Sınav Sırasında Sınav Kaygısını Azaltmak İçin Neler Yapılması Gerektiğini Açıklayınız.

Bireyler için eğitim oldukça önemli bir süreçtir. Her eğitim dönemi ortasında ve sonunda, verilen bilgilerin öğretilebildiğini anlamak için sınavlar yapılmaktadır. İlkokuldan üniversite hayatına kadar, kimi durumlarda ise işe girişlerde bile sürekli olarak sınav olunmaktadır. Tercih ettiğiniz alana yönelik olarak gerçekleşen ve zaman ilerledikçe branşla ilgili olan bu sınav, kişinin bir konuda hakimiyetini gösterir.

Sınav kaygısı ise genellikle ortaokuldan liseye geçiş ya da liseden üniversiteye geçişte gerçekleşen, hayati sınavlar adı verilen süreçlerde yoğun olarak gerçekleşmektedir. Çünkü gelecekte tercih edilecek meslekler bir sınav uzaklığınızdadır. Bu yüzden heyecan yapmanız oldukça normaldir. Ama bu durumun sizin bilgilerinizin üzerine geçmesine izin vermemeniz gerekmektedir. Sağlıklı düşünerek heyecanınızı bastırmanız gerekmektedir. Sınav sorularına doğru bir şekilde odaklanmak için oldukça önemli bir süreçtir. Sınav sorularını başarılı bir şekilde yapabilirseniz, heyecanınızı sınavdan sonra yaşayabilirsiniz. Hatta yaşamak istediğiniz şehri, yapmak istediğiniz mesleği düşünerek kendinizi telkinleyebirsiniz.

Sınav süreçlerinde aile, arkadaş ve öğretmen gibi çevresel etmenler oldukça önemlidir. Sınav kaygısının azaltılmasını sağlayabilir. Size olumlu şekilde destek verilmesi, rahat bir sınav geçirmenize yardımcı olacaktır. Sınav kaygısının azaltılması için sınavınıza yeterince hazırlanmış olmanız gerekir. Başarısızlık kaygıyı arttırır. Bunun yanına iyi bir dinlenme ile sınav sorularına odaklanmanız da artacaktır. Sınava giderken yanınızda mutlaka su bulundurmanız, soruları okurken heyecana kapılmanız halinde derin bir nefes alıp su içmeniz faydanıza olacaktır.

Günlük Yaşamdaki Olaylar Herkesi Aynı Şekilde mi Etkiler? Sizi Duygusal Olarak En Çok Etkileyen Olaylar Nelerdir?

Günlük yaşantıda sevinç, üzüntü, ağlama ya da gülme gibi birçok eylem yapılmaktadır. Bu durum, kişilerin hayatlarını da olumlu ya da olumsuz etkilemektedir. Ancak herkese farklı derecede etki edecektir. İnsanların, kendi yaşadıkları durumlarla mücadelesi her zaman farklıdır. Bunun en büyük nedeni psikolojidir. Psikoloji kişiden kişiye göre değişkenlik gösterir.

İnsanların bir olaya verdikleri tepkiler her zaman birbirinden farklılık gösterir. Herkesin kimliğinde farklı bilgiler yazar ve bu da kimlik gibi farklı bir durum olan psikolojinin temelidir. Psikolojinin desteklenmesi, psikolojiye sağlanan fayda ile doğru orantılıdır. Kişinin en ufak şeylerle mutlu olması, bir kişilik göstergesidir. Ancak dünyaları alsanız da bazı insanları memnun edemezsiniz. Bunlar değişken durumlardır ve her insan başka tepkiler verir.

Trafik kazası ile karşılaşıldığında kimi insanlar koşar yardım etmeye çalışır ve gün boyunca etkisinden çıkamaz. Ama bazı tür insanlar umursamadan geçer gider ve yoluna bakar. Birey olarak en çok etkileyen durum ölüm haberi almaktır. Tanısam da tanımasam da bu durum benim oldukça olumsuz etkilemektedir. Gün boyunca düşünürüm ve moralim bozuk bir şekilde hareket ederim.

Kimisi bir hastalık haberi aldığında bu tepkiyi verir, kimisi ise sınav notu kötü olduğunda bu tepkiyi gösterir. Bu da insanların yaşadığı olayları etkilemesi ile alakalı bir durumdur. Kesinlikle sevinçler ve üzüntüler, aynı olay karşısında değişkenlik gösterir.

Çocuklarda Solunum Yolu Tıkanıklığında, Bilincin Yerinde Olması Durumunda Uygulanan İlk Yardım Basamaklarını Sıralayınız.

Çocuklar, oral dönem adı verilen bir süreç geçirmektedir. Bu süreçte tüm fark ettikleri ve keşfetmek istedikleri cisimleri ağzına alarak ısırmaya ya da yutmaya çalışır. Çocukların bu süreçleri okul çağına kadar devam etmektedir. Ebeveynlerin de bu zaman aralığında dikkat etmesi gerekir.

Çocukların ağzına aldıkları şeyleri yutmaya çalışmasından dolayı meydana gelen problemler, solunum yolunda tıkanıklığa neden olmaktadır. Bu tıkanmalar tam ve yarım tıkanıklık olarak ayrılır. Yarım tıkanıklıkta ses çıkarmaya çalışır ve inlemeler gerçekleşir. Çocukta renk değişimi gözlenir. Eller ve ayaklar çırpıştırılır. Ancak bilincin yerinde olmaması durumu tam tıkanıklıkta gerçekleşir. Artık nefes alınması durur ve hareketsiz bir şekilde çocuk bulunur.

Bilinç kontrolü yapıldığında bilincin gitmiş olması, solunum kontrolü yapılması gerekir. Nefes almıyor ancak kalp atışı mevcut ise 2 yaş altı çocuklarda ayaklardan aşağı doğru sallanarak iki kürek kemiği arasına vuru yapılır. Bu yer çekiminin etkisiyle nefes almayı engelleyen yapının çıkarılmasını sağlar. Eğer 2 yaşından büyük ise bu durumda diz üzerine yatırılır ve bu durumda kürek kemiklerinin arasına vurularak manevra yapılır.

Çocuklarda yabancı cisimden kaynaklı bir tıkanıklık meydana geldiğinde ne olduğunu bilseniz dahi onu amaya çalışmamalısınız. Çünkü bu durum kısmi tıkanıklığı tam tıkanıklık haline getirir ve çocuğun nefes almasını tamamen engeller.

Zihinsel, Duygusal ve Sosyal Sağlık Hakkında Çeşitli Kaynaklardan Bilgi Edininiz Öğrendiğiniz Bilgileri Sınıf Arkadaşlarınıza Anlatınız.

İnsanların sağlıklı olarak sınıflandırılması için ruhen, bedenen ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olması gerekmektedir. Bu durumun en güzel örneği de mutlu insanın kolaylıkla hastalığa yakalanmaması verilir. Patolojik bir hastalık yaşansa dahi, kişi kendini iyi hissediyorsa, bu durum çokta ciddi olarak düşünmez. Kendini sürekli psikolojik anlamda destekler ve hastalığı moral ile yener.

İşte böyle bilinen ve iyi düşün iyi olsun sözünde de bahsedilen durum budur. İyilik kişinin kendini iyi hissetmesi için gerekli bir durumdur. Hastalığın en büyük etkeni %50 oranında strestir. Bu oran oldukça büyüktür. Stresin yönetimi de direk olarak psikoloji ile alakalıdır. Zihninizi dinleyebiliyorsanız eğer, hastalığa ya da probleme bakış açınız değişir. Zor bir durumla mücadele etmekte zorlanmaz ve bu durumun üstesinden kolaylıkla gelebilirsiniz.

Duygusal yönden sağlıklı olmakta, günümüzde oldukça gerekli bir durumdur. Duygu durumunu kontrol edebilmek kişiye verilen en büyük nimetlerden biridir. Diğer durum da kişi kendi hislerine ya da duygularına yenik düşüyorsa çok çabuk pes edebilir ve memnuniyetsiz şekilde yaşamına devam edebilir. Bu yüzden zihne hükmetmek oldukça önemlidir ve sizi sağlıklı yapacak yegâne şeydir.

İnsan sağlığına dikkat edilmesi, insanın kendini iyi hissetmesinden geçmektedir. Kanser gibi tehlikeli bir hastalığa yakalansanız dahi, moral iyi kendinize destek olabilir ve bağışıklık sisteminizi bu ölçüde kuvvetlendirebilirsiniz.

Teknoloji Bağımlısı Olmamak İçin Yapmanız Gerekenler Nelerdir? Tartışınız.

Günümüzde teknoloji, araştırma ve soruşturmayı sağlayan en önemli olayların başlangıcıdır. Teknoloji sayesinde istediğimiz her şey bir teknoloji aleti uzaklığındadır. Teknolojinin günümüze faydası oldukça büyüktür. Gelişmek için gerekli olan bu durum, bizi çağa ayak uydurma konusunda da oldukça desteklemiş bulunmaktadır.

Teknolojinin gelişime olan bu katkısının yanı sıra olumsuz yönleri de bulunmaktadır. Teknolojinin gelişmesi ile birçok uygulama, oyun gibi yenilikler de bulunmaktadır. Bunlara alışkanlık yapan ve hepimizin ceplerinde bulunan telefonlardan ulaşabilmemiz söz konusudur. Zamanın belli çoğunluğunu bu teknolojik aletlerle geçirmemiz bizi teknoloji bağımlısı yapmaktadır. Özellikle de çocukların ilgisini çeken bu durumlarda yapılması gereken belli başlı uygulamalar bulunmaktadır.

Telefon ya da bilgisayarla geçirilen sürenin azaltılması, teknolojinin bağımlılığından kurtulmayı sağlar. Bunu sevdiğiniz bir yazarın kitabını okuyarak yapabilirsiniz. Hobilerinizi geliştirmek adına araştırmalarda bulunarak, sevdiğiniz işlerle zaman geçirebilirsiniz. Hobinizi iş haline dönüştürebilir ve bundan kazanç sağlayabilirsiniz. Teknoloji bağımlılığı sizi ailenizden ve sosyal çevrenizden soyutlamaktadır. Bu durumun önüne geçmezseniz eğer yalnız kalmanız da olasılıklar arasındadır.

Teknolojik aletlerden uzak durabilmek için öncelikle, farklı alışkanlıklara yönelmek gerekmektedir. Arkadaşlarınızı arayarak, orman havasında ya da deniz kenarında keyifli zamanlar geçirebilirsiniz. Eğer yeterince sosyalseniz teknoloji bağımlılığı diye bir şey söz konusu olmaz. Sevdiklerinize daha geniş zaman ayırmak sizi onların nazarında değerli kılacaktır.

Şiddet Kavramının ve Akran Zorbalığının Ne Olduğunu Açıklayınız.

Çocuklar, gelişim süreçlerinde birçok problem olarak karşılaşmaktadır. Bu sorunların giderilmesi ve en az hasarla halledilmesi oldukça önemlidir. Burada en büyük görev ebeveynlere düşmektedir. Anne babalar, problemin giderilmesi için elinden geleni yapmalıdır. Çocuk gelişimi için oldukça önemli lan bu süreç, ilerleyen dönemlerini de bu ölçüde etkileyecektir.

Akran zorbalığı, çocukların yaşıtlarıyla yaşadığı problemlerdir. Bazı çocuklar şiddete meyillidir. Bu oldukça tehlikeli bir durumdur. Çocukta mevcut olan bu eğilim, etrafındakilerle sürekli olarak kavga etmesine ya da bir şeyleri istemek yerine zorla yaptırmasına neden olacaktır. Kendisinde hissettiği güç ile bir şeyleri yaptırdığını gördükçe, kolay olanı tercih edecektir. Gelişim çağına kadar herhangi bir müdahale yapılmazsa, gelecekte de bu kişiliğinin yansıması görülecektir.

Çocukluk dönemi, insan gelişimi için oldukça önemli bir süreçtir. Bu sürecin doğru yönlendirme ve eğitim ile istenildiği şekilde gerçekleşmesine neden olacaktır. Psikolojik danışmanlıklardan yardım alarak çocuğun şiddete eğilimine ya da zorbalığına mutlaka çözüm bulunacaktır. Çocuk gelişimi süresince bu şekilde davranışlar gösterilmesi takdir edilmemesi gerekmektedir. Takdir toplayan tüm davranışlar yapılmaya devam edecektir. Uyarı verilmeli ve bu uyarı dozunda yapılmalıdır.

Dönemsel olarak bu sıkıntıların yaşanması çocuk için normal kabul edilir ancak çocukların hoşgörü ve sevgi saygı içerisinde yetiştirilmesi oldukça önemlidir. Sıcak ve samimi bir ailede yetişen çocuklarda, şiddete meyil az olmaktadır. Bu yüzden çocuğun yetiştiği ortam, gelişimi için oldukça önemlidir.

Stres Nedenlerine Örnekler Veriniz.

Stres, bir durum karşısında verilen endişe durumunun genel ismidir. Stres hayatımızın her alanında olmaktadır. Ancak stresten mümkün oldukça uzak durmak kendi elimizdedir. İş hayatı, özel hayat, aile hayatı, okul hayatı derken sürekli bir koşturmaca hakimdir. Hepsine ayrılan zaman ve ilgi aynı olmayacağından dolayı, arada kalmak bile bir stres nedeni olmaktadır.

Genel olarak stresin nedenlerine bakacak olursak:

– Psikolojik etmenler
– Herhangi bir hastalık
– Sınav stresi
– İş stresi
– Çevresel etmenler olarak sıralanabilir.

 

Ancak stres öyle kendi kendine oluşan bir durum değildir. Kişiyi zora sokan büyükten küçüğe doğru her şey, stresin nedeni olmaktadır. Herkes stresten belirli derece etkilenmektedir. Bazıları kalp ritminin değişmesine bile neden olacak kadar derinden yaşar. Kimi insanlarda da deri döküntüsü olarak karşımıza çıkar.

Stres, psikolojik açıdan kişiyi sıkıntıya sokan problemlerin başında gelmektedir. Hastalıkların %50 si stres kaynaklıdır. Stresi engellemek sağlıklı birey haline gelmenizi sağlamaktadır. Bu yüzden sizi üzün ve strese sokan durumlardan uzaklaşmak, iyi hissettirecektir. Stresle baş edilmesi için mutlaka bir uzmana danışmak gerekmektedir.

Nedeni ne olursa olsun her stres, insanı farklı şekilde etkiler. Bu yüzden size basit gelen bir durum, diğer insanı nasıl etkileyeceğini bilemezsiniz. Empati yapmalı ve kişilerin stresine odaklanmak yerine, o kişinin başka bir alana odaklanmasını sağlayabilirsiniz.

İlk Yardımcının, Baş Bölgesi Kontrolünü Nasıl Yaptığını Açıklayınız

İlk yardımcı, kaza ya da bir travma söz konusu olduğu öncelikli olarak yapması gereken işlem çevre güvenliğini ve kendi güvenliğin sağlamaktır. Çünkü bu durum en önemli olanıdır. Ardından yaralının güvenliğini sağlar ve bu sürecinde yaralıya ilk yardım uygulamaya başlar.

ilkyardım, elde olan imkanların kullanılmasına denir. Bu yüzden imkanların kullanılması ile hasta ya da yaralıya yardımcı olunur. Bir kaza gördüğünüzde öncelikli olarak güvenlik sağlanır. Daha sonra yaralı hareket edebiliyorsa ya da ettiyse sorular sorulur. Ancak bilinç yoksa ve gözler kapalıysa sırası ile:

– Hava yolu açıklığı
– Solunumun devamlılığı
– Dolaşımın devamlılığı kontrol edilir. Ardından herhangi bir problem yoksa ve nefes alıyorsa, baştan itibaren muayene edilir. Saçlı deriden başlanarak kafanın üzerinde parmaklar hafifçe gezdirilir. Kafa çok hareket ettirilmez. Parmaklar ince ince her yere dokunur. Aralıklarla el kontrol edilir ve el üzerinde kan izi var mı diye kontrol edilir. Kafa temizse göz bebekleri kontrol edilir. Biri büyük biri küçük olabilir. Bu durum KİBAS adı verilen kafa içi basıncın artması anlamına gelir. Dışarı açılan organlarda kanama vb. durum var mı diye kulak içler ve burun delikleri kontrol edilir. En son boyuna parmak ile dokunulur, hassasiyetin olması halinde salık ekipleri gelene kadar kişi hareket ettirilmez. Bu şekilde baş bölgesinin kontrolü tamamlanmış olur.

İlk Yardımın Ne Olduğunu Söyleyiniz.

İlk yardım, hasta ya da yaralıya, eldeki imkanlar ile sağlık görevlileri gelene kadar, durumunun iyileşmesi ya da daha kötüye gitmemesi adına yapılan, tıbbi malzeme kullanmadan uygulanan ilaçsız uygulamaların tümüne denilmektedir. Bunu uygulayan kişi de gerekli eğitimlerini aldıktan sonra bir ilk yardım gönüllüsü olmaktadır.

İlk yardımcının yapması gerekenler;
– Solunumun varlığını kontrol edip devamlılığını sağlamak
– Kalp atışının ve bilincin kontrolünü yapmak
– Kazazedenin durumunun kötüleşmesini engellemek ve tedavisini kolaylaştırmak
– Sağlık ekipleri gelene kadar ki bu süreçte doğru bilgiler vermek ve doğru uygulamalarda bulunmaktır.

Kaza, ne zaman gerçekleşeceğini bilmediğimiz ve kestiremediğimiz ani gelişen olaylardır. Bu gibi durumlarda ilk müdahale ve ilk yardım oldukça hayati önem taşır. Herkesin ilk yardım bilmesi ve bu durumlarda birbirine yardımcı olması, kişilerin yaşam şansını arttırmaktadır. Ancak bu süreçte bilmediğiniz ya da hatırlamadığınız detaylar olduğunda hastaye ya da kazazedeye yanlış bir hareket yaptırabilirsiniz. Buna engel olmak adına mutlaka bilgilerinizi tazeleyin

İlk yardımın temel ilkesi hayat kurtarmak ve mevcut durumun iyileştirilmesini sağlamaktadır. Bunu ilaçsız ve tıbbi malzemesiz yapmak sizi ilk yardımcı yapacaktır. Hayat kurtarmak ve bir insanın nefes almasına vesile olmak oldukça haz veren bir durumdur. Bu yüzden mutlaka herkesin ilk yardım bilmesi ve bunu gerektiği yerde kullanması gerekmektedir. İlk yardım eğitimi için gerekli kurslar ve programlar bulunmaktadır.

Sindirim Yoluyla Zehirlenmelerde Görülen Belirtileri Söyleyiniz.

Sindirim sistemi, ağız ile başlar anüs ile sonlanır. Yenilen besinlerin bu sırayı takip ederek devam eden bir süreçtir. Sindirim, yaşamın devamlılığı için gerekli bir sistemdir. Bu yüzden de besinlerin yenilmesinden geri emilmesine kadar her türlü süreç insan için fayda sağlamaktadır.

Bazı durumlarda besinlerin tarihlerinin geçmesi ya da bozulması durumunda fark edilmediği taktirde tüketilir. Bu tüketim neticesinde zehirlenme dediğimiz olay gerçekleşmektedir. Sindirim sistemi zehirlenmesi oldukça ciddi bir durumdur ve bilinen belirtileri:
– İshal ve kusma
– Midenin sürekli olarak bulanması ve midenin sıkışması
– Genel vücut kasılma
– Baş dönmesi ve tansiyon düşmesi
– Aşırı sıvı kaybına bağlı halsizlik ve yorgunluk
– İleri derece zehirlenmelerde şuur kaybı ve koma hali gözlenmektedir. Bu durumun ölümle sonuçlandığı ağır tablolarda bulunmaktadır.

Sindirim yoluyla zehirlenmelerde en sık bilinen balık, mantar ve et ürünleridir. Bunların sebep olduğu tablolar daha ağır sonuçlanmaktadır. Bunun dışında süt zehirlenmesi de sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu yüzden de yenilen besinlere dikkat edilmesi gerekmektedir. Besin zehirlenmesi oldukça ciddi bir durumdur.

Sindirim sisteminde meydana gelen bir zehirlenme olayında ivedilik ile sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir. Sağlık kuruluşunda gerekli tedavi uygulanır ve eski sağlığınıza dönmeniz sağlanır. Ancak bu gibi zehirlenme durumları ile karşılaşmamak adına, yenilen besinlerin son kullanma tarihlerinin kontrol edilmesi gerekmektedir.