Ülkemize her sene milyonlarca turistin gelmesi ülkemizin ekonomisine katkısı nedir?

Ülkemize her sene milyonlarca turistin gelmesi ülkemizin ekonomisine katkısı nedir? Tartışınız.

Ülkemiz turizm açısından oldukça fazla ilgi çeken bir konumda yer almaktadır. Doğal ve tarihi ögeleri her bölge içerisinde yer alan ülkemiz belli sezonlarda ilgi çekebilecek konumda yer alarak gerek yerli gerekse de yabancı turistlerin büyük oranda da dikkatini toplayabilecek konumda yer almaktadır. Dünya tarihi için oldukça önemli bir konumda yer alan hemen hemen her medeniyete dair eserleri bu coğrafya içerisinde görebilmek son derecede de mümkün olan bir durum olarak ifade edilmesinden kaynaklı olarak da turistlerin cazip noktaları haline gelmektedir. Aynı zamanda da ülkemizin iklimi ve 3 tarafının denizlerle çevrili olmasından dolayı da yaz aylarında turist sayısı hatırı sayılır bir vaziyette de yer almaktadır.

 

Ülkemize her sene milyonlarca turistin gelmesinin en büyük artısı ekonomi olarak görülmektedir. Ülkemize yabancı banknotların girmesi ülkemizin para birimini olumlu yönde etkileyerek ülkeye döviz akışını sağlayan en önemli unsurlar arasında var olmaktadır. Dövizlerin ülke içerisinde kullanımı ile beraber dışarıdan daha farklı pazarlara yönelerek para döngüsünü aktif olarak sağlama konusunda da yeterli olduğu görülebilecektir. Aynı zamanda da Türk Lirası’nın diğer para birimlerine karşı değer kaybetmesini de büyük çapta engelleyecek olan bir gelişme olarak görülmektedir.

 

Ülkemizde turizm noktalarının turist çekmesi halinde bu bölgede yaşayan yerli halkın da refah seviyesinde gözle görülür bir artış olmasının en büyük nedenleri arasında yer alacaktır. Yabancılara yapılacak olan hizmetler sonrasında da döviz ile ödeme alacak olan kişilerin ekonomi seviyesi de artı yönde gelişecektir. Bu tip bir durum bireysel olarak da en az ülkesel çapta olduğu kadar önemli bir unsur olarak bilinmektedir.

Ülkemizde kağıt fabrikalarının daha çok deniz kıyısında ve kıyıya yakın illerde yer almasının sebepleri neler olabilir?

Ülkemizde kâğıt fabrikalarının daha çok deniz kıyısında ve kıyıya yakın illerde yer almasının sebepleri neler olabilir? Tartışınız.

Kâğıt fabrikalarının dağılımı ülkemiz içerisinde de belli bir dağılım ile görülebilmektedir. Bu tip fabrikaların genel olarak kıyı şeridine dayalı olarak gerçekleştirilmesinin de belli başlı sebepleri bulunmaktadır. Fabrika kurmak isteyecek olan kişi ya da kurumların bu şartları dikkate alarak ilerlemeleri söz konusu olabilmektedir. Kâğıt fabrikalarının belli başlı kriterler dahilinde baz alınması sonrasında ortaya konulması durumu da maliyetin en aza indirgenmesi sonucu ortaya çıkmaktadır.

 

Ormanlık araziler ülkemizin kıyı şeritlerinde daha fazla olduğundan dolayı kâğıt fabrikaları bu bölgeye kurulmaktadır. Kâğıdın hammaddesi olarak bilinen selülozun ağaçlardan imal edilmesinden dolayı da ulaşım giderlerini kısıtlamak amacı güden fabrika sahiplerinin bol miktarda ağacın bulunduğu bölgelere yönelmeleri söz konusu olabilmektedir. Bu sayede de kâğıt üretimindeki giderler düşürülerek; piyasaya daha uygun ücret karşılığında sunulması durumu da söz konusu olabilecektir.

 

Kâğıt fabrikalarında meydana gelen imal durumunun ormanlık arazilere yakın olmasından kaynaklı olarak aynı zamanda da hammaddenin daha ucuz bir biçimde talep edilmesi durumu da söz konusu olabilmektedir. Bu sayede de herkesin temin edebileceği türdeki bir sanayi ürünü olan materyalleri tedarik etmeleri durumu da görülerek ne kadar fazla talep göreceği de planlı bir biçimde hareket edilecektir. Kâğıt fabrikalarının bu şekilde de meydana getirilmesi durumu da herkesin kârlı çıkacağı bir durum olarak da sonuçlanmaktadır.

 Ülkemizde orman alanlarının kıyı kesimlerde fazla olmasının sebepleri neler olabilir?

 Ülkemizde orman alanlarının kıyı kesimlerde fazla olmasının sebepleri neler olabilir? Tartışınız.

Ülkemiz ormanlık alanlarının oldukça fazla olduğu bölgeler arasında yer almaktadır. Ancak bu doğal güzellikleri içeren alanlar her yaz belli oranda yangın tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu yüzden de hektar hektar ormanlık araziler yanarak ağaçsız bir durumda kalabilmektedir. Bulunan bölgedeki canlı türlerinin yok olması konusunda da yangın son derecede de önemli bir durum olarak da görülebilmektedir. Bu yüzden de tedbir alınarak yangınların minimum düzeye çekilmesi konusunda da ne kadar önemli çalışmaların gerçekleştirildiği bir durum olarak da görülebilmektedir.

 

Ülkemizde bulunan ormanların kıyı şeritte daha çok yangınlarla karşı karşıya kalmasının temel sebebi insan olarak görülmektedir. Yangınların özellikle yaz ayları içerisinde çıkması da bu durumu destekleyen bir gelişme olarak da ifade edilmektedir. Yaz aylarında kıyı şeritlerinde yangın çıkmasının nedeni olarak en temel faktör kirlilik olarak görülebilmektedir. Piknik ya da tatil gibi durumlarda ortaya bırakılan türlü türlü atıklar yangına sebep olabilmektedir. Havaların sıcak olmasından dolayı ormanlık arazilerde bulunan kuru otların tutuşması son derecede kolay olarak görülebilmektedir.

 

Orman yangınları kasıtlı bir biçimde de çıkarılmaktadır. Kıyı şeritlerde yaşayan kişilerin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmeleri sonrasında da orman yangınları görülebilmektedir. Genelde turizm ve tarım amaçlı olan orman yangınları bu bölgedeki yaşamı olumsuz olarak etkilemektedir. Tarla ve otlakları genişletmek, orman içerisindeki yasadışı işleri gizlemek, yabani hayvanları uzak tutmak ve iş kolu meydana getirmek adına bu tip bir durumun ortaya çıkarılması kasıtlı olarak gerçekleştirilmektedir.

Çevrenizde hangi su kaynakları bulunmaktadır ve bu kaynaklardan hangi alanlarda yararlanılmaktadır?

Çevrenizde hangi su kaynakları bulunmaktadır ve bu kaynaklardan hangi alanlarda yararlanılmaktadır? Yazınız.

Su insanlar ve diğer canlılar için oldukça önemli olmasından ötürü su kaynaklarının yanına yerleşim yerleri kurmaları söz konusu olmaktadır. Sadece tüketilebilir bir materyal olmamakla beraber su kaynakları farklı farklı işlevleri de içerebilecek bir pozisyonda olmasından ötürü insan hayatı için son derecede de önemli bir yapıda bulunmaktadır. Nehir ya da göl gibi su kaynakları bu yüzden insanlar için son derecede de önemli bir boyutta yer almaktadır. Bu aşamada da çevremizde yer alan su kaynaklarından türlü türlü alanlarda da yararlanmak son derecede mümkün olarak da görülen bir durum olarak ifade edilmektedir.

 

Çevrede yer alan su kaynakları içme suyu olarak kullanılabilmektedir. İçme suyu olarak kullanılan su kaynaklarının toplumun ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir pozisyonda da yer almaktadır.

Su kaynakları aynı zamanda da günlük yaşamda kullanılmak adına şebeke suyu olarak da insanların hayatlarına dahil edilen bir durumda yer almaktadır. Şebeke suyu ile insanların gündelik hayatlarında her alanda kullanabilecekleri bir kaynak olarak görülerek; temel gereksinimleri giderme namına ne kadar ideal bir sonucu sağladığını da sürekli olarak gösterebilmektedir.

Su kaynakları aynı zamanda da tarım arazileri için de etkili olarak görülmekte olup; su kaynaklarının yanında bulunan bitkilerin sulama sorunu ile karşı karşıya kalmasını da büyük çapta engelleyen bir durum olarak görülmektedir.

Arkadaşlarınız ile yaz mevsiminde kamp yapmak üzere deniz kıyısına gittiğinizi düşünün. Kamp çadırınızı hangi özelliklere sahip bir yere kurardınız?

Arkadaşlarınız ile yaz mevsiminde kamp yapmak üzere deniz kıyısına gittiğinizi düşünün. Kamp çadırınızı hangi özelliklere sahip bir yere kurardınız? Neden?

 

Yaz mevsiminde kamp yapmaya dayalı bir girişim içerisinde olmanız halinde genel olarak deniz kenarı bölgelere yönelmeniz söz konusu olabilmektedir. Akdeniz ikliminin baş gösterdiği Ege ya da Akdeniz kıyılarının yanı sıra Marmara Denizi’nin etrafı da kamp kurmak için en ideal seçenekler olarak adlandırılabilecektir. Kamp çadırı kurmak adına da etrafta olan imkanları değerlendirmek adına da yeterli olan bir tercihte olarak da görülebilecektir. Bu sayede de oldukça başarılı bir kamp zamanı geçirmek mümkün olabilecektir.

 

Kampa dayalı girişimleri bulunacak olan kişilerin doğal güzellikler bakımından da ideal bir evrede yer alan noktalara yönelmeleri söz konusu olabilmektedir. Denizin yanı sıra yeşil ortamları ile de cazip olarak değerlendirilebilecek boyutta kabul görecek olan konumlarda da tatillerini gerçekleştirebileceklerdir. Böylelikle de kamp yapmanın temel amacı olarak görülecek olan doğayla iç içe olan yaşantıyı da tam anlamıyla faaliyete geçirmiş de olacaklardır.

 

Yeşil alanları bolca içeren konumda yer alan noktalarda kamp yapacak olan kişilerin bitkilerden gıda ve diğer ihtiyaçlardan kaynaklı olarak yararlanmaları durumu söz konusu olabilmektedir. Bu aşamada da kamp içerisinde zaman içerisinde azalacak olan erzak ve eşyaların tedariki yine doğa sayesinde de sağlanarak ne kadar etkin bir kamp sürecinin gerçekleştirildiği konusunda da ideal bir eylem olarak ifade edilebilecektir.

Dünya’nın en sıcak ve en soğuk bölgeleri nerelerdir? Bu bölgelerin sıcaklığını etkileyen faktörler nelerdir?

Dünya’nın en sıcak ve en soğuk bölgeleri nerelerdir? Bu bölgelerin sıcaklığını etkileyen faktörler nelerdir?

 

Dünya’nın iklim ya da özel kriterlerden dolayı en sıcak ya da en soğuk bölgeleri olarak açıklanan noktalar belirlenmiştir. Her yıl her noktada yapılan ölçümler sonrasında bölgelerde bulunan sıcaklık ve nem durumu ortaya çıkmıştır. Bu yüzden de sıcaklık verilerine dayalı olarak en sıcak ve en soğuk noktalar da belirlenerek kayıt altına alınmıştır.

 

Dünya’nın en sıcak noktası olarak bilinen nokta 1922’den 2012 yılına kadar Kuzeybatı Libya’da yer alan El Aziziye  kenti olarak ortaya çıkmaktaydı. 57.7 °C ile en sıcak bölge olan El Aziziye, 2012 yılından sonra bu raporun geçersiz olduğu kabul görmesinden sonra yerini Death Valley’e bıraktı. Ölüm Vadisi olarak bilinen ve ABD’de bulunan Death Valley olarak görüldü. 10 Temmuz 1913 günü yapılan ölçümler sonrasında da sıcaklık rekorunu elinde bulundurmaya başladığı kaydedildi. 10 Temmuz 1913 günü içerisinde yapılan ölçümler sonrasında da 56.7 °C olarak da ölçülmüştür. Death Valley’in bu denli sıcak olmasındaki temel sebep çöl iklimin görülmesi ve herhangi bir nemin bu bölge içerisinde bulunmaması olarak değerlendirilmiştir.

 

Dünya’nın en soğuk noktası olarak ise Sibirya’da yer alıyor. Dünya’nın en soğuk alanı olarak bilinen bölgesinde var olan Vostock II -89.2 °C ile en soğuk bölge olarak tanımlanıyor. Kutup iklimine yakın olan bu bölge içerisinde de soğuk iklimlerden kaynaklı olarak bu durumun ortaya çıktığı da söylenebilmektedir.

Bağıl nem oranının en az olduğu yerler nerelerdir?

Bağıl nem oranının en az olduğu yerler nerelerdir?

 

Bağıl nem kısaca havanın neme doymasının oranlandırılması şeklinde belirtilebilecek bir durum olarak görülmektedir. Bağıl neme bağlı olarak yağış durumlarının ortaya çıkmasından dolayı da son derecede önemli bir kavram olarak da adlandırılmaktadır.  Bağıl neme bağlı olarak yağışlar farklı biçimlerde yeryüzüne düşerek canlılık için önemli bir noktada da yer alacaktır.   Bağıl nem ülkemizde en fazla olarak Doğu Karadeniz  Bölgesi içerisinde görülebilmektedir. Genel olarak bu bölge kapsamında bağıl nem oranı %70-80 aralığında değişkenlik gösterebilmektedir. Bundan dolayı da Doğu Karadeniz Bölgesi kuraklığın en az görüldüğü alanlar olarak da tabir edilebilmektedir.

 

Bağıl nem oranı kuzeyden güneye doğru gidildikçe azalan bir oran olarak görülmektedir. Bunun temel sebebi ise enlem kaynaklı olup, kuzeyden gübneye doğru ilerlenmesi halinde sıcaklığın artış göstermesinden dolayı da havanın nem tutma durumu sıcaklığa göre artış gösterebilecektir. Bu yüzden de güneye dooğru gidillmesi halinde yağışın azalması durumu da görülebilmektedir.

 

Bağıl nemin en az olarak görüldüğü böllge olarak Güneydoğu Anadlu Bögesi söylenebilmektedir. Karasal iklime bağlı olarak kışın oldukça soğuk ve yazın ise tam tersi sıcaklığa sahip olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bağıl nemin yüksek olduğu görülmeyecektir. Bağıl nem genel olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi içerisinde %5’in altında seyredecektir. Bu yüzden bu bölgede kuraklığın fazlasıyla olduğu görülebilecek ve çorak arazilere rastlanabilmesi durumu da söz konusu olabilmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden sonra en az bağıl nem oranına sahip olan bölge olarak İç Anadolu Bölgesi de denilebilmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile hemen hemen aynı özellikleri içeren bu bölgede de karasal iklim özellikleri görülmekte ve bağıl nem oranı ortalama %10-15 civarında da olmaktadır.

Havanın nemli ya da kuru olması yaşamı nasıl etkiler?

Havanın nemli ya da kuru olması yaşamı nasıl etkiler?

 

Nem su döngüsünün en önemi parçalarından biri olarak görülmekte ve yaşamın temel unsurları arasında da yer alması ile de bilinmektedir. Hayatı da etkileyebilecek türde var olan nem çok ya da az lması halinde de hayatı derinden etkileyen en önemi unsurlar olarak değerlendirilmektedir.  Doğal döngünün önemli bir parçası olan nem aynı zamanda da yağış meydana gelmesi aşamasında da en önemli faktör olarak ifade edilmektedir. Bağıl nem seviyesinin maksimum düzeye ulaşması sonrasında da türlü türlü yağış çeşitlerinin görülmesi durumu da söz konusu olabilmektedir. Bu sayede de havanın normal nem değerlerine ulaşması ve yaşamın en uygun şekilde sağlanacağı da dengeli bir biçimde gerçekleştirilebilecektir.

 

Havanın sıcak olduğu yaz aylarında nem de yoğun olduğundan dolayı canlıların bunaltıcı hava koşulları ile karşı karşıya kalmasına da neden olmaktadır. Aynı zamanda da herhangi bir esintinin oluşmasını da engelleyerek basıncın alçak vaziyetlerde seyretmesinin de en büyük sebebi olarak değerlendirilmektedir. Kapalı ortamlarda da sağlıksız bir yaşam koşulunu ortaya koyan yüksek nem durumu küf ve kötü kokuların da meydana gelmesini de sağlamaktadır. Bu yüzden de istenmeyen bir ortamın meydana gelmesine de neden olduğu görülebilmektedir.

 

Nemin çokluğu kadar azlığı da etkin bir olumsuzluğun meydana gelmesine sebebiyet vermektedir. Bu alanda da nemin düşük olmasından kaynaklı olarak hava koşullarının daha sert olarak görülmesi de söz konusu olmaktadır. Solunuma bağlı sorunların sık sık ortaya çıkmasına da neden olarak; herhangi bir yağış durumunun nemin az olduğu bölgelerde de nadir olarak seyretmesi durumu açığa çıkmaktadır.

Hava kütlesindeki nem miktarını etkileyen faktörler nelerdir?

Hava kütlesindeki nem miktarını etkileyen faktörler nelerdir?

 

Hava kütlesi üzerinde bulunan su kütleleri ve yahut su buharına nem adı verilmektedir. Hava kütlesi içerisinde su buharının oluşumu için etkili olan bazı faktörler bulunmaktadır. Nem oluşumu hava olaylarının yaşanmasını doğrudan etkilemekte olup, bitki örtüsünün oluşumu ve canlı türlerinin ekosistemde alacakları yeri de etkilediği için önemli bir yere sahiptir. Hava kütlesi içerisinde bulunan nem miktarını etkileyen bazı faktörler mevcuttur. Bu faktörlerin oluşumu ve değişiklik göstermeleri ile birlikte nem de artış meydana gelip bu nem artışı da hava olaylarını meydana getirmektedir. Hava olaylarının oluşumu için gerekli olan başka faktörlerin bir araya gelmesi de aslında nem oluşumunu sağlamakta ve arttırıp azaltmakta olup bu da yağış türlerinde değişiklik göstermektedir.

 

Hava kütlesinde bulunan nem miktarını etkileyen faktörler sıralanacak olur ise sıcaklık, yükseklik, buharlaşma ve basınçtır. Fiziki etkenlerin nemin oluşumunu etkilemeleri durumu yağışları ve yağış rejimlerini de doğrudan etkilemektedir. Isı ve sıcaklık farklarının artış ya da azalış göstermeleri durumunda da nem miktarının artış veya azalışını etkileyen faktörlerdir. Bu sebeple nem miktarı bölgenin coğrafi özelliklerine göre farklılıklar gösterebilmektedir. Örneğin buharlaşmanın fazla oluğu yerlerde nem miktarı yükseldiği gibi basınç arttıkça da yağış söz konusu olmaktadır. Türkiye’den örnek verilecek olur ise Karadeniz bölgesinde yüksekliğin fazla olması ve basıncın yüksek olması sebebi ile yağışlar daha fazla olup her mevsimde gözlenebilmekte olup yağış rejimi değişiklik göstermektedir.

Zemini oluşturan kayaçların çeşitleri ve renklerinin sıcaklık üzerindeki etkisi nelerdir?

Zemini oluşturan kayaçların çeşitleri ve renklerinin sıcaklık üzerindeki etkisi nelerdir? Tartışınız.

 

Bir ya da birden çok mineralin bir araya gelmesi ile doğal olarak oluşumları gerçekleşen kütlelere kayaç adı verilmektedir. Kayaçlar dünyanın ilk oluşum evresinden bakılarak değişiklik göstermektedirler. Dünya ilk oluştuğu sırada bir alev parçası iken daha sonrasında dış kabuğunda soğumalar meydana gelerek bazı çöküntüler oluşmuş ve bu çöküntülerin yağmur suları ile dolması ile birlikte okyanuslar ve denizler meydana gelmiştir. İçeriye doğru gidildikçe hala lavlar ile kaplı olan dünyamızda zemini oluşturan kayaçların türleri değişiklik göstermekte olup renklerinin değişimi de yine ısıya maruz kaldıkları süre ya da soğuma şekilleri ile değişiklik göstermektedir.

 

Kayaç türleri genel olarak üçe ayrılmaktadırlar. Püskürük kayaçlar, tortul kayaçlar ve başkalaşım kayaçlardır. Püskürük kayaçlar iç püskürük kayaçlar ve dış püskürük kayaçlar olarak ikiye ayrılmakta olup iç püskürükler magmanın yer kabuğu içerisinde katılaşması ile meydana gelmektedir. Dış püskürükler ise magmanın yer kabuğunun dışında katılaşması sonucu meydana gelir. Tortul kayaçlar kırıntılı tortul, kimyasal tortul ve organik tortul olarak üç alt türe sahip olup kayaçların aşındırılıp çukur alanlarda birikmeleri ile oluşmaktadırlar. Yapıları tabakalıdır ve içlerinde fosil barındırabilmektedirler. Son olarak başkalaşım kayaçlar ise yüksek sıcaklık ve basınç altında değişmeleri sonucu oluşmaktadırlar. Yapraklı bir tabakaya sahip olup kristalli bir yapıya sahiplerdir. Genel olarak kayaçların genel şekillerinin ve özelliklerinin oluşumu için en temel gereklilik sıcaklık değişimleridir.