Toplumsal hayatımızda demokrasinin önemini içeren sözcük ya da cümleler yazınız.

Toplumsal hayatımızda demokrasinin önemini içeren sözcük ya da cümleler yazınız. 6 cümle ve kısaca açıklayınız.

Toplumsal hayatta demokrasinin önemi belirgin şekilde fark edilebilir düzeydedir. Eşitliğin, hukukun, hoşgörünün ve huzurlu yaşamın anlayışı tamamen demokrasi üzerine kurulu olarak görülür.

 

Toplumsal Hayatımızda Demokrasinin Önemini İçeren 6 Cümle

 

1-Halkın kendi kendini yönetme biçimidir.

Demokraside halk kendi yöneticilerini kendisi seçer. Çoklu oylamanın yapılmasıyla beraber kimin seçileceği oy üstünlüğüyle belirlenmektedir.

 

2-Demokrasinin Temel İlkeleri: Milli egemenlik, hürriyet ve eşitliktir.

Demokrasinin temel ilkeleri, toplum içerisindeki yaşayışın en iyi şekilde gerçekleştirilmesine yöneliktir. Hürriyet ve eşitliğin geçerliliği herkes için aynıdır.

 

3-Devletin vatandaşa karşı görevleri vardır.

Demokrasi anlayışını benimseyen toplumlarda, devletin vatandaşlarına karşı belli başlı görevleri bulunur.

 

4-Özgürlük hakkı.

Toplumsal hayatımızda demokrasinin en önemli etkisi, özgürlük hakkını sağlamasıdır. Her bireyin sahip olduğu özgürlük hakkını hem fikri hem de mülkiyet anlamında kullanabilmesi mümkündür.

 

5-Farklı görüşler için birleştirici özelliği.

Farklı görüşlerin tamamı için birleştirici özelliğe sahip olan demokrasi, toplumsal anlamda yaşanabilecek ayrıştırmalar için engelleyici niteliğindedir.

 

6-İnsan hayatına ve iradesine değer.

Bir toplumun en önemli parçası insanlardır. Demokrasinin toplumun temeli olan insan hayatına ve iradesine verdiği değer yüksek seviyededir.

 

Toplumsal hayatımızda demokrasinin önemi bu cümlelerle açıklanır. Türkiye Cumhuriyeti’ne Atatürk’ün armağan ettiği demokratik yönetim biçimi günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Toplumsal açıdan bütünlüğü koruma açısından mevcut olan demokrasi anlayışı her zaman hakları korumaya yönelik olarak varlık gösterir. Demokrasinin önemi hayatın tüm anlarında yadsınamaz bir gerçek olarak ön plana çıkar.

Bir toplumda insanların farklı düşüncelere sahip olması o topluma nasıl bir zenginlik katar?

Bir toplumda insanların farklı düşüncelere sahip olması o topluma nasıl bir zenginlik katar? Tartışınız.

Bir toplum çok sayıda farklı düşünceye sahip olan insandan oluşur. Her toplumda yaşamını sürdüren insanların tamamen kendilerine özgün düşüncelerinin bulunuyor olması, toplumsal açıdan zenginliğin göstergesi olur. Herkesin tek bir düşüncede birleşmesi son derece zor olduğu gibi bununla beraber olumsuz etkilere de sahiptir. Öte yandan düşüncelerin farklılaşması toplumsal açıdan pozitif bir durumdur.

 

Toplumda İnsanların Farklı Düşüncelere Sahip Olmasının Kattığı Zenginlikler Nelerdir?

 

Kültürel Zenginlik

Toplumdaki insanların sahip oldukları farklı düşüncelerin en önemli getirisi olarak kültürel zenginlik görülebilir. Coğrafyaların her birinin tamamen kendilerine özgün yaşayış biçimleri bulunur. Kültürel değerler açısından farklılık gösteren bireylerin sahip oldukları farklı düşünceler, toplumdaki değerdir.

 

Hoşgörü

Bir toplumda yaşayan insanların farklı düşüncelere sahip olması, diğer insanların hoşgörülü olmasını sağlar. Hoşgörü, toplumsal açıdan en önemli zenginlik olarak tanımlanır. Herkesin birbiriyle aynı düşünceyi paylaşmasa bile ortak özelliği olarak hoşgörü ön plana çıkar.

 

Toplum Bilinci

Toplumsal bilinç açısından farklı düşünceler çok sayıda farklı avantajı beraberinde getirmektedir. Bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerinin gelişmesi anlamında toplumun sahip olduğu bilinç fark yaratan özelliklerin başında gelir.

 

Yeni Düşünceler Öğrenme

İnsanlar toplum içerisinde birbirleriyle bir şekilde iletişim içerisindedirler. Yeni düşüncelerin öğrenilebilmesi için farklı düşüncelerin dinlenmesi gerekir. Toplumsal zenginlik açısından bireylerin kendilerine ait düşüncelerinin yanı sıra diğer insanların ne düşündüklerini bilmeleri önem arz eder.

 

Bir Bütün Olarak Yaşamak

Bir bütün halinde yaşamak farklı düşüncelerin bulunmasının getirilerinden biridir.

Demokratik bir toplumda insanların birbirlerinin farklı fikirlerine ya da düşüncelerine yaklaşımları nasıl olmalıdır?

Demokratik bir toplumda insanların birbirlerinin farklı fikirlerine ya da düşüncelerine yaklaşımları nasıl olmalıdır? Tartışınız.

Demokratik toplumların belirli ortak özellikleri vardır. Bu özellikler arasında en çok ön plana çıkanı, insanların toplum içerisinde birbirlerinin fikir ve düşüncelerine karşı yaklaşımlarıdır. Demokratik toplumlarda milli egemenlik, hukukun üstünlüğü, düşünce özgürlüğü, fikir özgürlüğü kavramları birbiriyle iç içedir.

 

Demokratik Toplumlarda Fikir ya da Düşüncelere Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?

 

İnsanların birbirlerinin farklı fikirlerine ya da düşüncelerine karşı olan yaklaşımları her zaman ılımlı olmalıdır. Demokratik toplumların tamamında mevcut olan özgürlüklerden birisi bireysel düşüncel özgürlüğü olarak belirlenmiştir.

 

Hoşgörülü yaklaşım toplumsal açıdan bütünlüğü sağlama noktasındaki en önemli ayrıntılardan biridir. Bu nedenle toplumdaki farklı fikirlere ve aynı zamanda düşüncelere karşı her zaman hoşgörülü olmak gerekir.

 

Barışın, güvenin ve huzurun devam etmesi için insanların birbirlerine karşı olan saygılarını her zaman korumaları gerekmektedir. Toplumdaki her düşüncenin sahip olduğu önem yüksek seviyededir. Her insanın aynı fikir ve düşüncede buluşması imkansızdır. İnsanlar düşünen varlıklar olarak toplum içerisinde yaşantılarını sürdürürler.

 

Farklı fikirlerin, düşüncelerin bulunuyor olması toplumu toplum yapan en önemli özelliktir. Demokratik toplumlar bu durumun farkında olarak insan ilişkilerinde birbirlerine karşı her zaman naziktirler.

 

Hem fikir hem de düşüncelerin farklı olduğu durumda hiçbir zaman saldırgan tavırla karşı tarafa yaklaşmamak demokratik olmanın bir gerekliliğidir. Bilinmelidir ki; herkes toplum içerisinde eşit hakka sahiptir. İnsan olmanın bir getirisi olarak özgür fikir ve düşünce hakkını kullanabilme hakkı geçerlidir.

Sosyal Hayatın Temeli Olan Aileyi Korumak İçin Anayasamızda Bulunan Maddeler

Sosyal hayatın temeli olan aileyi korumak için anayasamızda bulunan maddeleri araştırarak defterinize yazınız.

Aile, sosyal hayatın temel taşını oluşturur. Ailenin korunmasına yönelik olarak anayasada bulunan maddelerin her biri bu noktada toplumsal açıdan önemli birer madde şeklinde belirlenmiştir.

 

Sosyal Hayatın Temeli Olan Aileyi Korumak için Anayasamızda Bulunan Maddeler

 

 

Madde 10 

  • Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun  önünde eşittir.

 

Madde 41

  • Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
  • Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.

 

Madde 21

  • Kimsenin konutuna dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.

 

Madde 20

  • Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

Devlet yukarıdaki maddelerin tamamında belirtilen şekilde aileyi korumakla yükümlüdür.

Aile üyelerinizle ya da sınıf arkadaşlarınızla zaman zaman farklı düşündüğünüz konular oluyor mu?

Sizin de aile üyelerinizle ya da sınıf arkadaşlarınızla zaman zaman farklı düşündüğünüz konular oluyor mu? Böyle bir durumda ne yapıyorsunuz?

 

Tüm insanlar, kendilerine özgün düşüncelere sahip olmada özgürdürler. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamı için anayasada belirtilen maddelerden birisi de düşünce özgürlüğüdür. Aile bireyleriyle olan düşünce farklılıklarında herkesin fikirlerini paylaşması doğru olan seçenektir. Aynı şekilde arkadaşlarla da düşüncelerin ayrıldığı zamanlar olabilmektedir. Birbirinden farklı konular üzerine farklı düşünebilmek mümkündür.

 

Aile Üyeleri ve Sınıf Arkadaşlarıyla Farklı Düşünülen Konularda Ne Yapılır?

 

1-Saygı Çerçevesinde Konuşma

Düşünceler de farklılık olsa bile aile üyeleri veya sınıf arkadaşlarıyla saygılı şekilde konuşulur. Tüm düşüncelere karşı saygılı olmak en önemli noktadır. Tamamen saygılı şekilde düşüncelerin konuşulması doğrudur.

 

2-Paylaşımda Bulunma

Bir düşüncenin neden desteklendiğine dair karşı tarafın bilgi sahibi olmasına yönelik olarak paylaşımda bulunma erdemli bir harekettir. Hem aile içerisinde hem de sınıfta bu konuyla alakalı olarak düşüncelerin tam olarak belirtilmesi fark yaratır.

 

3-Farklı Düşünceleri Öğrenmek

Hem ailede hem de sınıf arkadaşları arasında düşüncelerin farklı olması durumunda, karşı tarafın neden kendine özgün düşündüğünü öğrenmek için konuşmalar yapılır.

 

4-Farklı Düşüncelere Karşı Saygılı Olmak

Tıpkı konuşmalarda olduğu gibi farklı düşüncelere karşı saygılı olunması gerekir. Düşünceleri yüzünden hiç kimsenin dışlanması söz konusu olmaz. Farklı düşünülen konuların tamamı için her birey kendi hakkına sahiptir.

 

5-Düşünce Özgürlüğünü Kabul Etmek

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamı için geçerli olan düşünce özgürlüğü maddesinin bilinmesiyle farklı düşünülen konuların tamamı için fikirlerin belirtilmesi hem aile içi hem de sınıf ortamında gerçekleştirilebilir.

Çürükler niçin dişlerin öğütücü yüzeylerinde daha çok bulunmaktadır?

Dişçiler, dişlerin ön ya da arkalarından çok öğütücü yüzeylerinde daha fazla çürük olduğunu gözlemlemişlerdir. Çürükler niçin dişlerin öğütücü yüzeylerinde daha çok bulunmaktadır?

 

Ağız ve diş yapısını ele aldığımız da dişlerin yapı ve görevleri ile ele almalıyız. Ön ve arka dişlerden ziyade önde bulunan dişlerin yapısı ve görevi önemlidir. Dişlerin yüzeyleri de çürüklerin oluştuğu yerler arasındadırlar. Dişlerin ön yüzeyine yemek çok temas etmemesine rağmen dişlerin arka yüzeyi daha çok yemekle temas etmektedir. Çürüklerin oluşumu dişler arasında kalan yemek artıklarından dolayı meydana gelir. Yemek artıklarının dişler arasında kalmasından çoğalan bakteriler ağızda daha fazla yer kaplamaya başlayacaktır. Bu çürükler genellikle çukurlu girintili, öğütücü görev yapan dişlerde meydana gelmektedir. Buna sebep olarak kesici ve azı dişlerin yapısının öğütücü dişlerden farklı olduğunu gösterebiliriz. Kesici ve azı dişleri ön ve arka taraflarının temizliği daha kolay ve ulaşılabilirken, diğer dişlerin örneğin öğütücü dişlerin temizlenmesi daha zordur.

 

Aynı zamanda yemeklerin kesici ve azı dişler ile temas süresi öğütücü dişlere göre daha azdır. Öğütücü dişler yediğiniz bir besini öğütmek için çok fazla kullanılırken bir besini kesici dişler ile ısırma daha az yapılan bir çiğneme işlemidir.

Küçük çocuklar ve yaşlı insanların gribe karşı aşılanmaları önerisi için neden yazınız.

Özellikle küçük çocuklar ve yaşlı insanların gribe karşı aşılanmaları önerilmektedir. Aşağıya bu öneri ile ilgili bir neden yazınız.

 

Her insanın bağışıklık sistemi kendine has özelliklere sahiptir. Kimisi çok çabuk hastalıklara yakalanırken bir başkası yılda bir kere hasta olabilir. Bağışık sistemi herkes için farklı olsa da belli yaş grupları ve çevreye göre değişenleri mevcuttur. Bunu açıklayacak olursak aynı kişinin çocukluk gençlik ve yaşlılık halindeki bağışıklık sistemi hemen hemen aynı etkenlere sahipken yaş aralığı ve çevre etkenleri ile hasta olmaya yatkınlıkları farklılık gösterecek. Küçük çocuk ve yaşlılar için ortak olan ise kendini dış etmenlere karşı fazlaca koruyamama durumdur. Çocuklarda bağışıklık sistemi yeni yeni oluşurken aile bakımına muhtaç şekilde tehlikeleri bilmeden sağlık problemlerinden kaçarlar. Yine de çevreyi tanımaya çalışan çocuk yetişkinlere oranla daha çabuk hasta olacaktır. Yaşlılarda ise yine bakıma ihtiyaç duyup tehlikeleri bilip bu tehlikelerden kaçacak gücün ve vücut yapısının olmaması nedeniyle hasta olmaya daha yatkın hale gelirler.

 

Çocuklarda bağışıklık sisteminin tam oluşmamasından yaşlılarda ise bağışıklık sisteminin azalmasından dolayı gribe karşı aşılanmaları önerilir. Böylece bu kişilerin vücut yapısı daha güçlü hale gelecek ve hastalıklara yakalanma oranı daha çok düşecektir. Özellikle kış aylarında gelen soğuğun etkisi ile birlikte çevrede oluşan grip salgınlarından etkilenmemek için yapılabilinmektedir. Eczanelerde bile bulunabilen bu aşılar hasta olduktan sonra yapılmaz ve tedavi olarak kullanılmaz. Aşı vücudun savunma mekanizmasının kuvvetlenmesine olanak sağlayan mikroplarla savaşan bir yapıdır. Hasta olmamanızı engeller.

Zararlı alışkanlıkların sağlık üzerindeki olumsuz etkileri nelerdir?

Zararlı alışkanlıkların sağlık üzerindeki olumsuz etkileri nelerdir?

 

Hayatımızda rutin yaptığımız birçok davranış bulunur bunlar arasında yararlı ve zararlı alışkanlarda yer alır. Hayatımızı düzene sokmak amacıyla edindiğimiz yararlı alışkanlıkların aksine zararlı alışkanlıklar bizler için hayatımızda baş edemediğimiz sorunlara neden olur. Bu sorunların başında sağlık sorunları önemli bir yer tutar. Alışkanlıkların türüne göre değişiklik gösteren birçok sağlık sorunu kişinin ölümüne kadar uzanan bir rutinle tekrar edilerek her gün kişinin daha çok kötüleşmesine neden olur. Öncelikle zararlı alışkanlıklara göre sağlık sorunları değişiklik gösterebilir. En çok bilinen zararlı alışkanlıkların sağlık üzerindeki etkilerini inceleyelim.

 

Sigara alışkanlığının sağlık üzerine olumsuz etkileri:

  • Damarlarda daralma
  • Kalp krizi riski artması
  • Solunum yolu rahatsızlıkları
  • Akciğer ağız yutak ve benzeri kanser türlerinin oluşum riskinin artması
  • Cilt rahatsızlıkları
  • Ağız, diş ve dişeti rahatsızlıkları

 

Alkol alışkanlığının sağlık üzerindeki olumsuz etkileri

  • Metabolizmada yavaşlama
  • Hızlı yaşlanma, çökme
  • Hareket kontrolünde eksiklik yaşama
  • Uyku problemleri yaşama
  • Muhakeme yeteneğinde azalma
  • Elde vücutta titreme
  • Merkezi sinir sistemi hastalıkları
  • Çoğu kansere yakalanma riski
  • Karaciğer de büyüme
  • Kötü kokuya sebebiyet verme
  • Hepatit ve siroz hastalığına
  • Ülsere
  • Kişilik problemleri yaşama
  • Kalp yetmezliğine
  • Kronik tansiyon
  • Sık sık hafıza kaybı yaşama

 

Uyuşturucu alışkanlığının sağlık üzerindeki olumsuz etkileri

  • Zehirlenme
  • Ani ölüm
  • Dişlerde dökülme
  • Cildin hızlı yaşlanması lekelenmesi
  • Gözlerde şaşılık görememe
  • Karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları
  • Kanser başlangıçları
  • Sindirim sistemi rahatsızlıkları
  • Kansızlık kan zehirlenmesi ve kalbin çalışma hızında değişiklik göstermesi

Doğruluk ve yalanı sebep olduğu sonuçlar bakımından değerlendiriniz.

(HADİS: “Doğruluk hayra ulaştırır, hayır da cennete. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (dosdoğru) diye kaydedilir. Yalancılık yoldan çıkarır. Yoldan çıkmak da cehenneme sürükler. Kişi yalancılığı kendine yol edinince Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye kaydedilir.” (Buhârî, Edeb, 69.))

 

Yukarıdaki hadise göre doğruluk ve yalanı sebep olduğu sonuçlar bakımından değerlendiriniz.

 

İnsanların doğru ve yalan söylemeleri onların davranışlarında belirleyici rol oynuyor. Toplumda nasıl tanınmaları hakkında bilgi ve fikir sahibi oluyoruz. Bu hadisi şerifte de bizlere doğru ve yalan söyleyenlerin hem akıbetleri hakkında bilgi veriliyor hem de sebep oldukları durumlar değerlendiriliyor. Kişi doğruyu söylediği sürece onun hep iyiliklerle hayra ulaşacağı belirtiliyor. Ne kadar da zor durumda olursa olsun doğruyu söylemek ilk başlarda zarar edebileceği görüntüsü verse de böyle olmuyor.

 

Zamanın getirdiği hayırlar kişinin doğru söylemesinin haklılığını ortaya çıkarıyor. Sonuç olarak da bu hayırlar sayesinde cennete gideceği müjdesi doğru söylemeye vesile oluyor. Hem Allah katında dosdoğru olarak kaydedilmekte inancımız gereği bizlerin en temel arzusu. Bu amaca hizmet edecek tavır ve davranışlar hangi şart da olursa olsun yerine getirilmeli. Yalansa kişinin hem akıbetinin kararmasına hem de bu dünyada ki işlerinde yoldan çıkmasına sebep oluyor. Söylenilen yalanla aldatılan insanların hakkına girmek de cabası. Yoldan çıkma ile kastedilen ise; dini vecibelerinin artık yerine getiremeyecek derecede dinden uzaklaşması ve kötülüklere bulaşmasıdır. Yani insan yalan söylemekle artık kararan kalbi ile ibadet edemez, ahlaki değerlerin uzağında kötü davranışların arasında bir hayat sürer. Bunun neticesinde hem Allah katında yalancı olarak kaydedilir ki bu istemediğimiz bir durumdur, hem de cehenneme gider.

 

Cehennemse, dinimizin bizlere yasaklara uymadığımız sürece, kötülüklerden kaçmadığımız kadar azap göreceğimiz yer olarak dinimizde iman ettiğimiz bir mekândır. Tabi ki burada ki kısmi zamanlı hayat yerine sonsuz bir yaşayış olan ahiret hayatında cehennemde yaşamak istemeyiz. Ama yalan bu yola soktuğu gibi insanın buraya sürüklenmesine de neden oluyor.

Bir alışverişte aldatıldığınızı anladığınızda neler hissedersiniz?

2

 

Güven kelimesi literatür de farklı şekilde yer almaz. Tek bir gayesi vardır güven kelimesinin. Karşımız da ki insana inanmak. Belli bir amaç olmadan, ona olan iyi hislerimizin yansıması da diyebiliriz. Aslında bu duyguya ihtiyaç duyarız. Çünkü insanlara güvenmemiz onlarla olan ikili ilişkilerimizin gelişmesinde bizlere yardımcı olur. Hatta insanlara güvenmek onlar hakkında kötü düşünceye yer vermemektir de diyebiliriz.

 

Ancak günümüz de bu durum çokta istenildiği gibi gitmiyor maalesef. Güvenmek istese de zorla güvenemiyoruz. Yapılan yanlışlar ve hatalar insanlar hakkında ki düşünüşlerimizi değiştiriyor, kötü yönde şekillendiriyor. Bir alışverişte aldatıldığımızda da bu şekilde hissediyoruz. İnsanlara karşı olan güven duygumuzu yitiriyoruz. Kimseye inancımız kalmıyor. Sanki toplumun tüm bireyi bozulmuş gibi hissediyoruz. Bir kişiden toplumun tümünü sorumlu tutuyoruz. İyi düşüncelerimizin yerini maalesef kötü olanlar alıyor. Bundan sonra ki alışverişlerimizde daha temkinli yaklaşıyoruz insanlar. Acaba tekrar aldatılır mıyım sorusu akıllarımızdan çıkmıyor. Toplumun bu denli nasıl bozulduğunu düşünüyoruz. Sebepleri mantıklı gelmiyor. Ahlaki değerlerin nasıl olurda Müslüman bir toplumda zarar görür diye soruyoruz. İslam’ın emir ve yasaklarında alışverişlerin tümünde ve ticarette haram olduğunun gerçeği, bizlere bu insanların dini tam anlamıyla yaşamadığını hissettiriyor.