Teknolojik gelişmelerin kendi hayatınıza etkilerine örnekler veriniz?

Teknolojik gelişmelerin kendi hayatınıza etkilerine örnekler veriniz?

 

Teknolojik gelişmeler insan hayatını olumlu yönde geliştirerek gündelik hayatı kolaylaştırma noktasında önemli bir konumda yer alsa da olumsuz konumda da yer alabilmektedir.

 

Teknolojilerin önemli etkileri arasında yer alan kolaylaştırıcı etmenler oldukça daha basit bir yaşamın ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Ulaşım ve taşımacılık konusunda önemli teknolojik gelişmeler ön plana çıkacak olup; bunun yanında da iletişim ögeleri de kendini daha aktif bir biçimde gösterebilecektir. Bilgi alışverişi ve bilgiye erişme durumu da daha etkili bir şekilde de hayata geçirilecek olan bir durum olarak ifade edilebilecektir.

 

Beşeri faaliyetlerin teknolojiyle buluşması sonrasında emek ve zaman konusunda tasarruf etme durumu ortaya çıkmıştır. Tıbbi gelişmelerin meydana gelmesiyle sağlık hizmetlerinde de bariz bir gelişim söz konusu olmuştur. Daha geniş kitlelere anlık olarak erişebilme durumu da aktif olarak gerçekleştirilebilmektedir.

 

Teknolojinin olumlu olduğu kadar olumsuz etkileri de insan hayatına yansımaktadır. Teknolojik aletler arasında en çok kullanılan cep telefonu ve bilgisayar kullanımının artması sağlığın bozulmasının temel sebepleri arasında yer almıştır. Bakırcılık, nalbur gibi meslek grupları teknolojinin gelişmesiyle beraber yok olma noktasına gelmiştir.

 

Teknolojinin gelişmesiyle beraber insani ilişkiler de minimum seviyeye inmiştir. Teknolojik aletlere yönelen kişilerin ailevi ve arkadaşlık ilişkilerinde gözle görülür bir düşüş yaşanmıştır. Bundan dolayı da insanların sosyal yönleri giderek azalmakta olup; zaman içerisinde sürekli halde bu durum gündeme gelmesi halinde ruh sağlığını da olumsuz yönde etkileyebilecektir.

 

Teknoloji savunma ve saldırı alanlarında da gelişerek, kitle imha adı verilen alanda da kendini göstermiştir. İnsan ölümünün hızlı ve kitlesel olarak gerçekleşmesi konusunda da teknolojinin payı oldukça büyüktür.

 

Teknolojinin gelişmesiyle geniş ve uzun yolların ortaya çıkması söz konusu olabilmektedir. Bu durumun sonrasında ormanların sayısında azalma görülebilecektir. Ormanların azalmasıyla beraber canlı türlerinde de düşüş görülebilecektir. Ormanların azalması sonrasında küresel iklim değişiklikleri ve küresel ısınma olayları da ortaya çıkmaktadır.

 

Teknolojinin ortaya çıkması durumunda hava, su ve toprağa bağlı kirlilik de görülebilmektedir. Bu tip kirliliklerin ortaya çıkması durumunda da kanser başta olmak üzere birçok farklı rahatsızlık da görülmüştür. Bu yüzden sağlık harcamaları ve insanların hayatını kaybetmesi gibi durumlar da görülebilmektedir.

2050 yılında nüfusun 9 milyarı geçeceği düşünüldüğünde ne tür sorunlarla karşılaşılabilir?

2050 yılında nüfusun 9 milyarı geçeceği düşünüldüğünde ne tür sorunlarla karşılaşılabilir?

 

2050 yılı insanlık için pek de iç açıcı bir sene olarak görülmüyor. Önceden yapılan tahminlere göre Dünya nüfusunun 9.8 milyar olacağı tahmin ediliyor. Dünya’nın insanların ihtiyacını karşılayamamasından ötürü de ciddi problemlerin ortaya çıkması durumu da kaçınılmaz olarak ifade edilecektir. Şu anki politikalarla hareket edilmesi noktasında Dünya’nın daha da yaşanılmaz bir hal alması söz konusu olabilmektedir. Avrupa ve Amerika kıtalarında nüfus yaşlı ve oldukça az olarak ifade edilse de özellikle Afrika ve Asya kaynaklı nüfus artışının bu tip bir soruna mahal vereceği durumu da görülebilmektedir. İnsanların temel ihtiyaçlarını karşılamaları noktasında daha da büyük zorluklarla karşı karşıya kalmaları durumu da böylelikle ortaya çıkan bir durum olarak görülmektedir.

 

2050 yılında insan nüfusunun 9 milyarı aşmasından sonraki evrede iklim değişiklikleri, sağlık sorunları ve su kaynaklarında azalma gibi durumlar görülebilmektedir. Bu nüfus artışı sonrasında enerji tüketimi ve gıda ihtiyacında da fazlasıyla artış görülebilecektir. Aynı zamanda da canlı türlerindeki azalma durumunun da görülmesi durumu tamamen çevre kirliliğinden dolayı da ortaya çıkacak olan bir sorun olarak ifade edilecektir. Sera gazlarının nüfusa bağlı olarak artışı da söz konusu olabileceğinden dolayı iklim koşulları da bariz bir biçimde de değişim gösterebilecektir. Böylelikle de Dünya genelinde sıcaklık artışları 3-6 derece arasında gerçekleşecektir.

 

Uluslararası sözleşmelere göre iki derecelik bir hedef 2050 yılında belirlenmiş olsa da 3-6 derece arasında olması ciddi bir tehdit olarak görülüyor. Dünya genelinde var olacak olan su ihtiyacının % 55 oranında artış göstereceği ön görülürken bundan dolayı insanoğlunun %40’ının da su bulma sorunu yaşaması durumu da kesin olarak görülebiliyor.

 

İnsan nüfusunun artışıyla beraber kentleşme de aynı oranda fazlalaşacaktır. Bundan dolayı da hava kirliliği de fazlasıyla ortaya çıkan bir olumsuzluk olarak görülmektedir. Hava kirliliğinin olumsuz sonuçları da görülebilecek ve insan sağlığı da ciddi oranda bozulacaktır. Böylelikle de erken ölümlerin ortaya çıkabileceği bir durum da kestirilebilecektir.

Dünya nüfusunun Sanayi Devrimi’nden sonra hızla artmasının başlıca nedenleri nelerdir?

Dünya nüfusunun Sanayi Devrimi’nden sonra hızla artmasının başlıca nedenleri nelerdir?

 

Sanayi Devrimi, insanoğlunun en önemli dönemleri içerisinde yer alabilmektedir. Bu noktada insanoğlunun değişimi ve yaşam şartları da gözle görülür bir biçimde de farklılık göstermektedir. Sanayi Devrimi ile beraber tarım alanında ilk olarak gelişme yaşanmış olup; üretim artışı yaşam düzeyini de olumlu yönde değişkenlik göstermiştir. Bundan kaynaklı olarak da nüfus artışı da görülebilmektedir.

 

Sanayi Devrimi önce İngiltere’de sonra diğer Avrupalı devletlerde etkisini göstermiştir. Sömürgecilikten ve ticaret gelirlerinin artmasından dolayı hızlı bir nüfus artışı kısa süreli olarak görülmüştür. Ancak daha sonraki zaman zarfında da nüfusun azalması durumu da görülebilmektedir.

 

Üretim içerisinde görülen artıştan kaynaklı olarak gelir seviyesi de önemli bir noktada yer almaktadır. İnsanların hayatlarını daha da lüks bir biçimde gerçekleştirmeleri ve refah seviyelerinin artması durumu da nüfus artışının kaynakları arasında yer almaktadır.

 

Sanayi Devrimi ile beraber iş olanakları da artacağından dolayı insanların daha rahat seyahat etmeleri durumu da ortaya çıkabilmektedir. Bu tip olanaklar da nüfus artışının hızlı bir biçimde artış göstermesinin temelleri arasında yer alabilmektedir.

 

Sanayi Devrimi esnasında kademeli olarak üretimin artmasına, ticaretin gelişmesine ve iş gücüne olan ihtiyacın artmasına dayalı olarak da ilk etapta son derecede fazla bir artış olarak görülmüştür. İnsan hayatında olumlu ya da olumsuz sonuçları ortaya koyan Sanayi Devrimi esnasında bu tip bir artışın kısa süreli olduğu da görülebilmektedir.

Baskın ekonomik faaliyet, tarımdan sanayiye geçen bir bölgede sosyal yaşamda ne tür değişimler yaşanır?

Baskın ekonomik faaliyet, tarımdan sanayiye geçen bir bölgede sosyal yaşamda ne tür değişimler yaşanır? Belirtiniz.

 

Tarımsal üretim olan bir bölge içerisinde seri üretim olarak bilinen fabrikalaşma sürecine girilmesi anından itibaren sadece ekonomik ve siyasi farklılıklar görülmemektedir. Aynı zamanda da toplumsal ve sosyal olarak da bu bölgedeki insanların değişim yaşadıkları da

gözlemlenebilmektedir.

Tarımsal faaliyetlerin gerçekleştiği alanlar genel olarak kırsal bölgeler olarak görülmektedir. Çiftçilik ve hayvancılık gibi beşeri faaliyetler de bu bölgede oldukça etkindir. Aynı zamanda da aile planlamasının da yaygın olmadığı bu bölgelerde çok çocuk çok işgücü mantığı da yaygın olarak gerçekleştirilmektedir. Ancak sanayileşmeyle beraber tüm bu gelişmelerde etkili bir değişimin meydana geleceği sonuçlar da ortaya çıkabilecektir. Yaşam kalitesinden günlük alışkanlıklara kadar köklü bir farklılaşma da gözlemlenebilecektir.

 

Sanayi tipi bir yerleşim alanına dönüşen kırsal bölgelerin büyümesi ve gelişmesi söz konusu olabilmektedir. Sanayi faaliyetlerinin aktif olduğu noktalarda nüfusun artış gösterebileceği ve buna bağlı olarak değişik türlerde beşeri faaliyetler de görülebilecektir. Gitgide kentleşme süreci ortaya çıkacak olup, daha fazla kişinin istekleri de karşılanacaktır. Yeni ulaşım imkanları, eğlence yerleri, dini mekanlar, okullar ve hastaneler de insanlara hizmet etmek adına da önemli bir dönüm noktası olarak ifade edilebilecektir.

 

Kentleşme ve sanayi sürecinin başlaması durumunda kişilerin gündelik alışkanlıkları da değişiklik gösterebilmektedir. İnsanların yoğun bir çalışma hayatı içerisine girmeleri ve ekonomik bağlılıkları da ortaya konulabilecektir. Bu yüzden evlenme yaşı da üst rakamlarda olacak ve geniş ailelerin kendilerini çekirdek ailelere bırakması durumu da görülebilecektir. Çiftçi pozisyonunda bulunan kişilerin ise kentleşmeyle beraber işçi olmaları durumu görülerek herhangi bir fabrika içerisinde çalışmaları durumu da etkili olabilecektir.

Ulaşım, ticaret ve turizm faaliyetlerinden hangisi veya hangileri yaşadığınız bölgenin ekonomisinde daha etkindir?

Hizmet sektörü içerisinde en fazla istihdam oranına sahip olan ulaşım, ticaret ve turizm faaliyetlerinden hangisi veya hangileri yaşadığınız bölgenin ekonomisinde daha etkindir? Nedenleriyle birlikte sınıfta paylaşınız.

 

Hizmet alanında yer alan ulaşım kapsamında en etkili şehirler olarak İstanbul ilgi çekmektedir. Deniz, hava ve kara ulaşımında ön planda yer alan bir şehir olarak gündeme gelen İstanbul, bu tip hizmet faaliyetlerini maksimum bir biçimde göstermesinde nüfus oldukça önemli bir detay olarak adlandırılmaktadır. Denize olan kıyısının yanı sıra 2 havaalanına sahip olması ve ülkenin her yanından ziyaretçileri de ağırlayabilmesi aşamasında fazlasıyla etkin bir ağa sahip olarak görülebilmekte olan bir şehir olarak ifade edilmektedir.

 

Ticaret de ön planda yer alan hizmet biçimlerinden bir tanesi olarak ifade edilmektedir. Ticaret de genel olarak ülkemizin en fazla aktif olan noktası olarak Çatalca-Kocaeli Bölgesi içerisinde herhangi bir tesisin en yaygın olduğu görülebildiği için pazarlama ve ticaret faaliyetleri de en etkili biçimde de bu bölgede kendini gösterebilmektedir. Ticaretten kaynaklı olarak üretimin de yaygın olduğu ve fazlasıyla talebin de baş gösterdiği bir bölge içerisinde iş gücü istihdamı da fazlasıyla ön planda yer alabilmektedir.

 

Turizm konusuna değinmek gerekirse ülkemizin farklı farklı noktaları ön plana çıkabilmektedir. Deniz sezonunda genel olarak Ege ve Akdeniz Bölgeleri öne çıksa da özellikle Antalya ili içerisinde kış başlangıcına kadar bu dönemin uzadığı görülebilmektedir. Kış turizmi için Uludağ, Palandöken ve Kartalkaya önemli ziyaretçi noktaları olarak ön plana çıkmaktadır. Son olarak ülkenin genel olarak her noktası farklı medeniyetlere zaman içerisinde ev sahipliği yaptığından dolayı her noktası tarihi turizm için büyük önem arz edebilecek seviyede de kabul görebilmektedir.

İçimizdeki Şeytan – Sebahattin Ali

Sebahattin Ali – İçimizdeki Şeytan kitabı hakkında yorumları ve özeti yazımızda bulabilirsiniz.

 

Yazarlığında tartışmasız bir şekilde toplumcu kişiliğini gerçekçi bir düzleme oturtarak okuyucuya anlatan Sabahattin Ali, kendi yaşamındaki deneyimlerini aktarırken Cumhuriyet Dönemi edebiyatını etkileyen yazarlardan biri olmuştur. “İçimizdeki Şeytan” adlı romanıyla toplumdaki olayların insanları yaşantıları üstünde kurduğu baskıyı ve çaresiz kişilerin nasıl bir dar boğaza girdiğini gösteriyor.  Toplumdaki ileri gelen kişilerin karanlık yüzlerine ve içlerinde bulunan kötülüklere değiniyor.

 

“İçimizdeki Şeytan” kitabında Ömer ve Nihat adında iki üniversite öğrencisi olan gencin arkadaşlıkları ve Macide’nin aşkını anlattığı hikayeleriyle maddiyattan ve zorluklardan dolayı toplumsal baskılara nasıl yenik düşülebileceğini gözler önüne serer.

 

Ömer arkadaşı Nihat ile gece alemini ve içmeyi seven iki kafadar olarak Kadıköy sokaklarını ve meyhaneleri arşın ederler. İkisi de edebiyata meraklı kişilerdir. Aynı zamanda Ömer postahane memurluk yapmaktadır.  Macide ise mektep yıllarını Balıkesir’de baba ocağında okumuş.  Mektep’teki bir musiki muallimi aracılığıyla piyanoyla tanışmış ve merak salmış. Piyanoda yetenekli bir genç kızdır. İlk zamanlar mektepteki muallimle olan ilişkisi mektep müdürü tarafından hoş karşılanmamış hatta aralarında hiçbir şey yokken mektep müdürü muallimi Macide’ye aşık olmakla suçlamıştır. Bu suçlama Macide’nin kulağına gelmesine rağmen pek önemsememiştir. Ancak istemeden de olsa ikisi arasında anlamadıkları duygular ortaya çıkmaya başlamıştır. Macide mektebi bitirince babası istemeyerek de olsa  Emine teyzesinin ısrarına dayanamayarak İstanbul’a konservatuar okuması için gönderir.  Ömer, Macide’yi bir gün yine Nihat ile birlikte kafaları çekmek üzere bir meyhaneye giderken vapurda görür. Aşık olur. Ömer daha sonradan Macide’nin Emine Teyze’sinde kaldığını öğrenir.  Evlerine gider. O sırada Macide’nin babasının ölüm haberi gelmiştir. Macide kendisini odaya kapamıştır. Ömer sabaha kadar Macide’yi beklemiştir. Sabah olunca Ömer Macide’yi alıp okuluna bırakmıştır. Ömer ile Macide kendilerini tanımaya pek zaman vermeden evlenirler. Fakat Ömer’in memurluktan aldığı para evi zor geçindirmektedir.

 

Ömer evlenmesine rağmen gece hayatını bırakmaz hatta Macide’yle birlikte gitmeye başlar. Gittikleri yerlerde yaşadıklarından dolayı Macide kocasından iğrenmeye başlar. Bu arada hayatlarına Ömer’inde eski arkadaşı olan Bedri Bey yani Macide’nin mektepteki ilk Musiki muallimi katılır. Bedri halen Macide’ye aşıktır. Ömer ile Macide’nin hayatları geçim sıkıntısı yüzünden zorlaşır. Bedri Macide’ye olan aşkından dolayı para yardımı teklif eder. Ömer yapı gereği hiçbir teklifi ve isteği geri çevirmeyen biri olduğundan dolayı kabul eder.

 

Sabahattin Ali “İçimizdeki Roman”  kitabında Ömer ile insanın içindeki şeytanı  özdeştirmiştir. Çünkü Ömer bütün her şeyin suçunu içindeki şeytana yükleyen bir karakterdir.

 

Diğer kitap özetleri için kitaplar kategorimize bakabilirsiniz…

Eskici Ve Oğulları – Orhan Kemal

Orhan Kemal – Eskici Ve Oğulları kitabı hakkında yorumları ve özeti yazımızda bulabilirsiniz.

 

Edebiyatımızın üstatları arasında yer alan Mehmet Raşit Öğütçü yani bilinen adıyla Orhan Kemal’in en can alıcı eserlerinden Eskici ve Oğulları’nda maddi durumların aile hayatını nasıl zorlaştırdığını anlatmaktadır.  Bugüne kadar yazmış olduğu eserlerde gelişimin, umudun ve aydınlık olmanın yanında taraf olmayı benimsemiş olan Orhan Kemal bu kitabında da bu konular üzerine değinmiştir. Eskici ve Oğulları’nda bir ailenin maddi zorluklar içinde eğitimsizlik yüzünden nasıl dağılma hatta yok olma seviyesine geldiğini tüm gerçekliliğiyle dile getirmiştir.

 

Çukurova’nın eski bir o kadar da ünlü semtinde  yaşayan Eskici Topal ‘ın dükkanı  eski kentin ana caddelerinden birine paralel olan bozuk parke taşlı bir sokakta üst üste alt alta dükkanların olduğu bakkal, kunduracı ve berber dükkanlarının arasındaydı. Dükkanının çok talibi vardı. Hatta istese dükkanında tomarla para kazanırdı. Kiracı Topal dükkanı bölerek kiraya verse işlerini yoluna koyar iki oğluyla birlikte ısmarıkçılığa başlardı. Sert, kaba ve ağzı bozuk bir adamdı. Küçük oğlu bu huyuna çok sinir olurdu. Ancak ağasına saygısından bir şey demezdi. Büyük oğlu ise gariban ve babasına saygı da kusur etmeyen bir delikanlıydı. Ancak babasının patavatsız sözlerinden o da bıkmıştı. Zaten iki oğul da dükkanı beğenmezdi. Babalarıyla da çalışmak istemezlerdi. Keza Eskici Topal da dükkana dem vururdu. Büyük oğul para biriktirip tekerlik bir dükkan yapacak mahalle mahalle gezip kundura tamir edecekti.

 

Orhan Kemal, Eskici ve Oğulları’nı anlatırken oğulların hayallerinden ve babalarının destursuz hareketlerinden bahseder. Eğitimsizlik ve bilgisizliğin insanın başına neler açabileceğini gözler önüne sererdi. Kitapta oğulları ve eskici kavga eder. Ayrı düşerlerdi. Oğulları ısmarıkçılık hayallerini gerçekleştirmek üzere pamuk toplamaya gider. Eskici de dayanamaz peşlerinden gider. Ancak tüm aile bilgileri olmayan ve daha önce yapmadıkları bir işe kalkıştıkları için beceremez.  Hatta dağılma eşiğine gelir.. Orhan Kemal tüm bunların aslında sadece eğitimsizlikten değil. İnsanın para karşısında nasıl aciz ne kadar değersiz kaldığını, paranın kölesi olan insanların başlarına nelerin geleceğini anlatmak istemiştir.  Eskici ve Oğulları pamuk tarlaların sıcağında ve sıtma hastalığının illetiyle tekrar mahallelerine geri döner. Oğullarından büyük oğlu ölüm döşeğine girer. Eldeki avuçtaki her şeyi satarak iyileştirirler ancak bu sefer hem oğulların hem de eskicinin şikayet ettiği dükkan ellerinde vardır. Ne de beğenmedikleri makineleri.

 

Diğer kitap özetleri için kitaplar kategorimize bakabilirsiniz…

Her Şey Seninle Başlar – Mümin Sekman

Mümin Sekman Her Şey Seninle Başlar kitabı hakkında yorumları ve özeti yazımızda bulabilirsiniz.

 

Kişisel gelişim kitapları arasında en yalın anlatımla okuyucunun beğenisini kazanan ve popüler olan kitaplar arasında yer “Her  Şey Seninle Başlar” kitabı Mümin Sekman’ın güzide kitaplarındandır.  Kişinin kendini tanımasına ve çözüm kendisinde olduğuna dair bir bakış açısı getirmektedir. Özellikle anekdotlar ve hikayeler ile öğrenilmiş çaresizliği anlatarak aslında çaresizliğin öğrenilebilen bir şey olduğu gibi başarılı olmanın veya başarmanın da öğrenilebileceğini vurgulamıştır. Her insanın içinde sandığında fazlası olduğunu sadece bunun açığa çıkmayı bekleyen bir maden gibi gömülü kaldığını anlatmaktadır.  “Her Şey Seninle Başlar” derken insanların umutsuzluk içinde olduğunda bile aslında umutsuzluğun başlama sebebinin kendileri olduğunu fark etmelerini sağlamaya çalışmıştır. Bu yüzden her şey seninle başlar diyerek değişiminde kendilerinin başlatması gerektiğini vurgulamıştır.

 

İnsanların genellikle zamanın olduğundan şikayetçi olduklarına dikkat etmiş bunun bir bahane olduğunu doğru şeyler yapmak için zamanın yanlış değil düşüncelerin yanlış olduğunu söylemiştir. Çünkü Mümin Sekman’a göre insanlar hep rüzgarı suçlar oysaki insanların rüzgara karşı durmak yerine rüzgarla birlikte yelkenlerini kullanmayı öğrenmeleri gerekir.

 

Her Şey Seninle Başlar kitabında başarısızlıkların ve korkuların temeline inerek insanların önce bu temel sebepleri kavrayıp ortadan kaldırmaları amaçlanmıştır. Sebeplerin çoğunun kişilerin kendi kendileriyle muhasebe yapmadıklarını bu yüzden suçu hep başkalarına attıklarını gözler önüne sermiştir. Oysaki başkaları yapabiliyorsa kendilerinin de bir şeyleri yapabileceklerini öğretmeye çalışmıştır.

 

Mümin Sekman, Her Şey Seninle Başlar kitabıyla kişilerin zorluklar karşısında mücadele gücünü arttırmasını, birçok kere denemiş olmasına rağmen başarısızlıklardan dolayı atalet içinde olmamaları gerektiğini ve önemli olanın denemek olduğunu vurgulamıştır. Çünkü ampulün icadı bile bir çok deneme sonucunda olmuştur.  Özellikle kitabında bu durumu şu cümleyle özetlemiştir :  “Engellerden dolayı, her başarısız olduğumuzda inancımızı biraz daha kaybederiz, bu da engeller ortadan kalktıktan sonra tekrar deneme isteğimizi tüketir.” Aslında kitapta öğrenilmiş çaresizlikten çok öğrenilmiş başarısızlığa değinilmiştir. Ancak başarıya giden yolun sadece çok denemek ve çok çalışmaktan ibaret olmadığını da anlatmıştır. Başarı getiren en önemli olan faktörlerden birinin de işini çok iyi yapmak olduğu vurgulanmıştır. Bunu da vurgularken şöyle bir anekdot kullanmıştır.  Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse,Michelangelo’nun resim, Beethoven’ın beste veya Shakespeare’ in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki, herkes durup, ” Burada işini çok iyi yapan bir çöpçü yaşıyor’ desinler.”

 

Diğer kitap özetleri için kitaplar kategorimize bakabilirsiniz…

Sınırların Olmadığı Dünya – Mike Moore

Mike Moore – Sınırların Olmadığı Dünya

 

Mike Moore  Dünya Ticaret Örgütü başkanlığı yapmış bir siyaset adamıdır. Sınırların Olmadığı Dünya kitabında da  Özgürlüğü, gelişimi, serbest ticareti savunmuştur. Bu doğrultuda küresel yönetime değinmiştir.  Küreselleşme hakkında bir çok detay vererek getirdiği sorunlara ilişkin önemli önerilerde bulunmuş. Dünya Ticaret Örgütü aracılığıyla bu sorunların çözümü için sunduğu katkıları anlatmıştır.

 

Mike Moore’un Dünya Ticaret Örgütü genel direktörlüğü dönemine ilişkin düşünceleri serbest ticaret tartışmasına önemli katkılarda bulunuyor. Moore 14-15 li yaşlarda mezbahada çalışmak için eğitimini yarım bırakmış bir çocuğun,  küresel dünya ticaret sistemine kaideler ve kurallar getirmekten ayrıca bu sistemi yönetmekten sorumlu bir topluluğun başına geçmeyi nasıl başardığını gözler önüne seriyor.

 

Sınırların olmadığı Dünya’da şansız Seattle toplantısının kısa bir süre öncesinde Dünya Ticaret Örgütü yönetiminin başına gelen Mike Moore öncelikli olarak ele aldığı konu yoksul ülkelerin sorunlarıyla ilgilenerek ve çoğunlukla karşı tavır içinde olan bir çok sivil toplum örgütleriyle açık tartışmalara girerek çözüm bulmaya çalışmak oldu. Dünya Ticaret Örgütü’nde reformlar yaratmaya çalıştı. Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip ülkeler arasında lider olan Çin de dahil olmak üzere , Dünya Ticaret Örgütü’ne yeni üye olarak katılan on ülkeyle yapmış olduğu başarılı görüşmelerin iç yüzünü de içeriden hatta yönetimin başı olarak anlatıyor.  2001 yılının Kasım ayında Doha’da yapılan toplantıda , bu ülkeler in gelişime odaklı ticaret tartışmalarının yeni bir oturumuna katılma sözü vermiş olmalarından gurur duyduğunu bu başarıdaki önemli olan faktörleri detaylıca anlatmaktadır. Ayrıca Mike Moore, Sınırın Olmadığı Dünya kitabıyla Dünya Ticaret Örgütü’ne yönelik olumsuz eleştiri ve saldırıları yanıtlamaktadır. Dünya Ticaret Örgütü’nün kurallara bağlanmış serbest ticaret konusunda verdiği sözün dünya üzerindeki en yoksul ülke ve o ülkelerin yurttaşlarından milyonlarcasını kalkındıracak en büyük umut olduğunu ileri sürüyor. Sınırların Olmadığı Dünya birbirine gereksinim duyan ve yeni yeni bütünleşmeye başlayan dünyamızı inceliyor. Ortaya çıkmakta olan küresel sivil toplum konusunda küresel yönetiminin ortak zorlukları üzerine yeni bakış açıları sunuyor.  Küresel sorunlarda sivil toplum örgütlerinin küresel ve toplu yönetimlerin meydan okumalarına yönelik yeni perspektiflerini karşılarına nasıl sunduğunu ve bu sorunlarda ulusal ve uluslararası örgütlerin bir arada olmasını sağlayacak birleştirici fikirlerini anlatıyor.

 

Diğer kitap özetleri için kitaplar kategorimize bakabilirsiniz…

TÜİK tarafından toplanan verilerin bölgesel kalkınma projelerine katkıları neler olabilir?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından toplanan verilerin bölgesel kalkınma projelerine katkıları neler olabilir?

 

Ülkemizin her noktası farklı beşeri faaliyetleri içermekte olduğundan dolayı, bölgesel olarak kalkınma projeleri gerçekleştirmek ideal bir fikir olarak görülmektedir. Bu tip projelerin belirlenmesinde bölgelerde var olan işlevlerin ya da bölgelerin potansiyellerinin belirlenmesi noktasında da istatistiksel verilerin ortaya çıkması durumu söz konusu olabilmektedir. TÜİK tarafından ortaya konulan veriler ışığında da şehirlerin farklı farklı beşeri faaliyetler çerçevesinde gelişme göstermesi sonucu ortaya konulabiliyor. Tarım, turizm, hayvancılık ve madencilik gibi beşeri faaliyetlerin farklı farklı biçimlerde yer almalarına dair durumlar da bu konuda son derecede ideal bir rapor olarak görülebilmektedir.

 

Bir şehrin içerisinde yer alan yeraltı ve yer üstü kaynaklarına dayalı olarak değerlendirmelerin yapılması sonrasında gereken geliştirme durumu da gündeme gelebilmektedir. Bundan ötürü de gereken fonların sağlanarak gereken tüm tesislerin etkili olabilecek olan bölgelere iletilmesi durumu da söz konusu olabilmektedir. Herhangi bir tarım ürünün ya da yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesi noktasında da bu tip verilerin önemli birer ayrıntı olduğu da gözlemlenebilmektedir.

 

Bir şehre gelen yerli ya da yabancı turistler de her yıl belli dönemlere bağlı olarak sayısal verilere dayandırılmaktadır. Eğer ki bu tip bir grafikte herhangi bir düşüş görülebilmekteyse yeni fikirlerin devreye girmesi gerekmektedir. Özgün fikirlerin işleme geçirilmesi sonrasında var olan turizm potansiyelinin eskisinden daha iyi bir hale gelmesi durumu da görülebilmektedir.