Okulda yapılan çalışmalar size ve topluma nasıl katkı sağlar?

Okulda toplu veya bireysel olarak yürütülen her çalışmanın öğrencilere ve dolayısıyla gelişecek yeni nesile katkı sağlamasıyla topluma çeşitli faydaları bulunmaktadır. Her öğretmen öğrencilerine güzel ahlakı ve iyiliği aşılamak üzere vardır. Güzel ahlak ve iyilik, bir öğretmenin öğrenciye ve topluma bırakacağı en büyük şah eserdir.

Okulda çeşitli çalışmalar yapılır. Örneğin her öğrenci hayatında bir kez olsun ağaç dikmiştir. Globalleşen dünyada sürekli kesilen ağaçlar ve sömürülen temiz hava düşünüldüğünde yeni bir ağaç dikmek öğrencinin topluma katkısıdır. Heyecanlı heyecanlı toprağa gömülüp sulanan fidanlar, bir gün bir devenin boyundan daha büyük olacaklar ve etrafa oksijen yayacaklardır.

 

Her birey öğrencilik hayatında bir kez olsun ya bir bakım evini, ya da bir yetimhaneyi gezmiştir. Bir çocuğun daha küçücük yaşından, kendinden daha kötü standartlarda yaşayanları görüp yardım etmesi, ona yardımseverliği aşılar. Bu bireyin kendisine olan faydasının yanı sıra, topluma yardım etmeyi ilke edecek bireyin topluma da faydasıdır.

Bana yöneltilen şu soruyu şöyle yanıtlıyorum. İlkokul, ortaokul ve lisede yer aldığım çeşitli çalışmaların bana olan katkılarını saymakla bitiremem. Şuan üniversite okuyorum ve hala bu etkinliklere katılmaya devam ediyorum. Hedefim önce iyi bir insan olmak, sonra da bana uzatılan elleri geri çevirmemek. Topluma fayda sağlamaktır. Hiçbir öğrenci bu çalışmalardan mahrum bırakılmamalı, güzel ahlakı bizzat görerek öğrenmelidir.

Arkadaşlarınızın hangi özelliklere sahip olmasını istersiniz?

İnsanın arkadaşı ne kadar mükemmel olsa da, her zaman biraz daha fazlasını isteyen insanoğlu; sahip olduğu arkadaşlarının olumlu yönlerini görmek yerine her zaman daha da olumlu yönleri olmasını istemektedir.

Örneğin bencillik normal şartlarda kötü bir duygudur fakat insan arkadaşının kendiyle ilgili konularda bencil ve tutucu davranmasını ister. Örneğin kendi yaptığı bencilliklerde onun haklı olduğunu savunmasını ve bir olay olduğunda haklı da olsa haksız da olsa kendi tarafının tutulmasını istemektedir. Doğru olan her ne kadar haklının tarafında olunması olsa da, arkadaşlık ilişkilerinde doğru olan arkadaşın tarafının tutulmasıdır.

 

Dedikodu yapmak da böyledir, normal şartlarda dedikodu çok kötü bir şeydir fakat insan arkadaşıyla sevmediği insanları çekiştirmek istediği için arkadaşının biraz da dedikoducu olmasını istemektedir.

Bana yöneltilen şu soruya şöyle cevap vermek istiyorum. Çoğunuzun yapmacık ve gerçeklikten uzak bulacağı bu yanıtı, edindiğim tecrübelerle verdiğimi baştan belirtmek istiyorum. Evet, benim arkadaşım da dedikodu yapsın ama abartmasın. Benim tarafımda olsun ama eğer haksızsam beni yalnız kaldığımızda uyarsın. Bana karşı dürüst olsun, yalan söylemesin. Sır tutsun, bugün konuşulanı yarın kötü olunca başkasına anlatmasın.

Arkadaşlıkta araya mesafe girince soğuma durumu ve yakındakilerle daha sıkı bağlantılar kurma durumu malesef olmaktadır. Benim arkadaşım ne kadar uzağımda olsa da, bir telefon kadar yakınımda olduğunu bilerek beni her zaman yanında hissetmeli ve kendini de her zaman yanımda hissettirmelidir. Derdi sıkıntısı olunca benimle paylaşsın, ona destek olayım; derdim sıkıntım olunca onunla paylaşayım, bana destek olsun.

Okul İle İlgili İsteklerimizi Ve İhtiyaçlarımızı Hangi Yöntemlerle İfade Edebiliriz?

Hepimizin belirli dönemlerde okulda yaşadığı sorunlar olmuştur. Ancak bu sorunları kimi zaman çekinir anlatamayız kimi zamanda doğru yöntemi uygulamayız. Bu sorunlar arkadaşlarımızlada olabilir herhangi okulla ilgili bir problemde olabilir yada tamamen okuldan farklı kişisel yani özel bir problemde olabilir. Bunları gereken yerlere bildirmekte çekinmemeliyiz. Bunun için okullarımızda sorunumuzun konusuna göre gerek müdürlerimizle gerek rehber öğretmenlerimizle gerek sınıf öğretmenlerimizle gerekse de dilek ve şikayet kutularına atarak çözüm arayabiliriz. Yada daha farklı konularda ulaşacağımız kişiler yetersiz gelicekse Milli Eğitim Bakanlığı’na gerekli yollardan da ulaşabiliriz.

 

Tabi ki sorunlarımızı uygun bir dille ve gereken problemi doğru bir şekilde iletirsek sorunlarımız ve ihtiyaçlarımız çözüme ulaşacaktır. Sorunlarımız birden fazla ise daha anlaşılabilir olması için yazılı bir şekilde de anlatabilir gereken yerlere ulaştırabiliriz. Okulda karşılaştığımız sorunları problemleri ve ihtiyaçlarımızı örtmek üzerini kapatmak yerine bu şekilde bilinçli olursak hem kendimizi daha iyi ifade etmiş oluruz hemde gereken çözümlere kavuşarak eğitim öğretim hayatımıza engel olabilecek yada ileride engel doğurabilecek olan sorunları çözmüş oluruz. Hayatımızın genelinde olan bu gibi problemlere çözüm bulmaya çalışmak bizim çözüm yollarındaki kabiliyetimizi arttırarak daha öz güveni yüksek bireyler olmamızada yardımcı olacaktır. Önemli olan sorunları çekinmeden ve doğru yollarla aktarabilmektir.Gösterilen bu sizin duyarlılığınız karşısında yetkililer gerekeni yapacaktır.

 

Okul etkinliklerinin yaşadığınız çevreye faydaları nelerdir?

Okulda düzenlenen etkinlikler genel olarak çocuklara toplum bilinci kazandırmak için yapılır. Örneğin ilkokulda okul müdürümüzün talimatıyla bütün okul, gerekli önlemler alınarak çöp toplamıştık. Bu hem çöp toplama hizmeti yapan kişilerin halinden anlamak, hem de yerlere çöp atıldığında bu çöplerin ne kadar zor şartlar altında toplandığını görmek açısından bize bir toplum bilinci kazandırmıştı.

Yaptığımız bu etkinliği ailelerimizin hor gördüğünü ve çocuklarımıza çöp toplatamazsınız tarzı bir konuşma ile okula geldiğini hayal mayal hatırlıyorum. Şuan bir üniversite öğrencisi olarak söylüyorum ki, o zamanlar anlamamışım ama ben de çocuğumun çöp toplamasına izin vermezdim. Biz gerekli önlemi almış olsak da, o bizim görevimiz değildi kesinlikle. Yine de o çöpleri topladıktan sonra, yere çöp atarken çekindiğimi ve çoğu zaman atmadığımı söyleyebilirim. Hiç atmıyorum demek yalan olur, yani herkes yere çöp atar ama bu etkinliğin bana bir faydası olduğunu söyleyebilirim.

 

Lisede onur kurulu olarak görevlerimiz vardı. Örneğin hayalimin anahtarı destekli bir proje ile, çocukların hayallerini gerçekleştiriyor; onlara yeni odalar kurup eksik okul ihtiyaçlarını alıyorduk. Onların yüzlerinde oluşan gülümseme her şeye değerdi ve biz bu görevi okulca yürütüyorduk. Küçüklükten bana yardımseverlik aşılamış olan bu görevin, insanlara olan faydasını da es geçmemek gerekiyor.

Sonra yine ortaokul ve lisede, doğudaki fakir okullar için kitaplar topladığımızı hatırlıyorum. Biz onların o kitapları aldıklarında oluşan yüz ifadelerini göremedik ve biz bu mutluluğu göremediğimiz halde onlar için destek oluşturduk, kitapların arasına yeri geldi yüksek mevla olmasa da belirli miktarlarda paralar bile koyduk. Okullarda yürütülen bu faaliyetlerin, bir yerlerde birilerinin hayat kalitesini arttığını görmek güzeldi. Onlara sağladığımız fayda dışında, kendi edindiğimiz tecrübeler de hayatımızın her köşesinde bize yardımcı olabildi.

Okul etkinliklerinin sizlere faydaları nelerdir?

Okulda düzenlenen etkinliklerin biz öğrencilere sağladığı faydaları saymakla bitiremeyeceğimizi baştan belirtmekte fayda var. Okul gerek düşünce yapımız, gerek karakterimiz, gerekse de arkadaş çevremiz dolayısıyla bizleri son derece etkiliyor.

Yapılan yardım etkinliklerini baz alalım. Ben bir üniversite öğrencisi olarak, gerek maddi durumumun gerekse de zamanımın verdiği izin dahilinde bütün etkinliklere katılmaya özen gösteriyorum. Ben bir okul için kitap toplarken, küçüklükten öğrendiğim yardımseverlik duygumu geliştiriyorum. Ben bir öğrenciye veya yaşlıya yardım ettiğimde onun yüzünde gördüğüm gülücükler içimde çiçekler açtırıyor.

Sosyal ve bedensel etkinlikler baz alınırsa, spor alanında katıldığım birkaç etkinliğin hem sağlığım hem de görüntüm açısından bana fayda sağladığını belirtmek istiyorum. Spor etkinlikleri bağışıklık sistemini güçlendirmesi dolayısıyla bizlerin hastalığa yakalanma ihtimalini düşürüyor. Kilo problemi yaşayan arkadaşlarımın da, aldıkları kiloları spor sayesinde kolayca verdiğini belirtmek istiyorum.

Gerekli sosyal etkinliklere düzenli katılım gösterildiğinde okulların bizleri, müzik, dans, tiyatro gibi alanlarla son derece geliştirdiğini belirtmekte fayda buluyorum. Ufacık bir ses bilgisi olan insanın bile ciddi anlamda yol kat ettiğini gözlerimle görmüş biri olarak söylüyorum ki, sizler de yeteneklerinizi geliştirmekte çekinmeyin. Ben insan içinde şarkı söyleyemem gibi safsafalara dahil olursanız, olduğunu yerden asla bir adım öteye gidemezsiniz. Oysa diğerleri sizin şuan gerinizde duruyor, sizin önünüze geçmesine izin vermemelisiniz.

Okulda sağlanan etkinliklere katılım göstermeniz sizi asla geriye götürmeyecek, her zaman bir adım ileriye taşıyacaktır, bunu göz önünde bulundurun gerçekleşen etkinliklere dahil olmanız dileğiyle.

Kroki Nedir?

Kroki Nedir?

Bir konu veya nesnenin, detaylarına inilmeden ve ölçek kullanılmadan, ana hatlarını ve başlıca özelliklerini yansıtacak biçimde hazırlanan taslaklara kroki adı verilmektedir. Yakın çevremizi kağıt üzerinde göstermek, sokağın, mahallenin veya semtin kuşbakışı görünümünü göz kararı küçülterek düzlem üzerine çizmektir. Krokiye ölçek konulmaz, ölçek ile yapılırsa plan veya harita adını alır. Kroki kabataslak çizimlerden oluşur, detay veya ince işçilik gerektirmemektedir. Kullanıldığı yere göre farklı anlamlarda kullanılır.

 

Sosyal Bilgiler İçin Kroki:

Yalnızca kuşbakışı görünüm ile ölçeksiz kabataslak çizilen ve modelin başlıca özelliklerini yansıtan taslaklara kroki adı verilmektedir. Oranlar göz kararı belirlenir. İnce işçilik ile saatlerce uğraşılması gereken bir şey değildir.

Coğrafya İçin Kroki:

Bir yerin kuşbakışı görünümünün ölçeksiz ve kabataslak olarak düzleme aktarılmasıdır. Genelde küçük yerler için kullanılır. Sokaklar, mahalleler veya en fazla semtler bu iş için uygundur. Oranlar göz kararı belirlenerek düzleme aktarılır. Ölçek kullanılarak yapılanı harita olarak adlandırılır.

Yapı-Dekorasyon Terimi Olarak Kroki:

Ölçeksiz çizim anlamına gelmektedir.

Sanat İçin Kroki:

Tasalarnan şeyi not alır gibi ayrıntısız olarak çizmeye kroki denir. Kara kalem çalışmaları örnek verilebilir. Karşıdaki nesne göz kararı belirli bir oranla küçültülür fakat bu küçültmeler asla aynı oranda olmaz, daha sonra düzleme aktarılır. Portrelerde aynı mantık ile çizilse de, onlar kroki değildir çünkü portre çok ayrıntılı çizilen ve ince işçilik gerektiren bir iştir.

Ana hatları ile resmi gösteren, ayrıntıya girmeyen taslaklardır. Kroki bir yapıtın ön çalışması için yapılmış olabilir.

 

 

Kendinizi Hangi Alanda Yetenekli Buluyorsunuz?

Özellikle çocukların ve ergenlerin yanıtlamakta zorlandığı bu soru, aslında yetenekten çok insanın özgüvenini kontrol ediyor. Örneğin bir ev kadınına kendinizi hangi alanda yetenekli buluyorsunuz, diye sorduğunuzda cevap vermekte zorlandığını görürsünüz. Bunun sebebi insanın kendine duyduğu güvensizliktir. Bu özgüven problemi çocuklarda ve gençlerde daha baskındır. Ne kadar bilse de, kendini iyi ifade edemeyeceğini ya da karşı tarafın onu beğenmeyeceği endişesine kapılıp olan yeteneklerini bastırıyor gençler ve çocuklar. Geliştirilebilecek ya da zaten gelişmiş olan yeteneklerini saklamayı tercih ediyorlar daha çok.

 

Örneğin bana yöneltilmiş bu soruyu şu şekilde yanıtlıyorum. Ben makale yazmak konusunda oldukça iyiyim. Ayrıca roman tarzı kitaplar da yazıyorum. Küçüklüğümden beri boş zamanlarımı dolduran ve keyif alarak yaptığım bir uğraş. Kimseye hesap vermeden, kimseyle iletişime geçmeden kolayca yapabiliyorum. Bazen gerçek hayatta dökemediğim duygularımı daha kolay döküyorum ortaya. Kelimelerle dans eden biri olarak, bir yazıyı özgünleştirmekte ve özellikle keyif aldığım konular söz konusu olduğunda uzun uzun yazı yazmakta çok iyiyim. Keyif almadığım konularda da bilgi sahibi olduktan sonra uzun yazılar ortaya çıkarabilirim.

Birisi bana kalk bir yazı yaz da görelim dediğinde, ilk gayem onu beğendirmek değil asla. Tabi ki eksik yanlarımı söyleyebilir, eleştirilere açığım onun sayesinde kendimi geliştirebilirim ama o bana kötü yazıyorsun dedi diye ben kötü yazmıyorum. Yalnızca yazdıklarım ona hitap etmiyor.

 

Duygu Ve Düşüncelerimizi İfade Ederken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Hiç kendinizi doğru ifade edemediğiniz oldu mu? Çoğumuzun ortak problemi olarak hiç olmaması gereken zamanlarda sosyal bir sorun olarak karşımıza çıkan bir durumdur bu. Bazen nasıl bir tepki ile karşılaşacağımızın verdiği korku yüzünden, bazen de belirsizlik  yaşamamız dolayısıyla duygu ve düşüncelerimizi tam olarak ifade edemeyiz. Oysa zorlandığımız veya sıkıldığımız zamanlarda duygularımızı ve hislerimizi karşımızdakilere olduğu gibi aktarmamız en mantıklı olanı olacaktır.

Hepimizin ailemize,yakın arkadaşlarımıza ifadelerimizi aktaramadığımız anlar olmuştur. Ancak içindekileri paylaşmamak kendini dış dünyaya kapatmak bizleri huzursuzluk ve karmaşanın içine doğru sürükler ve bu duygu da sizi sürekli rahatsız eder.

 

Konu her ne olursa olsun karşınızdaki kişilerin yorumunu düşünmeksizin duygu ve düşüncelerinizi olduğu gibi aktarmalıyız. Çünkü aksi bir davranış sergilersek, çoğu zaman söyleyeceklerimizi yanlış söylemiş olacağımızdan ileride problemler yaşamamız kaçınılmazdır. Zamanla göreceksiniz ki, ilk anda tepki aldığınız bu davranışınız zamanla karşınızdaki kişinin size olan güven duygusunu arttıracak ve yalan söylemeyen, olduğu gibi düşünen ve davranan biri olarak tanınacak ve çok şey kazanmış olacaksınız. Ancak böyle durumlarda dikkat edeceğimiz hususlar vardır.

Kendimizi ifade ederken karşımızdaki kişiye bunu uygun bir dille ve anlaşılabilir olarak aktarmalıyız. Kaba ve kırıcı olmadan, kendimizi sakin bir ses tonuyla ifade etmeliyiz. Vücut dilimizi kullanmak da, kendimizi ifade etme konusunda her zaman oldukça önemli bir nokta olmuştur. Cümleler kurarken dikkatimizi bir yere toplayıp sadece o an aktardığımız duygu ve düşüncelerimize odaklanıp, kendimizden emin bir şekilde aktarmalıyız. Ve son olarak ne olursa olsun karşımızdaki insanı kırmaktan uzak durarak, saygılı bir biçimde konuşmamızı devam ettirmeliyiz.

Siz, en çok hangi komşunuzu seviyorsunuz?

Biz ailecek en çok karşı komşumuzu seviyoruz. Bunun sebebi ise, yeri geldiğinde paramızı, yeri geldiğinde paramızdan daha kıymetli evcil hayvanımızı emanet edebilecek bir kapımızın olması.

Ara sıra aile yemekleri düzenlediğimiz, kardeşim okul çıkışlarında bizi evde bulamayınca oraya girdiğinde onu bırakmadan bizi eve sokan biri olduğu için ona minnettarız. Bu zamanda ev alma komşu al, sözünü bizzat dinleyen biri olarak komşumuzun her konuda bize yardımcı olduğunu hatırlatmak istiyorum. Orta yaşlı olan ve ailemizin yarısının teyzesi, yarısının ablası sayılan komşumuz bizden bir yardım istediğinde asla geri çevirmiyor elimizden gelenin en iyisini sağlıyoruz.

 

Maddi durumumuz sıkıştığında bize para verdiği bile oluyor, çünkü biz kalabalık bir aileyiz o ise yalnız yaşıyor, çoluğu çocuğu uzakta olduklarından özellikle kardeşimi ve beni kızı, torunu yerine koyuyor. Akrabalarımızdan daha çok güvendiğimiz ve bir yere giderken evin anahtarını teslim ettiğimiz teyzemiz, evimizdeki evcil hayvanları besliyor, bazen suyunu değiştiriyor hatta bazen biz evde yokken girip yemek hazırlıyor. Evimizin ninesi gibi her işimize koşan teyzemizin bir gün kardeşimin ve benim dağınık yatağımızı topladığına bile şahit olduk.

Bu zamanda böyle komşular var mı, çelişkisine düşenlere cevap: Evet, var. Hem de bizim.

Kardeşim sıkıldığında gidip onun yanında kalmaya bile çekinmezken, günümüz ilişkilerine karşı ona yalnızca komşu demek bizlere ağır geldiğinden, dışarıdan biri sorduğunuzda ailemizin teyzesi olarak tanıtmaktan çekinmiyoruz, çünkü zaten öyle, yine de biz yakın akrabamızmış gibi davranıyoruz.

Sınıfınızda Başkanlık Seçimleri Nasıl Yapılıyor? 

Sınıf başkanları genel olarak sınıflarda kontrolü sağlamak amacıyla seçilir. Sınıfta arkadaşlarına ve öğretmenlerine yardımcı olarak liderlik yapabilecek kişilerden seçilmelidir. Okulun ve sınıfının düzeninden ve arkadaşlarının davranışlarından sorumlu olan öğrencilerdir.Sınıfta oluşabilecek olumsuz davranışlarının önüne geçerek, düzen sağlamalıdırlar.

Başkanlık seçimleri sınıflarda gerçek bir seçim havasında geçmektedir. Aday olacak öğrenciler öncelikle kendilerini arkadaşlarına olumlu bir şekilde tanıtmalı ve yapacağı olumlu gelişme ve değişimleri uygun bir dille aktarmalıdır. Bunu yaparken yalan söylemekten kaçınmalıdır. Adaylar seçimlerden önce kendilerini seçecek olan arkadaşlarına kendilerininin seçilmesi halinde, ne gibi değişikliklerin olacağından bahsetmeli ve onları ikna edebilecek direnci göstermelidir. Öncelikle adayların arkadaşları içerisinde sevilen bir kişilik olmaları, onları bu yarışta ön plana çıkaracaktır. Seçimler gizli oylama sonucu yapılmalıdır ve sonuçlar ise herkesin gözü önünde açılmalıdır.

 

Aday olan öğrenciler kendilerini tanıtma işleminden sonra ayağa kalkar ve sınıf tahtasında oylamayı beklerler. Seçmen öğrenciler kendi tercihleri sonucu istediği adaya oy verirlerr ve oylama işleminin bitmesinin ardından öğrenciler yerlerine oturarak sonuçları beklerler. Görevli seçilen öğrenciler ve sınıf öğretmeni tarafından tarafsızca sayılan oylar sonucu en çok oyu alan öğrenci, sınıf başkanlığı görevine getirilir. Sonuçların açıklanmasının ardından arkadaşları tarafından tebrik edilen sınıf başkanının, bundan sonraki görevi ise arkadaşlarına ve öğretmenlerine verdiği sözleri tutarak devam etmesidir. Bu seçimler bizleri daha küçük yaşlarda demokrasi adına bilinçlendirerek güçlendirmektedir.