Birlik, iş bölümü, çalışmak, üretmek, insan, verimlilik kavramlarından hareketle bir hikaye yazınız.

Yaz mevsiminin bitmesine az bir süre kala karıncalar kış için gerekli olan gıdaları toplamak için artık daha aceleci davranıyordu. Acele edilmesine rağmen bir türlü erzaklar yeteri kadar hızlı toplanamıyordu. Bu iş sırasında adeta bir karmaşa yaşanıyor ve kimin ne yaptığı tam olarak belli olmuyordu. Bu karmaşa içerisinde çok fazla iş yapılıyor ama bir türlü yeterli verim alınamıyordu. Herkes deli gibi çalışıyor, toplanan ürünler bir türlü yeterli gelmiyordu.

Erzakın hızlı toplanmaması üzerine yetkili bir karınca gelerek iş bölümü yaptı ve herkesin ne iş yapacağını belirledi. İş bölümü yapılmasının hemen ardından bazı karıncalar üretmek ile meşgul olurken bazıları ise taşıma işlemini yaptı. Böylece ortada var olan karmaşa yerini sakin ve hızlı işleyen bir sisteme bırakmıştı. Adeta bir insan topluluğu gibi organize olan karıncaların verimliliği hızla artmaya başladı. Erzak, yakacak ve gerekli olan diğer bütün malzemelerin toplanması için bu yöntem uygulanmaya başladı. Karıncaların da üstün gayreti ile kış gelmeden bütün malzemeler toplanmış oldu. Kış artık gelebilirdi.

Karıncalar böylece bütün kış boyu rahat ederek keyifli zaman geçirdi. Hiç zorluk çekmeyen karıncalar iş bölümü yapmanın, insanlar gibi organize olmanın getirdiği verimliliği en zor dönemlerinde keşfetmiş oldular. Böylece kışın dondurucu soğuğundan son anda kurtulmuş oldular.

Bir insanın bir lokma ekmek yiyebilmesi için bin kişinin çalışması gerekir sözünden ne anlıyorsunuz? Arkadaşlarınızla tartışınız.

İnsanların önlerine gelen yemekleri, farklı aletleri, cihazları ya da buna benzer diğer objeleri sürecin sonunda tek bir kişi kullanmasına rağmen o yemeğin hazırlanışında çok sayıda insan görev almaktadır. Hatta görev alan insan sayı daha derinlemesine incelendiğinde binleri dahi bulabilir.

Bir lokma, bin kişi ifadesi en güzel arılarla açıklanabilir. Bilindiği gibi arılar bal üreten canlılardır ve bu bal daha sonra insanlar tarafından tüketilmektedir. Balın üretim aşaması incelendiğinde binlerce arının bal yapmak için çalıştığı görülecektir. Öyle ki, arılar kilometrelerce uzağa gitmekte ve buralarda çiçek aramaktadır. Böylece bal için gerekli olan malzemeleri bulmaktadırlar. Bu işlemi bütün yaz boyunca yapan arıların emeği sonucunda bir kişi bal yemektedir. Aynı durum insanlar için de geçerlidir. İnsanların önlerine gelen ekmekte böyle bir süreçten geçmektedir. Buğday tohumunun elde edilmesi, tarlanın sürülmesi, buğdayların ekilmesi, sulanması, biçilmesi ve sonunda una dönüştürülmesi sürecinde çok sayıda insan görev alıyor. Son olarak ise fırına giden buğday burada ekmek oluyor ve bir insanın önüne geliyor.

Bir lokma bin kişi ifadesi ile insanın önüne gelen nimetin aslında ne kadar zor geldiğini bilmesi ve ona göre nimete değer vermesi anlamını taşımaktadır. Nimetin değerini anlamak için nasıl üretildiğine ve önümüze gelene kadar geçen aşamalara bakmak gerekmektedir.

İlk Yardımcının Görev ve Sorumluluklarını Sıralayınız

İlk yardım, eldeki imkanların kullanılarak hasta ya da yaralıların mücadelesinin gerçekleştirilmesini sağlayan olaylar zinciridir. Bu sürecin değerlendirilmesi, yönetilmesi tamamen ilk yardımcıya aittir. Oldukça önemli olan bu konu, insan sağlığına direk olarak etki etmektedir. Tedavinin gerekliliği ve bu süreçte yaralı olan kişiye yardım etmekte kişinin hayatının kurtulması gibi güzel durumlara neden olabilir. Bu yüzden ilk yardım bilmek ve doğru uygulamak oldukça önemlidir.

İlk yardımcının görev ve birtakım sorumlulukları vardır. Bunlar:

– Olay yerinin güvenliğini ve kendi güvenliğini sağlamak
– Doğru bir şekilde akışı kontrol etmek
– İnsanların kaza anında doğru organize olmasını sağlamak
– Çevredeki imkanları doğru kullanmak ve yaralı kişiye müdahale etmek
– Sağlık ekibini arayarak durumu net bir şekilde bildirmek
– Sağlık ekibi gelene kadar bulunulan yerden ayrılmamak
– Bu yardımı dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin yapmak
– İnsanların hayatlarını kurtarmak
– Kanama vb. durum varsa bası yaparak kanamayı durdurmak gibi görevleri bulunmaktadır.

Kazanın ne zaman ve ne şekilde karşımıza çıkacağını bilemeyiz. Bundan dolayı mutlaka ilk yardım konusunda bilgi almalıyız ve bu bilgileri çevremizdeki insanlara da duyurmalıyız. Herkesin ilk yardım bilmesi acil durumlar esnasında yapılması gerekeni, en hızlı ve en sağlıklı şekilde yapmayı sağlamaktadır. Erken tedavi hayat kurtarır. Bundan dolayı ilk yardımın önemini ve gerekliliğini farkında olmamız gerekmektedir.

Okul ve Aile Ortamında Çözülemeyen Zihinsel, Duygusal ve Sosyal Sorunlar İçin Neden Psikolog ve Psikiyatrlardan Yardım Alınmalıdır? Tartışınız

İnsanların iç dünyası oldukça karmaşık ve zordur. Bunu çözmek için ne kadar uğraşsalar da bu sürecin ilerleyişinde mutlaka bir eksiklikler olacaktır. Çünkü her olayda insanların tepkileri birbirinden farklılık gösterir. Bu durum da psikolojiyi zor bir bilim dalı haline getirir.

Bunu bir örnekle açıklayacak olursak: Yaşanılan duygusal problemlerden en sık karşılaşılanları, ergenlik döneminde yaşanmaktadır. Ergenlik döneminde kimsenin kendisini anlamadığı düşünen birey problemleri çözme yoluna gitmez ve kişilere sürekli olarak suçlamalarda bulunur. Davranışları tamamen değişir ve insanlara nasıl yaklaşacağını bilemez. Sağlık açısından pek iyi değerlendirilmeyen bu süreçte, psikologlardan destek alınması gerekmektedir. Psikolog ne zaman ne şekilde davranılması gerektiği konusunda bilgi vererek kişinin kendisini iyi hissetmesi için çabalar.

Kişinin halledemediği bir problemde mutlaka işi bilen kişi tarafından destek alınması gerekir. Bunun nedeni ise, bizlerin kaçırdığı ya da kaçırabileceği küçük ayrıntılarda gizlidir. Ancak bu işin uzmanı olan kişiler bunu rahatlıkla fark edebilir. Kırmadan incitmeden rahatlatmanın yollarını bulunur.

Psikolojik tedavi süresince, konuşulan her şey paylaşılan her durum hekimle sizin aranızda kalmaktadır. Konuşmaktan ve yargılanmaktan çekinmeden tüm sorunlarınızı paylaşmanız gerekmektedir. Bu durumda aile bireyi olarak bu sorunu neden bana anlatmıyor diye düşünerek kendinize dert etmemeniz gerekmektedir. Çünkü insanlar, sosyal olarak kendini en rahat hissettiği kişilerle problemlerini paylaşırlar.

Sınav Kaygısına Neden Olan Düşüncelerden 5 Tanesini Söyleyiniz.

Sınav kaygısı, hemen hemen her yaşta yaşanabilen bir durumdur. Çünkü sınavlar sürekli bir üst mercie ulaşmamız için gereklidir. Başarı ile başarısızı ayıran bu sistem, adil olması açısından önemlidir. Sınav heyecanı, kişinin sınavdan sonra aynı şekilde kalmamasından kaynaklanmaktadır. Sınavın kazanılması ile istenilen hayal gerçekleşmiş olacaktır. Bu yüzden bu heyecan biraz olması kabul edilebilir. Ancak kaygıya neden olmasına engel olmanız gerekmektedir.

Psikolojik olarak sınav kaygısının yaşanması sizi direk başarısızlığa götürecektir. Yapabileceğinizden daha kötü sonuçlanmasına neden olacaktır. Bu da heyecan ve umutsuzluk ile doğrudan bağlantılıdır. Sınavın kaygısını azaltmak için kendinize telkin verebilirsiniz. Eğer yetersiz hissediyorsanız mutlaka psikolojik destek almalısınız.

Sınav kaygısının bir diğer nedeni başarısız olma korkusudur. Bu korku yeterince çalışılmamasından kaynaklanmaktadır. Sınava hazır değilseniz sınav kaygınız artacaktır ve bu durum sizi de çevrenizi de strese sokmanızla sonuçlanacaktır.

Çevre baskısı da sınava olan kaygıyı arttırmaktadır. Ailenin ve etrafınızdaki insanların sizden beklentisinin olması ve sınav derecesi, başarılı olmanızı amaç edinmenize neden olacaktır. Bu durum sizi değil öncelikle çevrenizi memnun etmeyi sağlamanıza neden olacaktır. Çevresel etmenleri bir kenara bırakarak, kendinizi düşünmeli ve bu süreci en az hasar ile atlatmanız gerekmektedir.

Sına kaygısından uzaklaşmak için çok çalışmalısınız. Çalışan ve yeterli bilgi donanımı olması sınav kaygısına engel olacaktır. Ayrıca sınav kaygısının yaşanmaması için iyi dinlenmek ve sağlıklı beslenmekte katkı sağlamaktadır.

 

Sınav Sırasında Sınav Kaygısını Azaltmak İçin Neler Yapılması Gerektiğini Açıklayınız.

Bireyler için eğitim oldukça önemli bir süreçtir. Her eğitim dönemi ortasında ve sonunda, verilen bilgilerin öğretilebildiğini anlamak için sınavlar yapılmaktadır. İlkokuldan üniversite hayatına kadar, kimi durumlarda ise işe girişlerde bile sürekli olarak sınav olunmaktadır. Tercih ettiğiniz alana yönelik olarak gerçekleşen ve zaman ilerledikçe branşla ilgili olan bu sınav, kişinin bir konuda hakimiyetini gösterir.

Sınav kaygısı ise genellikle ortaokuldan liseye geçiş ya da liseden üniversiteye geçişte gerçekleşen, hayati sınavlar adı verilen süreçlerde yoğun olarak gerçekleşmektedir. Çünkü gelecekte tercih edilecek meslekler bir sınav uzaklığınızdadır. Bu yüzden heyecan yapmanız oldukça normaldir. Ama bu durumun sizin bilgilerinizin üzerine geçmesine izin vermemeniz gerekmektedir. Sağlıklı düşünerek heyecanınızı bastırmanız gerekmektedir. Sınav sorularına doğru bir şekilde odaklanmak için oldukça önemli bir süreçtir. Sınav sorularını başarılı bir şekilde yapabilirseniz, heyecanınızı sınavdan sonra yaşayabilirsiniz. Hatta yaşamak istediğiniz şehri, yapmak istediğiniz mesleği düşünerek kendinizi telkinleyebirsiniz.

Sınav süreçlerinde aile, arkadaş ve öğretmen gibi çevresel etmenler oldukça önemlidir. Sınav kaygısının azaltılmasını sağlayabilir. Size olumlu şekilde destek verilmesi, rahat bir sınav geçirmenize yardımcı olacaktır. Sınav kaygısının azaltılması için sınavınıza yeterince hazırlanmış olmanız gerekir. Başarısızlık kaygıyı arttırır. Bunun yanına iyi bir dinlenme ile sınav sorularına odaklanmanız da artacaktır. Sınava giderken yanınızda mutlaka su bulundurmanız, soruları okurken heyecana kapılmanız halinde derin bir nefes alıp su içmeniz faydanıza olacaktır.

Günlük Yaşamdaki Olaylar Herkesi Aynı Şekilde mi Etkiler? Sizi Duygusal Olarak En Çok Etkileyen Olaylar Nelerdir?

Günlük yaşantıda sevinç, üzüntü, ağlama ya da gülme gibi birçok eylem yapılmaktadır. Bu durum, kişilerin hayatlarını da olumlu ya da olumsuz etkilemektedir. Ancak herkese farklı derecede etki edecektir. İnsanların, kendi yaşadıkları durumlarla mücadelesi her zaman farklıdır. Bunun en büyük nedeni psikolojidir. Psikoloji kişiden kişiye göre değişkenlik gösterir.

İnsanların bir olaya verdikleri tepkiler her zaman birbirinden farklılık gösterir. Herkesin kimliğinde farklı bilgiler yazar ve bu da kimlik gibi farklı bir durum olan psikolojinin temelidir. Psikolojinin desteklenmesi, psikolojiye sağlanan fayda ile doğru orantılıdır. Kişinin en ufak şeylerle mutlu olması, bir kişilik göstergesidir. Ancak dünyaları alsanız da bazı insanları memnun edemezsiniz. Bunlar değişken durumlardır ve her insan başka tepkiler verir.

Trafik kazası ile karşılaşıldığında kimi insanlar koşar yardım etmeye çalışır ve gün boyunca etkisinden çıkamaz. Ama bazı tür insanlar umursamadan geçer gider ve yoluna bakar. Birey olarak en çok etkileyen durum ölüm haberi almaktır. Tanısam da tanımasam da bu durum benim oldukça olumsuz etkilemektedir. Gün boyunca düşünürüm ve moralim bozuk bir şekilde hareket ederim.

Kimisi bir hastalık haberi aldığında bu tepkiyi verir, kimisi ise sınav notu kötü olduğunda bu tepkiyi gösterir. Bu da insanların yaşadığı olayları etkilemesi ile alakalı bir durumdur. Kesinlikle sevinçler ve üzüntüler, aynı olay karşısında değişkenlik gösterir.

Çocuklarda Solunum Yolu Tıkanıklığında, Bilincin Yerinde Olması Durumunda Uygulanan İlk Yardım Basamaklarını Sıralayınız.

Çocuklar, oral dönem adı verilen bir süreç geçirmektedir. Bu süreçte tüm fark ettikleri ve keşfetmek istedikleri cisimleri ağzına alarak ısırmaya ya da yutmaya çalışır. Çocukların bu süreçleri okul çağına kadar devam etmektedir. Ebeveynlerin de bu zaman aralığında dikkat etmesi gerekir.

Çocukların ağzına aldıkları şeyleri yutmaya çalışmasından dolayı meydana gelen problemler, solunum yolunda tıkanıklığa neden olmaktadır. Bu tıkanmalar tam ve yarım tıkanıklık olarak ayrılır. Yarım tıkanıklıkta ses çıkarmaya çalışır ve inlemeler gerçekleşir. Çocukta renk değişimi gözlenir. Eller ve ayaklar çırpıştırılır. Ancak bilincin yerinde olmaması durumu tam tıkanıklıkta gerçekleşir. Artık nefes alınması durur ve hareketsiz bir şekilde çocuk bulunur.

Bilinç kontrolü yapıldığında bilincin gitmiş olması, solunum kontrolü yapılması gerekir. Nefes almıyor ancak kalp atışı mevcut ise 2 yaş altı çocuklarda ayaklardan aşağı doğru sallanarak iki kürek kemiği arasına vuru yapılır. Bu yer çekiminin etkisiyle nefes almayı engelleyen yapının çıkarılmasını sağlar. Eğer 2 yaşından büyük ise bu durumda diz üzerine yatırılır ve bu durumda kürek kemiklerinin arasına vurularak manevra yapılır.

Çocuklarda yabancı cisimden kaynaklı bir tıkanıklık meydana geldiğinde ne olduğunu bilseniz dahi onu amaya çalışmamalısınız. Çünkü bu durum kısmi tıkanıklığı tam tıkanıklık haline getirir ve çocuğun nefes almasını tamamen engeller.

Zihinsel, Duygusal ve Sosyal Sağlık Hakkında Çeşitli Kaynaklardan Bilgi Edininiz Öğrendiğiniz Bilgileri Sınıf Arkadaşlarınıza Anlatınız.

İnsanların sağlıklı olarak sınıflandırılması için ruhen, bedenen ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olması gerekmektedir. Bu durumun en güzel örneği de mutlu insanın kolaylıkla hastalığa yakalanmaması verilir. Patolojik bir hastalık yaşansa dahi, kişi kendini iyi hissediyorsa, bu durum çokta ciddi olarak düşünmez. Kendini sürekli psikolojik anlamda destekler ve hastalığı moral ile yener.

İşte böyle bilinen ve iyi düşün iyi olsun sözünde de bahsedilen durum budur. İyilik kişinin kendini iyi hissetmesi için gerekli bir durumdur. Hastalığın en büyük etkeni %50 oranında strestir. Bu oran oldukça büyüktür. Stresin yönetimi de direk olarak psikoloji ile alakalıdır. Zihninizi dinleyebiliyorsanız eğer, hastalığa ya da probleme bakış açınız değişir. Zor bir durumla mücadele etmekte zorlanmaz ve bu durumun üstesinden kolaylıkla gelebilirsiniz.

Duygusal yönden sağlıklı olmakta, günümüzde oldukça gerekli bir durumdur. Duygu durumunu kontrol edebilmek kişiye verilen en büyük nimetlerden biridir. Diğer durum da kişi kendi hislerine ya da duygularına yenik düşüyorsa çok çabuk pes edebilir ve memnuniyetsiz şekilde yaşamına devam edebilir. Bu yüzden zihne hükmetmek oldukça önemlidir ve sizi sağlıklı yapacak yegâne şeydir.

İnsan sağlığına dikkat edilmesi, insanın kendini iyi hissetmesinden geçmektedir. Kanser gibi tehlikeli bir hastalığa yakalansanız dahi, moral iyi kendinize destek olabilir ve bağışıklık sisteminizi bu ölçüde kuvvetlendirebilirsiniz.

Teknoloji Bağımlısı Olmamak İçin Yapmanız Gerekenler Nelerdir? Tartışınız.

Günümüzde teknoloji, araştırma ve soruşturmayı sağlayan en önemli olayların başlangıcıdır. Teknoloji sayesinde istediğimiz her şey bir teknoloji aleti uzaklığındadır. Teknolojinin günümüze faydası oldukça büyüktür. Gelişmek için gerekli olan bu durum, bizi çağa ayak uydurma konusunda da oldukça desteklemiş bulunmaktadır.

Teknolojinin gelişime olan bu katkısının yanı sıra olumsuz yönleri de bulunmaktadır. Teknolojinin gelişmesi ile birçok uygulama, oyun gibi yenilikler de bulunmaktadır. Bunlara alışkanlık yapan ve hepimizin ceplerinde bulunan telefonlardan ulaşabilmemiz söz konusudur. Zamanın belli çoğunluğunu bu teknolojik aletlerle geçirmemiz bizi teknoloji bağımlısı yapmaktadır. Özellikle de çocukların ilgisini çeken bu durumlarda yapılması gereken belli başlı uygulamalar bulunmaktadır.

Telefon ya da bilgisayarla geçirilen sürenin azaltılması, teknolojinin bağımlılığından kurtulmayı sağlar. Bunu sevdiğiniz bir yazarın kitabını okuyarak yapabilirsiniz. Hobilerinizi geliştirmek adına araştırmalarda bulunarak, sevdiğiniz işlerle zaman geçirebilirsiniz. Hobinizi iş haline dönüştürebilir ve bundan kazanç sağlayabilirsiniz. Teknoloji bağımlılığı sizi ailenizden ve sosyal çevrenizden soyutlamaktadır. Bu durumun önüne geçmezseniz eğer yalnız kalmanız da olasılıklar arasındadır.

Teknolojik aletlerden uzak durabilmek için öncelikle, farklı alışkanlıklara yönelmek gerekmektedir. Arkadaşlarınızı arayarak, orman havasında ya da deniz kenarında keyifli zamanlar geçirebilirsiniz. Eğer yeterince sosyalseniz teknoloji bağımlılığı diye bir şey söz konusu olmaz. Sevdiklerinize daha geniş zaman ayırmak sizi onların nazarında değerli kılacaktır.