Atatürk ile konuşma olanağınız olsaydı ona nasıl teşekkür ederdiniz?

Atam, bunun bir rüya olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum. Ömrümün bana en güzel hediyesi seninle karşı karşıya gelebilmek oldu.

Özgür bağımsız ve kendi ayakları üzerinde dursun diye kurduğun Türkiye Cumhuriyeti’nin genç neferlerinden biri olarak huzurundayım ve tüm kalbimle sana minnet borçluyum.

Bugün senin inşa etmiş olduğun bu Cumhuriyet’te üniversite eğitimini tamamlayıp geleceğin büyükleri olacak bugünün çocuklarına öğretmenlik yapabilme hakkına sahibim. Başöğretmen olarak bize açtığın bu yolda kalbimi doldurduğun vatan ve millet aşkıyla yürümekten koşmaktan ve hatta yorulmaktan her daim onur duydum Atam. Sana yalnızca teşekkür etmek minnet duymak ve yaptıklarını söylemek basit ve basit kalacaktır hissettiklerimin yanında.

Adının geçtiği her an kalbimin titrediğini gözümün dolduğunu, söylemek isterim.

Çünkü sen bir millete küllerinden dolmayı öğrettin.

Türk milleti sana ne kadar minnet duysa ne kadar teşekkür etse azdır ve sonsuza kadar az kalacaktır. Bir millete ayakta kalmayı mücadele etmeyi, bağımsızlığı için can vermeyi öğrettin.

Gün geldi okumayı gün geldi yazmayı öğrettin. Bütün bunları yaparken yalnızca ve yalnızca milletinin sevgisi ile hareket ettin.

Bizler ne şanslı insanlarız ki senin kurduğun Cumhuriyet’te nefes alıyor ve ne şanslıyım ki bende senin armağanın üzerinde yaşıyorum. Bir millet,  bir asır,  bir insan olarak biz senden razıyız, sen de bizlerden razı olursun diye dua ediyorum.

Yaptığın her şey için varlığın için sonsuz minnetle Atam…

Atatürk’ün Türk milleti için yaptığı fedakarlıklara örnekler veriniz.

Atatürk’ün Türk milleti için yaptığı fedakârlıkları özetleyecek olursak Atatürk’ün ilkeleri ve inkılapları bu konuda bize rehber olacaktır.

Atatürk’ün ilkeleri:

Cumhuriyetçilik: milletin kendi kendine yönetebileceği bir yönetim şekli ile halkın sömürgeden kurtulmasını amaçlamıştır.

Milliyetçilik: Her ne olursa olsun milli duygular her şeyden önce tutulmuş.

Atatürk’ün ilkeleri arasında var olan halkçılık Atatürk’ün halk ve millet sevgisini göstermektedir.

Devletçilik: Atatürk’ün Devleti milleti ve halkı ne kadar önemsediğini gösteren ilkelerden biridir.

Laiklik: Din ve devlet işlerinin birbirinden ayırarak halkın dini duygularla sömürülmesine ve yönetimin dini kullanmasını engellemiştir.

İnkılapçılık: her daim yapılması gereken yeniliklerin olduğunu öngören Atatürk milletinin ilerlemesi için İnkılapçılık ilkesini var etmiştir.

Atatürk’ün inkılaplarına baktığımızda siyasal alanda yapılan inkılapları, eğitim ve kültür alanında yapılan inkılapları, hukuk alanında yapılan inkılapları, toplumsal alanda yapılan inkılapları ve ekonomi alanında yapılan inkılapları görürüz.

Türk milletinin kalkınması Türk devletinin ayakta kalması için Atatürk’ün düşündüğü ve yaptığı fedakârlıklar ilke ve inkılaplarının da mevcuttur.

Bunun yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti kurulana dek Kurtuluş Savaşı’nda verdiği mücadele ve cephede en önde çarpışan komutanlardan biri olması Atatürk’ün milleti için yaptığı fedakârlıklardandır. Milletini ve vatanını en çok seven Mustafa Kemal Atatürk ulu önder olarak adını tarihe kazırken sahip olduğu her şey vatan için feda ettiğini bizzat Türk milletine göstermiştir. İşte bu yüzden Atatürk yalnızca bir insan değil Türk milletinin ayağa kalkış hikâyesinin başlangıcıdır.

Çanakkale Savaşı’nda komutan olduğunuzu ve taarruza geçmeden önce askerlerinize bir konuşma yapacağınızı hayal ediniz.

Çanakkale Savaşı’nda komutan olduğunuzu ve taarruza geçmeden önce askerlerinize bir konuşma yapacağınızı hayal ediniz. Konuşma metninize etkileyici bir hitap ifadesiyle başlamayı unutmayınız. Metninizde “özveri, sorumluluk, bayrak, vatan, bağımsızlık, şehitlik” kelimelerini kullanınız.

Evlatlarım!

Birkaç saat sonra burada vatanımız için toprağımız için verdiğiniz kutlu mücadele de zafere varabilmek için taarruza geçeceğiz. Burada hem komutanınız hem babanız olarak geçirdiğimiz günler de birçok zorluğa direnç gösterdiniz sorumluluk aldınız özveride bulundunuz. Bayrağımızın göklerde dalgalanması için verdiğimiz mücadelede geri dönmeyeceğimizi tüm dünyaya duyurmak için buradayız.

Vatan ve vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı için sizler üzerinize düşen her şeyi yaptınız çocuklarım. Vatan yalnızca üzerinde yaşadığımız toprak parçası değildir. Bizim topraklarımız atalarımızın kanlarıyla sulanmış ve şimdi de bizim kanlarımızla sulanarak ulu ve asil topraklar olarak kalacaktır. Şehitlik mertebesine ulaşabilenlerimiz ne mutlu ne güzel insanlar olacaktır.

Birkaç saat sonra geçeceğimiz taarruzda da birçoğumuz şehit olabilir. Toprağımız için özgürlüğümüz için çıktığımız bu yolda ölüm sizi korkutmasın.

İman dolu göğüslerinizle Rabbimden sizlere cennette komşu olmayı diliyorum. Yüreğinizde bir zerre korku barındırmadan düşmanın üzerine yürüyecek korkusuz çocuklarım benim. Sizler vatanımız için yapabileceğiniz her şeyi yaptınız. Taarruzdan sonra bilin ki şehit olanlarınız vatanı için iman dolu bir göğüsle Rab’ının karşısına çıkacak şanslı kullardır. Bu mücadelede zaferin ve hürriyetin topraklarımıza geri gelmesi yegâne hedefimizdir.

Komutanınız olarak var ise sizlere hakkını helal ettiğimi bilmenizi sizlerin de hakkınızı helal etmesini istiyorum. Analarımız bacılarımız kardeşlerimiz her biri sizi hakkını helal etti ve sizlerle iftihar ediyorlar. Türk’ün imanı kuvveti ve gücü sayesinde bu yoldan dönmeyeceğimizi tüm dünyaya sizler ispatlayacaksınız.

Sahipsiz olan memleketin batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır. dizelerinin sizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri anlatınız.

Mehmet Akif Ersoy’un “Sahipsiz olan memleketin batması haktır. / Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.” dizelerinin sizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri anlatınız.

Asıl adı Mehmet Ragif olan Mehmet Akif Ersoy’un esas mesleği veterinerliktir. Ancak vatanın içinde bulunduğu mücadelenin içerisinde şair kimliği ile ön plana çıkmış ve İstiklal Marşı’nın yazarı olarak bilinen milli şair vatan şairi ünvanını almıştır. İstiklal Marşı’nı kaleme aldıktan sonra da Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın diyecek kadar vatanını seven ve vatanı için mücadele eden bir insandır.

Sürgün yılları ve milli mücadeleye verdiği destekleri ile her daim milletin onur ve gurur kaynağı olacak Akif, milletin kurtuluşunu içinde saklayan dizlerinde şairi olmuştur.

Sahipsiz olan memleketin batması haktır

Sen Sahip olursan bu vatan batmayacaktır, dizelerinde

Mehmet Akif Ersoy vatanın kurtuluşu ve refahı için millete düşen görevden ve milletin sorumluluklarından bahsetmektedir. Eğer millet toprağının sahipsiz ve savunmasız olarak bırakırsa elbette düşmanları ve o toprakta gözü olanlar türlü sebep ve bahanelerle millete zulüm edecek ve milletin batması için çaba gösterecektir. Her devirde ve her olayla mutlaka bir hain ortaya çıkacak ve mevcut düzeni bozmak isteyecektir.

Ama millet, vatanının kıymetinin ve önemini bildiğinde onu canı pahasına da olsa koruduğunda ve kolladığında vatanın birliği ve bütünlüğü asla bozulmayacak ve vatan ilelebet hür ve bağımsız olarak milletinde kalacaktır.

 

 

TBMM’ye Gazi Meclis adının verilmesinin sebebi ne olabilir?

TBMM’ye “Gazi Meclis” adının verilmesinin sebebi ne olabilir? Anlatınız.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Gazi meclis denmesinin arkasında yatan sebep Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulana kadar Türk milletinin geçirdiği süreçtir.

Milletin vermiş olduğu Kurtuluş Savaşı’nda mücadelesi esnasında çok sayıda şehit verilmiş ve savaştan dönenler kol, bacak, göz ve benzeri birçok uzvunu kaybetmiştir. Yalnızca savaşa maruz kalmak bile insanların psikolojilerini bozmuş ve bu mücadelenin içerisinden sağ kalıp geri dönebilen kişilere gazi unvanı verilmiştir.

Savaş öncesi 20000000 olan ülke nüfusu savaş sonrası 15 milyona düşecektir. 5 milyon vatandaşın savaşta şehit veren ülkenin kanıyla canıyla çıktığı bu mücadeleden sonra kurduğu Millet Meclisi de yine o savaşa maruz kalmış kişilerin oluşturduğu bir meclistir.

İşte bu sebeple Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Gazi meclis adı verilir.

Hem meclisi oluşturan vekiller hem de meclisin kendisi ağır bir savaştan çıkmış gazi ünvanını hak etmiş durumdadır.

Türk milleti, bütün dünyaya nasıl örnek olmuştur?

Mustafa Kemal Atatürk der ki benim yaradılışımda fevkalade olan bir şey varsa o da Türk olarak dünyaya gelmemdir. Her Türk ferdinin son nefesi, Türk milletinin nefesinin sönmeyeceğini ve onun ebedi olduğunu göstermelidir.

Ulu önder Atatürk’ün bu sözlerinden yola çıkarak Türk milletinin tüm dünyaya ispatlamış olduğu değerlerden bahsedebiliriz.

Yine Atatürk der ki biz ne Bolşevik’iz ne de komünist ne biri ne de diğeri olamayız Türkler milletsever ve dinlerine hürmetkâr bir millettir.

İşte burada tüm dünyaya örnek olan inancımıza bağlılığımız olmaktadır.

Millet olarak ulu bir millet olarak tarihte tanınan Türkler şu şekilde tanımlanmaktadır.

Dünya üzerinde tek bir Türk bile kalsa o kendi devletini kurar.

Yani asla köleleştirilemeyen milletlerden biridir Türk milleti. Türk milletinin azim kararlılık ve çalışkanlık gibi özellikleri de tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. Bizler inançlı ve çalışkan insanlarız. Toprağımızı işler mahsulümüzü aldıktan sonra kadın erkek çoluk çocuk demeden yine çalışırız ve yine üretiriz.

İçinde bulunduğumuz çaresizliklerimizi, kararlılığımız ve inancımız sayesinde içinde bulunduğumuz tüm kötü durumları tüm tarih boyunca bertaraf etmiş bir millet olarak tanınırız.

Ama Türk milletinin tüm dünyaya fiilen gösterdiği mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı’dır. Kurtuluş Savaşı’nda tüm yokluklara ve zorluklara rağmen kanıyla canıyla kazandığı zaferi ve kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ile Mustafa Kemal Atatürk Türk milletinin azmini kararlılığını ve bağımsızlığını tüm dünyaya ispatlamıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin temsilcisi olarak kuruluşundan günümüze hangi mücadeleleri vermiştir?

TBMM, Türk milletinin temsilcisi olarak kuruluşundan günümüze hangi mücadeleleri vermiştir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’den bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisi dâhili Nizamnamesinin kabulünün gerçekleştiği 2 Mayıs 1927 tarihine kadar geçen zaman diliminde Meclisi Mebusan başkâtibi tarafından yürütülen daha sonra adı kâtibi umumi olarak değiştirilmiş bir kurumdur. Bugünkü ismiyle TBMM olarak bilinir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş amacı anayasa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından verilen yasama yetkisinin yerine getirilirken başkanlık divanlarını komisyonlar ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine idari ve teknik belge desteklerinin sağlanması amacıyla kurulmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görevleri şunlardır:

  • Başkanlık divanı komisyonlar genel kurul ve siyasi parti grupları dâhil olmak üzere her türlü bilgi desteği sağlamak.
  • Kanun teklif taslağı hazırlamak
  • Çözümleme tutanak ve basım işlemlerini yürütme

Gibi daha birçok görevi bulunan TBMM kuruluşundan bu yana birçok mücadele vermiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Kurtuluş Savaşı’ndan sonra yaralarını sarmaya çalışan bir milletin kendi kendini yönetebilmesi için getirilen Cumhuriyet rejimi ile beraber meydana gelen bir kurum olduğu için hem toplum hem de yapacağı işler açısından birçok mücadele vermek durumunda kalmıştır. Millet artık kendi vekillerine seçiyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin vekilleri ile millet adına kararlar alıyordu bu yeni sistemin meclis içinde ve meclis dışında birçok sorun ile mücadele etmesi gerekmiştir.

 

Vatan kelimesinin sizde çağrıştırdığı duygu ve düşünceler nelerdir?

“Vatan” kelimesinin sizde çağrıştırdığı duygu ve düşünceler nelerdir? Açıklayınız.

Vatan bir bireyin doğduğu büyüdüğü milletin hâkim olduğu bir üzerinde barındığı toprak parçası veya kara parçası demektir.

Vatan kelimesi, ben de uğruna her mücadeleye vermem gereken yaşadığım yer hissiyatını uyandırmaktadır. Yalnızca üzerinde ikamet edilen toprak parçası olması durumunda bir anlamı yoktur çünkü insan o zaman her yerde yaşayacağını düşünür.

Evimin dünya olduğunu düşünürsem,  vatanımın benim odam olduğunu söyleyebilirim. Çünkü odam benim için özeldir, önemlidir. Sadece uyuduğum yer deyip geçemem.

 

Vatanını seven insan ne yapar?

Söylemler eylemlere dönüştüğü takdirde gerçek kabul edilebilirler. Vatanını sevdiğini iddia eden bir insan vatan için çalıştığında bunu ispat etmiş olur. Bir hayali, bir hedefi, bir yolu olmayan hiçbir birey vatanını gerçekten sevdiğini iddia edemez.

Sevmenin içerisinde emek vermek fedakârlık yapmak vardır. Eğer sevdiğiniz şey için çaba göstermiyorsanız onu gerçekten sevdiğinize kimseyi inandıramazsınız. Oda örneğine dönecek olursak, odamı sevdiğimi söyleyip onu hiç temizlemezsem toparlamazsam odam sevdiğim bir yerden daha çok bir çöplüğe dönüşecektir. İşte bu şartlarda gerçekten odamı sevdiğimi söylemem imkânsızlaşır. Sevdiğimi söylediğim herhangi bir şey için emek sarf etmem ve mücadele vermem gerekir.

Üzerinde yaşadığı toprak parçasına bana özel ve değerli kılan şey benim ona verdiğim emektir. Bu emek gün gelir bir damla su olur gün gelir bir damla kan olur.

Yaşlı kadının Atatürk’ten bir şey istememesini nasıl yorumluyorsunuz?

Yaşlı kadının Atatürk’ten bir şey istememesini nasıl yorumluyorsunuz? Açıklayınız. 

Yaşlı kadın Atatürk’ten bir şey istemeyerek Atatürk’ün Türk halkı için yapabileceği her şeyi yaptığını söylemek istemiş olabilir. Türk mile etinin kurtuluşu için her şeyi yapan Atatürk’ten artık istenecek bir şey olmadığın ve yaptıklarına saygı ve minnet duyulması gerektiğini belirletmek amacı ile böyle davranmış olabilir.

Bununla birlikte Türk milletinin örf adet ve töresinde almaktan çok vermek vardır Türkler kimseden bir şey isteyen bir milleti olmamıştır tarih boyunca. Her zaman kendi ekmeğini kendi yapan kendine zaferini kendi kazanan bir millet olarak tanınan Türk milleti kadınından erkeğine her bir birey ile benzer özellikleri göstermektedir.

Atatürk bir Türk olarak vatanı ve milleti için yapması gereken her şeyi yapmış yaşlı kadın da bunun bilincinde olarak ondan daha fazla bir şey istememiş olabilir.

İnsanın eksiği varsa eksiğini tamamlamak ister belki de yaşlı kadının hürriyeti ve toprağının huzuru dışında bir eksikliği yoktu ve Atatürk’ten isteyecek bir şey de yoktu çünkü Atatürk Türk milletinin bağımsızlığını ve vatanın bütünlüğünü sağlayarak yaşlı kadının tüm dua ve dileklerini yerine getiren vesile olmuştu.

Aşağıdaki durumları gerçekleştirirken kullandığınız bilgileri düşününüz.

Aşağıdaki durumları gerçekleştirirken kullandığınız bilgileri düşününüz. Bu bilgileri doğrulamak için hangi ölçütlerin kullanılması gerektiğini nedenleriyle beraber boş bırakılan yerlere yazınız.

Meslek Seçerken

Meslek seçerken başvurulan bilgi türleri kişiden kişiye değişiklik gösterecektir. Meslek seçerken duygusal bir yaklaşım gösteren kişiler sezgisel bilgi türünü kullanabilir. Ancak meslek seçimine daha çok ekonomik yaklaşan kişiler, gündelik bilgi türünden yararlanırlar. Sezgisel bilgi türünün duygusal anlamda kullanıldığının doğrulaması; kişinin sezgisel olarak bu mesleği yapabileceğini bilmesidir. Ancak ekonomik açıdan yaklaşanlar, paranın nasıl bir güce sahip olduğunu gündelik bilgi aracılığı ile bilirler.

Teknolojik Bir Alet Satın Alırken

Teknolojik bir alet satın alırken kullanılan bilgi türü, felsefe içerisinde de kategorize edilmiş üzere “teknik bilgi” türüdür. Teknik bilgiler, varlığı somut olarak gösterilebilen nesnelerin bilgisidir. Bir nesnenin ya da aletin nasıl çalıştığı veya çalıştırılacağı üzere bilinen tüm bilgiler teknik bilgi alanına girer. Dolayısıyla alet satın alırken teknik bilgi olmaksızın doğru seçimi yapmak zor olacaktır.

Bir Arkadaş Seçerken

Bir arkadaş seçerken kullanılan bilgi türleri yine kişiden kişiye göre farklılık göstermekle birlikte genel olarak sezgiseldir. Ancak dinsel bilgi türünün dogmatik ve inanca dayalı yapısına da benzerlik gösterebilir. Arkadaş seçiminde bizim için en iyisi olduğuna “inandığımız” kişiye yakınlık gösteririz. Bu inancımızı etkileyen çeşitli davranışlar da elbette vardır. Ancak seçim yaparken karşıdaki kişinin kesinlikle “iyi” olduğunu kanıtlamamız mümkün değildir.