Osmanlı Devletinde yeniçeri olmak için hangi aşamalardan geçilmelidir?

Osmanlı Devletinde yeniçeri olmak için hangi aşamalardan geçilmelidir?

 

Tarihte önemli bir yeri olan yeniçeriler daha çocuk yaşta seçilirdi. 10-15 yaşları arasında ki gayrimüslim çocuklar Bursa’nın Türkmen köylerinde gönderilirdi. Burada İslamı ve Türk örf adet ve gelenekleri öğrendikten sonra Osmanlının üniversitesi sayılabilecek Enderun mektebine gönderilirdi. Tabi hepsi değil bir kısmı. Enderun mektebine gönderilenler devletin idari kadrosunda yer almak üzere mezun olur olmaz saraya çağrılırdı. Diğer gruplar ise orta adı verilerek askeri teşkilata hizmet etmeye başlardı. Ortalarında bir kısmından solak olanlar özellikle seçilir sarayda padişahı koruma görevini üstlenirlerdi l. Sultana yapılacak bir saldırı düşmanın hiç beklemediği bir yerden sol taraftan engellenebilsin amacı taşır solaklar. İlk zamanlar silahsız sarayda bulunan solaklar sonra ki zamanlarda artan tehditlerden ötürü oklarını taşımaya başlamışlardır.

 

464 yıl boyunca varlığını sürdürmüş olan yeniçeriler tarihte bir çok olayla anılır hale gelmiştir. Kimi padişahı katletmiş kimi padişaha ayaklanmışlardır. İlk olarak balkanlarda Osmanlının yerleşmesinin ardından buradan seçilen kalıplı ve zeki çocukların seçilmesi ile kurulmuştur yeniçeri ocağı. Turnacıbaşı adı verilen kişiler tarafından belirli testlere tabi tutularak seçilmişlerdir. Fiziki yapılarının güçlü görünmesine dikkat edilir, zeki olması gereklidir ve belirleyici bir izi bulunmamalıdır.

Ahilerin, Osmanlı Devletinin kuruluşundaki etkileri nelerdir?

Ahilerin Osmanlı Devletinin kuruluşundaki etkileri nelerdir?

 

Osmanlı devletinin kuruluş amaçlarından en önemlisi İslamı yeryüzüne hakim kılmak ve Allah’ın adını tüm dünyaya duyurmaktı. Bu amaç uğruna cihat anlayışı ile savaşan bir topluluk haline gelen Osmanlı’da sosyal ve dini hayatın uygulanması konusunda gerekli örgütlenmeyi ahiler teşkilatı sağlamıştır. Öyle ki fethedilen toprakların Türkleşmesi ve İslamlaşmasını gazi dervişler ve alperenlerle birlikte başarmışlar ve yeni yerleşenlerle yerleşik olanların uyumunu sağlamışlardır. Moğolların baskısı ve Anadolu içerisinde siyasi bir birliğin olmaması toplulukları uç noktalara gitmeye zorlamıştır. Ahiler de bu baskıların yanı sıra cihat anlayışını düstur edinen Osmanlının büyümesi ve fetihler gerçekleştirmesi için yanında yer almışlardır. Gazi dervişler ve alperenler ile ahiler yetiştirilen bilinçli ve imanı kuvvetli askerleri Osmanlının büyümesi adına teslim etmişlerdir.

 

Osmanlıya olan hizmetlerinin İslam sancağının yükselmesi için yapılacak hizmet olarak görmesi genel özellikleridir. Ahiler sadece bir esnaf teşkilatı olarak kalmamış sosyal hayatı düzenlemede topluma öncülük etmiştir. Doğruyu ve yanlışı anlatan ahlaki değerleri topluma öğreten ahiler Osmanlının kuruluşunda büyük bir etkiye sahiptir. Özellikle manevi destekleri fethedilen yerlerde ki hizmetleri o bölgelerde ki çıkabilecek karışıklıkların önüne geçmelerini sağlamıştır. Ticari ahlakı yaymaları ve koyulan kurallar dairesinde geliştirmeleri tüccarlara olan güveni arttırmış ekonomik anlamda büyümeye de katkı sunmuşlardır. Hem sosyal hem siyasi hem de ekonomik etkileri o dönemde ahiler teşkilatının ne denli önemli olduğunu bizlere gösteriyor.

Osmanlı ordusunun Avrupa ordularına üstünlük kurmasında Türk askerlerinin hangi özellikleri etkili olmuştur?

Osmanlı ordusunun, Avrupa ordularına üstünlük kurmasında Türk askerlerinin hangi özellikleri etkili olmuştur?

 

Avrupa ülkelerine nazaran farklı bir ordu yapısına sahip olan Osmanlı genellikle devşirilen yabancıları Türkleştirmiş ve yeteneklerine göre eğitmiştir. Eğitilen her asker alanında uzman olduktan sonra savaşa katılabilmiştir. Disiplinin ve ordu yapısının temeli sağlam taşlar üzerine oturtulan Osmanlı devleti, Avrupa ordularına genellikle üstünlük kurmuştur. Bu üstünlüğün bir çok nedene bağlı olduğu söylenebilir. Özellikle Osmanlının devlet olarak benimsediği hoşgörü politikası gereğince toplumlar etki altına alınmış ve savaşmadan dahi topraklar kazanılmıştır. Fethedilen yerlerde ki İslam sancağının götürülmesi ile oluşan korku yerini anlayışa bırakmıştır. İnsanların dini inanışları açısından serbest bırakılması ve inançlarını yaşamaları için gerekli hakların tanınması bunlara örnek oluşturabilir.

 

Fethedilen topraklarda Osmanlı askerleri devşirme olduğu için kendi tebaasına zulmetmemiş, Türk de olsa böyle çirkin bir yaklaşım sergilememiştir. Saygı duyulan sivil halk baskılardan uzak tutulmuştur.  Orduları ise Osmanlının gücünün göstergesi olmuştur. Avrupa ordularında olmayan üstün özellikler kendi bünyesinde toplanmıştır. Atların kullanımı ve teknik anlamda ki üstün başarıları diğer Avrupa devletlerinde bulunmuyordu. Savaşçı özelliği ve cihat anlayışı ile de algılarında ki şehitlik ülküsü onları korkusuz kılıyordu. Yine Avrupa ordularında ki bu tarz bir yaklaşımın olmadığı gerçeği daha çabuk geri çekilebilmelerini sağlamıştır.

Devşirilen çocuğun hayatında ne gibi değişiklikler olmuştur?

Devşirilen çocuğun hayatında ne gibi değişiklikler olmuştur?

 

Osmanlı devleti Hristiyan ailelerinden aldığı çocukları Türk ailelerine teslim ettikten sonra Türkleşmesini sağlamış ve devşirme adı verilen sistemle orduya yerleştirmiştir. Gelişen sistemin ilerleyen yıllarında üstün başarı sağlayanları paşalığa kadar yükselebilmiş Osmanlı devlet yapısının bütünlüğünü korumak amaçlı hizmetlerde bulunmuşlardır. Devşirilen bu çocuklar elbette ki farklı bir din ve kültürün etkisi altında kalmışlardır. Türkleşme ve İslamlaşma ile kendi kültürlerinden ve dinlerinden ayrılan bu kimseler seçilerek orduya alınmış belli yetenek sahibi olan kimselerdi. Tek çocuklu olan ailelerden alınmaması ve sarışın olmamasına dikkat edilirdi. Esmer olan kimselerin fark edilme olasılığı daha az olduğu için bu tarz eleme sistemi geliştirilmişti.

 

Yaşadığı toplumun da fethedilen topraklarla birlikte İslam kültürü altında kalması ve Türkleşmesi onların Osmanlı yapısına çabuk ısınmalarını sağlamıştır. Sonuçta kendi tebaasının güvenliğini sağlayacağı düşüncesi yerleşmiştir. İslam ın kabul edilebilmesi ve doğruyu göstermesi de dini açıdan zorluk yaşanmamasını sağlamıştır. Başarılı olmak adına hizmetlerini tam bir teslimiyetle yerine getirmişler sonraları sisteme bulaşan rüşvet ile sistemin ruhuna aykırı işler sistemin bozulmasını hızlandırmıştır. Kendi ailelerinin den kopan her devşirme yeni bir hayatı yaşamaya başlamış, düşünce tarzlarına kadar değişim göstermişlerdir.

Osmanlı Devletinde Pencik sistemi ne zaman uygulanmaya başlanmış ve hangi olaydan sonra uygulanmasında zorluklar yaşanmıştır?

Osmanlı Devletinde Pencik sistemi ne zaman uygulanmaya başlanmış ve hangi olaydan sonra uygulanmasında zorluklar yaşanmıştır?

 

Pencik kelimesinin beşte biri anlamına geliyor olması ismin çıkışını simgeler. İslam hukukunda savaşlardan sonra elde edilen ganimetlerden olan esirlerin beşte birinin acemi ocağına alınmasıyla başlamıştır. İlk olarak 1. Murat döneminde yapılan tavsiyelerle ortaya çıkan bu sistem Yıldırım Bâyezid zamanında kaybedilen Ankara savaşı ile oluşan boşlukla işleyemez hale gelmiştir.

 

Kazanılan savaşlar sonunda İslam hukukun uygulanması ile ganimetler elde ediliyordu. Mallar ve esirler bölüştürülüyor ayrı ayrı pay ediliyordu. Esirlerden küçük Hristiyan çocukları ilk olarak pençik sistemi ile acemi ocağına alınsa da sonrasında sistem değiştiriliyor öncelikle Türk’e vermek adıyla bir Türk aile yanına yerleştirilip belirli örf adet ve geleneklerin eğitimi alındıktan sonra acemi ocağına kabul ediliyordu. Verilen ailelere baktığı ve alındığı için belli miktarda para ödeniyor bu sayede Osmanlının kendi bünyesinde kalıyorlardı. Sistemin sonrası için değiştirilmesi çocukların sürekli olarak kaçıp ailelerini ziyaret etmesinden kaynaklanıyordu. Savaşların olmayışı sistemin tekrar değişmesini gerektirmiş hali hazırda olan Hristiyan ailelerden de beşte bir oranında pençik sistemi gereğince çocuklar alınmıştır. 1402 yılında Ankara savaşı sonrasında yenilen Osmanlı da yönetimsel boşluk oluşmuş kaos düzeni hakim olmuştu. Oluşan bu boşluk sistemin sürekliliğinin önünü kesmiş sistem ilerleyemez hale gelmiştir. Sonrasında ise devşirme sistemi uygulanmaya konmuş pençik sistemi ile benzer nitelikler taşımıştır.

Tımarlı Sipahiler ile yeniçerilerin özellikleri nelerdir?

Tımarlı Sipahiler ile yeniçerilerin özellikleri nelerdir? Karşılaştırınız.

 

Tımarlı sipahiler; tımar sistemi ile kurulmuş askeri birliklerdir. Asılları Türk olan askerler, sistemin gereklerini yerine getirebilme amaçlı; toprakların yönetimini sağlarlar, köylüleri yönetirler, vergileri toplarlar, ekip biçmeyen köylünün elinden toprağı geri alma yetkisine sahiptirler ve toplanılan vergilerler asker yetiştirirler. Ayrıca bulundukları bölge içerisinde ki güvenliği sağladıkları gibi her an savaşa hazır beklerler.

 

Yeniçeriler ise; Hristiyan ailelerin çocuklarından oluşuyor olması ile aslen Türk değildirler. Tek çocuğu olan ailelerden alınmaması da Osmanlı askeri sisteminin merhametli oluşumundan kaynaklıdır. Hristiyan ailelerinden alınan bu çocuklar Müslüman ailelerin yanına verilir ve din kurallarının yanı sıra ahlaki değerlerde öğretilirdi. 7 ila 10 yaş arasında ki çocuklar yetiştirilerek sonrasında acemi ocağı ile eğitimlerini tamamladıktan sonra Osmanlı askeri yapısının önemli bir kısmını oluşturmuşlardır. Hemen her dönem için tıpkı tımarlı sipahiler gibi savaşa hazır bekletilen düzenli orduyu oluştururlar. Gelir kaynakları tımarlı sipahilerden farklı olup üç ayda bir ulufe adı verilen maaşlarla geçinirler.

 

Her iki askeri kolluk güçlerinin oluşumu Osmanlı askeri sisteminin yapısını oluştururlar. Özellikle savaş dönemlerinde ki başarıları ve farklı dallarda ki gelişmişlik alanlarına göre savaşta yer almaları kazanmak arzusunda olan Osmanlı yönetimini nedeniyle gerekli görülmüşlerdir.

Osmanlı Devleti kapıkulları ile Tımarlı Sipahiler arasında denge kurarak neleri amaçlamıştır?

Osmanlı Devleti kapıkulları ile Tımarlı Sipahiler arasında denge kurarak neleri amaçlamıştır?

 

Tımar sisteminde elde edilen vergilerle yönetimi sağlayan askerler, bu sistemin bir paçası olmuşlardır. Aynı zamanda kendi giderlerini de bu topraklarla karşılayan tımarlı sipahiler her an savaşacakmışçasına hazır bekletiliyorlardı. Tımarlı sipahiler atlı birliklerden oluşup ordunun çoğunluğunu oluştururlardı. Ayrıca devletten bir maaş almazlar sadece topraktan kazanılan para ile geçimlerini sağlardı. Kapıkulu askerleri ise maaşlarını devlet tarafından alırlar ve savaşlarda padişahı koruma görevini üstlenirlerdi. Sürekli olan askerli durumunu kapıkulu askerleri sürdürürken, ordunun asker ihtiyacını da karşılıyordu. Aynı zamanda yaya, atlı ve teknik birlikleri ile oluşumu kapıkulu  askerlerinin, özellikleri arasında yer alırken tımarlı sipahiler ise sadece atlı birliklerden oluşmuştur. Doğrudan padişaha bağlı olan kapıkulu askerleri tımarlı sipahiler farklı kollarda güvenlik birimi oluşturmuşlardı.

 

Osmanlı devleti bu iki ayrı kolcu kuvvetinin arasında bir denge kurmak zorunluluğunda olup , iç çatışmanın çıkmasını engellemeyi ve her iki kolun birbirine üstünlük çabasının önüne geçmek istemiştir. Her iki askeri grubunda birbirinden bağımsız hareket ediyor olması ve çıkabilecek çatışmaların engellenmesi gerekiyordu. Merkezi otoritenin zayıflamaması ve askerlerin kontrol altında tutulması amacıyla, kapıkulları askerleri ile tımarlı sipahiler arasında kurulacak bir denge zorunlu hale gelmiştir.

Osmanlı Devletinde keyfi olarak toprağı ekip biçmeyen köylünün elinden arazinin alınmasının nedenleri nelerdir?

Osmanlı Devletinde keyfi olarak toprağı ekip biçmeyen köylünün elinden arazinin alınmasının nedenleri nelerdir?

 

Tarıma dayalı geçim kaynağının oluşturulduğu Osmanlı toplumunda, süreklilik esasına dayandırılması için tımar sisteminin oluşturulduğu ilgili nedenlerden. Sistem gereği en alt tabakada bulunan köylülerin devlet tarafından emanet aldıkları toprakları verimliliği sağlamalarının yanı sıra sistemin işleyişi için zorunludur. Çünkü sistemin en başında oluşacak aksaklık sistemin tümü ile aksamasına neden olacak ve hiç bir ilerleme kaydedilmeyecektir.

 

Yapılan denetimler sadece tımar sahipleri için değil tabi ki. Tımar sahiplerinin verdiği bilgiler doğrultusunda köylülerinde denetime girmesi sağlanıyor. Bu denetimler sonucu eğer ki köylü emaneten verilen toprakları ekip biçmeden bir fayda beklemeye kalkışırsa topraklar ellerinden geri alınıyor. Bunun gerekliliği toplumda oluşacak sistemsel aksayışın önüne geçmektir. Ekilmeyen her arazi karşılığında vergi alınmamasına, dolayısıyla alınan vergilerle karşılanacak askeri giderlerin azalmasına ve tımar sahiplerinin yönetiminin zaafa uğramasına neden olacaktır. Sadece onunla da kalmayıp merkezi otoriteyi sarsacak ve dahası yetiştirilemeyen askerlerin eksikliği ile güvenlik zafiyeti oluşacaktır. Bir birine bağlı olan nedenler zincirinin ilk halkası olan köylülerin ekip biçtiği araziler olmazsa olmazlardandır. Aslında her bir halka kendi açısından değerli ve diğerini tetikler durumdadır. Ekilmeyen arazilerin verimliliğinin düşmesi ve tarımda ki sürekliliğinde aksaması unutmamalıdır. Tüm  nedenler göz önüne alındığında köylülerin ekip biçmesi elzem nitelikte olup, toplumun en alt tabakasının en üst tabaka ile nasıl ilintili çalıştığının resmidir. Yapılan her faaliyet ve yapılmayan her faaliyet olumlu yahut olumsuz yönde yönetimi etkilemektedir.

Osmanlı Devletinin tımar sistemini uygulamasındaki amaçları nelerdir?

Osmanlı Devletinin, tımar sistemini uygulamasındaki amaçları nelerdir?

 

Fethedilen toprakların genişliği ve çokluğu Osmanlı da yönetimin idari ve askeri alanda gelişmesini gerekli kılmıştır. Genellikle geçim kaynağının kırsal kesimlerde ticaretten çok tarıma dayalı olduğu bilinmekteydi. Yapılacak sistemsel bir uygula hem askeri sistemin gelişmesi hem de tarımın sürekli hale gelmesini sağlayacaktı. Aynı zamanda merkezi otoriteyi güçlü tutmanın amaçlarından biri de toprakların yönetiminin tamamına hakim olabilmekti. Bütün bu sayılanlar tımar sistemi ile gerçekleşebilecek, Osmanlı kurulan sistemle hem yönetme gücünü arttıracak, hem vergileri toplayacak, hem askerlerin sayısal artışını sağlayacak, hem de tarıma gereken önem verecekti.

 

Osmanlı geliştirdiği tımar sistemi ile köylülere ekip biçmesi için ücretsiz toprak sağlayacaktı. Köylüler elde ettikleri gelirin bir kısmını tımar sahibine vergi olarak verecek ve geçimlerini sağlayacaktı. Ancak topraklar devlete aitti ve geri alınacaktı. Toprakların verimliliğinin de sağlandığı bu sistemle alınan vergiler tımar sahiplerinin kendi gelirlerini karşılamasını kolaylaştıracak ve her tımar sahibi en az on asker yetiştirecekti. Ayrıca toprakların yönetimi de tımar sahiplerine aitti. Yine bu sistemle iç güvenliğin oluşumu sağlanacak çıkabilecek ayaklanmalar engellenecekti. Devlet bütçesinden herhangi bir çıkış olmaması ve toplanılan vergilerin sürekliliği ile yetiştirilen askerlerin sayısının çokluğu, dahası olan tarımın gelişmesi ve köylülerin iaşelerini karşılayabilmesi ve yönetimsel alanda ki boşluğun doldurulması sistemin gerekliliği ve geniş alanda sağladığı faydayı gözler önüne seriyor. Tımar sahiplerininse köylüyü çok çalıştırmaması ve adaletli yönetmesi adına sürekli olarak denetlenmesi sağlanıyordu.

Osmanlı Devletinin kısa sürede büyümesinin sebepleri neler olabilir?

Bizans sınırında küçük bir beylik olarak kurulan Osmanlı Devletinin kısa sürede büyümesinin sebepleri neler olabilir?

 

Osmanlı devletinin başlangıçta küçük bir beylik olarak Anadolu topraklarında varlığını sürüyor olması boşuna değildir. Anadolu Selçuklu devletinin gün geçtikçe azalan gücü bu beyliğe sunulan desteğe kaymıştır. Aldığı desteğin yanı sıra beylerin küçük yaşlardan itibaren aldıkları eğitim ile ileri görüşlü politikalar izlemeleri ve stratejik noktaları ele geçirmeleri bu nedenler arasında yer alır. Sonrasında fethedilen topraklara yerleştirilen Türkmen ailelerle uygulanan iskan politikası ile, ele geçirilen coğrafya Türkleştirilmiş ve yayılmacı politika izlenmiştir. Bununla da kalınmamış diğer beyliklerle kurulan siyasi ve ekonomik alanda ki anlaşmalarla başarılı olup güçlerine güç katmışlar ve kimi beyliği kendi bünyelerinde toplamışlardır. Anadolu bölgesinde varlığını sürdürmeyen güçlü bir devlet olmaması da Osmanlılar için ayrı bir şans oluşturmuştur.

 

Merkezi otoriteyi kendi içinde sağlaması için önemli girişimlerde bulunulmuş bu boşluk değerlendirmiştir. Düşman devlet olarak görülen Bizans’ın da kendi içerisinde ki çatışmaları ve azalan gücü büyüyen bu beyliğe karşı koymayı engellemiş, büyüme hızını durduramamıştır. Yapı ve kuruluş felsefesi bakımından İslam anlayışının tezahürü olarak kendilerinde oluşan cihat anlayışı ile yayılmacı politikaların hızla sürdüğü de bir gerçektir. Fethedilen bölgelerde ki hoşgörülü ve adaletli olan yönetimi sayesinde iç karışlık çıkmasına engel olunmuş ve kimi siyasi istikrarsız bölgeleri savaşmadan bünyesine katmıştır. Vaat edilen huzur ve güven Osmanlının şiarı haline gelmiş farklı milletler kendi din adamlarının baskısından korunmak için Osmanlıya sığınmıştır. Ekonomik olarak da esnafların büyük örgütlenmesi olan ahiler teşkilatının desteğini alınmış, çıkarılacak ekonomik buhranların önüne geçilmiştir. Refah seviyesi artan halk Osmanlıya olan güvenini arttırmış ve büyümesinde katkı sağlamıştır.