan birçok etkinlik düzenlendiğini gördüm. Dışarıda ve içeride olmak üzere, çeşitli branşlarda ün yapmış psikologlar bazen okulumuza, bazen de dışarıdaki herhangi bir mekana taşındı ve bazen belirli ücretler karşılığında onların seminerlerine katılarak sertifikalar aldık. Sadece psikoloji olarak değerlendirmek olmaz. Yeni medya öğrencileri için okulumuza çağırılan çeşitli medyacılar, sunucular ve hatta yönetmenlerin de onlara büyük katkıları olduğunu söylemekte fayda var. Bazılarına bizde katıldık, katılmamızın amacı tamamen eğlenmekti ve son derece eğlendik. Okulumuzdaki çeşitli faaliyetlerin biz öğrencilere insan aklına gelmeyecek kadar şey kattığını unutmamak gerek.

Okuldaki olumlu ve olumsuz davranışlarımız nelerdir?

Okulda bazen sergilediğimiz davranışlar geleceğimiz için büyük önem teşkil ediyor. Bir üniversite öğrencisi olarak söylüyorum ki, farkında bile olmadan yaptığımız bazı ufacık yanlışların farkına varmak hayatımızda çok şeyi değiştirebilir.

Mesela devamsızlıktan kalmamak için gittiğimiz okulda dersi dinlemeyip uyumak oldukça tehlikeli bir yanlış. Öğrenciler çoğu zaman dersi geçip şu okulu bitirsem kafasındalar, ne öğreneceksek stajda öğreniriz zaten diye düşünüyorlar. Oysa son derece hatalı bir düşünce. Stajda ne yapacağınızı bilmeden birkaç ay geçirmek yerine, okulda öğrendiklerinizi uygulamanız sizlere avantaj sağlayacaktır.

 

Bunun dışında dersleri sadece geçebilecek kadar puan almak çoğu zaman öğrencileri kötü etkiler. En basitinden bir work and travel programına katılırken bile, sizlerden son dönem yaptığınız ortalamanız isteniyor. İş hayatında ve staj seçiminde de bu önem teşkil ediyor.

Bütün bunların yanı sıra okulunuzdan memnun değilseniz veya başka bir şehirdeki okula gitmek istiyorsanız da, ortalamanızın büyük önem teşkil ettiğini unutmamalısınız. Belki çoğu kişiden duyduğunuz bir uyarı ama tekrar belirtmekte fayda var. Derslerinize isteyerek çalışmalısınız.

Tabi bunların dışında sergilediğimiz olumlu davranışlar da mevcut. Mesela topluluklara üye olmak. Bunun ne gibi bir olumlu yanı olduğunu düşünenleriniz olacaktır, çünkü üniversite topluluklarına çoğunlukla öğrencilerin ne için katıldığını hepimiz az çok biliyoruz. Fakat gerçekten öğrenciler tarafından yapılan yardımlar ile okuyan, güzel bir hayata kavuşan küçük çocukların ve huzurevine yapılan ziyaretler ile sevindirilen yaşlıların olduğunu unutmamakta fayda var.

 

Okulda Arkadaşlarınızın Hangi Olumlu Davranışlarıyla Karşılaşıyorsunuz?

Çok kapsamlı yanıtlar verilebilecek güzel bir soru. Okulda arkadaşlarımın hangi olumlu davranışlarıyla karşılaştığımı bir süre düşünmem gerekiyor. Hayati çıkarlarına kendini adamış başka hiçbir şey ile ilgilenmeyen günümüz insanından olumlu davranış beklemenin zor olduğunu öncelikle belirtmek isterim. Ama yine de hala iyi insanların kaldığını hatırlatmakta da fayda görüyorum.

Üniversitede psikoloji okuyan bir öğrenciyim ve arkadaşlarım insan psikolojisinden gerçekten anlayan insanlar. İleride büyük bir kısmının çok iyi psikologlar olacağına eminim. Arkadaşlarım yardımseverler. Diğer bencil insanlar gibi, derse gelip notunu alsaydı kafasında değiller. Gelmeyen öğrencilere kurdukları gruplar ile sınıfta olanların bilgisini verip, ders notlarını gönderiyorlar örneğin.

 

Sınıfımız kalabalık ama ben şimdiye kadar yalan söyleyenine hiç rastlamadım. Arkadaş canlısı kimseler. Sıcakkanlılar ve yapmacık hareketlerden uzaklar. Boş yorumlar ve laf kalabalıklardan uzak olduklarından sınıfta sürekli kaliteli espriler ve gerçekten önemli konuşmalar geçiyor.

Düşününce yaşadığımız çevrede böyle insanlar bulmak bir hayli zor, heleki üniversitede daha zor ama sanırım arkadaş çevresi konusunda son derece şanslıyım. Başka yerlerde okuyan arkadaşlarımın arkadaş konusunda var olan şikayetlerinden ben son derece uzağım. Ne yalancı, ne kötü insanlar tanıdım şimdiye kadar.

Tabi her zaman böyle bir çevreye denk gelmek mümkün olmayabilir, bu nedenle arkadaş seçerken çok dikkatli davranıp herkese hemen güvenmemeyi öğrenmeniz gerekiyor. Aksi takdirde arkadaşlık konusunda çok kırılabilirsiniz.

Okulda yapılan çalışmalar size ve topluma nasıl katkı sağlar?

Okulda toplu veya bireysel olarak yürütülen her çalışmanın öğrencilere ve dolayısıyla gelişecek yeni nesile katkı sağlamasıyla topluma çeşitli faydaları bulunmaktadır. Her öğretmen öğrencilerine güzel ahlakı ve iyiliği aşılamak üzere vardır. Güzel ahlak ve iyilik, bir öğretmenin öğrenciye ve topluma bırakacağı en büyük şah eserdir.

Okulda çeşitli çalışmalar yapılır. Örneğin her öğrenci hayatında bir kez olsun ağaç dikmiştir. Globalleşen dünyada sürekli kesilen ağaçlar ve sömürülen temiz hava düşünüldüğünde yeni bir ağaç dikmek öğrencinin topluma katkısıdır. Heyecanlı heyecanlı toprağa gömülüp sulanan fidanlar, bir gün bir devenin boyundan daha büyük olacaklar ve etrafa oksijen yayacaklardır.

 

Her birey öğrencilik hayatında bir kez olsun ya bir bakım evini, ya da bir yetimhaneyi gezmiştir. Bir çocuğun daha küçücük yaşından, kendinden daha kötü standartlarda yaşayanları görüp yardım etmesi, ona yardımseverliği aşılar. Bu bireyin kendisine olan faydasının yanı sıra, topluma yardım etmeyi ilke edecek bireyin topluma da faydasıdır.

Bana yöneltilen şu soruyu şöyle yanıtlıyorum. İlkokul, ortaokul ve lisede yer aldığım çeşitli çalışmaların bana olan katkılarını saymakla bitiremem. Şuan üniversite okuyorum ve hala bu etkinliklere katılmaya devam ediyorum. Hedefim önce iyi bir insan olmak, sonra da bana uzatılan elleri geri çevirmemek. Topluma fayda sağlamaktır. Hiçbir öğrenci bu çalışmalardan mahrum bırakılmamalı, güzel ahlakı bizzat görerek öğrenmelidir.

Arkadaşlarınızın hangi özelliklere sahip olmasını istersiniz?

İnsanın arkadaşı ne kadar mükemmel olsa da, her zaman biraz daha fazlasını isteyen insanoğlu; sahip olduğu arkadaşlarının olumlu yönlerini görmek yerine her zaman daha da olumlu yönleri olmasını istemektedir.

Örneğin bencillik normal şartlarda kötü bir duygudur fakat insan arkadaşının kendiyle ilgili konularda bencil ve tutucu davranmasını ister. Örneğin kendi yaptığı bencilliklerde onun haklı olduğunu savunmasını ve bir olay olduğunda haklı da olsa haksız da olsa kendi tarafının tutulmasını istemektedir. Doğru olan her ne kadar haklının tarafında olunması olsa da, arkadaşlık ilişkilerinde doğru olan arkadaşın tarafının tutulmasıdır.

 

Dedikodu yapmak da böyledir, normal şartlarda dedikodu çok kötü bir şeydir fakat insan arkadaşıyla sevmediği insanları çekiştirmek istediği için arkadaşının biraz da dedikoducu olmasını istemektedir.

Bana yöneltilen şu soruya şöyle cevap vermek istiyorum. Çoğunuzun yapmacık ve gerçeklikten uzak bulacağı bu yanıtı, edindiğim tecrübelerle verdiğimi baştan belirtmek istiyorum. Evet, benim arkadaşım da dedikodu yapsın ama abartmasın. Benim tarafımda olsun ama eğer haksızsam beni yalnız kaldığımızda uyarsın. Bana karşı dürüst olsun, yalan söylemesin. Sır tutsun, bugün konuşulanı yarın kötü olunca başkasına anlatmasın.

Arkadaşlıkta araya mesafe girince soğuma durumu ve yakındakilerle daha sıkı bağlantılar kurma durumu malesef olmaktadır. Benim arkadaşım ne kadar uzağımda olsa da, bir telefon kadar yakınımda olduğunu bilerek beni her zaman yanında hissetmeli ve kendini de her zaman yanımda hissettirmelidir. Derdi sıkıntısı olunca benimle paylaşsın, ona destek olayım; derdim sıkıntım olunca onunla paylaşayım, bana destek olsun.

Okul İle İlgili İsteklerimizi Ve İhtiyaçlarımızı Hangi Yöntemlerle İfade Edebiliriz?

Hepimizin belirli dönemlerde okulda yaşadığı sorunlar olmuştur. Ancak bu sorunları kimi zaman çekinir anlatamayız kimi zamanda doğru yöntemi uygulamayız. Bu sorunlar arkadaşlarımızlada olabilir herhangi okulla ilgili bir problemde olabilir yada tamamen okuldan farklı kişisel yani özel bir problemde olabilir. Bunları gereken yerlere bildirmekte çekinmemeliyiz. Bunun için okullarımızda sorunumuzun konusuna göre gerek müdürlerimizle gerek rehber öğretmenlerimizle gerek sınıf öğretmenlerimizle gerekse de dilek ve şikayet kutularına atarak çözüm arayabiliriz. Yada daha farklı konularda ulaşacağımız kişiler yetersiz gelicekse Milli Eğitim Bakanlığı’na gerekli yollardan da ulaşabiliriz.

 

Tabi ki sorunlarımızı uygun bir dille ve gereken problemi doğru bir şekilde iletirsek sorunlarımız ve ihtiyaçlarımız çözüme ulaşacaktır. Sorunlarımız birden fazla ise daha anlaşılabilir olması için yazılı bir şekilde de anlatabilir gereken yerlere ulaştırabiliriz. Okulda karşılaştığımız sorunları problemleri ve ihtiyaçlarımızı örtmek üzerini kapatmak yerine bu şekilde bilinçli olursak hem kendimizi daha iyi ifade etmiş oluruz hemde gereken çözümlere kavuşarak eğitim öğretim hayatımıza engel olabilecek yada ileride engel doğurabilecek olan sorunları çözmüş oluruz. Hayatımızın genelinde olan bu gibi problemlere çözüm bulmaya çalışmak bizim çözüm yollarındaki kabiliyetimizi arttırarak daha öz güveni yüksek bireyler olmamızada yardımcı olacaktır. Önemli olan sorunları çekinmeden ve doğru yollarla aktarabilmektir.Gösterilen bu sizin duyarlılığınız karşısında yetkililer gerekeni yapacaktır.

 

Kendinizi Hangi Alanda Yetenekli Buluyorsunuz?

Özellikle çocukların ve ergenlerin yanıtlamakta zorlandığı bu soru, aslında yetenekten çok insanın özgüvenini kontrol ediyor. Örneğin bir ev kadınına kendinizi hangi alanda yetenekli buluyorsunuz, diye sorduğunuzda cevap vermekte zorlandığını görürsünüz. Bunun sebebi insanın kendine duyduğu güvensizliktir. Bu özgüven problemi çocuklarda ve gençlerde daha baskındır. Ne kadar bilse de, kendini iyi ifade edemeyeceğini ya da karşı tarafın onu beğenmeyeceği endişesine kapılıp olan yeteneklerini bastırıyor gençler ve çocuklar. Geliştirilebilecek ya da zaten gelişmiş olan yeteneklerini saklamayı tercih ediyorlar daha çok.

 

Örneğin bana yöneltilmiş bu soruyu şu şekilde yanıtlıyorum. Ben makale yazmak konusunda oldukça iyiyim. Ayrıca roman tarzı kitaplar da yazıyorum. Küçüklüğümden beri boş zamanlarımı dolduran ve keyif alarak yaptığım bir uğraş. Kimseye hesap vermeden, kimseyle iletişime geçmeden kolayca yapabiliyorum. Bazen gerçek hayatta dökemediğim duygularımı daha kolay döküyorum ortaya. Kelimelerle dans eden biri olarak, bir yazıyı özgünleştirmekte ve özellikle keyif aldığım konular söz konusu olduğunda uzun uzun yazı yazmakta çok iyiyim. Keyif almadığım konularda da bilgi sahibi olduktan sonra uzun yazılar ortaya çıkarabilirim.

Birisi bana kalk bir yazı yaz da görelim dediğinde, ilk gayem onu beğendirmek değil asla. Tabi ki eksik yanlarımı söyleyebilir, eleştirilere açığım onun sayesinde kendimi geliştirebilirim ama o bana kötü yazıyorsun dedi diye ben kötü yazmıyorum. Yalnızca yazdıklarım ona hitap etmiyor.

 

Duygu Ve Düşüncelerimizi İfade Ederken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Hiç kendinizi doğru ifade edemediğiniz oldu mu? Çoğumuzun ortak problemi olarak hiç olmaması gereken zamanlarda sosyal bir sorun olarak karşımıza çıkan bir durumdur bu. Bazen nasıl bir tepki ile karşılaşacağımızın verdiği korku yüzünden, bazen de belirsizlik  yaşamamız dolayısıyla duygu ve düşüncelerimizi tam olarak ifade edemeyiz. Oysa zorlandığımız veya sıkıldığımız zamanlarda duygularımızı ve hislerimizi karşımızdakilere olduğu gibi aktarmamız en mantıklı olanı olacaktır.

Hepimizin ailemize,yakın arkadaşlarımıza ifadelerimizi aktaramadığımız anlar olmuştur. Ancak içindekileri paylaşmamak kendini dış dünyaya kapatmak bizleri huzursuzluk ve karmaşanın içine doğru sürükler ve bu duygu da sizi sürekli rahatsız eder.

 

Konu her ne olursa olsun karşınızdaki kişilerin yorumunu düşünmeksizin duygu ve düşüncelerinizi olduğu gibi aktarmalıyız. Çünkü aksi bir davranış sergilersek, çoğu zaman söyleyeceklerimizi yanlış söylemiş olacağımızdan ileride problemler yaşamamız kaçınılmazdır. Zamanla göreceksiniz ki, ilk anda tepki aldığınız bu davranışınız zamanla karşınızdaki kişinin size olan güven duygusunu arttıracak ve yalan söylemeyen, olduğu gibi düşünen ve davranan biri olarak tanınacak ve çok şey kazanmış olacaksınız. Ancak böyle durumlarda dikkat edeceğimiz hususlar vardır.

Kendimizi ifade ederken karşımızdaki kişiye bunu uygun bir dille ve anlaşılabilir olarak aktarmalıyız. Kaba ve kırıcı olmadan, kendimizi sakin bir ses tonuyla ifade etmeliyiz. Vücut dilimizi kullanmak da, kendimizi ifade etme konusunda her zaman oldukça önemli bir nokta olmuştur. Cümleler kurarken dikkatimizi bir yere toplayıp sadece o an aktardığımız duygu ve düşüncelerimize odaklanıp, kendimizden emin bir şekilde aktarmalıyız. Ve son olarak ne olursa olsun karşımızdaki insanı kırmaktan uzak durarak, saygılı bir biçimde konuşmamızı devam ettirmeliyiz.