Şişmanlığın Saptanmasında Hangi Yöntemler Kullanılabilir? Söyleyiniz.

Beden kütlesinin normalden ağır olması, şişmanlık olarak bilinmektedir. Özellikle son dönemlerin en büyük problemlerinden biri olan şişmanlık, doğru ve düzenli beslenmemekten yaygınlaşmaktadır. Hareketsiz yaşam ve hormonsal problemler de şişmanlığın gelişmesine neden olmaktadır. Hızla kilo alınması oldukça tehlikeli bir durumdur. Bunun nedeninin araştırılması ve gerekli tedavinin uygulanması gerekmektedir.

Şişmanlığı neye göre belirleriz? Beden kitle indeksi adı verilen sayısal değer bize, şişmanlığın boyutunu açık bir şekilde göstermektedir. Kilo ve boy oranına göre yapılan bu kaba hesaba göre 25 ve altında olmak normal birey anlamına gelmektedir. 25-30 arası şişman ve 30 üzeri ise obez olarak kabul edilmektedir ve tedavi gerektirir.

Kilo almanın nedeni sadece yemek yeme ve hareketsiz yaşam değildir. Bazı kişilerde hormonsal problemler olmaktadır. Bu problemlerin tedavisi öncelikle hormondur. Ardından kilo vermeye başlanır ve kişilerde hızlı şekilde kilo azalması görülür. Bu yüzden hormon sistemlerinin düzgün çalışıp çalışmaması önemlidir. Şişmanlığın saptanmasından sonraki bu süreç düzenli yaşama dönüşmektedir. Düzenli beslenme ve egzersiz yapılması sizi zinde hissettirecek ve kilo alımını engelleyecektir. İyi düşünmek ve düzenli bir uyku da yeterince melatonin hormonu salgılanmasını sağlayacaktır. Bu sayede hem iyi hem de sağlıklı hissetmeniz sağlanacaktır.

Şişmanlığın detayları için bir diyetisyen hekime başvurmanız gerekmektedir. Gerekli gördüğü takdirde sizi endokrin uzmanına yollar ve hormon kaynaklı probleminiz çözüme kavuşur.

Aile Bireylerinden Birinin Bedensel ya da Ruhsal Yönden Hasta Olması Ailedeki Diğer Bireylerin Sağlığını Etkiler mi? Tartışınız.

Aile, oldukça önemli bir kavramdır. Aile bireylerin birbirleri arasındaki uyum da bu konuda büyük önem taşır. Aileyi kendisi yapan aslında bu durumdur. Hastalık ya da en ufak bir sorunda birlik olmak, aile olmanın bir gereğidir. Bunun gibi etmenler aileyi bir arada tutmaktadır. Sağlık ve sıhhat bu durumda büyük önem taşımaktadır.

Aile bireylerinden birinin doğuştan bir engeli söz konusu olması, kabul edilmesini kolaylaştırır. Çünkü doğuştan gelen bu özellik onu diğer insanlardan farklı kılar. Böyle gelmiş böyle gider şeklinde hayata o şekilde devam edilir. Kimsenin garipsemediği bir durumdur bu yüzden de kabul edilmektedir. Aile bedensel ya da ruhsal engeli olan kişiyi bu süreç içerisinde iyi tanır ve ne istediği bir hareketi ile anlamaya başlar. Herhangi bir hastalık durumunda da olumsuz etkilenirler. Çünkü kendini doğru ifade edebildi mi edemedi mi diye endişeye düşerler.

Ancak doğuştan olmayan ve sonradan gerçekleşen hastalıklar ve engeller oldukça sıkıntılı olur. Bu süreçte kişiler nasıl bir yaklaşım göstereceğini kestiremez ve bunun sıkıntısını yaşar. Adapte olmak oldukça zordur. Hastalığın beklenmedik bir anda gelmesi kişilerin davranışlarını da bu şekilde etkileyecektir.

Bedensel ya da ruhsal olan hastalıklar oldukça zor bir süreçtir. Kişilerin eksiklikleri aile bireylerini etkileyecek ve bu durumu aşmak için sürekli olarak mücadele vermek zorunda olacaklardır.

İlk Yardımcının Trafik Kazasından Sonra Olay Yerini Değerlendirirken Yapması Gerekenleri Sıralayınız

Bir trafik kazasına denk geldiğiniz ve ilk yardım biliyorsunuz, işte bu durumda yapmanız gereken şey sadece ilk yardım değil aynı zamanda güvenliktir. Olay yerinin durumuna bakılması, kişinin ve diğer kazazedelerin can güvenliği için oldukça önemlidir. Bu yüzden direk olarak olay yerine atlamak oldukça anlamsızdır.

Trafik kazası gerçekleştiğinden dolayı araçlarda patlama ya da yanma durumları olabilmektedir. Araçların kontrolü yapılır ve sıvı sızdırmadığı görülür. Ardından yaralı sayısına şöyle bir kabaca bakılır ve triyaj başlanır. Triyajda amaç, durumu en ciddi olan kişiye müdahale etmektir. Eğer yanınızda biri varsa ikiye bölerek yapmanız söz konusu olabilir. Ancak tek kişi iseniz, önce yaşayan durumu ağır olan kişinin yanına gitmeniz gerekir. Kısaca kazazedelerin duruları hakkındaki bilgiyi sağlı ekiplerini arayarak bildirmeniz, doğru sayıyı vermeniz oldukça önemlidir.

Sağlık ekipleri gelene kadar kazazedelerden biri yola fırladıysa ya da yolda kazaya ait bir parça varsa, şerit ile kapatılmalı ve trafikte geçen araçların dikkatini çekmelidir. Daha farklı bir kazaya sebep olabileceğinden dolayı bu olay atlanmamalıdır.

Genel bir muayene yapılarak hangi kazazede de ne var, trafik kazasının şekli, trafiğin sıkışması gibi problemler gerçekleşebilir. Bu durumda zamanınız olursa mutlaka polisi de arayarak bilgi vermeniz gerekir. Ortamın güvenliğini polise, kazazedeleri ise sağlıkçılara teslim ettikten sonra olay yerinden ayrılabilirsiniz.

Bir Kazazedenin Şoka Girdiği Nasıl Anlaşılır? Söyleyiniz.

Kaza, beklemedik zamanlarda gerçekleşen olumsuz durumlardır. Bu durumlara hazırlıksız yaşanması da kişilerde öncelikle psikolojik bir travmaya neden olmaktadır. Kaza esnasında ya da sonrasında garip davranışların sergilenmesi bu durumun en güzel özeti olmaktadır. Kazanın şekli ve suçluluk psikolojisi de sürekli olarak düşünülmektedir.

Bazı durumlarda kaza yapıldıktan sonra kişinin verdiği tepkiler tamamen değişir ya da tepki vermez. Kaza yerinde koşarak uzaklaşmak, olduğu yere çöküp kalmak, kazanın detaylarına takılmak ve gözünü ayırmamak gibi problemlerle karşılaşması olasıdır. Bazı kazazedeler ise ağlama krizine girerek hiçbir şekilde konuşamazlar. Bu durum uzun bir süre alır ve kişinin sağlıkçıya ihtiyacı olmaktadır. Herhangi bir travması olmasa da bu süreç oldukça sıkıntılıdır.

Kaza esnasında yaptığını düşündüğü yanlışlığı tekrar edip duran kişilerinde şok geçirdikleri bilinmektedir. Kimi insanlar tepki gösterirken kimi insanlar ise herhangi bir tepki gösteremez. Yaralanma ya da ölümle sonuçlanan kazalarda bu durumun daha ağır bir şekilde gözlenir. Kişi ne yapacağını bilemez ve etrafa saldırgan davranışlar gösterebilir. Yaralanma neticesinde tepkisiz kalan ve hiçbir şekilde tepki vermeyen kişi şoktadır.

Kan ya da sıvı kaybına bağlı olarak da gelişen şok tablosunda yapılabilecek en güzel uygulama kişiyi düz bir zemine alarak kafasını yan çevirmektir. Ancak boyun ya da omurgada bir problem varsa hareket ettirilmemesi gerekmektir. Sağlık ekibi gelene kadar kontrol altında tutulması gerekir.

Bebeklerde Temel Yaşam Desteğinde Bilinç Kontrolü Nasıl Yapılır?

Bebeklik dönemi oldukça zor olan bir süreçtir. Problemlerini ifade edemedikleri için bu süreçte onları anlamakla geçmektedir. İsteklerini yalnızca ağlayarak ifade ederler. Bundan dolayı neye neden ağladığını anlamanızda zaman alacak bir süreçtir. Evde bebeğinizi hareketsiz bir şekilde buldunuz. Bu durumda direk olarak muayene yapmanız gerekmektedir.

Bebeğin önce hava yolunun açık olup olmadığı denetlenir. Ardından nefes alıp almadığı kontrol edilir ve sonrasında kalp atışı gelir. Bu kontrollerin tamamlanması neticesinde eğer problem yoksa bilinç kontrolü yapılmalıdır. Bilincin kontrolünde ses vermesi pek beklenmediğinde dolayı, meme ucu ya da kulak memesine ağrılı uyaran vermeniz gerekir. Bunlara herhangi bir şekilde tepki vermesi halinde bilinç durumu değerlendirilir. İvedi bir şekilde sağlık ekipleri aranır ve bu durum hakkında bilgi verilir.

Bebeklerde en sık karşılaşın bilinç kapalılığının nedeni, anne sütü emdikten sonra bunu aspire etmesidir. Bu durum ölümle sonuçlanmaktadır. Bu yüzden emzirdikten sonra belli aralıklarla kontrol edilmesi gerekir. Bir diğer sebep havaledir. Yüksek ateş ya da gizli ateşten kaynaklı olarak gelişen ateşli rahatsızlıklar, bebeklerde ve çocuklarda bilincin kapanmasına neden olmaktadır. Bu yüzden hastalıklarını kontrol etmek ve herhangi bir anormal durumun olmadığından emin olmak gerekmektedir. Bu süreçte bebekleri anlamak oldukça zordur ama uyku düzeni ya da huzursuzluğu ile size bir şeylerin yolunda gitmediğinin sinyalini verir.

Baş – Çene Pozisyonunun Nasıl Verildiğini Bir Arkadaşınızla Canlandırınız

Trafik kazası gibi ilk yardım gerektiren tüm durumlarda, kişinin bilmesi gereken en önemli şeylerden biri yaralıya pozisyon vermektir. Bu durumda kişiye büyük ölçüde fayda sağlamanız mümkündür. Bu pozisyonlardan her biri farklı amaç için verilmektedir. Ancak en önemli olanı, baş çene pozisyonudur.

Baş çene pozisyonunda amaç hava yolunun açıklığı sağlamaktır. Bu sayede kazazede rahat br nefes alabilir. Aşama olarak bakacak olursak:
– Öncelikle ortamın güvenli olduğundan emin olun
– Kendi güvenliğinizi ve yaralının güvenliği alın
– Ağız içerisinde herhangi bir yabancı madde var mı diye kontrol edin
– Ardından soluk yolunun açıklığının sağlanması için baş çene pozisyonu verin.

Bu pozisyonu verirken dikkat edilmesi gereken en önemli durum boyunda bir hassasiyetin olmamasıdır. Bu durumda omurga zedelenmesi vardır ve bu pozisyon kişiye zarar verebilir. Herhangi bir durum gözlenmiyor ve kişide ağrı durumu yoksa, sol el ile alnı geriye alın. Aynı esnada sağ el ile çeneyi yukarıya kaldırın. Bu pozisyon verildikten sonra kişi rahat bir nefes alacaktır. Şok geçirdiğinden dolayı da kustuğunu aspire etmesi engellenecektir.

Baş çene pozisyonu, birçok travma olayların kullanan bir pozisyondur. Ancak boyunda herhangi bir hassasiyet varsa hiçbir şekilde tavsiye edilmez. Bunun yerine çene ileri manevrasını kullanmanız gerekir. Boyun travması ciddi bir travmadır. Yardım edeceğiniz kişinin öncelikle hassasiyetini kontrol etmeniz gerekmektedir.

Aile Ortamında, İş Yerinde, Okulda Hoşgörülü Davranmanın ve İnsanlarla İş Birliği Yapmanın İnsanın Zihinsel, Duygusal ve Sosyal Sağlığına Etkilerini Açıklayınız

İnsanlar günlük hayatta sürekli olarak bir iletişim halindedir. Bireysel olarak yapacağımız işlerde bile mutlaka yanımızdaki insanlara danışarak hareket ederiz. Bu durum da insan ilişkilerinde dikkatli, seviyeli ve samimi olmamız gerekmektedir. Yanımızdaki insana hoşgörülü davranmak ve ona yardım etmek, bizi şüphesiz daha iyi bir insan yapmaktadır. Bundan dolayı elinizden geldiğince etrafınızda bulunan insanlarla birlikte çalışmanızdır.

Her ne kadar bir işte uzman dahi olsanız, mutlaka eksiklik ya da yanlışlık payı bulunacaktır. Bunun nedeni insan olmaktan geçer. Kafanız bir şeye takılır ve hata yapabilirsiniz. Önemli olan bunu geçmeden fark etmenizdir. Eğer ilişkileriniz sağlıklı ise bu problem teşkil etmez. Ancak ukala bir tavır sergilemeniz halinde kimse sizinle çalışmak istemez. Bu durumda yalnız kalırsınız ve bir problem olduğunda kimseye danışamazsınız.

Hoşgörülü bir insan olmak, çok önemlidir. Bir işi yaparken, bir şey öğretirken mütevazi ve samimi bir şekilde davranmanız, kişinin size odaklanmasını sağlayacaktır. Kısa sürede işi kavraması ve bir sıkıntı olduğunda ilk size gelmesini bilecektir. Problemli bir insan olmanız da sürekli insanların sizden uzaklaşmasına neden olacaktır.

Etkili iletişim oldukça önemli bir süreçtir. İnsanlarla iyi geçinmek ve onlara hoşgörülü davranmak iyi bir insan olmanızı sağlayacak ve sürekli olarak sizden söz edilmesini sağlayacaktır. Toplumda güzel bir yer edinmeniz de şüphesiz ki hoşgörü ile olacaktır.

Günlük hayatta Düşüncesizlik ettim ve Düşünmeden konuştum gibi ifadeler kullanılır. Düşünmeden eylemde bulunmak ya da konuşmak nasıl mümkün olabilir?

Günlük hayatta “Düşüncesizlik ettim.” ve “Düşünmeden konuştum.” gibi ifadeler kullanılır. Düşünmeden eylemde bulunmak ya da konuşmak nasıl mümkün olabilir?

 

Düşünce, aslında ayrıntılı bir şekilde ele alma, analiz etme, bağlantı kurma ve sonuçlar çıkarma gibi eylemlerin tamamına verilen topu isimdir. Zihnimiz gündelik hayat içerisinde kimi zaman o kadar hızlı bir şekilde bu adımların hepsini gerçekleştirir ki bizler bütün bunları yaptığımızın farkına bile varmayız. Günlük hayatta ise sosyal normlar etrafında kimi zaman kaydadeğer kabul etmemiz gereken etik değerleri göz ardı edebiliriz. Bu göz ardı edilen değerlere günlük hayatta ‘’düşünce’’ adını veriyoruz. Örneğin ‘’düşüncesizlik etmek’’ bir şekilde etik değerler dışında hareket etmek, kaba olmak, yeterince nazik ya da zarif davranamamış olmak anlamına geliyor. Düşüncesizlik etmenin bir diğer karşılığı da ‘’hesaba katmamış olmak’’ kuşkusuz. Bir şeylere karar verirken bir etkeni hesaba katmayı unutan, onun da etkisini incelemeyi akıl edemeyen kişiler de günlük hayatlarında ‘’düşüncesizlik ettim’’ lafını kullanabiliyorlar.

 

İnsan düşünmeden hareket edemez, çünkü düşünmek oldukça elektrokimyasal yani ekanik bir süreçtir. Beyne giden ve beyinden geri dönen sinyallerin bütünü bizim bugün düşünmek dediğimiz şeyi oluşturur. Fakat insan kimi zaman düşünmesi gereken her ayrıntıyı gerektiği berraklıkla zihin süzgecinden geçiremez,  kimi ayrıntıları göz ardı eder ya da kimi ayrıntıların etkisini yanlış hesaplar. İşte bu düşüncesizlik değil, yanlış / eksik / hatalı düşünme olarak adlandırılabilir.

Felsefenin hayat tarzı üzerindeki etkileri neler olabilir?

Ünlü filozofları ve teorisyenleri araştırdığımızda, özellikle onların yaşam hikayelerine göz gezdirdiğimizde şunu görürüz: Neredeyse bu kişilerin taamı yaşamlarını farklı temalar üzerine kurgulamış ve inandıkları bu temalara yaşamlarının ufak ayrıntılarının bile hizmet etmelerini sağlamışlardır. Kısacası hareketleri ve düşünceleri, yaşam biçimleri ve ideolojileri gerçek bir bağdaşım içindedir. Bu durum neyden kaynaklanır? Kuşkusuz bilinçten. Biz sıradan bireyler yaşamı ele alıp devam ettirirken ayrıntılar hakkında çoğu zaman düşünmüyor, kimi zaman ise olay ve durumları yüzeysel olarak değerlendiriyoruz. Fakat filozoflar yaşam hakkında karşılarına çıkan ya da çıkabilecek soyut ve somut her şeyi öyle ayrıntılı inceliyor ve yorumlamaya çalışıyorlar ki, bir yerden sonar felsefe bir düşünme şekli değil bir hayatı ele alış şekline dönüşmeye başlıyor. Hal böyle olunca da kişiler felsefe yaptıkları ve yaptıkları felsefenin için ekendilerini kattıkları ölçüde yaşamlarına hakim olmaya ve yaşamlarını kendi inançları ve düşünceleri doğrultusunda kontrol etmeye başlıyorlar.

 

Felsefe, yaşam içerisine girdikçe kişinin yaşam hakkındaki ve kendi hakkındaki farkındalığı artacaktır. Random bir şekilde önüne çıkan imgelemlere random bir şekilde tepki vermek yerine kendi bakış açısını ve değerlerini oluşturacak olan birey, bu değerler doğrultusunda kendi ile eşleşen tepki ve hareketler sergileyecektir. Bu da kişinin kendini geliştirmesi, tamamlaması ve hatta pekiştirmesi anlamına gelmektedir. Felsefe yaşamı pekiştiren bir uğraştır.

İnsanların sosyoekonomik durumları, düşünme tarzlarını nasıl etkiler? Tartışınız.

İnsanların sosyoekonomik durumlarının düşüncelerini, yaşam tarzlarını ve dünya görüşlerini, hatta zevklerini beklentilerini ve ilgi alanlarını da direkt olarak ve tek başına belirlediğini söyleyen düşünce ekolü materyalizmdir. Karl Marx’ın temel taşlarını sosyoekonomik modeller üzerine kurduğu materyalizme göre bizler içerisine doğduğumuz sosyoekonomik topluluğun belirli karakter özelliklerini taşıyor ve yüksek frekanslı değişimler yaşanmadığı sürece yaşamdan bu topluluğun çerçevesinde şeyler bekliyoruz. Karşımıza çıkan her bir durum ya da olayı, politik partilerin seçim kampanyalarını, yeni yasa torbasında olan bir yasa tasarısını, seçim sonuçlarını ya da ülkede gelişen bir skandalı yorumlama şeklimiz de haliyle sosyoekonomik durumumuz ile yakından ilgili hale geliyor. Çünkü sosyoekonomik ortam bireyin içerisinde yaşadığı kültürü şekillendiriyor.

 

Kültür ile bireyin zihin örüntüleri ise karşılıklı olarak sürekli bir etkileşim halindeler. Böyle bir durumda insanlar, kendi tüketim ve üretim alışkanlıkları, kendi ekonomik güçleri doğrultusunda oluşturdukları rutinler çerçevesinde her şeye bakış açılarını oluşturuyorlar. Gerçekten ‘’her şeye’’. Örneğin dini yaşama biçimleri de, siyasi partiyi destekleme konusundaki radikallik oranları da, oy verme davranışları da, aylık market alışverişi harcamalarındaki reyon dağılımları da kişilerin sosyoekonomik ortamlarının gerektirdiği ve el verdiği şekilde gerçekleşiyor. Dolayısıyla bireyleri içerisinde bulundukları sosyoekonomik çerçeveden yalıtarak ele almak ve davranışlarını bu şekilde incelemek bizleri büyük yanılgılara sürükleyebilir.  Birey, çevresindeki konteks ile birlikte bireyliğini eline alır.