İstiklal kelimesi size ne çağrıştırıyor?

İstiklâl Denince

İstiklâl, bir devletin, milletin en temel hedefi, olmazsa olmazı, yani bağımsızlığını ifade eder. İstiklal gelecek demek, yaşam demektir millet için.

İstiklâli olmayan millet bağımsızlığını, geleceğini, kendini koruyamaz ve böylece tarih sahnesinden silinip gider.

Türk milleti tarih boyunca istiklalini korumak için birçok defa göğüs göğüse savaşmış, esir etmiş, ölmüş ve öldürmüş ama asla istiklalsiz yaşamamıştır. Tarihin en zor zamanında, ekmeksiz kaldığında bile istiklalinden taviz vermemiştir.

En son Kurtuluş Savaşında yok olmanın eşiğine geldiğinde, Atatürk önderliğinde bağımsızlığı için canını, malını her şeyini vererek istiklâlini, bağımsızlığını korumuş ve ebediyen yaşayacak İstiklâl Marşı ile bu sevdasını bayraklaştırmıştır.

Tüm dünya bilmektedir ki, Türk milleti istiklâli için gözünü kırpmadan canını vermektedir. Bundan dolayıdır ki düşmanlarımız birçok defa direk karşımıza çıkmak yerine hile hurda ile bizleri alt etmeye çalışmaktadır.

İstiklâl; şehitlerimizi, kahramanlarımızı, vatan toprağı için bir saniye bile düşünmeden canını verenleri hatırlatır bizlere

Bugün topraklarımızda serbestçe geziyorsak, dilimizi rahatça konuşuyor, dinimizi serbestçe yaşıyorsak bunu İstiklâl için canını bir saniye düşünmeden verenlere ve vermeye devam edenlere borçluyuz.

İstiklâli olmayanın istikbali, geleceği olmayacaktır. Olması mümkün değildir. İstiklâlsiz bir milletin ayakta kalması, geleceği kendisini taşıması mümkün değildir. Başka milletlerin hükmü altında yaşayan milletler zamanla yok olacaklardır.Bu nedenle istiklâlsiz yaşamak bir millet için özellikle de Türk milleti için düşünülemez.

İnsanların sorunları olduğunda onlara nasıl yardımcı olursunuz?

Sorunu Nasıl Çözmeli?

 

Sorun; bir şeylerin istediğimiz gibi gitmemesi, engeller çıkması demektir. Sorunlar, insanlara huzursuzluk ve mutsuzluk verir.

İnsanların bir derdi, sıkıntısı olduğunda önce onları dinleyerek yardımcı olmaya çalışırım. Çünkü dinlemek hem anlatanı rahatlatır hem de sorunu anlamamıza yardımcı olur. Sorunları çözmenin en hızlı ve doğru yolu sorunu doğru anlamaktan geçiyor. Sorunu doğru anlamazsak, yardım edelim derken yanlışlar yapar, insanlara yarar yerine zarar veririz. Soruna sorun katmış oluruz.

Sorunu doğru anladıktan sonra, çözüm yolları araştırılmalı. Her sorunun mutlaka bir çözümünün de olduğu unutulmamalı, umutsuzluk yerine umut olunmalı sorun sahibine. Sorun sahibinin umutları her zaman diri tutulmalı, moral ve motivasyonu artırılmalı.

 

İnsanlara yardımcı olmayı severim. Yardımcı olmak beni de mutlu eder. Sorunu anladığımda yapabileceklerime bakarım. Yapabileceğim bir şey varsa onu yaparak yardım etmeye çalışırım. Yapabileceğim bir şey yoksa ve bir başkasının yardımcı olabileceğini düşünüyorsam kişiyi ona yönlendiririm.

Yapabileceğim ne varsa kendim için yararlı olmasa da yaparım. Bunu bu şekilde yapmak insanlık görevi olduğunu bilirim. Çıkarsız ve karşılık beklemeden yardım ederim.

Sorunlar karşısında en önemlisi de soğukkanlı olmak, panik yapmamak ve karşıdakinin rahatlamasını sağlamak olmalı.

Bunları yapamıyorsak, elimizden bir şey gelmiyorsa, soruna sorun katmamak bile büyük bir yardımdır aslında.

Engelli insanlar için neler yapabiliriz?

Engel, insanların bir şeyi özgürce yapmasına engel olan fiziki, ruhsal her şeydir. Engel sadece fiziki değildir, aynı zamanda zihinseldir.

Engeli ister fiziki olsun, ister zihinsel olsun, engelli insanlar için yapabileceğimiz birçok şey vardır. Bunlardan ilki ve en önemlisi bence, bizlerin de bir engelli vatandaş adayı olduğumuz gerçeğini hiçbir zaman unutmamak ve buna göre hareket etmektir.  Başımıza Allah korusun her an kötü bir olay gelebilir ve engelli olabiliriz.

Engelli adayı olduğumuzun bilincinde olarak hareket edersek, engelli birini gördüğümüzde bakışlarımızla onu rahatsız etmez, onun geçeceği yolların daha rahat olması için engelleri ortadan kaldırır, arabamızı park ederken onların geçeceği yerlere park etmez, onunla konuşurken engelsiz insanlar konuşurkenki davranışları göstererek ona yardımcı oluruz.

 

Engelli insanlara yapabileceğimiz en güzel iyilik, onlara engelli gibi değil de, engelsiz insan gibi yaklaşmak olacaktır. Acır gözlerle bakarak, ah vah ederek değil, onları olduğu gibi kabul ederek onlara en büyük iyiliği edebiliriz.

Bunun yanında, başta trafikte olmak üzere, okulda, sokakta onlara yardımcı olur, onların hayatlarının kolaylaştırılmasında onlara öncelik verirsek iyilik yapmış oluruz.

Engeller konusunda bilinçlenerek ve onlara karşı nasıl nazik davranılması gerektiği konusunda kendimizi eğiterek de onlara yardımcı olabiliriz. Her fırsatta onlara pozitif ayrımcılık yaparak onların hayatını kolaylaştırabilir ve onları mutlu edebiliriz.

Düşündüğümüzde aslında onlara yardımcı olmak için o kadar çok fırsatımız var ki, yeter ki, biraz farkında olalım.

Çevrenizde yardımseverlikle yapılmış bir işi anlatınız.

Kütüphanemizi Nasıl Yaptık?

Türk milleti dünyada yardımsever bir millet olarak tanınmaktadır. Gerek tarihimize baktığımızda, gerekse de günümüzde zor durumdaki milletlere, insanlara yardım eden, yardıma ilk koşan, yardım için teklif dahi beklemeden harekete geçen bir toplum olduğumuz bir gerçektir.

Bu nedenledir ki çevremize baktığımızda, yardımla gerçekleştirilmiş birçok şey bulabiliriz. Camiler, okullar, hastaneler vs…

Çevremde yardımseverlikle yapılmış kütüphanemizi anlatmak istiyorum. Okulumuzun kütüphanesi yoktu. Kütüphane kurmak için öğretmenlerimizle bir araya geldik ancak kitap alacak paramız olmadığından ne yapacağımızı bilemedik ki, bir öğretmenimiz kitap toplamak için kampanya yapabiliriz fikrini ortaya atınca işe hemen koyulduk. Önce sınıflarımızdaki arkadaşlarımıza kütüphane için kitap topladığımızı duyurduk. Sonra internetten bu kampanyamızı gerek, belediyelere, kaymakama vs.. duyurabildiğimiz herkese duyurduk. Okulumuzdaki öğrencilerden birçok kitap geldi. İnternetten duyurduğumuz ve bizi duyan birçok kimseden de kitap bağışları yapıldı. Kimi sandalye, kimi masa verdi.

Bir elin nesi var, iki elin sesi var denilerek çıktığımız bu seferberlikte okulumuzun kütüphanesi çok güzel oldu, kütüphanemizden yararlanacak öğrencilerimize yardımcı olmak üzere öğrenci arkadaşlarımızı yine yardımlaşarak her gün iki arkadaşımız nöbetleşerek bekleyerek kütüphanemizi koruyor ve gözetliyor, temizliyor.

El ele verirsek, yardım edersek yapılamayacak bir iş yoktur, bunu bir çok defa ve her gün görebiliriz.

 

Atatürk’ün “Bugünün küçükleri, yarının büyükleridir.” sözünü açıklayınız.

Bugünün küçükleri, yarının büyükleridir.

İnsanoğlu doğar, yaşar ve ölür. Küçükler, geleceğimizdir; geleceğimizin teminatıdır.

Atatürk, küçüklere verdiği değeri her fırsatta göstermiştir. Küçüklere çok değer verir, onların eğitimi ve yetişmeleri ile oldukça fazla ilgilenirdi. Küçüklerin geleceğin büyüğü olacağını çok iyi bilir ve buna göre davranırdı. Çocukları çok severdi. Evlat edindiği bile olmuştu.

23 Nisan’ı bayram olarak çocuklara hediye etmesi, çocuklara verdiği değeri göstermesi açısından oldukça değerlidir. Meclisin açılması gibi büyük bir olayın olduğu günü bayram ilan edip, çocuklara armağan ederek, belki de geleceğin yöneticilerinin çocuklar olduğuna, karar vericilerin bugünün çocuklarının olduğuna dair güçlü bir mesaj vermek istemişti.

 

Bugünün küçüklerinin,  geleceğin büyükleri;  aynı zamanda öğretmeni, mühendisi, kaymakamı, askeri, yöneticisi olacağının farkında olan bir lider olarak, çocuklarımızı yarına göre yetiştirmek ve eğitmemiz gerektiğini, onları yarına hazırlarken aynı zamanda geleceğimizi de hazırladığımız gerçeğini biran bile olsa aklımızdan çıkarmadan plan ve programları yapmalı, bu gerçeğe göre hazırlık yapmamız gerektiğini biliyordu. Bunun için çocukları eğitmenin en gerçekçi yolu olan eğitime çok değer veriyordu.

Bugünün çocukları nasıl yetişir ve yetiştirilirse yarınımızın o şekilde şekilleneceği bir an olsun akıldan çıkarılmamalı ve Atatürk’ün çocuklara verdiği değerin de farkında olarak, bugünün küçüklerine yarının büyüğü gibi davranmaya küçüklükten itibaren başlanılmalıdır.  Unutulmamalıdır ki, çocuklara, bir büyüğe gösterilen saygı gösterildiğinde birçok sorun çözülecek ve geleceğimiz daha sağlıklı yetişecektir.

Bir arkadaşınıza yardım ettiğinizde neler hissedersiniz?

Yardım Etmeyi Seviyorum

 

Yardım; insanların hayatını kolaylaştırmak, onların güzel ve doğru olan isteklerini yapmak demektir. Yardım etmek çok güzeldir. İnsanlara yardım etmeyi sevmeliyiz.

İnsan en başta kendi ailesine ve arkadaşlarına yardım etmelidir.Yardım etmeyi severim. Arkadaşlarıma yardım ettiğimde çok mutlu olurum. Onların isteğini yapmak onları mutlu ettiği gibi beni de mutlu etmektedir. Aslında kendime de yardım ettiğimi düşünürüm bu anlarda.

Arkadaşım benden bir şey istediğinde, onun isteğini yapmak için elimden geleni yaparım. Eğer yapamayacağım bir şey isterse üzülürüm. Ben yapamayacaksam, başkası yapabilecekse ona yaptırmak için uğraşırım. Başkasına dahi yaptırırsam kendim yapmış gibi sevinirim.

 

Arkadaşlarım arasında yardımsever olarak tanınmak isterim. Yardımsever olmak çok güzel bir duygudur. İnsan arkadaşlarına, yakınlarına yardım ettiğinde mutlu olmayı başarmalıdır. Kendimiz mutlu olmazsak başkasını mutlu edemeyiz, başkasına yardım etmeyi sevemeyiz. Arkadaşlarımıza yardım ettiğimizde ve onun sevindiğini gördüğümüzde en az onun kadar bizde seviniriz. İnsan arkadaşına yardım ettiğinde sevinemiyorsa duygularını kontrol etmelidir, neden yardım etmeyi sevmiyorum, bir sorun mu var diye.

Bir arkadaşım benim yaptığımdan dolayı seviniyorsa, içim ferahlıyor, dünya daha güzel oluyor. O an aklıma geldikçe mutlu oluyorum. Birinin benim yaptığım nedeniyle mutlu olduğunu düşünmek bana mutluluk veriyor.

İşin sırrı, mutlu olmak istiyorsan mutlu edeceksin. Başkalarına yardım ederek, kendine yardım etmiş ol.

Zihinsel, bedensel ve ruhsal sağlık sözleri size neleri çağrıştırıyor?

Zihinsel sağlık dediğimiz zaman mental ve beyin fonksiyonlarının içinde yer aldığı sağlık terimleri aklımıza gelebilir yalnız öyle değil zihinsel sağlık kişinin psikolojik ve ruhsal sağlık seviyesidir. Güçlü bir zihin için yapmamız gereken birçok şey varken aynı zamanda kaçınmamız gerekenlerde var. Kötü beslenmemek ve spor yapmamak kaçınmak gibi. Zihnimiz sadece somut hastalıklara değil aynı zamanda soyut olan hastalıklara yakalanabilir. Ve soyut olmasına rağmen vücudumuzu etkileyebilir. Kısaca zihinsel sağlığımız bütün vücudumuzu etkiyebilir.

 

Atatürk’ün dediği gibi sağlam kafa salan vücutta bulunur bu yüzden bedensel sağlığımıza zihinsel sağlımız için de dikkat etmeliyiz.

Bedensel sağlık ise vücudumuzda bulunan kas dokularının ve kemik yapılarını temel alan sağlık terimidir.  Vücudumuzda bulunan herhangi bir parçanın işlevini yerine getirme hızını arttırmak için kuvvetlenmek için ve sağlıklı bir vücuda sahip olmak için iyi beslenip antrenmanlar yapmalıyız.

Ruhsal sağlığı kişinin çevresiyle ve kendi iç benliği ile bir dengede olamaması halidir. Vücudunun kontrolünü kaybetme hali olarak tanımlayabiliriz. Örneğin şizofrenlik, panik atak cinnet hali , kişilik bölünmesi ve benzeri durumlarda kişinin  kendinde olmaması durumlarıdır.

Aile bireylerinizin sağlık kurumlarında karşılaştıkları olumlu ve olumsuz davranışlar nelerdir?

Aile bireylerinizin sağlık kurumlarında karşılaştıkları olumlu ve olumsuz davranışlar nelerdir? Öğrenerek sınıf arkadaşlarınıza anlatınız.

Dünya da bulunan bütün sağlık kuruluşlarının uyması gereken belli yönergeler ve durumlar vardır. Sağlık kuruluşlarının bu yörüngelere uyması genellikle iyi ve olumlu sonuçlar getirirken bazen olumsuz olaylar ile de karşılaşabiliyoruz. Sağlık kuruluşlarında nadir de olsa ellerinde olan imkanı kullanamayıp hastayı mağdur edebilirken bazen de ellerinde olmayan durumlardan mecburi oldukları için hastaya olumsuz davranışlarda bulunabiliyor.

 

Ama genelde bu kuruluşlar her zaman hastanın iyiliğini ve refahını düşünerek yardım etmeyi amaçlıyor. Ve amacına ulaşıp hastalara doğru tedavileri ve teşhislerinde yardımcı oluyor. Kimi zaman maddi desteği sağlamak için çeşitli yerlere başvurabiliyor bu kuruluşlar. Ve sağlığınıza kavuşmanız için canı içten çalışmalar yapıyorlar. Tabi olumsuz davranışlar ile de karşılaşılabiliyor kaba ve kibirli sağlık personelleri olabiliyor. Bilgi almak için saatlerce beklemek ve  kalabalığa maruz kalmak gibi olumsuzluklar ile de karşılaşabiliyoruz.

Sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların sahip oldukları hakları çeşitli kaynaklardan araştırınız. Hastaların bu haklarını bilmeleri onlara ne gibi kolaylıklar sağlar?

Sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların sahip oldukları hakları çeşitli kaynaklardan araştırınız. Hastaların bu haklarını bilmeleri onlara ne gibi kolaylıklar sağlar? Sınıfça tartışınız.

 

Hastanın sağlık kuruluşlarına başvurmasının ardından hasta belli haklara sahip olur. Bu haklar 1980 yıllarında Dünya tabipler birliği tarafından ilan edilmiştir. Bu hakların tanımı uluslararası olmak üzere 6 madde ile tanımlanmıştır. Dünyadaki her hekim ve hasta için incelik ile düşünülmüş hasta hakları kişinin sağlığı için doktora başvurup kendi tercihlerini yapma imkânı sağlıyor. Hasta hakları temel olarak hastanın sağlık kuruluşları ve sağlık çalışanlarına karşı güçlü bir konumda olmasını sağlıyor.

Bu haklar arasında şunlar bulunuyor:

  • Hastanın özgürce istediği hekimi seçebilme hakkı
  • Hastanın tedavi hakkında bilgilendirilmesi ardından tedaviyi kabul etme ya da reddetme hakkı
  • Tüm sağlık ve şahsi bilgilerinin gizli kalması hakkı
  • Dini veya psikolojik desteği talep etme hakkı
  • Hastanın tedaviyi reddederek ölme hakkı oluşur

 

Hukuksal olarak hastanın hakları:

 

  • Bilgi isteme hakkı: kişi bilgi edinmek ve bilgi sahibi olmak isteyebilir hastalığı hakkında tanı teşhis ve tedavileri, tedavilerin sonuçlarını hangi cihazlar kullanılacağını, nasıl dönemlerden geçeceğini, maddi bilgileri edinme ve isteme hakkına sahiptir.
  • Tedavi ve bakım hakkı: hastanın hiçbir din dil ırk ayrımı gözetmeksizin tedavi ve bakım görme hakkı vardır. İstediği tedaviyi reddetme ve onaylama hakkı vardır ve istediği ekimi sağlık kuruluşunu seçme hakkı bulunur.
  • Mahremiyet hakkı: hastanın kayıtlı olan bilgilerini gizleme hakkı vardır.
  • Dini inançlarını yerine getirme hakkı: hastanın dini ne olursa olsun hastane içinde dini vecibelerini yerine getirme hakkı vardır.
  • Şikayet hakkı: hastanın herhangi bir zarara uğraması durumunda şikayet edebilme hakkı vardır.

Sağlık, hastalık ve engellilik kavramlarını sağlıkla ilgili kitap ve dergilerden araştırarak bunlarla ilgili görüşlerinizi sınıf arkadaşlarınıza açıklayınız.

Sağlık nedir ve nasıl tanımlanır gibi sorulara yanıt olabilsin diye 1948 de Dünya Sağlık Örgütü uluslararası bir tanımlamada bulunmuştur. Dünya Sağlık Örgütünün sağlık tanımı çoğu ülkede kabul görmüştür yine de bazı maddeleri çok fazla tartışmaya açıktır ve anlaşmazlıkların meydana gelmesine sebep olmuştur. Günümüzde öznel olarak değişebilen sağlıklı olma, hasta olma, engelli olma ve sağlık tanımı günümüzde çoğu kişi tarafından bilinmemekte hatta gereksinim olarak da görülmemektedir. Oysa kişinin sağlık tanımı hastalık tanımı ve engellilik tanımlarını bilmesi ve sağlığı için bu tanımları baz alarak davranışlarına yansıtması gerekir.

Sağlık tanımı

Sağlık kişinin hem fiziksel yani biyolojik işleyişinin iyi olması yanı sıra sosyal ve psikolojik durumunun da aynı anda iyi olma durumudur. Sağlık bir bütündür ve yukarda bahsettiğimiz 3 temelden biri bozulursa sağlık bozulur. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sağlık fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden de tam bir iyilik halidir.

Hastalık tanımı

Kişinin biyolojik işleyişin de sıkıntı yaşaması, psikolojik ve sosyal yönlerden rahatsızlıkların meydana gelmesi, sosyal yaşantıdaki ve psikolojik durumundaki bozukluklar ya da işlev kayıpları ve eksiklerinin tümüne hastalık denir.

Engellilik tanımı

Engelli olma durumu hasta olmanın ötesinde ve uzun vadede yaşanılan rahatsızlıkların, eksikliklerin olması durumudur. Fiziksel yetilerinde eksik olması veya psikolojik olarak yetersiz olma durumu engellilik olarak tanımlanır. Doğuştan görememe işitememe veya sonradan kaybedilmiş olan organların işlevlerini yerine getirememe olarak örneklendirilebilir. Engellilik oranı yüzde 40’ı geçtiğinde engelli raporu alabiliyorsunuz.