İlkokuldaki bir anınızı arkadaşlarınızla paylaşınız.

İnsanların hayatlarında bazı olaylar yıllar geçse de unutulmamaktadır. Hepimizin hayatında unutamadığı hatıraları vardır. İlkokulda her yıl sene sonunda pikniğe gidilirdi. Bu piknikler çok eğlenceli geçer ve herkes evden getirdiği yiyecekleri arkadaşlarıyla paylaşırdı. Bu pikniklerden birisinde ilginç bir olay yaşanmıştı. Hiçbir zaman unutamayacağım bu olaydan çok etkilenmiştim.

Sene sonu pikniğine ormanlık bir alana gitmiştik ve daha sonra herkes evden getirdiği yiyecekleri hazırlamaya başladı. Daha pikniğe gelmeden önce gruplar hazırlandığı için piknik alanında herkes grubunu bilir ve grubuyla birlikte hareket ederdi. Grubumuzla birlikte sofrayı kurduktan sonra yiyecekleri beraberce yedik ve sıra oyun oynamaya geldi. Piknik alanında oyuna daldık ve çok eğleniyordur. Fakat bir süre arkadaşlardan bazılarının ortadan kaybolduğunu fark ettik. Öğretmenlere bunu söyledik ve hemen aramaya başladık. Arkadaşlarımız oyuna dalarak orman içinde uzağa gitmişlerdi. Bir süre sonra sesimizi duydular ve bize doğru geldiler. Böylece ormanda kaybolan arkadaşlarımızı bulmuş olduk. Bu heyecanlı günü çocukluğumun unutulmaz anıları arasında sürekli hatırlarım. Çocukluğun saf ve temiz dönemlerinde yaşanan küçük olaylar çocukların sonraki hayatları çok önemli izler bırakmaktadır. Hatıraların özellikle çocukluğumuz dönemi hep güzel hatırlanır.

Piknik ya da daha farklı organizasyonlarda grupla birlikte hareket edilmesi çok önemlidir. Yapılacak olan her şeyin haber verilmesi gerekir. Böylece kaybolma ya da benzer olumsuzlukların önüne geçilmiş olacaktır.

Çevrenizde yardıma ihtiyacı olan insanlar için neler yapabilirsiniz?

İnsanların içinde bulunduğu koşullar eşit olmayıp bazı insanlar daha iyi durumdayken bazıları ise daha zor durumdadır. Bu farklılık zor durumda olanlara durumu iyi olanların yardım etmesini gerekli kılmaktadır. Zor durumda olan insanlar için farklı yardımların yapılması, insanların üzerine düşen en önemli sorumluluklardan bir tanesidir.

Yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım etmek istisnasız herkesin en önemli görevlerinden bir tanesidir. Bu görev yapılırken kişilerin durumlarına göre farklı yardımlar yapılmalıdır. Örneğin gözleri tam olarak görmeyen birisini karşıdan karşıya geçirmek o an için önemli bir yardımdır. Aynı şekilde yolda kalmış birisinin gideceği yere ulaşmasını sağlamakta benzer özellikler taşımaktadır. Fakat bunların haricinde bir de maddi anlamda zorluk çeken insanlar vardır. Bu kişilere yapılacak olan yardımlar için fonlar oluşturulabilir ya da para kazanacakları işlere girmeleri sağlanabilir. Bunların haricinde devlet tarafından verilen yardımlardan yararlanmaları için yol gösterilebilir. Tüm bunlar, maddi yardıma ihtiyacı olan insanların sorunlarını önemli bir oranda giderecek adımlardır.

Çevremizde bulunan insanlara yardım etmeliyiz. Yardımın küçüğü büyüğü olmaz ve bundan dolayı hiçbir yardımı küçümsemeden yapmalıyız. Bu konuda gerekirse farklı kurumlarla da irtibata geçilebilir. Böylece yardımlar çok daha etkili yapılacaktır. Bugün durumu iyi olanların gelecekte sıkıntı yaşaması söz konusu olabilir. Bu sebeple elimizdekini zor durumda olanlarla paylaşmak gerekmektedir. İhtiyacı olanlara yardım etmek toplumsal bir sorumluluktur.

Bir işin yapılmasında bireysel çalışma mı yoksa grup çalışması mı daha verimli olur? Tartışınız.

Yapılacak olan işler bireysel olarak yapılabileceği gibi grup çalışması şeklinde de yapılabilir. Her iki yöntemin de kendine göre avantajları vardır ve duruma göre ikisinden bir tanesi tercih edilmelidir. Yapılan işin niteliğine göre bireysel çalışma veya grup çalışması tercih edilebilir.

Bireysel olarak yapılan çalışmalarda bütün sorumluluk bir kişiye aittir ve bundan dolayı farklı kişilerin görevlerini getirip getirmemesi gibi bir sorun yoktur. Bireysel çalışmaların bu avantajı olmasına karşın yapılan bütün işlerin tek bir kişide olması ise bir dezavantaj olarak görülebilir. Grup çalışmalarındaki sorumluluk ise paylaşılır ve bundan dolayı grup üyelerinin tamamının eksiksiz bir şekilde görevlerini yerine getirmesi gerekir. Eğer bir kişide aksama olursa bütün grup etkilenecektir. Bu da çalışmanın adeta boşa gitmesi anlamına gelebilir. Bundan dolayı eğer grup üyelerine güvenilmiyorsa böyle bir çalışmaya başlamak ciddi bir risk olacaktır. Fakat buna karşın grup çalışmaları çok daha rahattır ve işler çok daha kısa sürede biter.

Sonuç olarak grup çalışmasında grup üyeleri her zaman görevlerini eksiksiz yerine getirecekse bu çalışma şekli tercih edilmelidir. Fakat üyelerden bazıları sorun çıkaracaksa bireysel çalışma daha verimli olacaktır. Grup çalışmasının sorumluluğunu alabilecek kişilerle grup çalışması yapılırsa yapılacak iş çok daha hızlı bitirilecektir ve başarıya ulaşmak daha kolay olacaktır.

Bir grup çalışmasında grup üyeleri üzerine düşen görevleri yapmadığında ne gibi problemler ortaya çıkabilir? Arkadaşlarınızla tartışınız.

Grup çalışmaları her alanda yapılabilen ve işlerin çok daha hızlı bir şekilde sonuçlanmasını sağlayan yöntemlerdendir. Fakat bu çalışmalar sırasında bazı grup üyelerinin sorumsuz hareketi, bütün ekibi etkilemekte ve çalışmaları sekteye uğratmaktadır. Grubun bir üyesi olmak grup içinde verilen görevleri hakkıyla yerine yetirmeyi zorunlu kılmaktadır.

Grup çalışmalarının sorunsuz bir şekilde olabilmesi için herkesin üzerine düşen görevi eksiksiz bir şekilde yapması çok önemlidir. Bu durum birlikte işleyen dişlilere benzetilebilir. Dişlilerden bir tanesi durduğunda bu durum diğerlerini de etkileyecek ve ortaya çok kötü sonuçlar çıkacaktır. Aynı durum grup çalışmaları için de geçerlidir ve üzerine düşen görevi yerine getirmeyen kişiler, grup çalışmasının başarısız olmasına neden olacaktır. Grup üyeleri arasında bir takım tartışmaların yaşanması da muhtemeldir ki bu da bir süre sonra grubun tamamen dağılmasına dahi neden olabilir.

Grup çalışmalarının başarıya ulaşabilmesi için bütün grup elemanlarının elinden gelenin en iyisini yapması gerekiyor. Unutulmamalıdır ki grup çalışması grupta bulunan herkes içindir ve yapılacak olan işin daha kısa sürede sonuçlanmasını sağlayacaktır. Bu faydadan yararlanmak için iş bölümünün düzgün bir şekilde yapılması ve uygulama aşamasında buna riayet edilmesi gerekiyor. Grup çalışmasında ortaya konan emek sonuçta başarıya ulaşmayı sağlamaktadır. Bu durumda grup elemanlarının her biri başarının bir parçası olmaktadır.

Arıların ve İnsanların Davranışlarını Karşılaştırıp Farklarını Söyleyiniz.

Doğada yaşayan canlılar arasında pek çok canlı arasında benzerlikler bulunmaktadır. Bu benzerlikler arasında arılar ve insanlar arasında bulunan benzerlikler göze çarpmaktadır. Arılar ve insanların hayatlarını sürdürmek için çok çalışması bir zorunluluktur. Bu zorunluluk her iki canlının hayatta kalma adına çok çalışmalarını gerektirmektedir.

 

Arı denildiği zaman insanların aklına ilk olarak bal gelmektedir. Balın üretimi esnasında arılar arasında müthiş bir işbirliği vardır ve bundan dolayı son derece zor olan bal üretimi başarı ile gerçekleşmektedir. Arılar farklı bölgelere dağılarak çiçek aramakta ve çok fazla çiçek bulan arılar hemen diğerlerini de çağırmaktadır. Böylece bal üretimi çok daha hızlı yapılmış olmaktadır. Fakat insanlar arasında böyle bir işbirliğinden söz etmek çok zordur. İşbirliği elbette insanlar arasında da vardır fakat bu kadar üst seviyede değildir. Arıların istisnasız tamamı çok çalışkan ve işten kaytarmazken insanlar için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Bu da iş bölümünde bile sorunlar yaşanmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla da hayatta insanlar istediklerine işbirliği yaparak ulaşama noktasında ciddi eksiklik çeker.

Arılar ile insanlar arasındaki temel farklılıklar çalışkanlık ve birlikte hareket edebilmedir. İş bölümü noktasında zayıf olan insanlar bunun bedelini hayatın hemen her alanında net bir şekilde hissetmektedir. Arıların çalışma sistemini örnek alan insan toplulukları iş bölümü yaparak işlerini kısa sürede bitirmektedir.

Birlik, iş bölümü, çalışmak, üretmek, insan, verimlilik kavramlarından hareketle bir hikaye yazınız.

Yaz mevsiminin bitmesine az bir süre kala karıncalar kış için gerekli olan gıdaları toplamak için artık daha aceleci davranıyordu. Acele edilmesine rağmen bir türlü erzaklar yeteri kadar hızlı toplanamıyordu. Bu iş sırasında adeta bir karmaşa yaşanıyor ve kimin ne yaptığı tam olarak belli olmuyordu. Bu karmaşa içerisinde çok fazla iş yapılıyor ama bir türlü yeterli verim alınamıyordu. Herkes deli gibi çalışıyor, toplanan ürünler bir türlü yeterli gelmiyordu.

Erzakın hızlı toplanmaması üzerine yetkili bir karınca gelerek iş bölümü yaptı ve herkesin ne iş yapacağını belirledi. İş bölümü yapılmasının hemen ardından bazı karıncalar üretmek ile meşgul olurken bazıları ise taşıma işlemini yaptı. Böylece ortada var olan karmaşa yerini sakin ve hızlı işleyen bir sisteme bırakmıştı. Adeta bir insan topluluğu gibi organize olan karıncaların verimliliği hızla artmaya başladı. Erzak, yakacak ve gerekli olan diğer bütün malzemelerin toplanması için bu yöntem uygulanmaya başladı. Karıncaların da üstün gayreti ile kış gelmeden bütün malzemeler toplanmış oldu. Kış artık gelebilirdi.

Karıncalar böylece bütün kış boyu rahat ederek keyifli zaman geçirdi. Hiç zorluk çekmeyen karıncalar iş bölümü yapmanın, insanlar gibi organize olmanın getirdiği verimliliği en zor dönemlerinde keşfetmiş oldular. Böylece kışın dondurucu soğuğundan son anda kurtulmuş oldular.

Bir insanın bir lokma ekmek yiyebilmesi için bin kişinin çalışması gerekir sözünden ne anlıyorsunuz? Arkadaşlarınızla tartışınız.

İnsanların önlerine gelen yemekleri, farklı aletleri, cihazları ya da buna benzer diğer objeleri sürecin sonunda tek bir kişi kullanmasına rağmen o yemeğin hazırlanışında çok sayıda insan görev almaktadır. Hatta görev alan insan sayı daha derinlemesine incelendiğinde binleri dahi bulabilir.

Bir lokma, bin kişi ifadesi en güzel arılarla açıklanabilir. Bilindiği gibi arılar bal üreten canlılardır ve bu bal daha sonra insanlar tarafından tüketilmektedir. Balın üretim aşaması incelendiğinde binlerce arının bal yapmak için çalıştığı görülecektir. Öyle ki, arılar kilometrelerce uzağa gitmekte ve buralarda çiçek aramaktadır. Böylece bal için gerekli olan malzemeleri bulmaktadırlar. Bu işlemi bütün yaz boyunca yapan arıların emeği sonucunda bir kişi bal yemektedir. Aynı durum insanlar için de geçerlidir. İnsanların önlerine gelen ekmekte böyle bir süreçten geçmektedir. Buğday tohumunun elde edilmesi, tarlanın sürülmesi, buğdayların ekilmesi, sulanması, biçilmesi ve sonunda una dönüştürülmesi sürecinde çok sayıda insan görev alıyor. Son olarak ise fırına giden buğday burada ekmek oluyor ve bir insanın önüne geliyor.

Bir lokma bin kişi ifadesi ile insanın önüne gelen nimetin aslında ne kadar zor geldiğini bilmesi ve ona göre nimete değer vermesi anlamını taşımaktadır. Nimetin değerini anlamak için nasıl üretildiğine ve önümüze gelene kadar geçen aşamalara bakmak gerekmektedir.

İlk Yardımcının Görev ve Sorumluluklarını Sıralayınız

İlk yardım, eldeki imkanların kullanılarak hasta ya da yaralıların mücadelesinin gerçekleştirilmesini sağlayan olaylar zinciridir. Bu sürecin değerlendirilmesi, yönetilmesi tamamen ilk yardımcıya aittir. Oldukça önemli olan bu konu, insan sağlığına direk olarak etki etmektedir. Tedavinin gerekliliği ve bu süreçte yaralı olan kişiye yardım etmekte kişinin hayatının kurtulması gibi güzel durumlara neden olabilir. Bu yüzden ilk yardım bilmek ve doğru uygulamak oldukça önemlidir.

İlk yardımcının görev ve birtakım sorumlulukları vardır. Bunlar:

– Olay yerinin güvenliğini ve kendi güvenliğini sağlamak
– Doğru bir şekilde akışı kontrol etmek
– İnsanların kaza anında doğru organize olmasını sağlamak
– Çevredeki imkanları doğru kullanmak ve yaralı kişiye müdahale etmek
– Sağlık ekibini arayarak durumu net bir şekilde bildirmek
– Sağlık ekibi gelene kadar bulunulan yerden ayrılmamak
– Bu yardımı dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin yapmak
– İnsanların hayatlarını kurtarmak
– Kanama vb. durum varsa bası yaparak kanamayı durdurmak gibi görevleri bulunmaktadır.

Kazanın ne zaman ve ne şekilde karşımıza çıkacağını bilemeyiz. Bundan dolayı mutlaka ilk yardım konusunda bilgi almalıyız ve bu bilgileri çevremizdeki insanlara da duyurmalıyız. Herkesin ilk yardım bilmesi acil durumlar esnasında yapılması gerekeni, en hızlı ve en sağlıklı şekilde yapmayı sağlamaktadır. Erken tedavi hayat kurtarır. Bundan dolayı ilk yardımın önemini ve gerekliliğini farkında olmamız gerekmektedir.

Okul ve Aile Ortamında Çözülemeyen Zihinsel, Duygusal ve Sosyal Sorunlar İçin Neden Psikolog ve Psikiyatrlardan Yardım Alınmalıdır? Tartışınız

İnsanların iç dünyası oldukça karmaşık ve zordur. Bunu çözmek için ne kadar uğraşsalar da bu sürecin ilerleyişinde mutlaka bir eksiklikler olacaktır. Çünkü her olayda insanların tepkileri birbirinden farklılık gösterir. Bu durum da psikolojiyi zor bir bilim dalı haline getirir.

Bunu bir örnekle açıklayacak olursak: Yaşanılan duygusal problemlerden en sık karşılaşılanları, ergenlik döneminde yaşanmaktadır. Ergenlik döneminde kimsenin kendisini anlamadığı düşünen birey problemleri çözme yoluna gitmez ve kişilere sürekli olarak suçlamalarda bulunur. Davranışları tamamen değişir ve insanlara nasıl yaklaşacağını bilemez. Sağlık açısından pek iyi değerlendirilmeyen bu süreçte, psikologlardan destek alınması gerekmektedir. Psikolog ne zaman ne şekilde davranılması gerektiği konusunda bilgi vererek kişinin kendisini iyi hissetmesi için çabalar.

Kişinin halledemediği bir problemde mutlaka işi bilen kişi tarafından destek alınması gerekir. Bunun nedeni ise, bizlerin kaçırdığı ya da kaçırabileceği küçük ayrıntılarda gizlidir. Ancak bu işin uzmanı olan kişiler bunu rahatlıkla fark edebilir. Kırmadan incitmeden rahatlatmanın yollarını bulunur.

Psikolojik tedavi süresince, konuşulan her şey paylaşılan her durum hekimle sizin aranızda kalmaktadır. Konuşmaktan ve yargılanmaktan çekinmeden tüm sorunlarınızı paylaşmanız gerekmektedir. Bu durumda aile bireyi olarak bu sorunu neden bana anlatmıyor diye düşünerek kendinize dert etmemeniz gerekmektedir. Çünkü insanlar, sosyal olarak kendini en rahat hissettiği kişilerle problemlerini paylaşırlar.

Sınav Kaygısına Neden Olan Düşüncelerden 5 Tanesini Söyleyiniz.

Sınav kaygısı, hemen hemen her yaşta yaşanabilen bir durumdur. Çünkü sınavlar sürekli bir üst mercie ulaşmamız için gereklidir. Başarı ile başarısızı ayıran bu sistem, adil olması açısından önemlidir. Sınav heyecanı, kişinin sınavdan sonra aynı şekilde kalmamasından kaynaklanmaktadır. Sınavın kazanılması ile istenilen hayal gerçekleşmiş olacaktır. Bu yüzden bu heyecan biraz olması kabul edilebilir. Ancak kaygıya neden olmasına engel olmanız gerekmektedir.

Psikolojik olarak sınav kaygısının yaşanması sizi direk başarısızlığa götürecektir. Yapabileceğinizden daha kötü sonuçlanmasına neden olacaktır. Bu da heyecan ve umutsuzluk ile doğrudan bağlantılıdır. Sınavın kaygısını azaltmak için kendinize telkin verebilirsiniz. Eğer yetersiz hissediyorsanız mutlaka psikolojik destek almalısınız.

Sınav kaygısının bir diğer nedeni başarısız olma korkusudur. Bu korku yeterince çalışılmamasından kaynaklanmaktadır. Sınava hazır değilseniz sınav kaygınız artacaktır ve bu durum sizi de çevrenizi de strese sokmanızla sonuçlanacaktır.

Çevre baskısı da sınava olan kaygıyı arttırmaktadır. Ailenin ve etrafınızdaki insanların sizden beklentisinin olması ve sınav derecesi, başarılı olmanızı amaç edinmenize neden olacaktır. Bu durum sizi değil öncelikle çevrenizi memnun etmeyi sağlamanıza neden olacaktır. Çevresel etmenleri bir kenara bırakarak, kendinizi düşünmeli ve bu süreci en az hasar ile atlatmanız gerekmektedir.

Sına kaygısından uzaklaşmak için çok çalışmalısınız. Çalışan ve yeterli bilgi donanımı olması sınav kaygısına engel olacaktır. Ayrıca sınav kaygısının yaşanmaması için iyi dinlenmek ve sağlıklı beslenmekte katkı sağlamaktadır.