Şiddet Kavramının ve Akran Zorbalığının Ne Olduğunu Açıklayınız.

Çocuklar, gelişim süreçlerinde birçok problem olarak karşılaşmaktadır. Bu sorunların giderilmesi ve en az hasarla halledilmesi oldukça önemlidir. Burada en büyük görev ebeveynlere düşmektedir. Anne babalar, problemin giderilmesi için elinden geleni yapmalıdır. Çocuk gelişimi için oldukça önemli lan bu süreç, ilerleyen dönemlerini de bu ölçüde etkileyecektir.

Akran zorbalığı, çocukların yaşıtlarıyla yaşadığı problemlerdir. Bazı çocuklar şiddete meyillidir. Bu oldukça tehlikeli bir durumdur. Çocukta mevcut olan bu eğilim, etrafındakilerle sürekli olarak kavga etmesine ya da bir şeyleri istemek yerine zorla yaptırmasına neden olacaktır. Kendisinde hissettiği güç ile bir şeyleri yaptırdığını gördükçe, kolay olanı tercih edecektir. Gelişim çağına kadar herhangi bir müdahale yapılmazsa, gelecekte de bu kişiliğinin yansıması görülecektir.

Çocukluk dönemi, insan gelişimi için oldukça önemli bir süreçtir. Bu sürecin doğru yönlendirme ve eğitim ile istenildiği şekilde gerçekleşmesine neden olacaktır. Psikolojik danışmanlıklardan yardım alarak çocuğun şiddete eğilimine ya da zorbalığına mutlaka çözüm bulunacaktır. Çocuk gelişimi süresince bu şekilde davranışlar gösterilmesi takdir edilmemesi gerekmektedir. Takdir toplayan tüm davranışlar yapılmaya devam edecektir. Uyarı verilmeli ve bu uyarı dozunda yapılmalıdır.

Dönemsel olarak bu sıkıntıların yaşanması çocuk için normal kabul edilir ancak çocukların hoşgörü ve sevgi saygı içerisinde yetiştirilmesi oldukça önemlidir. Sıcak ve samimi bir ailede yetişen çocuklarda, şiddete meyil az olmaktadır. Bu yüzden çocuğun yetiştiği ortam, gelişimi için oldukça önemlidir.

Stres Nedenlerine Örnekler Veriniz.

Stres, bir durum karşısında verilen endişe durumunun genel ismidir. Stres hayatımızın her alanında olmaktadır. Ancak stresten mümkün oldukça uzak durmak kendi elimizdedir. İş hayatı, özel hayat, aile hayatı, okul hayatı derken sürekli bir koşturmaca hakimdir. Hepsine ayrılan zaman ve ilgi aynı olmayacağından dolayı, arada kalmak bile bir stres nedeni olmaktadır.

Genel olarak stresin nedenlerine bakacak olursak:

– Psikolojik etmenler
– Herhangi bir hastalık
– Sınav stresi
– İş stresi
– Çevresel etmenler olarak sıralanabilir.

 

Ancak stres öyle kendi kendine oluşan bir durum değildir. Kişiyi zora sokan büyükten küçüğe doğru her şey, stresin nedeni olmaktadır. Herkes stresten belirli derece etkilenmektedir. Bazıları kalp ritminin değişmesine bile neden olacak kadar derinden yaşar. Kimi insanlarda da deri döküntüsü olarak karşımıza çıkar.

Stres, psikolojik açıdan kişiyi sıkıntıya sokan problemlerin başında gelmektedir. Hastalıkların %50 si stres kaynaklıdır. Stresi engellemek sağlıklı birey haline gelmenizi sağlamaktadır. Bu yüzden sizi üzün ve strese sokan durumlardan uzaklaşmak, iyi hissettirecektir. Stresle baş edilmesi için mutlaka bir uzmana danışmak gerekmektedir.

Nedeni ne olursa olsun her stres, insanı farklı şekilde etkiler. Bu yüzden size basit gelen bir durum, diğer insanı nasıl etkileyeceğini bilemezsiniz. Empati yapmalı ve kişilerin stresine odaklanmak yerine, o kişinin başka bir alana odaklanmasını sağlayabilirsiniz.

İlk Yardımcının, Baş Bölgesi Kontrolünü Nasıl Yaptığını Açıklayınız

İlk yardımcı, kaza ya da bir travma söz konusu olduğu öncelikli olarak yapması gereken işlem çevre güvenliğini ve kendi güvenliğin sağlamaktır. Çünkü bu durum en önemli olanıdır. Ardından yaralının güvenliğini sağlar ve bu sürecinde yaralıya ilk yardım uygulamaya başlar.

ilkyardım, elde olan imkanların kullanılmasına denir. Bu yüzden imkanların kullanılması ile hasta ya da yaralıya yardımcı olunur. Bir kaza gördüğünüzde öncelikli olarak güvenlik sağlanır. Daha sonra yaralı hareket edebiliyorsa ya da ettiyse sorular sorulur. Ancak bilinç yoksa ve gözler kapalıysa sırası ile:

– Hava yolu açıklığı
– Solunumun devamlılığı
– Dolaşımın devamlılığı kontrol edilir. Ardından herhangi bir problem yoksa ve nefes alıyorsa, baştan itibaren muayene edilir. Saçlı deriden başlanarak kafanın üzerinde parmaklar hafifçe gezdirilir. Kafa çok hareket ettirilmez. Parmaklar ince ince her yere dokunur. Aralıklarla el kontrol edilir ve el üzerinde kan izi var mı diye kontrol edilir. Kafa temizse göz bebekleri kontrol edilir. Biri büyük biri küçük olabilir. Bu durum KİBAS adı verilen kafa içi basıncın artması anlamına gelir. Dışarı açılan organlarda kanama vb. durum var mı diye kulak içler ve burun delikleri kontrol edilir. En son boyuna parmak ile dokunulur, hassasiyetin olması halinde salık ekipleri gelene kadar kişi hareket ettirilmez. Bu şekilde baş bölgesinin kontrolü tamamlanmış olur.

İlk Yardımın Ne Olduğunu Söyleyiniz.

İlk yardım, hasta ya da yaralıya, eldeki imkanlar ile sağlık görevlileri gelene kadar, durumunun iyileşmesi ya da daha kötüye gitmemesi adına yapılan, tıbbi malzeme kullanmadan uygulanan ilaçsız uygulamaların tümüne denilmektedir. Bunu uygulayan kişi de gerekli eğitimlerini aldıktan sonra bir ilk yardım gönüllüsü olmaktadır.

İlk yardımcının yapması gerekenler;
– Solunumun varlığını kontrol edip devamlılığını sağlamak
– Kalp atışının ve bilincin kontrolünü yapmak
– Kazazedenin durumunun kötüleşmesini engellemek ve tedavisini kolaylaştırmak
– Sağlık ekipleri gelene kadar ki bu süreçte doğru bilgiler vermek ve doğru uygulamalarda bulunmaktır.

Kaza, ne zaman gerçekleşeceğini bilmediğimiz ve kestiremediğimiz ani gelişen olaylardır. Bu gibi durumlarda ilk müdahale ve ilk yardım oldukça hayati önem taşır. Herkesin ilk yardım bilmesi ve bu durumlarda birbirine yardımcı olması, kişilerin yaşam şansını arttırmaktadır. Ancak bu süreçte bilmediğiniz ya da hatırlamadığınız detaylar olduğunda hastaye ya da kazazedeye yanlış bir hareket yaptırabilirsiniz. Buna engel olmak adına mutlaka bilgilerinizi tazeleyin

İlk yardımın temel ilkesi hayat kurtarmak ve mevcut durumun iyileştirilmesini sağlamaktadır. Bunu ilaçsız ve tıbbi malzemesiz yapmak sizi ilk yardımcı yapacaktır. Hayat kurtarmak ve bir insanın nefes almasına vesile olmak oldukça haz veren bir durumdur. Bu yüzden mutlaka herkesin ilk yardım bilmesi ve bunu gerektiği yerde kullanması gerekmektedir. İlk yardım eğitimi için gerekli kurslar ve programlar bulunmaktadır.

Sindirim Yoluyla Zehirlenmelerde Görülen Belirtileri Söyleyiniz.

Sindirim sistemi, ağız ile başlar anüs ile sonlanır. Yenilen besinlerin bu sırayı takip ederek devam eden bir süreçtir. Sindirim, yaşamın devamlılığı için gerekli bir sistemdir. Bu yüzden de besinlerin yenilmesinden geri emilmesine kadar her türlü süreç insan için fayda sağlamaktadır.

Bazı durumlarda besinlerin tarihlerinin geçmesi ya da bozulması durumunda fark edilmediği taktirde tüketilir. Bu tüketim neticesinde zehirlenme dediğimiz olay gerçekleşmektedir. Sindirim sistemi zehirlenmesi oldukça ciddi bir durumdur ve bilinen belirtileri:
– İshal ve kusma
– Midenin sürekli olarak bulanması ve midenin sıkışması
– Genel vücut kasılma
– Baş dönmesi ve tansiyon düşmesi
– Aşırı sıvı kaybına bağlı halsizlik ve yorgunluk
– İleri derece zehirlenmelerde şuur kaybı ve koma hali gözlenmektedir. Bu durumun ölümle sonuçlandığı ağır tablolarda bulunmaktadır.

Sindirim yoluyla zehirlenmelerde en sık bilinen balık, mantar ve et ürünleridir. Bunların sebep olduğu tablolar daha ağır sonuçlanmaktadır. Bunun dışında süt zehirlenmesi de sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu yüzden de yenilen besinlere dikkat edilmesi gerekmektedir. Besin zehirlenmesi oldukça ciddi bir durumdur.

Sindirim sisteminde meydana gelen bir zehirlenme olayında ivedilik ile sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir. Sağlık kuruluşunda gerekli tedavi uygulanır ve eski sağlığınıza dönmeniz sağlanır. Ancak bu gibi zehirlenme durumları ile karşılaşmamak adına, yenilen besinlerin son kullanma tarihlerinin kontrol edilmesi gerekmektedir.

Şişmanlığın Saptanmasında Hangi Yöntemler Kullanılabilir? Söyleyiniz.

Beden kütlesinin normalden ağır olması, şişmanlık olarak bilinmektedir. Özellikle son dönemlerin en büyük problemlerinden biri olan şişmanlık, doğru ve düzenli beslenmemekten yaygınlaşmaktadır. Hareketsiz yaşam ve hormonsal problemler de şişmanlığın gelişmesine neden olmaktadır. Hızla kilo alınması oldukça tehlikeli bir durumdur. Bunun nedeninin araştırılması ve gerekli tedavinin uygulanması gerekmektedir.

Şişmanlığı neye göre belirleriz? Beden kitle indeksi adı verilen sayısal değer bize, şişmanlığın boyutunu açık bir şekilde göstermektedir. Kilo ve boy oranına göre yapılan bu kaba hesaba göre 25 ve altında olmak normal birey anlamına gelmektedir. 25-30 arası şişman ve 30 üzeri ise obez olarak kabul edilmektedir ve tedavi gerektirir.

Kilo almanın nedeni sadece yemek yeme ve hareketsiz yaşam değildir. Bazı kişilerde hormonsal problemler olmaktadır. Bu problemlerin tedavisi öncelikle hormondur. Ardından kilo vermeye başlanır ve kişilerde hızlı şekilde kilo azalması görülür. Bu yüzden hormon sistemlerinin düzgün çalışıp çalışmaması önemlidir. Şişmanlığın saptanmasından sonraki bu süreç düzenli yaşama dönüşmektedir. Düzenli beslenme ve egzersiz yapılması sizi zinde hissettirecek ve kilo alımını engelleyecektir. İyi düşünmek ve düzenli bir uyku da yeterince melatonin hormonu salgılanmasını sağlayacaktır. Bu sayede hem iyi hem de sağlıklı hissetmeniz sağlanacaktır.

Şişmanlığın detayları için bir diyetisyen hekime başvurmanız gerekmektedir. Gerekli gördüğü takdirde sizi endokrin uzmanına yollar ve hormon kaynaklı probleminiz çözüme kavuşur.

Aile Bireylerinden Birinin Bedensel ya da Ruhsal Yönden Hasta Olması Ailedeki Diğer Bireylerin Sağlığını Etkiler mi? Tartışınız.

Aile, oldukça önemli bir kavramdır. Aile bireylerin birbirleri arasındaki uyum da bu konuda büyük önem taşır. Aileyi kendisi yapan aslında bu durumdur. Hastalık ya da en ufak bir sorunda birlik olmak, aile olmanın bir gereğidir. Bunun gibi etmenler aileyi bir arada tutmaktadır. Sağlık ve sıhhat bu durumda büyük önem taşımaktadır.

Aile bireylerinden birinin doğuştan bir engeli söz konusu olması, kabul edilmesini kolaylaştırır. Çünkü doğuştan gelen bu özellik onu diğer insanlardan farklı kılar. Böyle gelmiş böyle gider şeklinde hayata o şekilde devam edilir. Kimsenin garipsemediği bir durumdur bu yüzden de kabul edilmektedir. Aile bedensel ya da ruhsal engeli olan kişiyi bu süreç içerisinde iyi tanır ve ne istediği bir hareketi ile anlamaya başlar. Herhangi bir hastalık durumunda da olumsuz etkilenirler. Çünkü kendini doğru ifade edebildi mi edemedi mi diye endişeye düşerler.

Ancak doğuştan olmayan ve sonradan gerçekleşen hastalıklar ve engeller oldukça sıkıntılı olur. Bu süreçte kişiler nasıl bir yaklaşım göstereceğini kestiremez ve bunun sıkıntısını yaşar. Adapte olmak oldukça zordur. Hastalığın beklenmedik bir anda gelmesi kişilerin davranışlarını da bu şekilde etkileyecektir.

Bedensel ya da ruhsal olan hastalıklar oldukça zor bir süreçtir. Kişilerin eksiklikleri aile bireylerini etkileyecek ve bu durumu aşmak için sürekli olarak mücadele vermek zorunda olacaklardır.

İlk Yardımcının Trafik Kazasından Sonra Olay Yerini Değerlendirirken Yapması Gerekenleri Sıralayınız

Bir trafik kazasına denk geldiğiniz ve ilk yardım biliyorsunuz, işte bu durumda yapmanız gereken şey sadece ilk yardım değil aynı zamanda güvenliktir. Olay yerinin durumuna bakılması, kişinin ve diğer kazazedelerin can güvenliği için oldukça önemlidir. Bu yüzden direk olarak olay yerine atlamak oldukça anlamsızdır.

Trafik kazası gerçekleştiğinden dolayı araçlarda patlama ya da yanma durumları olabilmektedir. Araçların kontrolü yapılır ve sıvı sızdırmadığı görülür. Ardından yaralı sayısına şöyle bir kabaca bakılır ve triyaj başlanır. Triyajda amaç, durumu en ciddi olan kişiye müdahale etmektir. Eğer yanınızda biri varsa ikiye bölerek yapmanız söz konusu olabilir. Ancak tek kişi iseniz, önce yaşayan durumu ağır olan kişinin yanına gitmeniz gerekir. Kısaca kazazedelerin duruları hakkındaki bilgiyi sağlı ekiplerini arayarak bildirmeniz, doğru sayıyı vermeniz oldukça önemlidir.

Sağlık ekipleri gelene kadar kazazedelerden biri yola fırladıysa ya da yolda kazaya ait bir parça varsa, şerit ile kapatılmalı ve trafikte geçen araçların dikkatini çekmelidir. Daha farklı bir kazaya sebep olabileceğinden dolayı bu olay atlanmamalıdır.

Genel bir muayene yapılarak hangi kazazede de ne var, trafik kazasının şekli, trafiğin sıkışması gibi problemler gerçekleşebilir. Bu durumda zamanınız olursa mutlaka polisi de arayarak bilgi vermeniz gerekir. Ortamın güvenliğini polise, kazazedeleri ise sağlıkçılara teslim ettikten sonra olay yerinden ayrılabilirsiniz.

Bir Kazazedenin Şoka Girdiği Nasıl Anlaşılır? Söyleyiniz.

Kaza, beklemedik zamanlarda gerçekleşen olumsuz durumlardır. Bu durumlara hazırlıksız yaşanması da kişilerde öncelikle psikolojik bir travmaya neden olmaktadır. Kaza esnasında ya da sonrasında garip davranışların sergilenmesi bu durumun en güzel özeti olmaktadır. Kazanın şekli ve suçluluk psikolojisi de sürekli olarak düşünülmektedir.

Bazı durumlarda kaza yapıldıktan sonra kişinin verdiği tepkiler tamamen değişir ya da tepki vermez. Kaza yerinde koşarak uzaklaşmak, olduğu yere çöküp kalmak, kazanın detaylarına takılmak ve gözünü ayırmamak gibi problemlerle karşılaşması olasıdır. Bazı kazazedeler ise ağlama krizine girerek hiçbir şekilde konuşamazlar. Bu durum uzun bir süre alır ve kişinin sağlıkçıya ihtiyacı olmaktadır. Herhangi bir travması olmasa da bu süreç oldukça sıkıntılıdır.

Kaza esnasında yaptığını düşündüğü yanlışlığı tekrar edip duran kişilerinde şok geçirdikleri bilinmektedir. Kimi insanlar tepki gösterirken kimi insanlar ise herhangi bir tepki gösteremez. Yaralanma ya da ölümle sonuçlanan kazalarda bu durumun daha ağır bir şekilde gözlenir. Kişi ne yapacağını bilemez ve etrafa saldırgan davranışlar gösterebilir. Yaralanma neticesinde tepkisiz kalan ve hiçbir şekilde tepki vermeyen kişi şoktadır.

Kan ya da sıvı kaybına bağlı olarak da gelişen şok tablosunda yapılabilecek en güzel uygulama kişiyi düz bir zemine alarak kafasını yan çevirmektir. Ancak boyun ya da omurgada bir problem varsa hareket ettirilmemesi gerekmektir. Sağlık ekibi gelene kadar kontrol altında tutulması gerekir.

Bebeklerde Temel Yaşam Desteğinde Bilinç Kontrolü Nasıl Yapılır?

Bebeklik dönemi oldukça zor olan bir süreçtir. Problemlerini ifade edemedikleri için bu süreçte onları anlamakla geçmektedir. İsteklerini yalnızca ağlayarak ifade ederler. Bundan dolayı neye neden ağladığını anlamanızda zaman alacak bir süreçtir. Evde bebeğinizi hareketsiz bir şekilde buldunuz. Bu durumda direk olarak muayene yapmanız gerekmektedir.

Bebeğin önce hava yolunun açık olup olmadığı denetlenir. Ardından nefes alıp almadığı kontrol edilir ve sonrasında kalp atışı gelir. Bu kontrollerin tamamlanması neticesinde eğer problem yoksa bilinç kontrolü yapılmalıdır. Bilincin kontrolünde ses vermesi pek beklenmediğinde dolayı, meme ucu ya da kulak memesine ağrılı uyaran vermeniz gerekir. Bunlara herhangi bir şekilde tepki vermesi halinde bilinç durumu değerlendirilir. İvedi bir şekilde sağlık ekipleri aranır ve bu durum hakkında bilgi verilir.

Bebeklerde en sık karşılaşın bilinç kapalılığının nedeni, anne sütü emdikten sonra bunu aspire etmesidir. Bu durum ölümle sonuçlanmaktadır. Bu yüzden emzirdikten sonra belli aralıklarla kontrol edilmesi gerekir. Bir diğer sebep havaledir. Yüksek ateş ya da gizli ateşten kaynaklı olarak gelişen ateşli rahatsızlıklar, bebeklerde ve çocuklarda bilincin kapanmasına neden olmaktadır. Bu yüzden hastalıklarını kontrol etmek ve herhangi bir anormal durumun olmadığından emin olmak gerekmektedir. Bu süreçte bebekleri anlamak oldukça zordur ama uyku düzeni ya da huzursuzluğu ile size bir şeylerin yolunda gitmediğinin sinyalini verir.