Milli konuların edebi eserlerde işlenmesi sizce o eserin değerini arttırır mı?

Millî konuların edebî eserlerde işlenmesi sizce o eserin değerini arttırır mı? Düşüncelerinizi nedenleriyle paylaşınız.

 

Türk milletinin belli başlı bazı özellikleri vardır. Cesur olmak, kahramanlık, vatanseverlik, sadaka, vefa, fedakarlık, milliyetçilik, millet sevgisi, vatan sevgisi bu özellikler arasında yer almaktadır. Edebiyatımızda ise bu konular Milli konular olarak edebi eserlerde yer almıştır. Servet-i Fünun toplulukları toplumsal olaylara karşı biraz sorumsuz ve ilgisiz davranmışlardır. Hayat ve yaşama yönelen biraz daha rahat ve rehavet duygularının olduğun bir anlayış benimsemişlerdir. Mili Edebiyat Dönemi eserlerinde ise daha çok milli konular ele alınmıştır. Memleketin sorunlarla boğuştuğu dönemlerde vatanın sorunlarından bahsetmemek doğru olmazdı. Bundan dolayı Milli Edebiyatçılar milli konulara ağırlık vermiştir. Milli Edebiyatçılar aşk maceralarını sosyal içerik olarak eserlerine konu etmişlerdir. İnsanın konu edildiği eserlerde insani özellikleri tamamen yok edilmesi doğru olmazdı.

 

Milli Edebiyatçıların milli konular olarak o dönemde eserlerine konu ettiği konulara şimdilerde de ihtiyacımız olmaktadır. Ülkemizin milli birlik ve beraberliğini korumak için vatanseverliğe, ülkemizin kalkınması için cesarete ihtiyacımız vardır. Bu ve daha birçok mili konuların eselerde yer alması okudukça eserin ne kadar büyük kıymet olduğunu, günümüze de ışık tuttuğunu gördükçe hissederiz. Bu hissiyatla bakılan eserin değeri mutlaka artacaktır. Milli mücadele, Batılılaşmadan bahseden kitabı okuduğunuzda sosyal çevresini arkanızda bırakıp ana fikri aldığınızda, eserin yansımasını hayatınızda göreceksiniz. Bir eseri ölümsüz kılan onun her zamana hitap edebilmesidir. Eserin ölümsüz olması ise değerinin ne kadar yüksek olduğunun göstergesidir. Bu günümüze hatta yarınımıza ışık tutacak konulardan bahseden eserler değerlidir. Okudukça değerini hissederiz.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

İnsan ideallerine kavuşmak için neler yapabilir?

İnsanın, ideallerine kavuşmak için neler yapabileceği ile ilgili görüşlerinizi paylaşınız.

 

İnsan hayalleri ve idealleri olmadan yaşayamaz. İdealleri olmayan insanların yaşama sevinci ve amacı yoktur. İdealleri olanlar ise hedeflerine ulaşmak için ellerinden geleni yaparlar. Mücadele ederler ve ideallerine ulaşırlar. Aslında ideallere kavuşmak güzeldir. Fakat idealler elde edilemese bile onun için verilen mücadele bile mukaddestir. Hedefimizdeki ideallere kavuşmak için;

 

  • Sosyal çevremizi genişletmeliyiz. Kalp kırmayacak şekilde insanlarla iyi geçinmeliyiz. Çünkü çevremizdeki insanlar bize yardımcı ve destektir.
  • İki günümüzün eşit olmamasına dikkat etmeliyiz. İdealimize ulaşmak için attığımız adım yanlışsa ondan dönmesini bilmeliyiz.
  • Yanlışlarımızdan ders alarak doğruyu bularak doğru adımlarla hedefimize ilerlemeliyiz.
  • İdeallerimize ulaşmadan rakibimiz diğer insanlar değil kendimiz olmalıyız.
  • Her gün birkaç dakika hedefinizi, idealinizi düşünün. Başladığınız günden onun için ne yapabileceğinizin planını yapın.
  • Kitap okuyarak, dergi karıştırarak ideallerinizdeki seviyeyi, hedeflerinizdeki şeyi yakalamak için kültürlenin.
  • İdeallerinize ulaşacağınız yolda insanları kırarak ilerlemeyin. Her zaman insanları her şeyden ileride tutmaya özen gösterin. İdeale bir şekilde ulaşılır fakat insan kalbi kırılınca bir daha zor eski haline gelir.
  • Toplumsal ve ahlaki kurallara dikkat ederek hareket edilmelidir. Kuralsız kazanılan oyun kazanılmış sayılmaz. Toplumun, adetleri gelenekleri görenekleri hiçe sayılarak hedefe ulaşılmaz. Ahlaki ve dini kurallar ise temeldir ve asla vazgeçilemez unsurlardır.
  • İdealinize ulaşmak için çalışmak gerekir. Fakat çalışırken kendinizi ve ailenizi ihmal etmeyin. Mutlaka haftada bir gününüzü kendinize ve ailenize ayırın.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Sizce çok okuyan mı yoksa çok gezen mi bilir?

Sizce çok okuyan mı yoksa çok gezen mi bilir? Düşüncelerinizi nedenleriyle söyleyiniz.

 

Okulun akademik bilgileri genişletmek için en doğru yer olduğu gerçektir. Ancak, yaşam hakkında bilgi edinmek için, seyahat etmekten daha fazla tecrübelerinizi zenginleştirici bir fırsat yoktur. Tanıştığınız insanlar, gördükleriniz, değerli yaşam dersleri sağlar; çünkü bizzat her şeyi yaşarsınız.

 

Seyahat etmek sizin rahatınızı, konfor alanınızı zorlar. Yani bildiğiniz, aşina olduğunuz bir ülkede, bir şehirde, kendinizi güvende hissettiğiniz ortamlarda; kültürünü ve dilini bildiğiniz insanlarla birlikte yaşamaya devam etmek yerine seyahatte, gittiğiniz yerlerde tanımadığınız başka ülkeleri, şehirleri, başka kültürleri, dilleri deneyimlersiniz. Bu sizi güvenli ortamınızdan uzaklaştırır ancak bu deneyim sizi keşfetmeye iter ve kendi ayaklarınız üzerinde durmak için fırsat yaratır.

 

Seyahat macerası kitaplarda gördüklerinizden, okuduklarınızdan daha fazla detayı tecrübe etmenizi ve böylelikle öğrenmenizi sağlar. Mesela bir kültürün genel özelliklerini okuyarak öğrenebilirsiniz, ancak o ülkeye seyahatiniz kültürünün kaleme alınmamış dilindeki nüanslardan tutunda, yemek kültürlerindeki detaylara, gelenek göreneklerine, adetlerine, ilişkilerine kadar pek çok başlığın ipuçlarını keşfetmenize fırsat verir.

 

Yaşanılan her seyahat yeni insanlar tanımanız ve onlardan öğreneceğiniz şeyler anlamına gelir. Her birey bir hikayedir, bir temsilcidir; tanıştığımız farklı ülkelerden, kültürlerden insanlar okuduklarımızdan daha fazla şeyi anlatarak, göstererek, yaşatarak bize öğretirler. Seyahat etmek aynı zamanda bireysel gelişimimiz için de önemlidir; zaman planlaması, planlama ve organizasyon, kendine güven, kendini ve yapabileceklerini keşfetme, çok bilen birey olma vb. kazanımlar sağlar. Seyahat ederek değerli öğrenme deneyimleri yaşarız.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Gezi yazılarında görsel kullanımı ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Gezi yazılarında görsel kullanımı ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

 

Seyahat etmek aslında görme kapasitemizle, görsel hafızamızla yakından ilişkilidir. Gezi yazılarında yazarın kağıda döktüğü gördükleri ve tecrübeleri, okuyucunun okuduğundan anladıkları ve hayal ettikleri ile anlam kazanır.

 

Yüzyıllar boyunca gezi yazılarının eskizler, suluboyalar, gravürler, fotoğraflar, film, günümüzde dijital fotoğraflar vb. ile desteklenmesine gerek duyulmuştur; bunun nedeni de güvenilirliği sağlamaktır. Modern çağın başlarında seyahat yazıları yazan kaşifler, tüccarlar, filozoflar ya da bilim adamları yazılarında gördüklerinin gerçekçiliğini kanıtlamak üzere kara kalem çizimlere, haritalara yer vermişlerdir. Tarihte bazı örneklerde yazarların, özellikle egzotik yerler hakkında yazdıkları gezi yazılarında, dikkat çekmek, oraları cazip kılmak için abartılmış illüstrasyonlara yer verdiklerini de görürüz.

 

Yazılı anlatım ile görsel anlatım ilişkisi,  bilgi ile ikna arasındaki bağa dikkat çeker.Yazar gözlemlerinin, deneyimlerinin doğruluğu hakkında okuyucusunu ikna etmek için, bunları destekleyen görsel bir malzemeye ihtiyaç duyar.Seyahat yazılarında görsel kullanımı nesnelerin( tarihi yerler, binalar, manzaralar, yiyecekler vb. ), öğelerin, işaretlerin, insanların, hayvanların vb. görüldüğünü onaylar nitelik taşır. Gezi yazılarında kelimelerle resimlerin ilişkisini görmek okuyucuyu geliştirir. Yazarın yazısında anlattıkları ile ilgili paylaştığı bir görsel onun anlatmaya çalıştığı şeyleri kaleminden olduğu kadar, onun gözünden görme fırsatını da sağlar. Ya da okuduğumuzdan anladıklarımızı, yazıda yer verilen görselden kendi dünyamıza taşımamızı sağlar. Yazarın kendi dünyasında algıladıklarını somutlaştırması için görsel kullanımı önemlidir.

 

Dünyayı hem görüntüler hem metinlerle kavrama anlayışı, gezi yazılarına güç katmıştır.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Bir tiyatro oyunu mu yoksa sinema mı sizi daha çok etkiler?

Bir tiyatro oyunu mu yoksa sinema mı sizi daha çok etkiler? Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.

 

Hem görsel hem işitsel sanat dalları içinde olan sinema ve tiyatro oyunları, insanı insana anlatması bakımından çok önemlidir. İkisi de iyi yapıldığı takdirde çok etkileyici olmaktadır. Ancak tiyatro oyunlarının etkileyiciliği bir tık daha öndedir. Çünkü tiyatro oyunları sinema filmlerine göre daha canlı ve heyecan vericidir. Sahnede, etiyle tırnağıyla performans sergileyen oyuncular, üç boyutlu şekilleriyle karşınızdadır. Zaman zaman yapılan küçük hatalar, dil sürçmeleri bile bu derinliği arttırarak seyirciye zevk verebilmektedir.

 

Sinemada ise hataya yer yoktur. Belki de yüzlerce denemeden sonra yakalanan mükemmel kayıtlar bizlere ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra sinemada, performans sırasındaki bazı küçük hatalar bilgisayar efektleri, ışık veya ses oyunları ile kolayca düzeltilebilmektedir. Tiyatro oyununda ise hem oyuncu hem de seyirci için tek gerçek bir an vardır. O da oyunun oynandığı o andır. Hatayı geri alıp düzeltemezsiniz ya da daha iyi oyunculuk sergilemek için sahneyi tekrarlayamazsınız. O an nasıl yaşarsanız öyle oynamak durumundasınızdır.

 

Tiyatro oyuncuları bu nedenle çok daha büyük bir emek harcamaktadırlar. Hataya yer olmadığından ezberleri mükemmel olmak zorundadır. Jest ve mimiklerini kontrol etmeleri gerekir. Ve sinemanın aksine karşılarındaki seyirci de kanlı canlı olduğundan mümkün olduğunca seyirciden etkilenmemeleri lazımdır. Öte yandan bu oyuncuların zaman zaman seyirci ile göz temasında bulunması ya da seyirciye yönelik replikleri, oyunu daha etkileyici yapmaktadır. Çünkü bu şekilde seyirci pasif durumdan çıkarak kendini daha çok oyunun içinde bulacaktır.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Kostüm, ışık, dekor, makyaj gibi unsurların tiyatro eserinin başarı ile sahnelenmesindeki önemi

“Kostüm, ışık, dekor, makyaj…” gibi unsurların tiyatro eserinin başarı ile sahnelenmesindeki önemi ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

 

Tiyatro, birbirinden farklı oyunların oyuncular tarafından bir sahnede canlandırıldığı bir sanat dalıdır. Sahnesi, sahne arkası ve seyirciler için oturma alanlarının bulunduğu bölümleri bulunmaktadır. Tiyatro oyunu, seyirci ile birebir ilişki içinde olduğundan diğer sanat dallarına göre daha zordur. Zira seyircilerin hareketlerinden, çıkardıkları seslerden etkilenmeyerek oyuna devam etmeleri gerekmektedir.

 

Tiyatroyu tiyatro yapan oyunun bütününe yansıyan havadır. Oyunculuklardan sahnenin düzenlenmesine kadar pek çok unsur da bu havayı desteklemektedir. Tiyatro eserinin başarısı da; kostüm, makyaj, ışık ve dekorun birbirleriyle uyum içerisinde seyretmesiyle doğru orantılıdır. Eserde anlatılmak istenen duygunun ya da fikrin seyirciye daha iyi geçebilmesi için ortamın yaşatılması lazımdır.

 

Seyircinin sahnede oynanan oyunla kendini bağdaştırması, empati kurması tiyatro eserinde esastır. Kendisini oyuna kaptırabilmesi, kendini anlatılan hikayenin içinde bulabilmesi için de kostüm, dekor ve diğer unsurların birbirlerine uyacak şekilde kullanılması büyük önem taşımaktadır. Zira bu unsurların toplamı sayesinde sahnede gerçeklik olgusu yaratılmakta ve oyuncu ile seyirci arasında bağ oluşturulmaktadır.

 

Oyun metninde yazılanların inandırıcı ve gerçekçi olabilmesi için bu unsurlara ihtiyaç duyulmaktadır. Oyun metni ve tüm bu unsurlar ne kadar çok birlik ve bütünlük içinde olursa tiyatro oyununun başarısı da o ölçüde artacaktır. Kullanılan bu gereçler olabildiğince gerçeğe uygun ve kendi doğallığında olmalıdır. Görsel ve işitsel etkenler bu bağlamda iyi değerlendirilmeli ve öncesinde gerekli kontroller yapılmalıdır. Çünkü iyi bir tiyatro eserini tüm bunlar oluşturmaktadır.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Aklın aynı anda inkar etmek ya da doğrulamak zorunda kaldığı şey, gülünçtür.

 “Aklın aynı anda inkâr etmek ya da doğrulamak zorunda kaldığı şey, gülünçtür.” sözüyle ilgili düşüncelerinizi nedenleriyle paylaşınız.

 

İnsanı güldürebilecek nitelikte olan, alaya alınmaya müsait durumlar için gülünç ifadesi kullanılmaktadır. Bu bakımdan gülünç ve komik kelimeleri birbirinden ayrılmaktadır. Komik demekle bahsedilen kişi ya da durumun eğlendirici olduğu anlatılmak istenirken, gülünç kelimesinin içeriğinde bir aşağılama, alay etme hali de bulunmaktadır. İnsanları neyin güldürdüğü konusu ise başka bir konudur. Gülmek ve gülünçlük insana özgü bir şeydir ve insandaki bu gülme dürtüsü, içindeki üstünlük hissinden hareketle ortaya çıkmaktadır.

 

Bir başka bakış açısıyla insanları güldüren şeylerin çelişkilerden meydan geldiği de söylenebilir. “Aklın aynı anda inkâr etmek ya da doğrulamak zorunda kaldığı şey gülünçtür.” Sözü de bu anlamda kullanılmıştır. İnsanı güldüren şey, reddetmek ve kabul etmek arasında bocaladığı durumlardan ibarettir. Her çelişkinin aynı biçimde gülünç bulunup bulunmayacağı ise meçhuldür. Zihinde çarpışan iki ayrı fikrin yarattığı karmaşanın gülünç olması çok da tuhaf bir olay değildir. Küçük bir paradoksun yarattığı bu hal, hem güldürmekte hem de içten içe düşündüren ve küçük görülen bir şeydir.

 

Çelişki, bir tanesinden birini tutamama durumuna verilen isimdir. “Aklın aynı anda hem inkar etmek hem de doğrulamak zorunda kaldığı şey, gülünçtür.” Cümlesinde de bir çelişki ve ikilem bulunmaktadır. Hayatta öyle durumlar olur ki, kabul etmek ya da reddetmenin ötesine geçer. Bu durumlar da insanları güldürür. Bu sözden hareketle insanların taraf tutamayacağı durumların oluşturulmasıyla güldürme eylemi de gerçekleşmiş olacaktır.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Edebi türlerden hangisinin bir insanın iç dünyasını yansıtmada daha etkili olduğunu düşünüyorsunuz?

Edebî türlerden hangisinin bir insanın iç dünyasını yansıtmada daha etkili olduğunu düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi nedenleriyle paylaşınız.

 

Edebî türlerden insanın iç dünyasını yansıtmada daha etkili olduğunu düşündüğüm eserler psikolojik yönü ağır basan edebi eserlerdir. Bireyin iç dünyasını esas alan yazarlar insanın gerçekliğini farklı bir bakış açısıyla anlatarak psikoanalitik gibi bilimlerden ve görüşlerinden faydalanarak bu eserleri yazarlar. Ayrıca bu tür edebi eserler de psikolojik öğelere de sıkça yer verilir. Bireyin iç dünyasını esas alan bireysel çözümlemeler önemli yer tutmuştur. Bireyin ruh hali ve iç çatışmaları, gerçekçi psikolojik tasvirlerle açıklanmıştır.

 

Yazarlar, bireyin iç dünyasını esas alan bu eserlerde; bunalım, yabancılaşma, yalnızlık, sıkıntı, bilinçaltı, bireysel sorgulamalar, evrenin düzeni, toplumsal bunalımlar gibi konuları genellikle ele almışlardır. Olay örgüsünü bireyin ruh hali, iç çatışmaları, psikolojik betimlemeler aracılığı ile anlatarak bu konularla ilgili psikolojik tahlillerde bulunmuşlardır. Ruhun üstünlüğüne de önem vermişlerdir.

 

Kişinin iç dünyasını esas alan edebi eserlerde insana özgü gerçekçilik ön plandadır. Olaylardan ve insanlardan hareketle bireyin iç dünyasını anlatan bu eserlerde iç gözlem, psikoloji ve empati en esas kavramlardır. Okuyucu bu tarz edebi eserleri okurken kendi iç dünyasına yönelir aslında. Bu psikolojik eserler bizim de kendi kendimize bir iç gözlem yapmamızı sağlar. Kişi kendi içinde yaşadığı ya da çevresindeki aslında bir takım gerçeklikleri fark edebilir. Çünkü, okuyucunun iç dünyası anlatılan bu eserler de olay örgüsü insana özgü bir gerçeği ifade etmek üzere psikoloji biliminden yararlanılarak yazılmıştır.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

 Bir romanın sadece kendi yazıldığı dönemde önemli olan bir sorunu ele almış olması, o eserin değerini ve kalıcılığını nasıl etkiler?

 Bir romanın sadece kendi yazıldığı dönemde önemli olan bir sorunu ele almış olması, o eserin değerini ve kalıcılığını nasıl etkiler?

 

Bir edebi eser de ele alınan olay örgüsü, edebi eserlerin önemli bir parçası hatta asıl unsurudur. Bir romanın sadece kendi yazıldığı dönemdeki önemli bir sorunu ele alması o romanın evrensellikten uzak, dönemlik bir eser olarak kalmasına neden olur. Kısacası o romanın çok kalıcılığı olmaz. Bu tarz eserler döneminde çok beğenilen bir eser olsa bile değer ve kalıcılık konusun da sorun yaşayacaktır.

 

Geçmişten günümüze kadar gelmiş halen eski kalıcılığına devam eden eserler, hala toplumun hemen hemen her kesimine hitap eden, daha genel içerikli eserlerdir. Dönemlik konular sürekli değişen şart ve koşullardan kaynaklı zamanla geçerliliğini yitireceklerdir. Örneğin, bilimsel içerikli bir yapıtın bilimsel kuramın geçerliliğini kaybettiği zaman değerini ve kalıcılığını kaybetmesi gibi dönemin güncel bir konusu ile yazılan bir roman da kalıcı olmayacaktır. Oysaki her döneme hitap edebilecek konularda yazılmış eserler yüzyıllar boyunca evrenselliklerini, canlılıklarını ve güncelliklerini hâlâ koruduklarını görmekteyiz. Bu eserler zamanla yalnışlanmazlar ve her durumda değerlerini korurlar.

 

Bunun için bir romanın konusunun özgün olması, geniş temsil gücünün bulunması çok önemlidir. Klasik romanlara baktığımızda da onların kendi türlerinde emsalsiz olduklarını ve kendi türünün en iyisi olduğunu görürüz.  Zamana dayanıklı, derinlikli yapılara sahip eserlerdir, tüm insanlığın duygularını zenginleştirir. Bu yüzden bir romanın sadece kendi yazıldığı dönemde önemli olan bir sorunu ele almış olması o eserin değerini ve kalıcılığını yitirmesine neden olur.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

 Bir eserdeki kahramanların isimleri ile kişilik özellikleri arasında bir bağ olmasının sizce okuyucuda nasıl bir etkisi vardır?

 Bir eserdeki kahramanların isimleri ile kişilik özellikleri arasında bir bağ olmasının sizce okuyucuda nasıl bir etkisi vardır?

 

Yaşamımız da önemli yeri olan edebiyat eserlerinde, eserin kahramanları büyük bir önem taşımaktadır. Bir eserdeki kahramanlara verilen isimler okuyucuya kahramanların kişilik özellikleri hakkında bir fikir verir. Yani bir nevi okuru yönlendirir. Okuyucu eserin kahramanının ismi doğrultusunda kahramanın iyi bir kişilik mi yoksa kötü bir kişilik mi ya da farklı karakter özelliklerine sahip bir kişilik mi olup olmadığı kanısına bu sayede varır. Okuyucu eserdeki kahramanın ismi ile kişilik özellikleri arasında ister istemez bir bağ oluşturacaktır. Eserdeki kahramanın kişilik özellikleri olabilecek; cesurluk, dostluk, dürüstlük, adalet, sadakat, iyilik gibi özellikleri taşıyan kahramana verilen isim de, bu kişilik özelliklerine yakışır anlam da olmalıdır. Eserdeki kahramanın özellikleri bu kavramların tam tersi de olabilir.

 

Eserdeki kahramanların dış görünüşü, konuşması, diyaloğu kısacası eserdeki kahramanın okura sunuluş biçimi kadar, isminin de önemli unsurlardan biri olmasının bir sebebi de, kahramanın ismi ile kişilik özellikleri arasında bir bağlantı kurulursa karakterin daha akılda kalıcı olmasıdır. Bu yüzden, kahramanların okuyucuyla daha iyi bir bağ kurması için kahramana verilen isime de yazarın önem vermesi gerekmektedir. İsim deyip geçmemek gerekmektedir. Bir isim çok büyük farklar yaratabilir.

 

Edebiyat eserlerindeki en bilinen kahramanların isimlerine baktığımız zaman da eserlerdeki kahramanların isimlerinin kişilik özelliklerini yansıttığını görüyoruz. Bu da okuyucunun eserdeki kahramanla bir bağ kurarak kahramanı daha çok benimsemesine neden olmaktadır.

 

Diğer yazılarımız için dershane anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.