Nevruz’un ne anlama geldiğini biliyor musunuz?

“Nevruz”un ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Biliyorsanız açıklayınız.

 

Nevruz kelimesi Farsça ‘yeni gün’ anlamına gelmektedir. O yüzden yılbaşının ilk gününe, yeni gün anlamına gelen Nevruz denmiştir. Yazılı olarak ilk kez 2. yüzyılda Pers kaynaklarında adı geçen Nevruz,  yılın ilk gününü temsil eder. Nev(yeni) ve ruz (gün) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen Nevruz, Orta Asya’dan Balkanlardaki uluslara kadar çok geniş bir bölgede başta Türkler olmak üzere birçok halk ve topluluk tarafından her ulusun kendi kültürel çeşitli etkinlik ve eğlenceleriyle yılbaşı olarak kutlanır. Nevruz, araştırmalara göre Türklerde, M.Ö. III. yüzyıldan beri kutlanan bir bahar bayramı olduğu görülmektedir. Nevruz bayramı çok eski tarihlerden beri Türk kültürüne ait bir gelenektir.

 

Nevruz; baharı, bolluğu, bereketi ve yılın başlangıcını çağrıştırır. Çünkü toprak altındaki canlıların uykudan uyanışlarını, börtü böceğin ortaya çıkmasını, ağaçların yeşermesi, çiçeklerin açması, havanın ısınması, suların artmasını kısaca baharın gelişini müjdeleyen gündür. Bundan dolayı tarih boyunca Nevruz, Türk toplumunda baharın gelişi ve tabiatın canlanmasından dolayı coşkuyla kutlanmıştır. O çağlarda mevsimler insanlar için yaşamsal bir önem taşıyordu. Hayvancılıkla ve tarımla uğraşan topluluklar için kışın bitip, baharın gelmesiyle havaların ısınması hem insanların şartlarını kolaylaştırıyor, hem üretim artıyordu.

 

Dünyanın değişik bölgelerinde yaşayan Türk toplulukları yüzyıllardır nevruz bayramını kutlamaktadır. Nevruz, Türklerin tarih boyunca sürdüre geldiği bir gelenektir. Nevruz, Miladi takvime göre 21 Mart’a denk gelen gün de Nevruz Bayramı olarak kutlanmıştır.

Dost, kara günde belli olur atasözüyle anlatılmak istenen nedir?

“Dost, kara günde belli olur.” atasözüyle anlatılmak istenen nedir?

 

Dost; insanın iyi gününde de kötü gününde de yanında olup kişinin derdini de sevincini de paylaşan kişidir. İnsanın pek çok arkadaşı olabilir ama her arkadaş dost demek değildir. Çünkü insanın iyi gününde yanında pek çok kişi olabilir ancak kötü gününde yanında kimseyi bulamayabilir. Eğer kötü gününde de yanında olan birisi ya da birileri varsa işte bunlar gerçek dosttur.

 

Hayatta insan pek çok şey yaşar. Kimi zaman sevinir, kimi zaman üzülür. İnsan sevinse de üzülse de her daim sevincini de üzüntüsünü de sevdikleriyle paylaşmak ister. Ancak gerçek dostluk, dostuna karşı fedakar, anlayışlı, özverili davranmayı gerektirir. Bunun için dost, kötü gününde de dostunun yanında olan ve ona elinden gelen desteği, yardımı gösterendir. Dostlarımızı seçerken her daim yanımızda olan, sırtımızı güvenle yaslayabileceğimiz kişileri dost olarak seçmeliyiz. Her zaman dostlarımızın kıymetini bilmeli ve bizlerde her zaman dostlarımızın yanında olmalıyız.

 

Zor zamanlar yaşadığımız günlerimiz bizim kara günlerimizdir. En çok dostlarımız tarafından desteğe böyle günler de ihtiyaç duyarız. Atalarımızın bu durumu en güzel şekilde anlattığı sözlerinden biride “Dost, kara günde belli olur.” atasözüdür. Bizim kültürümüzde de dostluk çok önemlidir.“Dost, kara günde belli olur.” atasözüyle de; zor zamanlar yaşadığımızda yanımızda olup, bizimle beraber üzülüp, derdimize derman olabilmek için elinden geleni yapan kişinin gerçek dost olduğu anlatılmak istenmiştir.

İnsanın dostlarının olması niçin önemlidir?

İnsanın dostlarının olması nedenönemlidir?

 

Dost, insanın zor zamanında da yanında olup, bu sıkıntılarımızı atlatmamız için elinden geleni yapıp, her daim iyiliğimizi isteyen kişidir. Dostluk ise; sevgi, saygı, hoşgörü, güven, bağlılık gibi daha birçok güzel duyguyu içinde barındıran iki insanın sahip olduğu en önemli bağlardan biridir.

 

İnsanın hayatta pek çok arkadaşı olabilir ancak çok az kişiyle dosttur. Dostluk büyük bir hazinedir. Çünkü hakiki dost bulmak çok zordur bu yüzden hakiki, gerçek bir dost bulduğumuz zaman değerini bilip, sahip çıkmalıyız dostluğumuza. Azdır belki dostumuz ama en zor zamanımızda onlar vardır yanımızda. En büyük acılarımızı sevinçlerimizi dostlarımızla paylaşırız. Onlarla birlikte ağlar, onlarla birlikte güleriz. Ne zaman bir yardıma ihtiyaç duysak ya da mutluluğumuzu paylaşacak olsak ilk aklımıza dostlarımız gelir. Çünkü dostlarımız bizi çok iyi tanır ve anlar. İyi günümüzde de kötü günümüzde de hep yanımızda olurlar. Hata yaptığımız zamanlarda da yine en güzel şekilde onlar yol gösterirler bize. Kimse yanımızda yokken bile onlar vardır, araya mesafeler girse bile bazen onların varlığı bile bize güç verir.

 

Bizlerde dostlarımızın desteğiyle kendimizi yalnız hissetmeyiz, böylece kendimize olan güvenimiz ve her şeyin üstesinden daha kolay gelebileceğimize olan inancımız artar. Ayrıca dostlarımızın bize gösterdiği dostluk sayesin de biz de kendimizi daha mutlu ve iyi hissederiz. İşte bu yüzden insanın dostları olması önemlidir.

Çevreyi korumak için nelere dikkat etmeliyiz?

Çevreyi korumak için nelere dikkat etmeliyiz?

 

Üzerinde yaşadığımız ve yiyeceklerimizi elde ettiğimiz doğayı korumak hem kendi sağlığımız için hem de yeni nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmak için çok önemlidir. Bu anlamda çevremizi sahiplenmeli, değeri ve önemini başta kendi çocuklarımı olmak üzere herkese anlatmalıyız.

 

Çevreyi korumak için uygulayabileceğimiz birkaç yöntem ile kendimize ve diğer canlılara daha yaşanabilir bir doğa yaratabiliriz. Bu yöntemlerden bazıları şunlardır :

 

  • Tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerin çöplerini yerlere atmamalı, en yakında bulduğumuz çöp kutusuna atmalıyız.
  • Başkalarının yere attığı çöpleri çevreyi koruma bilinciyle hareket ederek almalı ve gereken yerlere atmalıyız.
  • Kanalizasyon gibi çevreye kirleten bölgelerde meydana gelen patlamaları en kısa zamanda yetkili birimlere bildirmeliyiz.
  • Su döngüsü sayesinde bizlere içme suyu olarak dönecek olan akarsu, nehir ve deniz gibi yerleri kirletmemeliyiz.
  • Evlerimizde ısıtma amaçlı kullanılan yakıtların tam olarak yakılması sağlanarak ortaya çıkacak enerji kaybı ve hava kirliliğini önleyebiliriz
  • Yakın yerlere giderken araç kullanmayarak karbondioksit salınımını azaltabilir, böylece hava kirliliğinin önüne bir nebze de olsa geç
  • Biten piller etrafa değil belediyeler tarafında çeşitli yerlere konumlandırılan pil kutularına atılmalıdır. Atık piller içerisinde bulunan ağır metaller nedeniyle sağlığımızı olumsuz etkilemektedir.
  • Piknik yapılan yerlerde kurallara uymalı ve asla ateş yakılmamalıdır. Ateş yakılmasının serbest olduğu bölgelerde ise ateş kesinlikle söndürülmeli ve etrafa çöp atılmamalıdır.
  • Ağaçların veya bitkilerin bulunduğu yerlerde onları yok ederek yerleşim bölgesi kurmamalıyız. Dünya üzerinde bulunan ağaçlar yaptıkları fotosentez sonucu bizler ve diğer canlılar için oksijen üretmekte, doğanın akciğeri olarak bilinmektedir.
  • Hayvanların deri ve kürklerinden giysi yapmamalı ve onların yok olmasına sebep olmamalıyız. Nesli tükenmekte olan hayvanları korumalı, avlayan insanları uyarmalıyız.

Kişisel Bakım İçin Neler Yapmalıyız?

Kişisel Bakım İçin Neler Yapmalıyız?

 

Sağlıklı bir hayat sürmek için kişisel bakımımızı düzenli ve doğru bir şekilde yapmaya özen göstermeliyiz. Bununla birlikte okul, alışveriş merkezi ve ulaşım araçları gibi birçok alanda toplumla içe içe yaşamak zorumdayız. Bu tür yerlerde bulunduğumuzda diğer insanları rahatsız etmemeliyiz. Çünkü düzenli bir şekilde kişisel bakım yapmazsak vücut kokumuz diğer insanları da rahatsız edebilir.

 

Kişisel bakımımız için yapmamız gerekenleri şöyle özetleyecek olursam;

Öncelikle her duyduğumuz veya her okuduğumuz kişisel bakım yöntemlerini uygulamaktan kaçınmalıyız. Çünkü vücudumuz sağlımız için önemlidir ve bunun için deneme tahtası değildir. Özellikle karı-koca ilaçları diye tabir edilen birçok tavsiyeden kaçınmalıyız. Bunların bilimsel kanıtları olmadığı için daha sonra tehlikeli sonuçlarla karşılaşabiliriz. Sağlık her şeyden önemlidir ve kaybedildiğinde tekrar geriz kazanmak zaman alabilir. Kişisel bakım için yapmamız gereken başlıca işlemler için şunları söyleyebilirim:

 

  • Düzenli olarak bir banyo yapma alışkanlığı edinmeliyiz.
  • Yaşadığımız ortamı temiz tutmaya özen göstermeliyiz.
  • Saç, tırnak ve ayaklarımızın temizliğini aksatmamalıyız.
  • Düzenli olarak dişlerimizi fırçalamalıyız. Günde en az iki defa.
  • Sağlıklı olmak için sporu hayatımıza sokmalıyız.
  • Kullanacağımız kişisel bakım ürünlerinin kimyasal içerikli olmamasına özen göstermeliyiz. Bu kimyasal ürünler yerine doğal ve bitkisel ürünleri tercih edebiliriz.

Tarımı ya da hayvancılığı kolaylaştırıcı bir icat yapmak isteseydiniz bu ne olurdu?

Bir mucit olduğunuzu hayal edin. Tarımı ya da hayvancılığı kolaylaştırıcı bir icat yapmak isteseydiniz bu ne olurdu? Düşüncelerinizi yazınız.

 

Tarım ve hayvancılık insanoğlunun hayatta kalabilmesi için en önemli iki faktördür. Bu nedenle her çağda bu iki alanda insanlar çeşitli çalışmalar yürütmüş ve yürütmeye de devam etmektedir. İlk çağlarda yapılan tarımsal işlemler tamamen insan ve hayvan gücüyle karşılansa da günümüze kadar birçok yenilikle ve teknolojik gelişmelerle çok moderne bir hal almıştır.

 

Tarım günümüzde her türlü kolaylıkla yapılan bir sistem. Ama daha kolay olması ile daha fazla üretim yapılabilir. Bu sayede daha ucuz daha çok ürün elde edilebilir. Bu amaçla yeni teknolojiler geliştirilebilir. Örneğin bir mucit olsaydım sulama ile ilgili bir icat yapmaya çalışırdım. Çünkü sulama sistemleri ne kadar iyi olursa tarım o kadar daha gelişmiş olabilir. Tarımda en önemli noktalardan birisi sulamanın doğru yapılmasıdır.

 

Sulama teknolojileri geliştirmek için zamanlama ile programlama yapılmış farklı sistemler geliştirirdim. Bitkinin ekilmesinden yetişmesine kadar geçen sürede türüne ve sıcaklıklara göre otomatik sulama yapılabilir. Bu sayede çiftçiler sulama işlemini aksatmadan ve tam düzenli bir şekilde yapabilirler.

 

Hayvancılıkta ise yeni teknolojiler ile yetiştiriciliği daha kolay ve verimli hale getirebilirdim. Örneğin, kümes hayvancılığında kanatlı hastalıklarını engelleyecek şekilde belirleyici sistemler geliştirirdim. Bu sayede hayvanlara bulaşabilecek mikropları direkt olarak far edip önlem alacak bir sistem geliştirirdim.

Mustafa Kemal Atatürk’ün çiftlikleri açmasının sebeplerini tartışınız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün yukarıda adı geçen çiftlikleri açmasının sebeplerini tartışınız. (Ankara’da Gazi Orman Çiftliği, Silifke’de Tekir, Yalova’da Baltacı, Tarsus’ta Piloğlu, Dörtyol’da Karabasmak gibi çiftlikler)

 

Mustafa Kemal Atatürk, kurtuluş savaşından sonra bağımsızlığını kazanan ülkemizde yaptığı birçok reform ve atılımların yanında kurduğu çiftliklerle de halkın menfaatini düşünmüş bir devlet adamıdır. Her alanda ki gelişmelere önem veren Atatürk başta Ankara’da olmak üzere ülkenin farklı yerlerinde de çiftliklerin açılmasına öncülük etmiştir.

 

Çiftlikler tarım ve hayvancılığın bir arada yapılmasını ve geliştirilmesini sağlar. Tarım sayesinde yeni ve verimli üretim yapılarak, sağlıklı gıda elde edilir. Hayvancılık yapılarak taze süt, peynir, yoğurt, yumurta, hayvan etleri ve dericilik için direkt ürün elde edilmesi sağlanıyordu. Çiftlikler günümüzde dahi halen aktif olarak kullanılıyor.

 

Atatürk döneminde açılan bu çiftlikler de döneminde halkın taze ve sağlıklı ürünlerden faydalanması için açılmıştır. Örneğin, Ankara’da Gazi Orman Çiftliği yoğurt, dondurma ve süt ürünleri ile meşhurdur. Yıllardan bu yana Ankara’da insanlar çiftlik ürünlerini kullanmıştır. Önemli olan Atatürk’ün halka uygun fiyatlı ve temiz ürün sunulması için bu çiftlileri açmış olmasıdır.

 

Farklı bölgelerde ve yörelerde açılan bu çiftlikler sayesinde süt, süt ürünleri, kümes ürünleri, et ürünleri halka düzenli şekilde ulaştırılmıştır. Özellikle tarım ve hayvancılık açısından verimli ve elverişli bölgelerde bu çiftliklerin kurulması, halkında iş bulabilmesi ve imkânların değerlendirilmesi açısından önemlidir.

İleride hangi alan veya alanlarda ihtisaslaşmak istersiniz?

Günümüzde bir bilim insanının belirli bir bilim dalında uzmanlaşmasına “ihtisaslaşma” denir. İleride hangi alan veya alanlarda ihtisaslaşmak istersiniz? Nedenini açıklayınız.

 

Ben daha çok sözel alana ağırlık vermek istiyorum. İlgi alanımdaki konular daha çok sosyal içerikli ve psikoloji konuları. Bu nedenle bu alanda kendimi geliştirmek istiyorum. Özellikle Sosyoloji Lisans bölümünü okuyarak toplumsal sorunların çözümüne dair araştırmalar yapmak hedefim. Bununla birlikte Türk aile yapısını yeniden inceleyerek ne gibi sorunlarla karşılaşıldığı konusunda da çeşitli araştırmalara yürütmek istiyorum.

 

Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra Aile Danışmanlığı Sertifika programına katılıp, ailevi sorunları olan kişilere yardım etmekte ikinci hedefim diyebilirim. Bunun içinde yüksek lisansımı uygulamalı psikoloji alanında yapmak en büyük idealim. Sosyoloji alanında da ihtisaslaşmak istediğim bir alan var aslında. O da Din Sosyolojisi. Çünkü dini içerikli konular çok fazla gündemde oluyor ve birçok kişi yanlış yönlendiriliyor. Eksik ve hatalı kaynaklardan elde edilen bilgiler yerine daha somut ve objektif veriler elde ederek topluma faydalı olmak istiyorum.

 

Din Sosyolojisi alanında yüksek lisansımı tamamlayıp doktora programına da katılabilirim. Tüm bu eğitimleri tamamladıktan sonra nihaiyi hedefim ise Üniversitede öğretim görevlisi olarak görev yapmak. Bunun nedeni insanlara öğrendiğim bilgileri paylaşmayı seviyorum ve öğretmenliğin çok kutsal ve kıymetli bir meslek olduğunu düşünmem. Eğer ki bazı aksiliklerden dolayı öğretim görevlisi olamazsam en azından liselerde felsefe derslerine girmek ve yine eğitimin içinde olabilir. Dolayısıyla hangi alana yönelirsem yöneleyim sonucunda hep öğretmek ve öğretmenliğe odaklanıyorum.

 

Tüm bunlarla birlikte aldığım eğitimin bana getireceğe bilgi ve birikimlerini sosyal sorumluluk projelerini yürüten çeşitli vakıflarda gönüllü olarak ta paylaşmak çok istiyorum. Tüm gayret ve çabam bu yönde olacak. Umarım hedeflerime ulaşabilirim.

Toplumsal yaşamda insanların sizi anlamadığını düşündüğünüz zamanlar oldu mu?

Toplumsal yaşamda insanların sizi anlamadığını düşündüğünüz zamanlar oldu mu? Düşüncelerinizi paylaşınız.

 

İnsan ruh ve bedenden meydana gelen karmaşık ve karışık bir yapıdır. Bir organı bir uzvu anlamak için onu kesmek ve mikroskop altında incelemeniz gerektir. Ruhu anlamak ise bedeni anlamaktan daha zordur.  Bedeni kestik mikroskobun altına koyduk anladık ama ruh için ne yapacağız ruh gözle görülen elle tutulan bir şey değildir ki kesip inceleyelim? Nasıl edeceğiz de anlayacağız bu içerde gizli kalan maddeyi?

 

Ruhu anlamak ise insanın içine kapı aralamaktan geçer. Kapıyı aralamak için kelamını dinlemek neşesinin sevincini bilmek, önemsediği noktaları sentezlemek gerekir. Kendi açımdan anlaşılmak ise hala çok karmaşık diyebilirim. İnsanın çıkar ilişkileri her evrede baş gösterirdir devirde yaşamanın etkisi olsa gerek diye düşünüyorum insan anlaşıldığı kadar anlama çabasına giriyor artık.  Beni anladığın kadar anlarım diyen birçok insan var. Bu insanlar bu çıkar çatışması içinde birbirini anlar mı? Hayır, bana göre bu şekilde anlaşılmak mümkün değildir. Empati kavramından sıklıkla bahsederiz. Empati hakkında bildiğimiz en büyük yanlış ise kendini başkasının yerine koymak olduğudur. Empati bir başkasının acısını anlamak acını yerine koymaktır kendini.

 

Her hayatın dinamikleri farklı kederleri ayrı. Aynı sofrada ekmek yemek yetmiyor ömrü anlamaya. İşte tam da bu yüzden edebiyat var şiir var sanat var. İnsanın anlamı arama ve kendini ifade etme çabasından doğan olgular bunlar. Ne kadar başarılı olduğunu tartışmak için de yine insan bunları birer bilim haline getirmiştir. Ne karmaşık bir sorunsal değil mi?

Sizce hayatı anlamlı kılan şeyler nelerdir?

Sizce hayatı anlamlı kılan şeyler nelerdir? Düşüncelerinizi nedenleriyle anlatınız.

 

Hayatın anlamlı kılınması gerektiğini hayatı anlamlı kalan şeyleri listeleme ihtiyacımızdan çıkarmamız mümkün. Hayatı anlamlı kılmanın herkes için farklı bir kıstası olabileceği gibi herkes için ortak olan noktaları da vardır. Hayatı anlamlı kılan aile ile birlikte geçirilen güzel bir çocukluktur.  Zengin maneviyat ile beslenen bir ruh gerekir hayatın anlamlı olması için. Çünkü insanın manayı keşfetmesi için öncelikle tok bir ruha ihtiyacı vardır.  Yani hiç ekmek yememiş birine pastayı anlatmaya çalışmak beyhude bir çabadan öteye gitmeyecektir.

 

Mutlu olmaktır hayatı anlamlı kılan mutlu olma klişesinden sonra ama nasıl sorusu gelir hepimizin aklına. Hayat dediğimiz dar açıdan trajedi geniş açıdan da komedidir. Hangi açıdan baktığımıza bağlıdır mutlu olmakta.  Geniş bakmak biraz kapsamlı düşünmek ve ufak detaylardan da sevinç çıkarmak gerekir. Ne söylenirse söylensin hayatın anlamlandırılma çabası hayatın içinde insanın en büyük sorunsalıdır.

 

Maddiyatta maneviyat kadar önemli günümüz toplumumuzda. İhtiyaçlar hiyerarşisinden bahsedelim en aşağıda temel ihtiyaçları gördükten sonra en tepede kendini gerçekleştirme olgusunu görürüz. İnsanın kendini gerçekleştirmesi için en azından buna yeltenmesi için hayatının anlamlı olduğunu düşünmesi gerekiyor. Hayatı anlamlı hale getirmek ise dış olgulardan çok insanın içinden geçiyor.