Herhangi bir ülkeye gitmek için yapılması gereken resmi işlemleri araştırınız.

Öncelikle gitmeye karar verdiğiniz ülkenin şartlarına bakmanız gerekiyor. İlk almanız gereken belge tabi k pasaport olacaktır. Bunun yanı sıra gitmek istediğiniz ülke vize istiyor mu? Yahut başka şart koşuyor mu bunlara bakmanız gerekecektir.

Her ülkeye gidebilirsiniz ama hiçbir ülkeye de gidemezsiniz. Burada tamamen sizin istediğiniz önemlidir. Gerçekten isteyip istemediğinizi anladığınız andan itibaren işlemlere şöyle başlayabilirsiniz:

 

  • Pasaport için ilgili il emniyet müdürlüğüne gitmek
  • Vize için gitmek istediğiniz ülkenin konsolosluğuna başvuruda bulunmak
  • Oralarda konaklama için gerekli planınızı yapıp otel ayarlamak

 

Pasaportun farklı çeşitleri mevcuttur. Bunları yine maddeler halinde aşağıda sıralıyorum:

  • Yeşil pasaport(hususi)
  • Bordo pasaport(umuma mahsus)
  • Siyah pasaport(diplomatik)
  • Gri pasaport(hizmet)

 

Sizler bunlardan yeşili ile işlem yaptıracağınızdan yeşil pasaport için müracaat edebilirsiniz. Diğer bir konu gitmek istediğiniz ülke vize istiyor mu ? Eğer istiyorsa gerekli şartlarına bakmak gerekli. Bu şu demektir gitmek istediğiniz ülke turistliğinizi evet kabul edebilir ancak bu süre zarfında burada konaklayabileceğiniz kadar mal varlığına sahip misiniz ? Sahip iseniz gerekli belgeleri temin etmeniz gerekmektedir. Gitmek istediğiniz ülke de belgeler üzerinden bir araştırma yaptıktan sonra sizi kabul edebilmekte veya etmemektedir. Yani her halukarda vize isteyen ülkenin onayını beklemek zorundasınızdır. Eğer o işleminizde onaylanırsa uçak bileti almak dışında başka işlemin kalmamış olacaktır.

Faydalı işler yapmak konulu kısa bir konuşma

“Faydalı işler yapmak” konulu kısa bir konuşma yapınız.

Faydalı işler az değil ki kısa konuşalım. Tabi önce biz kendimize bakmalıyız. Bakalım biz ne kadar faydalı olabiliyoruz. Yoksa söylenilene kargaları bile inandıramayız. Biz yapabildiklerimizden örnekler verelim. Yapmak istediklerimiz den de bahsetsek kimseyi incitmeyiz herhalde.

Faydalı bir girişimde bulunmak istiyorsak önce niyetimizi kontrol etmeliyiz. Art niyet taşımamalı kötü düşünce gözetmemeliyiz. Desinler diye yapmak kötü düşüncedir, ilerde işim düşer diyerek karşılık beklemek kötü düşüncedir yahut para veya herhangi bir karşılık beklemek kötü düşüncedir. Faydalı olabilmek için karşı tarafı da incitmemeli mahcup etmemeliyiz. Bakın insanların bazıları ihtiyacı yokken dilenir ister bazıları ihtiyaç sahibidir isteyemez. Biraz ferasetli bakmalı doğruyu görmeye gayret göstermeliyiz. Haklıyı haksızı da görmeliyiz.

 

Bir insanın herhangi biri için söylüyorum ufak bir ihtiyacını gidermek borç para vermek de olabilir, duygusal anlamda dertleşmek de olabilir, çalıştığınız işle alakalı bir yardım istemiştir onu yerine getirmek olabilir. Kısaca her şey olabilir.

Bunları yaparken karşı tarafa kırıcı davranmamak mütevaziliği elden bırakmamak en büyük faydadır bence. Kişilere sağlanan faydalı işler evet onları mutlu edecektir ama kendi içinde size ondan çok bana şöyle kötü davranabilirdi ama böyle iyi davrandı diye teşekkür edecektir. Yaptıklarınızla anılmak istemeyin siz yapın zaten anılırsınız. Hem ne demiş iyilik yap denize at balık bilmezse Halık bilir.

Hayatınızda sizi teselli eden şey nedir?

Hayatınızda sizi teselli eden şey nedir? Açıklayınız

İnsanlar doğar büyür ve ölürler. Ülkemiz genelinde ortalama bir insan yaşı 75-80 yıl desek geçipyor. Önemli bir ilaç olarak adlandırdığımız zaman hızla akıp gidiyor. Bizler farkına varamıyoruz bu kıymetli hazinenin. Belki azalınca anlayacağız ya da bitince..

Hayat ise bu kısa zamana sığdırdığımız bize bizi unutturan meşguliyetlerin tümü oluyor. Bir tarafta ailemiz oluyor diğer tarafta arkadaşlarımız. Diğer bir tarafta iş. Hepsi ayrı hepsi farklı duygular yaşatıyor insana. Bizler bu kargaşada kendimizi unutuyoruz. Neye nasıl davranacağımızı düşünürken kendimize haksızlık ediyor kendimize nasıl davranmamız gerektiğini unutuyoruz.

 

Mutluluklar hep üst üste gelmiyor. Ne sende nede çevrende ki bir başka kişi de. Ama üzüntü öyle mi ? bir üşüştü mü insanın başına hepsi birden geliyor. Mutluluk çabuk geçiyor üzüntü ise sürdükçe sürüyor. Nasıl yaşamaya karar veremeden bitecek sanırım hayat.

Ama olsun umutlar var. Hem de bizi teselli edecek kadar büyük. Tesellinin kralı olacak kadar çok. Yaşamayı sürdürmek için gerekli diyor bazıları; belki de.. İşin aslı daha farklı diye düşünüyorum. Umut hayatın ta kendisi. Zenginin de umudu mutluluk fakirinde. Mutluluğa ulaşmak istediğimiz yol umut. Kimi parada umar mutluluğu kimi huzurda. Buda seni ilgilendirir karar senin. Sen istediğini düşün ama umut etmeyi bırakma yoksa intihardan farkı kalmaz bunun. Sonraki hayatında bir ölü gibi yaşarsın..

Vatan savunması sizin için ne ifade ediyor?

Vatan Savunması Nasıl Yapılmalı?

 

Vatan, üzerinde yaşadığımız ve uğruna canımızı, kanımızı verdiğimiz,  sınırları belli olan kara parçasıdır.

Vatan namustur. Namusta uğruna ölünecek en önemli değerlerimizdendir. Bu nedenle vatanın savunulması için gerekirse malımızı, canımızı seve seve veririz. Vermeliyiz.

Vatan savunması, sadece savaşla olmaz. Vatan savunması, barış zamanı da hazırlık yaparak, ülkenin gelişimi için çalışarak, ülkeyi kalkındırarak da olur. Teknolojiyi, bilimi, eğitimi geliştirerek, ülkemizi severek, ülkemizin çıkarlarını her çıkarımızdan üstün tutarak da olur.

Vatan savunması, ülkemizi daha yaşanılır bir yer haline getirerek, insanların daha mutlu olduğu, refah ve huzurlu yaşadığı bir yer haline getirerek de olur.

 

Savunma sadece cephede olmaz. Ki zaten artık eskisi gibi cephe savaşları da kalmadı. Savaşlarda eskisi gibi silahlarla yapılmıyor. Ülkenin imajının olumlu yönde geliştirilmesi, daha yaşanılır bir ülke haline getirilmesi, temizliği, milli gelirinin artırılması, diğer ülke vatandaşlarının da yaşamak isteyebileceği en azından gelip gezeceği bir yer haline getirmek de bir savunma durumudur.

Vatan savunması sadece savaşla yapılmaz, günümüzde başta teknolojik gelişme olmak üzere tüm alanlarda ülkemizi geliştirerek vatan savunması gerçekleştirmiş oluruz.

Vatanınıza karşı sorumluluklarınız nelerdir?

Sizin bir öğrenci olarak vatanınıza karşı sorumluluklarınız nelerdir? Anlatınız.

 

Vatan, üzerinde huzurlu ve rahatça yaşadığımız, sınırları belli kara parçasıdır. Vatan, gerektiğinde canınızı vermek için beklediğimiz sınırlardır. Sorumluluk ise; bizden büyüklerimizin yapılmasını beklediği olumlu ve güzel davranışlardır.

Vatanımıza karşı birçok sorumluluğumuz bulunmaktadır. Öğrenci olarak ilk görevimiz derslerimize çalışmaktır. Derslerimize çalışarak, hem anne babamızın umutlarının ve yaptığı  harcamalarının hem de devletimizin bizim için yaptığı harcamaların boşa gitmemesini sağlarız. Yine başta anne ve babamıza, kardeşlerimize ve komşularımıza ve okuldaki arkadaşlarımıza iyi davranarak ülkemizin daha güzel olmasını sağlarız. Vatanımıza karşı bir sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz.

Çöplerimizi çöp kutusuna atarak, oturduğumuz masa ve sandalyelere zarar vermeyerek vatanımıza iyilik yapmış oluruz. Derslerimize çok çalışarak, öğretmenlerimizi dinleyerek, vatanımızın daha yaşanır bir hale getirerek de sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz.

 

Bunların dışında da atanımıza karşı birçok sorumluluğumuz vardır.  Öncelikle saygılı bir insan olmalıyız. Yerlere tükürmemeliyiz. Arkadaşlarımızı rahatsız etmemeliyiz, insanların mutluluğu için çalışmalıyız. Ülkemize gelen turistlere ülkemizi iyi tanıtmalıyız. Onların ülkemiz hakkında yanlış bilgilere sahip olmalarına sebep olmamalıyız. Kendimizi iyi yetiştirerek, kardeşimizin, abimizin, ablamızın iyi yetişmesine yardımcı olarak vatanımıza karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmeliyiz.

Alışveriş yaparken, fişimizi almalı, fiş almayanları uyarmalıyız ki devletin en önemli gelir kaynağı olan vergi daha fazla toplanabilsin. Elektriği, suyu, doğalgazı boşa harcamamalıyız, harcayanları da uyarmalıyız. Vatana karşı en büyük sorumlulukta her şart ve zorluk altında dahi vatanımızı sevmeye devam etmeliyiz.

Sizce engel nedir?

Engel Kendimiziz

Engel, yapılmak istenen şeyin yapılmasını zorlayan, yapılmamasına sebep olan, olayın olumsuz sonuçlanmasına sebep olan şeylerin bütünüdür.
Yazımızda engelli vatandaşlarımızdan bahsetmek istiyorum. Engel aslında insanın zihnindedir. Fiziksel olarak zorluklar yaşayıp da düşünsel olarak engeli olamayan bir çok insan görünürde bir engeli olmayıp, düşünsel olarak olumsuz düşünen, yapamayacağını düşünen birçok insan daha fazla aktif olmaktadır. Buna en güzel örnek de dünyaca ünlü fizikçi Stephan Hawking’tir. Görünürde fiziksel olarak bir engellidir. Tekerlekli sandalyede yaşamıştır. Ellerini, kollarını hareket kısıtlaması mevcuttur. Ancak düşünce olarak bir engeli yoktur. Yapamam dememiştir. Ve bugün dünyada milyarlarca engelsiz insandan daha fazla iş yapmıştır, dünyayı etkilemeyi başarmıştır.

 

Yine çevremize bakarsak, ya da ülkemizdeki sporculara bakarsak, sağlam fiziğe sahip milyonlardan daha başarılı ve hayat dolu insan görmemiz mümkündür. Bu da bize engelin aslında zihnimizde bir duvar olduğunu, o duvarın büyümesine izin verirsek fiziksel olarak engelimiz olmasa da engelli olabileceğimizi, o duvarın yıkılmasını sağlarsak da fiziken engelli olsak da aslında engelli olmadığımızın en güzel örneklerini teşkil etmektedir.
Engeli insanın kendisi oluşturmaktadır. Ön yargılarımızla aslında hayata engelli bakabiliriz. İnsanlar hakkında, ya da başka varlıklar hakkında gereksiz ve bilgisizce yargılarda bulunarak onlar hakkında kendimize engel koyarak aslında bir engelli oluruz.

Engel, fizik şartlardan çok zihinseldir ve insan kendisi karar vermektedir engellik oranına.

Resmi kurumların ve sosyal yardım kuruluşlarının engelliler için yaptığı çalışmaları araştırınız.

Engelliler İçin Yapılanlar

Bugün, ülkemizde resmi devlet kurumları ve sosyal yardımlaşma dernekleri engelliler için birçok çalışma gerçekleştirmektedir. En başta da okullaşma oranları artırılmaya çalışılmakta, engelliler için okula gitmede engellerin kaldırılması için her şey yapılmaktadır.

 

Engellilerin rehabilitasyon merkezlerinden daha kolay yararlanmaları için bu merkezler tamamen ücretsiz hale getirilmiş, neredeyse her sokakta bu merkezlerin açılması sağlanmış, yine bu okullara giderken ve gelirken servislerin ücretsiz olması sağlanmıştır.

 

Engelli vatandaşlara bakan aile bireylerine maaş bağlanıp, hayatları bir nebzede olsa kolaylaştırılmaya çalışılmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi okulların tümünde özel alt sınıflar açılmış ve engelli öğrencilerin normal eğitim ve öğretimden geri kalmamaları için önlemler alınmıştır, yine bu okullara da servisler ücretsizdir.

 

Okul sonrası engellilerin çalışması için gerekli çalışmalarda yapılmıştır. Belli sayısının üstünde çalışan sayısı olan iş yerlerine engelli çalışan alma şartı getirilmiş, devlet memuru olarak da çalışmaları için pozitif ayrıcalıklar tanınmıştır.

 

Engelli vatandaşlar hakkında maalesef olumsuz algıya sahip vatandaşların bu görüşlerinden sıyrılmaları için başta kamu spotu olmak üzere birçok mecra yoluyla harekete geçilmiştir.

 

Sosyal yardım kuruluşları ve özel kurumlar, görme ve duyma sorunu olan vatandaşlar için özel alfabe ile kitap basımı ve kitapların sesli okunması konusunda ön ayak olmuş ve engelli vatandaşların da kitaplardan yararlanması konusunda kolaylık sağlamışlardır.

Kurtuluş Savaşı’nda savaşan Şerife Bacı hakkında ne biliyorsunuz?

Bir Kahraman: Şerife Bacı

 

Bundan 90 yıl önce Türk milleti yok olma ile karşı karşıya kalmıştı. Elinde yiyecek ekmeği kalmamış, ordusu dağıtılmış, düzenli askeri kalmamış, ülke birçok noktadan birçok ülke tarafından işgal edilmişti.

Tarihi boyunca Türk milleti aç kalsa da, silahı kalmamış olsa dahi özgürlüğü, namusu ve vatanı için canını seve seve vermiştir. Hem de kadın erkek demeden. Kadınlar da en az erkekler kadar savaşlarda canını dişine takmış ve vatanını korumuştur. Kurtuluş Savaşımızda birçok kadın kahramanımız mevcuttur. Bunlardan en bilinenlerinden bir de Şerife Bacıdır.

 

Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul ve diğer yerlerden Ankara’ya Anadolu’ya silah sevkiyatı yapılmaktaydı. Sevkiyat yapılan yerlerden biri de Kastamonu’ydu. Burada kadınlar da silahların saklanması ve korunmasında aktif görev yapmaktaydılar. Şerife bacı da küçük bebeğine rağmen cephede silahların korunması ve sevkiyatında canla başla savaşıyordu. Hayatının baharında daha 20 yaşında küçük bebeğinin üşümesini de göze alarak, top mermilerinin ıslanmasının engellemek için bebeğinin battaniyesini dahi mermiler üstüne sermiştir. Bebeği Elif’i ise top mermiler arasında taşıyordu. Ancak, top mermilerini taşırken maalesef bebeği ile birlikte donmuş ve şehit olmuştu. Acıklı ama bir o kadar kahramanca bir şekilde vefat eden Şerife Bacı, tarihteki şanlı yerini almıştı 1921 yılında…İsmi bugün Kastamonu’da birçok yere verilerek tarihteki yerini hiç unutturmayacak ….

 

İstiklal Marşı bizim için neden önemlidir?

Düşmana Her Daim Sözümüz: İstiklal Marşımız

 

İstiklal bağımsızlık demektir. Bir milletin en önemli ve en başta gelen özelliği bağımsız olmasıdır. Türk milleti tarihin hiçbir vaktinde istiklalinden bağımsızlığından taviz vermemiştir.

Milletler, bağımsızlıklarını, istiklallerini tüm dünyaya duyurmak isterler. Bunu da sembollerle yaparlar. Bu sembollerden bazıları, kendi diline sahip olmak, kendi paranı basmak ve kendi marşını çalmaktır.

Türk milleti bundan 90 yıl önce yine bir yok olma davası ile karşı karşıya kalmıştı. Ya köleliği kabul edecek, başka milletlerin boyunduruğu altında yaşayacaktı, ya da ölme pahasına istiklalini bağımsızlığını koruyacaktı. Elinde ekmeği, silahı olmadan ölmeyi de göze alarak istiklalini korumayı seçti.

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yıllarca savaştı ve istiklalini geri kazandı. İstiklalini kazandığını ve nasıl kazandığını hem tüm dünyaya duyurmak hem de gelecek nesillere aktarmak için bir ulusal marş gerekmekteydi. Yapılan yarışma sonucunda milli şairimiz, Mehmet Akif ERSOY’un 10 kıta olarak yazdığı mükemmel şiir “İstiklal Marşı” olarak kabul edildi.

İstiklal Marşımız tüm dünyaya bağımsızlığımızın ilanı olduğundan bizim için son derece önemlidir. İstiklal Marşımızı her söylediğimizde topraklarımızda gözü olanlara bugüne kadar ne yaptıysak yine aynısı yapmaya hazır olduğumuzu haykırmış oluyoruz.

Düşmanlarımıza karşı kardeşlerimize “Korkma”           diyor, düşmanlarımıza ise korkmalarını söylüyoruz.

Umarız ki bir daha İstiklal Marşı yazmak zorunda kalmayız ancak, zorunda kaldığımızda da yazmaktan geri kalmayacağımızı tüm dünyaya İstiklal Marşımızla her zaman söylemeye devam edeceğiz.

 

İstiklal kelimesi size ne çağrıştırıyor?

İstiklâl Denince

İstiklâl, bir devletin, milletin en temel hedefi, olmazsa olmazı, yani bağımsızlığını ifade eder. İstiklal gelecek demek, yaşam demektir millet için.

İstiklâli olmayan millet bağımsızlığını, geleceğini, kendini koruyamaz ve böylece tarih sahnesinden silinip gider.

Türk milleti tarih boyunca istiklalini korumak için birçok defa göğüs göğüse savaşmış, esir etmiş, ölmüş ve öldürmüş ama asla istiklalsiz yaşamamıştır. Tarihin en zor zamanında, ekmeksiz kaldığında bile istiklalinden taviz vermemiştir.

En son Kurtuluş Savaşında yok olmanın eşiğine geldiğinde, Atatürk önderliğinde bağımsızlığı için canını, malını her şeyini vererek istiklâlini, bağımsızlığını korumuş ve ebediyen yaşayacak İstiklâl Marşı ile bu sevdasını bayraklaştırmıştır.

Tüm dünya bilmektedir ki, Türk milleti istiklâli için gözünü kırpmadan canını vermektedir. Bundan dolayıdır ki düşmanlarımız birçok defa direk karşımıza çıkmak yerine hile hurda ile bizleri alt etmeye çalışmaktadır.

İstiklâl; şehitlerimizi, kahramanlarımızı, vatan toprağı için bir saniye bile düşünmeden canını verenleri hatırlatır bizlere

Bugün topraklarımızda serbestçe geziyorsak, dilimizi rahatça konuşuyor, dinimizi serbestçe yaşıyorsak bunu İstiklâl için canını bir saniye düşünmeden verenlere ve vermeye devam edenlere borçluyuz.

İstiklâli olmayanın istikbali, geleceği olmayacaktır. Olması mümkün değildir. İstiklâlsiz bir milletin ayakta kalması, geleceği kendisini taşıması mümkün değildir. Başka milletlerin hükmü altında yaşayan milletler zamanla yok olacaklardır.Bu nedenle istiklâlsiz yaşamak bir millet için özellikle de Türk milleti için düşünülemez.